Etiket: cumhurbaşkanı

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan teröristlere karşı net konuştu

    Cumhurbaşkanı Erdoğan teröristlere karşı net konuştu

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, terör örgütünün son günlerde Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölgelere yönelik terör eylemlerini artırdığını belirterek, “Nasıl daha önce kimseye bakmadan terör yuvalarını imha ettiysek, saldırıların devam etmesi halinde diğer bölgelere de gereken adımları atmaktan çekinmeyiz” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dokuz Eylül Üniversitesi’nde (DEÜ) düzenlenen “Göç: Önümüzdeki 20 Yılın Projeksiyonu ve Ötesi” başlıklı uluslararası konferansa katıldı. Konferansın açılışına ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk da katıldı. Konferans öncesi Devlet Konservatuvarı Orkestrası ve Korosu bir dinleti sundu. Ardından “Göç ve Suriye-Bir Kronoloji” başlıklı film gösterildi.

    Konferansta konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’nin kuzeyinde güvenlik ortamı iyileştikçe ülkemizdeki Suriyelilerin güvenli ve gönüllü olarak ülkelerine geri dönüşleri de hızlanıyor. Terörden temizlediğimiz bölgelere sadece ülkemizden 420 bin sığınmacı geri döndü. Suriye’deki istikrarsızlıktan beslenen bölücü terör örgütünün son günlerde güvenli bölgelere yönelik terör eylemlerini artırdığını görüyoruz. PKK/YPG’nin kalleş saldırıları sebebiyle bir ay içinde onlarca masum sivil ve çocuk hayatını kaybetti. Teröristlerin ülkemizce tesis edilen huzur ve güven ortamını bozmasına kesinlikle izin vermeyeceğiz. Nasıl daha önce kimseye bakmadan terör yuvalarını imha ettiysek, saldırıların devam etmesi halinde diğer bölgelere de gereken adımları atmaktan çekinmeyiz” diye konuştu.

    “Sınıfta kaldılar”

    Konferansta göç olgusu hakkında konuşan Erdoğan, “Göç konusunun son zamanlarda küresel mesele olarak dünya gündemini işgal ettiğini görüyoruz. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra en büyük insan hareketliliğini yaşıyoruz. Göçmen sayısı 272 milyona, yerlerinden edilen kişi sayısı 80 milyona, mültecilerin sayısı 26 milyona yaklaştı. Dünya nüfusunun yüzde 3’ü göçmen olarak hayatını sürdürmekte. Bu insan hareketliğinde içimizi acıtan pek çok manzara ile karşılaşıyoruz. Güvenli gelecek kurma ümidi ile çıkılan yolculuklar kimi zaman felaketle neticeleniyor. Geride bıraktığımız dönemde içinde çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 30 bine yakın göçmen Akdeniz’de hayatını kaybetti. Sahra Çölü’nün kızgın kumları binlerce umut yolcusunun mezarı oldu. Aylan bebek başta olmak üzere Ege’de yaşanan insanı dramları hiçbirimiz unutmadık, unutamayız. Büyük hayallerle çıktıkları yolculuklarında azgın dalgalara meydan okuyan bu mazlumların botlarının nasıl kasten batırıldığını gayet iyi hatırlıyoruz. İnsanlık sadece Akdeniz’de değil, Ege’de ve Meriç’te de sınıfta kalmıştır. Göçmenlerin güvenli yaşam hayalleri kendilerini ölüme itenler tarafından Ege’nin sularına gömülmüştür. Sadece 2020 yılında Ege’de 9 bine yakın geri itme vakası yaşandı. Avrupa’ya sığınan on binlerce Suriyeli çocuğun nerede olduğu, kimler tarafından kaçırıldığı bilinmiyor. Göç konusunda batılı devletler sürekli şikayet etse de bu meselede asıl yükü taşıyan gelişmekte olan ülkelerdir. Dünyadaki mülteci nüfusunun yaklaşık yüzde 85’ine zengin devletler değil, imkanları kısıtlı ülkeler ev sahipliği yapıyor. Kabul ettikleri birkaç yüz mülteciyi reklam malzemesi olarak kullananlar, doğrudan insan hayatı ile ilgili bu kriz karşısında sorumluluk üstlenmiyor” ifadelerine yer verdi.

