Etiket: Çocukların

  • Lösemili çocukların reklamlarda oynatılmasına tepki

    Ulusal televizyon kanallarında yayınlanan reklamlarda oynatılan lösemili çocukların sayısı gün geçtikçe artarken, bu durumun lösemi hastası çocuklar ile ailelerinin moral ve motivasyonlarını etkilediği gerekçesiyle tepki geldi.

    Sağlık Muhabirleri Derneği (SMD) Ege Temsilcisi Erkan Doğan, lösemi hastası çocukların reklamlarda oynatılmasının hasta çocukları ve ailelerinin moral ve motivasyonlarını olumsuz yönde etkilediğini söyledi.

    “BAĞIŞ TOPLAMAK İÇİN ONLARI KULLANMAYIN”

    Reklam içeriklerinin hasta çocukları ve aileleri rencide etmeyecek şekilde düzenlenmesi gerektiğini savunan Doğan, “Oyun çağını hastanede geçiren, hastanenin penceresinden hayata izleyebilen lösemi hastası çocuklar, bağış toplamak için reklamlarda oynatılıyor. Bağış toplamak için onları kullanmayın. Saçları dökülmüş hasta miniklere, duygularımıza hitap edecek cümleler söyletiliyor. Bu reklamı izleyen onkoloji hastası çocuklar ve ailelerinin olumsuz etkilendiğini düşünüyorum. Reklamlarda onkoloji hastası çocuklar oynatılmamalı” dedi.

    RTÜK VE SAĞLIK BAKANLIĞINA ÇAĞRI

    10 yıldır sağlık haberciliği üzerine çalıştığını, çok sayıda onkoloji hastası yetişkin ve çocuk ile görüştüğünü anlatan Doğan, “Her görüşmemde onların acılarını, çırpınışlarını, kurtulma isteklerini bir kez daha yaşadım. İnanın hiçbir lösemi hastası çocuk, saçlarının döküldüğünün bilinmesini istemez. Bu şekilde sokakta dolaşmayı da tercih etmez. Çevrenin bakışlarından rahatsız olur. Geçmiş yıllarda derneğimizin, hastane yönetimi ve Kuaförler Odası’nın katkısıyla Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi Onkoloji Servisi’ndeki çocuklar için peruk kampanyası düzenlemiştik. Serviste tedavi gören bir kız çocuğunun peruğunu taradığını ve toka taktığını hiç unutmuyorum. Hem kız hem de erkek çocuklar için saçları çok özeldir. Onları kaybetmek, hastalıktan daha fazla üzüntüye yol açabilir. Bu konuda çok hassas davranmalıyız. Bu yüzden de lösemili çocukların TV’lerdeki reklamlarda oynatılmasını doğru bulmuyorum. Bu duruma hem onkoloji hastası çocukları hem de ailelerini üzeceğini düşünüyorum. Onları üzmeyin” diye konuştu.

    Sağlık Bakanlığı ve Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna da çağrıda bulunan Doğan, “Tedavisi süren bir çocuğun ulusal bir televizyon kanalında bu reklamı izlediğini düşünün. Bu reklamdan ne anlar? Sevinir mi, üzülür mü, acısı tazelenir mi? Sağlık Bakanlığı ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu yetkililerini bu konuda göreve çağırıyorum. Sağlık Muhabirleri Derneği İzmir Şubesi olarak dışarıda maske bile takmak istemeyen onkoloji hastası çocuklar ve aileleri adına bu çağrımızın takipçisi olacağız” ifadelerini kullandı.

  • (Özel Haber) Talas’ta Şeker Toplarken Kaybolan Çocukların Anısı Hala Silinmedi

    2009 yılında Kayserinin Talas ilçesinde, Ramazan Bayramı’nda şeker toplamaya çıkan ve bir daha geri dönmeyen üç çocuğun yaşadığı korkunç olayın izleri ilçede hala silinmedi. Çocukların yaşadıkları olayın ilçe halkında oluşturduğu travmatik etkiler TÜBİTAK Projesi oldu.

