Etiket: Çoğu

  • (Özel) Türkiye’nin ilk uçak fabrikasıydı ancak bilinenlerin çoğu yanlış

    Havacılık Tarihi Araştırmacısı Rıfat Bayrak, Cumhuriyet’in Birinci Beş Yıllık Sanayileşme Planı kapsamında kurulan ve Türkiye’de ilk kez uçak üretimi yapılan Kayseri Tayyare Fabrikasına dair yazılan ya da konuşulan çoğu bilginin yanlış olduğunu söyledi.

    Kayseri Tayyare Fabrikası ile ilgili olarak hazırlayacağı kitap için 30 yıldan bu yana arşiv incelemesi ve sözlü tarih çalışmaları yapan Havacılık Tarihi Araştırmacısı Rıfat Bayrak, fabrikaya dair yanlış bilinenleri doğruladı. Yanlış bilinenlerden bazıları; aslında Sümer Bez Fabrikası yerleşkesine ait olan bir fotoğrafın Kayseri Tayyare Fabrikasına ait olduğunun iddia edilmesi, TOMTAŞ ve Kayseri Tayyare Fabrikasının aslında farklı işletmeler olması, fabrikanın üretimi bıraktığı tarihe dair çarpıtmalar, yapılan üretimin tamamen montaj olduğuna dair bazı söylentiler, Nuri Demirağ’ın Kayseri Tayyare Fabrikasında üretim yaptığına dair yanlış enformasyonlar ve Vecihi Hürkuş’un Kayseri Tayyare Fabrikası ile bağlantısına dair bilinmeyenler.

    TOMTAŞ ile Kayseri Tayyare Fabrikası aynı değil

    Her şeyden önce bir devlet kuruluşu olan Kayseri Tayyare Fabrikası ile özel bir şirket olan TOMTAŞ’ın aynı işletmeler olmadığına dikkat çeken Rıfat Bayrak; Türk Tayyare Cemiyeti ile Alman Junkers firmasının ortak girişimi olan ve özel TOMTAŞ işletmesinin, Junkers firmasının mali sorumluluklarını yerine getirememesi nedeniyle kapanmasının ardından, fabrikanın Milli Müdafaa Vekaleti yani bugünkü Milli Savunma Bakanlığı girişimiyle Kayseri Tayyare Fabrikasına dönüştürülerek kamulaştırıldığını belirtti Bayrak, “1929’da Türk Tayyare Cemiyeti Junkers’e tüm lisans, malzeme ve fabrika bedeli olarak 500 bin TL ödemiş, Kayseri Tayyare Fabrikasının Milli Müdafaa vekaletine geçmesini sağlamış yani kamu işletmesi haline dönüştürmüştür. Böylece Kayseri Tayyare Fabrikası milli bütçeden ayrılan ödenekle imalatlarına devam etmiştir” dedi.

    Fabrikada üretim 1950’de durduruldu

    Fabrikanın kapatıldığı yıla dair de bir takım çarpıtmalar olduğunu belirten Rıfat Bayrak, 2. Dünya Savaşından beri bakım ve onarım işlerini daha çok yapan fabrikanın, 1950 yılında yapılan Marshall yardımlarının ardından tamamen üretimi bıraktığını ifade etti. Bayrak şunları söyledi:

    “Fabrika, 2’nci Dünya Savaşının araya girmesiyle üretimine ara vermek zorunda kalmıştır. 1940 yılında en son 26 adet Magister üretip üretim hattını Ankara’daki Türk Hava Kurumu uçak fabrikasına devretmiştir. Bu arada yurt dışından gelen eğitim uçaklarının bakım onarım hizmetlerini vermeye başlamıştır. Bu bakım onarım işleri şu ana kadar devam etmektedir. 1950 yılında Marshall yardımıyla birlikte Amerikan uçaklarının da gelmesiyle bakım hizmetleri ağırlaşmış ve üretim tamamen bırakılmıştır. Çünkü Amerika’nın elinde savaş artığı çok fazla sayıda savaş malzemesi kalmıştır ve bunları çok ucuz bedellere Marshall yardımı alan ülkelere dağıtmıştır. Bakım onarım hizmetlerinin yoğunluğu nedeniyle fabrika, 1950 yılında 2. Hava İkmal Bakım Merkez Komutanlığı adını almıştır. Halen bu adı taşımaktadır ve envanterdeki pervaneli uçakların bakım üssüdür.”

