Etiket: Çocuklarında

  • Çocuklarında bu belirtiler olanlar dikkat

    Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Dr. İrfan Oğuz Şahin, çocuklarda morarma, sık-zor nefes alma, iyi beslenememe, kilo alamama, aşırı terleme, sık alt solunum yolu enfeksiyonu geçirme ve çarpıntı gibi durumların kalp hastalığı belirtisi olabileceğini söyledi.

    VM Medical Park Samsun Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Kliniğinden Uzm. Dr. İrfan Oğuz Şahin “çocuklarda kalp hastalıkları” hakkında bilgi verdi. Dr. Şahin, “Kalp hastalıkları doğuştan olan ve sonradan gelişenler olmak üzere iki gruptur. Erişkinlerde sonradan görülen kalp hastalıkları, çocuklarda doğuştan kalp hastalıkları ön plandadır. Doğuştan kalp hastalıkları, hamileliğin erken dönemlerinde kalbin gelişmesindeki bir kusurun sonucudur. Genellikle bu kusurun ne olduğu tam bilinmemekle birlikte genetik hastalıklar, bazı viral enfeksiyonlar, alkol ve kimyasalların etken olabileceği düşünülmektedir” diye konuştu.

    Uzm. Dr. İrfan Oğuz Şahin şöyle devam etti: “Kalp hastalıkları, probleme yol açmayacak küçük bir delik şeklinde olabileceği gibi kalbin odacık ya da kapaklarının oluşmaması gibi ağır şekillerde de olabilir. Fetal ekokardiografi ile gebeliğin 20. haftasından itibaren ağır kalp hastalıklarının tespit edilmesi mümkündür. Ancak bir kısım önemli kalp hastalıkları ve küçük olan deliklerin çoğu gebelikte saptanamayabilir. Doğumsal kalp hastalığı sıklığı 100 canlı doğumda 1 kadardır. Bunların için de bir kısmı önemsizdir, tesadüfen tanı koyulur ve kendiliğinden düzelir. Bir kısmı ilk birkaç ay içinde belirti ve bulgu vererek tanınır ki bunlar da ya kendiliğinden düzelir ya da ilerleyen yaşlarda tedavi edilir. Bir kısmı ise doğum ile birlikte ya da ilk birkaç ay içinde sağlıklı bir bebeğin çok hızlı kötüleşmesi ile karşımıza çıkar ve çok hızlı tanı koyulup tedavi edilmezse istenmeyen sonuçlarla karşılaşılabilir. Ağır kalp hastalıkları nadir görülseler de sansasyonel olduklarından aileleri sanki bütün çocuk kalp hastaları kötü bir süreçten geçecekmiş gibi tedirgin eder.”

    Bir çocukta kalp hastalığı şüphesi uyandırması gereken belirtiler hakkında bilgi veren Dr. Şahin “Morarma, sık-zor nefes alma, iyi beslenememe, kilo alamama, aşırı terleme, sık alt solunum yolu enfeksiyonu geçirme, çarpıntı şeklinde sayılabilir. Kalple ilgili şikayeti olmayan çocukların muayeneleri sırasında duyulan üfürümler de hastalık şüphesi ile değerlendirilir. Bunların bir kısmı sağlıklı kalpten gelen masum üfürümler, bir kısmı ise kalp hastalığından kaynaklanan üfürümlerdir” açıklamasında bulundu.

    Bir bebek ya da çocuk doğuştan kalp hastalığı tanısı aldıktan sonra hekimi tarafından takip-tedavi sürecinin belirleneceğini söyleyen Dr. Şahin şunları söyledi: “Hastalığın ağırlığına göre sadece takip ya da tedavi planlar. Tedavi bu hastalıklarda sadece anjiyo ya da cerrahi şeklindedir. İlaç tedavisi yoktur. Anjiyo ya da cerrahi gereken hastaların çocuk kardiyolojisi, çocuk kalp cerrahisi, çocuk yoğun bakım ve anestezistten oluşan deneyimli bir ekibe yönlendirilmesi gerekmektedir. Ülkemiz dünyanın sayılı Çocuk Kardiyolojisi ve Çocuk Kalp Damar Cerrahisi hocalarına sahiptir. Günümüzde bir günlük, hatta 1000 gramdan küçük bebeklerde bile kalp ameliyatları başarı ile gerçekleştirilmektedir. Çok nadir olarak bazı kalp hastalıkları ameliyat edilemeyecek kadar ağırdır ve hastalar ne yazık ki kaybedilir. Organ nakli, gen tedavileri umut vericidir ancak henüz istenen düzeye gelememiştir.”

