Etiket: Cinsiyeti

  • Cinsiyeti tayin edilmiş spermalarla karlılık arttırılacak

    Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı’nca desteklemelerde yapılan değişikliğin ardından Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği yeni bir proje hazırladı. Proje kapsamında yurtdışından ithal edilecek cinsiyeti tayin edilmiş erkek spermalarla yapılacak kullanma melezlemesi uygulaması ile artık Aydınlı yetiştiricinin besi materyalinden elde ettiği karlılık oranı artacak.

    2016 yılı için planlanan hayvancılık desteklemelerinin uygulamalarında, Bakanlık tarafından yapılan bazı değişikliklerin ardından Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak proje hazırladıklarını belirten Başkan Mehmet Sedat Güngör, “Bakanlığımızın yeni uygulamasına göre buzağı desteklemelerinde sistemlerde kayıtlı annelerden doğan her buzağı için verilecek desteklemede suni tohumlamadan doğma şartı kaldırıldı. Ayrıca farklı ırktan sperma kullanımı serbest bırakıldı. Bu değişiklikler ile damızlık sığır yetiştiricilerinin kayıt dışı tohumlar ve boğa kullanımı ile yaptığı tohumlama sayılarında artış gözlemliyoruz. Bu durumun daha da artması bekleniyor. Çünkü farklı baba kullanılarak elde edilen melez yavrunun besi performansındaki artılar yetiştiriciler tarafından fark edildi. Bu gerçek kapsamında ilimizde farklı ırktan doğan buzağılar ve baba kaydı bulunmayan melez ırkların sayısı artarken, sertifikalı saf ırklarımızın sayısı azalmaya başladı” diyerek saf ırkın kaybolmaması için proje çalışması yaptıklarını söyledi.

    “Tedbir Alınmazsa 5 Yılda yok oluyor”

    Yetiştiriciler olarak gerek Aydın’da gerekse ülke genelinde pek çok birlik tarafından yıllardır yapılan özverili çalışmalar sonucu elde edilen saf ırkların kaybolma tehlikesi ile karşı karşıya geldiğini kaydeden Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Güngör, “Farklı ırktan sperma uygulamasının devam etmesi halinde, gelecek beş yıl içerisinde Türkiye’de damızlık belgeli safkan sığır sayısında ciddi bir azalma beklenmektedir. Bu öngörüden de anlaşılabileceği üzere, belirli standartlarda ve kontrollü bir şekilde yapılmayan melezleme uygulamaları, yıllardan beri emek harcanarak belli bir noktaya getirilen saf ırklardaki ıslah çalışmalarına dönüşü olmayacak ciddi zararlar verebilecektir. Bu sorunlardan yola çıkarak, bugüne kadar yapılan ıslah çalışmalarına ket vurulmaması, ama aynı zamanda yetiştiricilerin de melezlemenin sağlayacağı fırsatlardan yararlanması adına ADSYB tarafından ‘Sütçü İşletmelerden Dönemsel Besi Materyali Üretimi İçin Faydalanma’ projesi tasarlanmış ve uygulanmaya başlanmıştır” diyerek proje ile kontrolsüz melezleme sonucu saf ırkın bozulmasının önüne geçileceğini söyledi.

    “Aydın Sahip Olduğu Avantajı Daha Verimli Kullanacak”

    Aydın’ın hayvancılık bakımından da oldukça avantajlı bir il olduğunu ve Birlik olarak bu avantajın verimli kullanılması için çalıştıklarını kaydeden ADSYB Başkanı Mehmet Sedat Güngör, “Aydın ili özelinde kontrolsüzce yapılabilecek melezlemelerin, yıllardır süren ıslah çalışmaları ile elde edilen saf ırk damızlıkları bozmasına izin verilmemelidir. Bu tespitlerin yönlendirmesiyle, ADSYB tarafından cinsiyeti tayin edilmiş erkek spermalar ile yapılacak dönemsel kullanma melezlemesi uygulaması planlanmıştır. Bu sayede saf ırkları bozmadan yürütülecek proje ile ticari karlılığın artırılmasını hedefliyoruz” dedi.

    “Cinsiyeti Tayin Edilmiş Spermalar Kullanılacak”

    Projenin en önemli ayağının cinsiyeti tayin edilmiş erkek spermalar olduğunu ve bu şekilde yetiştiricinin hem karlılık oranının artacağını hem de işletmedeki saf ırkın koruncağını ifade eden Başkan Güngör, “Üç yıl sürmesi planlanan projemizin, kontrolsüz melezleme uygulamaları ile oluşabilecek zararların önüne geçip, büyükbaş hayvancılık alanında et üretimi artışını sağlayarak ithalatı azaltıp, ıslahın gelişimine katkı sağlaması öngörülmüştür. Proje kapsamında yapılacak kullanma melezlemesi çalışmaları tamamıyla Birliğimiz kontrolünde yapılacaktır. Yapılacak bu proje sayesinde melezleme faaliyetleri, yetiştiricilere avantaj sağlayan bir uygulamaya dönüşecektir. Çünkü proje kapsamında elde edilecek melez buzağıların %99’u erkek olacağından, besi materyali olarak daha yüksek fiyatla satılabileceklerdir” dedi.

