Etiket: Çözümler

  • “Peyzaj Tasarımında Engelli Dostu Çözümler” adlı eğitim projesi kabul edildi

    “Peyzaj Tasarımında Engelli Dostu Çözümler” adlı eğitim projesi kabul edildi

    Bartın Üniversitesi tarafından hazırlanan proje kapsamında ülkemizdeki açık ve yeşil alanların ‘Engelli Dostu’ çözümler üretilerek planlanması ve tasarımı konularında eğitimler verilecek.

    Bartın Üniversitesi tarafından hazırlanan “Peyzaj Tasarımında Engelli Dostu Çözümler” adlı eğitim projesi TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı (BIDEB) tarafından “2237-A Bilimsel Eğitim Etkinlikleri Desteği Programı” kapsamında desteklenmeye uygun görüldü. Mühendislik, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Artar koordinatörlüğünde gerçekleştirilecek projeyle ülkemizdeki açık ve yeşil alanların planlanması ve tasarımında ‘Engelli Dostu’ çözümler üretmeye yönelik alanında yetkin bilim insanları tarafından eğitimler verilecek. Projeye Bartın Üniversitesi Engelli Öğrenci Birimi Koordinatörlüğü, Peyzaj Mimarlığı Eğitim ve Bilim Derneği (PEMDER) ve Amasra Belediyesi de destek veriyor.

    Proje hakkında bilgi veren Doç. Dr. Artar, “Desteklenmeye değer görülen eğitim programının amacı, ülkemizde açık ve yeşil alanların planlaması ve tasarımıyla bu alanların engelliler tarafından kullanımı konusunda eğitimler verilecek. Alanında yetkin bilim insanlarının bilgi birikiminden yararlanmak suretiyle, yine ülkemizin farklı üniversitelerinin Peyzaj Mimarlığı bölümlerinde lisans eğitimi alan öğrencilerin kamusal ve özel alanlarda herkes için erişilebilir peyzaj tasarımları konusunda eğitilmesini hedefliyoruz” dedi.

    Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun ise kalite ve sürekli iyileştirme anlayışıyla engelli bireylerin hayatlarını kolaylaştırmak için gösterilen gayretlerin bu tür eğitim projeleriyle daha da değer kazandığını ifade etti.

    Projede emeği geçen Doç. Dr. Artar ile destek veren paydaş kurumlara teşekkür eden Rektör Uzun, “Bartın Üniversitesi olarak engelli bireylerin hayatlarını kolaylaştırmaya yönelik tüm bileşenlerimizle birlikte önemli gayret gösteriyoruz. Bu gayretlerimizin neticesinde yapılan değerlendirme sonucunda, Yükseköğretim Kurulumuz tarafından Mekânda Erişilebilirlik (Turuncu Bayrak) kategorisinde ödüle layık görüldük. Bartın Üniversitesi’nin engelli öğrencilerimizin de gönül rahatlığıyla tercih edebileceği bir üniversite olduğu böylece tescillenmiş oldu. Ayrıca Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKKA) desteğiyle kabul edilen ‘Engelsiz Yaşam Alanı Projesi’ ile Türkiye’nin bu alandaki en kapsamlı tesislerinden biri Kutlubey Kampüsümüzde kuruluyor. Bartın Üniversitesi ailesinin tüm bileşenleri gerek sosyal sorumluluk gerekse bilimsel anlamda elinden gelen gayreti göstermeye devam etmektedir. Bu doğrultuda TÜBİTAK tarafından desteklenen eğitim projemizin de ‘Engelli Dostu’ çözümler üretecek nitelikli insan kaynağının yetişmesine katkılar sunacaktır” diye konuştu.

