Etiket: Cumhuriyete

  • Şahin’den Kılıçdaroğlu’na: “Cumhuriyete sahip çıkmak lafla ve hamasi nutuklar atarak olmaz”

    TBMM eski Başkanı ve AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Cumhuriyete biz sahip çıkıyoruz’ sözüne göndermede bulunarak, “Cumhuriyete sahip çıkmak, beyefendi nutukla olmuyor ki. İşle, hizmetle, vatandaşın sorunlarını çözerek, taş üstüne taş koyarak Cumhuriyete sahip çıkılır. AK Parti de 14 yıldır bunu yapıyor” dedi.

    AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, partisinin Safranbolu ilçe başkanlığı tarafından düzenlenen ilçe danışma kurulu toplantısına katıldı.

    Safranbolu Öğretmenevi’nde düzenlenen toplantıda konuşan Şahin, Cumhuriyet’in 93. yıl dönümünü kutladıklarını ve o dönemde ülkenin durumunun iç acı olmadığını, ancak 93 yıl sonra gelinen noktanın başarılı bir nokta olduğunu söyledi.

    “Daha almamız gereken önemli yol var”

    Ülkenin 93 yılda geldiği noktanın ise yeterli olmadığını, kişi başı milli gelirin 10 bin dolar olduğunu da hatırlatan Şahin, “Kalkınma yarışında bizden daha başarılı olan ülkeler var. Kişi başı milli geliri 40 ile 50 bin dolara dayanan ülkeler var. Bizim almamız gereken önemli bir yol var. Bu yolu alabilmemiz için Türkiye’nin mutlaka istikrar içerisinde yönetilmesi ve büyümeye ihtiyacı var. AK Parti iktidarları döneminde Türkiye 3 kat büyüdüyse bunda siyasi istikrarın payı büyüktür. Türkiye’nin büyümesinde, gelişmesinde, bölgesinde ve dünyada etkin bir konuma gelmesinde rahatsız olanlar var. Onlar bizim hızımızı kesmek için, Türkiye’nin büyümesini mümkün olduğunca engelleyebilmek için terör silahını kullanıyor. PKK, DEAŞ, FETÖ örgütünün amacı da budur. Onlar birer piyon ve maşadır. Özellikle PKK’nin Doğu ve Güneydoğu’da onun siyasi uzantı partisinin gittikçe güç kaybetmesinin nedeni de o bölgede yaşayan insanların artık bu örgütün kendi insanının hak ve hukuklarını korumak için değil, Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir takım odakların piyonluğunu yapmak için çalıştığını gördüklerinden desteklerini kesmeye başladı. Diyarbakır Belediye Başkanı terör örgütüne destek vermek iddiası ile gözaltına alındı ve halkı eylem için davet ettiler ama pek az kişi rağbet etti. Her taraf çöp yığını ve çöpleri toplamıyorlar. Böylece yüzde 75-80 oy ile seçtikleri belediye başkanının, yönetiminin, partinin kendilerine nasıl hizmet ettiğini şimdi Diyarbakırlılar acı acı yaşıyorlar. Bütün bunlar tabii ki, bunların iplerini pazara çıkarıyor” dedi.

    “Cumhuriyete sahip çıkmak, nutukla olmuyor”

    “Cumhuriyete sahip çıkmak lafla ve hamasi nutuklar atarak olmaz” diyerek CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na üstü kapalı göndermede bulunan Şahin, “Bir siyasi partinin genel başkanı dün bir yerde konuşuyor, ‘Cumhuriyete biz sahip çıkıyoruz” diyor. Cumhuriyete sahip çıkmak, beyefendi nutukla olmuyor ki. İşle, hizmetle vatandaşın sorunlarını çözerek, taş üstüne taş koyarak Cumhuriyete sahip çıkılır. AK Parti bunu yapıyor. 14 yıldır yaptığımız Cumhuriyete sahip çıkma adımlarıdır aynı zamanda. Onun için 15 Temmuz’da aman bu Cumhuriyete, demokrasiye zarar gelmesin diye ölümü göze alarak meydanlara çıkan bu millet aynı zamanda Cumhuriyete ve demokrasiye de sahip çıkmıştır. Bu ülkede insanların sorunlarının çözümlerini görmesi, hayatının kolaylaştığını görmesi, devletine, hükümetine, meclise olan güvenini arttırmıştır. En önemlisi ise dün 93. yılını kutladığımız Cumhuriyete olan güvenini arttırmıştır. Cumhuriyete sahip çıkmak ancak hizmetle olur. Taş üstüne taş koymakla olur ve işte biz bunu yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Geleceğe güvenle bakılması ve karamsar olunmamasını da isteyen Şahin, Türkiye’nin zor bir bölgede yer aldığını aktararak şunları söyledi:

    “Askerimiz, tanklarımız Suriye’de ve Irak’ta. Bilmem kaç bin kilometre uzaktaki ülkelerin askerleri oraya gelecek. 60 tane ülkenin Suriye’de Irak’ta da hiçbir sınırı olmayan ülkelerin askerleri gelecek onlara bir şey denmeyecek, oradaki iç çatışmalarda en çok zarar gören Türkiye, gelişmelere sessiz kalmayınca o konuda üzerine düşenleri yapmak için harekete geçince Türkiye’yi istemiyoruz diyeceksiniz. Hayır, biz hakkımızın ne olduğunu biliyoruz. Biz Suriye, Suriyelilerin, Irak Iraklıların, Musul Musulluların olsun istiyoruz. Bizim söylediğimiz doğrudur. Bizim söylediğimizi orada yaşayan insanlar da çok iyi biliyor. Diğerlerinin, ABD ve İngiltere’nin oraya niçin geldiğini çok iyi biliyoruz.”

    AK Parti Karabük Milletvekili Burhanettin Uysal, İl Başkanı Timurçin Saylar, Safranbolu Belediye Başkanı Necdet Aksoy ve İlçe Başkanı Ali Kaya’nın da katıldığı toplantı daha sonra basına kapalı olarak devam etti.

  • Frigler’den Cumhuriyet’e balon yolculuğu başlıyor

    Ankara’nın Polatlı Belediyesi’nin projesi ile artık Gordion Antik Kenti ve Sakarya Meydan Muharebesi rotaları havadan balonla gezilebilecek. Polatlı Belediye Başkanı Mürsel Yıldızkaya, “27 Eylül tarihinde Ankara’dan gelen misafirlerimizin katılımı ile büyük bir şölen havasında projemizin startını hep birlikte vereceğiz. 1 Ekim tarihinden itibaren ise balonumuz hem Polatlı’dan hem de ülkenin dört bir yanından gelen misafirlerin hizmetinde olacak” dedi.

    Polatlı Belediyesi, bir ilke daha imza atarak Polatlı’da balon turizmini başlatıyor. Polatlı Belediye Başkanı Mürsel Yıldızkaya’nın projesi ile 2015 yılı başlarından beri devam eden çalışmalar tamamlandı. Yaklaşık bir yıldır Ankara Kalkınma Ajansı, Türk Hava Kurumu, Gökçen Havacılık ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile görüşmeler sürdürüldü. THK Gökçen Havacılık Genel Müdürü Erdoğan Aslantaş ile Polatlı Belediye Başkanı Mürsel Yıldızkaya’nın dün imzaladığı protokolle balon turizmi için start verildi.

    Gordion Antik Kenti ve Sakarya Meydan Muharebesi rotaları üzerinde gerçekleştirilecek olan uçuşlar ile Polatlı’ya gelen misafirler, tarihe gökyüzünden tanıklık edecekler. Proje ile Polatlı, Kapadokya ve Pamukkale’den sonra Türkiye’nin üçüncü balon merkezi olacak. 27 Eylül tarihine kadar gerçekleştirilecek olan deneme uçuşlarının ardından Gordion’da yapılacak olan dev açılış töreni ile balon turizmi başlayacak. 27 Eylül Salı günü saat 18.00’de Gordion’da gerçekleştirilecek olan dev açılış töreni kapsamında konser ve balon turu düzenlenecek. 1 Ekim 2016 tarihinden itibaren Polatlı Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezi (POTA), uçuşlara ücretsiz olarak katılmak isteyen vatandaşlar için rezervasyonları kabul edecek.

