Etiket: Çocuğa

  • Motosikletiyle 7 Yaşındaki Çocuğa Çarptı

    Ankara’nın Haymana ilçesinde, okuldan çıkan ve yolun karşısına geçmek isteyen 7 yaşındaki kız öğrenciye motosiklet çarptı.

    Edinilen bilgilere göre olay, saat 14.30 sıralarında Haymana 12 Eylül İlkokulu önünde meydana geldi. Eve gitmek için okuldan çıkan Hira Yaşar (7) adlı küçük kıza, karşıdan karşıya geçeceği sırada, sürücüsünün adı henüz öğrenilemeyen bir motosiklet çarptı. Çarpmanın etkisiyle 5 metre fırlayan küçük kız, olay yerine çağrılan ambulansla Haymana Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Durumu ciddi olan çocuğun ilk müdahalenin ardından Ankara’ya sevk edildiği öğrenildi.

    Kazanın şokunu yaşayan öğretmenler ve veliler yaptıkları açıklamada, yoldaki hız kesme tümseklerinin kaldırılmasından, yol üzerine park eden araçların görüşü kapatmasından, okul çıkış saatlerinde trafik polisi olmamasından şikayetçi oldular. Ayrıca tüm vatandaşlar, motosikletlerin denetimsizliğinden şikayet ederek küçük çocukların bile trafiği tehlikeye atacak şekilde motosiklet kullandıklarını, yetkililerin bu konuyla ilgilenmeleri çağrısında bulundu.

  • Çocuğa “Hayır Bana Dokunma” Demesi Öğretilmeli

    Psikolog Şengül Demirsoy Böcü, “Çocuğunuza, kötü dokunmaya maruz kaldığında, ‘hayır bana dokunma’ diyebilmesini, gerektiğinde çevresinden yardım istemesini, bağırmasını ya da kötü dokunan kişiyi itip kaçmasını söyleyebilirsiniz” dedi.

    Son zamanlarda yaşanan olaylar, cinsel istismar konusunda daha duyarlı ve bilgili olunması gerektiğini belirten Özel FBM Tıp Merkezi Uzman Psikologu Şengül Demirsoy Böcü, “Ne yazık ki günümüzde her 5 çocuktan 1’i cinsel istismar ve şiddetin bir türüne maruz kalmaktadır. Ayrıca bu durum her yaştan, her dinden ya da her milletten çocuğun başına gelebilmektedir. Cinsel istismar konusunda, ne kişinin dini inançları, ne eğitim düzeyi, ne de sosyoekonomik düzeyi ayırt edici bir faktör değildir. Cinsel istismara hemen her türlü ailede rastlanabilmektedir” ifadelerini kullandı.

    ÇOCUKLAR CİNSEL İSTİSMAR KONUSUNDA YALAN SÖYLEMEZLER

    İstismarcıların tanınan ve bilinen kişilerden oluştuğunu ifade eden Böcü, “Çocuğu istismar eden kişilerin büyük çoğunluğu yani yüzde 80’i genellikle çocuğun tanıdık ve yakın çevresinden biri olmaktadır. Bu kişi bazen çocuğun arkadaşı ya da diğer bir çocuk da olabilmektedir. İstismarcılar genellikle sıradan, tanınan, bilinen ve güvenilir kişiler olduğundan şüpheli görünmezler. Bu nedenle aileler çocuklarını bu kişilere rahatlıkla emanet edebilir ya da çocuklarını bu kişilerin yanında rahatlıkla bırakabilirler. Anne baba olarak çocuğumuzun başına böyle bir olayın gelmemesi için dikkatli ve bu konuda bilgili olmamız şarttır. Bunun için öncelikle çocuğunuzla iyi ve güvenilir bir iletişim kurmanız gerekmektedir. İyi bir iletişim açık, güvenilir ve dürüst olmayı, kararlılıkla hareket etmeyi, iyi bir dinleyici olmayı, sevgiyle ve dostça yaklaşımı gerektirir. Çocukların cinsel istismar konusunda genellikle yalan söylemezler. Bu konuda yalan söyleme oldukça nadirdir ve ancak bir uzman görüşmesinde anlaşılabilir. Dolayısıyla böyle bir konuda çocuğa güvenmek ve inanmak çok önemlidir. Cinsel istismarın en çok parklarda, genel tuvaletlerde, karanlık, ıssız yerlerde ya da sokaklarda, boş inşaat alanlarında olacağını düşünerek bu gibi yerlerden korksak da, ne yazık ki cinsel istismara en çok evde, okulda ya da ev ile okul arasında kalan yol ve çocuğun çevresindeki alanlarda rastlanmaktadır” diye konuştu.

