Etiket: ÇOMÜ’nün

  • ÇOMÜ’nün 5 projesi 1.3 Milyon Euro ile desteklendi

    Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin koordinatörü olduğu ve tamamının üniversite tarafından yazıldığı 5 proje, Ulusal Ajans tarafından 1,3 Milyon Euro ile desteklendi.

    Konuyla ilgili görüşlerini bildiren Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Çelik, “Projelerin tamamı ÇOMÜ tarafından yazıldı. Üç projenin yürütücüsü ise doğrudan ÇOMÜ. Proje ortaklarımız arasında İtalya, Macaristan, Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, Portekiz, Makedonya, Çek Cumhuriyeti, Polonya gibi Avrupa Birliği’nin çok aktif ülkeleri var” dedi.

    İki yıl sürecek beş projenin 4’nün tarımla, birinin ise sağlıkla ilgili olduğunu belirten Prof. Dr. Çelik, Avrupa Birliği’nin çok geniş proje destekleri olduğunun altını çizdi ve Türkiye’de de üniversitemizin bu fonlardan en iyi yararlanan üniversitelerden biri olduğunu Ulusal Ajans Başkanın Rektörümüz Prof. Dr. Yücel Acer’i arayarak söylediğini bildirdi.

    Prof. Dr. Kemal Çelik, bu projelerin toplamında ÇOMÜ’nün bütçesine 3 dilim halinde tahsis edilecek 1,3 milyonluk bütçenin yanı sıra birçok Avrupa ülkesine bu anlamda üniversitemizin liderlik etmesinin önemine dikkat çekerek, “Kanımca özlediğimiz tablo bu; zira AB’nin, gelişmişliğini bilime borçlu birçok ülkesinden üniversiteye ve değişik kuruluşlara üniversitemizin projeleri ile liderlik yapıyor olması ÇOMÜ ve bizler adına gurur verici bir başarıdır. Avrupa Birliği’nin nitelikli, uygulanabilirliği yüksek projelere fon ayırması henüz AB üyesi olamayan ancak müktesabat gereği bu fonlardan yararlanabilen ülkemiz için çok ama çok önemli. İşte bu nedenle çok sayıda akademisyenin hemen her alanda nitelikli ve rekabet gücü yüksek projeler ile AB’nin kapısını çalması gerekir. ÇOMÜ’den çıkan her projeye, alınan her proje desteğine bu bağlamda seviniyoruz, daha aday ülke iken kaliteli ve güncel projelerle abonesi olduğumuz AB fonları, devletin 50 yıldan fazladır daimi üyesi olmak için sabırla sarf ettiği çabaları olumlu sonuçlandığında, yani “tam üyelik” gerçekleştiğinde daha fazla kullanılacaktır ” dedi.

    Prof. Dr. Çelik, “ Gerçekleştirdiğimiz çok sayıda proje üniversitemizde Erasmus + ve Horizon 2020 proje kültürünün gelişmesine katkılar sağlamakta ve öğretim elemanlarımızın küçük adımlarla bu fonlar için mesafe kat etmesinde motivasyon sağlamaktadır. Proje yapma ve yaşamı projelendirme anlayışı dünyanın tüm saygın ülkelerinde olduğu gibi, ülkemiz ve üniversitemizde de toplumsal geleceğimiz için yaşamsal özellikler taşımaktadır, zira bu projeler ülkemizin hangi ligte olacağına karar veren önemli kriterlerden biridir. Gerçekleştirdiğimiz bu 5 projenin tamamı uzun soluklu projeler olup multidisipliner ekipler aracılığıyla hayat bulacaktır. Türkiye’nin tarımdan sağlığa, enerjiden sanayiye önünü açabilecek uzun soluklu projeleri önemseyip dışa bağımlılıktan ivedi olarak kurtulması gerekmektedir. Bu bağlamda yerli ve milli kavramının içinin doldurulması oldukça önemli ve olumlu bir yaklaşımdır. Rakamlarla örnekleyelim; Sağlıkta Türkiye sadece kronik hastalıklarla mücadeleye her yıl 85 milyar dolar para öderken, 130 ülkeden 120 kalem tarımsal dış alım gerçekleştirerek 180 milyar dolar da tarımsal dış alım için harcamaktadır. Eğer istatistiki rakamlar bizi yanıltmıyorsa sadece iki kalemde (sağlık ve tarım) ithalata 260 milyar dolar para ödüyoruz. İşte tam da bu noktada ülkede hayatın içerisinde üretim – eğitim projelerinin olması gerekir ve kanımca ÇOMÜ’yü üst sıralara taşıyacak en önemli şey de bu projelerin çoğalması ve sonuçlarının ürüne dönüşmesidir” dedi.

