Etiket: Çin’den

  • Canpolat: “Türkiye’de Çin’den Daha Çok Tekstil Makinesi Var”

    Türkiye Tekstil Terbiye Sanyicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Canpolat, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde katıldığı toplantının ardından yaptığı açıklamada, “Dünyada son 5-6 yılda dijital baskı teknolojisi çok gelişti. Bugün Çin’den çok makine Türkiye’de var” dedi.

    Türkiye Tekstil Terbiye Sanayicileri Derneği tarafından Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde bir otelde düzenlenen toplantıda, sanayi sektörü temsilcileri ile üniversite öğrencileri buluştu. Toplantının ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Türkiye Tekstil Terbiye Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Canpolat, “Bugün coğrafyamızda olan bu kadar olumsuz savaşlar, bu kadar olan olumsuz olaylara rağmen ihracata baktığımız zaman Türkiye’nin ihracatı yüzde 3 geri gelirken konfeksiyon ihracatı yüzde 6 gibi yükseldi. Bunun yanında hammadde ihracatı yüzde 1 ekside. Dünyada bunun yanında bizim çevremizdeki olumsuzlukların dışında bir de emtia fiyatları ciddi şekilde son 1 yılda geri geldi. Adet bazında ya da kilo bazında Türkiye’nin tekstil ihracatı her yıl bir önceki yıldan çok daha fazla sayıda ve miktarda arttığını, satışının arttığını göreceksiniz. Türkiye’nin gelecekte şansı bence tekstilde ve konfeksiyonda çok daha fazla. Dünya markaları artık eskisi gibi bir yıl öncesinden altı ay öncesinden milyon adetlerde sipariş vermek istemiyor. Çok daha az adetlerde yeni ürünlerle raflarını sürekli değiştirmek istiyorlar. Mağazaya gittiğinizde göreceksiniz. Bunu Uzak Doğu’dan tedarik etmesi de kolay işler değil” diye konuştu.

    “TEKSTİL TERBİYE SEKTÖRÜ TEKSTİLİN DİNAMOSUDUR”

    Gerek lojistik anlamında, gerek hız anlamında, gerekse dünyada modanın sürekli değişmesi anlamında Türkiye’nin çok iyi bir altyapıya sahip olduğunu hatırlatan Canpolat, “Bunun temel sebebi de Türkiye’nin tekstil terbiye sanayisinin gücünden geliyor. Ben bunu da hep belirtirim tekstil terbiye sektörü tekstilin dinamosudur. Nasıl bir araba dinamosu olmadan çalışmazsa tekstil terbiye sanayisi güçlü olmayan hiç bir ülke de tekstilde ben varım diyemez” diye konuştu.

    Türkiye Tekstil Terbiye Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Canpolat, açıklamalarının devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Gelecekle ilgili düşündüğümüzde bizim etrafımıza dönüp baktığımızda Akdeniz’in kıyısındaki ülkelerde yukarıda Moldova, Bulgaristan, Ukrayna iş gücünün ucuz olduğu ülkelerde gelecekte çok daha fazla konfeksiyon gelişecektir, dikişi anlamında konfeksiyon gelişecektir. Ama moda, tasarım, bunun yanında en önemlisi kumaşın tedariki, Türkiye dışında başka bir ülkeden mümkün değil. Çünkü tekstil terbiye ve kumaş üretmek sadece para ile de bitmiyor bunun için yılların birikimi know how (yapabilme bilgisi) gerekiyor. Türkiye bu anlamda çok birikime sahip oldu. Türkiye’nin tekstil terbiye sektörünün güçlü olması Türkiye’nin konfeksiyon ve tekstil ihracatını yurt dışından alımları ve gün geçtikçe ihracatı daha ileriye götürecektir, yurt dışından gelecek ürün bazında da daha geriye çekecektir. Çünkü Türkiye’de artık güzel ürünler üretiliyor. Son 20 yılda dünya markalarının istediği ürünler Türkiye’de üretilen kumaşlardan yapılıyordur. Hatta bizim bir hayalimiz var.”