    Tayyare Fabrikası diye servis edilen fotoğraf Sümer Bez Fabrikasına ait

    Bayrak, İnternet sitelerinde ve bazı tarih dergilerinde, üzerinde Osmanlıca alfabeyle Tayyare Fabrikası yazan fotoğrafın da aslında yine Cumhuriyet’in Birinci Beş Yıllık Sanayileşme Planı kapsamında Rus ortaklığı ile kurulan Sümer Bez Fabrikasına ait olduğunun altını çizdi.

    Montaj da var, yarı montaj da, üretim de

    Bayrak, Kayseri Tayyare Fabrikasını karalamak için zaman zaman ortaya atılan, fabrikada üretim değil yalnızca montaj yapıldığına dair söylentilere ise şöyle yanıt verdi:

    “Kayseri Tayyare Fabrikasındaki üretimin tamamen montaj olduğu söylenerek bazı karalama kampanyaları yapılmaktadır. Ancak montaj olan üretimler de vardır, yarı montajlar da vardır, tamamen kendi ürettiğimiz uçaklar da vardır. Nitekim, bugün bile hala hiçbir uçak fabrikası motorunu kendisi üretmemektedir. Dünyanın ünlü firmalarından motor aksamını satın alıp üzerine iskeleti ve kaportasını giydirmektedir.”

    Nuri Demirağ’ın Kayseri ile ilgisi yok, Vecihi Hürkuş Kayseri’de test pilotu

    Rıfat Bayrak, Nuri Demirağ’ın Kayseri’de uçak ürettiğine dair söylemlerin de yanlış olduğuna dikkat çekti. Demirağ’ın kendi imkanlarıyla İstanbul Beşiktaş’ta kurduğu kendi fabrikasında üretim yaptığını belirten Bayrak, Türkiye’nin ilk uçak tasarımcısı olarak bilinen Vecihi Hürkuş’un ise TOMTAŞ döneminde Kayseri’de test pilotluğu yaptığını kaydetti.

    “Hava İkmal Şehir Parkına uçak müzesi yapılmalı”

    Kayseri Büyükşehir Belediyesinin projesi ile 2. Hava İkmal Bakım Merkezi fabrika sahasının Hava İkmal Şehir Parkına dönüştürüleceğini hatırlatan Rıfat Bayrak, “Kayseri ticaret şehri idi. Kayseri Uçak Fabrikası ile birlikte müthiş bir sanayi kenti olma hamlesi yapmıştır. Teknik eleman yetiştirmiştir. Oradan emekli olanlar dışarıda çok güzel işler yapmıştır. Oradaki iş ve emek gücü Kayseri’nin itici gücü olmuştur. Daha sonra kurulan Sümer Bez ve Anatamir Fabrikası, diğer tekstil firmaları ve mobilya sektöründe İç Anadolu’da dünyanın sayılı şehirlerinden biri olmuştur. TOMTAŞ’tan başlayan süreçten itibaren Kayseri Tayyare Fabrikası ve bugün Hava İkmal Bakım Merkezi Kayseri’nin itici gücüdür. Şu anda orasının kapatılıp büyük bir park haline getirileceği söyleniyor. İnşallah hangarlar olduğu gibi orijinal şekliyle korunur ve orada imal edilen uçaklardan birer örnek de orada sergilenir. Bu, Kayseri turizmine de katkıda bulunacaktır” ifadelerini kullandı.

  • Prof. Dr. Gençbay: “Kalp hastalığı olan çoğu bireyde cinsel aktivite risk teşkil etmiyor”

    Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Gençbay, “kalp hastalarında cinsel sorunlar çok sıktır. Sertleşme sorunu veya cinsel isteksizlik şeklinde sorunlara oldukça sık rastlamaktayız. Hastalar bu sorunlarını genellikle kardiyologlarına iletmez. Bu nedenle de burada doktora çok iş düşmekte, bu konuda hastayı dikkatlice sorgulamak gerekmektedir” dedi.

    Medicana Bahçelievler Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Gençbay kalp hastalarında cinsel yaşam hakkında bilgi verdi. Dr. Gençbay, “Maalesef, kalp hastalarında cinsel sorunlar çok sıktır. Sertleşme sorunu veya cinsel isteksizlik şeklinde sorunlara oldukça sık rastlamaktayız. Hastalar bu sorunlarını genellikle kardiyologlarına iletmez. Bu nedenle de burada doktora çok iş düşmekte, bu konuda hastayı dikkatlice sorgulamak gerekmektedir” diye konuştu.

