Etiket: Çini

  • İznik’te çini fırınları kazısı başladı

    Bursa’nın İznik ilçesinde tarihi çini fırınlarını gün ışığına çıkarmak için yapılan kazılar bu yıl da başladı.

    Yrd. Doç. Dr. Belgin Demirsar Arlı başkanlığında yürütülen çini fırınları kazısına İstanbul Üniversitesi ağırlıklı uzman ve öğrenciler katılıyor. Kazılar 15 kişilik bir ekiple 18 Temmuz tarihinde başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Üniversitesi adına Bakanlar Kurulu kararıyla yürütülen çalışmalarda, geçmişte çini ve seramik üretim teknolojilerini aydınlatmaya yönelik veriler toplanması hedefleniyor. Kazıların eylül başına kadar sürmesi planlanıyor.

    Kazı başkanı Demirsar, “Çalışmalar bu yıl da İznik II. Murat Hamamı’nın doğusunda yer alan BHD kodlu kamulaştırılmış alanda, 14. ve 17. yüzyıllar arasında faaliyet gösterdiği tespit edilen çini fırınları ve atölyelerin bulunduğu şantiyede devam edecek. Yeni kamulaştırılan 500 metrekarelik alanda geçen yıl başlayan çalışmalar İstanbul Üniversitesi’nin en uzun soluklu kazılarından biri. Kazılar bu yıl Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin desteği, İznik halkının anlayış ve ilgisiyle sürdürülüyor” dedi.

    Asırlar boyunca toprak altında kalarak varlığını hissettirmeyen İznik çini fırınları, 1965 yılında İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Oktay Aslanapa tarafından keşfedildi.

  • (Özel Haber) Çini Sanatı Zımparada Hayat Buldu

    Eskişehir Anadolu Lisesi öğrencileri, çeşitli boyalarla pişmiş toprak eserler üzerine işlenen süsleme sanatını, zımpara kağıdı üzerine yaparak alışılmışın dışında bir sanatsal eser örneği oluşturdular.

    Osmanlı Devleti’nin kurulmasıyla yeni bir döneme giren ve o tarihten günümüze kalan en özel ve nadide miraslardan biri olan çini sanatı, hala değerini koruyor. Genelde cami ve türbelerin duvarlarında karşılaşılan bu süsleme sanatı aynı zamanda fayans, porselen tabak, seramik gibi eşyaların süslenmesinde de kullanılıyor. İnce detaylar ile işlenen ve işlenen objelere hayat veren çini sanatı, günümüze kadar değerinden bir şey kaybetmeden geldi. Genelde seramik yüzeylerde görülen bu sanata farklı bir bakış açısı getiren Eskişehir Anadolu Lisesi 9’uncu sınıf öğrencileri Melike Cirit, Merve Köseoğlu, Bera Özdamar ve Dilay Yucaltı, öğretmenleri Arzu Tunca Yağız eşliğinde çini sanatını zımpara kağıdı üzerine işledi. Genelde kullanılan özel çini boyaları yerine pastel ve kuru boyalarını tercih eden öğrenciler, geçmişteki kültürü farklı bir uygulama ile günümüze yansıtmaya çalıştılar.

    “BİZ GEÇMİŞTEKİ KÜLTÜMÜZÜ GÜNÜMÜZE YANSITMAK VE YENİDEN CANLANDIRMAK İSTEDİK”

