Etiket: Çocuklarını

  • Kendi öz çocuklarını evlatlık almak zorunda kaldılar

    Hafta içi her gün ATV ekranlarında yayınlanan Esra Erol’da programında filmlere konu olacak ilginç bir olay yaşandı. Programa katılan İdris-Hicran çifti öz kızları Kader’i yıllar önce evlatlık aldıklarını açıkladı. Yaşananlar karşısında şoke olan 25 yaşındaki Kader ise “Ben evlatlık alınmış bir çocuk muyum? Yoksa İdris-Hicran Özer çifti benim biyolojik ailem mi?” sorusunun cevabını yarın Esra Erol’da açıklanacak DNA testi sonucunda öğrenecek.

    Kimliğini kaybeden Kader Özer, yeni kimlik çıkarmak için Nüfus Müdürlüğüne gittiğinde hayatının şokunu yaşıyor. Burada kendisine evlatlık olduğu söylenince neye uğradığını şaşıran Kader, bu durumu sorgulama başlıyor. Kafasındaki soru işaretleri artınca bu sorunu çözmek için Esra Erol’da programına başvuruda bulunuyor.

    Anne Hicran Özer ise, 21 Mayıs 1993 tarihinde Yeşilyurt Devlet Hastanesinde kızı Kader’i kucağına aldığını, kızını emzirdikten sonra uyuya kaldığını ve uyandıktan sonra çocuğunun kaçırıldığını öğrendiğini açıkladı. Aynı odada kaldığı bir hastanın avukat refakatçisi sayesinde kaçıran kişinin robot resminin çizildiğini belirten Hicran Özer, sürecin hızlandığını ifade etti.

    Baba İdris Özer ise, “Benim ailemden hiçbir şüphem yok, bize çocuğu teslim eden görevli memur o zamanın parasıyla 10 milyon TL para istedi” açıklamasında bulundu.

    Süreç burada bitmiyor. Hastaneden ayrıldıktan sonra kaçırılan çocuğunu her yerde arayan aile, robot resmi tüm ülkeye yayıyor. Haberlerde gazetelerde yer alıyor. Kaçıran kişi korktuğu için bebeği Konya’da otobüste bırakıyor ve acılı aile bebeğini çocuk esirgeme kurumundan teslim alıyor. Çocuklarına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan aile kimliğini çıkarıyor.

    İzmir Cumhuriyet Savcılığının başlattığı soruşturma sonrasında aileden DNA testi isteniyor. Sonuçlar geldiğinde ise annenin biyolojik anne olduğu babanın ise olmadığı söyleniyor. Bu testin ardından Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından açılan “nüfus kaydının iptali davası”nda Kader, İdris-Hicran Özer çiftinin nüfusundan siliniyor. Aile bu durumu hiçbir zaman kabul etmiyor. Uzun süreden beri çocuğu yanlarında bulunduran aile başlangıçta koruyucu aile, daha sonra açtıkları dava ile de evlatlık ediniyorlar. Bu dava süreci aile için sıkıntılı geçiyor. Zira annenin yasal mevzuata göre evlat edinme konusunda yaşı tutmuyor. Bu nedenle yaşı büyültülüyor. Hatta yasal anlamda evlat edinebilmek için çocuk sahibi olmamaları gerektiğinden hamile kalmamaya da yasal süreç devam ederken özen gösteriyor.

    Kader Özer, şuan öz ailesinde evlatlık olarak gözüküyor. Yaşananlar karşısında şoke olan 25 yaşındaki Kader “Ben evlatlık alınmış bir çocuk muyum? Yoksa İdris-Hicran Özer çifti benim biyolojik ailem mi?” sorusunun cevabını Esra Erol’da arıyor.

    Yarın DNA testi sonucu Esra Erol’da açıklanacak.

  • Çocuklarını alamayınca katliam yapmış

    Kahramanmaraş’ta eşi, kayınbabası ve kayınvalidesini çocuklarının gözü önünde öldüren kocanın, eşini 16 yaşında kaçırdığı, o günden sonra sürekli şiddet uyguladığı, 1.5 ay önce de kuma getirdiği, bu yüzden eşinin çocuklarını alıp evini terk ettiği, zanlının çocuklarını alamayınca katliam yaptığı ortaya çıktı.