    2009 yılında Ramazan Bayramı’nda şeker toplamaya çıkan ancak bir daha geri dönmeyen Ahmet Tuna Tekin, Dilruba Tekin ve Türkan Ay’ın izleri Talas ilçesinde silinmedi. Çocukların yaşadığı olay Kayseri Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri İmtisal Mercan Açıkgöz ve Gökçehan Maraşlı ile Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Öğretmeni Halil Öztürk tarafından TÜBİTAK Projesi haline getirildi.

    AİLELER OLAYDAN SONRA GÜVENLİĞİ OLAN SİTELERE TAŞINDI

    2015 yılında Kayseri’de birinci olarak seçilen, ‘Travmatik Yaşantının Sosyokültürel Yaşam Üzerindeki Etkilerinin İncelenmesi (Talas Örneği)’ başlıklı proje hakkında bilgi veren Öğretmen Halil Öztürk, olayın yaşadığı yerde 162 hane ile görüşme yaptıklarını ve çok çarpıcı sonuçlara ulaştıklarını söyledi. Halil Öztürk, “Onlara bu olayın ev seçimlerini etkileyip etkilemediğini, çocuklarını park-bahçe gibi oyun alanlarına çıkarmakta bu olayın etkisi olup olmadığını, çocuğunuzu yine şeker bayramında şeker toplamaya gönderir misiniz, bu olay çocuğunuzun okula ulaşımını değiştirmede etkili oldu mu, okul tercihinde etkili oldu mu gibi sorular sorduk. Yani toplumun yaşantısında bu olayın nerelere dokunduğunu sorduk. Sonuç olarak ailelerin bu olaydan sonra güvenliği olan sitelere ya da müstakil evlere taşındıklarını, çocuklarını okula gönderirken toplu taşıma ya da servisten ziyade kendi özel araçları ile götürdüklerini, şeker bayramında çocuklarını ziyarete göndermediklerini, çocuklarını park ve bahçelere gönül rahatlığı ile gönderemediklerini gördük” diye konuştu. Halil Öztürk, projenin sonunda, ebeveynlere travmaya dair bilgilendirilme yapılması ve çocukların oynadığı park ve bahçelerde güvenlik kameralarının bulundurulması gibi çözüm önerileri sunduklarını sözlerine ekledi.

    VELİLER NE OKULA, NE SERVİSE, NE DE ÇEVREYE GÜVENİYOR

    Projede görev alan öğrencilerden İmtisal Mercan Açıkgöz ise olayın toplumdaki etkilerini fark etmeleri üzerine konu üzerinde çalışma yapmaya karar verdiklerini belirtti. Ailesinin olaydan sonra Kayseri’ye taşındığını ve boş ev olmasına rağmen, olay bölgesinde ev kiralamayı tercih etmediklerini kaydeden İmtisal Mercan Açıkgöz, “Bu olay sadece Kayseri’yi değil, Türkiye’yi etkilemiştir. Bu olayla birlikte en çok etkilenen durum ise şeker toplama geleneğimiz olmuştu. Artık hiçbir veli çevreye güvenemez oldu, komşulara güven azaldı. Proje arkadaşım o mahallede oturuyordu, biz de bunu fark edince toplumdaki etkilerini araştırmak istedik. Bu konuda velilere anket yaptık. Veliler, çevreye olan güvenlerinin azaldığını, daha stresli olduklarını ifade etti. Hatta mahallede o korkuyu ve huzursuzluğu hissedince taşınanların olduğunu gördük. Proje beni çok etkiledi, Bu kadar derinden etkilenen insanlar beklemiyorduk. Üzerinden 6 yıl geçince bu projeyi yaptık ama etkileri hala gözlemleniyordu. Bu durum beni şaşırttı. Bir velinin, ne okula, ne servise, ne de çevreye güvenmediğini söylemesi beni çok etkiledi” ifadelerini kullandı.

    NE OLMUŞTU?

