Etiket: Çocuğun

  • Buz tutan gölete düşen çocuğun cenazesi çıkarıldı

    Afyonkarahisar’ın Bayat ilçesinde yaşanan gölet faciasında buz tutan suda kaybolan çocuğun cesedi İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) ekiplerinin yaklaşık 2 saatlik uğraşı sonucu çıkarılabildi.

    İddialara göre, yanındaki 11 yaşındaki Suriye uyruklu Ahmet B. isimli çocuk ile gölette buz kırarak oynayan 8 yaşındaki Hasan Ö., yüzeyin kırılması sonucu diğer arkadaşı ile birlikte suya düşmüştü. Suriye uyruklu Ahmed B., kendi imkanlarıyla sudan çıkmayı başarırken, Hasan Ö. ise buz tutan suda kaybolmuştu. İhbar üzerine olay yerine polis, AFAD ve 112 Acil Servis ekibi sevk edilmişti. Olay yerine botlarla gelen AFAD ekipleri yaklaşık 2 saatlik bir uğraşın sonucu kaybolduğu gölette bulundu. Cesedin çıkarılması için yapılan çalışmalar esnasında küçük çocuğun aile üyeleri sinir krizleri geçirirken, aile üyelerine olay yerinde bulunan sağlık görevlileri müdahale etti. Küçük çocuğun cansız bedeni Bolvadin ilçe Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

    Suda boğulmaktan son anda kurtulan Ahmed B.’nin ise kaldırıldığı hastanede tedavisinin ise devam ettiği öğrenildi.

    Olayla ilgili başlatılan soruşturmanın geniş çaplı olarak devam ettiği bildirildi.

  • Boşanma sonrası her çocuğun verdiği tepki farklı oluyor

    Boşanma sonrası bozulan aile birliği ve bütünlüğü çocukların yaşamında fiziksel ve psikolojik olarak önemli sorunlara yol açabiliyor.

    Anne ve babasının ilgisine, sevgisine muhtaç olan çocuklar fiziksel ve psikolojik gelişimlerini en güzel şekilde ailesinin içinde tamamladığına dikkat çeken 4 Mevsim Psikoloji ve Danışmanlık Merkezi, uzmanları çocuğun ruhsal ve zihinsel açıdan sağlıklı olmasında kişiliğinin ideal bir aile tarafından kazandırılmasının önemli olduğu ifade etti.

    Çocuklarda sevgi ve özgüven gelişimi önemli

    Çocuk sahibi ailelerin ister bir arada yaşarken ister herhangi bir nedenle parçalanma sonrası çocuklarının sağlıklı yetişebilmeleri için dikkat etmeleri gereken iki özellik olduğunu belirten uzmanlar, koşulsuz sevgi ve özgüven duygusunu geliştirmenin önemli olduğunu vurguluyor. Boşanmanın, anne ile babanın beraberliklerini başarılı bir şekilde sürdüremeyişlerinden kaynaklandığının anlatılması gerekiyor.

    Boşanma kararı sonrası çocukların tepkileri yaş grubuna göre farklı oluyor

    Çocukların boşanma sonrası verdiği tepkilerin yaşa göre değişiklik gösterdiğini belirten 4 Mevsim Psikoloji ve Danışmanlık Merkezi, uzmanları boşanma kararı sonrasında çocuklardaki davranış değişimlerinin takip edilmesine dikkat çekti.

    0-1 yaş gurubunda huzursuzluk, sinirlilik, korkma, ağlama nöbetleri, yeme ve uyku sorunları ön planda oluyor. 1-3 yaş grubunda mutsuzluk, regresif davranışlar, bakım verene yapışma ve ayrılık kaygısı, öfke, ağlama nöbetleri, yeme ve uyku sorunları görülebiliyor. 3-6 yaş grubunda üzüntü, kayıp duygusu, kendini suçlama, regresif davranışlar, bakım verene yapışma ve ayrılık kaygısı, içe kapanma ve ilişki kurmayı reddetme, oyunlarda kızgınlık ve öfkenin dışa vurması, uyku bozuklukları özellikle kâbus görme durumları ortaya çıkabiliyor. 7-12 yaş grubunda öfke, reddedilmiştik duygusu, regresif davranışlar, ebeveynlerden birini koruma ve diğer ebeveyne öfke, söz dinlememe, okul reddi, okuldan kaçma, kurallara uymama ve okul başarısında azalma gibi durumlar görülüyor.

  • 3 yaşındaki çocuğun cinsel istismarla öldürülmesi davası başladı

    Kocaeli’nin Çayırova ilçesinde 3 yaşındaki çocuğun cinsel istismar sonucu öldürülmesi olayıyla ilgili dava Gebze 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlandı.

