Etiket: Çözümü

  • Ülkeler Arası Oluşabilecek Krizlerin Çözümü Turizmde

    Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı (EMITT), Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal’ın katılımıyla 20’inci kez kapılarını ziyaretçilere açtı.

    EMITT, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’ndeki fuar açılışına katılan Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, hangi ülkede kriz yaşanırsa yaşansın turizmin iyileştirici bir unsur olduğunu söyledi.

    Fuar açılışında konuşan Bakan Ünal, “Bugün hangi anlamda olursa olsun devletler arası alanda hangi kriz yaşanırsa yaşansın turizm her zaman iyileştirici bir etkiye sahip, Uluslararası ilişkilerde kesinlikle ülkeler turizm alanını bir yaptırım aracı olarak kullanmamalıdır. Çünkü uluslararası alanda herhangi bir kriz yaşansa bile yaşanan bu krizin daha sonraki süreçte iyileştirici ve çözüme kavuşturucu etkisini içinde saklayan temel alan turizmdir” dedi.

    Terörü bir ülkenin sorunu olarak değil, küresel bir sorun olarak görmek gerektiğini de ifade eden Bakan Ünal, “Maalesef bugün dünya düşük yoğunlukla bir mücadele sürecinden geçiyor. Maalesef terör bu karşılıklı mücadelenin adeta bir aygıtı durumundadır. O yüzden terör her yerde insanın ve insanlığın üzerinde yükselttiği değerlerin temel düşmanıdır. Terörün temel amacı olarak korku, endişe kaygı ve bunlar üzerinde bir şiddet sarmalı oluşturuyor. O yüzden terör herhangi bir ülkenin sorunuymuş gibi görmemeliyiz. Terör küresel bir sorundur. Ülkeler terörle ortak mücadele etmelidir” dedi.

    Basının mensuplarının sorusu üzerine Rusya ilişkilerini de değerlendiren Bakan Ünal, “Rusya ile birlikte Türkiye bu sorunu aşabilecek güçtedir. Ayrıca her kriz bir fırsat doğurur. Biz de temaslarımız neticesinde Rusya’dan yaşanacak turizm kaybını telafi için tedbirlerimizi aldık.Buradan bir çağrıda yapmak istiyorum ki teröre karşı sağduyu ile tepki koymamız gerekiyor” İfadelerini kullandı.

    Yapılan konuşmaların ardından Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, protokol üyeleriyle birlikte fuarın açılış kurdelesini keserek stantları gezdi.

  • Namibya’da, Çitalara Anadolu Çözümü

    Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Sivas Kangalları ve Anadolu çoban köpeklerinin Namibya’da çiftlik hayvanlarını korumak için dünyanın en hızlı kara hayvanı çitalara karşı verdiği mücadeleye lojistik destekte bulundu.

    TİKA, Anadolu çoban köpeği ve Sivas kangallarının daha fazla çiftçiye ulaştırılması ve çiftçiler tarafından sağlık taramalarının ve eğitimlerinin doğru yapılıp yapılmadığının kontrol edilmesi amacıyla Namibya Çitaları Koruma Fonu’na araç desteğinde bulundu. TİKA’nın bu desteği Namibya’da hem sürdürülebilir tarımın desteklenmesine yardımcı olacak hem de çitaların soyunun yok olmasının önüne geçecek.

    Namibyalı çiftçilerin hayatında kangallar ve Anadolu çoban köpekleri büyük bir rol oynuyor. Kangallar bir yandan soyu neredeyse tükenmekte olan dünyanın en hızlı kara hayvanı çitaları kovalayarak yok olmasını önlüyor diğer yandan ise çitaların çiftlik hayvanlarına saldırmasını önleyerek çiftçilerin zarar görmesine engel oluyor.

    Namibya’nın karakteristik hayvanı çitalar dünyanın karada en hızlı koşan yırtıcı hayvanı olarak tanınıyor. Çitalar 2 saniyede 70 km hız yapabiliyor saatte ise 120 km hıza çıkabiliyor. Günümüzde kullandığımız binek arabalarının 120 km’yi 10 saniyenin üzerinde yakalayabildiği düşünülürse çitaların ne kadar özel bir hayvan türü olduğu daha iyi anlaşılabilir. Çitaların kemik yapılarının ince ve zayıf olması hareket kabiliyetlerini artırırken bir yandan da bu özellik çitaların başka yırtıcı hayvanlarla sıcak çatışmaya girmelerine engel oluyor. Cesareti, dayanıklılığı, hızı ve sadakati ile dünyada takdir toplayan kangalların havlaması bile çitaların kaçmasına yetiyor.