    Her yaştan çocuğun istismara maruz kalabileceğini belirten Böcü, “Dolayısıyla her çocuğa küçük yaşlardan itibaren iç çamaşırı kuralı öğretilmelidir. Çocuklarınıza vücutlarının kendilerine ait olduğunu ve hiç kimsenin, kendi izinleri olmadan, vücutlarına dokunamayacağını öğretmelisiniz. Onlara şu kuralı hatırlatmalısınız: Başkaları çocukların iç çamaşırlarına ve çamaşırın iç kısmındaki bedenlerine dokunamazlar. Çocuklar da aynı şekilde başkalarının bu yerlerine dokunmamalıdır. Doktorlar, anne-baba ya da bakıcılar gerekli durumlarda ayrıcalıklı olabilirler. Yine de en ufak bir rahatsızlık hissettiklerinde ‘hayır’ demeleri gerektiğini çocuğunuza açıklamalı ve gerektiğinde ‘hayır bana dokunma’ demeye teşvik etmelisiniz. Çocuğunuza sır tutmanın, iyi ve kötü sırların ne olduğunu da öğretmelisiniz. İyi sırlar mutluluk verir, kötü sırlarsa mutsuzluk verir. İstismarcılar, sıklıkla ‘bu bir sır, aramızda kalsın, sakın kimseye söyleme’ derler. Eğer çocuğunuza, kötü sırları saklamaması gerektiğini öğretmediyseniz, istismara uğradığı takdirde, ‘sır tutmak her zaman iyidir’ düşüncesi ve yanılgısıyla bunu size söylemeyebilir. Çünkü çocukların kural algısı yetişkinlere göre daha katı olabilmektedir. Bir kural koyduğunuzda, o kuralı bozabileceği istisna durumlarını ona öğretmezseniz, çocuklar ne pahasına olursa olsun o kurala bağlı kalabilirler. Benzer biçimde, ‘başkalarına bağırmak, başkasını itmek’ sıradan koşullarda çocuğunuzun yapmasını istemediğiniz davranışlardır ve ona öğrettiğiniz kurallardandır. Ancak bu kuralları, kendisine yaklaşılmasından rahatsızlık duyduğu, hoşlanmadığı bazı durumlarda bozabileceğini ona açıkça anlatarak öğretmelisiniz. Çocuğunuza iyi ve kötü dokunmaların neler olduğunu da öğretmelisiniz. İyi dokunmalar ailemizin, arkadaşlarımızın ve diğer tanıdık çevremizin bizi önemsediğini hissettirir. Kötü dokunmalar ise bize kendimizi kötü hissettirir. Kötü bir dokunma sezdiğimizde kendimizi öfkeli ve kirlenmiş hissederiz. Çocuğunuza, kötü dokunmaya maruz kaldığında, ‘dokunma’ diyebilmesini, gerektiğinde çevresinden yardım istemesini, bağırmasını ya da kötü dokunan kişiyi itip kaçmasını söyleyebilirsiniz” şeklinde konuştu.

    “ÇOCUKLARINIZI DUDAKLARINDAN KESİNLİKLE ÖPMEMELİ”

