Etiket: Çocuklarının

  • Berlin’de Türk spor hocası çocuklarının gözü önünde darp edildi

    Almanya’nın Köln şehrinde spor okulu işleten bir Türk, Alman polisi tarafından şiddete maruz kaldığını ve darp edildiğini ifade etti.

    1997-2004 yılları arasında Kick-Thai Boxing Almanya şampiyonu ve 2005-2010 yılları arasında Kickbox Avrupa şampiyonu olan Nihat Atamtürk, İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Polise yapılan asılsız bir ihbardan dolayı evine gelen ekip tarafından darp edildiğini söyleyen Atamtürk, “Evime girmeye çalıştılar arama izinlerinin olup olmadığını sordum. Olmadığını söylediler bunun üzerine giremeyeceklerini söyledim. Fakat dinlemediler ve girmek istediler. Karşı çıktığım için beni yere yatırıp dövdüler” dedi.

    Evinin içinde çocuklarının gözü önünde şiddetli bir saldırıya maruz kaldığını söyleyen Nihat Atamtürk şöyle devam etti:

    “Halen eşim ve kızım şok yaşıyor. 4 yaşındaki kızım biz sesli konuşunca ‘Baba susun yoksa yine polis gelir’ diye bizi susturmaya çalışıyor” diye konuştu.

    Alman polisi ile işlettiği spor okulunda birlikte çalışmalar da yaptığını söyleyen Atamtürk, polis ile birlikte çalışmalar sürdüren biri olarak bu şekilde bir şiddete maruz kalmasına anlam veremediğini söyledi. Hastaneye gidip rapor aldığını avukatı ile de görüştüğünü söyleyen Atamtürk, hakkını sonuna kadar arayacağını belitti.

  • Rohingya çocuklarının karanlık geleceği

    Myanmar’da Rohingyalı Müslümanlara yönelik yapılan çatışmalardan kaçıp Bangladeş’e sığınan Arakanlı Müslümanların çocukları, gerekli ihtiyaçları olmadan karanlık bir geleceğe ayak basıyor.

    Bangladeş’e giriş yapabilen binlerce aile günlerce yürüyerek Bangladeş’in Cox’s Bazar sınırına ulaştı. Bangladeş’e sığınan bu aileler çocuklarıyla vahşetten kaçıp gelirken uzun yolculuktan dolayı ağır hastalıklara yakalandı.

    Geçen çarşamba günü, Bangladeş-Myanmar sınırında Aysha adlı küçük kız dünyaya geldi. Henüz 3 günlük olan Aysha açlığa karşı zor günler geçiren çocuklar arasında bulunuyor. 20 yaşında olan anne Hafiza Johor, kendisi ve yeni doğan çocuğu için bir öğün yiyecek bulunamadığını ifade ederek, “Kızım süt için ağlıyor. Ama ben ne yapabilirim ki. En son ne zaman yemek yediğimi unuttum, sütten kesildim” ifadelerini kullandı.

    Aysha’nın babası Ali Johor ise, “Bangladeş’e girdikten sonra hayatımız kurtardık diye düşündük. Ancak tek bir kızımın hayatını burada açlıktan nasıl kurtaracağız, bilemiyorum” şeklinde konuştu.

    Aysha gibi yüzlerce Rohingya çocuğu, Cox’s Bazar’da kurulan Rohingya kamplarında açlıkla karşı karşıya. Arakan’da başlatılan çatışmadan kaçan bu insanlar hayatta kazandığı her şeyi geride bırakıp buraya sığındı. Ayrıca, sığınan binlerce Rohingya kampta bir yer bulamadığı için Cox’s Bazar – Teknaf caddesinde kalmaya devam ediyor. Başka bir Rohinyalı çocuk olan 1 yaşındaki Mohammad Taha son bir haftadır zatürre hastalığıyla mücadele ediyor. Mohammad Taha‘nın Annesi Chemon Ara, “Bir haftadır kampta yaşıyoruz. Oğlum bir haftadır hasta. Bu bir hafta içerisinde eşim 2 kez yiyecek getirebildi. Herkes açken bu çocuğu nasıl muayene ettirebilirim ki” şeklinde konuştu.