    ÇOMÜ’nün AB Fonları Tarafından 1.3 Milyon Euro ile desteklenen 2018 projeleri: Improving the professional development opportunities in the Apitherapy sector in terms of health-(Apitherapy sektöründe profesyonel gelişim fırsatlarının sağlık açısından iyileştirilmesi), Agriculture 4.0. Information and Communication Technology for future Agriculture-(Tarım 4.0. Geleceğin tarımı için bilgi ve iletişim teknolojileri), Up-Skilling Elders in Digital Health Literacy to Prevent Marginalization and Exclusion -(Marjinalleşmeyi ve dışlanmayı önlemek için dijital sağlık okuryazarlıkta yetişkin eğitimi), Innovative Skills Transfer for the Development of Agricultural Entrepreneurs- (Tarımsal girişimcilerin gelişiminde yenilikçi becerilerin yaygınlaştırılması), Improving Co-operatives through a new and innovative Beekeeping Sector. (Arıcılık sektöründe kooperatiflerin yenilikçi yaklaşımlarla desteklenmesi).

  • ÇOMÜ’nün yükselişi sürüyor

    Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer, 2016 yılı için açıklanan rakamlara göre Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin kalite anlamında 51’inci sıradan 34’üncü sıraya yükseldiğini kaydetti.

    ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer, Çanakkale’de yayın yapan Boğaz TV’ye üniversite hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Rektör Yücel Acer, göreve geldikten sonra üniversitenin son 1,5 yılda kaydettiği önemli aşamalar, teknopark ortaklığı, öğrencilerin barınma sorunu, FETÖ soruşturması, açığa alınan ve görevden uzaklaştırılan akademik personel gibi birçok konuya açıklık getirdi.

    Üniversitenin kaydettiği aşamalardan bahseden Rektör Acer, “Aslında çok da genç bir üniversite değiliz 24 yılı geride bırakmışız önümüzdeki yıl kuruluşumuzun 25’inci yılı. Yani, bir çeyrek asrı geride bırakmış bir üniversiteyiz artık. 24 yılda müthiş ilerlemeleri oldu üniversitenin. Hem mekansal, hem öğrenci sayısı hem de hoca anlamında çok ilerledi. Tabi ki ilk noktadan baktığımız zaman ciddi anlamda büyümüş, Türkiye’nin öğrenci sayısı bakımından 21’inci üniversitesi olmuşuz. Kurulduğu zaman, kendisinden önce 50’ye yakın üniversite kurulmuştu Türkiye’de. Demek ki kendisinden önce kurulmuş birçok üniversiteyi de geride bırakarak fiziki anlamda Türkiye’deki bütün üniversiteler arasında 21’inci sıraya çıkmış bir üniversite. Bu geçtiğimiz 24 yıl şüphesiz ki büyük ilerlemeler oldu ama bu bütün fiziki ihtiyaçları karşıladık anlamına gelmiyor. Üniversitemizin bazı bölümlerinin binaları eksik onları tamamlamaya çalışıyoruz. Altyapı eksik, tamamlamaya çalışıyoruz. Şu an devam eden ve başlayacak projeler var. Kısacası üniversitemiz henüz fiziki altyapıyı tamamladık diyeceğimiz bir noktaya gelmiş değil. Ama büyük bir oranda ilerlemiş bir üniversite” dedi.

    Öğrenci sayısında büyük artış oldu

    2010 yılında da idari kadroda olduğunu belirten Rektör Yücel Acer, o dönemle kıyaslandığında şimdi öğrenci sayısını ikiye katladıklarını belirtti. Acer “2010 yılını esas almak gerekirse, üniversitemiz henüz 18 yaşında iken öğrenci sayımız yaklaşık olarak 26 bindi. O zamanlar Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü idim. Yine idari görevim vardı. O tarihte 26 bin öğrencimiz vardı. Bu yıl 46 bin öğrenci ile başlamış bulunuyoruz. 2010 yılı ile karşılaştırdığımız zaman neredeyse iki kat büyümüş bir öğrenci sayısı var. Hatta geçen yıl 47 bin öğrenci ile eğitim öğretim yılına başlamıştık bu yıl 49 bin 150 öğrenci ile başladık. Sadece geçen yıla göre bile 2000 öğrenci aldık. Dolayısıyla öğrenci sayısında da büyüyen bir üniversite olduk” diye konuştu.

