Etiket: çocuk

  • OKUL ÇOCUKLARINDA KAHVALTININ ÖNEMİ !

    Uzman Diyetisyen Nilay Keçeci, okul çocuklarında kahvaltının önemi hakkında bilgiler verdi.

     

    Okul çocukları için yeterli ve dengeli beslenme çeşitlilik sağlanması ile mümkün olmaktadır. Okulda çocukların çeşitlilikle ilgili sıkıntı çekmeleri fastfood ve patates kızartması tarzında yemeklerle beslenmeleri ve çevresindeki kişilerin yemek alışkanlıklarını taklit etmek istemeleri nedeniyle sıkıntılıdır. Ailelerin bu dönemde çocuğa düzgün bir beslenme alışkanlığı kazandırarak onunla birlikte masaya oturmaları ve uygun bir davranış olacaktır.

     

    Bu dönemdeki en büyük beslenme sorunlarından birisi öğün atlamadır. Genellikle sabah kahvaltısı ya da okuldan dönüşte ikindi ara öğünü atlanır. Öğün atlama vücut için gerekli olan besin öğelerinin günün diğer öğünlerinde karşılanmasını güçleştirmekte ve buna bağlı olarak besin öğelerinde eksiklere neden olmaktadır.
    Kahvaltıyı atlamanın başlıca nedeni geceleri geç yatan çocukların sabah okula gitmekte isteksiz olması annelerin çocukların biraz daha fazla uyuması için kıyamaması ya da ekonomik yetersizlik ya da önemsememedir. Kahvaltıyı yapan okul çocuklarında dikkat ve konsantrasyon düzeyinin daha iyi olduğu ve okul başarısının daha fazla olduğu bulunmuştur.
    Kansızlık bu dönemde karşılaşılan başka bir sorundur. Besinlerle yeterli demir alınamaması ya da emilimin sağlanamaması gibi nedenlerle kansızlık ortaya çıkar. Yemekle birlikte çay tüketiminin artması, gazlı içecek ve kafein alımı yüksek tahıllı ürünlerle beslenmekte demir emilimini engellemektedir. Bu dönemde çocukların kırmızı et alışkanlığı kazanıp eti demir emilimine yardımcı olan C vitamini içeren sebze ve meyvelerle almaları daha doğru olacaktır. Bu dönemde çocuklar parça et tüketimi sevmeye bilirler bu nedenle parça eti sebze yemeklerinin içerisine katarak tüketime sunulması ya da yumurta yemek isteyen çocuklara ıspanaklı yumurta gibi alternatifler sunulması seçenekler arasında olabilir.

     

    Diş çürükleri; aşırı şekerleme, tatlı, asitli içecekler, diş çürüklerine yol açan en önemli etkenlerdendir. Diş çürüklerinin önlenmesinde diş fırçalamanın yanı sıra tatlı ve şekerlemeli besinlerin öğünlerden sonra yenmesi yemek sonrasında ağız florasını alkali yapan bir besin tüketilmesi ya da şekersiz sakız çiğnenmesi önerilebilir.
    Hareketsizlik ve bilgisayar ya da televizyon karşısında fazla zaman geçiren ve hareket etme sıkıntısı olan çocuklarda bu dönemde şişmanlığa eğilimlidirler. Okul arkadaşları arasında eğlence konusu olduklarını oyun arkadaşı olarak tercih edilmediklerini haylaz pasif ve daha az zeki olarak nitelendirildiklerini ve yalnızlığa itildiklerini yapılan çalışmalarda ortaya çıkan sonuçlardandır.
    Bu dönemdeki çocukların sadece eğitime değil denetime ve aileleriyle vakit geçirip onların alışkanlıklarını edinme yeterli ve dengeli beslenmeyi öğrenmeleri iler ki yaşlarda karşılaşabilecekleri kronik hastalıkları önlemek açısından oldukça önemlidir.

  • KÜÇÜK ÇOCUKLARIN SOĞUK HAVADA EKMEK PARASI MÜCADELESİ

    ÇOCUKLAR EKMEK PARASINI BOYA SANDIĞINDAN ÇIKARTIYOR

     

    Sibirya soğuklarının hüküm sürdüğü Erzurum’da yaşayan üç çocuk, okuldan sonra ayakkabı boyacılığı yaparak ekmek parası kazanmaya çalışıyor.