    “Balon turizmi şehrimizin tarihi tanıtımına büyük katkı sunacaktır”

    Başkan Mürsel Yıldızkaya, “Uzun bir dönemdir çalışmasını yürüttüğümüz bir projemizde daha mutlu sona ulaşmış bulunuyoruz. Her fırsatta Polatlı’nın tarihi potansiyelinin önemini vurguluyoruz. Bir tarafta Frig medeniyetinin başkenti Gordion’a, diğer tarafta Sakarya Meydan Muharebesi’nin geçtiği topraklara sahibiz. Seçim döneminde de bu tarihi alanların önemini ve bu alanlardan iyi yararlanılamadığını söylemiştik. Yaklaşık bir yıldır eşi benzeri olamayan tümülüslerin ve Sakarya Meydan Muharebesi’nin geçtiği alanların üzerinde bir balon yolculuğu projesi için çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bugün THK Gökçen Havacılık Genel Müdürlüğü ile imzaladığımız protokol neticesinde bu projeyi hayata geçirmiş bulunuyoruz. Bu akşam itibarı ile bir deneme balonu Polatlı’ya gelecek. 27 Eylül tarihinde ise Ankara’dan gelen misafirlerimizin katılımı ile büyük bir şölen havasında projemizin startını hep birlikte vereceğiz. 1 Ekim tarihinden itibaren ise balonumuz hem Polatlı’dan hem de ülkenin dört bir yanından gelen misafirlerin hizmetinde olacak. İnanıyorum ki çevresinde Eskişehir, Konya gibi büyükşehirlerin bulunduğu başkent Ankara’nın hemen yanı başındaki Polatlı’da balon turizmi büyük ilgi ve alaka görecektir. İlgi ve alaka arttığı sürece balon sayımızı da arttırmayı düşünüyoruz. Balon turizmi Polatlı’nın tarihi tanıtımına büyük katkı sunacaktır. Ankara Kalkınma Ajansı’na, Türk Hava Kurumu’na, proje ofisimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Balon turizminin şehrimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” dedi.

  • “Osmanlı’dan Cumhuriyete Ermeni Meselesi”

    Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muammer Demirel, Rusların Doğu Anadolu’da Ermenileri taşeron olarak kullandığını, sözde soykırım iddialarının gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

    Bursa Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. tarafından Emir Buhari Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘’Yakın Tarih Okumaları”na katılan Prof. Dr. Muammer Demirel, Osmanlı’dan Cumhuriyete Ermeni meselesini anlattı. Ermeni tehcirinin sebep ve sonuçları konulu proje için 9 ay süreyle İngiltere kütüphanelerinde araştırma yapan ve İngiliz arşivinde Ermenilerle ilgili belgelerin 1896 yılından 1920 yılına kadar olan önemli bir kısmını derleyip kitap olarak yayınlayan Prof. Dr. Demirel, tehcir ile birlikte sözde soykırım iddialarına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.

    1. Dünya Savaşı ile birlikte Rusların Ermeni çeteleri kışkırttığını ve Doğu Anadolu’da taşeron olarak kullandığını dile getiren Prof. Dr. Demirel, Ermeni kaynaklarında yer alan bilgilere göre 150- 180 bin Ermeni’nin savaş öncesinde Rus ordusunda gönüllü taburları oluşturduğunu ve ilk saldırdıkları cephenin de Sarıkamış olduğunu ifade etti. 1. Dünya savaşı sonrasında Rusların Doğu Anadolu’dan çekilirken bütün silahlarını Ermenilere bıraktığına dikkat çeken Demirel, bölgede yaşanan katliamların birinci derecede sorumlusunun Ruslar olduğunu ifade etti. Rusların Ermenileri devlet sözü vererek ağır katliamların gerçekleşmesinde taşeron olarak kullandığını belirten Demirel sözlerine şöyle devam etti: “Osmanlı ordusu 12 Mart 1918’de Erzurum’a girdiğinde sokaklarda topladığı ceset sayısı 9 bin 500’ün üzerindeydi. Sadece Erzurum’da 10-12 bin insanın katledildiğini biliyoruz. Şehrin nüfusunun o tarihte 30 bin civarında olduğunu göz önüne alırsak yaşanan vahşetin boyutları gözler önüne seriliyor” dedi.

    Ermeni çetelerinin Van’da da büyük bir katliama yol açtığını, şehri yakıp yıkarak harabeye çevirdiğini ifade eden Demirel, yüz binlerce Vanlının Ermeniler tarafından katledildiğinin altını çizdi. Prof. Dr. Demirel, “Tehcir kanunun çıkmasının sebebi Van hadisesidir. Van’ı hedef seçen Ermeni çeteleri 15 Nisan’da büyük bir ayaklanma başlatıyorlar ve 15 Mayıs’ta Osmanlı ordusu kentten çekilmek zorunda kalıyor. Van’ı biz Ruslara kaybetmiş değiliz, Taşnaklar’a kaybettik. Bunun üzerine Osmanlı hükümeti son çare olarak tehcire başvurmuştur” diye konuştu.

    İngiliz arşivlerindeki kayıtlara göre, Ermeniler kendi halklarını kışkırtmak için Van şehrinin Ermeni asıllı belediye başkanı Bedros Kapamacıyan’ın devlet ile işbirliği yaptığı iddiasıyla 1912 yılında Taşnak terör örgütü tarafından öldürüldüğünü ifade eden Demirel, tehcir ile birlikte ortaya atılan Ermeni soykırımı iddialarının da gerçeği yansıtmadığını söyledi. Hiçbir arşiv ve belgede de bu iddiaları doğrulayacak bir kayıt bulunmadığını ifade eden Demirel, tehcir sırasında Ermenilerin Osmanlı askerleri tarafından korunduğunu kaydetti.

    KÖKEN İTİBARİYLE TRAKYA’DAN GÖÇ ETTİLER

    Ermenilerin kökenine ilişkin ilginç ve çarpıcı tespitlerde bulunan Prof. Dr. Muammer Demirel, Rusların Ermenilerin Urartular’dan geldiğini iddia ettiğini ve bu iddiaya gerekçe olarak Ermeni lisanını gösterdiklerini söyledi. Demirel, araştırmaların ardından Ermenice’nin Urartu diliyle bir alakasının olmadığının daha çok Çerkez diline benzediğinin ortaya çıkmasıyla Rusların tezinin de çürüdüğünü söyledi. Batı dünyasında Ermenilerin köken itibariyle Trakya’dan, “Trak” kavimlerinden geldiğinin kabul gördüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Demirel, bu kavmin milattan önce 1200 yılında yapılan büyük kavimler göçüyle batıdan doğuya, Anadolu’ya geldiğini belirtti. Yunan kavimlerinin de bu büyük kavimler göçü dalgası ile Ermeniler ile birlikte Anadolu’ya yerleştiğini söyleyen Demirel, Ermenilerin 294 yılında piskopos olarak takdis edilen aziz Gregoryan tarafından Hıristiyanlığı kabul ettiklerini anlattı. Mezhep itibariyle Ortodoksluğu kabul eden Ermenilerin, kilise itibariyle diğer Ortodokslardan ayrıştığını belirten Demirel, Aziz Gregor’un ilk din merkezini Muş yakınlarındaki Ardışad’a kurduğunu daha sonra bu dini merkezin bugünkü Erivan yakınlarındaki Eçmiadzin’e taşındığını söyledi. Bizans döneminde Ortodoksların, Ermenileri batı Ortodoksluğunu kabul etmeleri için baskı uyguladıklarını hatta din adamlarının işkence gördüğünü ifade eden Prof. Dr. Demirel, “Bu sebeple Türklerin Anadolu’ya geçişleri Ermenileri çok fazla rahatsız etmemiştir” diye konuştu.

    Osmanlı’nın Ermenilerin inanç ve ibadetlerine ve soysa kültürel haklarına çok fazla anlayış gösterdiğini söyleyen Demirel, 1789 Fransız ihtilali ile birlikte milliyetçilik akımının Avrupa’da estirdiği rüzgârın Ermenileri de büyük ölçüde etkilediğine dikkat çekti.

    1830’da imzalanan Edirne anlaşmasıyla birlikte Rusların işgal ettikleri Doğu Anadolu topraklarından çekilirken büyük bir Ermeni vatandaşı zorla ve tehditle bugünkü Erivan’a ve çevresine götürdüklerine vurgu yapan Prof. Dr. Demirel, göçe zorlanan bu Ermenilerin daha sonra Osmanlı Devletine karşı kullanıldığını ifade etti. Demirel sözlerini şöyle sürdürdü: “1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile Osmanlı Devletinin herhangi bir yerinde konsolosluk açma hakkı elde eden Ruslar, konsolosluklarını Hıristiyan nüfusun yoğun olduğu bölgelerde açtılar. Ermeniler ile yakından ilgilenen Rusların bu tavrı İngilizleri de harekete geçirdi ve İngilizler de aynı yöntemle konsolluk açarak Ermeniler ile kendilerinin de ilgilendiğini göstermek istedi. Bu iki devletin, Osmanlı Ermenilerine ilişkin yakın tavrı bölgede yaşayan Ermenileri şımartırken, Ruslar bir adım daha ileri giderek konsoloslukları aracılığıyla Ermenilere Rus pasaporttu dağıttı. Bu gelişmeler ışında Ermeniler Osmanlı Devletine karşı cephe almaya başladı.”