    “Türkiye, tek taşına ev sahipliği yapmaktadır”

    Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin verilerine göre 2020 yılında dünyada 3. ülkelere yerleştirilmeyi bekleyen 1 milyon 440 bin mülteciden sadece 39 bin 500’ünün 25 batı ülkesine yerleştirildiği bilgisini veren Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Türkiye, sayıları 4 milyonu bulan sığınmacılara tek taşına ev sahipliği yapmaktadır. Sınırları açması konusunda tavsiye verenler, bu süreçte sınırları kapatmış, mültecilere sırtını dönmüştür. Hatta Türkiye ve Yunanistan sınırında mültecilere güvenlik güçleri tarafından açıkça zulmedildi, utanç verici sahneler yaşandı. Türkiye, kıtaların ve kültürlerin kavşağında olan bir ülke olarak göç olgusuna asla yabancı değildir. Engizisyondan kaçan Museviler başta olmak üzere 500 yılda zulme uğrayan, baskı gören, inancı, rengi, kültürü dolayısıyla ayrımcılığa maruz kalan milyonlarca insana biz kapı açtık. ‘Tahtımı veririm, tacımı veririm ama devletime sığınan mazlumları asla vermem’ diyen bir devlet geleneğine biz sahibiz. Tarih boyunca başı dara düşen herkese güvenli bir liman, şefkatli bir yuva olduk. Sınırlarımıza gelen hiç kimseyi dini, kültürü, ırkı nedeniyle geri çevirmedik. Suriye’deki çatışmalar başladığından bu yana bu tarihi sorumluluğumuzu bir kez daha yerine getirdik. Maddi imkanları bizden kat kat yüksek olan ülkeler mültecileri toplama kamplarına mahkum ederken, biz bu insanlarla ekmeğimizi paylaştık.”

    “Bu nasıl bir NATO’da ittifak iki ülke?”

    Obama ile telefon konuşmasını da anlatan Erdoğan, “Obama görevdeyken, bir gece şahsımı aradı ve Kobani’deki Kürtlerin zor durumda olduğunu, bu konuda özellikle kapılarımızı açma noktasında destek istedi. ‘Şu anda bunlar nasıl olacak?’ dedim. Bu insanlar ölümle karşı karşıya. Aldığım cevap şu; ‘biz gerekirse uçaklarla her türlü mühimmatı indireceğiz.’ Yapacağınız bu operasyona ben katılamam. Çünkü o operasyonun ötesini görüyorum. Ötesinde ciddi bir savaş söz konusuydu. Nitekim öyle oldu. O olayla birlikte on binlerce Kürt kardeşimiz o operasyonda öldü. Buna rağmen kapılarımızı açtık. Biz onlara kapımızı kapamadık. Halep’teki Arap kardeşlerimize de biz sahip çıktık. Müslümanlar yanında Hristiyanlara, Ezidilere, Süryanilere ve farklı inançtan birçok insana kapımızı sonuna kadar açtık. Şu anda Suriye kuzeyinde bakıyorsunuz Amerikalı bir general diyor ki ‘Biz şu anda PKK/YPG/PYD, bunlarla beraberiz.’ Bu nasıl bir NATO’da ittifak iki ülke? Bunların mültecilere sahip çıkmak gibi bir dertleri yok. Dert başka. Hala terörle, teröristlerle beraberler. Biz de terör ve teröristlerle mücadelemizi her yerde sürdürüyoruz, bundan sonra da sürdürmeye devam edeceğiz. Dostlar, dostluğunu icra ettiği müddetçe biz de gönlümüzü açarız ama etmezlerse bugüne kadar ne yaptıysak bundan sonra da onu yaparız” dedi.