    Olay, Kocaeli’nin Çayırova ilçesinde geçtiğimiz aylarda merdivenden düştüğü iddiasıyla 3 yaşındaki A.C.K. ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılmış ve 11 gün süren tedavisinin ardından hayatını kaybetmişti. 3 yaşındaki A.C.K. adlı erkek çocuğunun ölümündeki gerçek, Adli Tıp raporu ile ortaya çıkmış ve rapora göre, merdivenden düşme iddiasıyla hayatını kaybeden A.C.K.’nın cinsel istismara maruz kaldığı ve hırpalanmak ya da sert bir cisimle vurularak öldürüldüğü belirlenmişti. Olayın ardından Gebze Adliyesi 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davaya tutuklu sanıklar Gülüzar Kır, İbrahim Yaralı ve avukatı Orhan Genç, Kocaeli Baro Başkanlığı, Kocaeli Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü avukatları katıldı.

    “Cinsel istismar olduğunu hastanede öğrendim”

    Duruşmada söz alan tutuklu sanık anne Gülüzar Kır, “Benim karakoldaki ilk ifadem doğru değildir. Ben baskı sonucu bu ifadeleri verdim. Çocuğum merdivenlerden düşmemiştir. Oğlumun yaralandığı gün dükkanı ben açtım. İbrahim saat 10.30 gibi dükkana geldi. Apar topar dükkanı kapattı, arabaya bindik. Çocuğa bir şey oldu dedi. Ben ne olduğunu sorduğumda İbrahim, banyo yaptırdım bir şeyler oldu dedi. Olayın olduğu günün önceki akşamında İbrahim çocuğa vurdu. Çocuğa 2-3 sefer yumrukla vurdu sonrasında da bana vurdu. Yeğenleri Mesut ve Fuat yanında kalıyordu. Kaldığımız evi İbrahim benim için kiralamıştı. Mesut ve Fuat daimi bir şekilde bizim evimizde kalıyorlardı. Mesut ve Fuat’ın çocuğa herhangi kötü bir davranışını görmedim. Ölen çocuk kendisini ifade edebiliyordu. Makatındaki yaralamayı sorduğumda anne karnım ağrıyor diyordu. Kendisine bir şey yapıldığından bahsetmiyordu. Çocuğu arada ben arada İbrahim yıkıyordu. İbrahim’le girdiklerinde bağırdığı olurdu ancak İbrahim bunun sudan olduğunu söylerdi. Makattaki açılmadan dolayı İbrahim’den şüphelendim. İbrahim’e sorduğumda benimde çocuklarım var ben sübyancı mıyım dedi. Cinsel istismar olduğunu yaralanma hadisesini öğrendiğim zaman hastanede öğrendim” dedi.

    “Benim olayla ilgim yoktur, adaletinize sığınıyorum”

    Daha sonra söz alan ölen çocuğun üvey babası İbrahim Yaralı ise, “Gülizar Kır benim imam nikahlı eşimdir. Kendisi Çayırova’da tuttuğum evde kalıyordu. Evin kirasını ben ödüyordum. Yalnız kalmasın diye yeğenlerim ile kalıyordu. Ben çocuğa karşı şiddet uygulamadım. Gülizar çocuğa sürekli şiddet uyguluyordu. Çocuğu duvara çarptığını gördüm. Tanıştığımdan beri şiddet uyguluyordu. 17 Mart’a eve gitmedim. 18 Mart’ta eve gittiğimde çocuğun her yeri mosmordu. Çocuğu hastaneye götürelim dediğimde bir şey olmaz dedi. Dışarı çıktık, kapıyı çocuğun üzerine kilitledik. Hep öyle yapıyorduk. Kendisi benim çocuğuma karışma diyordu. Gülüzar ile kahve içmeye gittik. Gece eve geldiğimde çocuk uyuyordu. Sabah kalktım, Gülüzar dükkanı açmaya gitmiş. Kalktığımda çocuk öksürüyordu. Çocuk kendisine seslendiğimde konuşmuyordu. Gülüzar’ı aradım gelmedi, dükkana almaya gittim. Dükkana gittiğimde tinerci Şerif isimli kişi ile dükkanda beraberlerdi. Gülüzar çocuğu sürekli bu kişiye bırakıyordu. Ben durumu Gülüzar’a söylediğimde, ben bunlarla büyüdüm bunlardan zarar gelmez dedi. Hastaneye Gülüzar ile birlikte gittik. Gülüzar’ın uyuşturucu bağımlılığı vardı. Bunu annesi Emine İnce’de bilir. Annesi ile konuştuğumda, uyuşturucu içtiğini biliyorum daha önce içti ve bir torunumu daha öldürdü dedi. Sosyal Hizmetlerden gelip inceleme yaptılar. Gülüzar bu kişilere de yalan söylemiş. Benim olayla ilgim yoktur. Adaletinize sığınıyorum” şeklinde konuştu.