    Çocuklara mutlaka cinsel eğitimin verilmesi gerektiğini ifade eden Böcü şunları söyledi: “Cinsellik hakkında yaşına göre bilmesi gerekenden daha az bilgiye sahip olması çocuğunuzun cinsel istismara maruz kalma riskini de arttırır. Çocuğun olası tacizlere karşı kendini koruyabilmesi için sağlıklı bir cinsel bilgiye ihtiyacı vardır. Örneğin, çocuğunuz size ‘ben nasıl doğdum?’ sorusunu sorduğunda ona ‘seni leylekler getirdi’ demek doğru olmayan ve faydasız bir açıklamadır. Bunun yerine, çocuğun yaşına göre bir açıklama yapmak en doğrusudur. Örneğin, çocuğunuz küçükse ‘biz annenle veya babanla birbirimizi sevdik, evlendik. Daha çok sevdiğimizdeyse sen oldun’ denilebilir. Eğer çocuğunuzun yaşı bu açıklamadan tatmin olmayacak kadar büyükse açıklamayı yapan ebeveyne göre ‘annenin yumurtalarıyla benim tohumlarım birleşti ve bu birleşmeden yaklaşık 9 ay sonra sen doğdun’ denilebilir. Eğer çocuğunuzun yaşı daha büyükse, artık cinsel birleşmenin ne olduğunu, bu konuda yazılmış ve görsellik içeren kitaplardan yararlanarak onunla birlikte okumalı ve ona gerekli açıklamaları yapmalısınız. Unutmayın, çocuğunuza zamanında ve doğru bilgiler içeren cinsel eğitim vermek, çocuğunuzu cinsel istismardan korur, yetişkinlik döneminde daha sağlıklı bir cinsel hayatı olmasına da katkıda bulunur. Doğru bilgiye dayanan ve çocuğun yaşına göre cinsel eğitim vermek aynı zamanda her anne ve babanın annelik ve babalık görevidir. Çocuğunuz yaklaşık 2 yaşına geldiğinde yatağını ayırmalısınız. Bunun için gerekirse bir uzmandan bu konuda destek de alabilirsiniz. Çocuğunuzun özel yani mahrem alanı olduğunu ona öğretmeli ve o alana öncelikle siz girmemelisiniz. Çocuğunuz fiziksel yeterliğe ulaştığında genital bölgelerini, artık kendisinin temizleyebileceğini ona öğretmelisiniz. Özellikle erkek çocuklarının cinsel organını uygun olmayan yerlerde bir başkasına göstermesi için asla talepte bulunmamalısınız. Bunun için ısrar etmemeli ve çocuğunuzu kesinlikle zorlamamalısınız. Kız çocuğunun da erkek çocuğunun da genital bölgelerinin aynı derecede özel olduğunu unutmayın. Çocuklarınızı dudaklarından kesinlikle öpmemeli ve iyi niyetle ya da oyun amacıyla da olsa kimsenin onu öpmesine izin vermemelisiniz. ‘Bana bir öpücük verirsen sana şeker veririm’ gibi yanlış diyaloglarda duruma müdahale edip hemen düzeltmeli ve çocuğunuz istemediği takdirde kendisini öptürmesi için ısrar etmemelisiniz. Çocuk istemediği takdirde, hiç bir arkadaşınızın, komşunuzun ya da bir yakınınızın çocuğunuzu öpmesine asla izin vermemelisiniz. Özel alan ve özel bölge kavramlarını edinen çocuklar cinsel istismara karşı daha iyi korunmuş olacaklardır.”

  • Depresyon Anneden Çocuğa Miras

    Uzman Psikolog Özge Genlik, depresyonun anneden çocuğa miras olduğunu söyledi. Genlik, “Ana rahminde oluşumumuzun başlama anından itibaren çocukluk dönemindeki yaşanmışlıkların kişinin tüm yaşam deneyimlerine yansımasını araştıran ve beden-zihin-ruh zemininde uygulamalarını sürdüren doğum psikolojisi disiplininin araştırmalarına göre; anne adayının duygusal ve fizyolojik sağlığı karnındaki bebeği etkilemekte” dedi.

    Yapılan son bilimsel araştırma sonuçlarına göre, sperm ve yumurta birleşme anından itibaren, fetusun gelişimi ve ardından doğum anı ’öz’ünüzde, gerçeklikte kim olduğunuzun en önemli belirleyicisi olduğunu anlatan Uzman Psikolog Özge Genlik, “Yaşam hakkındaki hissiyatlarınızı, yaşamda alacağınız kararları, hatta psikolojik ve fizyolojik olarak karşılacabileceğiniz hastalık ve sorunların biçimlendiği anın dünyaya gelmeyi seçtiğiniz ’an’da oluşmaya başladığını biliyor musunuz? Ebeveynlik, bir canın dünyaya gelmesine vesile olmayı seçtiğiniz an başlayan bir süreçtir. Hamilelik süreci boyunca duyularımızın merkezi olarak nitelendirilen ’limbik sistem’ aktiftir. Dolayısı ile hamilelik süreci, anne adayının kendi içsel dinamiklerini keşfettiği; kendi annesi ve partneri/eşi ile olan ilişkisini yeniden düzenleme ihtiyacı hissettiği, kendi benliğini tümüyle anlamlandırmak istediği bir içsel yolculuktur” diye konuştu.

