Etiket: Çırçır

  • Çırçır fabrikasında yangın

    Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesindeki bir çırçır fabrikasında çıkan yangında bin 500 ton pamuk kül oldu.

    Viranşehir-Şanlıurfa karayolunun 24. kilometresi üzerinde bulunan çırçır fabrikasında elektrik kontağından yangın çıktı. Yangında bin 500 ton pamuk kül oldu. Yangının çıktığı Organize Sanayi Bölgesine giden Viranşehir Kaymakamı Ömer Çimşit yangın söndürme ve soğutma çalışmalarına nezaret etti. Viranşehir Belediyesi ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi araçlarının sürdürdüğü yangında söndürme ve soğutma çalışmasına İlçe Jandarma Komutanlığı ve İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne ait TOMA’lar da destek verdi. Yangın itfaiye ekipleri tarafından kısa sürede kontrol altına alınırken, Kaymakam Çimşit, fabrika sahibi Felemez Nimetoğlu ile görüştü.

    Çimşit, meydana gelen zarardan ötürü üzüntülerini dile getirerek, yaralanma ve can kaybının olmamasının sevindirici olduğunu söyledi.

  • Çırçır fabrikasında yangın

    Şanlıurfa’da bir pamuk çırçır fabrikasında çıkan yangın, itfaiye ekiplerinin yaklaşık bir saatlik çalışması sonucu söndürüldü.

    Edinilen bilgiye göre, Şanlıurfa Organize Sanayi Bölgesindeki bir pamuk çırçır fabrikasında yangın çıktı. Yangın nedeniyle bölgeye itfaiye ekipleri sevk edildi. Olay yerine giden 8 itfaiye aracı ile 26 itfaiye personeli yangına müdahale etti. Haliliye, Eyyübiye ve Karaköprü Belediyelerinin su tankerleri de itfaiye araçlarının su ihtiyacını karşılamak için bölgeye gitti. Yangın, itfaiyenin müdahalesi sonucu yaklaşık bir saatte söndürüldü.

    Yangının kesin çıkış nedeninin araştırıldığı öğrenildi.

  • Şanlıurfa çırçır fabrikasında yangın

    Şanlıurfa’nın organize sanayi bölgesinde bulunan çırçır fabrikasında yangın çıktı.

    Edinilen bilgiye göre, Şanlıurfa Organize sanayi bölgesinde bulunan çırçır fabrikasında henüz bilinmeyen bir sebepten yangın çıktı. Yangın itfaiye ekiplerinin uzun uğraşları sonucu kontrol altına alındı. Yangında can kaybı olmazken, fabrikada büyük çaplı maddi hasar meydana geldi

    .Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

  • 100 yıllık çırçır fabrikası Gözlükule Höyüğü Araştırma Merkezi’ne dönüştü

    Boğaziçi Üniversitesi tarafından Tarsus’da restore edilerek akademik çalışmalara ev sahipliği yapmak üzere kültür ve tarih merkezi haline getirilen Saint Paul Kilisesi Anıt Müzesi yanında bulunan 100 yıllık eski çırçır fabrikası Gözlükule Höyüğü Araştırma Merkezi olarak akademik araştırma ve arkeolojik çalışmalara başladı.

    Anadolu’nun tarihi ile ilgili önemli bilgilerin elde edilmesi için Boğaziçi Üniversitesi tarafından, Gözlükule Höyüğü’ndeki arkeolojik araştırmalar paralelinde, akademik çalışmaların yürütüleceği Gözlükule Höyüğü Araştırma Merkezi’nin açılışı 18 Şubat Cumartesi günü Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan ile Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan’ın katıldıkları törenle gerçekleşti. Törene Mersin Valisi Özdemir Çakacalı, Tarsus Kaymakamı Yüksel Ünal ve Tarsus Belediye Başkanı Şevket Can da katıldı.

    “Boğaziçi yaparsa en iyisini yapar”

    Kalkınma Bakanı Lütfü Elvan törende yaptığı konuşmada, Boğaziçi Üniversitesi’nin her projesinde nitelikli, vasıflı ve kusursuz çalışmalara imza attığını vurgulayarak, “Boğaziçi Üniversitesi yaparsa, en iyisini yapar” dedi. Mersin ve Tarsus gibi binlerce yıllık arkeolojik geçmişe sahip olan bir bölgede arkeoloji bağlamında yapılacak pek çok çalışma olduğunu belirten Bakan Elvan, bu çalışmalarda Boğaziçi Üniversitesi’ne destek vermeye hazır oldukları mesajını iletti.