    “Kardeşimle, Gülüzar internetten tanıştı”

    Sanıklardan sonra dinlenen tanıklardan tutuklu sanık İbrahim Yaralı’nın kardeşi Cengiz Yaralı, “Kardeşimle, Gülüzar’ın internetten tanıştığını biliyorum. Çocuk hareketliydi. Annesinin, çocuğun ensesine sürekli tokat attığını hatırlıyorum. Bunun dışında dövme olayı görmedim. Evlerini bilmiyorum. Dükkana gittiğimde, çocuğun alnının şiş olduğunu fark ettim, Gülüzar’a sordum oda, İbrahim’le kavga ettiğini ve sinirlenip çocuğu masadan yere attığını söyledi. Ben olayın mahiyetini bilmiyorum” ifadelerini kullandı.

    “İbrahim’in çocuğu arabanın camından içeri attığını gördüm”

    Sanık İbrahim Yaralının esnaf komşusu olan tanık Yasin K. da, “Ben sanıkları esnaf komşum olmasından dolayı tanırım. Huzurdaki bayan olaydan 4-5 ay önce dükkana gelip gitmeye başladı. Çocuğu dükkanda görüyordum. Bir kez çocuğun dükkanın dışında arabanın camından içeriye atıldığını gördüm. Bunu İbrahim Yaralı yaptı. Bir keresinde de çocuğun yüzünde morluklar vardı. Elle sıkılmış gibiydi. Durumu İbrahim’e sorduğumda, o gün kafamız güzeldi çocuk merdivenden düştü, ben mi sahip çıkacağım, annesi sahip çıksın dedi bana. Çocuğu en son ölmesinden 25 gün önce gördüm. Yüzünde ve kafasında morluklar vardı. Çocuğun tinerci Şerif ile gezdiğini gördüm. Bu şahsın kimseye zararı olmazdı. Benim olayla ilgili bilgim bundan ibarettir” dedi.

    Sanıklar ve tanıkların dinlenilmesinin ardından duruşma Adli Tıp Üst Kurulundan konuya ilişkin rapor alınmasına karar verdi. Duruşma 6 Nisan 2017 tarihine ertelendi.

  • Babasını öldüren çocuğun annesi: “Ben dipçiği tuttum oğlum sıktı”

    Adana’da hırsız-polis oyunu oynarken pompalı tüfekle babasını vurarak öldürdüğü ileri sürülen 5 yaşındaki çocuğun annesi, “Ben dipçiği tuttum oğlum sıktı, ben tetiğe basmadım” dediği ileri sürüldü.

    Adana’da 7 Şubat akşam saatlerinde Çukurova ilçesi Yurt Mahallesinde iddiaya göre, hırsız-polis oyunu oynarken Ahmet Esen (36), 5 yaşındaki oğlu M.A. tarafından pompalı tüfekle vurularak kazara öldürülmüştü. Olaydan sonra Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatıyla Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı Cinayet Büro Amirliği ekipleri soruşturma başlattı.

    “Oğlum gerçek tüfeği istedi”

    Soruşturma kapsamında anne Fikriye Figen Esen’in polis tarafından ifadesi alındı. Esen’in ifadesinde, “O gün akşam eşim yatak odasında pompalı tüfeği getirdi, doldur boşalt yaptı. Bir fişek sıkıştı. Eşim bir süre onu çıkarmakla uğraştı daha sonra tüfeği bıraktı. Eşim ve oğlum bir süre sora hırsız-polis oyunu oynamaya başladı. Oğlum biraz oynadıktan sonra gerçek tüfeği almak istediğini söyledi ben ve kızım da tüfeği oğluma verdik. Eşim telefonda konuşuyordu oğlum da eşime ’dur’ polis dedi, eşim elini kaldırdı, ben tüfeğin dipçiğinden tutuyordum birden tüfek patladı eşim vuruldu. Ben tetiğe basmadım. Sadece tüfeğin dipçiğini tutuyordum” dediği ileri sürüldü. Anne ifadesinin ardından evine dönerek taziyeleri kabul etti.