    “Gebelik sürecinde anne adayının biyo-psikolojik olarak yatkın olduğu psikolojik sorunlar yüzeye çıkabilir, çünkü o güne değin bastırılmış ifade bulmamış enerjiler/duygular ifade bulmak isteyecektir” diyen Uzman Psikolog Özge Genlik, “Doğum öncesinde, anne adayının geçmiş travmatik izlerinden arınması sağlıklı bir insan Dünyaya getirebilmesi için çok önemlidir. Çünkü ana rahminde bebekler herşeyi algılamakta ve bedensel hafızalarına kaydetmektediler. Tüm travmatik deneyimlerin izleri bedensel hafızamızın kayıtlarında saklıdır. Yapılan son istatisksel araştırma sonuçlarına göre; anne adayının deneyimleyeceği ’depresif bozukluk’ (depresyon) süreci karnındaki bebeğin de aynı ’depresif bozukluk’ semptomlarını deneyimlemesine neden olmaktadır. Ve bebek dünyaya geldiğinde uygun çevresel/sosyal koşullar zemini oluştuğunda bir birey olarak ’depresif bozukluk’ deneyimleme ihtimali; psikolojik olarak sağlıklı bir anne adayının dünyaya getirdiği bebeğe oranla daha fazla olduğu bulgulanmaktadır” şeklinde konuştu.

    Anne karnında geçirilen “9 ay”lık sürecin tüm yaşamımızı biçimlendirdiğini ifade eden Uzman Psikolog Özge Genlik, “Rahim; dünyadaki hikeyemizin başladığı zemindir. Bu zeminde meydana gelen her türlü hissiyat dünyayı algılama biçimimizi şekillendirmektedir. Rahimde geçirdiğimiz süreçte anne adayının deneyimlediği her şeyi karnındaki bebek de birebir deneyimlemektedir. Dolayısıyla anne adayının doğum süreci boyunca ’doğum psikologu’ ile birebir çalışması ve travmatik deneyimlerini şifalandırması sağlıklı bir bebeğin dünyaya gelmesine vesile olur” dedi.

  • ’Okulda Oyun Var’ Konak’ta 5 Bin Çocuğa Ulaştı

    İzmir’in Konak ilçesinde, belediyenin başlattığı ‘Okulda Oyun Var’ projesi 50’nci oyunu geride bırakırken, minikler sahnelenen oyunla keyifli dakikalar geçirdi.

    Konak Belediyesi’nin kentte ilk olarak 2014 yılının Ekim ayında ’Sokakta Oyun Var’ sloganıyla başlattığı, ardından da ’Okulda Oyun Var’ olarak devam ettirdiği ’Konak’ta Çocuklar Eğleniyor’ projesi sayesinde bugüne kadar 5 bin öğrenci tiyatro izleme fırsatı buldu. Her hafta en az iki ilkokulda tiyatro oyunu sahneleyerek sanatı çocukların ayağına götüren proje kapsamında, tiyatro oyunlarının 50’ncisi Mustafa Kemal İlkokulu’nda sahnelendi. Konak Belediyesi Tiyatro Atölyesi’nin sahnelediği 50’nci oyun ünlü ’Bremen Mızıkacıları’ oldu. Grimm Kardeşler’in unutulmaz masalındaki eşek, köpek, kedi ve horozun başından geçen maceraların yer aldığı oyun, tiyatro sanatçıları Mahir Özel ve Serkan Koçak’ın yönlendirmesiyle bu kez kuklalar ile anlatıldı. İlk kez okullarında bir kukla gösterisi izleyen öğrenciler, dört kafadarın komik hikayelerini keyifle izledi. Kuklaları izleyen minik öğrencilerin kahkahalarını tutamadığı oyun büyük alkış aldı.

  • Elazığ’da 500 Çocuğa Bisiklet Dağıtıldı

    Elazığ’da ihtiyaç sahibi ve derslerinde başarılı olan 21 okuldan 500 çocuğa bisiklet dağıtıldı.

    Elazığ Valiliği himayesinde, Elazığ Dernekler Federasyonu(ELFED) ve Veloturk işbirliği ile 8-12 yaş grubu çocuklar için 500 adet bisiklet dağıtım töreni gerçekleşti. Bisiklet verilecek öğrenciler, 21 farklı okuldan ihtiyaç sahibi ve başarılı olan öğrenciler arasından seçildi. Elazığ Yakup Kılıç Spor Salonu’n gerçekleşen dağıtım törenine, Vali Murat Zorluoğlu, Belediye Başkanı Mücahit Yanılmaz, Milli Eğitim Müdürü Ahmet Bağlıtaş, Fırat Üniversitesi Rektörü Kudbettin Demirdağ, ELFED Genel Başkanı Faik İçmeli, Veloturk üyeleri, okul müdürleri ve öğrenciler katıldı. Halk oyunlarıyla başlayan tören ELFED Genel Başkanı Faik İçmelinin açılış konuşmasıyla devam etti.