    “6 milyar avro halen tam olarak gönderilmedi”

    Suriye’nin kuzeyinde terörden arındırılan bölgelerde büyük bir göç krizini engellediklerini kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Bunu inancımızın, imanımızın kültürümüzün gereği olarak yaptık. Ülkemize verilen sözlerin çoğunun tutulmadığını gördük. Hepinizin bildiği tanıdığı liderler İdlib’te, Suriye’nin kuzeyinde ‘briket konutlar yapalım’ dedik. ‘Ne kadar yaparsınız?’ diye sorduğumuzda, ‘Ne kadar yapalım?’ dediler. 50 bin, 100 bin konut istediğimizi söyledik. ‘Bir kısmını siz üstlenin’ dedik. Verdikleri sözü getirmediler ama biz orada 52 bin briket konut yaptık. İstedik ki bu insanları çadırlarda yaşatmayalım. Avrupa Birliği Yunanistan’a 100 bin sığınmacı için 3 milyar avro destek verirken, Türkiye’deki 4 milyon sığınmacı için elini taşın altına koymadı. Bir araya geldiğimizde hep yalan, hep yalan. Şu kadar verdik, bu kadar verdik. Nereye verdiniz? Doğru konuşmuyorsunuz. 18 Mart mutabakatı ile bize taahhüt edilen 6 milyar avro, aradan geçen süreye rağmen halen tam olarak gönderilmedi. Uluslararası basın kuruluşları bile bu gerçeği görmeye yeni yeni başladı. Uluslararası bir medyada yer alan habere göre Suriyeli mültecilere sahip çıkan tek devlet Türkiye’dir. Temel katliamların önündeki yegane engel de Türkiye’nin bu bölgedeki askeri varlığıdır. Bizim askerimiz olmasa bunların yapacağı şeyler belli. Biz paylaşmanın bereketine, dayanışmanın gücüne inanan, dünyanın iyilikle ayakta kaldığına iman eden insanlarız.”

    “Farklı adımlar atacağız”

    Göçle kurulan, ataları göçmen olan toplumların göç meselesine salt güvenlik odaklı anlayışla yaklaşmasının büyük çelişki olduğunu söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Göç olgusuna geniş perspektifle bakılması gerekiyor. Suriye bağlamında yaşanan bize; duvarları yükseltmenin, sınırları dikenli tel örgülerle çevirmenin, botları batırmanın çare olmadığını göstermiştir. Az gelişmiş ülkelerin kıt kaynakları ile yetiştirdiği nitelikli insanlarını, beyin göçünü teşvik ederek alıp ihtiyaç sahiplerine kapıyı kapatmak, ahlaki bir tavır değildir. Bu tür politikalar, göçe kaynaklık eden sorunların düşmanlığının ve İslam karşıtlığının körüklenmesi suretiyle gelineceğini düşünmek büyük bir yanılgıdır. Korona virüs, göçmenlerin durumlarını daha da zorlaştırmıştır. Asıl yüzleşilmesi gereken göçü besleyen sorunlardır. Her yıl insanların evlerini terk etmeye zorlayan sebeplerdir. Her göç aynı zamanda yeni bir buluşmadır. Etnik kimliği, dini, dili, kültürü, farklı insanların kucaklaşmasıdır. Göçle ilgili önyargılarını bırakarak göçmenlerin gittikleri ülkelere katkıları da görmek gerekiyor. Ülkemizde eğitim görmüş, Türkiye ile gönül bağı olan insanlara yönelik farklı adımlar atacağız. Değişen şartlara ve ülkemizin ihtiyaçlarına göre göç ve göçmenlerle ilgili politikalarımızı olumlu yönde yenilemeye devam edeceğiz.”

    “Anlatmaya devam edeceğiz”

    Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Botları şişleyenleri sizler en az benim kadar biliyorsunuz. Komşu Yunanistan’ın polisiyle, sahil güvenliği ile nasıl botları şişleyerek batırdığını, savunmasız insanların nasıl o denizin sularında öldüğünü biliyorsunuz. Bu gerçeği dünyaya anlatıyoruz. Ne anlatırsan anlat bir kulaktan giriyor öbür kulaktan çıkıyor ama biz anlatmaya devam edeceğiz.”

