Etiket: “Cumhuriyeti

  • Cumhuriyeti işaret diliyle kutladılar

    Bucalı kursiyerler, cumhuriyetin 95. kuruluş yıl dönüme özel ve anlamlı bir mesaj yayınladı. Buca Belediyesinin işaret dili kursiyerleri eğitimlerinin ilk haftasında Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” sözünü işaret diliyle anlatıp 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı.

    Buca Belediyesinin Buca Halk Eğitim Merkezi işbirliğiyle hayata geçirdiği, ailesi ve çevresindeki işitme engelli bireylerle daha iyi iletişim kurmak isteyen vatandaşların ve öğretmen adaylarının yoğun ilgi gösterdiği İşaret dili kursu gurur veren çalışmalarıyla dikkatleri çekiyor. Buca Belediyesi Çamlıkule Spor, Kültür ve Sanat Merkezinde açılan ve yaklaşık 2,5 ay sürecek işaret dili eğitimlerine başlayan kursiyerler, kendilerine özgürce yaşam ve eğitim şansı veren Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e şükranlarını sunmak için ve kurduğu cumhuriyete bağlılıklarını anlatmak için anlamlı bir çalışmayla ortaya koydu.

    Eğitimlerinin ilk haftasında harfleri öğrendikten sonra harekete geçip sıkı çalışmaya girişen kursiyerler, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na özel çalışma hazırladı. 17 Bucalı kursiyer, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” sözünü işaret diliyle aktardı, cumhuriyetin 95. yılını kutladı.

  • Binlerce kadın Cumhuriyeti dans ederek kutladı

    Bu yıl 95. yılı kutlanan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında İzmirli kadınlar açık havada zumba, step, plates ve aerobik yaparak Cumhuriyet Bayramı’nı hem dans hem de spor yaparak kutladı.

    Konak Belediyesi’nin erken başlattığı kutlamalar kapsamında İzmir’de çok farklı bir etkinliğe sahne oldu. Göztepe ve Alsancak olmak üzere ilçenin iki farklı noktasında gerçekleşen Cumhuriyet buluşmalarına binlerce kadın katıldı. Üzerinde Atatürk posteri bulunan kırmızı tişörtleriyle göz dolduran kadınlar müzik eşliğinde dans etti. Konak Belediyesi’nin kadın Belediye Başkanı Sema Pekdaş da kutlamaların Alsancak bölümüne katılarak İzmirli kadınların coşkusuna ortak oldu.

    Göğüslerinde Atatürk ile dans ettiler

    Spora ve sanata önem veren Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e İzmirli kadınlar spor ve dansın bileşiminde oluşan gösterisiyle minnet ve şükranlarını sundu. Modern ve çağdaş Türk kadının isterse her alanda olduğu gibi spor ve dansta da başarılı olabileceğini gösteren İzmirli kadınlar üzerlerinde Atatürk posterli kırmızı tişörtleri, ellerinde Türk Bayrağı’yla alanları gelincik tarlasına dönüştürdü. Göztepe Denizatı Parkı ve Alsancak Vapur İskelesi önünde sahnelenen etkinlikleri seyreden İzmirliler de hareketli şarkılar karşısında yerinde duramadı ve zaman zaman danslara oldukları yerden eşlik etti.

    “Cumhuriyet şarkılar söyleyerek kutlanmalı”