    UNHCR tarafından yapılan açıklamaya göre son 2 haftada 270 bin Rohingya Müslümanı, Bangladeş’e sığındı. Sığınanların yüzde 80’inin kadın ve çocuklardan oluştuğu belirtiliyor.

    UNHCR yetkisi Vivian Tan,”Kampta olanlar arasında birçok kadın ve çocuk var. Onların birçoğu yemeksiz, kalacak yeri yok” dedi.

    UNİCEF İletişim Yöneticisi Sakil Faizullah, Rohingya çocuklarının birçoğunun hastalıklara yakalandığını belirtirken” Rohingyalara verilen desteğin az olduğunu belirterek gerekli doktor ve ilacın olmadığını aktardı. Faizullah, “Biz onların gerekli ihtiyaçlarını vermeye başaramazsak, kısa bir zaman içresinde büyük bir kriz medyana çıkacak” dedi.

  • 11 yıl sonra huzur içinde çocuklarının mezarına gittiler

    Balıkesir’in Savaştepe ilçesine bağlı Karacalar köyünde 11 yıl önce cinayete kurban giden 10 yaşındaki kuzenler Tuğçe ve Büşra’nın aileleri cinayetin aydınlatılması üzerine mezarlığa giderek dua etti.

    Balıkesir’in Savaştepe ilçesinde, 21 Mart 2006 tarihinde, okula gitmek üzere evden çıktıktan sonra kaybolan 44 gün sonra bir menfezde cesetleri bulunan ilkokul öğrencileri 10 yaşındaki Büşra Karabacak ve aynı yaştaki kuzeni Tuğçe Yıldırım’ın katil zanlıları olarak, 11.5 yıl sonra, 1’i kadın 5 kişi gözaltına alındı. Öldürülen Büşra Karabacak ile kuzeni Tuğçe Yıldırım’ın tırnakları arasında bulunan doku örnekleri ile olayla ilgili daha önce de gözaltına alınan S.Y. ve kardeşi A.Y.’den alınan örneklerin örtüştüğü açıklandı.

    Bir kanalda yayınlanan programa konuk olan ve canlı yayında zanlıların yakalandığını haber alan aileler Savaştepe’nin Karacalar köyüne döndü. Karabacak ailesi, zanlıların yakalanmasının ardından evin önünde lokma yaptırarak herkese dağıttı. Ailenin avukatı İbrahim Erenci ve Cinayet Araştırma Uzmanı Emekli Polis Orhan Kemiksiz de İstanbul’dan Karacalar köyüne geldi. Cinayetin aydınlatılmasında büyük katkısı olan Avukat Erenci ve emekli Polis Kemiksiz’e vatandaşlar büyük ilgi gösterdi. Avukat Erenci, “Köylüler köyün üzerindeki töhmetin kalkmasını istiyordu. Çalışmalarım doğrultusunda da köyden bu alçakça eyleme katılan olmadığını düşündüm. Bir özel rapor aldık. Bu adli tıbbın çalışması değildir. Özel bir üniversitede bir kürsü başkanının, Yeni Yüzyıl Üniversitesinden Adli Tıp Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ersi Kalfaoğlu’nun büyük katkısı var. Ellerinden öpüyorum” dedi.

    “Büşra ve Tuğçe’nin kanı yerde kalmadı”

    Emekli Polis ve Cinayet Araştırma Uzmanı Orhan Kemiksiz ise, dosyada gizlilik kararı olduğunu söyleyerek şüphelilerin gözaltında olduğunu kaydetti. Büşra’nın annesi Hanife Karabacak ise, “11 yıldır jandarmaya gidip gidip geri geldik. Bizim televizyona çıkmamızı mı beklediler. Neden 11 yıl biz bu acıyı yaşadık?” dedi. Baba Karabacak ise, Büşra ve Tuğçe’nin kanının yerde kalmadığını söyledi.

