Etiket: Coğrafi

  • Bakan Özlü: “Şu anda tescil edilmiş coğrafi işaretli ürün sayımız 204’tür”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Coğrafi işaret konusunda bir farkındalık oluştuğunu görüyoruz. Şu anda tescil edilmiş ürün sayımız 204’tür. İnceleme aşamasında olan başvuru sayısı ise 302’dir. Bu sayılar yeterli değil. Bizim yaptırdığımız bir araştırma, 2 bin 500 civarında ürünün coğrafi işaret tescili alabilecek bir potansiyel taşıdığını ortaya koyuyor. Bu konudaki farkındalık arttıkça, doğru orantılı bir şekilde tescilli ürün rakamlarının da artacağına inanıyorum” dedi.

    Ankara Ticaret Odası (ATO) tarafından Türkiye’nin yöresel ürünlerini dünyaya tanıtmak, Ankara’yı bu ürünlerin ticaret ve ihracatının merkezi haline getirmek amacıyla düzenlenen Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi başladı. Mesut Yar’ın sunumuyla ATO Congresium’da gerçekleştirilen zirvenin açılışına Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Ankara Valisi Ercan Topaca, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ve çok sayıda davetli katıldı.

    Toplantıda yaptığı konuşmada Bakan Özlü, coğrafi işaret korumasının oldukça önemli bir konu olduğunu belirterek, “Ancak bu konunun ne yazık ki zaman zaman yanlış veya eksik anlaşıldığını da görüyoruz. Coğrafi işaret koruması, sadece kültürel ve yerel değerlerin korunmasından ibaret bir husus olarak algılanıyor. Oysa diğer sınai mülkiyet hakları gibi, coğrafi işaret koruması da ekonomik boyutu olan ciddi bir konu. Bu konuya ilgimiz romantik bir ilgiden ibaret değildir. Ekonomik ve rasyonel açıdan şehirlerimizi geliştirmek, bölgesel kalkınmayı hızlandırmak açısından da bu konuyu çok önemsiyoruz” diye konuştu.

    “Coğrafi işaretler ise bütün bir bölgeye, bütün bir şehre ve hatta bir ülkeye ait olabiliyor”

    Bugünün ekonomisinde en önemli kavramların, en değerli varlıkların başında fikri ve sınai mülkiyet haklarının geldiğini kaydeden Özlü, “Bu hakları elinde bulunduranlar, birçok önemli fırsata ve avantaja sahip oluyorlar. Patentler, markalar veya tasarımlar, genellikle bir kişiye, bir ekibe, bir üniversiteye veya bir firmaya ait oluyor. Coğrafi işaretler ise bütün bir bölgeye, bütün bir şehre ve hatta bir ülkeye ait olabiliyor. Her ne kadar küreselleşme ile tüketici tercihlerinin standartlaştığı düşünülse de özellikle son zamanlarda tüketicilerin geleneksel ve yerel ürünlere olan ilgisi artıyor. Coğrafi işarette o ürünün gerçekten de o coğrafyada ve geleneksel prensiplere uygun bir şekilde üretildiğini teminat altına alıyor. Bu özellikleri sebebiyle bu işarete sahip ürünler, pazarlara daha yüksek fiyatlarla girebiliyor. Bazı ülkeler, coğrafi işaretli ürünlerden çok ciddi gelirler elde ediyor. Örneğin Fransa’nın gıda endüstrisinde yaptığı ihracatın yaklaşık yüzde 30’u coğrafi işaret tescili olan ürünlerden oluşuyor” ifadelerini kullandı.

