Etiket: cinsel

  • Kadınlara Cinsel Gücü Arttırıcı İlaç Uyarısı

    Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, cinsel fonksiyonlarını artırmak isteyen kadınların kullandığı ilaçların yan etkilerinin yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıktığını belirterek, kadınlara uyarılarda bulundu.

    Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) son zamanlarda kadınların cinsel fonksiyonlarını arttırmak için kullandığı ilaçlarla ilgili araştırma yaptığını ve bir ilacın kullanımına onay verildiğini belirtti. İlacın kadınların özellikle cinsel fonksiyonlarını yani arzulama bozukluğu düzeltmek için üretimine başlandığına dikkat çeken Doç. Dr. Çoksüer, “Bazı uzmanlar bu ilacın kullanımıyla ilgili olumlu görüş bildirirken bazıları ise olumsuz görüşler bildirmektedir. Fakat bizde çalışmalara baktığımızda bu ilacın etkisinin az olduğunu yan etkilerinin ise fazla olduğunu buna rağmen cinsel fonksiyonlarını düzeltmek için bu ilacın ileriki dönemlerde çok fazla kullanılacağı yönünde tahminler söylenmektedir. Erkeklerde kullanılan cinsel gücü artırıcı ilaçlar penise giden kan akımını artırmakta. Kadınlarda ise bu problem cinsel fonksiyon bozukluklarını tamamen beyindeki fonksiyon azalmasına bağlıdır” dedi.

    Bu nedenle kadın ve erkeklerin kullandığı cinsel gücü arttırıcı ilaçların aynı kategoride tutulmaması gerektiğine işaret eden Çoksüer, “Etki mekanizmasına baktığımızda kadınların kullandığı ilaç, beyindeki nörü transpiteri yani beyindeki serotonini düşürerek dopamin ve noradrenalinin nörü transpiterlerini artırarak etki etmektedir. Böylece beyince haz alma duygusu ve cinsel arzulama duygusunu artırarak etki göstermektedir. Yan etkilerine baktığımızda, bu ilacın çok ciddi zararların olduğu şeklinde çalışmalar vardır. En önemlisi baş dönmesi, ağrısı, tansiyon düşüklüğü ve bayılma etkilerinin olduğu gösterilmiştir” diye konuştu.

    “ÇABA GÖSTERMEK AKILLICA OLACAKTIR”

    Bu ilacın yan etkileri bakımında kullanımının kısıtlanabileceğini düşündüğünü anlatan Doç. Dr. Çoksüer, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sonuç itibariyle cinsel arzulama bozukluğu olan kişilerde bu ilacın kullanmasını kısıtlanmasını düşünüyorum. Bu ilacı kullanmak yerine daha çok bu problemin nereden kaynaklandığını düşünüp buna yönelik çabalar göstermek akıllıca çözüm olacaktır. Neticede bu ilaçların yan etkisinin fazla ve etkilerinin az olduğu için bu ilaçtan mümkün olduğunca temkinli kullanılması gerekir.”

  • Dünya’da Her Beş İnsandan Biri Cinsel İsteksizlik Yaşıyor

    Psikiyatrist/Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, dünya da her beş insandan birinde cinsel isteksizlik görüldüğünü belirtti.

    Cinsellikten uzaklaşma ve isteksizliğin birçok nedene bağlı olduğunu ifade eden Dr. Üney, “Bazen bu duruma fiziksel sorunlar neden olurken, bazen de psikolojik sorunlar neden olmaktadır. Cinsellikten soğuma esasında isteksizlik olarak ortaya çıkmaktadır. Cinsel problemlerle psikoterapistlere başvurmanın en sık nedenidir. Hatta cinsel problemlerin yarısı bu konuyla ilgilidir. Ülkemizde bu konu bir tabu olarak karşımızdadır. Bunun en sık nedeni cinsellik hakkında bilgi eksikliği veya yanlış bilgilenmedir.” dedi.