    Etkinliğe üzerinde Atatürk baskılı tişörtüyle katılan Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş, Kurtuluş Savaşı’nı veren, Cumhuriyeti kuran değerlerin hiç kimse tarafından değersiz kılamayacağını söyledi. Pekdaş, “Kurtuluş Savaşı cephe cephe kan dökenler, Lozan Antlaşması’nda kapitülasyonların kaldırılması için mücadele vererek, bu ülkenin ekonomik bağımsızlığını, adli bağımsızlığını sağlayanlar İnsanların sokaklarında spor yaptığı, dans ettiği bir ülkenin hayalini kurmuşlardır. Biz Cumhuriyeti sadece resmi törenlerle kutlamayı az buluyoruz. Cumhuriyet bu milletindir, cumhuriyet kadınlarındır. Sadece resmi törenlerle kutlanamaz. Sokaklarda danslarımızla, coşkumuzla cumhuriyeti kutlarız” dedi. 9 Eylül İzmir kurtuluşunun gecesinde Belkahve’den İzmir’i seyreden Atatürk’ün silah arkadaşlarına Cumhuriyeti çocuklar gibi şarkılar söyleyerek, eğlenerek kutlamayı teklif ettiğini hatırlatan Pekdaş, “İşte cumhuriyet böyle kutlanmalı. Dans ederek, şarkılar söyleyerek” diye konuştu. Konak Belediyesi’nin Cumhuriyet kutlamaları kapsamında katılımcılar; Emine Akkulak, Nur Üzümcü, Yağmur Yılmaz, Gözde Kaçamak Hastürk, Pınar Doğan, Çiğdem İnsel, Yeşim Tokkal, Figen Askeri ve Mine Metin eşliğinde step, plates ve aerobik yaparken, Zeynep Davul ile de zumbadaki yeteneklerini gösterdi.

  • Çocuklar Cumhuriyeti anlattı

    Muratpaşa Belediyesi’nin Merkez Şube kreşinde minik öğrencilerine “Cumhuriyet Nedir?” diye soruldu, çocuklardan birbirinden ilginç cevaplar geldi. Çocuklar, Cumhuriyeti “mutluluk, bayrak, Atatürk’ü sevmek, paylaşmak, ‘Atatürk kalbimizde yaşıyor’ demek, bayram gibi kutlamak” diyerek anlattı.

    Muratpaşa Belediyesi’nin Çağlayan, Ermenek, Konuksever, Dutlubahçe ve Bayındır-Soğuksu mahallelerinde bulunan kreşlerinde Cumhuriyet Bayramı coşkusu yaşanıyor. 560 öğrencinin devam ettiği kreşlerde her sınıf kendi Atatürk ve Cumhuriyet köşesini oluşturdu. Belediyenin Çağlayan Mahallesi’nde bulunan Merkez Şube Kreşi’nde ise öğrenciler, Pazartesi günü kutlanacak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı öncesi son okul gününe kırmızı-beyaz giyinerek geldi. Kendilerini yaptığı Türk bayraklı taçları takan, Atatürk fotoğraflarından oluşan dev kalp işaretleri yapan çocuklar, Cumhuriyetin ilanının 95’inci yıl dönümünü kutladı.

    Şubede 5 yaş öğrencilerinin devam ettiği Uranüs sınıfında öğretmenleri çocuklardan “Cumhuriyet Nedir?” sorusuna yanıt vermelerini istedi. Çocuklar, ‘cumhuriyet’ dendiği anda akıllarına gelen ilk şeyi söyledi. Öğretmenleri çocuklarını bir çırpıda söylediklerini kağıda geçirirken ortaya birbirinden ilginç cevaplar çıktı. Minik öğrenciler, cumhuriyeti “Mutluluktur. Bayraktır. Atatürk’ü sevmektir. Paylaşmaktır. ‘Atatürk kalbimizde yaşıyor’ demektir. Bayram gibi kutlamaktır” diyerek anlattı.

  • CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztrak: “McKinsey, Türkiye Cumhuriyeti hazinesine kayyum olarak atanmıştır”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Amerikalı şirket McKinsey ile çalışılacağı açıklamasına ilişkin, “McKinsey, Türkiye Cumhuriyeti hazinesine kayyum olarak atanmıştır” dedi.