    Tuğçe’nin annesi Ayşe Yıldırım ise, cinayeti çözmekte büyük emeği olan Avukat Erenci, Orhan Kemiksiz ve televizyon ekibine teşekkür etti.

    Anne Yılıdırım’ın açıklamaları esnasında bazı kadınların kendisine laf atmasına sinirlenmesi ile ortam kısa sürede gerildi. Bağrışmaların yaşandığı köy meydanında vatandaşlar tarafları sakinleştirdi. Aileler daha sonra hep birlikte köy mezarlığına gitti. Anne Ayşe Yıldırım ve Hanife Karabacak mezarlıkta gözyaşlarına boğuldu. Ayakta durmakta zorlanan aileleri yakınları teselli etti.

    Anne Ayşe Yıldırım, “Benim çocuğum girmezdi buraya. Yılanlardan korkuyorum, ben buralarda duramam derdi. Dualar okuyorum şimdi sana” diyerek acısını dile getirdi.

  • Balıkçılar çocuklarının balıkçı olmasını istemiyor

    Doğu Karadeniz Bölgesi’nde balıkçıların sosyoekonomik durumlarının ele alındığı bir raporda, balıkçıların büyük çoğunluğunun işlerini severek yaptıkları ancak çocuklarının balıkçı olmasını istemedikleri ortaya çıktı. Raporda ayrıca, işsizlik sebebiyle üniversite mezunu balıkçıların bulunduğu kaydedildi.

    Ordu Üniversitesi, Fatsa Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Naciye Erdoğan Sağlam ve ODÜ Balıkçılık Teknolojisi Mühendisliği Anabilim Dalı Yüksek Lisans öğrencisi Gizem Özbek ile Karadeniz Teknik Üniversitesi Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğ Düzgüneş tarafından Doğu Karadeniz Bölgesi balıkçılığının durumu, balıkçıların örgütlenme yapıları, kooperatiflerin yapısı ve sorunları ile kooperatif üyesi balıkçıların sosyo-ekonomik yapısının ortaya koyulması amacıyla Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun ve Sinop’ta avcılık yapan balıkçılar ile yüz yüze görüşmeler yoluyla doldurulan anket formlarından elde edilen verilerle bir rapor hazırlandı.

    Zor ama işlerini severek yapıyorlar

    Rize, Trabzon ve Giresun illerindeki balıkçıların tamamının, Artvin, Ordu, Samsun ve Sinop’taki balıkçıların çoğunluğunun balıkçılığı bırakmayı düşünmediklerini ifade ettiği belirtilen raporda, balıkçılığı bırakmayı düşünen kesimin bu mesleği ekonomik sıkıntılar nedeniyle yaptıkları, farklı iş imkanları buldukları takdirde bırakabileceklerini belirtikleri vurgulandı.

    Raporda, “İrdelendiğinde balıkçılık, yetersiz gelir sağlayan ve ağır şartlar altında çalışılan bir iş alanı olarak bilinmesine rağmen bölgedeki bireylerin yüzde 89’unun balıkçılığı bırakmayı düşünmedikleri, işlerini severek yaptıkları fakat çoğunluğunun çocuklarının bu işi yapmasını istemedikleri tespit edilmiştir” denildi.

    Trabzon ‘maaş’ diğer iller ‘pay’ ödüyor

    Balıkçıların sosyo-ekonomik yapılarının belirlenmesi amacıyla Doğu Karadeniz Bölgesi’nde tekne sahibi ve tayfalarla yapılan anketler sonucunda ortaya çıkan sonuçlar şöyle belirtildi:

    “Balıkçı teknelerinin yüzde 67’sinde 2-3, yüzde 9’unda 4’ten fazla tayfa çalıştığı, yüzde 24’ünde ise 1 veya hiç tayfa çalışmadığı, tayfa çalıştırmayan tekne sahiplerinin ödeme yapmadığı, kalan kısmında yüzde 60’ının pay şeklinde, yüzde 15’inin ise maaş şeklinde ödeme yaptığı belirlenmiştir. Tüm illerde tekne sahiplerinin çoğunluğu 2-3 tayfa çalıştırmakta olup yüzde 77 ile Rize ilk sırada yer alırken, Ordu yüzde 52 ile en düşük orana sahiptir. İncelenen illerin hemen hepsinde tekne sahipleri tayfalara pay vermek suretiyle ödeme yaparken Trabzon ilinde maaş şeklinde ödeme daha yüksek orana sahiptir. Tayfaların yüzde 50’sinin aile dışından, yüzde 20’sinin aileden, yüzde 7’sinin hem aileden hem dışarıdan, yüzde 23’ünün ise yalnızca tekne sahiplerinden oluştuğu belirlenmiş, balıkçıların yüzde 82’sinin eşi ile birlikte balığa çıkmadığı, yüzde 77’sinde aynı aileden 1-2 kişinin, yüzde 21’inde 3-6 kişinin, yüzde 2’sinde ise 7’den fazla kişinin balıkçılık yaptığı tespit edilmiştir.”

    Üniversite mezunu balıkçı bile var

    Balıkçıların yaş ortalamasının 40 yaş üstünde olduğu belirlendiği araştırmada şu bilgilere yer verildi: “Balıkçıların yaş ortalamasının 40 yaş üstünde olduğu belirlenmiş, yüzde 39’un 21-30 yaş arasında, yüzde 3’ünün 20 yaşından küçük, yüzde 39’unun ilkokul, yüzde 24’ünün ortaokul, yüzde 28’inin lise, yüzde 8’inin üniversite mezunu olduğu, yüzde 1’inin ise hiç okula gitmediği belirlenmiştir. Hemen hemen tüm illerde balıkçıların çoğunluğu 40 yaş üzerinde olup, 20 yaşın altındaki balıkçı sayısının az olması, maddi zorunluluklar dışında genç bireylerin balıkçılık yapmayı tercih etmedikleri şeklinde yorumlanabilir. Anket uygulanan balıkçıların eğitim durumlarına bakıldığında en azından ilkokul mezunu oldukları, Ordu ve Samsun illerinde üniversite mezunu balıkçıların da olduğu görülmektedir.”

  • 7 yıldır çocuklarının katilini arıyor

    Hakkari’nin Geçitli köyü yolunda meydana gelen patlamada iki çocuğu ile birlikte 9 yakınını kaybeden Cahit Erol, halen olayın faillerinin bulunmadığını söyledi.

    Hakkari’nin Geçitli köyünde, 16 Eylül 2010 günü yola döşenen mayının patlaması sonucu hayatını kaybeden 9 kişi mezarı başında anıldı. Geçitli köyünden Hakkari’ye giden Aydın Erol yönetimindeki 65 EN 341 plakalı minibüsün geçişi sırasında yola döşenen mayının patlatılması sonucu hayatını kaybeden Cane Dayan, Semiha Dayan, Eşref Gür, Şirin Kurt, Raife Çiftçi, Aydın Erol, Enes Erol, Abuzeyt İdem ve Nurullah Umut Çiftçi mezarları başında anıldı. Patlamada oğlu ve kızı olmak üzere 9 yakınını kaybeden Cahit Erol ve eşi Behice Erol, beraberindekilerle mezarlık ziyaretinde gözyaşlarına hakim olamadılar.

    Burada konuşan Cahit Erol, 2010 yılında Geçitli yolunda mayın patlaması sonucu 9 yakınını kaybettiğini hatırlatarak hayatını kaybedenlerin içinde iki evladının olduğunu söyledi. Erol, ”7 yıldır gezmediğim, dolaşmadığım yer kalmadı. Çalmadığım kapı kalmadı. Maalesef patlamayı yapan failler bulunamadı. O günden bugüne benim hayatım çürümüş. 7 yıldır bayram nedir bilmiyoruz. İki evladım ile birlikte 7 yakınımızı kaybettik. Eşim Behice Erol ağlaya ağlaya sol gözü kör oldu. Aradan tam 7 yıl geçti halen olayın failleri ve onlara katil diyoruz bunlar bulunmadı. Devlet büyüklerine sesleniyorum bu katilleri bulun diye” feryat etti.