    “Kalp hastalarında aşırı yemek sonrası cinsel yaşam riskli olabiliyor”

    Dr. Gençbay, cinsel aktivite sırasında kalp hızının en fazla 130‘a çıktığını belirterek kan basıncının da en fazla 170 civarına kadar yükseldiğini kaydetti. Dr. Gençbay, “Normal bir cinsel aktivite ortalama 2 kat merdiven çıkmak kadar efora eşittir. Efor testi ile bunu kolayca anlamamız mümkün. Yabancı bir partner, aşırı yemek sonrası, aşırı alkol alımı sonrası kalp hızı ve kan basıncı bu değerlerin üzerine çıkabilir. Bu nedenle kalp hastalarının bu riskli durumlardan kaçınması önemlidir” şeklinde konuştu.

    “Kalp rahatsızlıklarından sonra cinsel hayata dönüş süreleri önem arz ediyor”

    Dr. Gençbay, “Efor testi sırasında diğer parametrelerle beraber hastanın hangi aktiviteleri sorunsuz yapabileceğinin de öngörülmesi olanaklı olmaktadır. Sorunsuz bir kalp krizinden 1 hafta sonra Efor testi yapılarak cinsel hayata dönülebilir. Hastada komplikasyonlu bir kalp krizi olmuşsa sorunlar giderilinceye kadar cinsel yaşamı askıya almak gerekir” dedi. Gençbay şöyle devam etti: “ Normal ve sorunsuz bir bypass ameliyatından sonra 6-8 hafta sonra, sternum (hançer kemiği) tam iyileştiyse cinsel hayata dönülebilir. Ayrıca anjiyo hastalarında, kalp anjiyosu kasıktan yapıldıysa buranın tam iyileşmesini birkaç gün beklemek yerinde olur. Son zamanlarda artık hastaların çoğunda el bileğinden anjiyo yapmaktayız, bu durumlarda eğer balon, stent işlemi yapılmadıysa ara vermeye gerek yoktur.”

    “Kalp yetmezliği hastalarında cinsel sorunlar daha çok görülüyor”

    Cinsel sorunların en fazla kalp yetmezliği hastalarında görüldüğünü belirten Dr. Gençbay sözlerine şöyle devam etti: “İlginç olarak cinsel yaşam sorunlarına en fazla yardım talep eden ve bu sorunu en çok önemseyen grup bunlardır. Kalp yetmezliği hastaları eğer iki katı dinlenmeden çıkabiliyorsa cinsel yaşam kısıtlamasına gerek yoktur. Nefes darlığı en basit işlerde bile olan gruplarda ise kalp yetmezliğinin kontrol edilmesine kadar cinsel yaşama ara verilmesi gerekir”.

    “Kalp pili olan hastalarda cinsel yaşamda 2 kat merdiven kriterine göre karar verilebilir”

    Cinsel aktivitenin bazı durumlar haricinde ritim problemlerine yol açmadığını kaydeden Dr. Gençbay, “Aksine efor testi ile artan bazı ekstrasistollerin cinsel aktivite sırasında artmadığına dair yayınlar vardır. Pil hastalarında cinsel yaşam 2 kat merdiven kriterine göre karar verilebilir. Bu düzeyde eforu rahat yapabiliyorsa cinsel aktivitede de sorun yoktur. ICD dediğimiz şok veren pil cihazlarında da aynı kriterler geçerlidir. Şok sayısında cinsel aktivite sırasında artış olmamaktadır. Ayrıca şok verilen kişinin eşi de şoku hissetmez, bu konuda kaygılanmasına gerek yoktur” diyerek sözlerini sonlandırdı.

  • Bu silahların çoğu düğünlerden çıktı

    Amasya’da polis ekipleri sivil olarak gittikleri düğünlerde magandaların kullandığını belirledikleri silahlara el koydu. Polisin son 8 ayda yaptığı uygulamalarda çoğu düğünlerde toplanan 90 silah ele geçirildi.

    İl merkezindeki düğünlere tebdili kıyafetle giden Amasya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekipleri bir süre alanda durduktan sonra silahla ateş edip tehlike saçan şahısları belirleyip işlem yaptı. Diğer uygulamalarla birlikte 90 şahsın kullandığı 67’si tabanca, 23’ü tüfek olmak üzere toplam 90 silaha el konuldu. Şahıslara ayrıca toplam 90 bin 498 TL para cezası uygulandı.

    Mühimmatlarla birlikte adeta cephanelik gibi olan silahları sergileyen polis ekipleri, düğünlerde silah ve havai fişek atmamaları konusunda vatandaşları uyardı.