    Çanakkale’de öğrencilerin barınma sorununun olmadığını belirten Rektör Acer, “Benim rektörlük döneminde yaptığım önemli işlerden biriside Yurt ve Barınma Koordinasyon Merkezi kurmamız. Koordinatörlük Rektörlüğe bağlı, yurt, barınma ve burs meselelerini öğrenciler için tek elden takip eden bir birim oluşturduk. Benim takip ettiğim kadarı ile öğrenciler, ciddi bir barınma sorunu yaşamıyor. Hatta biz biraz daha yurt dışından gelip üniversitemize yerleşen öğrencilerin yurt sorunu ile daha fazla ilgileniyoruz. Bu da şunu gösteriyor; Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin kendine ait yurtları yok. Fakat Çanakkale öğrencilerin barınmasını ciddi anlamda çözmüş bir şehir. Bizim kampüsümüzün içinde hem yurtlar kurumu hem de özel yurtlar var. Hem de şehir içinde, hatta ilçelerde özel sektörün bu işi çözdüğünü görüyorum” şeklinde konuştu.

    “Paralel yapılanmaya taviz yok”

    Üniversitedeki paralel yapılanmaya da değinen Rektör Acer, “FETÖ ve diğer terör örgütü yapılanmaların Türkiye’ye verdiği zarar para ile pul ile ölçülecek şeyler değil, çok daha ötesi. Toplumsal zararlar, ekonomik zararlar bir bütün olarak görülmeli. Burada bir FETÖ yapılanmasının olduğunu fark ettiğimizde, 17 Aralık 2013’tü ki bunu daha önce fark edenler de vardı. Bunlardan biri de benim. YÖK bir tedbir olarak bu üniversitenin kadrosunu kullanmasına izin vermedi. Yani bir önceki rektörün son 1,5 yılı bu üniversiteye bir öğretim üyesi alamadan geçirdiği görülüyor. 2013 yılına kadar FETÖ kadrolaşması devam etti. Sayı olarak baktığımızda öğretim elemanlarının sayısı artıyordu. Ama 17 Aralık 2013 yılından sonra YÖK bir tedbir olarak FETÖ yapılanmasını kesmek için üniversiteye kadro kullanımına izin vermedi. Yani hoca ile öğrenci arasındaki dengesizlik daha da artmış oldu” dedi.

    “Gidenlerin boşluğu dolduruluyor”

    FETÖ soruşturması kapsamında görevden uzaklaştırılan veya açığa alınan akademik danışmanların boşluklarını doldurmak için çalıştıklarını belirten Rektör Yücel Acer, “Lisans düzeyindeki, yani 2 yıllık ve 4 yıllık lisans ve ön lisans okuyan öğrencilerin hocalar ile olan irtibatı yüksek lisans ve doktora okuyanlardan farklı. Lisans ve ön lisans okuyan bir öğrencinin birebir akademik danışmanı olması gerekmiyor. Ama mastır tezi yaparken veya doktorada doktora tezi yaparken öğrencinin birebir çalıştığı bir akademik danışman hocası oluyor. Bu danışmanlardan, FETÖ soruşturması kapsamında ya açığa alınmış veya kamu görevinden tamamen uzaklaştırılmış hocalarımız var. Dolayısıyla bazı öğrencilerin danışmanı birden ya açığa alınmış oluyor ya da üniversiteden atılmış oluyor. Bu öğrencilerin danışmanlarını belirleyip tekrar atanması bir zaman alıyor. Çünkü öyle öğrenciler vardır ki, neredeyse tezinin ortasındadır veya bitirme aşamasına gelmiştir. Bu konuya hakim bir hocanın daha tespit edilip tayin edilmesi biraz zaman alır ama bu çözülemeyecek bir mesele değil. FETÖ soruşturması başladığından beri de üniversitemizdeki doğru hocaları kazandırma yönündeki çabamız devam ediyor. Bu üniversitemizi sıkıntıya sokmayacağımız bir süreç” diye konuştu.