    “TURKISH GREEN TEKSTIL DİYE BİR ETİKET VE ÜZERİNDE ’BU ÜRÜN TÜRK KUMAŞINDAN YAPILMIŞTIR’ ETİKETİ”

    Gelecekte ürünün Türkiye’de üretilen kumaştan üretildiğini belgelemek ve etiket vurmak istediklerini de vurgulayan Canpolat, “Düşünsenize dünyada tanınmış en iyi markaların ürünlerinin üzerinde bir etiket var ve bizim tescilini aldığımız Turkish Green Tekstil diye bir etiket ve üzerinde ’bu ürün Türk kumaşından yapılmıştır’ diye bir etiketin olması, gerek ülke algısını gerekse Türk tekstil sektörüne bakışı olumlu yönde anormal bir şekilde üst lige çıkaracaktır. Bu ütopik bir şey değil gelecekte olabilecek bir proje. Bizim başlattığımız bir proje. Öncelikle iyi ürün üretmek, ikincisi bunu üretirken insana, çevreye ve doğaya zarar vermeden bu ürünü üretmektir. Bunu ürettikten sonra, bunu da belgeleyebiliyorsanız dünyada kabul edilebilir bir laboratuvar tarafından belgeleyebiliyorsanız yolun çoğunu geçmiş olursunuz. Bu projeyi hayata geçirecek ülke kim olursa en başta sınavı o kazanmış olacak ve ülkesine sınıf atlatmış olacak” şeklinde konuştu.

    “Geleceğe dönüp baktığımızda 2023 yılında hedeflediğimiz Türkiye’nin 500 milyar dolarlık bir ihracat hedefi var” diyen Canpolat, “Bu 500 milyar dolarlık hedefin içerisinde 80 milyar dolarlık tekstile ayrılmış bir pay var. Bunun içerisinde de 60 milyar dolar gibi konfeksiyon ihracatı, 20 milyar dolar gibi de hammadde ihracatı. Bunların tümü Türkiye’de üretilmiş kumaşlardan tekstil terbiye sanayisinin ürettiği kumaşlardan mamul hale gelerek iç piyasa tüketimine gerekse ihracata satılacak ürünler olacaktır. Bunların kumaşını yapan Türk tekstil terbiye sanayicileridir. Gelecekte 500 milyar ihracat rakamına en yakın ihracatı yapacak sektörlerin konfeksiyon ve kumaş olduğunu düşünüyorum” dedi.

    “ÇİN VE HİNDİSTAN’DAN SONRA ÜÇÜNCÜ KAPASİTEYE SAHİBİZ”

    Türkiye’nin kapasite anlamında Çin ve Hindistan’dan sonra üçüncü kapasiteye sahip ülke olduğuna dikkat çeken Canpolat, “Hızlılık ve yeni üretim yapmak konusunda da bence İtalya’dan sonra ikinci ülkeyiz. En önemli kısımlardan biri de Türk tekstil terbiye sanayicileri yeniliğe çok açık. Dünyada yeni çıkan makineleri ilk başlangıçta alıyor, uyguluyor, bu konuda insan yetiştiriyor. Dünyada son 5-6 yılda dijital baskı teknolojisi çok gelişti. Bugün Çin’den çok makine Türkiye’de var. Daha hızlı üretim yapabilmek, daha çok renk kullanabilmek, dünya modasını takip edebilmek anlamında gerçekten tekstil terbiye sanayicileri derslerini çok iyi çalışıyorlar. Bu nedenle de Türk tekstilini daha ileriye taşıyorlar. Benim de mensubu bulunduğum, tekstil terbiye sanayicilerini ayrı bir yere koyuyorum. Gelecekte daha ayrı bir yere gelecektir. Etrafımızdaki ülkelerde aşağıda Fas, Cezayir, Tunus, yarın öbür gün savaş biterse Suriye buralarda çok konfeksiyon alacak ama bu insanların bir yandan da dikmek için kumaşa ihtiyacı olacak. Bu kumaşı da en iyi tedarik edebileceği ülke Türkiye’dir. Bu ülkelerde bizdeki gibi tekstil terbiye sanayinin gelişmesi, altyapının oluşması kolay şeyler değil. Dolayısıyla gelecekte bugünkünden daha iyi olacaktır. Yeter ki içinde bulunduğumuz coğrafyadaki bizden kaynaklanmayan bir sürü savaşların, çeşitli oyunların azalması ya da inşallah ortadan kalkmasıyla gerek Türk sanayisi gerekse Türk tekstili çok daha iyi yerlere gelecektir. Bu kadar olumsuzlukların içerisinde konfeksiyon yüzde 6 yukarı gidebiliyorsa, tekstil sadece yüzde 1 geriliyorsa ki ben yıl sonuna kadar bunun da toparlanacağını düşünüyorum. Siz düşünün bizim asıl mal sattığımız Avrupa’nın dışında kalan çevremizdeki ülkelerde bu olaylar bittikten sonra çok daha hızlı bir şekilde yol alacağımızı düşünüyorum” diye konuştu.

