Etiket: Cinayetlerine

  • Kadın cinayetlerine dikkat çekmek için toplandılar

    Kadın cinayetlerine dikkat çekmek için toplandılar

    Muratpaşa Belediyesi Meclisi, artan kadın cinayetlerine dikkat çekmek için, üzerinde öldürülen kadınların adının yazılı olduğu 6 metrelik “Al Yazma Anıtı” önünde toplandı.

    Muratpaşa Belediyesi’nin destekleriyle Antalya Kent Konseyi tarafından yaptırılan ve üzerinde katledilen 467 kadının adının yazılı olduğu 6 metre yüksekliğindeki yazma formundaki anıtın önünde düzenlenen toplantıya meclis üyeleri tek tek ateşi ölçülerek alındı. AK Parti, CHP, MHP ve İYİ Parti olmak üzere tüm siyasi parti gruplarının katıldığı meclis, saygı duruşu ve ardından İstiklal Marşı’nın okumasıyla açıldı.

    “Şiddeti yaşamımızdan dışlayalım”

    Başkan Uysal, son bir ay içinde 36 kadının yaşamının sona erdiğini söyleyerek, “Bu, bizim milletimizin toplumumuzun uygarlık seviyesine, idealinde olan uygarlık seviyesine, bizim milletimize yakışan bir tablo değil” dedi.

    Bütün toplum kesimlerini, kurumları bu konuda adım atmaya davet ederek Başkan Uysal, şöyle konuştu:

    “Şiddeti yaşamımızdan dışlayalım. Bunu yapamayan, cinsiyetler ve kuşaklar arası dengeyi sağlamayan milletlerin dünyayla rekabet etme şansı yoktur. Bir seviyeye gelme, gelecek kuşaklarını güvenle büyütme şansı yoktur. Biz bu tehdit altında toplumsal yaşamımızı sürdürmeye mahkum değiliz. Bütün toplum kesimlerinin bütün siyasi fikirlerin, bütün kurumların seferber olması gerekir. Yerel ve genel kamu yönetiminin ülkenin birinci gündemi halinde ele alması gerekir. Şiddeti teşvik edici her türlü tutumun dışında olunması gerekir. Şiddeti hoş gören, idare eden, toplumsal yaşamın parçası sayan, farklı alanlardaki şiddeti onaylayan bir yapı asla bu milleti temsil edemez, geleceğe taşıyamaz, insanlarımıza güvenli bir sosyal yaşam sağlayamaz”

    “Dur dememiz lazım”

    Meclisin toplandığı Al Yazma Anıtı’nda işlenen kadın cinayetlerini ardından birçok kez bir araya geldiklerini ve “Bir daha olmasın” dileklerinin, dualarının hep beraber yapıldığını hatırlatan Uysal, “Ama onlarcası yine katlediliyor. Bu gidişe bir dur dememiz lazım. Kaybettiğimiz bütün kadınlarını önünde saygıyla eğiliyoruz. Muratpaşa halkı olarak acımızı ifade etmek istiyoruz” diye konuştu.

    Parti grupları adına yapılan açıklamanın ardından Muratpaşa Belediyesi’nin Ağustos ayı olağan meclis toplantısında gündem maddeleri görüşülerek karar bağlandı.

  • Öldürülen sporcunun ailesinden kadın cinayetlerine tepki

    İzmir’in Buca ilçesinde, sevgilisi Ferhan Sarıçam tarafından tabanca ile öldürülen vücut geliştirme sporunda uluslararası derecelere sahip Pınar Çoban, düzenlenen cenaze töreninin ardından son yolculuğuna uğurlandı. Çoban’ın ailesi, kadın cinayetlerine tepki gösterdi.