    Uzm. Dr. İrfan Oğuz Şahin “Kalp hastalığı şüphesi ile Çocuk Kardiyoloji bölümüne getirilen çocuklar aile hikayesi, ayrıntılı muayene, EKG ve ekokardiyografi ile değerlendirilir. Bunlar, bebek ve çocukların canını acıtan, radyasyon verilen işlemler değildir. Hastaların çok büyük bir kısmı bu aşamada tanı alır. Az bir kısmında ise tanı için kan tahlili, göğüs filmi, anjiyografi yapılması gerekebilir” şeklinde konuştu.

    “Sonradan gelişen kalp hastalıklarının doğuştan kalp hastalıklarına göre daha az olmakla beraber en az onlar kadar önemlidir” diyen Dr. Şahin, “Ancak, daha önceden kalp şikayetleri olmayan, kalp hastalığı tanısı koyulmamış ve aniden kaybedilen çocuk haberleri aileleri sonradan gelişen kalp hastalıklarını önemsemekten bir adım öteye götürüp tedirgin edebilmektedir. Aniden kaybedilen çocuklar sanıldığının aksine kalp krizi nedeniyle değil ani gelişen tehlikeli ritim bozuklukları nedeniyle olmaktadır. Bu yüzden esas korkulması gereken büyüme döneminde hemen her çocukta olabilecek olan kısa süreli göğüs ağrısı atakları değil çarpıntı, bayılma, bayılacak gibi olma durumlarıdır. Sonradan gelişen kalp hastalıkları içinde en sık görüleni halk arasında eklem ya da kalp romatizması şeklinde de ifade edilen ’akut romatizmal ateş’tir. Uygun tanı ve tedavi ile normal bir hayat yaşayabilecek bu çocuklar uygun tedavi edilmezlerse kalp kapak ameliyatlarına mahkum olabilmektedir” bilgilerini verdi.

    Uzm. Dr. İrfan Oğuz Şahin açıklamasını şöyle tamamladı: “Özetle, sonradan gelişen kalp hastalıkları şüphesi uyandıracak belirtileri çarpıntı, göğüs ağrısı, eklem ağrısı, nefes darlığı, bayılma, bayılacak gibi olma, büyüme geriliği, çabuk yorulma şeklinde sıralayabiliriz. Ailelere düşen çocuklarında kalple ilişkili olabilecek belirtileri panik olarak, tedirginlik içinde karşılamak değil dikkatli bir şekilde çocuğunu gözlemleyip evham yapmadan bir çocuk kardiyoloji doktoruna danışmaktır.”

  • Zayıflık baskısı kız çocuklarında 3 yaşında başlıyor

    Diyetisyen Aysun Yurdakul, çocuklarda meydana gelen zayıflık baskısının yeme bozukluklarına yol açarak depresyona sürüklediği uyarısında bulundu. Yurdakul, yapılan araştırmalarda kız çocuklarında zayıflık baskısının 3 yaşlarında başladığına dikkat çekti.

    Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Aysun Yurdakul, çocukların tüm medya araçlarından edindiği bilgiler çerçevesinde, kilolu olmanın aşağılanan, kötü bir durum olduğu fikrine kapıldığını belirtti. Bu durumun bazı çocukları olumlu etkilerken, bazı çocukların yanlış radikal diyetlerle erken yaşta tanışmalarına sebep olduğunu kaydeden Yurdakul, “Yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre; özellikle kızlar, şişman oyuncaklarla oynamayı reddedip, onun yerine zayıflığı, güzelliği ve fit vücudu simgeleyen barbi bebeklerle oynamayı tercih ediyorlar. Kısacası yapılan bu çalışmaya göre 3 yaşındaki kızların bile şimdiden zayıf olmak düşüncesinde olduğu ortaya konulmuştur” şeklinde konuştu.