  • Karataş: “Köklü sorunlara gerçekçi çözümler gerekiyor”

    Karataş: “Köklü sorunlara gerçekçi çözümler gerekiyor”

    Memur-Sen İl Temsilcisi Eğitim-Bir-Sen 2 Nolu Şube Başkanı Mustafa Karataş, 2019-2020 eğitim-öğretim yılı birinci kanaat dönemi, geleceğe yönelik çizilen hedeflerin uzağında, eğitim çalışanlarının sorunlarının çözümünün yeni döneme devredilmesiyle, köklü sorunlara kalıcı çözümler getirecek adımların beklentisiyle sona erdiğini belirtti.

    Üç yıllık hizmet süresini tamamlayan sözleşmeli öğretmenlere yer değişikliği hakkı tanınması, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun taslağının hazırlanması, öğretmen atama ve yer değiştirme süreçlerine ilişkin bir çalıştay yapılması gibi bazı adımların dışında beklentileri karşılayacak bir iş ve işlemin hayata geçirilmediğini anlatan Karataş, “Sözleşmeli öğretmenlerin kadro ve eşit haklar beklentisinin karşılanmaması, 3600 ek gösterge artışı sözünün gereğinin yerine getirilmemesi, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili belirsizlik, öğretmen atama ve yer değiştirme süreçlerine ilişkin bir sistemin oluşturulmaması, unvan değişikliği sınavları konusunda somut bir girişimde bulunulmaması gibi pek çok sorun çözüm bekliyor.

    Bunların yanı sıra, ücretli öğretmenlik garabeti, yer değişikliği sürecinde karşılanmayan talepler, öğretmene karşı giderek artan şiddete karşı etkin ve caydırıcı bir adım atılmaması, öğretmen açığı, erkek kamu görevlilerine dayatılan darbe ürünü kılık ve kıyafet yönetmeliği, ek ders esaslarındaki eşitsizlik, ders ücretlerindeki adaletsizlik, okulların bütçe sorunu, eğitimin denetim ve rehberlik ayağının ihmal edilmesi gibi konularda beklentileri karşılayan adımlar hâlâ atılmış değildir” dedi.

    Mesleğin itibarını artıracak, öğretmenlerin haklarını geliştirecek kanun ivedilikle çıkarılmalıdır

    Sendika olarak, uzun süre önce teklif ettiğimiz Öğretmenlik Meslek Kanunu, 2023 Eğitim Vizyonu’nda yer verilmesiyle birlikte bir beklentiye dönüştüğünü dile getiren Mustafa Karataş, “Bir an evvel çıkmasını istediğimiz kanun, öğretmenlerin haklarını ve yetkilerini koruyacak ve geliştirecek bir eksende ele alınmalıdır. Öğretmenlerin görev, yetki, hak ve sorumluluklarının belirlendiği, mesleki gelişim ve kariyer basamaklarının ve iş güvencelerinin tanımlandığı, öğretmene destek niteliğinde bir meslek kanunu bir an önce çıkarılmalıdır” dedi.

    Sözleşmeli öğretmenlikten vazgeçilmeli, istihdam modeli kadrolu olmalıdır

    Mustafa Karataş, sözleşmeli öğretmen istihdamı, gerek sözleşmeli eğitimciler gerek istihdamı gerçekleştiren kurumlar gerekse farklı statüdeki personelden aynı kamu hizmetini alan öğrenci ve ebeveynler açısından ciddi sorun oluşturduğunu ifade ederek, “Sözleşmeli öğretmenlik, kabul edilmiş hatanın tekrarı, geçmiş sıkıntıları unutmanın, aynı kısır döngüyü yeniden kurup birçok değeri heba etmenin adıdır. Sözleşmeli öğretmenlik uygulaması anayasal hakları sınırlamakta, aile bütünlüğünü bozmakta, eşleri birbirinden, çocukları da anne babalarından ayrı bırakmakta, öğretmenleri işi ile eşi arasında tercihe zorlamaktadır. Haklı taleplere, geçerli mazeretlere duyarsız yanlış istihdam politikası, öğretmenlerimizin moral ve motivasyonunu olumsuz etkilemekte, eğitimde verimliliği düşürmektedir. Kamu istihdam politikalarına yön verenler, nitelikli kamu hizmetinin ancak iş ve iç huzuruna kavuşmuş, anayasal hakları tesis edilmiş kamu personeli eliyle yürütülebileceğini görmeli, sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilmelidir” dedi.

    3600 ek gösterge konusundaki haklı beklenti küskünlüğe dönüşmeden sözün gereği yerine getirilmelidir

    24 Haziran seçimleri öncesinde vadedilen, Cumhurbaşkanlığı ikinci 100 Günlük Eylem Planı’nda ve 2023 Eğitim Vizyonu’nda yer verilen 3600 ek gösterge vaadi konusundaki haklı beklentinin, henüz hiçbir somut adım atılmaması nedeniyle yerini umutsuzluğa ve küskünlüğe bıraktığı bir sürecin yaşanmakta olduğunu belirten Mustafa Karataş, açıklamasını şöyle sürdürdü;

    “Eğitim çalışanlara verilen vaadi yerine getirecek, kamu personel sisteminde ülkesine ve milletine hizmet eden diğer unvanlardaki kamu görevlilerinin de ek gösterge beklentilerini karşılayacak, ek gösterge kaynaklı mağduriyetleri giderecek, çalışma barışını ve iş huzurunu sağlayacak şekilde bütün kamu görevlilerini kapsayacak bir ek gösterge çalışması yapılmasını istiyor ve bekliyoruz. Öğretmenlere 3600 ek gösterge verilmesi başta olmak üzere, seçim sürecinde kamu görevlilerine verilen vaatler ivedilikle yerine getirilmeli, sözlerin yerine getirilmemesinin oluşturacağı sosyal maliyet gözden ırak tutulmamalıdır.

    2023 Eğitim Vizyonu rafta, hedefler askıda kalmamalıdır

    Ülkemizin eğitim sisteminin gelecek projeksiyonunu betimleyen 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi’nin içerdiği tespitler ve hedefler her geçen gün umut olmaktan çıkmakta, belirsizlik ümitleri söndürmektedir. Vizyon Belgesi’nde yer alan takvim doğrultusunda hedeflerin gerçekleştirilmesine yönelik çabaların yetersiz kaldığı endişesiyle birlikte, sürecin katılımcılıktan uzak, eğitim paydaşlarının görüş ve katkılarının dışarıda bırakılarak yürütüldüğünü görüyoruz. Paydaşların görüş, öneri ve eleştirilerinin hesaba katılmadığı, istişare mekanizmasının devre dışı bırakıldığı bir çalışmanın memnuniyet katsayısı da başarı oranı da düşük olacaktır.

    Bakanlık, özellikle eğitim çalışanlarının özlük haklarında ve çalışma şartlarında iyileştirme ve geliştirme vadeden hedefleri bir an evvel hayata geçirmelidir.

    Şiddete başvurmanın bedelinin ağır olduğu yasal bir düzenleme yapılmalıdır

    Şiddetin her geçen gün arttığını, farklı faillerle yeni kulvarlar bulduğunu, bedelini de eğitimcilerin ve tüm toplumun ödediğini üzülerek müşahede ediyoruz. Şiddeti önleyecek, eğitimcinin itibarını daha da artıracak, konumunu güçlendirecek, onu tehlikelere karşı koruyacak yasal düzenlemelerin yapılması artık kaçınılmazdır. Bunun için, yetkili kişi ve kurumlardan sivil toplum örgütlerine kadar toplumun tüm katmanlarına sorumluluk düşmektedir. Eğitim ve öğretim hizmeti sunumu esnasında veya verilen eğitim ve öğretim hizmetinden kaynaklanan nedenlerle eğitim çalışanlarına karşı cebir, şiddet veya tehdit kullanan kişilere hapis cezası verilmesi; eğitim kurumlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçunun tutuklama nedeni varsayılan suçlardan sayılması ve eğitim çalışanlarına karşı işlenen suçlar sebebiyle ceza hukuku kapsamında yürütülmekte olan işlemlerde ve davalarda personelin talebi üzerine Bakanlığın hukukî yardımda bulunması noktasında düzenleme yapılmalıdır.

    Eğitim kurumu yöneticiliği kariyer mesleğine dönüştürülmeli, her olumsuzluğun faturası yöneticiye çıkarılmamalıdır

    Eğitim kurumu yöneticiliği, ikincil görev olmaktan çıkarılarak meslekleşmeyi sağlayacak çalışmalar yapılmalı, bununla ilgili olarak yetiştirme programları hazırlanmalıdır. Eğitim kurumu yöneticiliğinin eğitim liderliğine dönüştürülmesi, yöneticiliğin profesyonel bir meslek olarak ele alınarak ‘ikincil görev’ ve ‘görevlendirme’ kapsamından çıkarılarak kadro unvanlı bir uzmanlık mesleği hâline dönüştürülmesiyle mümkündür. Eğitim kurumu yöneticilerinin bir eğitim ve okul lideri olarak inisiyatif alanları genişletilmeli, mevzuat kuşatmasından kurtarılmalı, bürokratik rolleri azaltılmalı, yetkilendirilip güçlendirilerek eğitim-öğretimle ilgili rolleri öne çıkarılmalıdır. Okul liderliği, yetki ve yeterlilikler yönünden güçlendirildiği gibi, maddi ve manevi yönden de cazip bir meslek hâline getirilmelidir.

    Öğretmenlerimizin motivasyonunu daha da artıracak bir kariyer sistemi oluşturulmalıdır

    Kariyer basamakları uygulamasının yürürlükte olduğu zaman diliminde yapılan bilimsel çalışmalar, öğretmenlik kariyer basamakları uygulamasının öğretmenleri sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere teşvik etmenin yanı sıra kendilerini geliştirmelerine ve kariyer basamaklarında ilerlemek için lisansüstü eğitim yapmaya teşvik ettiğini, bu sonuçlar doğrultusunda eğitimde kalitenin artırılmasında önemli bir faktör olduğunu, öğretmenlerin kendini yenilemesi, alanındaki gelişmeleri takip etmesi bakımından olumlu sonuçlar doğurduğunu ortaya koymaktadır. Öğretmenlerin niteliğinin artırılması bağlamında gerçekleştirilecek politika süreçlerinde kariyer basamakları sistemine yeniden işlerlik kazandırılması gerekmektedir. Bu çerçevede paydaşların görüşleri ve talepleri doğrultusunda herkesin yararlanmasına açık, özgün, sadece sınav odaklı olmayan, süreç ve bireysel çaba odaklı, maddi ve manevi açıdan tatminkâr bir kariyer sistemi ivedilikle hayata geçirilmelidir.

    Öğretmenlerin yer değişikliği işlemlerinde mağduriyeti önleyecek adil bir süreç işletilmelidir

    Öğretmen atama ve yer değiştirme iş ve işlemlerinde eğitim ve öğretim faaliyetlerini sekteye uğratacak düzeydeki tasarım eksiklikleri, öğretmenlerin yer değişikliği taleplerinin karşılanamamasına, mağduriyetlerin yanı sıra çalışma barışının bozulmasına ve motivasyon kaybına neden olmaktadır. Dezavantajlı ve elverişsiz şartların hüküm sürdüğü yerleşim yerlerinde görev yapan eğitim çalışanlarına yönelik gönüllülüğü esas alacak tedbirlerin alınması, rasyonel atama ve yer değiştirme sistemlerinin kurulması, eğitimcilerin en büyük beklentilerindendir. ‘Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Süreci Tespitler ve Bir Model Önerisi’ raporumuzda Bakanlığın ve kamuoyunun dikkatine sunduğumuz üzere, yer değişikliği talepleri adil ve hakkaniyete uygun sonuçlar üretecek şekilde yeniden tasarlanmalıdır.

    Eğitimin kalitesi için ter döken memur ve hizmetli çalışanlarımızın özlük hakları iyileştirilmelidir

    Millî Eğitim Bakanlığı kadrolarında Genel İdare Hizmetleri Sınıfı, Teknik Hizmetler Sınıfı, Yardımcı Hizmetler Sınıfı ve diğer hizmet sınıflarında çalışanların eğitim-öğretim hizmetinin aksamadan en etkin şekilde yürütülmesi için emek sarf ettiği gerçeği görülmeli; eğitim-öğretim sınıfı çalışanlarına tanınan haklar kendilerine de tanınmalıdır. Şef, memur ve hizmetlilere öğretim yılına hazırlık ödeneğinin ödenmemesi hak ve adalete uygun değildir. Bu nedenle, hazırlık ödeneği, öğretmenlerle birlikte eğitim ve öğretim hizmetlerinin yürütülmesinde emek sarf eden Millî Eğitim Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında görevli tüm hizmet sınıflarındaki eğitim çalışanlarına da ödenmelidir. Eğitim kurumlarındaki personelin haftalık 40 saati aşan çalışmalarının karşılığı fazla çalışma ücreti ödenmesi ya da personel yetersizliği gerekçesine sığınılmadan fazla çalışma karşılığı izin hakkından faydalanmalarının sağlanması yönünde düzenleme yapılmalıdır.

    Unvan değişikliği sınavı bir an önce yapılmalıdır

    Memur ve hizmetliler başta olmak üzere, Genel İdare Hizmetleri Sınıfı, Teknik Hizmetler Sınıfı, Yardımcı Hizmetler Sınıfı ve diğer hizmet sınıflarında yer alan eğitim çalışanlarının liyakat ve kariyer ilkeleri çerçevesinde mesleki ilerlemelerini sağlayan en önemli araçlardan birisi olan unvan değişikliği sınavları konusunda Bakanlık somut adım atmalı, unvan değişikliği sınavlarını ivedilikle gerçekleştirmeli; görevde yükselme sınav sonuçları çerçevesinde atama bekleyen boş kadrolara, şeffaf ve merkezi bir süreç dâhilinde atama yapmalıdır.

    Darbecilerin izleri tamamen silinmeli, darbe ürünü kılık ve kıyafet yönetmeliği değiştirilmelidir

    Kamusal alan yalanıyla yıllarca kadınlara ve kız öğrencilere yönelik uygulanan kılık ve kıyafet dayatması, verdiğimiz mücadele, yaptığımız eylem ve etkinlikler sonucunda kaldırılmış, kamuda çalışan kadınlara yönelik ‘başı açık’ ibaresinin yönetmelikten çıkarılmasıyla kadının kamu hizmetine katılımında bir engel aşılmış; Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik’te de yapılan değişiklikle öğrencilere kılık ve kıyafet dayatmasının kaldırılması son derece önemli bir adım olmuş ve bir yasak daha tarihe karışmıştır. Kamu görevlilerini ilgilendiren çerçeve yönetmelikte acilen değişiklik yapılmalı ve altı yıldır sürdürdüğümüz serbest kıyafet eylemi gerekçelerimizden olan erkek kamu görevlilerine kılık ve kıyafet dayatmasından da vazgeçilmelidir.”

    Yarıyıl, eğitim yöneticileri için sorunlara odaklanıp çözümler üretme dönemi olmasını arzu ettiklerini belirten Mustafa Karataş, “Eğitim-Bir-Sen olarak, birinci kanaat döneminin öğrencilerimiz için aktif bir dinlenme dönemi olmasını temenni ediyor, geleceğimize verdikleri emeklerden dolayı eğitim çalışanlarımıza teşekkür ediyoruz” dedi.