    Olay, Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesi Oruç Reis Mahallesi 9’uncu sokaktaki müstakil evin 2. katında 11 Kasım günü meydana geldi. İddiaya göre, Ramazan Akpınar (27) boşanma aşamasında olan ve baba evine sığınan eşi Sibel Akpınar’ın (24) evine sabah erken saatlerde 850 liraya satın aldığı av tüfeğiyle geldi. Bir süre kapıda bekleyen zanlı kapıyı birisinin açmasını bekledi. Saat 06.00’da kapıyı kayınbabası Ali Çiftçi (58) açınca ateş ederek onu vurup içeri girdi. Kapıyı kilitleyen Akpınar daha sonra kayınvalidesi Pakize Çiftçi’yi (56) vurdu. Sesler üzerine Sibel Akpınar ile 7, diğeri 2 ve 1 yaşındaki çocuğu uyandı. Sibel Akpınar iki ufak çocuğunu kucağına alarak koridora çıktığında eşini av tüfeğiyle birlikte gördü. Zanlı eşinin kucağından çocukları aldıktan sonra av tüfeğiyle onu da vurduktan sonra 155 polis imdat hattını arayarak “Ben eşimi, kayınvalidemi ve kayınbabamı öldürdüm” diyerek evin adresini verdi. Polis olay yerine geldiğinde kapı kapalı olduğu için önce içeri giremedi. Zanlı polisin geldiğini fark edince kapıyı açıp teslim oldu.

    Polis, dehşeti yaşayan 3 çocuğu alıp çocuk şube müdürlüğüne teslim etti. Zanlı ise emniyete götürülerek ifadesinin alınmasını ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı. Hayatını kaybeden 3 kişi ise dün cenaze törenlerinin ardından toprağa verildi.

    Öldürülen kadının hikayesi yürek burktu

    Sibel Akpınar’ın mahalleden tanıştığı Ramazan Akpınar ile 16 yaşında ailesi izin vermemesine rağmen aşık olduğu için kaçtığı öğrenildi. 2009 yılında Akpınar’a kaçtığı için ailesi yaşı küçük olduğundan şikayetçi oldu. Bu nedenle polis Akpınar ve kızı bulup işlem yaptı. Akpınar hakkında reşit olmayan kızla cinsel ilişkiye girmekten işlem başlatıldı. Ancak Sibel Akpınar ailesi şikayetçi olmasına rağmen “Sevdiğim için kaçtım kimseden şikayetçi değilim” diye ifade verdi. Bu sırada Ramazan Akpınar kaçtı. Ailesi polise kayıp başvurusunda bulundu. Akpınar bulununca da intihar girişiminde bulundu. Bir süre sonra Sibel Akpınar ailesini ikna ederek şikayetinden vazgeçirdi. Ramazan Akpınar ile Sibel Akpınar yaşı 18 olunca da iki yıl sonra nikah yaparak evlendi.

    Resmi nikahtan sonra sürekli dayak

    Akpınar resmi nikah yapıldıktan sonra Sibel Akpınar’ı darp etmeye başladı. Akpınar çiftinin bu arada 3 çocuğu oldu. Zanlı Akpınar buna rağmen eşine kötü muamele yapmaya devam etti. Bir süre sonrada eve bir kadın getirdi. Bir yıl önce Sibel Akpınar eşi eve kadın getirdiği için çocuklarını da alıp evi terk edip baba evine gitti. Ancak zanlı Akpınar, eşine yalvararak bir daha şiddet uygulamayacağını kadın getirmeyeceğini söyledi. Sibel Akpınar çocukları için zanlı Akpınar’a bir son şans daha vererek evine döndü.