  • Herkes Çin’den Alırken Onlar Çin’e Radyatör Satıyor

    Elginkan Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Gaye Akçen, ECA şirketler topluluğu olarak her kriz döneminden büyüyerek çıktıklarını söyledi. Avrupa’da yaşanan sıkıntılardan dolayı Asya Pasifik ülkelerine yöneldiklerini kaydeden Akçen, Çin’e radyatör ve kombi sattıklarını açıkladı.

    Türkiye’nin en önemli kuruluşlarından biri olan ve Elginkan Vakfı tarafından yönetilen ECA firmasının bünyesinde bulunan Manisa’daki fabrikalardan biri olan Elba Basınçlı Döküm Sanayi A.Ş.’de düzenlenen basın toplantısında Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Gaye Akçen şirketlerin kriz dönemlerinden nasıl büyüyerek çıktığını anlattı.

    Sürekli olarak yatırıma devam ettiklerini kaydeden Akçen, “Biz burada yatırım yapıyoruz. Seramik fabrikamız var Vitrifiye, Serel. Yeni yerler var daha da büyüteceğiz. O zaman daha çok insan çalışacak. Daha yeni ürünler yapacağız. Musluk fabrikamızın, Valfsel’in yeni yatırımları var ona da yeni yer alıyoruz büyütüyoruz. Sığmıyoruz çünkü. Çok şükür bu sıkıntılı zaman da bile satışlarımız iyi. 2015 yılını gayet iyi rakamla kapattık. İhracatımız oldu. İç pazar, dış pazarda iyiyiz. Elba radyatör fabrikamız var. Onun yeni bir hattı var. 20 milyon dolarlık sadece bir hattır bu yeni bir fabrika değil onu yapıyoruz. Türkiye’de de radyatörde öncüyüz, birinci sıradayız” dedi.

    Küresel anlamda yaşanan ekonomik krizlerin kendilerini hiç etkilemediğini kaydeden Akçen, “Kriz bizi etkilemedi. Satışımızın yüzde 40’ı ihracat, yüzde 60’ı iç pazarda. 2015 yılında biz yüzde 15 büyüyerek yolumuza devam ettik. Bu yıl yüzde 15 yüzde 20 bir hedef koyduk kendimize. Geçen seneyi tutturduk. İhracatta da iyiyiz, iç pazarda da iyiyiz. Görüyoruz ki iç pazarda aç, dışarısı, ihracat da öyle. Onun içinde yeni yatırımlara başladık. Fabrikamız tabi belli bir metrekarede. Yenisi için yanındaki arsaları almaya başladık. Bize zaten kirli çıkı derler. Hep arsa alırız. Çünkü rahmetli başkanımız Ekrem Elginkan da hep onu yapardı. Artık sığmıyoruz onun için yeni yeni arsa alıyoruz. Belki bu ürün gamımıza yeni ürün ekleyebiliriz. Mutfak ve banyo dolapları düşünüyoruz” diye konuştu.

    ECA bünyesinde 20 firma olduğunu kaydeden Akçen, şunları söyledi: “Bünyemizde 20 firma var. 3 bin 500 kişiye istihdam sağlıyoruz. Bu rakam taşeronla birlikte 5 bin kişiyi buluyor. Yeni taşeron kanunu da çıkıyor. Devletimiz ne derse boynumuz kıldan incedir.”

    Elginkan Topluluğu olarak kurucu başkanları Ekrem Elginkan’ın vasiyeti doğrultusunda eğitime önem verdiklerini kaydeden Akçen, sözlerine şöyle devam etti:

    “İstanbul Maltepe’de yeni bir okul yaptıracağız. Ankara’dan bir fen lisesi yapımı için teklif geldi. 10 dönümlük bir yeri bize tahsis ediyorlar ama önce onu biz tapusuyla üstümüze alıyoruz, yapıyoruz ve tekrar devlete bağışlıyoruz. Arkasından da o binaların ne eksiği varsa onu da tamamlıyoruz. Sadece bina yapmıyoruz, laboratuvarı, bilgisayarı, sosyal tesisi ve spor salonu ile birlikte yapıyoruz. Bir duvar yapıp vermiyoruz. Masası sandalyesi, müdürün odasındaki telefonuna kadar dayayıp döşüyoruz devletimize öyle veriyoruz. Bizim amaçlarımızın içinde en önemli yerlerden birisi eğitimdir. Eğitim derken, eğitimi biz vermiyoruz. Sadece Vakıf okullarımız var orada da çırak yetiştiriyoruz. Çırak derken sanayi kesimine eleman yetiştiriyoruz. Milli Eğitim Bakanlığından onaylı olarak.”