    Aydın’da üretilen kırmızı etin kalitesinin yüksek olmasına rağmen, birim hayvan başına üretilen kırmızı etin düşük olmasının, büyükbaş hayvan besi programlarının bir eksikliği olarak değerlendirilebildiğini kaydeden Başkan Güngör, “Kullanılan besi materyali, besi programlarının en önemli unsurudur. Bir besi materyalinin erkek, melez ve genç olması işletmeye çok ciddi katkılar sağlayabilir. Aydın’da hayvansal ürünleri değerlendirecek özellikle kırmızı et entegre tesislerinin azlığı gibi sorunlar da bulunmaktadır. Üretilecek kaliteli ve bol kırmızı et bu tür işletmelerin kurulup karlı bir şekilde devam etmesine de önayak olacak ve kaynak sağlayacaktır. Projemiz süregelen ıslah faaliyetlerinin devam etmesine ve gelişmesine de hizmet edecektir. Aynı zamanda, Onuncu Kalkınma Planı’nında belirlenen etçi tip sığır ve koyun yetiştiriciliğinin gelişmesine ağırlık verilmesi hedefine ulaşılmasına da katkı sağlayacaktır. İlaveten, bu proje ile Aydın ili damızlık sığır yetiştiricilerinin saf damızlık yetiştirmesine destek olunurken, kaliteli besi materyali ve kırmızı et üretiminin de önü açılacaktır. Uzun vadede ise, önemli bir model oluşturup, ülke geneline yayarak hayvancılığın gelişimine katkı sağlaması beklentiler arasındadır” diyerek proje sonucunda, elde edecek verilerin gelecek projelere ışık tutarak yeni hayvancılık politikalarının şekillenmesine katkı sağlayacağını kaydetti.

  • Doğduktan Bir Ay Sonra Cinsiyeti Belirlenebilen Çocuk Ameliyat İçin Destek Bekliyor

    Tokat’ta doğduğunda cinsiyeti belirlenemeyen ve hormonal testlerden sonra erkek olduğu tespit edilen 4 yaşındaki çocuk, ameliyat olabilmek için hayırseverlerden yardım bekliyor.

    Tokatlı Mustafa Kaya (30) ve Fatma Kaya (25) çiftinin ilk bebekleri 4 yıl önce dünyaya geldi. Kaya ailesi, bebeklerinin cinsiyetini öğrenmek istediklerinde ise şok oldu. Kız olarak dünyaya gelmesini bekledikleri bebeklerinin doktorlar cinsiyetini belirleyemedi. Dış genital organların görünümüne bakarak bebeğin cinsiyetine karar verilememesi nedeniyle bebeğe hormonal test yapıldı. Yaklaşık bir ay sonra çocuklarının erkek olduğunu öğrenen aile, sevinç ve hüznü bir arada yaşadı. Tıp dilinde kuşkulu genital yapı hastalığı teşhisi konulan bebek, tedavisi için il dışına sevk edildi. İstanbul’da bir hastanede yaklaşık 8 ay tedavi gören Eymen bebek, daha sonra Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi. Bir süre anne ve babası tarafından Samsun’da tedavi ettirilen çocuk 2 yaşlarına geldiğinde baba Kaya çalıştığı iş yerinde kaza geçirdi. Bacağından yaralanan Mustafa Kaya çalışamadığı için sigortadan aldığı 800 lira ve babasından annesine kalan aylık ile çocuğunun tedavisini yaptırmaya çalıştı. Aile hastaneye götüremediği için Eymen’in tedavisi yarım kaldı.

    Hamilelik döneminde yapılan testlerde doktorların bebeğinin down sendromlu olarak dünyaya geleceğini ve aldırması gerektiğini söylediklerini ifade eden anne Fatma Kaya, “’Down sendromlu, dili dışarıda, gözü kayık olabilir. Test yaptırın’ dediler. Test yaptırınca da yüzde 50 düşük yapma olasılığı varmış. Ben de test yaptırmak istemedim. Sonuçta ilk çocuğum. Allah vermiş ne olursa kabul ederim dedim. Doğumdan sonra da cinsiyeti ile ilgili sıkıntılar yaşadık” dedi.