    “Cezai ehliyeti yok”

    Babasını öldüren çocuk 5 yaşında olduğu için Türk Ceza Kanunu’na göre “cezai ehliyet” kavramı olduğundan polis çocuğu gözaltına alıp ifadesine başvuramadı. TCK’nın 31. maddesinde belirtilen 12 yaşını doldurmamış çocuklara ceza verilemeyeceği yönündeki madde Medeni Kanunun fiil ehliyeti ile ilgili maddesinden kaynaklanıyor. Türk Hukukunda Cezai ehliyetin olup olmadığı yaş ve hareketini kontrol etme yeteneğine göre belirleniyor. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 31. Maddesi uyarınca 12 yaşını doldurmamış küçüklere işledikleri suçlardan dolayı ceza verilemez. Bu çocuklara karşı herhangi bir ceza soruşturması yapılamaz. 12 yaşını doldurmamış çocuklar suç teşkil eden eylemlerinden dolayı sadece çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir deniliyor. Bu maddeler uyarınca da M.S.’nin ifadesine başvurulamadı. Çocuk Şube Müdürlüğü’ne götürülen çocuk, psikolog eşliğinde oyun oynayarak sohbet ediliyor.

    Annesini öldürüp SBS’ye girmişti

    2009 yılında da Adana’da Ova Mahallesi’nde R.A. isimli 11 yaşındaki kız çocuğu SBS’ye girmesine izin vermeyen annesini öldürmüştü. Olaydan sonra yaşı 12’den küçük olduğu ortaya çıkınca kız çocuğu koruma altına alınmış ve yargılanmamıştı. Olay sınav sabahı olduğu için kız çocuğu, annesini öldürdüğü gün polis eşliğinde sınava da girmişti.

  • 4. kattan düşerek hayatını kaybeden çocuğun yürek burkan hikayesi

    Bolu’da 4. kattan düşerek hayatını kaybeden 10 yaşındaki Umut Sünbül’ü 3 günlükken evlatlık edinen annesi Gülsen Başaran ifadesinin ardından adliyeye sevk edildi. Başaran’ın ilk evliliğinden çocuğu olmayınca 3 günlükken Umut Sümbül’ü evlatlık edindiği ortaya çıkarken, 47 yaşındaki anne ilk ifadesinde, “Umut’un o gün okulda etüdü vardı ve gitmek istemedi. Bende ısrar edince balkona çıkarak sarktı ve ’Anne beni kurtar” dediği belirtildi.

    Edinilen bilgiye göre, Bolu’nun Karamanlı Mahallesi Stadyum Caddesi Esen Sokak’ta bulunan Umut Apartmanı’nın 4. katında kendisini evlatlık edinen annesi ve annesinin daha sonra evlendiği ikinci eşiyle birlikte yaşayan 4. sınıf öğrencisi 10 yaşındaki Umut Sünbül, balkondan aşağı sarktı. Görgü şahitlerinin ifadesine göre, “Kurtar beni anne” diyerek bağıran çocuk toprak zemine düştü. 112 sağlık ekipleri tarafından İzzet Baysal Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınan Umut Sünbül tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

    Olayın altından dram çıktı

    İlk eşiyle birlikte Hatay’da yaşayan Gülsen Başaran’ın çocuğu olmayınca Umut Sünbül’ü 3 günlükken evlat edindi. Başaran’ın eski eşi Umut Sünbül 3 yaşına geldiğinde hayatını kaybetti. Bir süre sonra evlatlık edindiği oğluyla Bolu’ya yerleşen Gülsen Başaran tanıştığı G.B. isimli şahısla evlendi.

    Etüde gitmek istemedi iddiası

    Olaydan sonra gözaltına alınan anne Gülsen Başaran’ın ifadesindeki iddiasına göre, babasının ölümünden sonra psikolojik sorunlar yaşadığı iddia edilen 10 yaşındaki Umut Sünbül’ün olay günü okuldaki etüt programına gitmek istemediği, annesinin ısrarı sonrasında balkona çıkarak aşağıya sarktığını ve ’Anne beni kurtar” dediği ifade edildi. Anne Başaran, oğlunu kurtarmak için balkona koştuğunu ve çocuğunu tutamadığını söylediği belirtildi.

    Olay günü evden kaçmak istedi

    Olay günü, Umut Sünbül’ün Bursa’da yaşayan ve sömestr tatili için Bolu’ya gelen kuzeninin karnesini gören anne Gülsen Başaran’ın karnesine övgüler yağdırması sonrasında, annesine sinirlenerek, “Sen beni sevmiyorsun” dediği ve evden kaçmak istediği ileri sürüldü.

    Gülsen Başaran ifadesinin ardından adliyeye sevk edildi. Annenin bitkin ve üzgün hali gözlerden kaçmadı.