    Vücut geliştirme sporunda uluslararası derecelere imza atan 31 yaşındaki sporcu Pınar Çoban, Buca ilçesi Aydın Hat Boyu Caddesi’ndeki evde sevgilisi Ferhan Sarıçam tarafından öldürüldü. Ferhan Sarıçam’ın amcasını telefonla aradığı ve cinayeti itiraf ettiği öne sürülürken, Sarıçam’ın yaşamak istemediğini amcasına söylediği de iddia edildi. Durum, daha sonra polis ekiplerine bildirildi. Polis ekiplerinin gittiği adreste, Pınar Çoban ve intihar ettiği tespit edilen Sarıçam’ın cesetleri bulundu. Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu mezunu 11 yaşında bir kız çocuğu annesi Pınar Çoban, dünyanın önde gelen vücut geliştirme ve fitness şampiyonalarından olan NAC World Championship 2016’da kategorisinde 4., geçen yıl Almanya’nın Hamburg kentinde düzenlenen NAC Ms. and Mr. Universe Şampiyonasında da 2. olmuştu. Başarılı sporcu, ikamet ettiği Bornova ilçesindeki Yunus Emre Camii’nde öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Çoban’ın cenazesi, Hacılarkırı Mezarlığına defnedilecek.

    “Son bulsun”

    Cenazede kadın cinayetlerine tepki gösteren baba Mustafa Çoban, “Kadınların ne kadar hunharca katledildiğini görüyoruz. İnsanlık utansın. Kadın insandır. Bizler onlardan doğduk. İnsanoğluyuz. Bu bir kadın cinayeti değil. Kadın katliamıdır bu. Buna kurban gitti kızım. Bu son olmayacak biliyoruz ama son bulsun. Kadınların rahatça öldürülebildiği, rahatça tecavüz edilebildiği, derdest edildiği, mal gibi görüldüğü bir ülkede yaşamak istemiyoruz. Lanetliyorum” derken, anne Nesrin Çoban da, “Benim çocuğumu öldürdüler. Kimseler ölmesin ne olur. Kızımın bir yavrusu kaldı. O yavruyu da mı düşünmedi” diyerek gözyaşlarına boğuldu.

  • Memur-Sen’den çocuk istismarları ve cinayetlerine kınama

    Memur Sen Manisa İl Temsilcisi ve Sağlık Sen Manisa Şube Başkanı Mustafa İrğat son günlerde yaşanan çocuk istismarı ve cinayetlerini kınadı. İrğat, son yaşanan olayların ülkeyi büyük kaygılar eşiğine getirdiğini söyledi.

    Son günlerde ülke gündemini meşgul eden çocuklarla ilgili kayıp, istismar ve katledilme haberlerinin herkesi derinden yaraladığını ve üzüntüye boğduğunu anlatan İrğat, “Bu türden olaylar ve bu olayların sıklığı tüm ülkeyi büyük kaygıların eşiğine getiriyor. Vahşet kokan olaylarla ilgili önce Ankara’da kaybolan 8 yaşındaki Eylül ve akabinde Ağrı’da, Ramazan Bayramı’nın 1’inci günü kaybolan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’den acı haberler aldık. Kayıp çocuk vakaları artıyor, çocuk istismarı çoğalıyor ve çocuk cinayetleri sıradanlaşıyor, sosyal medya tepkisinin dışında hiçbir adım atılmıyor. Bu durum bizi bir gerçeği tekrar düşünmeye davet etmektedir. Geleceğimiz için acil tedbirler almamız, suçlulara hak ettiği cezayı behemehal vermemiz, önleyici ve koruyucu nitelikte uzun vadeli politikalar belirlememiz gerekmektedir. Bir çocuğun katledilmesi, bir insanın yaşam hakkının ihlal edilmesinin çok ötesinde insanlığın tükendiğini, vicdan ve merhametin iflas ettiğini gösteren ve zerre insanlık nasibi olanı bile yaralayan bir durumdur. İki masum evladımızın art arda gelen ölüm haberlerinin tüm ülkede, toplumun her kesiminde oluşturduğu üzüntü ve öfke hepimize bazı gerçekleri çok çıplak bir şekilde göstermiştir. Savunmasız masum çocuklara dönük her türlü şiddet, istismar ve katledilme olaylarının toplumda oluşturduğu sorgulamanın temelinde, yitirdiğimiz bu evlatlarımızla birlikte toplumdan iyilik, merhamet ve vicdanın da eksildiği gerçeğidir. Nitekim katledilen sadece çocuklar değil, masumiyet, insani ilişkiler ve toplumsal güven zeminidir” dedi.

