Etiket: Çocuğunun

  • (Özel Haber) Çocuğunun yumurta alerjisi, anneye tavuk çiftliği kurdurdu

    Mersin’de çocuklarının yüksek derecede genetik geçişli yumurta alerjisi nedeniyle köylerden doğal yumurta toplarken karşılaştığı bozuk yumurta üzerine, bir anda Türkiye’nin ilkleri arasında yer alan biyogüvenlikli salma gezen tavuk çiftliğini kuran Nesrin Pamuk, 2,5 yılda Türkiye’ye organik yumurta satmaya başladı.

    Oğullarının yumurta alerjisi, inşaat mühendisi ve iktisatçı, iki çocuk annesi Nesrin Pamuk’a tavuk çiftliği kurdurdu. Çocuklarının yumurta yiyebilmeleri için köy köy dolaşarak doğal yumurta alan Pamuk, bir inşaat şirketinde inşaat mühendisi olarak çalışırken, kendini bir anda Toros Dağları’nın eteklerinde 10 dönüm arazide tavuk ve organik yumurta üretirken buldu. 2015 başlarında çocukları için aldığı yumurtalardan birinin bozuk çıkmasıyla işe başlayan 42 yaşındaki Pamuk, kurduğu salma gezen tavuk çiftliğinde bugün ulaştığı günlük 3 bin 500 organik yumurtayla taleplere yetişemiyor.

    Genç bir girişimci iş kadını olan Anne Pamuk, Mersin’in merkez Mezitli ilçesine bağlı, kente yaklaşık 35 kilometre mesafede Kuzucu Mahallesi’ndeki ‘Nesrin Pamuk Salma Gezen Tavuk Çiftliği’nin kapılarını İHA’ya açtı. Tavuk ve yumurta üretiminden paketleme ve dağıtıma kadar tüm işleri eşi Ünal ve büyük oğlu Ali Engin ile birlikte yapan Nesrin Pamuk, çocuklarına doğal yumurta ararken çıktığı yolda bugün geldiği noktayı anlattı.

    Çocuklarının alerjisi çiftlik kurdurdu

    Tavuk çiftliği kurmanın aslında kendilerine çok yabancı olduğunu dile getiren Pamuk, bu işe bir kadın ve anne olduğu için çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak üzere başladığını ifade etti. “Her şey oğlumun yüksek derecede genetik geçişli yumurta alerjisinden kaynaklı köylerde doğal ve taze yumurta ararken bozuk bir yumurtaya denk gelmemizle başladı” diyen Pamuk, bozuk yumurtayı şikayet etmek üzere başvurduğu Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’nde organik yumurta sektöründe açık olduğunu öğrendiğini, annelik içgüdüsüyle tüm annelerin ve çocuklarının ihtiyacını karşılamak üzere harekete geçerek işe başladığını ifade etti.

    “Hem kendi derdime çözüm buldum hem de diğer çocukların annelerine bir yol göstermiş olduk”

    İnşaat şirketindeki işini bırakıp bu işe yöneldiğini anlatan Pamuk, “Önce sadece ben ve birkaç köylü kadınla birlikte bu işi yapıyorduk. Sektördeki açığı da görünce eşim de işe dahil oldu, işi büyüttük. Artık bunu hobi olarak değil, meslek olarak yapıyoruz. 10 dönüm arazide salma gezen tavuk yumurtacılığı yapıyoruz. Sektörde bir ilki yapıyoruz, çünkü her türlü biyogüvenlik önlemleri alınmış bir şekilde yapıyoruz. Türkiye’de çok az sayıda kurulu çiftliklerden biriyiz. Tescilliyiz, ruhsatlıyız. Pamukköy markasını oluşturduk. Benim gibi çocuklarına yumurta yediremeyen, taze yumurtaya ulaşamayan annelere ulaşmış olduk. Hem kendi derdime çözüm buldum hem de diğer çocukların annelerine bir yol göstermiş olduk. Projemiz Çukurova Üniversitesi Veterinerlik Fakültesinde ders olarak okutuluyor” dedi.

    “Taleplere karşılık veremiyoruz”

    Yaklaşık 2,5 yılda üretim kapasitelerini artırarak yüksek oranda yumurta adedine ulaştıkları bilgisini veren Pamuk, “Sektörde ciddi bir talep var. Bununla ilgili ‘satışta sıkıntı yaşar mıyız’ diye düşünmüştük ama insanlar gelip yerinde gördükleri zaman güvenlerini yeniden tazelediklerinde, bize inandıklarında, böyle de bir ihtiyaçları varsa hemen bizimle iletişime geçiyorlar. Taleplere şu an karşılık verecek kadar çok üretim yapamıyoruz. Üretimi artırma çabasındayız. En kısa zamanda kapasitemizi ikiye katlayıp, bütün bu ihtiyaçlara cevap verebileceğimizi ümit ediyorum” diye konuştu.

    “10 dönüm arazinin üzerini fileyle kapatan ilk çiftliğiz”

    Salma gezen tavuk yumurtacılığında en önemli şeyin, hayvanların doğayla ilişiklerini kesmeden, ancak uçucu yırtıcılar ile salmonella ve kuş gribi gibi hastalıklardan korumak amacıyla arazinin üzerini dolu filesiyle kapatmak olduğu bilgisini veren Pamuk, “Çünkü bu hayvanlara antibiyotik, ilaç veremezsiniz, hiçbir kimyasala maruz bırakamazsınız bu hayvanları. Bu sebeple biz biyogüvenlik önlemlerini tam teşekküllü aldık. Alana, ayakkabılarımızı dezenfekte ederek giriyoruz. Açık arazi, yağmurdan, kardan, fırtınadan, doludan, güneşten her türlü etkiye maruz. Kanatlı yırtıcılardan ve dışarıdan gelebilecek olan hastalıklardan da bu şekilde izole etmiş oluyorsunuz hayvanları” ifadelerini kullandı.

    Tavukların doğal beslenmelerini sağlamak için araziye arpa, buğday, korunga, fiğ, yonca, ıspanak gibi uzun süre dayanabilecek olan bitkiler ektiklerini ve rahatça gezebilecekleri ortamlar hazırladıklarını aktaran Pamuk, şöyle devam etti: “Onların burada refahını sağlamaya çalışıyoruz. Son derece titiz bir şekilde uğraşıyoruz. Aynı zamanda burada yine uygulamada bir ilktir, kül havuzu, kum havuzu, kireç havuzu gibi, kendi kendilerini rahatlatabilecekleri alanlar yaratmaya çalışıyoruz. Bu da maalesef sektörde bir ilkmiş. Hiçbir salma gezen tavuk yumurtacılığı yapan çiftlikte maalesef bu şekilde 10 dönüm arazinin üzerini komple dolu filesiyle kaplayan meslektaşımıza rastlayamadık. Hem böyle bir ilkiz hem de komple arazide elektrik ihtiyacını güneş enerjisi paneliyle temin ediyoruz. Doğaya saygılıyız, saygıda kusur etmemeye gayret gösteriyoruz. Kanatlılarımıza da aynı şekilde saygılıyız.”

    “Üretimimiz günlük 3 bin 500, aylık 150 bin yumurta”

    Çiftlikte yaklaşık 3 bin 500-4 bin arasında kanatlı bulunduğunu belirten Pamuk, sürekli tavuk üretimi yaptıklarını da dile getirerek, şunları söyledi:

    “Günlük yumurta üretimimiz 3 bin ile 3 bin 500 arasında. Aylık üretimimiz de 150 bini buluyor. Her şeyle aile olarak kendimiz ilgileniyoruz. Yumurta alerjisi olan oğlum da işe dahil oldu. Hep beraber koordineli bir şekilde hayvanların yemlemesi, alanda gezmesi, yumurtanın toplanması, paketlemesi, satış ve dağıtım ağını teker teker biz yapıyoruz. Yumurtaları eşimle birlikte topluyoruz, temizliyoruz, paketliyoruz ve tüketici ekstra taze tüketebilsin diye aynı gün günlük süt dağıtır gibi market raflarına yumurta dağıtımını sağlıyoruz. Bunun sonucunda da müşterilerimize ürün yetiştiremiyoruz.”

    “Hedefimiz, önce Türkiye’yi doyurmak, ardından ihracat”

    Şu anda Mersin dışında, üretimin yüzde 50’sini Ankara’daki yerel market zincirlerine gönderdiklerini söyleyen Pamuk, “Hedefimiz, önce Türkiye’yi bu konuda doyurabilmek, daha sonrasında da ihracat. Bu anlamda burayı büyütebilmek için de ciddi bir koordinasyona ve ekibe ihtiyaç vardı. O ekibi de sağladık. Hep birlikte büyük bir aile şirketi, büyük bir üretici olacağız, inanıyorum. İhracata da hoş geldin diyeceğiz” dedi.

  • Tacizciyi çocuğunun beslenme çantasıyla kovaladı

    Niğde’de yolda çocuğu ile yürüyen 35 yaşlarındaki bir kadının, kendisini taciz eden 60 yaşlarındaki adamı çocuğunun beslenme çantası ile kovalaması güvenlik kamerasına yansıdı.

    Olay, kent merkezindeki Terminal Caddesi’nde meydana geldi. İddialara göre, kimliği belirsiz bir kadın kendisini takip eden bir kişiye tepki göstererek elindeki çantayla kovaladı. Güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde, çocuğunu okuldan alan kadın, kaldırımda yürürken uzun süre yaşlı bir adam tarafından takip edildiğini fark ediyor. Rahatsız olan kadın, kendini takip eden adamı çocuğunun beslenme çantasıyla vurarak caddede kovalıyor. Kadın, “Yol ortasında tacize uğruyoruz” diye bağırıyor. Kadına karşılık vermeyen tacizci kısa bir süre sonra kaçıyor. Kadın daha sonra çocuğunu alıp hızlı adımlarla uzaklaşarak kayboluyor.

  • Çocuğunun yanında öldürüldü

    Samsun’da 30 yaşındaki genç, kızının yanında silahlı saldırıya uğrayarak hayatını kaybetti.

    Olay, Samsun’un Çarşamba ilçesi Çınarlık Mahallesi’nde saat 20.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Tekkeköy ilçesinde bulunan Organize Sanayi Sitesi’nde bir otomotiv firmasında çalışan Sedat Atık (30), işten gelip annesinin yanında kalan kızını alıp evinin önünde aracını park ettiği bir sırada uğradığı silahlı saldırıda kalbinden vuruldu. Kızının yanında silahlı saldırıya uğrayarak ağır yaralanan Atık, 112 Acil Servis ekipleri tarafından ambulansla kaldırıldığı Samsun’daki özel bir hastanede hayatını kaybetti. Silahlı saldırı sırasında tabancadan çıkan kurşunların Sedat Atık’ın otomobiline de isabet ettiği öğrenildi.

    İlk eşinden ayrılan Sedat Atık’ın geçen yıl Mayıs ayında ikinci evliliğini yaptığı öğrenildi. Kimliği belirsiz silahlı saldırgan olaydan sonra kaçtı. Jandarma olayla ilgili soruşturma başlattı.

  • Ceylan: “Öğretmenlerin yüzde 42,3’ü çocuğunun öğretmen olmasını desteklemiyor”

    Eğitim-Bir-Sen Tokat 1 Nolu Şube Başkanı Şaban Ceylan, öğretmenlerin mesleklerini ve statülerini nasıl algıladığını ortaya koymak amacıyla 26 ilde 3 bin 34 öğretmenle yüz yüze görüşme yapıldığını ifade ederek, “Öğretmenlerin yüzde 42,3’ü, çocuğunun öğretmen olmasını desteklemeyeceğini belirtmesi sıkıntılı bir sonuç olduğu gözlemleniyor” dedi.

    Sendika hizmet binasında şube yönetim kurulu üyeleri ile birlikte basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Eğitim-Bir-Sen Tokat 1 Nolu Şube Başkanı Şaban Ceylan, öğretmenlik mesleği ve mesleğin statüsü araştırmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Öğretmenlerin mesleklerini ve statülerini nasıl algıladığını ortaya koymak amacıyla 26 ilde 3 bin 34 öğretmenle yüz yüze görüşme yapıldığını belirten Ceylan, “On yıl önce de buna benzer bir araştırma yapmıştık. İzleme ve değerlendirmeye dayalı araştırmalar her yıl düzenli olarak yapılmalı ki, farklılıklar gözlenebilsin. Bu bakımdan mevcut durumu gözlemleyebilmek adına araştırma önem arz etmektedir. Öğretmenlik fedakarlık mesleğidir. Öğretmenlikte en önemli etken moraldir. Bir öğretmenin morali ne kadar yüksekse eğitime o kadar çok katma değer katar, dersi o kadar verimli geçer. Öğretmenler kendileriyle ilgili iyi cümleler duymak ister. Medyada ve siyasette öğretmenin olumsuzlukları gün yüzüne çıkartılıyor. Bazı münferit olaylar koca bir mesleğe mal ediliyor. Bu da öğretmenlerimizin moral ve motivasyonunu bozuyor” diye konuştu.

    “Öğretmenlerin yüzde 42.3’ü çocuğunun öğretmen olmasını desteklemiyor”

    Raporda öğretmenlerin karar alma sürecinde daha fazla yer alması sonucunun çıktığını dile getiren Ceylan, “Öğretmenlerin yüzde 53,1’i, eğitim politikalarının şekillenmesinde etkilerinin olmadığını düşündüğünü söylemiştir. Öğretmenlerin faaliyet alanına ilişkin kararlar da öğretmenin fikri alınmadan yapılması öğretmeni üzüyor. Karar alma sürecine politika yapıcılar öğretmenleri de dâhil etmesi gerektiği raporumuzda çıkıyor. Öğretmenlerin yüzde 42,3’ü, çocuğunun öğretmen olmasını desteklemeyeceğini belirtmesi sıkıntılı bir sonuç olduğu gözlemleniyor. Öğretmenler imaj ve itibarının yıprandığı bir meslek yaptığını düşünüyor. Bu bakımdan çocuklarının bu mesleği yapmamasını istiyorlar. Bu soruna karşı derin bir araştırma yapılması gerekiyor. Öğretmenlerin yüzde 50’si, mesleki gelişimleri hizmet içi eğitimleri yeterli olmadığını söylüyor. Gerekli tedbirler alınarak öğretmenlerin mesleki gelişimlerine katkı sunacak hizmet içi eğitimlere önem verilmesi gerekmektedir. Raporda öğretmenlerin yeniliğe açık oldukları görülmektedir. Bunun için yüksek lisans, doktora yapmış öğretmenlere ücretlerinde farklılık olması gerekmektedir. Öğretmenlerin mesleki gelişimi için yüksek lisans ve doktora cazip hale getirecek politikalar uygulanmalıdır, öğretmenlerimiz biz buna hazırız diyor. Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 56,9’u, yaptığı iş karşılığında adil bir ücret almadığını belirtmiştir bu ciddi bir oran. Öğretmen ucu ucuna geçiniyor. Öğretmen sosyal ve kültürel aktivitelere ne kadar çok zaman ayırırsa verimliliği o kadar çok artar. OECD ortalamasının altında ücret alıyoruz. Öğretmenlerin yüzde 61,1’i, mesleğini yaparken oldukça yıprandığını; yüzde 34’ü, öğrencilerle ilgilenmenin çok fazla strese neden olduğunu dile getirmiştir” şeklinde konuştu.

    “Öğretmenlik mesleği cazip hale getirilmelidir”

    Öğretmenlere gününü gösteren değil, gün gösteren politikaların hayata geçmesi gerektiğini belirten Şaban Ceylan, sorunlara ilişkin şu şekilde önerilerde bulundu: “Öğretmenliğin eğitim kalitesini belirlemedeki kilit rolünü ortaya koyan çalışmalar yapılarak doğru bir şekilde topluma anlatılmalıdır. Öğretmenlerin mesleki gelişimlerini desteklemeleri için daha fazla kaynak ayrılmalı yüksek lisans ve doktora çalışmaları yapan öğretmenlere ödenen ücretlerde de bir farklılaşmaya gidilmelidir. Öğretmenlerin yaptıkları iş karşılığı adil ücret almalı ve tecrübeli öğretmenlere daha yüksek ücret ödenmelidir. Moral ve motivasyona dayalı öğretmenlik mesleğinin cazip hâle gelmesi için çalışmalar yapılmalıdır.”

  • Şehit çocuğunun baba hasreti futbol maçıyla giderildi

    Van’da, bölücü terör örgütü PKK’nın kurduğu pusu sonucu 2004 yılında şehit olan Kıdemli Uzman Çavuş Ali Bezik’in oğlu Berker Bezik’in baba özlemi artınca, valilik ve jandarma; şehit yakınları, polis ve askerlerin de katıldığı sürpriz bir futbol maçı düzenledi.

    Van’ın Gürpınar ilçesine bağlı Yalınca mevkisinde 28 Haziran 2004 tarihinde bölücü terör örgütü PKK tarafından kurulan mayınlı pusunun ardından açılan çapraz ateş sonucu boynu ve kalbinden vurularak şehit olan Kıdemli Uzman Çavuş Ali Bezik (34), geride eşi Nilgün Bezik, 14 aylık oğlu Berker Bezik ve 7 yaşındaki kızı Batın Bezik’i bıraktı.

    Şehidin eşi bir süre sonra Adana İl Jandarma Komutanlığı’nda işe başlarken, şehidin kızı ise üniversite sınavında psikoloji bölümünü kazandı. Babası şehit olduğunda 14 aylık olan Berker Bezik ise şimdi 12 yaşında. Berker, babasını hiç hatırlamıyor ancak annesi oğlunu eşinin hatıralarıyla büyüttüğü için Berker Bezik babası hiç şehit olmamış gibi onu tanıyor. Ancak buna rağmen Berker Bezik son zamanlarda babasını çok özlediğinden içine kapanınca, anne Bezik bu durumdan oğlunu kurtarmak için çocuğunun yaşadıklarını Adana Valisi Mahmut Demirtaş ve il jandarma komutanıyla paylaştı. Vali Demirtaş, çocuğun içine kapanmaması için bir etkinlik düzenlenmesini istedi. Bunun üzerine jandarma ve polis baş başa verip şehit yakınlarıyla, asker ve polislerin birlikte olacağı bir futbol maçı organize etti. Bu organizasyondan Berker Bezik’e de haber verilmedi. Maç günü geldiğinde anne Bezik oğluna halı sahaya gideceklerini söyleyerek maç yapılacak yere getirdi. Berker Bezik, asker, polis ve şehit yakınlarını görünce çok sevindi. Şehit yakınları bir tarafta, asker ve polisler karşı tarafta maç yaptılar. Maçın başlama vuruşunu da Vali Demirtaş yaptı.

    Demirtaş, şehit ailelerinin her zaman yanında olduklarını, onlarla sosyal aktivitelere katılarak çocuklara babalarının yokluğunu hissettirmemeye çalıştıklarını söyledi. Anne Bezik ise oğlunun son zamanlarda babasının yokluğundan kaynaklı durgunluğu olduğunu, bu nedenle konuyu komutana aktardığını, onların da bir futbol maçı yaparak Berker’in durgunluğunun önüne geçmeye karar verdiklerini söyledi. Bezik, Berker için yapılan maçın onun için çok iyi olduğunu, kendisine büyük bir sürpriz olduğunu ifade etti.

    Berker Bezik ise kendisi için futbol maçı düzenlendiğini, böyle büyük bir organizasyon beklemediğini, küçük bir maç olacağını sandığını ancak herkesin burada olmasından çok mutlu olduğunu, babasının yokluğunu hissettirmediklerini kaydetti.

    20’şer dakikadan oynanan maçın sonucu ise 3-3 berabere bitti.