    Ahmet Tuna Tekin, Dilruba Tekin kardeşler ile arkadaşları Türkan Ay, 2009 yılının Ramazan Bayramı’nda her yıl olduğu gibi şeker toplamaya çıktı ve kayboldu. Çocukların izine 1.5 yıl sonra Emniyet Gene Müdürlüğü’nde oluşturulan özel bir ekibin yaptığı çalışmalar sonucunda ancak ulaşıldı. Polis ekiplerince, şüpheli bulunarak gözaltına alınan 35 yaşındaki Uğur Veli Gülışık, yapılan sorgulamalardan sonra çocukları öldürdüğünü itiraf etti. Sanığın itirafları üzerine üç talihsiz çocuğun cesedine, Yozgat’ın Çayıralan ilçesine bağlı Aşağı Yahyasaray köyü Yahyasaray Barajı yakınlarında yol kenarında, sanığın gömdüğü yerde ulaşıldı. Tutuklandıktan sonra cezaevinde intihar girişiminde bulunan Uğur Veli Gülışık’a yapılan yargılama sonrasında 3 kez ağırlaştırılmış müebbet cezası verilmişti.

  • Şekerli reklam panoları çocukların ilgi odağı oldu

    Geçen yıl Kurban Bayramı’nda Bilecik’in Bozüyük ilçesinde başlatılan ve çocuklara bayram şekeri ikram edilen şekerli reklam billboardları, bu yıl da çocukların ilgi odağı oldu.

    Bozüyük Belediye Başkanı Fatih Bakıcı’nın talimatları ile bayram öncesinde reklam billboardları hazırlanarak, üzerine görevliler tarafından şekerler yerleştirildi. Ramazan Bayramı’nın ilk gününde çocuklarla buluşturulan şekerli reklam billboardları, ilçede yaşayan binlerce çocuğu sevindirdi. Çocuklara bayram sürprizi olarak hazırlanan şekerler, 9 mahallenin merkezi bölgelerine yerleştirilirken, eksilen şekerler de gün boyu yenilendi. Geçen yıl özellikle çocuklar tarafından yoğun ilgi gören ve sevinçle karşılanan bayram şekerleri panolarına, bu yıl sabah erken saatlerde gelen minikler bayramın ilk şekerlerini büyük bir sevinçle bu billboardlardan aldı. Yeşilkent Mahallesi’nde çocuklar için özel olarak hazırlanan şekerli reklam billboardlarda Belediye Başkanı Fatih Bakıcı, çocuklara şeker ikram ederek herkesin bayramını kutladı.

    “Bir çocuğun yüzünün gülmesi dünyanın gülmesi anlamına geliyor”

    Bozüyük Belediye Başkanı Fatih Bakıcı, birlik ve beraberlik vurgusu yapıp, bayramların çok özel günler olduğunu, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bayramda çocukların yüzünü güldürebilmek amacıyla ilçe genelinde toplam 30 bin adet şeker dağıtıldığını belirterek, “Bir çocuğun yüzünün gülmesi belki dünyanın gülmesi anlamına geliyor. Ramazan Bayramının da bir özelliği olarak çocuklarımıza billboardlarımızdan şeker ikram edelim istedik. Yaptığımız etkinlikte önemli olan zengini, fakiri ayırım yapmaksızın herkesin buradan gelip, istediği gibi yararlanabilmesiydi. Sosyal belediyecilik anlayışının bir gereği olarak hizmet bizim için her aşamada çok önemli ve bizler çocuklarımıza son derece önem veren bir anlayışla hareket ediyoruz. Düzenlediğimiz etkinlikle, bu bayramda da çocuklarımızın yüzünün gülmesini sağlamaya çalıştık. İlçe genelinde vatandaşlarımız ile görüştüğümüzde bu çalışmamızdan dolayı çok olumlu tepkiler aldık” dedi.

    “Çocuklarımız için güzel bir bayram sürprizi oldu”

    Ayrıca hazırlanan şekerli reklam billboardları sadece çocukların değil, her yaşta insanın ilgi odağı olurken, şekerleri kimileri torunları için, kimileri çocukları için, kimileri de kardeşleri için aldı. Özellikle çocuklar tarafından sevinçle karşılanan bayram şekerleri panosu vatandaşlar tarafından da beğeni kazandı. Yapılan uygulama için Bozüyük Belediye Başkanı Fatih Bakıcı’ya teşekkür eden vatandaşlar, “Bu güzel uygulama ile çocuklarımızın bayram kutlamasına ayrı bir güzellik kattınız. Çocuklarımız için güzel bir bayram sürprizi oldu” dedi.