  • Emniyet: Kazaların yarısından çoğu gün batımından sonra oluyor

    Tatil sebebiyle yola çıkacak araç sürücüleri uyaran Emniyet Genel Müdürlüğü, ölümlü kazaların yarısından çoğunun gün batımından sonra meydana geldiğini duyurdu. Yolculuğun son kısımlarının kaza riski bakımından en tehlikeli yerler olduğu, yolun az kalmasının yorgunluğa çare olmadığı belirtildi.

    Sürücülerin bayramlarda dikkat etmesi gereken genel kurallarla alakalı bir açıklama yapan Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Uygulama ve Denetleme Dairesi Başkanlığı, bayramda yola çıkacak sürücünün önce silecek ve farların bakımını yapması gerektiğini bildirdi. Lastik kontrollerinin mutlaka yapılması gerektiğinin vurgulandığı açıklamada şu uyarılara yer verildi: “Araca yüklenen eşyalar iyice sabitlenmeli. Ani frenleme durumunda ileri kayma, savrulma, dökülme gibi sürücü ve yolcu güvenliğini tehdit edebilecek durumların meydana gelmemesi için gerekli tedbirler alınmalıdır. Aracın zorunlu mali sigortası ve muayenesinin süresinin bitip bitmediği kontrol edilmelidir. Harekete başlamadan önce koltuk, başlık, ayna ayarları yapılmalı ve emniyet kemeri takılmalıdır. Araçta dikkati dağıtacak şekilde radyo dinlemek, cep telefonu ile konuşmak ve başka işlerle ilgilenmek kaza sebebidir. Sadece araç kullanılmalıdır. Asla alkol alınmamalıdır. Araç sakin kullanılmalı, diğer sürücü hatalarına karşılık verme eğilimi gösterilmemelidir. Uzun yola çıkmadan önce ve yolculuk süresince; kesinlikle uyku alınmış ve yeterli dinlenme sağlanmış olmalıdır.”

    Gece yolculuğundan kaçının

    Araçta güncel bir karayolları haritası bulundurulması gerektiğinin dile getirildiği açıklamada, araç arkasına takılarak veya konvoy şeklindeki gitmeden kaçınılması tavsiye edildi. Açıklamada, “Gece yolculuğunda kat edilen mesafe, gündüz kat edilen mesafeden 3 kat daha az olmasına rağmen, tüm kazaların yarısından fazlası gün batımından sonra meydana gelmektedir. Bu nedenle görüş zafiyetinin üst düzeyde olduğu gece yolculuğu çok tercih edilmemelidir. Yolculuğun son kısımları kaza riski bakımından en tehlikeli yerlerdir. Yolun az kalması yorgunluğa çare değildir. Sürüş güvenliğini olumsuz etkileyen her unsurun, kaza riskini artıracağı unutulmamalıdır.Aslında kazalardan korunmak bizim elimizde çünkü yaşanan kazaların çoğu gerekli dikkat ve özen gösterildiğinde öngörülebilir ve önlenebilir durumlardır.” denildi.

  • Almanların çoğu yeni seçim istiyor

    Dört haftadır koalisyon görüşmeleri yapan ve herhangi bir neticeye varamayan Alman siyasi partilerine halkının güveni azaldı. Alman kamu televizyonu ZDF’nin politika barometresine göre Almanların üçte ikilik bölümü Jamaika görüşmelerinin başarısız olması halinde yeni seçime gedilmesini istiyor.

    24 Eylül’de yapılan genel seçimlerin ardından başlayan dörtlü koalisyon görüşmelerine katılan Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU), Hıristiyan Sosyal Birlik (CSU), Hür Demokrat Parti (FDP) ve Yeşiller Partisi (Bündnis 90/Die Grünen) görüşmelerde başarısız olmaları halende Almanların yüzde 68’inin yeniden seçime gidilmesini istediği belirlendi. Kamuoyu araştırmasında partiler arasında uzayan pazarlıkların Alman halkında bıkkınlığa neden olduğu ve Jamaika diye isimlendirilen koalisyon dörtlüsüne güvenin azaldığına dikkat çekildi.

    Kamuoyu araştırmasına göre “Yeniden seçime gidilse hangi partiye oy verirsiniz?” sorusana verilen cevap şöyle:

    Yüzde 33 Hıristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU), yüzde 21 Sosyal Demokrat Parti (SPD), yüzde 12 Yeşiller Partisi Bündnis 90/Die Grünen, yüzde 10 Hür Demokrat Parti (FDP), yüzde 11 Almanya için Alternatif Parti (AFD) ve yüzde 9 Sol Parti Die Linke.