    “Şu anda tescil edilmiş ürün sayımız 204’tür”

    Bakan Özlü, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Ülkemizde, son yıllarda coğrafi işaret konusunda bir farkındalık oluştuğunu görüyoruz. Şu anda tescil edilmiş ürün sayımız 204’tür. İnceleme aşamasında olan başvuru sayısı ise 302’dir. Bu sayılar yeterli değil. Bizim yaptırdığımız bir araştırma, 2 bin 500 civarında ürünün coğrafi işaret tescili alabilecek bir potansiyel taşıdığını ortaya koyuyor. Bu konudaki farkındalık arttıkça, doğru orantılı bir şekilde tescilli ürün rakamlarının da artacağına inanıyorum. Ülke içindeki tescil sayısı kadar Avrupa Birliği’nde geçerli olan tescil sayısının önemine de dikkat çekmek istiyorum. AB genelinde tescil edilmiş ürün sayısı 5 bin civarındadır. Türkiye’den ise sadece üç ürün, Aydın inciri, Antep baklavası ve işlemleri tamamlanmak üzere olan Malatya kayısısı bu listeye dahil olabilmiştir. AB’deki tescilli ürün sayımızı artırmak da hem oda ve STK’larımızın, hem yerel yönetimlerimizin hem de bizim üzerimize düşen bir borç ve vazifedir.”

    “Coğrafi işaret tescilinin kağıt üzerinde kalmaması gerekiyor” diyen Özlü, “Başarı kriterimiz, tescil ettirdiğimiz ürün sayısıyla sınırlı kalmamalıdır. Başarı kriterimiz bunun ötesine geçmeli, coğrafi işaret tescilini ekonomik faydaya dönüştürmek olmalıdır. Ekonomik faydaya dönüştüremediğimiz bir coğrafi işaret tescili kağıt üzerinde kalacaktır ve hiç kimseye esaslı bir fayda getirmeyecektir. Yani işimiz, tescil işlemlerinin tamamlanmasıyla bitmiyor. Aslında esas iş, tescil aşamasından sonra başlıyor. Bu konuda da birlikte hareket etmemiz önem taşıyor” değerlendirmesinde bulundu.

    “Başvuru süreçlerinde 9-10 bin lirayı bulan ilan masraflarını ortadan kaldırarak coğrafi işaret tescilini ucuzlattık”

    Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 10 Ocak 2017 tarihinden itibaren yürürlüğe girdiğini hatırlatan Bakan Özlü, “Bu kanun ile coğrafi işarete konu olabilecek yöresel ürünlerimizi daha etkin bir şekilde koruyabilmek için önemli düzenlemeler yaptık. Öncelikle Coğrafi İşaretler Dairesini tesis ederek müstakil bir yapı ile bu konunun üzerine yoğunlaşmayı hedefledik. Ayrıca başvuru süreçlerinde 9-10 bin lirayı bulan ilan masraflarını ortadan kaldırarak coğrafi işaret tescilini ucuzlattık. 6 ay olan yayım süresini 3 aya indirerek tescil sürecini kısalttık. Bu önemli kanunun uygulama yönetmeliğinin birkaç gün önce yürürlüğe girdiğini de hatırlatmak istiyorum. Tabi iş yasalarla bitmiyor. Bundan fazlasını da yapmak, sahaya inmek gerekiyor. Türk Patent ve Marka Kurumumuz, bu açıdan önemli etkinlikler gerçekleştiriyor. 21 Mart’ta 1. Ulusal Coğrafi İşaretler Buluşması etkinliğini gerçekleştirdik. Bu programda 81 ili Ankara’da topladık. Bunun dışında ayrıca biz de illerimize giderek, şehirlerimizdeki paydaşlarımızla toplantılar gerçekleştiriyoruz. Mart ayında Diyarbakır’da, bu ay içinde ise Hatay, Adana ve Hakkari’de coğrafi işaret seminerlerini gerçekleştirdik. Yeni Sınai Mülkiyet Kanunu ile birlikte sınai mülkiyet haklarının tamamında hem nicelik hem de nitelik olarak yeni bir döneme giriyoruz. Ülkemizdeki patent, marka, tasarım, faydalı model ve coğrafi işaret tescilinin her geçen gün arttığını göreceğiz. Daha da önemlisi bunların ekonomiye daha fazla girdi sağladığına, katma değeri artırdığına hep birlikte şahit olacağız” açıklamasında bulundu.