    “Çocuklarımız bizleri izleyerek öğrenir”

    Zayıflık baskısının çocuklarda yeme bozukluklarına yol açtığını ve depresyona sürüklediğine vurgu yapan Yurdakul, “Çocuklar, kilolu insanların iyi olmadıklarını düşünmektedir. Bu nedenle kilolu arkadaşlarıyla ‘alay etme’ durumu ortaya çıkabilmektedir. Anne-baba olarak çocuklarımıza doğru beslenmeyi; kendimiz de doğru beslenerek ve davranışlarımızla örnek olarak öğretmek zorundayız. Çocukların erken yaşta kazandığı yeme alışkanlıklarının ilerleyen yaşlardaki obezitenin yanı sıra tüm psikolojik ve fizyolojik rahatsızlıkların kapısını daraltır. Çocuklarımız bizleri izleyerek öğrenir. Çocuğumuza bir yemeği sevdirmeyi istiyorsak, zorlayıcı davranmadan, faydalarından bahsederek ve o yemeği biz de yiyerek örnek olabiliriz. Fast-food ürünlerin, asitli içeceklerin zararlarından bahsediyor ve biz tüketiyorsak inandırıcılığı kalmaz” dedi.

    “Basmakalıp bilgilerle değil, çocuğun kendisine özel programlamak gerekir”

    Doyduğunu söyleyen çocuğa ısrarcı olunmaması gerektiğinin altını çizen Yurdakul, “Zararlı yiyeceğe yasak koymak onların daha çok istemesine ve hatta bizden gizli yemesine neden olabilir. Bu yüzden sağlıklı bir beslenme programını basmakalıp bilgilerle değil, çocuğun kendisine özel programlamak gerekir. Gelişme çağında çocuğun kilo fazlalığı varsa zayıflama diyetleriyle değil doğru beslenme programıyla kilo vermesinin doğru olacağını bilmemiz gerekir. Özellikle tatlıya eğilimi olan ve göbek çevresi yağlanmaya başlayan çocukların ebeveynler tarafından önemsenmesi gerekir. Boyu uzayınca geçer demememiz gerekir. Beslenme çantasına koyduğumuz tam tahıllı küçük sandviçler, meyve, badem, ceviz, fındık, kuru meyvelerle yapılmış kurabiyeler gibi keyifli ve sağlıklı atıştırmalıklar çocuğunuzun büyümesini, gelişimini hatta dikkatini olumlu etkilediği gibi okuldan dönünce açlığı kontrol edebileceği için abur cubura saldırmasını önler” açıklamasını yaptı.

  • Okul Çağı Çocuklarında Sık Görülen Enfeksiyonlar Ve Korunma Yöntemleri

    Öksürük, burun akıntısı, ateş okul çağı çocuklarında sıkça görülen basit enfeksiyon belirtileridir. Okul dönemi enfeksiyonlarının çoğu, basit uygulamalarla düzelir. Ebeveynler hiç tedbir almasa da, bağışıklık sistemi sayesinde çocuklar iyileşirler. Çok az bir kısmı ise tıbbi tedavi gerektirir.

    Acıbadem Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Reyhan Erol, okul çağı çocuklarında sıkça görülen enfeksiyonlarla ilgili bir açıklama yaptı. Erol, “Soğuk Algınlığı(nezle); Kış aylarında görülen, virüsler tarafından oluşturulan en sık görülen okul çağı enfeksiyonudur. Kalabalık ortam görülme sıklığını ve enfeksiyonun yayılmasını artırır. Burun akıntısı, hafif ateş, öksürük görülür. Genelde medikal tedavi gerektirmeden düzelir. Tedavide, burnun açılması, istirahat, bol sıvı, ılık bitki çayları,bol meyve tüketilmesi yeterli olacaktır. Grip; İnfluenza virüsleri tarafından oluşturulur. Özellikle kış aylarında görülür. Yüksek ateş, burun akıntısı, kas ağrısı ve baş ağrısı, halsizlik ile kendini gösterir. Hekim gözetiminde tetkik ve tedavisi yapılmalıdır. Özellikle çocuklarda görülen yüksek ateş hekimin görmesi gereken bir durumdur. Riskli hastalarda; alerjik astım gibi doktorun önerisi ile grip aşısı yapılması ve her yıl yenilenmesi faydalı olacaktır” ifadelerini kullandı.