    “Gözlükule, Cumhuriyet döneminde kazı izni verilen ilk 3 önemli bölgeden biri”

    Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı da yaptığı konuşmada Gözlükule Höyüğü’nün Cumhuriyet döneminde resmi olarak arkeolojik kazı yapma izni verilen, Alacahöyük ve Truva ile birlikte üç bölgeden biri olduğunu, bu nedenle çok büyük değer taşıdığının altını çizdi Avcı, Gözlükule Höyüğü Araştırma Merkezi’nin kamuoyu ile buluşmasından çok mutlu olduğunu ifade etti. Avcı ayrıca, bölgede 30’lu ve 40’lı yıllarda kazları ilk başlatan isim olan Hetty Goldman’ın ve Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nün değerli hocalarından, 2009’da kaybettiğimiz Günhan Danışman’ın da anarak bu projeyi bugüne ulaştıran isimler olduklarını vurguladı.

    “Boğaziçi’nin kurumsal iradesinin başarısıyla ortaya çıkan proje”

    Açılışta bir konuşma yapan Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan, Boğaziçi Üniversitesi’nin Tarsus Gözlükule’de sürdürdüğü bu projenin üniversitenin, ilgili bakanlıkların da desteğiyle, kurumsal iradesinin bir yansıması olarak ortaya çıktığını vurguladı. 1930’lardan bu yana bölgede yapılan kazı çalışmalarını anımsatan Özkan, özellikle bu bölgede yapılan çalışmalar sonucunda Anadolu’nun kültür tarihini şekillendiren yaşam biçimlerini, mimari tarzları daha iyi tanımaya başladığımızı aktardı. Özkan, Tarsus ile Boğaziçi Üniversitesi arasındaki yaklaşık 910 kilometrelik mesafeye rağmen akademik çalışmaların yapılabildiğinin önemli bir göstergesi olduğunu belirtti.

    Rektör Mehmet Özkan, Çukurova’da pamuk üretiminin azalması sonucunda işlevini yitiren eski çırçır fabrikasının, 2002 yılından itibaren önce kısmen, 2013 yılında ise tamamen, Gözlükule Höyüğü’nde arkeolojik çalışmalar yürüten Boğaziçi Üniversitesi’ne, Araştırma Merkezi olarak değerlendirilmesi amacıyla tahsis edildiğini belirtti. Restorasyon çalışmalarının 2002 yılından bu yana Gözlükule Höyüğü Kazı ekibi tarafından yönlendirilerek Boğaziçi Üniversitesi’nce yürütüldüğünü belirten Özkan, “Bu heyecanla, Boğaziçi Üniversitesi olarak Türkiye’deki arkeolojik araştırmaların uygun ve müstesna bir ortamda yürütülebilmesine ve aynı zamanda bölgenin kültürel mirasının onarılıp, kullanılarak korunmasına örnek olması açısından son derece önemli bu çalışmayı sizlerle de paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Bu binayı bilimsel çalışmalar yapılmak üzere Boğaziçi Üniversitesi’nin kullanımına açmasından dolayı Kültür ve Turizm Bakanlığımıza, çalışmalarımıza verdiği destekten dolayı Kalkınma Bakanlığımıza sonsuz teşekkürlerimi de iletmek istiyorum” dedi. Özkan, şöyle devam etti:

    “Boğaziçi Üniversitesi olarak Tarsus-Gözlükule Kazı ve Araştırmaları’nın temel amacı, bölgenin kültürel mirası olan bu höyüğün, etrafındaki kent dokusu ve doğal çevresi ile beraber algılanması, belgelenmesi ve sürdürülebilir şekilde korunmasına katkıda bulunmaktır. Bu merkezde yapacağımız çalışmalarda höyüğün farklı katmanlarından elde edilen binlerce yıllık kalıntılar, birbirini takip eden dönemlerin karşılaştırmalı bir şekilde incelenmesi neticesinde Anadolu’nun tarihine ışık tutun eserleri inceleyecek, eğitimler ve kazı çalışmaları ile tarihin farklı katmanlarını gün ışığına çıkaracağız.”

