Etiket: Covid-19

  • ABD’de Covid-19 vaka sayısı 25 milyonu aştı

    ABD’de Covid-19 vaka sayısı 25 milyonu aştı

    ABD’de korona virüs salgınında son 24 saatte 172 bin 913 yeni vakanın tespit edilmesi ile toplam vaka sayısı 25 milyon 566 bin 789’a yükseldi. 5 eyalette ise 1 milyondan fazla vaka bulunuyor.

    Korona virüs salgının merkezi haline gelen ABD’de geçtiğimiz sene 21 Ocak’ta ilk vakanın tespit edilmesinin ardından toplam vaka sayısı 25 milyonu aştı. Ülkede son 24 saatte 172 bin 913 yeni vakanın tespit edilmesi ile toplam vaka sayısı 25 milyon 566 bin 789’a yükseldi. ABD’de son 24 saatte 3 bin 427 kişinin daha Covid-19 nedeni ile hayatını kaybetmesi ile toplam can kaybı 427 bin 635’e ulaştı.

    5 eyalette vaka sayıları 1 milyonun üzerinde

    ABD’nin California eyaletinde toplam vaka sayısı 3 milyon 151 bin 617’e, toplam can kaybı ise 36 bin 820’ye ulaştı. California’nın ardından en fazla vakaya sahip olan Teksas’ta ise toplam vaka sayısı 2 milyon 248 bin 859’a, toplam can kaybı 34 bin 971’e yükseldi. 1 milyon 639 bin 914 vaka sayısına ulaşan Florida ise en fazla etkilenen 3’üncü eyalet konumunda bulunurken, toplam can kaybı 25 bin 186’ya ulaştı. Salgından en fazla etkilenen 4’üncü eyalet olan New York’ta toplam vaka sayısı 1 milyon 357 bin 440’a, toplam can kaybı 42 bin 212’ye yükseldi. New York’un ardından 1 milyon 101 bin 819 vaka sayışı ile salgından en fazla etkilenen 5’inci eyalet olan Illionis’te ise toplam can kaybı 20 bin 680’e ulaştı.

    ABD’de ilk Covid-19 vakasının tespit edilmesinin ardından geçtiğimiz sene 27 Nisan’da 1 milyon, 9 Ağustos’ta 5 milyon, 8 Kasım’da 10 milyon, 7 Aralık’ta 15 milyon, 31 Aralık’ta 20 milyon vakaya ulaşmıştı.

  • KKTC’de en genç Covid-19 hastası hayatını kaybetti

    KKTC’de en genç Covid-19 hastası hayatını kaybetti

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) 40 yaşındaki Salih Çarka’nın korona virüs (Covid-19) nedeniyle hayatını kaybetmesinin ardından, ülkede Covid-19’a bağlı en genç can kaybı kayda geçti.

    Dünyayı etkisi altına alan korona virüs (Covid-19) salgınında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) Covid-19’a bağlı genç can kaybı kayda geçti. Başkent Lefkoşa’da bulunan Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde yoğun bakımda Covid-19 tedavisi gören 40 yaşındaki Salih Çarka, bugün tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

    Covid-19’a yenik düşen Çarka, virüse yakalandığını öğrendiğinde sosyal medya hesabından yaptığı son paylaşımında, “Sevgili ailem ve arkadaşlarım, dün yapılan Covid-19 testim maalesef pozitif çıktı. Sizden ricam, benimle son 5 gün içinde temas kuran ve birlikte olan varsa lütfen test yaptırsın” ifadelerini kullanmıştı.

    Çarka’nın ölümü, KKTC’de en genç Covid-19 can kaybı olarak kayıtlara geçerken, ülkede Covid-19 nedeniyle vefat edenlerin sayısı ise 14’e yükseldi.

    Öte yandan KKTC Sağlık Bakanı Ali Pilli, Çarka’nın herhangi bir kronik hastalığı bulunmadığını belirtti.

  • Covid hastalarına bakan hekim, nasıl Covid-19 olmadığını anlattı

    Covid hastalarına bakan hekim, nasıl Covid-19 olmadığını anlattı

    Türkiye’de 10 ay önce ilk defa görülen ve tüm dünyayı bir senedir etkisi altına alan korona virüs (Covid-19) salgını korku yaymaya devam ederken en riskli grupta yer alan doktorlar da kendilerini korumak için üstün bir çaba sarf ediyor. Covid-19 ile burun buruna kalan doktorlardan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Cüneyt Hayretdağ, korona virüslü hasta tedavi etmesine rağmen nasıl hastalığa yakalanmadığını anlattı ve herkesi önlemlere uyma konusunda uyardı.

    Pandemi döneminde hastalarının mağdur olmaması için tedavilere devam ettiklerini ve bu dönemde Covid-19’a yakalanmamak için kendi kliniklerinde aldıkları önlemleri anlatan Dr. Hayretdağ, “Neredeyse bir yıldır Türkiye pandemiyle yaşıyor. Biz de bu dönemde klinik olarak gerek ofiste, gerek hastanede, gerek servislerde bazı hastalarımızı evde, bazı hastalarımızı da ne yazık ki yoğun bakımda CPAP desteği ya da entübe olarak takip ettik. Bu dönemde ofisin hastalarının çok büyük bir kısmı Covid-19 hastasıydı. Standart takip ettiğimiz diyabet, kalp yetmezliği, hipertansiyon hastaları sanki iyileşmiş gibi kliniğe çok gelmedi ve Covid-19 hastası ağırlıklı baktığımız bir yıl oldu. Bu kadar korona virüslü hasta baktıktan sonra semptomatik bir dönemimiz olmadığı için ’Acaba asemptomatik Covid-19 geçirmiş miyiz?’ diye düşünerek testlerimizi yaptık. Covid-19 geçirmemişim. Aşının da Türkiye’de bizlere yapılmasına 10-15 günlük bir süre kaldı. Bu aşamada asemptomatik dahi olsa hastalığı geçirmemem nedeniyle, bu kadar Covid-19’lu hasta bakıp niye geçirmediğimi anlatmak istedim” dedi.

    Önlemleri anlattı

    Bu kadar riskli bir çalışma alanında olmasına rağmen nasıl Covid-19’a yakalanmadığını anlatan Dr. Hayretdağ, “Mutlaka hepimiz maskelerimizi taktık. El hijyenine dikkat ettik. Zaten hasta muayenesi ve sonrasında sabunla el yıkama alışkanlığım vardır. Onu standart olarak yaptık. İki saatte bir ofiste yardımcı personel de dahil herkes maskeleri değiştirdi. Hastaları maskesiz ofise almadık. Hasta yakınlarını olabildiğince ofise almadık. Hastaların maskelerini açmaması için ikramlık dağıtmadık. Personelin yemek yemesi sadece ona ayrılmış bölümde oldu. Kesinlikle koridorlarda ya da hasta odalarında çay kahve yemek ve benzeri bir şeyi kesinlikle izin vermedik. Covid-19 şüphesi olan hastaları mutlaka diğer hastalardan izole ederek baktık. Kendim ofise çıkarken asansör kullanmama rağmen dolu asansöre hiç binmedim. Yukarı çıkarken solunum sayısı maskeyle daha da artıp az sayıda virüsü derin inspirasyonla boğazımıza ve akciğerlerimize solunum hava yollarımıza çekme şanssızlığımız olmasın diye özellikle yürüyerek indim ama çıkmadım. Asansörü aşağıya inerken hiç kullanmadım. Sadece ofiste değil hastanede ve evde de böyle davrandım. Bunun dışında hastaları muayene ederken EKG toplarından tutun stetoskoplarımıza kadar hasta muayene öncesinde ve sonrasında dezenfeksiyon yaptık. Alkol dışında dezenfektan hiç kullanmadık. Kimyasal maddelerin olduğu dezenfektanlardan sakındık. Çünkü birçok maddenin bulunduğu anti dezenfektanlarda kemik iliği toksisitesi ve karaciğer toksisitesinin yüksek olduğunu düşünüyoruz. Onun için sadece alkol ve sabun kullandık. Bu arada ulaşımda her zaman tek kişi arabayla seyahat ettim. Ofise gelirken de ofisten dönerken de hatta bazen ev hastalarına gittiğimizde hemşiremiz ayrı arabayla biz kendi arabamızla hastaya ulaştık. Arabayı bulaşın en etkili olduğu yerlerden biri olarak kabul ettik ve kendimizi sakınmaya çalıştık” diye konuştu.

    Evde de izole yaşam

    Ev yaşamında da ofiste olduğu gibi izole bir yaşantı sürdürdüğünü anlatan Dr. Hayretdağ, “Evde sabah kahvaltısını yaptıktan sonra tüm gün atıştırmalık gibi şeyleri dışarıda yemedim. Çünkü maskeyi çıkarmanın riskli olduğunu düşündüm. Ofisten eve geçtiğimizde özellikle eşim ve çocuğum, hatta köpeğimi banyodan uzaklaştırdım. Direkt banyoya geçtim. Bütün kıyafetlerimi hatta o gün giydiğim ceketi dahil havalandırmak değil yıkama yoluyla günlük olarak kullandım. Arkasından kimseyle temas etmeden direkt banyoda bol sabunla yıkandım. Dişlerimi hemen fırçaladım ve alkollü bir ağız çalkalama suyuyla da her akşam çalkaladım. Bunu dışında gıda takviyesi ve benzeri bir şey kullanmadım ama bu dönemde D vitaminim 17’lerde olduğu için cilt bütünlüğünü koruması amacıyla Devit 3’ü günde 5-10 damla arasında düzenli olarak kullandım. Gıda takviyesi kullanmadım. Özel kliniğimize gelen çoğu hastamızı zatürre döneminde gribal semptom ve bulaştırıcılık dönemini geçirmiş olabilir. Bu durum da bize hastalığın bulaşma olmamasının sebebi olabilir. Normalde sabah tıraş olma alışkanlığım olmasına rağmen bu dönemde mutlaka akşamları sakal tıraşı oldum. El sağlığına her zaman dikkat ederdim. Eldiven kullanmıyorum ve kullanılmasını da önermiyorum bu dönemde. Onun için el sağlığına dikkat ettim çizik, çatlak tırnak problemleri ve benzeri bir şey olmadan ellerimi bol sabunlu su ile yıkayarak bu dönemi geçirdim. Kendimizi sosyal olarak izole ettik. Sevdiğimiz eş, dost, arkadaş, akraba ziyaretlerimizi uzun yemek oturumlarını ne yazık ki yapamadık. Çok şükür ki bu dönemi Covid-19 olmadan kazasız belasız geçirdik. İnşallah aşıya kadar da Covid-19 olmam” ifadelerini kullandı.

    Kendisinin Çin aşısı yaptıracağını da sözlerine ekleyen Dr. Hayretdağ, “Çin aşısını yaptıracağım. Aşıdan sonra da 15 gün daha Covid-19 olmazsam pandemi dönemini sorunsuz olarak geçirmiş olacağım” dedi.

  • Filistinli bir mahkum, Covid-19 aşısı yaptırdıktan bir gün sonra öldü

    Filistinli bir mahkum, Covid-19 aşısı yaptırdıktan bir gün sonra öldü

    İşgal altındaki Batı Şeria’da Filistinli bir mahkum, korona virüs aşısı olduktan bir gün sonra hayatını kaybetti.

    İşgal altındaki Batı Şeria’da bulunan bir İsrail hapishanesinde, dünyaya umut olan korona virüs aşılarına dair korkutucu bir gelişme oldu. Filistinli bir mahkum, korona virüs aşısı olduktan bir gün sonra hayatını kaybetti. Maher Deeb Sasa adlı 44 yaşındaki tutuklunun aşıyı dün aldığı, bugün de Rimonim Hapishanesi’ndeki hücresinde ölü bulunduğu belirtildi. Sasa’nın ölüm nedeni hakkında henüz net bir bilgi bulunmadığı bildirilerek, tutuklunun ölüm nedeninin araştırılacağı aktarıldı.

  • ‘Covid-19 Sürecinde Şehit ve Gazi Aileleri Yalnız Değildir’ projesi

    ‘Covid-19 Sürecinde Şehit ve Gazi Aileleri Yalnız Değildir’ projesi

    İçişleri Bakanlığı tarafından düzenlenen “Covid-19 sürecinde Şehit ve Gazi Aileleri Yalnız Değildir” projesi kapsamında Göle Şehit ve Gazi Aileleri Dernek Başkanı Adnan Tatlı, dernek üyeleri aile ve çocukları ile birlikte Erzurum’u ziyaret ettiler.

    Gezi kapsamında Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünü ziyaret eden Adnan Tatlı ve dernek üyeleri, AÇSH İl Müdürü Cemil İlbaş ve AÇSH İl Müdür Yardımcısı İsmet Erdal’ı ziyaret ettiler. İlbaş, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, şehit ve gazi ağırlamaktan mutluluk duyduklarını ifade etti. Projenin hayata geçmesini sağlayan İçişleri Bakanlığına teşekkür eden İlbaş, “Böylesine değerli bir ekibin Ardahan’dan gelmesini anlamlı buluyoruz. Çünkü temel felsefemiz ışık doğudan yükselir, burada Kore Gazimiz, Kıbrıs Gazimiz var. Şehit babalarımız var, gazilerimizin yakınları var. Dolayısıyla bizim için kıymetli insanlarla birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. 1950lilerde Kore’yi, 1974’lerde Kıbrıs’ı ve hiç mücadelemizin bitmediği terörü ve bunun karşısındaki dik duruşlu kahraman kardeşlerimizi hatırlıyoruz. Bunu bir yadigar olarak kalbimizde saklıyoruz. Bu yadigarın somut karşılığını görmek bizlere mutluluk veriyor” dedi.

    Adnan Talı ise Erzurum’da bulunmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, proje kapsamında 25 kişilik ekiple Erzurum’a geldiklerini ifade etti.

    Projenin amaçlarına değinen Tatlı, “İçişleri Bakanlığımız tarafından düzenlenen “Proje kapsamında Erzurum’a gezi düzenledik. Doğu Anadolu’nun serhat şehirlerinden Ardahan şehit aileleri ve gazilerinin pandemi döneminde yalnız olmadığını, devletimizin şehit yakınları ve gazilerin yanında olduğunu ve devletimizin sıcak elini hissettiğimiz bir projede Erzurum’da bulunmaktan mutluluk duyuyoruz. Bizlerin Erzurum’da ağırlanmasını sağlayan İçişleri Bakanlığımız ve Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğümüze teşekkür ediyoruz” dedi.

    Ardahan’dan gelen 25 kişilik ekip proje kapsamında kentteki Tabyaları, Çifte Minareli Medreseyi, Ulu Camiyi ve Abdurrahman Gazi Türbesini ziyaret etti.