    Daha sonra konuşan Belediye Başkanı Yanılmaz, Elazığ’ın sadece Elazığ’da yaşayanlardan ibaret olmadığını belirterek, “İl dışında Elazığ’da yaşayanların 5 misli hemşerilerimiz var. Yurt içinde ve dışında yaşıyor olmakla birlikte kalbi, gönlü, hevesi, arzusu ve muhabbeti Elazığ ile olan hemşerilerimiz var. Bu hemşerilerimizin varlıkları dahi burada bize güç veriyor. Onlarla onur duyuyoruz. Bu şekildeki destekler ve organizasyonlar Elazığ dışında yaşayan hemşerilerimizin bir araya gelmesine vesile olan organizasyonlardır” dedi.

    Bisikletlerini alacak çocuklara seslenen Yanılmaz, “Bilgisayarın başından kalkın. Elinizdeki akıllı cep telefonlarından oyun oynamayı bırakın. Park alanlarına çıkın ve bizi tabii oyunlarımızı oynayın. Hareket edin ve bisikletlerinize binin. Elazığ’da yaptığımı ve yapmaya devam ettiğimiz bisiklet yollarıyla ilimizde bisiklet kullanımı arttıracağız. Ne kadar çok bisiklet kullanırsanız o kadar spor yapmış olacaksınız. Bu güzel şehrimizde yaşanan, havasını teneffüs eden, spor yapan siz değerli yavrularımız sporla iç içe ne kadar büyüdükçe o kadar zinde olacaksınız ve geleceğe güvenle bakacaksınız” diye konuştu.

    Valilik, belediye ve Sağlık Müdürlüğü olarak Elazığ’da hareketli yaşamın artmasını desteklediklerini vurgulayan Vali Murat Zorluoğlu ise, “Çocuklarımızın, gençlerimizin ve insanlarımızın daha fazla spor yapmaları ve hareket etmelerini önemsiyoruz ve bunu gerçekleştirmek içinde bir çok projeyi hayata geçiriyoruz. Bisiklet kullanımı da bu manada çok önemli bir yere sahiptir. İlimizde bisiklet kullanımını çocuk ve gençlerimiz gerekse büyükler arasında yaygınlaşmasını arzu ediyoruz. Bunun için Cumhurbaşkanlığımızın himayesinde sağlık bakanlığımız tarafından bir proje başlatılmıştı. İnşallah bu yılda devam edecek. O çerçevede yine çocuk ve gençlerimizi bisikletlerle buluşturacağız” ifadelerinde bulundu.

    Elazığ’da ki bütün okullarda tam gün eğitime geçmek istediklerini ve bunun için yardımsever ve iş adamlarını desteğe çağıran Zorluoğlu, şunları kaydetti:

    “Bunun çalışmasını Milli Eğitim Müdürlüğümüz ile yaptık. İl etapta bu maksada ulaşabilmek için bütün çocuklarımızın sabah makul bir saatte kalkıp gitmeleri ve yine öğlenden sonra makul bir saatte evlerine döndükleri bir eğitim ortamına ulaşmak için bir çalışma yapıyoruz. Gördük ki ilk etapta bize minimum bin ilave derslik lazım. Elazığ’da bin ilave derslik yaparsak bütün öğrencilerimizin tam gün eğitime kavuşturmuş olacağız. Bunu gerçekleştirmek için Elazığ’da ve dışarıdaki hayırsever ve iş adamlarımızı Elazığ’a eğitim yatırımı yapmaya davet ediyorum.”

    Konuşmaların ardından Vali Zorluoğlu, Başkan Yanılmaz ve diğer protokol üyeleri çocuklara bisikletlerini verdi.

    Kardeşiyle beraber ilk defa bisiklet aldığını için çok mutlu olduğunu dile getiren Suriyeli Meryem Hamza, Bisiklet kullanmayı çok sevdiğini ve bisiklet kullanmanın çok sağlıklı olduğunu dile getirdi.

    Önceden bisikleti olmadığını ve çok mutlu olduğunu aktaran Menan Hamza ise “Şimdi bisikletim olduğu için çok mutluyum. Bisikletimle spor yapmak istiyorum ve okula gidip gelmek için kullanacağım” ifadelerini kullandı.