    DEÜ’nün faaliyetlerini anlattı

    DEÜ Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar da, “Dokuz Eylül Üniversitesi, sahip olduğu ilke ve değerleri ile 39 yıldır 17 fakülte, 10 enstitü, 39 uygulama ve araştırma merkezi, 4 yüksekokul, 6 meslek yüksekokulu ile aziz milletimizin ve insanlığın selameti için çalışmaktadır. Dokuz Eylül Üniversitesi, 75 bin mensuba sahiptir. Salgında olağanüstü gayret göstererek sağlık hizmeti sunan, uzaktan eğitim faaliyetlerini titizlikle yürüten Dokuz Eylül Üniversitesi Ailemiz, ülkemizin ve bizlerin gurur kaynağını teşkil etmektedir. Bizler için bilim araştırmaları ve AR-GE faaliyetlerini teşvik etmek, milli değerlerimize bağlı kuşaklar yetiştirmek, kalkınma ve refah odaklı uluslararası stratejilerini desteklemek önem teşkil ediyor. 2,5 yıldır görev süresi boyumca ilkeleri başarmanın onurunu yaşadık” diyerek DEÜ’nün faaliyetlerini anlattı.

    “Uluslararası camiadan daha fazla inisiyatif almasını bekliyoruz”

    Göç konusuna da değinen Hotar, “Son 10 yılda Orta Doğu coğrafyasında milyonlarca insan farklı ülkelerde yaşam mücadelesi veriyor. Libya’dan Mısır’a, Tunus’tan Suriye’ye kadar ortaya çıkan karışıklık, en acı göç dalgasının yaşanmasına neden oldu. Türkiye kararlı ve isabetli adımlar atarak açık kapı politikası izledi. Uygulamaları ile dünyaya örnek oldu. Bilim dünyası temsilcileri olarak uluslararası camiadan daha fazla inisiyatif almasını ve duyarlı olmasını bekliyoruz. Sığınmacıların sorunlarını uluslararası toplumun sorunu olduğunu düşünüyoruz. Ülkemiz bu konuda başarılı adımlar attı ve geçici koruma altımdaki sığınmacılara insani yardımları yaptı, yapmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adana Stadyumu’nun açılışında konuştu

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adana Stadyumu’nun açılışında konuştu

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Marjinal örgütlerin kadrolu militanlarının başını çektiği bu eylemlerin amacı ne demokrasidir ne hukuktur ne de özgürlüktür. Bu provokasyonların gayesi ülkemizin dikkatini dağıtarak özellikle Türkiye’yi hedeflerinden uzaklaştırmaktır” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, canlı bağlantı ile Adana Stadyumu açılışına katıldı. Adana Stadı’nın 78 bin metrekare açık, 60 bin metrekare kapalı olmak üzere 138 bin metrekare büyüklüğe sahip olduğunu, alttan ısıtma ve soğutma sisteminin bulunduğu stadın toplam seyirci kapasitesinin 33 bin olduğunu açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adanaspor ve Adana Demirspor maçlarını artık burada oynayabilecekler. Her iki spor kulübümüze oynayacakları maçlarda başarılar diliyorum. Yeni stadyumun da motivasyonu ile Adanaspor ve Adana Demirspor’un başarı grafiklerini daha da yükselteceklerine inanıyorum” diye konuştu.

    Türkiye’de uzun yıllar boyunca belli başlı dallar dışında spora gereken önem verilmediğini, spora ilgisi olan gençlerin hem ailelerinden hem de resmi kurumlardan yeterince destek görmedikleri için bir müddet sonra başka arayışlara girdiğini söyleyen Erdoğan, bu sebeple Türkiye’nin genç nüfusa sahip olmasına rağmen sporda arzulanan başarıları uzun yıllar yakalayamadığının altını çizdi.

    Uluslararası alanda isim yapan, kupa kaldıran, madalya kazanan sporcuların, takımların, spor kulüplerinin de olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ancak bunun Türkiye’nin potansiyelini gerçek anlamda yansıtacak düzeye hiçbir zaman ulaşmadığını kaydetti.