    Birçok kişinin cinselliği ergenlik döneminde arkadaşlarından öğrenmeye başladıklarını kaydeden Psikiyatrist/Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, “Bunun en büyük sakıncası arkadaşların bilgi düzeyi de aslında kendilerinin ki kadardır. Bu durumda eksik ve yanlış öğrenme doğaldır. Bununla birlikte; cinsel isteksizlik genel olarak bir kader gibi algılanmakta, çift kendi arasında bu konuyu konuşmaktan uzak durmaktadır. En çok yanlış bilgi; erkekler her zaman isteklidir ve kadınların cinsel isteğinin olması ayıp olmasıdır.” diye konuştu.

    Dünyada da ve ülkemizde her beş kişiden birinin cinsel isteksizlik yaşadığını, kadınların erkeklere göre cinsellikten daha fazla soğumuş durumda olduklarını kaydeden Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, şöyle konuştu:

    “Amerika’da yapılan bir araştırmada erkeklerin yüzde 15’i kadınların ise yüzde 32’si cinsellikten soğumuş durumdalar. Bizim ülkemizde de benzer ve belki de kadınlar açısından durum daha vahimdir. Cinsellikten soğumanın bedensel nedenleri; şeker hastalığı, kalp hastalığı, tansiyon problemleri gibi yaşam boyu süren hastalıklar, kanserler, menopoz, kullanılan ilaçlar ve hormonsal sorunlardır. Bedensel sorunlarda cinsellik, ne yazık ki hekimlerle konuşulmamakta, bu ayıp sayılmakta, bu konuda neler yapılabileceği araştırılmamaktadır. Zaten ciddi bir fiziksel

    hastalığı olan kişinin bunu dert etmesi tuhaf karşılanmaktadır. Oysaki cinsellik yaşam boyudur. Cinsellikten soğuma daha çok psikolojik kökenlidir.”

    Kadınlarda cinsellikten soğumanın nedenleri:

    1. Cinsel konuda bilgi yetersizliği, 2. Cinsel konularda istekli gözükürse, bunun başka anlamlar çekilmesi kaygısı, 3. Aldatılma, 4. Ön sevişme süresinin kısalığı, 5. Kendi bedeniyle ilgili beğenilme kaygısı, 6. Orgazm olamama, 7. Depresyon, 8. Evlilikte uyumsuzluk, 9. Hamile kalma korkusu, 10. Yeterince duygusallık yaşayamama, 11. Erkeğin kadın cinselliği konusunda bilgisizliği, 12. Cinsel istekleri konusunda kendi ifade edememesi, 13. Cinselliğin başlatılmasını erkekten bekleme, 14. Olumsuz yaşanan ilk deneyim, 15. Menopoz, 16. Mastürbasyon yapmama, 17. Vajinusmus (Birleşememe), 18. Hamilelikte cinsellik konusunda yanlış bilgiler, 19. Emzirme, 20. Sözel şiddet, 21. Fiziksel şiddet, 22. Suçluluk duyguları, 23. Cinsellikte eşe itaat algısı, 24. Cinsel taciz ve tecavüzler.

    Erkeklerde cinsel istekte azalma nedenleri:

    1. Sertleşme sorunu, 2. Erken boşalma, 3. Evlilik sorunları, 4. Ağır ve uzun çalışma saatleri, 5. Bilgi eksikliği, 6. Partnerinin isteksizliği, 7. Aldatma, 8. Eşinin dışında başka kadınlarla cinsellik, 9. Olumsuz yaşanan ilk deneyim, 10. Ekonomik sorunlar, 11. Depresyon, 12. Cinsellikte başarılı olamama korkusu, 13. Yaşlılık, 14. Gizli eşcinsellik.

  • Labioplasti İle Cinsel Organ Estetiği

    Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Nazmi Bayçın, labioplasti ile cinsel organ estetiği operasyonları hakkında bilgi verdi.

    Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Nazmi Bayçın açıklamasında, “Kadın cinsel organı olan vajinanın iç dudakları, vajina ağzının her iki tarafında yer alan deri kıvrımlarıdır. Tıp dilinde labium minus veya labia minora, halk dilinde küçük dudak olarak adlandırılır. İç dudakların, dış dudaklardan hafifçe sarkacak kadar büyük olması herhangi sağlık sorununa yol açmaz. Estetik olarak burada kadınlar için hoş olmayan bir görünüm oluşur sadece. Cinsel organ iç dudakları, yabancı cisim ve bakterilerin vajina içine rahatça girmesini engelleyen bir bariyer görevi görür. İç yüzeyinden salgılanan sıvılar ile de sürekli nemli kalmasını sağlar. Fakat aşırı büyüklükte olan iç dudaklar, faydalarından daha fazla zarara yol açarlar. Böyle bir durumda ter, vücut atıkları ve diğer salgıların deri kıvrımları arasında birikerek kötü bir koku ortaya çıkarırlar ve hijyenik zorluğundan dolayı mantar enfeksiyonlarına da zemin hazırlarlar. İç dudakların büyük olması psikolojik sorunların da temelini meydana getirir. Kadınların büyük çoğunluğu bu tür bir problemi yaşasalar da sadece kendilerinde olduğunu düşündükleri için bir çözüm yolu da aramazlar. Ancak iç dünyalarına attıkları bu sıkıntı, aile hayatlarını da zaman içinde ciddi anlamda etkilemeye başlar. Bu nedenle bu tarz sorunları olan bayanların çekinmeden uzmanlara görünmeleri hem ruh hem de günlük yaşantıları için oldukça faydalı bir seçim olacaktır. Labioplasti ameliyatı olan tüm kadınlar ileride hamile kalıp doğum yapabilirler. Bu anlamda hiçbir sakıncası bulunmamaktadır” dedi.

    “AMELİYAT NASIL GERÇEKLEŞİR?”

    Opr. Dr. Nazmi Bayçın labioplasti ameliyatı ile ilgili olarak, “Labioplasti yani içi dudak küçültme ameliyatındaki en önemli noktalardan birisi ameliyat sonrasında herhangi bir iz kalmamasıdır. Gerçekleştirilen operasyonun bir iz oluşmayacak ve başkaları tarafından anlaşılmayacak şekilde yapılması önemlidir. Burada kıstas olarak şunu alabiliriz: Siz ameliyat olup yeterli süre geçtikten sonra bir kadın hastalıkları tarafından muayene edildiğinizde bir ameliyat geçirdiğiniz bu uzman tarafından anlaşılmıyorsa bu oldukça başarılı geçmiş bir operasyondur diyebiliriz. Hem operasyonu gerçekleştiren cerrah hem de hasta için bu başarıyı elde etmek önemlidir. Gerçekleştirilen operasyon standart iki tekniğe göre yapılabileceği gibi kişiye özel olarak da bir operasyon tasarlanıp uygulanabilir. Labioplasti ameliyatı hastane şartlarında gerçekleştirilmesi gereken bir operasyondur. Ameliyat sırasında genel ya da lokal anestezi uygulanabilir. Burada seçim hastanın tercihine göre yapılmaktadır. Bu operasyon teknik olarak yüksek seviyede ihtimam gösterilmesi gereken bir ameliyattır. Aksi bir durumda dudak kenarı girintili çıkıntılı bir görünümde iyileşebilir. Operasyon, normal koşullarda 40-50 dakika kadar bir sürede tamamlanır. Labioplasti ameliyatı sırasında kullanılan farklı teknikler mevcuttur. Hangisinin uygun olacağına hastanın beklentilerine paralel olarak ben karar veririm. Labioplasti ameliyatlarını çoğunlukla derin uyku eşliğinde lokal anestezi altında gerçekleştiriyorum” şeklinde konuştu.

    “İYİLEŞME DÖNEMİ NASIL GEÇER?”

    Ameliyat sonrası iyileşme dönemi için de Opr. Dr. Nazmi Bayçın, “Labioplasti operasyonu sonrasında pek fazla bir ağrı sızı hissetmeyeceksiniz. Ameliyat sonrasında bir miktar istirahat edip evinize gidebilirsiniz. Bu noktadan sonra da normal hayatınıza devam edebilirsiniz. Dikiş yerlerinde kendi kendine eriyen ipler kullandığımız için de dikiş aldırma sıkıntısı oluşmayacaktır. Bu ameliyat sonrasında, cinsel organ bölgenizi temiz tutmak yeterli olur ve estetik dikiş uygulandığı için özel bir pansumana gerek yoktur. Buradaki tek kısıtlama cinsel ilişki konusundadır. Birkaç hafta boyunca ameliyat kaynaklı yaraların iyileşmesi için beklemek gerekir. Labioplasti pek riskli sınıfta bir ameliyat değildir ve sonrasında komplikasyon yani ameliyat sonrası problem çıkma yüzdesi de oldukça düşük seviyededir. Ameliyat sonrasında oluşabilecek hafif ağrılarla iyileşme dönemini ayakta geçirirsiniz. Hızlı şekilde iyileşmesi ve ortaya çıkan sonuçlar oldukça yüz güldürücü olduğu için, kişilerin labioplasti sonrası memnuniyet yüzdesi gerçekten yüksektir” diye konuştu.

