Etiket: cinayeti

  • Bakan Akdağ’dan Sakarya’daki Suriyeli hamile kadın cinayeti açıklaması

    Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Sakarya’da geçtiğimiz günlerde bebeği ile birlikte öldürülen Suriyeli genç kadın cinayetine dair açıklama yaptı. Bakan Akdağ, “Sakarya’da yakın bir zamanda meydana gelen olay, gerçekten yüreğimizi burkmuştur. Aslında bu olay, hepimize ders olmalıdır” dedi.

    Eskişehir’e bir takım temaslarda bulunmak üzere gelen Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, Sakarya’da 10 aylık bebeği ile birlikte öldürülen Suriyeli kadın cinayetiyle ilgili konuştu. Eskişehir’de İl Sağlık Değerlendirme Toplatısı’nın ardından konuşan Bakan Akdağ, “Bir üzüntümü de dile getirmem gerekir. 80 milyon insanımız, 3 milyon Suriyeli kardeşimize onların nasıl inandıklarına, nasıl yaşadıklarına, mezheplerine, ırklarına, etnik kimliklerine bakmaksızın kucakladılar. Senelerdir bu mağdur edilmiş insanlara Türkiye’de hizmet veriyoruz. Ancak Sakarya’da yakın bir zamanda meydana gelen olay, gerçekten yüreğimizi burkmuştur. Aslında bu olay, hepimize ders olmalıdır. Biz Türk milleti olarak tarih boyunca, ihtiyaç duyan hiç kimseye sırtımızı dönmedik. Bizi büyük millet yapan budur. Türk Milletinin en büyük hasretlerinden birisi misafirperverliktir. Bizim bir tas çorbamız varsa, bunu komşumuzla, fakirle, fukarayla, yoksulla paylaşmasını bilen ve bununla iftihar eden bir ülkeyiz. Ama son zamanlarda birilerinin Türkiye’deki misafir Suriyelilere ya da diğer ülkelerden gelenlere karşı, provokatif söylemleri eylemlerle meseleyi nerelere taşıyabileceği de ortaya çıkmıştır. Hamile bir kadın, 10 aylık bir bebeği ile beraber katledilmiştir. Bundan dolayı büyük üzüntü duyuyoruz. Evet Türk adaleti bu işi yapanların yakasına yapıştı. Ancak bütün toplum olarak bu konuda duyarlılığımızı korumalıyız. İçişleri Bakanımız da açıkladılar biliyorsunuz, Suriyeli misafirler arasındaki suç işleme oranı, normal nüfusun suç işleme oranının üzerinde falan değil. Dolayısıyla bu hususta bütün toplumu bir kere daha hassas olmaya ve dayanışmaya çağırıyorum. Kim provakasyon yoluyla bu misafirlerimize karşı tavır koymaya çalışıyorsa, biz milletçe buna müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kaydetti.

  • Travesti cinayeti zanlısına müebbet

    Çorlu`da 2016 yılının Mart ayında meydana gelen travesti cinayetinde F.A.`yı 20`yi aşkın bıçak darbesi ile öldürdüğü ve evdeki televizyonu gasp ettiği gerekçesi ile polis ekiplerince gözaltına alınan ve sevk edildiği adli mercilerce tutuklanarak cezaevine gönderilen katil zanlısı F.T. yargılandığı mahkeme tarafından müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

    Çorlu`da meydana gelen olayda, tek başına yaşayan ve travesti olduğu kaydedilen bir kişi vahşi bir cinayete kurban gitmiş, olayı gerçekleştirilen şüpheli memleketine kaçmak üzere saklandığı yerde Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri tarafından yapılan teknik ve fiziki takibin ardından yakalanırken cinayete kurban giden travestinin 20`yi aşkın bıçak darbesi ile öldürüldüğü belirlenmişti.

    Olayın ardından tutuklanan ve Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan katil zanlısı ile ilgili karar verildi. Mahkeme heyeti toplanan deliller, görgü tanıklarının ifadeleri ve zanlının yaptığı savunmanın ardından kararını açıkladı. Mahkeme heyeti F.T.’yi müebbet hapis cezası ile cezalandırdı.

  • Müebbet hapisten cezası 17 yıla inen ‘kardeş cinayeti’ davası, yeniden görülmeye başlandı

    İzmir’in Bayraklı ilçesinde, tartışma sonrası kız kardeşi Aysel Okumuş’u öldüren Günay T. yargılama sonrası önce müebbet cezasına, sonra tahrik indirimi, mahkemedeki iyi hali, geçmişi ve sosyal ilişkileri göz önüne alınarak 16 yıl 8 ay hapis cezası aldı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın suçtan zarar gören olduğu ve yargılamaya katılmadığı için İzmir Bölge Adliye mahkemesi kararı bozunca yargılamaya tekrar başlandı.

    Dava konu olan olay, 10 Temmuz 2016 günü, Bayraklı 1627/1 Sokak numara 41’de meydana geldi. Evli ve 2 çocuk annesi Günay T. (25), Bayraklı’daki evinde, kız kardeşi Aysel Okumuş (19) ile ailevi meseleler nedeni ile tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesi ile Günay T. mutfaktan aldığı ekmek bıçağıyla konfeksiyon atölyesinde çalışan kardeşi Aysel Okumuş’u göğsünden bir defa bıçakladı. Genç kız bıçak darbesi ile ağır yaralanırken kavgayı sonradan gören aile, durumu sağlık ve polis ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine gelen sağlık ekipleri, aşırı kan kaybeden Aysel Okumuş’a ilk müdahaleyi yaptıktan sonra ambulans ile Ege Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırdı. Burada tedavi altına alınan Aysel Okumuş yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Polis ekiplerince gözaltına alınan cinayet zanlısı ev hanımı Günay T. Cinayet Büro Amirliği’nde verdiği ifadede “Mutfakta elimde bıçakla domates doğruyordum. Kardeşimle konuşmaya başladık. Nişanlısından ayrılacağını ve başka bir sevgilisi olduğunu söyledi. Aile fertleri de bu yüzden bana tavır aldı. Bu şekilde yapmamasını söyledim. Banyoya gidip gözlüklerini taktı ve evden çıkmak istedi. Gitmemesini söyledim. İki elimi sıktı. Canım çok yandı. Onun gitmesine engel olmak istedim. Kollarımı tutmak için ikinci kez hamle yapınca, bıçak birden göğüsüne saplandı. Ben böyle olmasını istemezdim” dediği öğrenildi. İfadesinin ardından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na sevk edilen Günay T. çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

    İndirimli ceza aldı

    Sanık Günay T. hakkında Cumhuriyet savcısı, ’Üst soydan akrabayı kasten öldürmek suçundan’ müebbet hapis cezası ile yargılanması için dava açtı. İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava sonucu mahkeme heyeti sanık Günay T.’ye önce müebbet hapis cezası verdi. Daha sonra heyet, sanık ile maktulün tartıştığı yönünde dosyada bilgi ve belge bulunduğundan, haksız fiilin meydana getirdiği hiddet ve şiddetli eylemin etkisi altından suçun işlendiği anlaşıldığı için müebbet hapis cezasını 20 yıla indirdi. Mahkeme heyeti, 20 yıl cezayı ise sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, sanığın yargımla sırasındaki davranışları ve cezanın sanığın geleceği üzerindeki etkisini de göz önünde bulundurarak 16 yıl 8 ay hapis cezasına indirdi.