    “Son 18 yılda ülkemizin spor alt yapısını baştan aşağı yeniledik”

    Gençlik yıllarında spora, özellikle futbola gönül vermiş birisi olarak yaşanan sıkıntıların hep farkında olduğunu ifade eden Erdoğan, “İstanbul’a Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğimde şehrin kronik sorunlarını çözerken spor altyapısındaki eksiklikleri gidermeye çalıştık. Görev yaptığım 4,5 sene içinde önemli işlere imza attık. Bu anlayışı 2002’den itibaren 81 vilayetimizin tamamına yaydık. Son 18 yılda ülkemizin spor alt yapısını baştan aşağı yeniledik. İllerimizin ihtiyaçlarına göre yeni spor tesislerini hizmete açtık. Türkiye’nin her köşesine stadyumlar, yüzme havuzları, futbol sahaları, gençlik merkezleri, spor alanları, atletizm pistleri inşa ettik” açıklamasında bulundu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002 yılından bu yana yapılan spor tesisleri hakkında bilgi verirken, Adana özelinde yapılan spor tesislerini hatırlattı.

    “Sporcularımızın başarılarının daha da artacağına inanıyorum”

    Şimdiye kadar ülke genelinde 32 stadyumu tamamladıklarını, 10 stadyumun yapımı, 4 tanesinin de proje ve ihale sürecinin devam ettiğini söyleyen Erdoğan, sporcuların bu tesislerde 7 gün 24 saat çalışabilmesi için dört dörtlük bir spor merkezi olarak tasarladıklarını kaydetti.

    Spor alt yapısına yapılan yatırımların meyvelerinin son yıllarda fazlasıyla toplanmaya başlandığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sporcularımız 2002 yılında sadece bin 481 madalya kazanabilmişken, 2019 yılında elde ettikleri 8 bin 800’ün üzerinde madalya ile verilen emeklerin boşa gitmediğini tüm dünyaya gösterdiler. Faal sporcu sayımız son 18 yılda 206 binden 3 milyon 623 bini geçti. Adana’da da sporcu sayısında rekor artışlar yakaladık. İlimizde 2002 yılında 7 bin 762 lisanslı sporcu varken, biz bu rakamı 189 bin 541’e ulaştırdık. Verilen destek ve yatırımlarla önü açılan spor kulüplerimizin sayısında da ciddi artışlar oldu. Adana’da 2002 yılında 113 olan spor kulübü sayısı 2021 yılında 486’ya çıktı. Önümüzdeki yıllarda sporcularımızın başarılarının daha da artacağına inanıyorum” dedi.

    Son 18 yılda her alanda yakalanan başarının formülünün ülkenin enerjisini fuzuli tartışmalarla harcamaması olduğunu ifade eden Erdoğan, “Her kurum kendi alanına odaklanmış, herkes işin bir ucundan tutarak görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye çalışmıştır. Siyasetçi ülkeye en iyi şekilde hizmet etmeye, öğretmen çocuklarımıza en iyi güzel şekilde yetiştirmeye odaklandı. Polisimiz asayişi ve huzuru sağlamaya, askerimiz vatanımızı korumaya, çiftçimiz üretmeye, işçimiz çalışmaya, ihracatçımız yeni pazarlar bulmaya kendini adadı. Sporcularımız ise branşlarında en iyi olmak için ter döktü, emek verdi, mücadele etti. Böylece ortaya tarımda, ihracatta, savunmada, terörle mücadele, sporda destan yazan bir ülke çıktı. Eski Türkiye’de gençlerimizin enerjileri çatışmalarla, gerilimlerle, ülkemize hiçbir yararı olmayan tartışmalarla harcanıyordu. Hatırlayınız, gençlerini 1960 darbesine giden süreçte figüran olarak kullanıldı. Aynı şekilde 1970’lerde heba olan yine bu ülkenin gençleriydi. PKK’dan FETÖ’ye, DHKP-C’den, DEAŞ’a kadar birçok karanlık yapı farklı değerlerimizi istismar ederek hep gençlerimizi ağına düşürmenin peşine koştu. Milletimize benzer acılar yaşatma kimsenin hakkı yoktur. Gençlerimizi sonu gözyaşı ve pişmanlık olan mecralara sürüklemeye kimsenin hakkı yoktur” ifadelerini kullandı.