    Yine kuma getirdi yine darp etti

    Bir süre evliliklerinde sorun olmazken 1.5 ay önce zanlı Akpınar sosyal medyadan Manisa’dan tanıştığı S.B.’yi bekar olduğunu söyleyerek kandırıp Kahramanmaraş’a getirdi. Kadını evine getirip eşiyle tanıştırıp “bundan sonra birlikte yaşayacağız ikiniz de benim eşim olacaksınız” dedi. S.B. evli ve çocuğu olduğu için bunu kabul etmek istemedi ancak zanlı Akpınar tehdit etti. Sibel Akpınar da bu durumu kabullenmek istemedi ancak zanlı Akpınar onu da tehdit edip darp etti. İki kadın, Akpınar ile birlikte evde yaşamaya başladı. Ancak zanlı Akpınar iki kadına da kötü davranıp şiddet uygulamaya başladı. Akpınar’ın, iki kadın da bu durumdan şikayetçi olmak isteyince “elimde cinsel içerikli görüntünüz var bunu sosyal medyada yayarım” diyerek tehdit ettiği öğrenildi.

    3 ay uzaklaştırma aldı katliam yaptı

    4 Kasım günü iki kadın da yaşadığı şiddete dayanamayarak tehditleri de göze alarak zanlı Akpınar ile tartıştı. Bunun üzerine zanlı Akpınar yine iki kadını ve çocuklarını darp etti. Bu kez sessiz kalmayan iki kadın da polise giderek zanlı Akpınar’dan şikayetçi oldu. Bunun üzerine polis sığınma evine gitmek isteyen S.B.’yi sığınma evine, babasının evine gitmek isteyen Sibel Akpınar’ı ise baba evine götürdü. Savcılık zanlı koca hakkında ise 3 ay uzaklaştırma kararı aldı. Bu karara rağmen zanlı koca rahat durmayarak eşine tehdit mesajları atmaya başladı. Kadın boşanma davası açacağını da söyleyince çocuklarını isteyerek onları alamaması durumunda herkesi öldüreceğini söyledi.

    15 suç kaydı var

    Zanlı 11 Kasım günü de 850 liraya aldığı av tüfeğiyle kayınbabasının evine giderek önce kayınbabasını, sonra kayınvalidesini daha sonra da çocuklarının gözü önünde eşini öldürdükten sonra polisi arayarak teslim oldu. Zanlının başta kötü muamele, konut dokunulmazlığının ihlali, intihara teşebbüs, küçük yaştaki kızla cinsel ilişkiye girmek olmak üzere 15 suç kaydı olduğu ortaya çıkarken, zanlının ifadesinde eşiyle eve kuma getirdiği kadının ilişki yaşadığını söyleyerek yıllarca şiddet uyguladığı, kötü davranıp en sonunda da öldürdüğü, eşine leke sürmeye çalıştığı tespit edildi.

  • Adana’da çocuklarını istismar ederek dilencilik yapan 8 kadın yakalandı

    Adana’da çocuklarını istismar ederek dilencilik yapan 8 kadın yakalandı.

    Adana Emniyet Müdürlüğüne bağlı Yüreğir İlçe Emniyet Müdürlüğü ve zabıta ekipleri tarafından ortak dilenci operasyonu düzenlendi. Polis ve zabıta ekipleri, cami önleri, trafik ışıklarında ve kaldırımlarda çocuklarını kullanarak vatandaşların duygularını sömürüp dilencilik yapan 8 kadını yakaladı. Kadınlar polis ve zabıta ekiplerine dilencilik yapmadıklarını öne sürdü. Zabıta ekipleri, kadınlara Kabahatler Kanunu’na göre 220 lira para cezası verdi.

  • “Klon sığırlar” torunlarının çocuklarını gördü

    Bursa Uludağ Üniversitesi’nde klonlamayla dünyaya gelen sığırlar, torunlarının çocuklarını gördü.

    TÜBİTAK, İstanbul, Uludağ ve Namık Kemal üniversiteleri iş birliğiyle yürütülen “Anadolu Yerli Sığırlarının Klonlanması” projesi dahilinde 2009 yılında klonlanan “Nilüfer” ve “Kiraz” isimli klon sığırlar torunçlarının çocuklarını gördü. Klon hayvanların kendi aralarında eşleşip çoğalmasıyla sürünün nüfusu 15’e ulaştı. UÜ Veteriner Fakültesi öğretim üyeleri tarafından muhafaza edilen ve klon ailesi olarak büyüyen sürü, Türkiye’deki en sağlıklı “boz ırk” sürülerden birisi haline geldi.