    TOTO’NUN KARŞISINDA FABRİKA AÇACAĞIM

    Krizde büyümelerinin sebebini nakit paralarının çok olmasına bağlayan Akçen, şunları söyledi: “Bizim nakit paramız çok. Cebimizde paramız var çok şükür. Birikimlerimiz, işlerimizin iyi gitmesinden kaynaklanıyor. Nakit parası oldu mu insan her türlü yatırımı yapar. Yatırımlarımızı düzgün yaparsak, geri dönüşümlerini iyi sağlarsak o zaman sorununuz olmaz. Bizim paramız var onun için yatırım yapıyoruz. Kriz dönemleri bizim için fırsattır. Avrupa’da da biraz sıkıntı var biliyorsunuz. Biz ne yaptık? Asya Pasifik ülkelerine açıldık. Kamboçya’da showroom açtık. Çin’e bile radyatör satıyoruz, kombi satıyoruz. Şimdi Asya Pasifik’te başladık. Tabiki sıcak yerlerde kombi ve radyatör değil, onun yerine musluk, vitrifiye, vana, armatür türlerini satıyoruz. Asya pazarında inşallah iyi bir hakimiyet kuracağız. Endonezya’da bir fabrika gezdirmek istediler Toto isminde dünyaca ünlü bir fabrika. ‘Neredeymiş bu Toto dedim’ ‘Sizi gezdirelim’ dediler. Toto’nun oradaki müdürü demiş ki ‘Bu gelenler kim?’ ECA demişler. ‘Aman, sokmayın. Onlar bizim Avrupa’daki rakiplerimiz’ demiş. Bu benim için çok büyük bir onur kaynağı oldu. Hepimizin gözleri doldu ve ben de dedim ki ‘Gidin Toto’nun karşısında bana bir yer bulun fabrika açacağım’ dedim ve açacağım göreceksiniz. Çünkü rakibin üzerine gidersen rakibi yenersin. Yeni ürünler ve maliyeti düşük tabii ki çünkü maliyeti yüksek ürünlerde para kazanamazsınız ama bu maliyeti düşük demek ürünün kalitesinin inmesi demek değildir. Güzel şeyler yapıyoruz. Yeni fabrikalarımızı da yapacağız.”

  • Casıo Üretim Bandını Çin’den Japonya’ya Taşıdı

    Dünyanın önemli elektronik alet üreticisi Casio, üretim bandının tamamını Çin’den Japonya’ya taşıdığını açıkladı.

    Saat, dijital kamera, hesap makinası, elektronik müzik aletleri, cep telefonu ve projeksiyon cihazı gibi pek çok sektörde faaliyet gösteren dünyanın önemli markası Casio, projeksiyon cihazı Çin’de yaptığı üretimi, yeni teknolojileri de kullanacağı Japonya’daki üretim tesislerine taşıdığını açıkladı. Casio Türkiye Distribütörlüğünü yapan MOBİT Bilişim Yönetim Kurulu Başkanı Gündüz Ekinci, Casio tarafından Japonya’da misafir edildiklerini, Japonların Dünyanın en büyük çevre felaketi olan ’Minamata Felaketi’ sonrasında cıvasız ürünlere büyük hassasiyet gösterdiklerini söyledi.

    Son dönemde tüm markaların çevre sağlığını önemseyen, daha az maliyetle daha kaliteli görüntü üreten projeksiyonlara yöneldiğini belirten Ekinci, “Bu konuda cıvalı lamba olmadan, led ışık kaynağı ile görüntü elde etmeyi başaran Casio, bu aynı zamanda, çevre sağlığı ve dünyanın geleceği için de büyük ve sorumluluk sahibi bir adımdı” dedi.

  • Çin’den İzmir’e Gümrük Kaçağı Saat Getirdi Yakalandı

    Çin’den İzmir’e kaçak yolla kol saati sokmaya çalışan M.G., Adnan Menderes Havalimanında 76 saatle birlikte yakalandı.

    Hong Kong’dan İstanbul aktarmalı olarak İzmir Adnan Menderes Havalimanına gelen M.G., bir valizini gümrük kontrol amacıyla yapılan X-Ray taramasına sokmadan dışarı çıktığı, İzmir Adnan Menderes Havalimanında görevli, İzmir Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince tespit edildi. M.G. bekleme salonuna gelince, danışma ofisinden yer hizmetlerini arayarak içeride valizini unuttuğunu beyan edip M.G’nin valizi gümrük kontrol noktasına getirildi. Bu sırada, şüpheli M.G.’nin valizinde detaylı aramada yurda kaçak olarak sokulduğu tespit edilen değişik marka ve modellerde 76 kol saati ele geçirildi. El konulan kaçak eşyalar İzmir Tasfiye İşletme Müdürlüğü Kaçak Eşya Ambarına teslim edildi. Şüpheli M.G. hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu.