Etiket: Çözülmezse

  • Tire’de su sorunu çözülmezse 5 bin işçi işsiz kalabilir

    Tire’de su sorunu çözülmezse 5 bin işçi işsiz kalabilir

    Başta süt ve süt ürünleri olmak üzere gıda sanayisinin önemli kuruluşlarını bünyesinde barındıran Tire Organize Sanayi Bölgesindeki tesislerin, su sıkıntısının giderilememesi durumunda kapanma, yaklaşık 5 bin işçinin de işini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceği bildirildi. Tire Organize Sanayi Bölgesi Müteşebbis Heyet Başkanı Metin Akdaş, “Çözüm önerilerimiz ve finansmanımız hazır. Yakın gelecekte kurulmakta olan yeni tesisler ile eski tesislerin tam kapasiteye ulaşması halinde günlük 15 bin metreküp suya ihtiyaç var. Bu temin edilemezse, 5 bin kişinin istihdam edildiği TOSBİ’deki gıda fabrikaları kapanma tehlikesi ile karşı karşıya kalacak” dedi.

    Tire Organize Sanayi Bölgesi Müteşebbis Heyet Başkanı Metin Akdaş, Tire Organize Sanayi Bölgesindeki su sorunuyla ilgili açıklama yaptı. Bugüne kadar hazırladıkları ve içinde çözüm önerileri bulunan dosyalara her platformda gündeme getirdiklerini vurgulayan Akdaş, “Kısa vadede Organize Sanayi Bölgemizde özellikle süt ürünleri ve gıda ürünlerine yönelik tesislerin artması nedeniyle ihtiyaç giderek yükseliyor” dedi.

    Akdaş, “Örnek vermek gerekirse bölgemizin yanında bulunan Mondi Tire Kutsan Kağıt ve Ambalaj Firması hamur işleme bölümünün bir kısmını kapatmış, üretimi azaltmış ve proses suyu miktarını düşmüştür. Geçmiş yıllarda DSİ ilgili firmaya yüksek oranda su tahsisi yapmış; ancak tahsis edilen suyun büyük miktarı kullanılmamakta, atıl durumda kalmaktadır. Tahsisli ve kullanılmayan suyun tarafımıza tahsisi edilmesi durumunda rahatlama imkanı bulacağız” şeklinde konuştu.

    Tire Kurşak Mahallesi’nde, su temin etmek üzere satın alınan arazideki suyun bölgeye ulaşması için gerekli izinlerin, mevsimi susuz geçirilmemesi için özellikle hızlandırılması gerektiğini de belirten Akdaş, “Bölgemizde yapımı tamamlanan ve tamamlanmak üzere olan baraj ve göletlerde sanayi bölgemiz için de kullanım hakkının tesis edilmesini, İzmir Kalkınma Ajansı tarafından finans desteği ile uygulamaya başladığımız ’Atıksu Arıtma Tesisinden Çıkan suyun İleri Arıtma ile Tarımsal Sulamada Kullanılması’ projesinin desteklenmesi ve yaygınlaştırılması hususunu da yetkilileri ilettik” diye konuştu.

    “Bazı firmalarımız üretimi durdurma noktasına geldi”

    Tire organize Sanayi Bölgesindeki DSİ tarafından lisanslı kuyularda su veriminin yüzde 7-8 oranına düştüğünü hatırlatan Metin Akdaş, “Özellikle, yaz aylarında su desteği aldığımız S.S. Karateke Sulama Kooperatifi kuyularının tarımsal sulamaya yönlendirilmesi nedeniyle, ağırlıklı olarak gıda üretimi yapan bölgemiz sanayicisine su sağlayamaz duruma geldi. Hatta bazı firmalarımız üretimi durdurma noktasına geldi. Bu nedenle bölgemize yakın, 33 milyon metreküp su tutma kapasiteli Bayındır Zeytinova Barajından ihtiyacımız olan suyun 12 kilometre isale hattı finansmanının bölgemizce karşılanması koşulu ile yüzde 25’lik kullanma suyunun tarafımıza tahsis edilmesini istiyoruz” şeklinde aktardı.

  • Çelebi; “Çözülmezse 2018 yılı bu ayıpla anılır”

    Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı İshak Çelebi, Ulaştırma ve Havacılık Kamu Çalışanları Sendikasının Genel Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyelerinin yaptıkları sendikal eylemden dolayı kılık kıyafet tamimine aykırı davrandıkları gerekçesiyle önce üç ay açığa alınmaları, daha sonra ise Hakkari, Şırnak ve Ağrı illerine tayin edilmeleri ile ilgili olarak uygulamanın 2018 yılının ayıbı olarak anılacağını söyledi. Çelebi, “Çalışma Bakanı ve Ulaştırma Bakanı yapılan haksız, hukuksuz, antidemokratik uygulamayı yıl bitmeden çözmelidir.” dedi.

    Yaptıkları sendikal eylemden dolayı önce 3 ay açığa alınan daha sonra göreve iade edildikleri gün Yüksekova, Şırnak ve Ağrı havalimanlarına tayin edilen Ulaştırma ve Havacılık Kamu Çalışanları Sendikasının Genel Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyelerine yapılan haksızlığı kınadıklarını belirten Çelebi, başta Anayasaya ve 4688 Sayılı Sendikalar Kanununa olmak üzere hem Ulusal hem de Uluslararası kanunların çiğnenerek yapılan atamaların ivedilikle durdurulması ve keyfi davranan bürokratların cezalandırılmasının Çalışma ve Ulaştırma Bakanlarının boynunun borcu olduğunu söyledi.

    Çelebi, Cumhurbaşkanımızın gösterdiği 2023, 2053 hedeflerine kılla, tüyle uğraşan; 80 darbesinin zihniyetiyle çalışan bürokratlarla ulaşılmasının mümkün olmadığını belirtti.

    Çelebi açıklamasında, “Yapılan uygulama Ülkemizde yeni yeni yerleşen insan hak ve özgürlükleri kapsamında yapılan ve yasak olup olmadığı bile belli olmayan bir konuda tamamen keyfi uygulamalarla önce üç ay açığa alınarak sonra yurdun en ücra köşelerine sürgün olarak gönderilmesi Yeni Türkiye’ye yakışmamaktadır. Birkaç bürokratın orantısız cezalarla sendikal eylemleri, insan hak ve özgürlüklerin, Anayasal hakkın kullanılmasının engellenmesinden daha vahimi bıyık yüzünden yurdun dört bir yanına sürülen sendikacılara başta yetkili sendika olmak üzere diğer memur sendikalarının sessiz kalmasıdır” diye konuştu.

  • Salih Bıçakcı: “Mülteci Sorunu Çözülmezse Çatışmalar Başlar”

    İstanbul, Ankara ve Gaziantep olmak üzere Türkiye’nin 3 şehrinde Türkiye-AB ilişkileri ve Suriyeli sığınmacılar konusunda farklı sektörlerden uzman kişilerin bir araya geldiği çalıştay Kadir Has Üniversitesi’nde gerçekleşti. Çalıştayda konuşan Kadir Has Üniversitesi Orta Doğu ve Afrika Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Salih Bıçakcı, “Mülteci sorunu kalıcı olarak çözülmezse yerel halk ile sığınmacılar arasında çatışmalar ve kırgınlıklar başlar” dedi.

    Suriye İç Savaşı’nın ardından ortaya çıkan “Suriyeli sığınmacılar” sorununun Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkilerine etkilerinin araştırılması projesi kapsamında Konrad Adenauer Vakfı tarafından desteklenen, Kadir Has Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi ortaklığında ve Başkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nün koordinatörlüğünde yürütülmekte olan Suriye’den Gelen Sığınmacılar ve Türkiye-AB ilişkilerine etkileri projesinin ilk çalıştayı gerçekleşti. Çalıştayda konuşan Kadir Has Üniversitesi Orta Doğu ve Afrika Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Salih Bıçakcı, “Bildiğiniz gibi ülkemiz 2011’den beri Suriye’deki iç savaşın çalkantılarıyla sarsılıyor. Uluslararası hukuk açısından ‘Suriyeli mülteciler’ olarak tanımladığımız grup Türkiye’ye geliyor. Resmi rakamlara göre 2 milyon 700 bin küsur mülteci şu anda Türkiye’de bulunuyor. Ama tahminlerimize göre bu rakam daha yüksek. Bu insanların büyük bir çoğunluğu insan tacirlerinin elinde Türkiye’den Avrupa’ya geçmek için savaş veriyorlar. Geçen senenin bu dönemlerinde ve devam eden zamanlarda bir kısmı Makedonya üzerinden Macaristan yolunu takip ederek Almanya’ya ya da daha müreffeh ve refah ülkelere, büyük bir kısmı da Türkiye kıyılarından Yunanistan’a geçti. Bu süreç bu şekilde gelişirken ve Avrupa ciddi bir krizin karşısındayken geri iade anlaşması yapıldı ve bu anlaşmanın bir parçası olarak belli tarihten sonraki göçmenleri iade olarak almayı kabul etti. Biz de bugün Türkiye’de muhtemel krizlerin neler olabileceğini tartışmak için buraya toplandık. Farklı konulardan farklı uzmanlık alanlarına sahip arkadaşlar hem Avrupa Birliği’ni, hem uluslararası hukuku, hem de Suriye’deki göçmenlerin halk arasında nasıl karşılandığını bilen uzmanlar bu konuyu farklı boyutlarıyla tartışacaklar” diye konuştu.

