Etiket: Çocuğunu

  • Çocuğunu Döven Özbek Anne 5 Yılla Yargılanacak

    Mersin’de 3 yaşındaki öz kızını işkence edercesine döven Özbekistan uyruklu G.I., 5 yıl hapis istemiyle önümüzdeki ay hakim karşısına çıkacak.

    Geçtiğimiz aralık ayında öz kızı Tuanna’yı işkence edercesine döven Özbekistan uyruklu bir kadının görüntüleri pazartesi günü sosyal medyada büyük tepkilere neden oldu. Tepki çeken kadının Özbekistan uyruklu G.I. olduğu ortaya çıktı. Görüntüleri çeken kişinin ise kadının kuzeni olduğu ve kadının ayrı yaşadığı eşi Hasan Tayfun Çekmegeli’ye gösterdiği öğrenildi.

    Baba Çekmegeli, olaydan haberdar olur olmaz Mersin 4. Aile Mahkemesi’ne boşanma davası açtı. Çift, tek celsede boşanırken, Tuanna’nın velayeti babaya verildi. Baba Çekmegeli şiddet olayı nedeniyle ayrıca G.I. hakkında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Mersin Aile İçi Şiddet Suçları Soruşturma Bürosu, G.I. hakkında başlattıkları soruşturmada “Tehdit, hakaret, basit yaralama” suçlarından 5 yıl ağır hapis istemiyle iddianame hazırladı. Mersin 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nde kabul edilen iddianamede minik Tuanna’nın gördüğü şiddete ilişkin şu ifadeler yer aldı:

    “Şüphelinin, mağdurun öz annesi olduğu, suç tarihinde şüphelinin sobayı yakmaya çalıştığı sırada mağdurun ağlamasına kızarak hakaret ettiği, beddua içerikli sözler söylediği, sol eliyle önce mağdurun yüzüne, sonra poposuna vurduğu, sağ eliyle yüzüne vurduğu, mağduru iki eliyle iteklediği, sırt üstü yere düşen mağdurun üzerine sağ ayağıyla bastırarak ‘seni öldürmem lazım, seni deli edeceğim’ diyerek tehdit içeren sözler söylediği, eline aldığı bir nesne ile mağdura vurduğu, yüz üstü yere doğru attığı, kızıp bağırıp çağırdığı, vurmaya ve mağduru silkelemeye devam ettiği, olayın görüntülerinin kayda alındığı 2 dakika 46 saniyelik zaman diliminde gerçekleştiği anlaşıldı.”

    G.I., gelecek ay Mersin 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak.

  • Hamile Eşinden Şehide En Acı Veda: “Sana Çocuğunu Getirdim”

    Şırnak’ta, güvenlik güçleri ile teröristler arasında çıkan çatışmada dün şehit olan Ulaştırma Uzman Çavuş Cihangir Can, Mersin’de gözyaşlarıyla son yolculuğuna uğurlandı. Törene kolunda serumla katılan şehidin 6 aylık hamile eşi Tuba Can, tabuta sarılarak, “Sana çocuğunu getirdim” diye feryat etti.

    Dün Şırnak’ta şehit olan 27 yaşındaki Ulaştırma Uzman Çavuş Cihangir Can, Mersinlilerin yoğun katılımıyla Muğdat Camii’nde düzenlenen törenle son yolculuğuna uğurlandı. Şehidin Türk Bayrağı’na sarılı tabutu, askerlerin omuzlarında camiye taşınırken, törene Mersin Valisi Özdemir Çakacak, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, Akdeniz Bölge ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan, Konya Hava Savunma Eğitim ve Merkez Komutanı Tuğgeneral Orhan Gündüz, protokol üyeleri, şehit Cihangir Can’ın annesi Ümmiye Can, eşi Tuba Can, erkek kardeşi Necdet Can ve kız kardeşi ile yakınları katıldı.

    Binlerce Mersinlinin gözyaşlarıyla terörü lanetlediği törene, şehidin 6 aylık hamile eşi Tuba Can, sağlık görevlilerinin taktığı serumla askeri görevlilerin kolunda geldi. Tören boyunca sağlık görevlilerin gözetiminde serumla oturan acılı eş, gözünü Can’ın tabutundan ayırmadı.

    Mersin İl Müftüsü Ali Melek’in kıldırdığı cenaze namazının ardından görevlilerin desteğiyle şehidin tabutunun başına gelen Tuba Can, “Sana çocuğunu getirdim” diyerek, 2015’in Şubat ayında hayatını birleştirdiği eşine en acı vedayı yaptı. Anne Ümmiye Can ise yakasına takılan oğlunun fotoğrafına bakarak gözyaşı döktü.

    Şehit Can’ın naaşı, cenaze namazının ardından askerlerin omuzlarında top arabasına kondu. Eşi Tuba, annesi Ümmiye ve kardeşlerinin protokolün önüne geçerek, top arabasının arkasından yürüdükleri tören sonunda, hamile olan Tuba Can fenalaşarak ambulansa alındı.

    Şehit Cihangir Can, daha sonra Mersin Şehir Mezarlığı içindeki Mersin Şehitliği’nde toprağa verildi.

  • Çocuğunu Zararlı Oyunlardan Korumak İsteyen Doktor Eğitici Oyun Geliştirdi

    Gaziantep’te bir doktor, çocuğunu zararlı İnternet oyunlarından korumak amacıyla oyun geliştirdi. 1 Nisan 2016’da yayına girecek bu oyun hem eğitiyor hem eğlendiriyor.

    Gaziantep’te Uzman Aile Hekimliği yapan Dr. Eyüp Yılmaz, aşırı şekilde oyun bağımlılığı olan oğlunu zararlı oyunlardan korumak amacıyla, insan bedenindeki sağlık akışını konu alan bir oyun uygulaması geliştirdi. Aynı zamanda beslenme uzmanı da olan Dr. Yılmaz, oyun fikrini geliştirmek için Tasarım ve Geliştirme Mühendisleri Abdullah Bayraktar ve Mustafa Sönmez ile birlikte ortaya çıkardıkları oyunu oynayanların hem stres atacaklarını hem de sağlıklı kalacaklarını belirtti.

    Dr. Eyüp Yılmaz oyunun çıkış noktasının oğlu olduğunu belirterek, “8 yıldır uzman aile hekimi olarak çalışıyorum. Oyunun çıkış noktası oğlumdur. Oğlumun eğlenceli bir vakit geçire bilmesi için, oğlumun açmış olduğu oyunlarda gördüğüm şiddet sahneleri beni çok etkiledi. Ben aynı zamanda tıbbi hipnoz eğitimleri alan bir hekimim. Ve bu gördüğü sahneleri ileriki hayatında da kendisi için basitleşeceğine ve bu yöne kayabilme bir kişilik yapacağını düşününce, ben bunun çözümünü düşündüm. Çözüm olarak hem oynarken hem de yaşamına katkıda bulunacağı uzun yıllardır ilgi alanım olan beslenmeye yönelik bir oyun tasarlayabilir miyim diye düşündüm. Bu iki sene önce zihnim canlandı ve bu oyunu tasarladıktan sonra Gaziantep ile yaptığımız bir iş birliği ile bana yardımcı oldukları bir fikir sonrasında mühendis arkadaşlarla bir araya geldik. Bir sene gibi bir zaman da bu oyunu başarıyla sonuçlandırdık. Bu oyun önümüzdeki haftada epple store ve android’lerde hizmete girmesini bekliyoruz” dedi.

    “OYUN ÇOCUKLARA DİŞ TEMİZLİĞİNİ AŞILIYOR”

    Bu oyun çocuklara ağız sağlığını teşvik ettiğini vurgulayan Yılmaz, “Sağlık ağızdan başladığı için oyunumuzun ilk bölümü ağızla ilgilidir, diş sağlığıyla ilgilidir. Diş sağlığı ile ilgili bakış açısını tamamen değiştiren bir yaklaşım tarzımız var. Bilinçaltının işleyişini çok dikkate aldık. Buradaki ana hedefimiz bir çocuğa diş sağlığıyla ilgili zihninde yediği her yemekten sonra ağzını temizletmeyi hatırlatacak şekilde tasarlandı. Yediğimiz bir elma bile ağzımızda asidik bir kalıntı bırakır ve diş minesini çatlatır. Bu yüzden meyve bile yesek ağzımızı çalkalamamız gerektiğini hatırlatır. Ağzını çalkalamayı unutan bir çocuk gün içerisinde ağız kokusunu yükselterek, orada duyduğu rahatsızlığı fark etmesi sağlanıyor. Bilinçaltına sürekli olarak ağzının temizlenmesi hatırlatılıyor. Daha sonraki et ile ilgili, etli yediği yemekler yediğinde etin içinde kalan kalıntıların oluşturduğu ağır kokuyu özellikle hatırlatmak için diş ipini kullanması kullanmadığı takdir de puan kaybediyor. Oyunun işleyişi tamamıyla bilinçaltına hitap edecek şekilde tasarlandı. Yani ağzın temizliğini ihmal ettikten sonra midesinin rahatsızlanacağını, sinüzit olacağını ve dişlerinin döküldüğü zaman en önemlisi yüz yapısının bozulduğunu göstermek istiyoruz. O formatı gördüğü anda dişinin çürüdüğünün basit bir olay olmadığını dişinin çürümesinin yaşlı bir yüze dönüştüğünü görmesi bizim için çok önemli mesaj olacak kendilerine bilgi eğlenceli bir şekilde verilirse sürekli hale gelir. Nasıl ki futbol oynayan bir çocuk sıkılmıyorsa bilgiyi de bu şekle sokmak mümkün bu konuda başarılı olacağımızı düşünüyoruz. Bu oyunu anne ve babaların özellikle oynamasını istiyorum. Çünkü bu oyunun faydalarını görünce çocuklarına rahatlıkla tavsiye ederler” şeklinde konuştu.

  • Yozgat’ta 7 Çocuğunu TEK Başına Büyüten Dilek Güneşer’in Çabası Ve Azmi Kadınlara Örnek Oluyor

    Yozgat’ta 10 yıl önce eşi evini terk edince 7 çocuğunu tek başına büyütmek zorunda kalan Dilek Güneşer, gösterdiği çaba ve azmiyle bütün kadınlara örnek oluyor.

    Yozgat’ta 10 yıl önce en küçük çocuğu 21 günlük iken, eşinin evi terk edip bir başka kadınla gitmesi üzerine 7 çocuğuyla tek başına kalan Dilek Güneşer, evinin geçimini sağlamak için lokanta ve restoranlarda çalıştı. Belediyeden gelen yardımları kabul etmeyen Güneşer, kendisine bir iş yeri açılması konusunda destek istedi. Çocukların küçük olması sebebiyle önce evinin yakınında açtığı iş yerinde yufka ve gözleme yapan Güneşer, daha sonra iş yerini şehir merkezinde Abide İş Hanı’na taşıyarak çalışmasını burada sürdürmeye başladı. Açtığı iş yerinde iki kişi çalıştıran Güneşer, kendi geçimini sağlarken, yanında çalıştırdıkları işçilerin de geçimine katkı sunuyor.

    Eşinin 10 yıl önce kendilerin terk ettiğini belirten Güneşer, “10 yıl önce eşim bir başka kadınla beraber gitti ben de 7 çocukla kaldım. Eşimin gittiğinde en küçük çocuğum 21 günlüktü. O zaman ben hiç çalışmıyordum, işim yoktu. Belediye başkanımız benim durumumu öğrenmiş. Allah razı olsun kendisinden. Belediye başkanımız beni ziyarete geldi. ‘Sana yardımcı olalım’ dedi. Ben de ’bana yardımcı olmayın iş verin, çalışmak zorundayım’, çünkü 7 çocuğum vardı, maaşım yoktu. Onlar da bana Kentpark’ta gözleme ve yufka ekmek yapmak için bir yer verdiler ve işe başladım. Hiç param yoktu belediyemizin sayesinde açtım iş yerimi. Un verdiler, dükkandan kira almadılar. Kendimi toparlayana kadar bana yardımcı oldular. Öylelikle çalışmaya başladım. Şu anda işçi çalıştırıyorum fakat çok sıkıntılı, işler çok düştü ama idare ediyoruz, kimseye muhtaç olmadan yaşıyoruz. Bağkur borcumu dahi ödeyemiyorum” dedi.

    EN BÜYÜK DESTEKÇİLERİ ÇOCUKLARI

    En büyük destekçilerinin çocukları ile kendi annesi ve babası olduğunu ifade eden Güneşer, “En büyük sevincim ve mutluluğum çocuklarımın yanımda olmasıydı. Onlara bakmam gerekiyordu, bırakamazdım, onları atamazdım. Mecburen çalışmaya başladım. Çocuğum çok küçük olduğu için annem ve babam bana destek oldu, çocuklarla onlar ilgilendiler. Her konuda yardımcı oldular. Daha sonra lokantada çalıştım, bulaşık yıkadım, temizlik yaptım, otelde çalıştım. Tekrar gözleme dükkanı açtım, kendi çabalarımla ayakta durmaya çalışıyorum. Çocuklar çok zorlandılar. Çünkü benim en küçük çocuğum 21 günlüktü bir ekmek parasına muhtaçtık biz. Büyük oğlum liseye gidiyordu. Liseyi bırakmış haberim yoktu. İşe girmiş çalışmış ilk haftalığını getirip ‘anne ekmek paramız’ demesi çok güzeldi. Ama çocuğumun hayatına mal oldu okuyamadı. İki kızımı gelin ettim, oğullarım askere gidip geldiler. Çocuklarım kendilerini toparladılar. Büyük oğlum şuanda işsiz, iş arıyor. Önce çalışıyordu, evimize katkı sağlıyor, benim destekçimdi, şimdi işsiz iş arıyor” diye konuştu.

    Babasına ait evde oturduklarını dile getiren Güneşer, “Annem ve babam her konuda destekçilerim. Devletten özellikle çocuğumun hastalığı konusunda destek alıyorum, çünkü kızım rahatsız, hiçbir sosyal güvencemiz yok. Bağkur pirimini ödeyemediğim için yararlanamıyoruz. Çocuğumu sürekli Ankara Hacettepe Hastanesi’ne götürüp getiriyoruz. Çocuğum 0-18 yaştan dolayı ücretsiz tedavi oluyor. Çocuklarımla birlikte geçinmeye çalışıyoruz” dedi.

    Gösterdiği azim ve çocuklarına olan sevgisi çevresindeki insanlar tarafından takdir edilen Güneşer, “Çocuklarımı askere gönderirken, kızlarımı gelin ederken, çevremdeki insanlar ‘Helal olsun bir anne tek başına bunları yaptı’ diyorlar bu da çok güzel bir şey. Ama mecburum ben bir anneyim” ifadelerini kullandı.

    Lise ikinci sınıfa giden Kaniye Nur, annesinin kendilerine en iyi şekilde bakmaya çalıştığını ifade ederek, “Şu an annem çalışıyor, ben okula gidiyorum. Annem çalıştığı için okuldan gelince evin temizliğini yapıyorum, kardeşlerimin yemeklerini hazırlıyorum. Anneannem yardım ediyor. Annem evi geçindiriyor, Allah razı olsun, biz her zaman annemizin yanındayız. Annem benim hastalığımla yakından ilgileniyor, bana çok destek veriyor. Annem bizim her şeyimiz, annem işte olduğu zaman gelmesini dört gözle bekliyoruz. Annem geldiğinde oh be sonunda geldi diyoruz, çok mutlu oluyoruz” dedi.

  • Çocuğunu Göremeyen Suriyeli Kadın Çadırda İntihar Etti

    Suriye’de savaştan kaçarak geldiği Adana’da çadırda yaşayan bir kadın, eşi çocuğunu göstermediği için çarşafla kendini asarak intihar etti.

    Edinilen bilgiye göre, olay Yüreğir ilçesine bağlı Pekmezli Mahallesi’nde meydana geldi. Suriye’de başlayan savaş nedeniyle Kevser Selomo (35) kocası Ali Selomo ve iki çocuğu Selam ve Delil ile birlikte yaklaşık 1 yıl önce Gaziantep’e geldi. Burada bir süre kalan karı koca arasında anlaşmazlık çıkınca Ali Selomo ayrılmaya karar vererek çocuklarını da alıp eşine sahip çıkmadı.

    Kevser Selomo ise Adana’nın Yüreğir ilçesine bağlı Pekmezli Mahallesi’nde çadırda yaşayan akrabalarının yanına geldi. Bir süre sonra ise oğlu Selam babasından kaçıp annesinin yanına geldi. Anne Selomo küçük oğlu Delil’i de istedi ancak eşi onu göstermedi. Bu nedenle psikolojisi bozulan anne tedavi görmeye başladı.

    Bugün öğlen saatlerinde ise Delil annesinin kaldığı çadıra geldiğinde onu çarşafla direğe asılı halde gördü. Hemen çadırdan çıkıp akrabalarına söyledi. Kadın asılı olduğu yerden indirilerek polise ve sağlık ekiplerine haber verildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri kadının hayatını kaybettiğini belirledi. Kadının yakınları çadır etrafında gözyaşlarına boğuldu.

    Kevser Selomo’nun cenazesi çadırdan alınarak otopsi için adli tıp kurumu morguna kaldırıldı.

    Polis olayla ilgili çalışma başlattı.