    CHP’nin Abant’ta 1. Dönem Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı’nın 2’inci gününde CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak basın açıklaması yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın ABD gezisine ilişkin konuşan Öztrak, “Adalet ve Kalkınma Partisi’nin genel başkanı ABD gezisinde şöyle bir söz etti; ’Brunson olayının bizim ekonomimizle ilgisi yok.’ Hatırlayın, önce şu sözler vardı. ’Ezanımıza, bayrağımıza saldırı oluyor. Döviz kuru değil döviz kurşunu.’ Şimdi oralardan Brunson olayının bizim ekonomimizle bir ilgisi yok noktasına geldik. Bugünlerde bunun söyleniyor olması açıkçası Brunson’un serbest bırakılacağına dair piyasalardaki beklentileri güçlendirdi. Bu çerçevede de Türk lirası dolar karşısında bir miktar değer kazandı. Yine New York’ta yatırımcı konferansında Cumhurbaşkanının damadı Hazine ve Maliyeden Sorumlu Bakan, YEP adını verdikleri Orta Vadeli Programı iş dünyasıyla, akademisyenlerle beraber yaptıklarını söyledi. Ama sendikalar, ziraat odaları, meslek örgütleri bu işin neresinde bununla ilgili hiçbir açıklama yapmadı” dedi.

    “McKinsey skandallarla iflas eden bir şirketin de danışmanıydı”

    Amerikalı McKinsey şirketinin daha önce iflas eden Enron şirketinin de danışmanlığını yaptığını belirten Öztrak, “Berat Albayrak ABD’de bir açıklama yaptı. Dedi ki, ’Biz bu Orta Vadeli Program hedeflerinin izlenmesiyle ilgili kurmuş olduğumuz Kamu Maliyesi ve Dönüşüm Ofisi ile ilgili danışmanlık görevini McKinsey adlı firmaya verdik’ dedi. Şimdi McKinsey 16 bakanlığın temsilcisi. Tüm hedefleri ve sonuçları 3 ayda bir kontrol edecek dendi. McKinsey bir yönetim danışmanlık şirketi ama Mckinsey aynı zamanda geçmişte büyük skandallarla iflas eden Enron şirketine de danışmanlık yapmış olan bir şirket. Hatırlayalım OVP ne diyordu, dolardaki sıçrama ABD hükümetinin yaptırımları nedeniyle meydana geldi deniyordu. Şimdi OVP’nin hedeflerini bir Amerikan şirketi denetleyecek. Bunu da Türkiye’de değil ABD’deki Amerikalı iş adamlarına bir müjde olarak söylüyorlar. İşi evirip çevirmeye ihtiyaç yoktur. McKinsey, Türkiye Cumhuriyeti hazinesine kayyum olarak atanmıştır” ifadelerini kullandı.

    “McKinsey, devlet hazinesinin en mahrem yerlerine kadar gidecek”