    “Gençlerin kanı üzerinden kendilerine ikbal devşirmeye çalışanlara son 18 yıldır fırsat vermedik”

    Son dönemde üniversiteler üzerinde oynanan oyunları yakından takip etiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Marjinal örgütlerin kadrolu militanlarının başını çektiği bu eylemlerin amacı ne demokrasidir ne hukuktur ne de özgürlüktür. Bu provokasyonların gayesi ülkemizin dikkatini dağıtarak özellikle Türkiye’yi hedeflerinden uzaklaştırmaktır. Gençlerin kanı üzerinden kendilerine ikbal devşirmeye çalışanlara son 18 yıldır fırsat vermedik. İnşallah bundan sonra da vermeyeceğiz. Gençlerimizin arasına nefret ve nifak tohumu ekilmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Bu konuda devletimizin kurumlarıyla beraber elbette ailelerimize de çok önemli görevler düşüyor. Ailelerimizden evlatlarına sahip çıkmalarını, her biri ülkemiz için bir cevher olan bu gençlerimizi profesyonel provokatörlerin ellerine terk etmemelerini istirham ediyorum. Biz de devlet olarak gerekeni yapacak, gençlerimize sunduğumuz imkanların hem sayısını hem de kalitesini yükseltmeye devam edeceğiz” dedi.

  • İran Cumhurbaşkanı Ruhani: “AB yaptırımlar karşısında net pozisyon almalı”

    İran Cumhurbaşkanı Ruhani: “AB yaptırımlar karşısında net pozisyon almalı”

    İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Tahran yönetiminin nükleer anlaşmadan yana olduğunu belirterek, “Bu konuda AB’de net bir pozisyon almalı ve nükleer anlaşmaya sahip çıkmalıdır” dedi.

    İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Ruhani, nükleer anlaşma ve AB ülkeleri ile ilişkiler konusunda gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, “Nükleer anlaşma diplomasi şansını artırdı ve bize bu imkanı sağladı. Bununu yok olmasına izin vermemeliyiz” ifadesini kullandı.

    AB’den ABD yaptırımlarına karşı net bir pozisyon almasını isteyen Ruhani, nükleer anlaşmadan yana olduklarını belirterek, “Bu konuda AB’de net bir pozisyon almalı ve nükleer anlaşmaya sahip çıkmalıdır” dedi.

    AB ile terör örgütlerine karşı mücadelede işbirliğine hazır olduklarını vurgulayan Ruhani, “Kasım Süleymani’nin öldürülmesinden sonra bölgede DAEŞ tehlikesi arttı ve yabancı askerlerin varlığı da endişeye neden oluyor. Artan terör tehdidine karşı işbirliğine hazırız” ifadelerini kullandı.

  • Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, parlamentonun alt kanadını feshetti

    Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, parlamentonun alt kanadını feshetti

    Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, parlamentonun alt kanadını feshederek, erken seçim çağrısında bulundu.

    Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun devlet televizyonunda yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, parlamentonun alt kanadını feshederek, erken seçim çağrısında bulundu. Tebbun, yolsuzluktan uzak, adil ve özgür seçimlerin yapılacağını belirterek, “Meclisi feshetmeye ve yeni bir kurum inşa etmeye karar verdim” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Tebbun, 48 saat içinde kabineyi değiştireceğini ifade etti.

    Tebbun ayrıca, hapisteki düzinelerce “Hirak” aktivisti için af çıkardığını duyurdu.

  • Cumhurbaşkanı Tatar: “Rum tarafının şartlarına boyun eğecek değiliz”

    Cumhurbaşkanı Tatar: “Rum tarafının şartlarına boyun eğecek değiliz”

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar yaptığı açıklamada, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis ile Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis’in gayriresmi 5+1 toplantısına yönelik açıklamalarına tepki göstererek, “Rum tarafının şartlarına boyun eğecek değiliz” dedi.

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında siyasi gerginlik giderek artıyor. KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar yaptığı açıklamada, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis ile Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis’in gayriresmi 5+1 toplantısına yönelik açıklamalarına tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Tatar, “Rum tarafının şartlarına boyun eğecek değiliz. Egemen iki eşit devletin iş birliğine dayalı çözüm modeli yeni görüş ve yeni bir yol olarak tarafımızdan gündeme getirilmiş olup, gayri resmi 5+1 toplantısında da masaya getirilecek ve bundan da geri adım atılmayacaktır” ifadelerini kullandı.