    Türkiye’nin yüksek gelir seviyesindeki bir ekonomiye dönüşmesinin bu tür alanlarda yapılacak hamleyle gerçekleşeceğini vurgulayan Özlü, şehirleri, şehirlerdeki belediyeleri, STK’ları, odaları, bu konuda daha hassas olmaya, birlik içinde hareket etmeye ve Türkiye’deki coğrafi işaret belgesine sahip ürünleri hep birlikte artırmaya davet etti.

  • Fransız Cumhurbaşkanı adayı Macron’dan coğrafi gaf

    Fransa’da Cumhurbaşkanı adayı Emmanuel Macron, ülkenin denizaşırı ili Guyana’yı “ada” sandı.

    Fransa denizaşırı ili olan Reunion adasına kampanyaya giden eski Bakan Emmanuel Macron, gazetecilerin sorularını cevapladı. Macron, grev nedenleriyle hayatın felç olduğu Guyana hakkındaki gazeteci sorularına, “Adanın isleyişini engellemek çare değil” cevabı verdi. Macron’un bahsettiği Guyana, Brezilya ile 700 kilometre sınır paylaşan, Fransa’nın ada olmayan tek denizaşırı ili. Sosyal medyada “Cumhurbaşkanı adayı olduğu ülke topraklarını tanımayan aday” eleştirisi yapıldı.

    Macron daha önce de Fransa toprakları olan denizaşırı ili Guadeloupe adasında yasayan Fransızlara “gurbetçi” diyerek benzer bir gaf yapmıştı.

  • Silifke yoğurdu coğrafi işarete talip

    Antalya Ticaret Borsası (ATB) öncülüğünde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) desteğiyle bu yıl 7’ncisi 26-30 Ekim tarihlerinde düzenlenecek Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX, türkülere konu olan Silifke’nin yoğurduna ev sahipliği yapacak. YÖREX’ten aldığı güçle coğrafi işaret çalışmaları başlatılan Silifke Yoğurdu YÖREX’te ziyaretçilerin damak tadına sunulacak.

    “YÖREX, Anadolu’nun rekabet gücüdür”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şerafettin Aşut, YÖREX’in içeriği ile kent ekonomilerinin kalkınmasında önemli araçlarından biri olduğunu kaydetti. Mersin’in yöresel ürünleriyle YÖREX’e düzenli olarak katıldığını belirten Aşut, “Yerel pazarlarda sıkışıp kalmış yöresel ürünlerimizin, daha geniş pazarlarda değer bulmasına yardımcı olan YÖREX, Anadolu’nun rekabet gücünü arttırmaktadır” dedi. Coğrafi işaret için proje çalışması yapılan Silifke yoğurdu, Mut zeytini ve zeytinyağı, Mut kayısısı, Erdemli limonu, Erdemli balı, Mersin cezeryesi, Mersin kerebiçi, Mersin kahvesi, Erdemli iğne oyası, Erdemli aromatik yağı, Tarsus şalgamı, Tarsus üzümü, Tarsus yayla bandırması ile YÖREX’te olacaklarını söyleyen Aşut, şunları kaydetti:

    “Oda ve borsalar olarak yöresel ürünlerimizi ulusal ve küresel pazarlarda tanıtma konusunda öncü kurum olma özelliğimizden dolayı bizler için YÖREX ayrı bir önemde sahiptir. Oda ve borsalarımızın yöresel ürünlerinin ticarileştirilmesi konusunda birbirleriyle kaynaşması, iletişimlerini geliştirmesi ve ortaklaşa çalışmalarına zemin hazırlaması açısından da tam bir iletişim ağı niteliğindedir. Bu anlamda Mersin Ticaret ve Sanayi Odası olarak Mersinimizin yöresel ürünlerinin tanıtımında YÖREX’te olmaya devam edeceğiz.”