     

    Doğu Anadolu’yu etkisini altına alan soğuk hava ve kar yağışı hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Kar yağışı kimileri için eğlenceye dönüşürken, dışarıda çalışanlar için ise adeta kabus haline geldi. Erzurum’da yaşayan ve okuldan sonra ayakkabı boyacılığı yaparak ekmek parası kazanan küçük çocuklar soğuk havada çalışmakta zorlanıyor. Yaşları küçük olan 3 arkadaş okuldan çıktından sonra ayakkabı sandıklarını sırtına alarak evlerine ekmek götürebilmek için akşama kadar çalışıyor. Yaşıtları kar yağışını eğlenceye çevirip oyun oynarken, dertleri büyük olan 3 arkadaş akşam evine ekmek parası götürebilmenin derdiyle yaşıyor.

     

    Babaları hasta olduğu için ayakkabı boyacılığı yaptıklarını belirten çocuklar, kar yağdıktan sonra hiç iş yapamadıklarını söylediler. Çocuklar, ”Okuldan sonra para kazanmak için ayakkabı boyuyoruz. Soğuk havalarda iş olmadığı için pek para kazanamıyoruz. Babam hasta olduğu için çalışmak zorundayım. Kar yağdığından dolayı kimse ayakkabısını boyatmıyor ve soğuk havada çok üşüyoruz.”

  • Eşi ve çocuklarını göremeyince kendini doğradı

    Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, iki gözü görmeyen bir kadın, Sosyal Hizmetler Müdürlüğü tarafından küçük çocuğuyla birlikte sığınma evine yerleştirilince, işsiz ve psikolojik problemleri bulunduğu öğrenilen kocası ortalığı birbirine kattı

    Eşi ve çocuklarını göremeyince kendini doğradı balıkesir,çocuk,doğrama,eş

    İki elinde iki bıçakla kendini yaralayan adam, ekiplere zor anlar yaşattı.

    İddiaya göre, sabah saatlerinde iki elindeki iki bıçakla sahile gelen T.A. (37), sığınma evine gönderilen iki gözü görmeyen eşi EA. (37) ile kızı S’yi (6) görmek istediğini söyleyerek bağırmaya başladı. Kendini çeşitli yerlerinden elindeki bıçakla yaralamaya başlayan T.A’nın

    12 yaşındaki oğlunun da sevgi evinde devletin himayesi altında olduğu öğrenildi. İhbar üzerine sahile gelen polis, işsiz ve psikolojik problemleri olduğu bildirilen adamı sakinleştirmeye çalıştı. Cinnet geçiren adam polislere zor anlar yaşattı.

    İtfaiye arozözünden su sıkılarak denize düşürülmek istenen T.A, kıvrak hareketlerle denize düşmekten kendini kurtardı. Yüzlerce meraklı vatandaşın toplandığı meydanda, itfaiye ve 112 ambulansı hazır bekletildi. Bir zabıta memuru tarafından bir anlık dalgınlığından yararlanılarak denize atılan T.A, denizden polis ve itfaiye tarafından çıkarılarak, ambulansla Ayvalık Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

    Vücudunun çeşitli yerlerinde kesiklerin bulunduğu bildirilen T.A’nın tedavisi sürüyor.