    “Dayatmalar kabul edilemez”

    Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs konusunda dikkatlerin önümüzdeki haftalarda gerçekleşmesi beklenen gayriresmi 5+1 toplantısına çevrildiğini kaydetti. Toplantı öncesi Rum tarafının tahrik ve kabul edilemez taleplerinin de yoğunlaşarak devam ettiğini belirten Tatar, “Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis’in gayriresmi 5+1 toplantısına yönelik, ’BM parametreleri değişmemeli, Türk tarafının kapalı Maraş’ın tamamen açılmasına yönelik planlamaları sona ermeli ve Doğu Akdeniz’deki Türk faaliyetleri sonlandırılmalı’ şeklinde dayatmalarda bulunması kabul edilemez” dedi.

    “BM parametreleri bugüne kadar sonuç vermedi”

    Anastasiadis’in bu dayatmalarda bulunması ve bunları şart olarak ileri sürmesinin Kıbrıs’ta statükonun devam etmesi anlamını içerdiğini aktaran Tatar, yapılması beklenen gayri resmi 5+1 toplantısını da engellemeye yönelik olduğunu açıkladı. Tatar, “Kıbrıs konusuyla ilgili olarak yıllardan beri gündemde bulunan BM parametreleri bugüne kadar sonuç vermediği gibi, söz konusu parametrelerle de bir anlaşmaya ulaşılamayacağı gerçeği ortaya çıkmıştır. Mevcut parametrelerde ısrar etmek ise çözümsüzlüğe oynamaktır” ifadelerini kullandı. Tatar, Türk tarafının belirlediği ve uygulamaya koyduğu kapalı Maraş açılımının devam ettiğini vurguladı.

    “KKTC ile Türkiye’nin haklarını ayaklar altında çiğnemesine asla müsaade edilmeyecek”

    “Bu konuda Rum tarafının şartlarına boyun eğecek değiliz” ifadelerini kullanan Tatar, Doğu Akdeniz’de devam etmekte olan Türk faaliyetlerinin de KKTC ile Türkiye’nin hak ve menfaatlerini korumaya yönelik olduğunu belirtti. Tatar, Rum tarafının tek başına Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarına sahip çıkmasına ve KKTC ile Türkiye’nin haklarını ayaklar altında çiğnemesine asla müsaade edilmeyeceğini ifade etti.

    “Bizim görüşümüz, yan yana yaşayan egemen iki devletin iş birliğine dayalı çözüm modelidir”

    Rum Dışişleri Bakanı Hristodulis’in “Federasyon zemini dışında bir çözümün olamayacağı” açıklamasını anımsatan Tatar, “Bizim görüşümüz ise eşit haklara sahip, yan yana yaşayan egemen iki devletin iş birliğine dayalı çözüm modelidir. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de Rum uzlaşmazlığı nedeniyle çöken Crans Monta görüşmelerinden sonra yaptığı açıklamada Kıbrıs konusuyla ilgili yeni görüşlerin de masaya gelebileceğini belirtmişti. Egemen iki eşit devletin iş birliğine dayalı çözüm modeli de yeni görüş ve yeni bir yol olarak tarafımızdan gündeme getirilmiş olup, gayri resmi 5+1 toplantısında da masaya getirilecek ve bundan da geri adım atılmayacaktır” dedi.

    “Rum tarafından beklentimiz köhnemiş ve çağdışı zihniyetinden vazgeçmesi”

    İki devlet arasında çözüm yolunun iş birliğine dayalı olduğuna dikkat çeken Tatar, “Egemen eşit iki devletin iş birliğine dayalı çözüm, en gerçekçi modeldir” ifadelerini kullandı. Rum kesiminin şartlarından vazgeçmesi için çağrıda bulunan Tatar, “Rum tarafından beklentimiz köhnemiş ve çağdışı zihniyet ile dayatma ve kabul edilemez şartlarından vazgeçmesi ve diyalog yolunun açılmasına yardımcı olmasıdır. Unutulmamalıdır ki, bölgenin en büyük ve en güçlü ülkesi Türkiye tarafından da desteklenen eşit egemen iki devletin iş birliğine dayalı çözüm modeli Kıbrıs ile bölgenin yararına olabilecek en gerçekçi çözüm modelidir” dedi.