    “Zımparada hayat bulan çini” ismini verdikleri eserleri hakkında bilgi veren Eskişehir Anadolu Lisesi 9’uncu sınıf öğrencisi Bera Özdamar, daha önce hiç yapmadıkları çini sanatını bu uğraşlarıyla öğrendiklerini belirtti. Yapılan motifleri kısa sürede öğrendiklerini aktaran Özdamar, “Biz geçmişteki kültümüzü günümüze yansıtmak ve yeniden canlandırmak istedik. Zaten bu kültür aslında toprağın pişirilmiş hali. Ona şekil veriliyor ve yapılıyor. Biz de dedik ki ‘Bunu başka bir türlü yapalım’. Hani günümüzdeki malzemelerden yararlanalım istedik. Bunda da zımpara kullandık. Pürüzlü bir yüzü var, yapılması zor. Bizi biraz uğraştırsın istedik. Daha sonra bunu pastel boyayla yaptık. Zımparayı biraz farklı karşıladılar. Zımparaya yapmak gerçekten çok zor. Biz çizerken beyaz kuru boya kullandık çizerken. Bir gün çiziyoruz, ama ertesi sabah geldiğimizde kayboluyor. Bu yüzden bize ‘Uğraşmayın, A4 kağıtlarına yapmayı deneyin’ dediler. Ama biz devam edip farklı bir şey ortaya çıkarmak istedik ve bunu yapmaya devam ettik” dedi.

    “HİÇBİRİMİZ ÖNCEDEN ÇİNİ İLE UĞRAŞMIYORDUK”

    Pürüzlü yüzey üzerine çini sanatını yapmanın çok zor olduğunu ifade eden Özdamar, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Yaparken ellerimiz falan yara oldu hep. Zımparaya sürekli eliniz sürtüyor ve sürtmemesi gerekiyor. Çünkü boya dağılıyor ve boyanın dağılmaması gerekiyor. Boya dağıldığında tekrar zımparaya başlamanız gerekiyor. Bunlar çok zor olduğu için biraz zorlandık tabii ki. Hiçbirimiz önceden çini ile uğraşmıyorduk. Zaten hepimizin burada okuma amacımı ileride farklı meslek sahibi olmak. Ama hiç daha önce çini yapmamıştık. Ama bizim için çok eğlenceliydi.”

  • Milletvekili Çini Boyadı

    Bursa’nın İznik ilçesinde düzenlenen Çini Kültür Festivali’nde renkli görüntüler yaşandı.

    Belediye önündeki İznik Çini Kültür Festivali’ne AK Parti Bursa milletvekilleri İsmail Aydın, Zekeriya Birkan, İznik Kaymakam Ali Hamza Pehlivan, Karacabey Kaymakamı Yusuf Gökhan Yolcu, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şükrü Köse, İznik Belediye Başkanı Osman Sargın ve çok sayıda yetkili ile vatandaş katıldı. Başkan Sargın, “Osmanlı dönemi sonrasında kaybolan bu sanatı 40 yıl önce araştırmaları ile yeniden gün ışığına çıkaran değerli ustalarımız Faik Kırımlı, Eşref Eroğlu ve Rasi Kocaman’a sonsuz şükran ve rahmetle anıyoruz. Onların öncülüğünde bugün sayısız çini atölyesi mevcut. İkincisini düzenlediğimiz Çini Kültür Festivali hepimize hayırlı olsun” dedi.

    Milletvekilleri Aydın ve Birkan da, unutulan İznik çinisinin yeniden dünyaya tanıtılması için yapılan çalışmalardan takdirle bahsetti. Konuşmaların ardından Çok Programlı Anadolu Lisesi öğrencileri, geçmişten günümüze gelin başı ve kıyafetleri adlı defile sundu. Öğrenciler ayrıca temsili kına gecesi tertipledi. Folklor gösterilerinin sunulduğu festivalde protokol daha sonra çini stantlarını tek tek gezerek bilgi aldı. Milletvekili Birkan ise BUSMEK’in standında çini boyadı. Ayrıca 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’na binaen bisiklet turu da düzenlendi.

  • Geçmişten Geleceğe Çini Sergisi

    Bursa’nın İnegöl ilçesinde seramik ve çini sergisi açıldı.

    İznik’te ikamet eden İnegöllü arkeolog ve seramik sanatçısı Rauf Sadi Güven, İnegöl Kent Müzesi’nde ‘Genç gözüyle geçmişten geleceğe’ adlı seramik ve çini sergisi açtı. Sergi açılışına katılan Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “İnegöl Belediyesi olarak geçmişten beslenip geleceği inşa etmek istiyoruz. Doğal estetiği insan estetiği ile buluşturmak adına tarihi ve kültürel mirasımızı yaşatıyoruz. İnegöl’ü müzeler şehri yapacağı. Birçok kültür faaliyetin merkezi haline gelen Kent Müzesi İnegöl’de açılan sergilerin merkezi oldu” dedi.