    BEBEĞİNİN KOLUNA PEMBE VE MAVİ BİLEZİK TAKILDI

    Engelli bir bebek beklerken normal bir çocuk dünyaya getiren anne Kaya’nın bu sevinci fazla sürmedi. Bebeğinin kolunda mavi ve pembe bileklik takılı olduğunu gördüğünü ve buna ilk bakışta bir anlam veremediğini ifade eden anne Kaya, “Hamilelik sürecinde de sorun yaşadığım için doğum sonrasında çok kötü duygular yaşadım. Doğumdan sonra bebek yanıma getirildiğinde kolunda pembe ve mavi bileklik vardı. Daha sonra cinsiyetini tespit edemediklerini öğrendim. Samsun’a yönlendirdiler, orada yapılan testlerde genetik hormon olarak bebeğimin erkek olduğunu tespit ettiler ve tedaviye başlandı. Samsun’da kalacağımız yer olmadığından sürekli gidip gelmemiz gerektiği için tedavisi yarım kaldı. Tedaviye tekrar başlanması lazım ama maddi durumdaki sıkıntılarımızdan tedaviye götüremiyoruz. Biran önce oğlumun ameliyat olmasını istiyorum. Üç ameliyatla durumunun düzelebileceğini söylediler. Ameliyatın 3 yaşından sonra bezden çıktıktan sonra yapılması gerekiyor denildi. Eşim de iş kazası geçirdiğinden dolayı tedavisini yaptıramadık” diye konuştu.

    Anne Kaya, doğumdan bir ay sonra nüfus cüzdanı çıkartabildiklerini belirterek, “Bebeğimin cinsiyeti doğumdan sonra belirlenememişti. Cinsiyetini belirleyemediğimiz ve kimliğini bu nedenle bir ay geç çıkardığımız için para cezası yedik” dedi.

    “KIYAFETLERİNİ KIZ DİYE PEMBE OLARAK ALMIŞTIK, DOĞUMA KADAR KIZ DİYE SÖYLEDİLER”

    Çalıştığı iş yerinde geçirdiği kaza nedeniyle bir süredir çalışamadığını ve 800 liralık sigorta maaşıyla çocuğunun tedavisini yaptıramadığını ifade eden baba Mustafa Kaya ise, “Eşim hamile iken bebeğinin engelli olabileceğini ve aldırmamız gerektiğini söylediler. Aldırıp aldırmamakta kararsızlık yaşadık. Ama doğumdan sonra ufak diyorum yine de Allah kimseye vermesin rahatsızlığı çıktı. Tedavi sürecinde de epey bir zorluk çektik. Oğlumun biran önce sağlığına kavuşmasını istiyorum. 1,5 yıl boyunca erkek mi olur kız mı olur diye düşündük. Kıyafetlerini kız diye pembe olarak almıştık. Çünkü doğuma kadar kız diye söylediler. Sonradan erkek olduğu anlaşıldı” şeklinde konuştu.

    CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN YARDIM İSTEDİ

    Devlet büyüklerinden yardım isteyen Kaya, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan, büyüklerimizden çocuğumun sağlığına kavuşması için yardım bekliyorum. Ameliyat olamadığı için küçük tuvaletini yaparken çok zorlanıyor. Bu ameliyatın biran önce yapılmasın istiyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Dinçer: “Dilin Kemiği Yok Ama Cinsiyeti Var”

    Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA.DER) Danışma Kurulu Üyesi İlksen Surguç Dinçer, Türkiye’de kadın ve erkeklerin siyaseti ’erkek dili’ ile yaptığını belirterek, “Dilin kemiği yok ama cinsiyeti var” dedi.

    Dinçer, yaptığı açıklamada, siyasilerin üslubunu eleştirerek, saldırgan, küçümseyici, aşağılayıcı, ötekileştirici ve son derece zararlı bir dil kullanıldığını söyledi. Bu dilin, toplumu ayrıştırırken şiddeti de artırdığına işaret eden Dinçer, “Toplum olarak politikacıların şiddetine maruz kalıyoruz. Siyasette var olmaya çalışan kadınlar, ’bu dili kullanarak kabul edilmeye’ çalışıyor, çünkü sayıları çok az. Siyasi partiler ve seçim kanunu değişmedikçe, parti yönetimlerinde ve seçimlerde kota uygulanmadıkça, kadınlar adına değişim çok yavaş olacak. Yani siyasette hakim olan ve giderek ’zorbalaşan’ dili uzun yıllar görmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    KA.DER olarak partilere, birbirleri ile uğraşacaklarına, karşılıklı söz düellolarına gireceklerine, oturup sorunları ’ortak akılla’ çözme çağrısında bulunan Dinçer, “Her gün insanların teröre kurban gitmesinin, çocukların tacize, tecavüze, sömürüye uğramasının, kadın cinayetlerinin, yolsuzlukların, haksızlıkların önüne geçmenin yolu kavgadan değil barış dilinden, uzlaşmadan, karşılıklı ve toplumla doğru iletişim kurmaktan geçiyor” ifadelerini kullandı.