  • Cinsel istismar çocuğun ölümüne yol açabilir

    Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Meda Kondolot, “Bazen tek bir istismar ve ihlal çocuğun ölümü ile sonuçlanabilir” dedi.

     

    Kocasinan Rehberlik ve Araştırma Merkezi ve Kocasinan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen ‘Çocuk İstismarı ve Ruhsal Boyutu’ konulu konferansta konuşan Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Meda Kondolot, “Bazen tek bir istismar ve ihlal çocuğun ölümü ile sonuçlanabilir” dedi.

    Kocasinan Rehberlik ve Araştırma Merkezi ve Kocasinan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından ‘Çocuk İstismarı ve Ruhsal Boyutu’ konulu konferans düzenlendi. Kadir Has Kongre Merkezi’nde düzenlenen konferansa, Kocasinan Kaymakamı Ali Candan, Kocasinan İlçe Milli Eğitim Müdürü Ercan Duran, Kocasinan Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürü Mahmut Işıkgöz, okul müdürleri ve rehber öğretmenler katıldı. Konferansın açılış konuşmasını yapan Kocasinan Kaymakamı Ali Candan, düzenlenen konferansların faydalı olduğunu söyledi. Candan, “Biliyorsunuz ki daha önceden de bu tip konferanslar yapılmıştı. Bu 3’üncü konferansımız oldu. Eğitim Liderleri Akademisi olarak böyle bir proje başlatıldı. Aynı zamanda Sağlıklı Gençlik, Mutlu Gelecek adını koyduk. Daha önce uyuşturucu ve pedagojik konuları ile alakalı seminerlerimiz olmuştu. Eminim çok faydalı oluyordur çünkü birkaç müdürümüzden de olumlu geri dönüşler olduk. Bu seminerlerden memnun olduklarını ve devam etmesi gerektiğini söylediler” ifadelerini kullandı.

    “TEK BİR İSTİSMAR, ÇOCUĞUN ÖLÜMÜNE YOL AÇABİLİR”
    Konuşmacı olarak konferansa katılan ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Meda Kondolot, istismarın çocuğun sağlığını ve gelişimini tehlikeye soktuğunu söyledi. Kondolot, “İstismar, çocuğun optimum sağlığını, yaşamını ve gelişimini tehlikeye atacak, onun haklarını ihlal edecek her türlü eylem ve eylemsizlik diyoruz. Eğer ki yapmanız gereken şeyleri yapmıyorsanız ve yapılmaması gerekenleri yapıyorsanız da istismar olacak. Biz bunu istismar ve ihlal olarak ayırıyoruz. İstismarda, fiziksel, cinsel, duygusal istismar olarak ayırıyoruz. Çocuk istismarı ve ihlalinin önemli olmasının sebebi sık görünmesidir ve çocuğun hem fiziksel sağlığını hem de ruhsal sağlığını akut dönemde ve tüm yaşamı boyunca etkileyecek önemli sonuçlar doğuruyor. Bazen tek bir istismar ve ihlal o çocuğun ölümü ile sonuçlanabiliyor. Bunları tekrarlaması durumunda bazen başına gelen ilk olay onun için ölümcül sonlanabiliyor” dedi.Kondolot ayrıca, “Cinsel istismar çocukların cinsel uyarı için kullanılmasıdır. Bizim merkezimize en çok adli makamlarca getirilen vakalar cinsel istismar vakaları oluyor. Diğerlerini ise izlemlerimiz sırasında yakalayabiliyoruz. Merkezimiz de çoğunlukla cinsel istismar görüyoruz” diye konuştu.