    Bu menfur olaylar ile yeniden çocukların korunması için acil yasal düzenlemeler yapılması üzerine birçok tartışma yapıldığına dikkat çeken İrğat, “İlk olarak adi ve vahşi katillere hak ettikleri ceza verilmelidir. Sonrasında mesele sadece ceza boyutuyla bırakılmadan bu tür vahşetleri ortaya çıkaran etmenler hassas bir şekilde analiz edilmeli, caydırıcı cezaların yanında önleyici tedbirler alınmalı, çocukları koruma konusunda bütünlük arz eden bir tarzda eğitim, hukuk ve sosyal boyutlarıyla konu bütüncül bir şekilde ele alınmalıdır. Çocukların korunmasında bütüncül bir yaklaşımın geliştirilmesi; Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’ndan, Basın Medya Enformasyon’a kadar ilgili tüm kamu kurumlarının, bu konuda çalışmalar yürüten STK’lar ve akademinin işbirliği içerisinde ortak adımlar atması ile mümkün olabilir. Bu tarz olaylarda medyaya da büyük görevler düşmektedir. Toplumun dikkatini çeken bu olayları bir reyting malzemesi olarak görmekten imtina ederek, haber dilinin hem maktulün ailesini incitmeyecek hem de diğer ailelerde güvenlik paranoyasına neden olmayacak şekilde kurulması konusunda hassasiyet gösterilmelidir. Bu süreçlerde, toplumun bilinçlendirilmesi için önemli bir araç olduğu gerçeği dikkate alınarak medyanın haber içeriklerinde uzman pedagogların görüşlerine daha fazla zaman ayırması beklenen bir tutumdur” diye konuştu.

    “Canımızı ne kadar yakarsa yaksın bu olayların faillerine ‘cani, hasta ruhlu’ diyerek işin içerisinden çıkma kolaycılığına düşmemeliyiz” diyen İrğat şunları söyledi: “Bu faillerin hangi koşullarda nasıl bir eğitim ve yetiştirilme tazının ürünü olduklarına dair ayrıntılı çalışmalar ortaya koymak durumundayız. İnsani hasletleri yozlaştıran etmenlerin, insani değerleri ayakta tutma dirayetinden daha hızlı yayıldığı her koşulda maalesef bu gibi menfur olayların yaşanılması kaçınılmaz olacaktır. Memur-Sen olarak yarınımıza umut olan çocuklarımızın korunması için her türlü çabanın bir parçası olduğumuzu bir kez daha deklare ediyor ve bu olayların bir daha yaşanmaması için önleyici tedbirlerin kamu STK işbirliği ile etkin bir şekilde geliştirileceğine inanıyoruz. Bu vesile ile bu menfur olayı kınıyor, evlatlarımızın kederli ailelerine başsağlığı ve sabırlar diliyor, ayrıca yargı ve yasal düzenleme süreçlerinin yakın takipçisi olacağımızı ifade ediyoruz.”

  • Eylül ve Leyla cinayetlerine tepki için toplandılar

    Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde bir grup vatandaş Ağrı’da öldürülen 4 yaşındaki Leyla ve Ankara’da öldürülen 8 yaşındaki Eylül cinayetlerine tepki amacıyla toplandı.

    Kdz. Ereğli ilçesinde Ağrı’da 15 Haziran günü kaybolduktan sonra geçtiğimiz günlerde cansız bedenine ulaşılan 4 yaşındaki Leyla Aydemir ve Ankara’da kaybolduktan 8 gün sonra cansız bedenine ulaşılan 8 yaşındaki Eylül Yağlıkara cinayetlerine tepki amacıyla gösteri düzenlendi. Gizem Dinçel ve arkadaşlarının sosyal medya üzerinden yaptığı çağrısı üzerine Atatürk Anıtı önünde saat 19.30’da toplanan vatandaşlar çocuk istismarı ve cinayetlerini işleyen kişiler için idam yasasının çıkarılmasını istedi.