    Gözlükule Höyük’te arkeoloji çalışmaları yürüten ekibin lideri Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Aslı Özyar da açılışta yaptığı konuşmada, Tarsus’ta bulunan ve Tunç Çağı, Hititler, Abbasiler ve Roma dönemleriyle alakalı bulgular elde etmeye imkân tanıyan Gözlükule Höyüğü’nde yürüttükleri arkeoloji çalışmalarda binlerce yıllık kalıntıların, birbirini takip eden dönemlerin karşılaştırmalı bir şekilde incelediklerini belirtti. Bu çalışmaların Anadolu’nun tarihine ışık tutulmasını sağladığını belirten Özyar, “Anadolu’nun tarihi ile ilgili önemli bilgilerin elde edilebileceği Gözlükule Höyük’te derinlemesine arkeolojik çalışmaların yapılabilmesi için höyüğün hemen yanında bulunan eski Çırçır Fabrikası’nın Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Boğaziçi Üniversitesi’ne tahsis edilmesi, bu araştırmaları yürütmemiz açısından çok önemli bir ortamı hazırladı. Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü tarafından 2001 yılında Tarsus-Gözlükule höyüğünde başlatılan araştırmaların amacı kuzeydoğu Akdeniz bölgesindeki yeni arkeolojik çalışmalarla yeniden oluşmaya başlayan dinamik akademik diyalog eşliğinde Goldman dönemi kazılarından beri halen cevaplanmamış birtakım sorulara ışık tutacak verilere ulaşmaktır. Boğaziçi Üniversitesi’nin başlattığı yeni çalışmalar kapsamında hâlihazırda Geç Antik Çağ’dan Erken İslami Dönem’e geçiş ile Tunç Çağı’ndan Demir Çağı’na geçiş süresinde (yaklaşık M.Ö. 1200’ler) yaşanan değişim ve devamlılıklar inceleniyor. Ayrıca zaman içinde gelişen arkeolojik teknikler ve ilgili teknolojilerden faydalanarak hem eski kazılardan elde edilmiş veriler yeniden değerlendirilecek, hem de daha kontrollü kazılar ile dönemlerin stratigrafik ilişkileri daha iyi anlaşılacaktır” dedi.

  • Çırçır Deresi Madde Bağımlıların Yuvası Haline Geldi

    Adıyaman’da, Ali Taşı mahallesinde bulunan Çırçır Deresi madde bağımlısı şahısların yuvası haline geldi.

    Ali Taşı Mahallesinde yer alan Çırçır Deresi içerisine gelen kimliği belirsiz şahıslar uyuşturucu madde kullanmaya devam ediyor. Madde bağımlı şahısların yuvası haline gelen Çırçır Deresi içerisinde bali poşetleri, alkol şişeleri, çakmaz gazı tüplerinden adeta geçilmezken mahalle sakinleri ise madde bağımlıları yüzünden her zaman korku içerisinde yaşadıklarını söyledi. Yaşanan olaylara rağmen Çırçır Deresi madde bağımlısı şahıslar tarafından kullanılmaya devam ettiğini belirten mahalle sakinleri durumdan oldukça rahatsız olduklarını ve korku içerisinde evlerine gidip geldiklerini kaydederek, yetkililerden yardım talep ettiklerini ifade etti.

    Bu tür olayların artık yaşanmamasını istediklerini söyleyen mahalle sakinleri, “ Bu yaşanan bunca olaylar sonrasında bizler bu dere yakınlarında ikamet etmekten korkar hale geldik. 2014-2015 yıllarında buralarda bir çok olay yaşandı. Umut ediyoruz ki, bu olaylardan sonra başka olaylarda yaşanmaz. Gece saatlerinde evlerimize gidip geldiğimiz zamanlar korku içerisinde yolu kullanmak zorunda kalıyoruz. Bizler bu tür olayların yaşanmaması için yetkililerden konunun çözümüyle ilgili yardımlar ve çalışmalar bekliyoruz. İhbarlar üzerine kısa sürede polis ekipleri geliyor ama dere yatağı büyük ve karanlık olduğu için ihbar edilen şahıslar dere yatağının farklı noktalarından çıkıp kaçarak polislerden kutuluyorlar. O yüzden bizler konuyla ilgili çözüm istiyoruz” şeklinde koştular.

    Madde bağımlıları tarafından sürekli kullanılan Çırçır Deresi içerisinde 18 Ağustos 2013 tarihinde uyuşturucu ticari yapan 4 şahıs yakalanmış, 21 Mart 2014 tarihinde defalarca bıçaklanarak ağır yaralanmış bir erkek şahıs bulunarak hastaneye kaldırılmış, 22 Mart 2014 tarihinde çok sayıda silah sesleri, 14 Nisan 2014 tarihinde 6 yaşındaki çocuğun zorla dereye götürülmesi gibi ihbarlar yapılmış ve ihbarlar neticesinde polis ekipleri incelemeler yapmıştı. Aynı zamanda dere içerisinde 23 Şubat 2015 tarihinde yeni doğmuş bir bebek cesedi, 20 Eylül 2015 tarihinde de defalarca bıçaklanarak ağır yaralanan 2 erkek şahıs bulunmuştu.