    Sergide geleneksel tekniklerle yapılan cam altı resmi, ufak heykeller, Yunan seramikleri, Kütahya çinileri ve sgrafitto tekniği (kazıma) örneklerinin bulunduğu 150 eser yer alıyor.

    Sergi 30 Nisan tarihine kadar ziyarete açık kalacak.

  • Seramikçi Gözüyle Türk Çini Sanatı Paneli

    Geleneksel Türk sanatlarından olan çini, özellikleri, gelişimi ve başyapıtları ile “Seramikçi Gözüyle Türk Çini Sanatı” panelinde konuşuldu.

    Bağımsız olarak çini eğitimi veren üniversitelerden biri olan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından Kandilli Yerleşkesi’nde düzenlenen “Seramikçi Gözüyle Türk Çini Sanatı” panelinde, Türkiye’nin önde gelen seramik sanatçıları, çini sanatının özellikleri, gelişimi ve başyapıtları hakkında konuştu. Panelde ayrıca Türkiye’de yeterli düzeyde çini eğitimi verilememesi de değerlendirildi.

    ‘’TÜRK SANATI DENDİĞİNDE BATI’NIN AKLINA GELEN İLK ÜRÜN ÇİNİDİR’’

    Panelde konuşan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Güzel Sanatlar Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Güngör Güner, çininin Türklerin gurur duyması gereken bir değer olduğunu vurgulayarak, “Türk sanatı dendiğinde Batı’nın aklına gelen ilk ürün çinidir ancak bizler çininin öneminin farkında değiliz. Seramik öğrencilerinin arasında bile çininin ne olduğunun ayırdına varmayanlara rastlayabilirsiniz. Seramik eğitimine doğrudan çini ile başlayarak çiniyi çağdaş sanat eğitimiyle bütünleştirebiliriz. Böylelikle çağdaş Türk çini sanatı, çağdaş sanat içinde yerini alacaktır’’ dedi.

    “ÇİNİ, İSLAM SERAMİKÇİLERİNİN AKDENİZ KÜLTÜRÜNE ARMAĞANIDIR”

    Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Sevim Çizer, çini ile seramiği ayırmadığının altını çizerek, öğrencilerin temel seramik eğitiminin ardından bir tercih olarak çini eğitimi alabileceklerini ifade etti. Çizer, “Çini, Akdeniz havzasının ortak kültürel değeridir. Çini, İslam seramikçilerinin Akdeniz kültürüne bir armağanıdır, bir kültür mirasıdır” diye konuştu.

    ‘’SERMAİK VE ÇİNİ BİRBİRİNDEN AYRI DÜŞÜNÜLMEMELİ’’

    Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi Fatma Batukan Belge, çağdaş seramik sanatçıları ile çini sanatçıları arasındaki çatışmayı doğru bulmadığını ifade ederek, “İki sanatın sadece altyapıları farklı, ikisini birbirinden ayrı düşünemeyiz. Biz yüzyıllar öncesinden bugüne gelen çiniyi geleceğe nasıl aktaracağımızı konuşmalıyız. Çini Batı’da hala Turkish Tiles olarak biliniyor. Bu sanatı kendi ismiyle dünya literatürüne nasıl geçireceğimizi konuşmalıyız’’ şeklinde konuştu.

    BİENALLER GELENEKSELLİĞE KARŞI

    Panelin yöneticisi Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Latife Aktan Özel ise, çağdaş sanat dünyasında geleneksel sanatların görmezden gelindiğini belirterek özellikle Bienallerin geleneksel sanatları kabul etmediğini dile getirdi. Uluslararası olmak için ulusal olmak gerektiğinin altını çizen Özel, “Geleceği oluşturan yadsınamaz geçmişimiz adına ulusallığı korumalıyız” dedi.

    Panelde, camileri, medreseleri, türbeleri, kervansarayları süsleyen çini örnekleri de paylaşıldı.