  • 8 yaşındaki çocuk kuduzdan öldü

    Erzurum’da kuduz köpeğin saldırısına uğrayan 8 yaşındaki çocuk, olaydan 2 ay sonra hayatını kaybetti. 
    Erzurum’un Köprüköy ilçesine bağlı Kayabaşı köyünde meydana gelen olayda, çiftçilik yaparak geçimini sağlayan 5 çocuk babası 32 yaşındaki Cesur Karasal’ın en büyük çocuğu 8 yaşındaki Kadir Karasal, arkadaşlarıyla oyun oynadığı sırada sokak köpeğin saldırısına uğradı. Yanağından yaralanan çocuk, babası Cesur Karasal tarafından Köprüköy Hastanesine götürüldü. Kadir Karasal, Köprüköy Devlet Hastanesinde yapılan ilk müdahalenin ardından ambulansla il merkezindeki hastaneye sevk edildi. Gittikleri hastanelerde çocuğuna sadece dikiş atılıp iğne yapıldığını iddia eden baba Cesur Karasal, çocuğunu tedavi eden doktorların durumun iyi olduğunu eve gidebileceklerini söylediğini ama İstanbul’da çocuğuna kuduz teşhisi koyulduğunu belirtti.
    Çocuğunun doktorların ihmalkarlığından öldüğü iddia ederek sorumlu herkesten şikayetçi olduğunu söyleyen Baba Karasal, “Çocuğumu köpek ısırdı. 112’i aradım ve ambulansla Köprüköy Devlet Hastanesine geldik. Burada doktorlar çocuğumun ısırılan sol dudağına pansuman yapıp beni Erzurum merkezdeki hastaneye gönderdiler. Orada 5 dakika içerisinde çocuğun ağzının içini dikti bu iğneleri kullanın çocuğunuzda başka sıkıntı olmaz dediler. Ben köylü adamım bir şey bilmiyorum. Aldım çocuğumun iğnelerini yaptırdım. Pansumanlarını günü gününde yaptırıyordum” şeklinde konuştu.

    “ÇOCUĞUMUN KUDUZ OLDUĞUNU İSTANBUL’DA ÖĞRENDİM”
    Baba Cesur Karasal, çocuğunun kuduz olduğunu İstanbul’da öğrendiğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
    “Bir gün İstanbul’a annemi götürecektim sonra çocuğumu da yanıma alıp götürdüm. İstanbul’da çocuğum fenalaşınca hemen yakınımda bulunan Okmeydanı Hastanesine götürdüm. Oradaki doktorlara çocuğumu 20 gün önce köpek ısırdığını söyledim. Doktorlar da bana ilaç ve iğne yazıp çocuğunuzun bir şeyi yok evinize gidin diye beni taburcu etti. Ertesi gün oğlum tekrar fenalaştı ve ağzından köpükler geldi. Tekrar Okmeydanı Hastanesine götürdüğümde bu sefer doktorlar çocuğuma kuduz teşhisi koydular. Okmeydanı’ndan sonra bizi Şişli Etfal Hastanesine sevk ettiler ve oğlumu orda yoğun bakıma aldılar. Hastanedeki doktorlar çocuğumun öleceğini söylediler. 45 gün yoğun bakımda yatan çocuğum 10 gün önce hayatını hayatını kaybetti. İstanbul’da vefat eden çocuğumun cenazesini Erzurum’a getirip toprağa verdik. Bir baba olarak yüreğim yanıyor. Ben burada ihmalkarlık olduğunu düşünüyorum ve bu yüzden bütün herkesten şikayetçiyim bunun içinde savcılığa gidip suç duyurusunda bulundum. Biz köpeğin kuduz olduğunu bilmiyorduk. Daha sonra köyde köpeği tahlil ettiriyorlar ve köpek kuduz çıkıyor. Köyümüz 2 gün yetkililer tarafından karantina altına alındı ama daha sonra hiçbir şey olmamış gibi hayat devam etti.”