    Projenin yürütücülerinden UÜ Veteriner Fakültesi Dölerme ve Suni Tohumlama Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Sağırkaya, yerli gen kaynakları olarak bilinen lokal ırklardan bazılarını kopyalamayı hedeflediklerini belirterek, “Bu ırklardan birisi boz ırktı. Burada iki yavru doğdu. İstanbul’da da bu çalışmalar kapsamında bir erkek buzağı ve aynı anneden ikiz dişi buzağılar doğmuştu. UÜ olarak elde ettiğimiz bu klonları başta suni ilkah (tohumlama), sonrasında ise doğal aşım (çiftleştirme) yoluyla kendi içlerinde çoğalttık. Devam ediyoruz. 8 yıl oldu. 8 yıldır hiçbir hastalık veya sağlık problemiyle karşılaşmadık. Sadece bir annede tırnak uzaması oldu. O da her hayvanda olabilen bir husus. Tırnak bakımıyla tırnağı düzelttik. O ırk tamamen yok olsa bile bu hayvanlardan elde edilen hücreleri kullanarak erkek ve dişi buzağılar elde edebiliriz. Bunları büyütüp kendi içlerinde eşleştirerek o ırkı tekrar kazanmak söz konusu. Bu hayvanlar kar da yağsa, don da olsa arazideler. Bu hayvanlar kışın zayıflamalarına rağmen hiçbir tüberküloz vakasıyla karşılaşmadık. 8 yıldır bakıyoruz. Şu ana kadar hiç tedavi etmedik. Gayet sağlıklılar. Hatta bazen yaban mizaçlarından dolayı aşılamalar bile pas geçilebiliyor. Bütün bunlara rağmen bu hayvanlar burada sağlıklı bir şekilde hayatlarını idame ettiriyor. Doğumlarını kendi başlarına yapıyorlar. Şu ana kadar hiçbir doğuma müdahale etmedik. Bir bakıyoruz doğum olmuş ve buzağı annesini emiyor. Bazen buzağıları otların arasına kamufle olur gibi yatmış halde buluyoruz. Sürü psikolojisine sahip hayvanlar. Buzağıyı bir yerde sıkıştırdığınızda sürü toplanıp buzağının etrafını çeviriyor. Bunlar ülkemiz coğrafyasına intikab etmiş hayvanlar. Çok dayanıklılar. İklimin bozulması durumunda kuraklık gibi olumsuzluklardan en az etkilenecek hayvanlar. Dolayısıyla onların genleri bizim için önemli” dedi.

  • (Özel Haber) Tır dorsesinde kurulan sahne, köy çocuklarını tiyatro ile buluşturuyor

    Kocaeli’de Şehir Tiyatroları bünyesinde tır dorsesinde kurulan Gezici Tiyatro, 13 yıldır binlerce kilometre yol katederek kent merkezlerine uzak köylerdeki çocukları tiyatro ile buluşturuyor. Şimdiye kadar 100 binden fazla kişiyi tiyatroyla buluşturan Gezici Tır Tiyatrosu, çocuklara sanat sevgisi aşılıyor.

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları bünyesinde 2005’te başlatılan bir proje ile bir tır dorsesine kurulan tiyatro sahnesi 13 yıldır, köylerde yaşayan başta çocuklar olmak üzere tüm halkı tiyatroyla buluşturuyor. Kent merkezine uzak köylerdeki yetişkinden çocuğuna herkesin tiyatro ile tanışması amacıyla başlatılan “Gezici Tır Tiyatrosu” projesi kapsamında yola çıkan tır, kent merkezlerine kilometrelerce uzaklıktaki köylere gidip, dorse kısmında özel olarak tasarlanmış olan sahnede sergilenen oyunlar ile tiyatroyu vatandaşların ayağına getiriyor. 13 yılda 270 köye giden gezici tır tiyatrosu, 15 farklı oyunla 100 binden fazla çocuk ve yetişkine tiyatro izleme heyecanını yaşattı.