  • Nusaybinli çocukların yürek yakan bayramı

    Sokağa çıkma yasağı nedeniyle aileleriyle birlikte evlerini terk etmek zorunda kalan Nusaybinli çocuklar, bayramı arkadaşlarından uzak geçirmenin üzüntüsünü yaşıyor.

    Nusaybinli çocuklar, her yıl dört gözle bekledikleri bayramı bu yıl buruk geçiriyor. Terör örgütü PKK yüzünden ilan edilen sokağa çıkma yasağı nedeniyle aileleriyle birlikte evlerini terk ederek Kızıltepe’ye yerleşen Nusaybinli çocuklar, yaşıtları dışarıda bayramı doyasıya yaşarken arkadaşlarından ayrıldıkları için evin içinde oynayarak zaman geçiriyor.

    “Bayram elbisesi almadık”

    10 yaşındaki Seyfettin Çeçan, “Nusaybin’de bayram daha güzeldi. Arkadaşlarım vardı, beraber geziyorduk. Şeker topluyorduk. Çok güzeldi. Şimdi ise Kızıltepe’deyim, arkadaşım yok, şeker toplayamadım. Paramız olmadığı için bayram elbisesi almadık. Arkadaşım olmadığı için küçük kardeşimle evin içerisinde oynuyoruz” dedi.

    “Şeker toplamaya gitmedim”

    Arkadaşının Nusaybin’de kaldığını belirten Mustafa Çeçan ise “Nusaybin’de arkadaşlarım vardı, orada kalmışlar. Burada arkadaşım yok. Şeker toplamaya gitmedim” diye konuştu.

  • Irak Sınırındaki Çocukların Eğlencesi Antalya Sahillerini Aratmıyor

    Irak sınırının sıfır noktasında yaşayan çocuklar yaz tatilinde güneşli havayı fırsat bilerek Habur Çayı’nda yüzerek vakit geçiriyor. Beytüşşebap’ta yaşayan çocuklar sıcak yaz günlerinde toplanarak akşam vakitlerine kadar Habur Çayı’nda hem serinliyor, hem eğleniyor.

    Güneşli havayı fırsat bilen yaşları 9 ile 15 arasında olan çocuklar Antalya’da yüzen vatandaşları örnek aldıklarını bu yüzden Habur Çayı’nda yüzmek istediklerini söyledi. Yüksek dağlarda eriyen karın soğuk sularında yüzen çocuklar Antalya’da yüzen vatandaşlardan esinlenerek sıcak havada Habur Çayı’nda serinlediklerini söyledi. Çayın en şiddetli akan yerlerinde yüzen çocuklar buradan metrelerce yol aldıktan sonra sıcak kumda güneşlenip bir süre sonra yeniden suya giriyor. Yüzen çocuklardan Casım Gökçe ve Barış Akkoş, “Karnelerin dağıtılmasına sayılı günler kala güzel havayı fırsat bilerek arkadaşlarımızla buraya gelip yüzüyoruz. Tehlikeli ama çok sıcak Antalya’da yüzen çocukları gördükçe orada olmamanın üzüntüsünü bir nebze bile olsa atmak için bu derede yüzüyoruz. Çok mutluyuz, keşke Antalya sahillerini görme imkanımız olsaydı Habur Çayı’nda yüzmek ayrı bir zevk ama oralarda güzel olsa gerek yaz tatili boyunca bu derede yüzmenin keyfini çıkaracağız’’ diye konuştu.

    Soğuk kar sularında yüzerek tatilin keyfini çıkaran çocuklar kumlar içinde oyun oynamayı da ihmal etmiyor. Gün boyu Habur Çayı’nda yüzen çocuklar akşam vakitlerinde evlerinin yolunu tutuyor.