    Çocuk istismarı ve cinayetlerine tepki gösteren sloganların yazıldığı dövizleri taşıyan çocuklar ve kadınlar havaya siyah balonlar bıraktı.

    Etkinliği düzenleyen Gizem Dinçel, insanlık dışı bu olayların önüne geçilmesi gerektiğini söyledi. Dinçel konuşmasında “Burada toplanan insanlar siyasi ve kurumsal kimliklerinden bağımsız olarak buradalar. Unutulmak üzere olan insanlığımızı hatırlamak için buradalar. Bizler yaşanan bu acılara artık sessiz kalamadık. Bu alçaklığa sesimizi çıkarmak zorundaydık ve çıkardık da. Bugün bu konuları konuşuyor ve üzülüyor olmamız utanç vericidir. Burada tüm annelere ve öğretmenlere seslenmek istiyorum. Çocuklarınızı iyi bir doktor, iyi bir mühendis, iyi bir avukat olsunlar diye yetiştirmeyiniz. Çocuklarınızı gönlü ve ruhu güzel olarak yetiştiriniz. Küçükleri sevmeyi büyükleri saymayı öğretin. Adaleti öğretin ve sözlerimi uzatmadan söyleyebileceğim tek şey, bu bakışları unutmayın Türkiye” ifadelerine yer verdi.

    Gün geçtikçe olayın ciddiyetinin arttığını ifade eden Kdz. Ereğli Beşiktaşlılar Derneği Başkanı Tarkan Adik, kanun çıkarılması gerektiğini belirtti. Adik, “Gün geçtikçe olayın rengi değişmeye başladı. Bu durumun kat sayısı yükselmeye başladı. Bu olay başka yöne doğru gidiyor. Biran önce gerekli kanunların çıkarılması ve biran önce uygulanması lazım” dedi.

    Kdz. Ereğli Galatasaraylılar Derneği Başkanı Timur Şen ise sözün bittiği yerde olduklarını vurgulayarak gerekli kararname, hüküm, kanun ne ise biran önce çıkartılmasını ve bu olayların bir daha tekrarlanmamasını söyledi.

    Gösteri yapılan konuşmalar ve havaya balonların bırakılmasının ardından sona erdi.

  • Cinayete kurban giden Nurcan Aslan’ın yakınlarından kadın cinayetlerine tepki

    Küçükçekmece’de iki sene önce öldürülen Nurcan Aslan’ın katili Abdullah Melih Barış’ın müebbet hapse çarptırılması üzerine Aslan’ın yakınları kadın cinayetlerine tepki göstermek için basın açıklaması yaptı.

    Kahvaltı yapmak için restorana gitmek üzere evden çıkan Nurcan Arslan (40), Abdullah Melih Barış tarafından iki sene önce kurşun yağmuruna tutulmuş ve hayatını kaybetmişti. Aslan’ın katili Abdullah Melih Barış, iki sene süren yargılamanın ardından müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme kararının ardından kadın cinayetlerine tepki göstermek için bir araya gelen Nurcan Aslan’ın yakınları, kadın örgütleri ve sendika temsilcileri Aslan’ın hayatını kaybetmeden önce ikamet ettiği yerde basın açıklaması düzenledi.

    Grup adına basın açıklamasını okuyan Aslan’ın arkadaşı Sevdi Aycı, “Bizler bu dava sürecinde öğrendik ki; kadınlar birlikte hareket eder, sokağa çıkar, dayanışmayı ne kadar güçlendirirse alınan sonuç da ona göre olur. Başından beri basının, ailesinin, kadın örgütlerinin takip ettiği Nurcan Aslan davasının kararı, kadın cinayetleri davaları değerlendirildiğinde olumlu bir karardır. Bizler oluşan kamuoyu ilgisi, kadın dayanışmasının gücü sayesinde zoru başardık. Nurcan için adalet istedik. Tüm kadınlar için adalet istedik” dedi.