    Yeni sezonda 15 köy okulunda yüzlerce çocuk tiyatro izledi

    Yeni sezonda da çocukları tiyatro ile bir araya getirmek amacıyla yola çıkan Gezici Tır Tiyatrosu, yaklaşık 1 ay içerisinde 15 köy okuluna ulaştı. Senaristliğini ve yönetmenliğini Aytek Elgün’ün yaptığı “Minik Bulut Minnak” isimli oyunla köylerdeki çocuklara, küresel ısınma hakkında bilgiler verildi. Öğrencilerin bilinçlendirilmesi amacıyla 5 oyuncusuyla yola çıkan ekip, 15 okulda yüzlerce çocuğa ulaştı. Heyecanlı gözlerle tiyatro oyununu izleyen çocuklar ise bir yandan eğlenirken bir yandan da küresel ısınma konusunda bilinçlenme fırsatı yakaladılar.

    “Çocuklara özellikle doğa sevgisini, hayatın kıymetini anlatmak istiyoruz”

    Yaptıkları proje ile çocuklara tiyatro heyecanını yaşatıp, eğlence ile de bilgilenmelerini hedeflediklerini söyleyen oyun senaristi ve yönetmeni Aytek Elgün, “Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları olarak, tır tiyatrosu yapıyoruz. Köylere, mahallelere ve tiyatroya gelemeyecek, uzaktaki çocuklarımızın yanına tiyatroyu getiriyoruz. Çocuklara özellikle doğa sevgisini, hayatın kıymetini anlatmak istiyoruz ve hayallerinin peşlerinden gitmeleri çok önemli. Çünkü çocuk oldukları için en güzel hayal kurabilecekleri yaştalar. Hayallerinin peşinde gidebilsinler, özgür olabilsinler, inandıklarını söyleyebilsinler istiyoruz” dedi.

    “Onlar ve bizim için çok heyecan verici bir şey”

    Uzak bölgelere tiyatroyu götürerek çocukların mutlu olmasını sağlamanın, kendilerini de mutlu ettiğine değinen Elgün, “Dolayısıyla onlar ve bizim için çok heyecan verici bir şey. Yüzlerindeki mutluluğu görmek bir kere bizleri çok mutlu ediyor. Onların gözündeki mutluluğu görmek bizi çok mutlu ediyor. Ayrıca çocuklarımızı geleceğe hazırlamak amacıyla kentimizin her yerine tiyatro götürmenin heyecanını yaşıyoruz. Özellikle kırsal kesimde düzenlenen bu etkinliklerin değeri çok fazla. Çünkü ömürlerinde hiç tiyatro seyretmemiş yavrularımıza tiyatroyu getiriyoruz” diye konuştu.

    “Tiyatro çok güzeldi”

    Tiyatroyla bir araya gelmenin heyecanını yaşayan Türk Fransız Kardeşlik İlkokulu öğrencilerinden Elif Ebrar Ahat ise, tiyatro oyununun çok güzel olduğunu belirterek, “Bugün okulumuza gelen tiyatroda küresel ısınmayı öğrendim. Çok güzeldi. Yerlere çöp atmamamız gerektiğini gördük. Oyunda Gürül ve Hoşur’un kapışmaları çok hoşuma gitti” şeklinde konuştu.

    “Araçlarımıza sessiz motor takmamız gerektiğini öğrendik”

    İzledikleri tiyatro oyunu ile çok eğlendiklerini söyleyen Muhammet Savaş ise, “Yerlere çöp atmamak, egzozlara filtre takmak, araçlarımıza sessiz motor takmamız gerektiğini öğrendik. Oyunda en çok Hoşur ile Gürül’ün yağmur damlatamamasına güldüm” ifadelerini kullandı.

    “Yine tiyatroya gitmek isterim”

    Daha önce okullarına gelen Gezici Tır Tiyatrosu ile ilk defa tiyatroyla tanıştığını söyleyen öğrencilerden Güveyda Fidan da, “Tiyatro çok güzeldi. Bulutları ve mutluluğu öğrendim. Çok eğlendim. Yine tiyatroya gitmek isterim. Daha önce de bir kere okulumuza gelmişti tiyatro. Bundan sonra da okulumuza tiyatro gelmesini isterim” dedi.