    “YÖREX cesaretlendiriyor”

    Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, yöresel ürün zengini Mersin’in YÖREX’te yer almasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu desteğiyle düzenlenen YÖREX’in kırsal kalkınmanın anahtarı yöresel ürünleri cesaretlendirdiğini belirten Çandır, yöresel ürünlerin ekonomiye kazandırılmasında etkin rol oynadığına dikkat çekti. Türkülere konu olan Silifke yoğurdu için coğrafi işaret çalışmalarının başlamasının sevindirici olduğuna dikkat çeken Çandır, “YÖREX, değerlerimizin koruma kalkanı olan coğrafi işaret konusunda üreticiyi cesaretlendirmektedir” dedi. Çandır, YÖREX’e sahip çıkan, ürünlerini ziyaretçilerle buluşturan oda ve borsa başkanları, yerel yönetimler, kalkınma ajansları ve üreticilere teşekkür etti.

  • Ayto, Aydın İnciri İle Uluslararası Coğrafi İşaretler Sempozyumunda

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Muğla Ticaret ve Sanayi Odası (MUTSO) ile Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı (YÜciTA) işbirliğinde Muğla’da düzenlenen “Uluslararası Coğrafi İşaretler Sempozyumu” na Aydın Ticaret Odası (AYTO), Aydın İnciri ile konuk oda olarak katıldı.

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Muğla Ticaret ve Sanayi Odası (MUTSO) ile Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı (YÜciTA) işbirliğinde düzenlenen “Yükselen Bir Değer: Coğrafi İşaretler” konulu sempozyum da Aydın Ticaret Odası Avrupa Birliği tescilli Aydın İnciri’ni tanıttı.

    3 gün süren sempozyumun açılış konuşmalarının ardından sempozyum kapsamında düzenlenen oturumlara geçildi. Oturumlara konuşmacı olarak, Kafkas Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mitat Şahin, Türk Patent Enstitüsü’nden Suzan Kılıç, YÜciTA Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, Prof. Dr. Selim Çağatay, Metro Toptancı Market’ten Ayşin Işıkgece ve Tülay Özel, Montpellier Akdeniz Tarım Enstitüsü önceki Müdürü Prof. Dr. Gerard Ghersi, Fransa Büyükelçiliği Tarım Müsteşarı Pierre Autissier, Comte Yönetimi Mesleklerarası Komitesinden Claude Vermot Desroches, Montpellier Akdeniz Tarım Enstitüsünden Prof. Dr. Selma Tozanlı, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinden Prof. Dr. Ummuhan Gökovalı, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinden Prof. Dr. Mücahit Taha Özkaya, Zeytin Dostu Derneği Genel Sekreteri Atila Totoş, Bodrum Ticaret Odası Başkanı Mahmut Kocadon, Muğla Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ziya Şahin katıldı.

    Muğla’da düzenlenen Uluslararası Coğrafi İşaretler Sempozyumu’nu değerlendiren AYTO Başkanı Hakan Ülken, “AYTO adına, 17 Şubat 2016 tarihinde Avrupa Birliği’nde tescili tamamlanan Aydın İncirimizin tanıtımını davet edildiğimiz her platformda gerçekleştiriyoruz. Geçtiğimiz ay Ankara’da TOBB nezdinde gerçekleştirilen Coğrafi İşaretlere ilişkin bir toplantıda iyi uygulama örneği olarak Genel Sekreterimiz İlknur Kabasakal tarafından yapılan bir sunum ile tanıtımı gerçekleştirilmişti. Yine Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Muğla Ticaret ve Sanayi Odası (MUTSO) ile Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı (YÜciTA) işbirliğinde gerçekleştirilen Yükselen Bir Küresel Değer: Coğrafi İşaretler Sempozyumu’nda konuk olarak katılarak açtığımız standta Aydın İncirimizi tanıttık.” dedi.