    1980’li yılların başlarında dünyada toplamda yüz bine yakın çita varken bugün ise sayıları on binin altında olan çitalar maalesef yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Çitaların bu dramatik yok oluşlarının altında ise çok kıymetli kürkleri ve Afrikalı çiftçilerin hayvanlarını korumak için çitaları öldürmesi yatıyor.

    Çitaların ölümlerinin önüne geçmek için 1990 yılında Amerikalı araştırmacı Laurie Marker tarafından Namibya’da Çita Koruma Fonu kuruldu. Fon 1994 yılından bu yana Namibya’da 300 üzerinde çiftçiye 600’e yakın yavru kangal köpeği dağıtarak hem çiftlik hayvanlarının ölümünün önüne geçiyor hem de çitaların soylarının yok olmasına engel oluyor. Programın tam olarak başarılı olması ise Fon tarafından çiftçilere verilen yavru kangalların eğitimlerinin ve sağlık taramalarının zamanında doğru bir şekilde yapılmasına bağlı. Bu kapsamda TİKA’nın Çita Koruma Fonu’na sağladığı araç desteği hem daha fazla köpeğin çiftçilere ulaştırılması hem de sağlık taramalarının ve eğitimlerinin yerinde incelenmesi anlamında önem arz ediyor.

    Namibya Çita Koruma Programının Koordinatörü biyolog PaigeSeitz yaptığı açıklamada program sayesinde hem Afrikalı çiftçilerin rahat bir nefes aldığını hem de çitaların soyunun yok olmasının önüne geçildiğini ifade etti. Programın başladığı 1994 yılından beri 250’nin üzerinde kangal köpeği getirdiklerini ve 600 üzerinde yavru kangal köpeğini çiftçilere dağıttıklarını sadece 2015 yılında Namibyalı çiftçilere 50 yavru köpeği verdiklerini söyledi. Diğer Afrika ülkelerinin de merkezimize başvurarak programdan yararlanmak istediğini ifade eden Seitz, Türkiye’den gelecek Kangallara ihtiyaçlarının olduğunu söyledi. TİKA’nın sağladığı araç desteği sayesinde kangal köpeklerinin çiftçilere daha hızlı ulaştırılacağını, sağlık taramalarının ve eğitimlerinin periyodik olarak gözetleneceğini belirterek kangal köpeklerinin başarısından gurur duyduklarını söyledi.

  • Tapu Ve Göçerler Çözümü Ödül Getirdi

    Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesindeki yasanan tapu sorununun çözülmesinde büyük çaba gösteren Belediye Başkanı Menderes Atilla, yılın yerel yöneticisi ödülünün sahibi oldu.

    Başkan Atilla, Türkiye’nin ilk tapusuz ilçesi olan Ceylanpınar’daki tapu sorununun çözülmesinde gösterdiği çaba nedeniyle yerel yönetimler dergisi tarafından yılın yerel yöneticisi ödülüne layık görüldü. Bu yıl 6.sı düzenlenen yarışmada ödül kazanan Atilla, yıl içerisinde sunulan projeler ile yapılan çalışmaların yanında Ceylanpınar ilçe kırsalında göçebe olarak yaşayan göçerlerin asırlık arazi sorununu çözmesinde çaba gösterip, tapuları dağıtması nedeniyle ödüle layık görüldü.

    Halkın değerlendirmesi ile ödülün sahipleri seçilirken, yarışma ise yerel yönetimler tarafından prestijli bir yarışma olarak görülüyor. Atilla, Yılın Yerel Yöneticisi ödülü Kayseri’de yapılan programda aldı. Atilla “Mücadelemizle 18 ayda Ceylanpınar’ın tapu sorununu ve göçerlerimizin arazi sorununu çözdük. Göçerlerin sorunu yüz yıllık bir sorundu. Bu sorunu çözdüğümüz için çok mutlu olduk” ifadelerinde bulundu.