    Geçmişte orduda kozmik oda vakasının yaşandığını ve şimdi de Türk maliyesinde, hazinesinde kozmik oda vakasının yaşanmak üzere olduğunu ileri süren Öztrak, “AKP iktidarının şöyle bir huyu var. New York‘ta doğruları söylüyorlar Ankara’ya gelince şaşıyorlar. Bu çerçevede de McKinsey şirketiyle ilgili açıklamayı damat yaptı. Buna baktığımızda açıkçası Türkiye Cumhuriyeti’nin bir bürokrasisi var. Bu bürokrasi yıllardan beri bu ülkeye hizmet ediyor. Ama bu bürokrasiyi bir yana bırakıyorsunuz, o tecrübeyi de bir kenara itiyorsunuz dışarıdan bir tane danışmanlık şirketine bu işleri veriyorsunuz. Çok açık söyleyeyim, bu yönetim kurullarına yapılana atamalar, bakanlıklara damadın atanması, yine bu şirketin getirilip danışman olarak tutulması Türkiye’nin adeta bir aile şirketi gibi yönetildiğini gösterir. Ne yapacak bu McKinsey şimdi? Hedeflere bakacak, sonuçlara bakacak, sonuçları yeterli görmeyecek devlet hazinesinin en mahrem yerlerine kadar gidecek ve oralardan bilgi almak isteyecek. Sonra bunları tamamen kendisinde tutacak, kimseyle paylaşmayacak. AKP iktidarında daha önce orduda bir kozmik oda vakası yaşamıştık. Şimdi de Türk maliyesinde, hazinesinde bir kozmik oda vakası yaşamak üzereyiz. Burada şu soruları da mutlaka sormamız gerekiyor. Bu şirkete danışmanlık görevi verilirken bir ihale yapılmış mı? Yoksa bu da AKP’nin huy edindiği, usul halinde getirdiği adrese teslim ihalelerden birisi midir? İhale yapıldıysa ve bir sözleşme neticesinde çalışılıyorsa bu kuruluşa kaç lira para ödenecektir. 2015’ten bu yana devletin bir bürokrasisi var ama danışmanlık hizmetlerine 70 milyar Türk lirası ödenmiş. Bu senenin ilk 8 ayı dahil ödeme 70 milyar lirayı aşmış. Dolayısıyla bu kuruma ne kadar para ödeneceği konusunda mutlaka kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    “Mckinsey IMF’den de beterdir”

    IMF’nin yönetiminde bir Türk temsilci bulunduğunu ancak Mckinsey’de böyle bir durum olmadığını belirten Öztrak, “Açıkçası bu Mckinsey IMF’den de beterdir. Mckinsey’in yönetiminde Türkiye yok. IMF’nin yönetiminde Türkiye’den bir temsilcisi vardır. IMF bizim de ortağı olduğumuz bir kuruluş. Ama bu Mckinsey ’Ben beğenmedim bu işi. Bu rakamlarda sorun var’ dediği andan itibaren ciddi sıkıntı çıkacaktır. ’Bu rakamları başka bir yerde kullanma’ dediğimiz zaman ne kadar buna uyacaktır? Bu konularda çok dikkatli olmak gerekiyor. Bu Türk bürokrasisi açısından iyi bir durum değildir. Türk bürokrasisinin yabancı bir kuruluşa denetlendirilmesi, Türk bürokrasisinin yapacağı işleri bir yabancı kuruluşa yaptırması, her gün ağızlarından yerlilik ve millilik sözleri düşürmeyen bu yönetimin herhalde ne kadar yerli ve milli olduğunu ortaya koymaktadır. Bu gerçekten Türk ekonomi yönetiminin vesayet altına alınmasıdır. Türk bürokratlarının da şevkini kırar. O nedenle bu projeden vazgeçilmesi lazımdır. Bu işleri denetleyecek bir sürü yerli firma var. Bir zamanlar derecelendirme kuruluşlarına demediğiniz kalmadı. ABD yönetiminin almış olduğu tedbirlerin Türk lirasının değer kaybetmesinde etkili olan ABD’nin yaptırımları derken, şimdi Türkiye’nin uygulayacağı programı götürüp bir ABD’li firmaya teslim ediyorsunuz. Buna açıkçası bu ne perhiz bu ne lahana turşusu derler” dedi.

    “İktidarın yaklaşımıyla bu kriz 6 yılda çözülmez”