    Aydın İnciri’nin Aydın için önemine değinen AYTO Başkanı Hakan Ülken, “Aydın İnciri bizim gözbebeğimiz, üreticisi ile tüccarı ile ihracatçısı ile pek çok ailenin ekonomisine katkı sağladığı ve Aydın ekonomisine yön verdiği aşikardır. Aydın Ticaret Odası olarak her yerde ve her zaman Aydın İnciri’nin tanıtımına ve tüketiminin artırılmasına yönelik her türlü organizasyonda yer almaya devam edeceğiz” diye konuştu.

  • Kars Kaşarı Coğrafi İşaret Aldı

    Serhat Kalkınma Ajansı’nın (SERKA) desteğiyle Kafkas Üniversitesi ile Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği tarafından hayata geçirilen proje sonucunda Kars Kaşarı coğrafi işaret aldı.

    Prof. Dr. Mitat Şahin, 32 farklı bileşenden oluşan ve Almanların ‘Dağ Kaşarı’ olarak nitelendirdiği Kars Kaşarının diğer kaşarlardan farklı olduğunu belirtti.

    SERKA, 2013 yılında Kafkas Üniversitesi ile Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği’nin Kars Kaşarının Coğrafi İşaretlenmesi amacıyla verdiği projeyi kabul etti. Proje sürecini yürüten Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mitat Şahin, üç yıl boyunca titiz bir çalışma yaptıklarını ve projenin başarıyla sonuçlandığını söyledi.

    Coğrafi işaret için 2014 yılında Türk Patent Enstitüsü’ne başvurduklarını ifade eden Şahin, “Bir yıl boyunca sürekli TÜBİTAK Marmara Gıda Enstitüsü’nde analiz yaptırdık. Sonuçlar incelendikten sonra başvurumuz kabul edildi. Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra da resmiyet kazandı” dedi.

    “ALMANLAR ‘DAĞ KAŞARI’ DİYOR”

    Prof. Dr. Mitat Şahin, Kars Kaşarının 32 farklı bileşenden oluştuğunu ve bu özelliği ile diğer kaşarlardan ayrıldığını kaydetti.

    Şahin, “Bu kaşar, hayvanlar merada serbest yayılımda iken elde edilen sütlerden yapılır. Endüstriyel bir çiftlikte üretilen sütten Kars kaşarı elde edilmez. Hiçbir katkı maddesi içermez. Emek yoğun üretilen bir üründür. Olgunlaştırılmış beyaz peynirin haşlaması sıcak suda yapılır. Kazanda haşlama yapıldıktan sonra kaşar haline getirilir. Başka şekilde üretilen kaşar Kars kaşarı özelliği taşımaz. Doğal bir üründür. Hatta Alman bilim insanları kaşarımızı Dağ Kaşarı olarak tanımlıyor” diye konuştu.

    Coğrafi İşaret’in mikro kalkınmanın bir aracı olduğuna dikkat çeken Şahin, Coğrafi İşaret’in alınmasıyla Kars Kaşarının başka yerde üretilemeyeceğini ve bu kaşarı üreten üreticilerin de çok önemli avantajlar elde edeceğini kaydetti.

    SERKA adına projeyi yürüten Uzman Mehmet Su ise, 1937-1950 yılları arasında düzenlenen peynir yarışmalarında birinci seçilen Kars Kaşarının bu projeyle tescillendiğini söyledi.

    Kars Kaşarının sadece Kars’ta üretilebileceğine işaret eden Su, “Coğrafi işaretin alınmasıyla sahte Kars kaşarının önüne geçilecek ve üreticiler daha da güçlenecektir. Coğrafi işarete yönelik bilinci arttırmak ve üreticiler arasında yaygınlaştırıp bu coğrafi işaretli ürünün sadece Kars’ta üretilebileceğini insanların bilmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.

    Su, projenin sivil toplum örgütlerine ve üniversitelere örnek olabilecek bir proje olduğunu dile getirdi.

    IÇ-