  • Balık, çocukların matematik zekasını geliştiriyor

    Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, yıldızı her zaman parlayan besinlerden biri olan balığın, erişkinler kadar bebek ve çocukların beslenmesinde de büyük önem taşıdığını belirtti. 
    Haftada 2-3 kez balık tüketilmesinin erişkinler ve bebekleri pek çok hastalıktan koruyacağını ifade eden Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, “Araştırmalar balık tüketiminin prematüre bebeklerde görme keskinliği gelişimini hızlandırdığını göstermiştir. Ayrıca 9-10 aylık bebeklerde problem çözme yeteneğini de artırdığı belirlenmiştir. Bebeğinize balık vermeden önce doktorunuza danışmanız önemli. Çünkü balık alerjik bir yiyecek ve çocuğunuzun alerji geçmişi varsa buna dikkat etmeniz gerekebilir. Tüm balıklarda, 100 gramında 18 ile 22 gram arasında protein vardır. Ancak, balıklar arasında yağ oranı çok değişir. Yağlı balıklarda 20 ile 25 grama kadar çıkan yağ, az yağlılarda 1 ile 5 grama kadar düşer. Besin değeri açısından, aynı miktar ağırlıkta balıklarla etleri karşılaştıracak olursak fazla yağlı balıklar hariç, balıklarda kalori daha düşüktür. Özellikle yağsız balığın sindirim çok daha kolaydır. Balıklarda protein miktarı hemen hemen aynıdır. Balıklar kanda kolesterin seviyesini düşürür. Böylece, damar sertliği (arterioskleroz) olanlara tavsiye edilir. Etlere göre, balıklar bol fosfor ve iyot kaynağıdır. Ayrıca balıklarda, A, D ve B vitaminleri bulunur. Madem balık bu kadar kıymetli bir besin o zaman, sağlıklı beslenmek için ne kadar balık tüketmeliyiz? Bir yetişkinin haftada en az 300 gram ve üzeri balık tüketmesi gerekmektedir. Denizlerde oluşan kirlilik nedeniyle avcılık yoluyla yakalanan balıklarda (bazı bölgelerde) ağır metaller olması mümkündür. Bu endişe ile hamile bayanlar kesinlikle kontrollü ortamda üretilen kültür balıklarını veya temiz alandan yakalandığını bildikleri doğal balıkları tüketmelidir. Çocuklarımızın sağlıklı kemik ve zihinsel gelişimi için anne karnından başlayarak balık ile beslenmelerini özen göstermeliyiz. Özellikle çocuğun kemik ve zihinsel gelişimini tamamladığı ilk 6 yaşa kadar ki dönemde mutlaka düzenli olarak balık yedirmeliyiz. Önemli noktalardan biri de balık protein, Omega-3 ve D vitamini yönünden muhteşem besin kaynağıdır. Balık vücutta çok az bulunan vücuda fazlaca faydalı maddeler olan eser elementler açısından da önemli bir besin kaynağıdır. İçerdiği fosfor, sülfür, vanadyum gibi mineraller sayesinde büyümeyi ve dokuların iyileşmesini sağlar. Sağlıklı dişetleri ve diş yapısı oluşmasına katkıda bulunur. Balıkta bulunan en değerli kaynak OMEGA 3’tür.Vücudun omega-3 yağ asidine ihtiyacı daha anne karnında başlar, çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılık boyunca bu ihtiyaç devam eder. Balık en önemli doğal Omega 3 kaynağıdır. Omega 3 yağ asidi, vücut için gerekli olup insan vücudunda üretilemez. İnsan beslenmesinde yer alan önemli omega-3 bağı ihtiva eden yağ asitleri olarak linolenik asit, eikosapentaenoik asit (EPA), ve dokosaheksaenoik asit (DHA) sayılabilir. Omega 3 Soğuk sularda yaşayan yağlı balıklar (somon balığı), Orkinos tipi ton balığı, uskumru, sardalya, hamsi gibi balıklarda bulunur. Omega 3 yağ asitlerinin faydalarından söz edecek olursak; Omega-3 yağ asitleri sayesinde; Trigliseritler ve kolesterol düşer, böylece ateroskleroz ve buna bağlı kalp hastalıkları, kalp krizi ve akut inme riski azalır. Bağışıklık sistemi güçlenir. Kansere karşı koruma sağlanır. Beyin, retina, sperm, cilt hücreleri güçlenir. İnsülin kullanımını artar (diyabet için faydalı),Kanı inceltir ve akışını kolaylaştırır, kanın pıhtılaşmasını önler. Anne-bebek sağlığında rolü: Omega-3 yağ asitleri, anne karnındaki bebeğin sağlıklı gelişimine aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir: Bebeğin beyin ve retina gelişiminin desteklenmesi, erken doğum riskini azaltılması, hamilelik süresinin ve bebeğin doğum ağırlığının artırılması, doğum sonrası depresyonundan korunulması,Omega-3 yağ asitleri ayrıca çocuğun matematik zekasının geliştirilmesine, okuma, telaffuz ve yazma beceresini artırılmasına yardımcı olabilir…Bebeklikten itibaren önemli olan balık tüketimi özellikle mevsiminde ve uygun pişirme yöntemleri ile tüketilmelidir.” diye konuştu.