  • Göz Estetiğinde Botoks Ve Ameliyat Çözümü

    Botoks uygulaması ve göz kapağı estetiği ameliyatlarının kadınlar kadar erkekler tarafından da tercih edildiği belirtildi.

    Op. Dr. Lale Geribeyoğlu Aras, botoksun, günümüzde kozmetik olarak yaygın şekilde uygulandığını söyledi. Aras, bu uygulama sayesinde özellikle alın ve göz çevresindeki kırışıklıkların giderildiğini dile getirdi.

    2000’li yılların başından beri kullanılan botoksun, mutlaka uzman hekimler tarafından yapılması gerektiğini kaydeden Kaşkaloğlu Göz Hastanesi doktorlarından Op. Dr. Lale Geribeyoğlu Aras, “Botoks uygulamasını yapacak kişinin belli bir eğitimden geçmesi gerekiyor. Yanlış uygulamalar, göz kapağı düşüklüğü ve şekil bozukluğuna yol açabiliyor. Botoks uygulamasını ihtiyaç durumu göz önüne alınarak 25-65 yaş aralığındaki insanlara uygulanabiliyor. 4-6 aylık periyotla uygulama tekrar ediliyor. Sonraki seanslarda, kırışıklığın ilk haline göre daha az olduğu gözleniyor” diye konuştu.

    GÖZ KAPAĞINA ESTETİK MÜMKÜN

    Göz için uygulanan kozmetik işlemlerden birinin göz kapağı cerrahisi olduğunu kaydeden Kaşkaloğlu Göz Hastanesi doktorlarından Op. Dr. Lale Geribeyoğlu Aras, göz kapağının yapısı nedeniyle sarkmaların sıklıkla görüldüğüne dikkat çekti.

    İnsanların yüzde, en önce baktığı noktaların başında gözlerin olduğunu ve sarkık bir göz kapağının da bazı kişilerde estetik sıkıntılara yol açtığını ifade eden Op. Dr. Aras, “Göz kapağı sarkması, ağırlık hissi ve görme alanının daralmasıyla kişiye rahatsızlık hissi veriyor. Göz hareketlerinde de sıkıntı yaşanabiliyor. Göz kapaklarındaki fazla doku, ameliyatla alınıyor. Estetik dikiş sayesinde iz kalmadan iyileşebiliyor. Hastalar birkaç gün içinde eski yaşamına dönebiliyor” dedi.

  • Doç. Dr. Sarıkaya, Miyomlara Anjiyo İle Çözümü Anlattı

    Girişimsel radyoloji, modern tıbbın ameliyatsız tedavi imkanları sunan yeni bir branşı olarak görülüyor. Girişimsel radyoloji alanındaki çalışmalarına İstanbul’da Medicana Çamlıca Hastanesinde devam eden Doç. Dr. Başar Sarıkaya pek çok alanda alışılagelmiş tedavilere alternatif süren bu branşın ülkemizdeki öncü ve başarılı temsilcilerinden biri olarak gözüküyor.

    Medicana Çamlıca Hastanesi doktorlarından Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Başar Sarıkaya, doğurganlık çağındaki kadınların pek çoğunu ilgilendiren miyom rahatsızlıkları ile ilgili ve bu hastalığın tedavisinde yeni bir yöntem olan tıp dilinde “miyom embolizasyonu” adı verilen miyomların anjiyo yoluyla tedavisinden bahsetti.

    Sarıkaya, “Sık duyduğumuz bir rahatsızlık, miyom nedir? Ne anlama gelir?” sorusuna şöyle yanıt verdi: “Miyomlar, kadınlarda rahmin kas tabakasından kaynaklanan iyi huylu oluşumlardır. Genellikle genç yaşlarda ortaya çıkar ve menopozdan sonra da geriler. Miyomlar çok farklı boyutlarda olabilir. Bazı hastalarda çok fazla sayıda olabilir. Yine rahim katmanlarındaki yerleşim yerlerine göre sınıflandırılır. Yani miyomlar kanseri temsil edecek kötü huylu oluşumlar değildir.”