    “MÜLTECİLİKTEN VATANDAŞLIĞA GEÇİŞ”

    “Türkiye mülteci sorununu şu anda bir koz olarak kullanıyor ve vizesiz geçişi için bu anlaşmayı aktive etmiş durumda. Ama gelecekte hem Avrupa ülkeleri hem Türkiye hem de Yunanistan bunun bir birikmesini yaşayacak”diyen Doç. Dr. Salih Bıçakcı, “İnsanların belli bir kısmı gidemiyor ve gidemeyen insanlar burada kalıyor, yavaş yavaş mültecilik pozisyonundan vatandaşlık pozisyonuna doğru geçmeleri bekleniyor. Çünkü bu sürdürülebilir bir süreç değil. Eğer bir gün Suriye’de iç savaş biterse bu insanların kaçı ülkesine geri döner sorusu hala bütün araştırmacıların sorduğu bir soru. Rakamı bilmiyoruz. Suriyeli mültecilerin bize maliyeti 10 milyar doları aştı. Bu rakam hızla büyümeye devam ediyor. Alınan yardım ciddi bir rakam değil ve ülkenin içindeki çatışmalar ve çelişkilere Suriyelilerin nasıl fayda sağlayabileceğini bilmiyoruz” açıklamalarında bulundu.

    ULUSLARARASI HUKUK VE İÇ HUKUKUMUZ AÇISINDAN ‘MÜLTECİ’ KAVRAMI DEĞİŞTİRİLMELİDİR

    Entegrasyonunkesinlikle şart olduğunu ifade eden Doç. Dr. Bıçakcı, açıklamalarına şöyle devam etti: “Suriyeli mültecilerin nasıl olacağına karar verilmelidir. Hem uluslararası hukuk hem iç hukukumuz açısından mülteci kavramı değiştirilmelidir. Çünkü şu anda mültecilerin Türkiye’deki birçok haktan faydalanma problemi var. Bu değiştirilmediği sürece bu konuyu düzenleyemeyiz. Ama bizdeki dizaynlaryerel halk için yapılan dizaynlar. Mülteciler için dizayn edilmediğinden ciddi problemlerle karşılaşıyoruz. Bu, uzun ve zor bir süreç ama artık yavaş yavaş başlayıp entegrasyonu sağlamamız lazım.”

    “BUGÜNÜN KIRGINLIĞI, GELECEK NESİLLERE DAHA BÜYÜK KIRGINLIKLAR OLARAK AKSEDİLİR”

    Problemi çözemezsek tahmin etmediğimiz kırgınlık ve çatışmalarla karşı karşıya kalınabileceğini dile getiren Bıçakçı, “Özellikle Anadolu’da görülen bir şey var, Suriyeli mültecilerin gittiği yerlerde sosyal hizmetler, sağlık hizmetleri, eğitim hizmetleri yetersiz kalmaya başladı ve bu durumdan yerli halkımız rahatsızlık duymaya başladı. İşverenler arasında ekonomik problemler oluşmaya başladı. Bütün bunları çözemezsek eğer tahmin etmediğimiz çatışmalar ve kırgınlıklar oluşabilir. Bugünün kırgınlığı gelecek nesillere daha büyük kırgınlıklar olarak aksedebiliyor. Bunu önlememiz lazım, uzlaştırıcı bir kültür geliştirmemiz lazım. Ya da devletin ne olacağını açık şekilde ifade etmesi lazım ki halk onlara karşı davranışlarını belirlemeli. Çatışmanın en büyük problemlerinden bir tanesi ucuz işgücü. Gaziantep’te konuştuğum bir satıcı kendilerinin çok küçük rakamlara çalıştıklarını Suriyelilerin onlardan daha da küçük rakamlara çalışmalarının kendilerini işlerinden ettiklerini ifade etti. Bu, birbirlerinin arasındaki husumeti daha da artıran bir unsur. Engellenmez ve düzenlenemezse yerel halk ile gelen mülteciler arasında ciddi çatışmalar ve kırgınlıklar olabilecek. Örneklerini zaten hem adli vakalardan hem de medyaya yansıyanlardan görmeye başladık ki bizim gördüklerimiz sadece buz dağının görünen kısmı” dedi.