    “BOĞAN İLTİHABI OKUL ÇAĞI ÇOCUKLARDA SIKLIKLA GÖRÜLÜR”

    Boğaz İltihabının okul çağı çocuklarında sıklıkla görüldüğünü bildiren Erol, şunları kaydetti:

    “En önde gelen belirtisi boğaz ağrısı, yutma güçlüğü ve ateştir. Çoğunlukla viral olmasına rağmen bakteriyel etkenlerde tonsilit yapabilir. Bu nedenle doktorun uygun gördüğü durumlarda boğaz kültürü alınmalıdır. Zorunlu hallerde, A grubu Beta hemolitik streptokok enfeksiyonu saptandığı durumlarda antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Tonsilit de bulaşıcıdır. Tespit edilen çocuklar, toplum sağlığı açısından tedavi boyunca evde istirahat etmelidir. Orta Kulak İltihabı; Özelikle burun tıkanıklığı ile giden enfeksiyonlardan sonra, sıklıkla çocuklarda kulak ağrısı ve ateşle giden bir enfeksiyondur. Tedavide burnun açılması önemlidir. Gerektiğinde, doktor önerisi ile antibiyotik kullanılır. Orta kulak iltihabı,dış kulak yolu iltihabı ile çok karışır. Dış kulak yolu iltihabında; sıklıkla yüzme ve havuz kullanımından sonra oluşur ve dış kulak yolunda duyarlılık, ağrı vardır. Bronşit, Bronşiolit, Pnömoni:Üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra görülür.Mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Kısaca akciğer dokusunun iltihabıdır. Düşmeyen ateş, balgamlı öksürük uzun süren iştahsızlıkta, bronşit ve pnömoni düşünülmelidir. Bronşiolit genellikle virüslerle oluşur. Çoğu zaman alerjik çocuklarda görülür. Erken tanı, tedavi açısından önemlidir. İshal; Yine üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra en sık görülen hastalık, enfeksiyon kaynaklı ishallerdir. Kış aylarında ve kreşlerde rota virüs ishaller sıklıkla gözlenirken, yaz aylarında amip, giardia ve salmonella enfeksiyonlarına bağlı ishaller görülür. Rota virüs aşıları kısmen, rota virüs enfeksiyonlarından korur. Döküntülü Hastalıklar; Döküntülü hastalıkların nedeni genellikle enfeksiyoz olmakla birlikte alerjik, otoimmun hastalıklar gibi birçok hastalık döküntü yapabilir. Çocuklarda döküntülü hastalıkların en sık sebebi viral enfeksiyonlardır. Kızamık, kızamıkçık, suçiçeği bu yaz sıkça gördüğümüz el-ayak ağız hastalığı en sık görülen viral döküntülü hastalıklardandır. Bu hastalıkların tedavisinde antibiyotik kullanılmaz. Kızıl ise bakteriyel döküntülü bir hastalık olup tedavi edilmesi gereken durumdur.Bu hastalıkların ortak özeliği genellikle döküntü öncesi görülen ateş ve sonrasında tüm vücutta görülen döküntüdür. Enfeksiyon döküntülü hastalıklar bulaştırıcı olup, kişinin okula gidip gitmeyeceğine doktor karar vermelidir. Ayrıca döküntülü hastalık geçiren çocukların, yaşlı, hamile ve immun sistemi baskılanmış kişilerden (kanser hastaları gibi) hastalık geçinceye kadar uzak durması uygun olacaktır.”

    “DENGELİ VE DÜZENLİ BESLENME ŞART”

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erol, çocukları enfeksiyonlardan korumak için, “Dengeli ve düzenli beslenme şart. Sabah kahvaltısı alışkanlık haline getirilmelidir. Yeterli miktarda sıvı tükettirin. Düzenli bir spor; yüzme ve jimnastik okul başarısını artıracağı gibi immun sistemide destekleyecektir. Düzenli ve yaşına uygun miktarda uyku uyumasını sağlayın. Yaz aylarında yeterli miktarda güneş almasını sağlayın. Güneş ışığı D vitamini alımını artıracağı için, dolaylı olarak immun sistemide destekleyecektir. Kış aylarında kalabalık ortamlardan uzak tutun. Hasta kişi veya çocuklardan uzak tutun. Sigara dumanından uzak tutun. Unutmayın sigaranın balkonda bile tüketilmesi çocuğunuza zarar verir. Düzenli doktor kontrolü yaptırın. Gerektiğinde kan sayımı vitamin ve demir düzeylerine baktırın. Çünkü vitamin ve minerallerin eksiklikleri de hastalıklara davetiye çıkarır. Sınav kaygısı gibi stresten uzak tutun. Kaygı duymadan, sevgi ortamında büyüyen çocuk da immun sistem daha güçlü olacaktır” dedi.