    Krizin 6 ayda çözülebileceğini ancak hükümetin mevcut yaklaşımıyla krizin 6 yılda çözülemeyeceğini söylen Öztrak, “Geçtiğimiz hafta da konkordatolar devam etti. Bir yemek firmasının dahi konkordato ilan etmek zorunda kalması aslında bu Türk lirasının değerindeki hareketlerin ne kadar ekonominin gerçek durumunu yansıtmadığını açıkladığını düşünüyorum. Diğer taraftan faizlere baktığınız zaman da faizler geçtiğimiz hafta artmaya devam etti. Türkiye’nin çok ciddi sorunları var. Hep söylediğimiz gibi eğer bu ülkenin gerçek sorunu olan güven problemini çözecek bir programı ortaya koyamazsanız, kredibilite meselesini halledemezseniz, Türkiye’deki bu sıkıntı giderek daha da artacak demektir. Bu kriz aslında 6 ayda çözülür. Ama iktidarın mevcut yaklaşımıyla, Cumhurbaşkanı’nın, tek adamın mevcut yaklaşımıyla bu krizin 6 yılda çözülmesi mümkün değildir. OVP’ye de baktığınızda Türkiye’nin gerçekten büyümesinin son derece düşük tutulduğunu da görürsünüz. Büyümeyi düşük tutarak bu meseleyi çözmek, gerçekçi olduğunuzu iddia ederek bu meseleyi çözmek mümkün değildir. Bir an önce ekonomide alınması gereken önlemler alınmalıdır. Ne alınacak diye merak ediyorlarsa krizin başında genel başkanımızın açıklamış olduğu 13 maddeye baksınlar, orada yapılacak şeyleri hangi hatta hareketin izleneceğini gayet açık seçik göreceklerdir” dedi.

  • Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti 100 yaşında

    Uludağ Üniversitesi Rektörlüğü, kardeş ülke Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yılı dolayısıyla konferans düzenledi.

    Çok sayıda öğrenci ve öğretim üyesinin izlediği konferans, saygı duruşunun ardından Türkiye ve Azerbaycan’ın milli marşlarının okunmasıyla başladı. Açılışta konuşan Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Yüce, iki ülke arasındaki münasebetleri, “Türkiye Azerbaycan, Azerbaycan Türkiye’dir” diye tanımlayarak, kurucularından Mehmut Emin Resulzade’nin ifadesiyle, “Azerbaycanlılar milliyet bakımından Türk, din bakımından İslâm, medeniyet bakımından doğuludur. Kendisine mahsus lehçesi ile Anadolu Türkçesine yakın bir şiveyle konuşan Azerbaycan Türkleri, çeşitli şivelere sahip ve bulunduğu yerlere göre çeşitli isimler taşıyan büyük Türk ağacının bir dalıdır” dedi.

    Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin 28 Mayıs 1918’de Mehmet Emin Resulzade ile devrin kıymetli devlet adamları ve askerleri tarafından büyük bir fedakârlık sonucu kurulduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Yüce, “Bu devlet, Osmanlı imparatorluğu tarafından derhal tanınmıştır. Dış baskıyla ve içteki ağır durumun sebebiyet verdiği ortamda 23 ay yaşamasına rağmen, bu cumhuriyet, en çağdaş devlet yönetimi formunu uygulamış ve bugünkü Azerbaycan’ın temelleri de o dönemde atılmıştır. Mehmet Emin Resulzade’nin ifadesiyle ile ‘Azerbaycan, Müslüman âleminde ilk cumhuriyet, Türk dünyasında ilk devlettir. Türk asıllı bütün devletler genellikle dinî bünye üzerinde kurulmuş oldukları halde Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti çağdaş, milli, bağımsız anlayışıyla Türk milli demokratik devlet yapısına dayalıdır. Azerbaycan Türk’ünün Türk’e olan sevdası kadar bizim de Azerbaycan’a sevdamızın olması gerekmektedir. Azerbaycan Türk’ünün Türkiye’yi tanıdığı kadar bizim de Azerbaycan’ı tanımamız gerekiyor. Bu nedenle bu tür toplantıları sık sık yapmamız gerekiyor” diye konuştu.

    Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Özdal’ın moderatörlüğünde gerçekleşen konferansta, Uludağ Üniversitesi Tarih Bölümünden Nilüfer Mutlu, “Hanlıklar Döneminden Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin Kuruluşuna Dek Azerbaycan Tarihi”ni, Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Murat Jane de “Azerbaycan Demokratik Culhuriyeti’nin Kuruluş Sürecinde Büyük Güçlerin Rolü”nü analiz etti.