    Metotları PKK’dan Farklı Değildi

    Ermeni örgütlenmesinin 1886 yılında Cenevre’de kurulan “Hinçak” komitesiyle başladığını, 1890’da Ruslarında teşviki ile Tiflis’te Taşnak’ın kurulduğunu ifade eden Prof. Dr. Demirel, 19. yüzyılda etnik ayrımcı örgütlerin tamamının Marksist temeller üzerine kurulduğunu söyledi. Bu örgütlerin kurulmasıyla Doğu Anadolu’ya yönelik Ermeniler tarafından propaganda faaliyetlerin başladığını belirten Demirel, “19. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin sınırları içinde Hınçak komitesi daha güçlü bir yapılanma içindeydi. 1890 ve 1895 olaylarını Hınçak çetesi çıkarmıştır. 1900’lü yıllardan itibaren Taşnak terör örgütünün ön plana çıktığını görüyoruz. Bu örgütlerin metotlarına baktığımızda PKK terör örgütünün metotlarından hiç farkı olmadığını görüyoruz” şeklinde konuştu. Ermeni çetelerin Osmanlı topraklarındaki eylemlerine en başta Ermenilerinin karşı çıktığını ifade eden Demirel, Ermeni çetelerinin silahlı eylemlerinde ilk katlettiği kişilerin de Ermeni toplumunun ileri gelenleri olduğunu söyledi.

  • Milletvekili Tunç: “Başkanlık Sistemi Cumhuriyete Ve Demokrasiye En Uygun Sistemdir”

    AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, yeni Anayasa ve Başkanlık sistemi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

    Milletvekili Tunç, Yeni Anayasa ve Başkanlık sisteminin AK Parti’nin seçim beyannamesindeki vaatlerinden biri olduğunu belirterek, “Başkanlık sisteminin ne olduğunun kamuoyunda tartışılarak milletimiz tarafından aslında bilinmesi gerekir. Bunun gittiğimiz yerlerde halkımızla olan görüşmelerimizde bilinmediğini görüyoruz. ‘Siz diktatörlük mü getiriyorsunuz’ diyenler de var. Hatta başkanlık sistemi gelirse bir daha seçim olmayacağını söyleyenler bile var. Başkanlık sistemini en iyi şekilde halkımıza anlatmamız gerekiyor. Başkanlık sitemi cumhuriyete ve demokrasiye en uygun sistemdir. Nasıl ki belediye başkanlığı seçimlerinde halkın önüne belediye başkanı için ayrı Meclis üyeleri için ayrı 2 sandık konuluyorsa başkanlık sisteminde de halkın önüne başkan için bir sandık, milletvekilleri içinde ayrı bir sandık konulacak. Dolayısıyla halk kimin başkan olacağını önceden bilmiş olacak ve bu demokrasiye daha uygun. Vatandaşlarımız Belediye seçimlerinde nasıl, meclis üyeliklerinde başka partiye, başkanlıkta başka partiye oy verebiliyorsa, Başkanlık sisteminde de bunu yapabilecek” dedi.

    Muhalefet partilerinin ‘diktatörlük gelecek, Recep Tayyip Erdoğan bunu kendisi için istiyor’ şeklindeki propagandalarının doğru olmadığını belirten Milletvekili Tunç, “Erdoğan zaten halkın seçtiği ilk cumhurbaşkanı. Erdoğan, yürürlükteki Anayasamıza göre zaten bizim getirmek istediğimiz başkanlık sisteminden daha fazla yetkilere sahip. Başkanlık sistemi yasama, yürütme ve yargı bağımsızlığına en uygun sistemdir. Şu anda Başbakan yasamanın içinden çıkmaktadır. Yasama ile yürütme birbirleriyle neredeyse bitişiktir. Başbakanın istemediği bir kanunun Meclisten çıkması mümkün mü? Başbakanın ayrı meclisin ayrı bir seçimle seçilmesi durumunda bu kuvvetler ayrılığına en uygun sistem olacaktır. Muhalefet de kuvvetler ayrılığının daha belirgin olmasını istemiyor mu? O halde, Demokrasiye ve tarihsel sürece de baktığımızda ülkemizin yapısına en uygun sitemdir. Bu nedenle biz seçimde başkanlık sistemini de halkımıza vaat ettik. Tabi bu konuda Mecliste uzlaşmak gerekir. Kamuoyunda bunu tartışırsak herkes bilinçlenirse muhalefet milletvekillerinin bazıları da belki ikna olacaktır. Bu ülkemizin de hayrına olur” diye konuştu.