  • Atatürk Üniversitesi, akıllı çözümler üretmek için verimlilik ve teknoloji fuarına katıldı

    Türkiye Verimlilik Vakfı tarafından 7-9 Aralık 2018 tarihinde Ankara Ticaret Odası (ATO) Congresium Kongre ve Fuar Merkezinde düzenlenen “Verimlilik ve Teknoloji: Akıllı Çözümler” fuarına Atatürk Üniversitesi de katıldı.

    Verimlilik ve Teknoloji Fuarı ile Türkiye’de ve dünyada verimliliğin artırılmasına katkı sağlayan teknolojik ürünlerin sergilenmesi, bu çalışmaların geniş kitlelere ulaştırılması ve üretim alanında farkındalığın artırılması amaçlanan fuarda Atatürk Üniversitesi; AtaTeknokent, Doğu Anadolu Yüksek Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (DAYTAM), Astrofizik Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü (ATASAM), Doğu Anadolu Gözlemevi (DAG) birimleriyle katılım sağladı.

    “Milli Teknoloji Hamlesi” İçin Çalışmalara Hız Verildi

    Teknoloji alanında da verimliliği geniş kitlelere yayıp farkındalığını artırmak amacıyla düzenlenen fuarda yer alarak teknolojinin getirdiği yenilikleri ve diğer alanlara sağlayacağı hizmetler ile ortak projeler geliştirme imkânlarını birebir yapılan üst düzey görüşmelerle anlattıklarını dile getiren Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayhan Çelik: “Günümüz dünyasında gerçek anlamda bağımsızlığın birinci şartı teknoloji tasarlayan, geliştiren, üreten ve ihraç eden ülke konumuna ulaşmaktır. Bu kapsamda tüm birimlerimizce ülkemizin “Milli Teknoloji Hamlesi”ne katkıda bulunacak projeler geliştirerek bunları hızlı bir şekilde hayata geçiriyoruz. Bugün içinden geçtiğimiz tarihsel dönemde toplumların gerçek anlamda egemen ve bağımsız olmaları için temel bir koşul olarak ortaya çıkan teknoloji hamlesinin değerini ve önemini bilerek çalışmalarımızı yürütüyoruz.” dedi.

    İş Birliği İçin Birçok Firma İle Görüşmeler Yapıldı

    Ayrıca kurumsal olarak da ortak projeler ve iş birlikleri yapılması konusunda ROKETSAN, HAVELSAN, SAGE, MGM, SSTEK gibi kurumlar ve kuruluşlarla da ayrıntılı görüşmeler yapıldığını aktaran Çelik, bu kapsamda özellikle hem üniversitemizin altyapısı hem de teknoloji geliştiren ve üreten birimlerimizin altyapısı ile Erzurum’un coğrafik ve atmosferik koşullarından kaynaklanan özelliklerin açık ve kapalı ulusal alan test merkezi olarak kullanılması yönünde bir platform oluşturulması konusunda farklı paydaş kurumlarla yapılan görüşmelerin olumlu geçtiğini de sözlerine ekledi.

    Atatürk Üniversitesi Stantlarına İlgi Yoğun Oldu

    Fuar alanını ziyaret eden Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü ve Büyükelçi Dr. Hasan Doğan, Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Türk Havacılık ve Uzay Sanayi Genel Müdürü Prof. Dr. Temel Kotil, Meteoroloji Genel Müdürü Cengiz Akın, SSTEK Genel Müdürü Mustafa Gürsoy, iş adamı Ali Sabancı ile sektör temsilcileri, sanayi yöneticileri, vatandaşlar ve öğrenciler, Atatürk Üniversitesi birimlerinin yer aldığı stantları gezerek yapılan çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldılar.