    “Başarılı öğrenciler ÇOMÜ’yü tercih ediyor”

    Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin kendisine has önemli bölümlerinin olduğunu belirten Rektör Acer, bu bölümlere de Türkiye genelinde başarılı olmuş öğrencilerin geldiğini belirtti. Acer, “Bizim üniversitenin bazı bölümleri Türkiye’de çok ön plana çıkmış. Zaten bir üniversitenin her alanda başarılı olması çok zor. Onun için Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde iki şeyi sağlamaya çalışıyoruz. Birincisi olarak tüm bölümlerde minimum bir kalite tutturmak. Yani bir öğrenci bizim üniversitemizde hangi bölümü okursa okusun o bölümün minimum düzeyde bir kaliteye gelmiş olduğunu görsün. Bu anlamda üniversitenin altyapısını ciddi anlamda geliştirecek alt yapı proje çalışmalarımız devam ediyor. İkincisi ise, öyle bölümler olmalı ki bir üniversitede, o bölümlere ağırlık vermiş olsun ve hem Türkiye’de hem de dünyada o alana ağırlık vermiş olsun. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin öyle olduğu bölümler var. Örneğin, bizim hem tıp fakültesi hem de sağlık yüksekokulu hatta sağlık meslek yüksekokuluna gelen öğrencilerimizin Türkiye’de en başarılı öğrenciler olması. Eğitim fakültemize yine Türkiye genelinde derece yapmış öğrencilerin gelmesi. Bunun yanında Japonca, arkeoloji ve fizik gibi bölümler bizim Türkiye’de en çok tanındığımız bölümler. Bunlara da çok başarılı öğrenciler geliyor. Dolayısıyla Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi kaliteli öğrenci seçme anlamında yine Türkiye’de sayılı üniversitelerden bir haline geldi” dedi.

    “51’inci sıradan 34’üncü sıraya yükseldi”

    Kalite anlamında 2016 yılı için açıklanan rakamlara göre ÇanakkaleOnsekiz Mart Üniversitesi’nin kalite anlamında 51’inci sıradan 34’üncü sıraya yükseldiğini belirten Rektör Yücel Acer, “Ben rektör olduğum zaman da sık sık vurguladım. Benim rektör olmamdaki esas unsurlardan bir tanesi de bu üniversitedeki FETÖ kadrolaşmasına son vermek ve bu üniversiteyi temize çıkarmak. Bu da temel hedeflerimin iki tanesinden biriydi. Bunu sık sık vurguladım. Bu lafta kalan bir şey de olmadı. Rektör olarak atandığımdan 15 Temmuz’a kadar geçen yaklaşık 1,5 yılında bu çabamız devam etti. Ve şunu gözlemledim ben. Maalesef mevzuat bu kişiler yaptırım imkanı vermiyor. En fazla soruşturma yapıyorsunuz eski rektör de dahil belli cezalar veriyorsunuz. Ama bu bir şey ifade etmiyor. Çünkü bu insanlar bu üniversitede çalıştığı sürece ve ben burada yönetimde olduğum sürece bu insanlar üniversitenin yönetimini zora sokacak, zarar verecek bir çalışma içerisine girdiler. Bir yıldan fazla biz bunu net bir şekilde gördük. Bu konu ile ilgili kurumlar ile de sık sık görüştüm. Bunların kullandığı internet sitelerinde, basında örneğin üniversitemizin hastanesi ve değişik kurumları hep aşağılanmaya, paralanmaya, zora sokulmaya çalışılmış. Bu tür faaliyetler içinde olan kişilerin üniversitemizden uzaklaştırılması, bu üniversiteye fayda sağlar. Bu insanlar hoca gözüküyor olsa da üniversiteye zarar verdikleri için gitmeleri üniversiteyi hızlandıracaktır. 2015’in Mart ayında rektör olarak göreve başladığımda Türkiye üniversiteleri arasında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi kalite anlamında 51’inci sıradaydı. 2016 yılı için açıklanan rakamlara göre ise bizim üniversitemiz 34’üncü sıraya yükseldi” dedi.

    “ÇOMÜ’nün geri kalma lüksü yok”

    Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin geri kalma lüksünün olmadığını belirten Rektör Acer “Bu FETÖ yapılanması ile mücadele edilmesine 2011 yılından beri inanan birisiyim. Çünkü ben bu üniversiteye çok emek verdim. Çok emek veren insanlar var. Gayrimeşru bir yapının gelip de burada belli bir oranda üniversiteyi kontrol etmesi beni şahsen çok rahatsız etmişti. O dönem de idari görevimden istifa ederek ayrıldım ama rektörlük benim için bu sürecin tamama erdirilmesi. Yani bu FETÖ yapılanmasının tamamen üniversiteden sökülüp atılması için temel iki gerekçemden bir tanesidir. İkinci gerekçem de bu kadar emek verdiğim üniversitenin kalite anlamında bir sıçramaya ihtiyacı vardı. Çünkü Çanakkale seçkin bir il, öğrenciler burada okumak istiyorlar. Çanakkale’nin tarihimizde, kültürümüzde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin şu anki sosyal yaşamında önemli bir yeri var. Çanakkale savaşlarının yaşandığı Gelibolu’ya binlerce insan geliyor. Dolayısıyla burası özel olduğu için buranın geri kalma lüksü yok. Bu anlamda Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde olması gereken noktaları şöyle özetledim kafamda; üniversite altyapısını tamamen çözmüş, hatta belli bölümlerde Türkiye’de gitgide yükselen bir üniversite sağlamak idi. 1,5 yıl içerisinde belli bir oranda gerçekleştirmesini sağladık. Ben işe, hocaların bilimsel araştırmalarını sonuna kadar destekleyen ve teşvik eden bir üniversite olmayı sağladım. Hocalarımızın arasında hiçbir ayrım yapmadım. Mesela bir proje koordinasyonu kurduk hocalara destek sağlamak için. Hocaların yurt dışına bilimsel çalışmalarına gitmelerini sağlayan parayı yüzde 30 artırdık. Ayrıca hocalarımız projelerinin üniversitenin kaynaklarından daha fazla destek sağlanması için o ana kadar proje bazına verdiğimiz paraları artırdık. Örneğin; 20 bin TL’den 100 bin TL’ye çıkardık. Dolayısıyla Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin proje odaklı bir üniversite olmasını istedik. Bu projeler ile kampüslerimizi Türkiye’deki en keskin kampüsler haline getirecek projelerimize devam ediyoruz. Rektör adayı olduğum zaman kendi enerjisini üreten bir üniversite olmasını istedim Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin. Çünkü Çanakkale’nin bir rüzgar potansiyeli var. Bunu da herkesten önce üniversite hayata geçirmeli dedim. Onunla ilgili yaptığımız projeyi bakanlık destekleme kararı aldı yakın zamanda” diye konuştu.

    “Teknopark üniversite ve iş dünyasını bir araya getiriyor”

    Teknopark’ın yeni yapılışına da değinen Rektör Acer, “Çanakkale’de Teknopark’ın kurulmasında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin öncülük etmesi gerekir. Böyle bir adım atılmış, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası en çok destekleyen olmuş üniversite ile beraber. Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası’na ben çok teşekkür ederim. Ama bunu üniversite bağlamında yeterince geliştirmek için adımlar atılamamış. Sadece kurulmuş ve öyle kalmış. Ben göreve geldiğimde Teknopark’ın durumu buydu. Biz Teknopark’a büyük bir yatırım yapmamız gerektiğini düşünerek yönetimini değiştirdik ve Teknopark binası ve kampüsü inşa etmek projesini yaptık. Bu projenin kaynağını Bakanlıktan aldık. İnşaatı başladı, şimdi ise neredeyse zemin katı ile beraber birinci katı bitti. Bir temel atma töreni yapmadığımız için Çanakkale’de bunu henüz bilmiyor. Bilgisayar mühendisliği alanında çalışan bir hocamızın dışarıya program yapıp satmasını düşünelim. Normalde bunu dışarıda kurmaya kalkışsa vergiler var, iş yerleri kiralar var. Bu da bir hoca için zor bir süreç. Aslında bir fikri var, bir birikimi var ama bunu teknolojik ortama aktarmıyor. O zaman gidiyor Teknopark’ta bir firma kuruyor. Vergi avantajı sağlıyor, başka avantajlar elde ediyor, teşvik alabiliyor. Böylelikle bu fikirlerini bir proje haline getirerek avantajlı bir şekilde faaliyet sağlayabiliyor. Projesi olup da şirketi olmayanlara da avantajlı şirket kurma fırsatı veriliyor. Teknopark’ın yönetimi var. Üniversite de büyük ortaklarından biri oluyor. Yönetim Kurulu Başkanı da üniversitenin rektörü. Ortak olan başka firmalar da var örneğin; GESTAŞ var, Çanakkale Ticaret Borsası var, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası var ve yönetim kurulunda üyelerimiz var. Teknopark bu yönetimi ile üniversite ve Çanakkale iş dünyasını bir araya getiriyor. Ticari bir fikri olup da hayata geçirmek isteyen herkesin yararlanabileceği bir kurum” dedi.