    Sarıkaya, “Miyomların ne gibi tehlikesi vardır? Veya ne tür sıkıntılara yol açar?” sorusu üzerine şöyle konuştu:

    “Aslında miyomlar toplumda çok sık görülür. Küçük miyomları hesaba katarsak, neredeyse her iki kadından birinde miyom vardır diyebiliriz. Bunların büyük kısmı herhangi bir soruna yol açmaz. Ancak miyomlar bazen büyüklüklerine, bazen de yerleşim yerlerine bağlı olarak sorunlara sebep olabilir. Bunlar arasında kramp tarzında ağrılar, uzun süren kanamalı adet periyotları, cinsel ilişki sırasında ağrılar, mesane basısına bağlı idrar yapma ile ilişkili sorunlar veya rektuma basması sebebiyle gayta ile ilgili sorunlar sayılabilir. Yine özellikle yerleşim yerlerine bağlı olarak gebe kalmayı engelleme, gebelikte düşük, düşük veya gelişme geriliği gibi sorunlara neden olabilir. Bu durumda tedavi öneriyoruz.”

    Sarıkaya, “Tedavide neler yapılabileceği” konusunda şu bilgiyi verdi: “Miyomların klasik tedavisi cerrahidir. Yani kadın hastalıkları ve doğum uzmanı hekim arkadaşlarımız çeşitli yöntemler kullanarak, ki bunlar son yıllarda gittikçe rafine hale gelmiştir çoğu zaman miyomu rahime zarar vermeden çıkartabilir. Ancak bazı durumlarda bu pek mümkün olmaz ve o zaman rahimin alınması söz konusu olabilir.”

    Sarıkaya, “Miyom embolizasyonu” konusunda ise şunları söyledi: “Embolizasyon hastalıklı bir damarsal yapının, bir kanama odağının veya fazlaca kanlanma gösteren hastalıklı bir dokunun beslenmesinin engellenmesi amacıyla damarlarının tıkanması anlamına gelir. Miyom embolizasyonu anjiyografik yolla yapılır. Tıpkı kalp anjiyosunda olduğu gibi damar sistemi içine girilir; ancak hedefimiz bu sefer rahimi iki taraftan da besleyen damarlardır ve mikrokateter adı verilen çok ince plastik borucuklar vasıtasıyla milimetreden küçük tanecik kullanılarak miyomu besleyen damarlar tıkanır. İşlem sırasında genel anestezi uygulanmaz, ancak hasta konforunu ve ağrı hissetmemesini sağlamak amacıyla rahatlatıcı ilaçlar ve lokal anestezi uygulanır.”

    Miyom embolizasyonunun dünya üzerinde yirmi yıldır uygulandığını anlatan Sarıkaya, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak yaygınlaşması ve kabul görmesi son yıllarda gerçekleşmiştir. Burada amaç miyomu yok etmek değil, miyomun neden olduğu şikayet ve sorunları kaldırmaktır. Bu noktadan bakıldığında yaklaşık yüzde 80 gibi bir rakam söylenebilir. Bu yöntem başarılı olmadığında ikinci kez denenebileceği gibi ameliyat opsiyonu tekrar gündeme getirilebilir. Yani miyom embolizasyonu uygulanmış olması hastanın ileride ameliyat olma olanağını elinden almamaktadır.”

    Sarıkaya, “Ameliyata göre avantajları veya dezavantajları nelerdir” sorusuna şöyle karşılık verdi: “Bu sorunun cevabı aslında iki cümleyle özetlenebilecek kadar basit değil. Şöyle ifade ederek başlamak daha doğru olur: miyom embolizasyonu her miyomun tedavisinde ameliyata alternatif değildir. Elbetteki ameliyatla kıyaslayınca avantajları çoktur, ama ameliyatın en büyük avantajı miyomun tamamen çıkartılma imkanı olmasıdır. Dolayısıyla kapalı yöntemle miyomun çıkartılma şansı varsa öncelikle bu yola başvurulması daha doğru olacaktır. Bu bilgiyi verdikten sonra, tüm girişimsel radyolojik tedavilerde olduğu gibi miyom embolizasyonunda da herhangi bir kesi olmadığından, genel anestezi kullanılmadığından ve yoğun bakım süreci yaşanmadığından hastanede yatış süresi genellikle bir gecedir ve hasta çok kısa zamanda normal yaşama dönebilir.”