  • Perakende Günleri’nde perakende sektörünün performansını artıran çözümler tanıtılacak

    Bu yıl 18’inci kez düzenlenecek Perakende Günleri, sektörün geleceğine yön vermeye hazırlanıyor. Perakende sektörüne dijital dönüşüm yolculuğunda rehberlik edecek firmalardan Sensormatic, yenilikçi çözümlerini Perakende Günleri’nde tanıtacak.

    Bu yıl 18’inci kez düzenlenecek Perakende Günleri, sektörün geleceğine yön vermeye hazırlanıyor. 28-29 Kasım 2019 tarihleri arasında Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilecek Perakende Günleri, bu yıl Retail Experience Exchange temasıyla düzenlenecek. Sektöre ilham veren örneklerin, başarı hikayelerinin paylaşılacağı organizasyonda hem Türkiye’den hem de dünyadan önde gelen uzmanlar ve sektör temsilcileri deneyimlerini katılımcılar ile ziyaretçilerle paylaşacak.

    Dijital dönüşümü yaşarken verimlilik odaklı olmak önemli

    Sensormatic CEO’su İsmail Uzelli konu üzerine yaptığı açıklamada, perakende sektörünün de diğer pek çok sektör gibi dijital dönüşüm içinde olduğunu ifade ederek, burada dikkat edilmesi gereken noktalardan birinin yalnızca dijitalleşme değil, verimlilik sağlayan bir dönüşüm olması gerektiğinin söyledi.

    Ekonomideki ve kurlardaki dalgalanmaların tüm sektörleri etkilediği bir dönemden geçtiklerini kaydeden Uzelli, “Bu dönemi sıkıntısız bir şekilde atlatanlar, verimlilik odaklı projeleri devreye alanlar olacak” diye konuştu. Uzelli, Perakende Günleri’nde bu verimliliği sağlayan çözüm ve uygulamaları tanıtacaklarını belirtti.

    RFID Envanter Yönetim Çözümü ile satışlarınızda yüzde 21’e varan artış sağlayacak

    Yapılan açıklamada; şirketin sektöre sunduğu çözümler arasında RFID envanter yönetim çözümü öne çıktığı kaydedilirken, perakende sektörü temsilcilerine operasyonel verimlilik anlamında katma değer sağlayan bu çözüm sayesinde işletmeler ürünlerini üretim aşamasından mağazada müşteriye satılana kadar anlık olarak takip edebilecek. Bu sayede envanter doğruluğu, reyon yönetimi, omnichannel stok yönetimi ve tedarikçi hataları gibi konular çözüme kavuşacağı belirtildi.

  • Diyarbakır’a akıllı teknolojik çözümler

    Vodafone, ihtiyaca yönelik sunduğu çözümlerle akıllı şehirleşme sürecini hızlandırmaya devam ediyor. Bu kapsamda Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile iş birliğine giden Vodafone, şehrin ihtiyaçları doğrultusunda akıllı ve pratik teknolojik çözümlerini hayata geçirdi.

    Akıllı şehirlerin bir lüks değil bir ihtiyaç olduğuna inanan ve sürdürülebilir bir şehir hayatı için kentlerin hızla uçtan uca akıllı şehirler haline gelmesini hedefleyen Vodafone, bu doğrultuda Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile iş birliğine giderek, şehrin ihtiyaçlarına özel teknolojik ve pratik çözümler hayata geçirdi. Hazırladığı ‘Akıllı Şehir Yol Haritası’ ile belediyelerin akıllı şehirleşme sürecini hızlandıran ve vatandaşların ihtiyaçlarını en etkin ve hızlı şekilde karşılayan Vodafone, bu kapsamda sunduğu uygulamalarla hem iş süreçlerini hızlandırıyor hem de kurumlara verimlilik artışı sağlıyor.

    Şirketten yapılan açıklamaya göre Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile yapılan iş birliği ile kentin önemli noktalarına kesintisiz internet erişimi sağlamak için gelişmiş fiber altyapısını Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetine sunan Vodafone, internette bir kesinti yaşanması durumunda devreye giren altyapısıyla da vatandaşlara hızlı bir internet deneyimi yaşatıyor. Vodafone ayrıca, Diyarbakır Belediyesi’nin yüksek boyutlu ve kesintisiz iletişim ihtiyaçlarını kamuya özel oluşturduğu Makineler Arası İletişim (M2M) ve data paketleri ile karşılıyor. Diyarbakır Belediyesi Vodafone altyapısı ve çözümleriyle toplu ulaşım ağındaki araçları takip ettiği cihazlara anlık olarak erişerek hem verimliliği artıyor hem de vatandaşın güvenliğini sağlıyor.

    “Şirketlerin yanı sıra kamu ve belediyelerin de dijitalleşmesine liderlik ediyoruz”

    Geçtiğimiz sene sonunda Türkiye’de akıllı şehirlere yönelik belediyelerin faydalanabileceği bir başucu kaynağı sunmak hedefiyle hayata geçirdikleri Akıllı Şehir Yol Haritası kapsamında Diyarbakır Belediyesi ile önemli bir iş birliğine imza attıklarını belirten Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, “Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonumuz sadece şirketleri değil, başta belediyelerimiz olmak üzere hizmet sağlayan tüm kamu kurumlarını kapsıyor. Diyarbakır Belediyesi ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği de bu vizyonun önemli bir parçasını oluşturuyor. Sunduğumuz akıllı ve hayatı kolaylaştıran çözümlerle hem belediyelerin iş süreçlerini basitleştiriyoruz hem de ülkemiz için kaynak tasarrufu sağlıyoruz. Bu kapsamda, Diyarbakır Belediyesi’nin ve Diyarbakırlı vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını da en etkin ve en hızlı şekilde Vodafone altyapısıyla karşılıyoruz. Vodafone olarak, akıllı şehirlerin ekonomik ve sosyal kalkınmanın temel unsurlarından biri olduğu gerçeğinden yola çıkarak sürdürülebilir bir şehir hayatı için kentleri uçtan uca akıllı çözümlerle donatmaya devam edeceğiz” dedi.

    Akıllı Şehirler Online Platformu’na en çok talep İstanbul’dan geldi

    Türkiye’nin ilk Akıllı Şehirler Online Platformu’nu sehirsizin.com adresinden hizmete sunan Vodafone, akıllı şehirleri hayata geçirirken bireylerin de görüşlerinin alınmasını hedefliyor. Vatandaşlar ile belediye arasındaki iletişimi artıran platform sayesinde vatandaşların ihtiyaç ve beklentileri daha sistemli bir şekilde takip ediliyor ve vatandaşlar yaşadığı şehirle ilgili söz sahibi oluyor. Şubat 2017’de kullanıma sunulan platforma en çok talep yüzde 33’lük oranla İstanbul’dan geldi. Vatandaşların en çok paylaşım yaptıkları alanların başında yüzde 28’le Enerji ve Çevre gelirken, Ulaşım yüzde 26’lik payla 2’nci, Binalar ve Yaşam yüzde 18’lık payla 3’üncü oldu. Türkiye’nin 71 şehrinde aktif olarak kullanılan platforma büyükşehirlerden erişim yüzde 85 seviyesinde gerçekleşti. En çok talep ileten şehirlerde İstanbul’u sırasıyla Ankara, İzmir, Kırıkkale ve Bursa takip etti.

    Akıllı Şehirler Online Platformu’na giriş yapan Diyarbakırlı vatandaşlarımızın Akıllı Şehir olma yolundaki en önemli iki kategorinin Eğitim ve Sağlık olduğunu düşündükleri tespit edildi. Diyarbakırlı vatandaşlarımızın Ulaşım kategorisindeki en önemli konunun Toplu Taşıma olduğunu düşündüğü gözlemlenirken, Enerji ve Çevre kategorisindeki en önemli konunun da Sürdürülebilir Enerji olduğunu düşündükleri tespit edildi.