    Yeniden görülmeye başlandı

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, davaya katılan olmadığı içi kararı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi Başkanlığı’na temyize götürdü. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın suçtan zarar gören olduğu, bu sıfatın gereği olarak kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve duruşmadan haber edilmesi gerektiği halde, dava ve duruşmalar bildirilmeden yargılama yapıldığı için kararı bozdu. Kararın bozulmasının ardından 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava yeniden görülmeye başladı. Bugün görülen davaya, sanık Günay T., Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı Pınar Melli katıldı. Sanık avukatı mazeret bildirdiğinden duruşmaya katılamadı. Mahkeme heyeti, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın katılan olarak davaya müdahil olmasına karar verip karar için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

  • Bebek cinayeti kararını Yargıtay bozdu, sanıklar yeniden yargılanıyor

    Bursa’da gayrimeşru dünyaya gelen bebeği öldürürüp gömdükleri iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilen 3 kişi, kararı Yargıtay’ın bozması üzerine yeniden hakim karşısına çıktı.

    Gemlik ilçesinde 2013 yılı Haziran ayında gayrimeşru ilişki neticesinde dünyaya gelen bebeği boğarak öldürdükten sonra gömerek üzerine parke taşı döşedikleri iddia edilen biri polis memuru 5 sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edildi. Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı duruşmaya katılmadığı ve evrakta eksik olduğu için Yargıtay tarafından ceza usulden bozulunca sanıklar yeniden hakim önüne çıktı. Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, bebeğin anneannesi Nuray G. (38), bebeğin annesi Ferda D. (21), bebeğin babası olduğu iddia edilen Murat Ç. (38), bebeğin dedesi Sebahattin G. (45) ve bebeğin dayısı Tayfun G.’nin yargılanmasına yeniden başlandı. 4 sanık davaya katılırken, askerde olan Tayfun G. ise duruşmaya katılmadı.

    Daha önceki ifadelerini tekrarlayan bebeğin annesi Ferda D., “Polis memuru olan tutuklu sanık Murat ile babam birlikte hayvancılık yapmışlar. Polis Murat, benim daha önceki cinsel istismar olayımı bildiğini söyleyerek, benimle arkadaşlık kurdu. Evlenip beni buradan götüreceğini söyledi. Mayıs ayında kendi evine davet etti. Evine gittiğimde kendi rızamla ilişkiye girdim. İlişkiden 2-3 ay sonra hamile olabileceğimi düşündüm. Bunu Murat’a söyledim. O da, ‘Kesinlikle benden hamile değilsin’ diyerek bebeği kabul etmedi. Birkaç kez Bursa ve İstanbul’da doktora gittik. Hamile olduğum kesinleşince Murat Ç. bebeğin alınmasını istedi, fakat bebeğin kürtaj zamanı geçtiği için alınmadı. Hamileliğimin 5. ayında Murat’ın tanıdığı bir doktora daha gittik. Zamanı geçmiş olmasına rağmen doktor 10 bin lira para istedi. Murat parayı bulamayınca bana şiddet uygulayıp beni köye gönderdi. Annem ve babamın hamileliğimi öğrenmemesi ve töreden korktuğum için sürekli korse takıp şişen karnımı herkesten gizliyordum. Bir süre sonra annem durumu öğrendi. Beni hemen görücü usulü nişanladı. Ardından Orhangazi’deki bir hastanede doğum yaptım. Hastaneden çıktıktan sonra annemle birlikte Gemlik’e geldik. Annem, çocuğu kucağımdan alıp, ‘Ben bunu yuvaya vereceğim, sen git. Baban duyarsa başımıza iş açılacak” deyip beni gönderdi. Eve geldiğimde hemen odama geçip uyudum. Ertesi gün anneme sorduğumda çocuğu yuvaya verdiğini ve bir daha bu konu hakkında konuşmamamı söyledi” dedi.

    “Bebeğin nasıl öldürüldüğünü hala bilmiyorum”

    Bir süre sonra, sağlık ocağından bir görevlinin arayıp çocuğu getirmesini istediğini ifade eden Ferda D., “Annem telefonu elimden aldı. Çocuğu evlatlık verdiğimizi söyledi. Hemşireler durumu polise bildirince karakoldan çağırıldık. Durumu öğrenen polis Murat, beni arayıp kendisinden bahsetmememi, çocuğun başka biriyle olan ilişkiden doğduğunu söylememi istedi. Ben de buna göre bir ifade verdim. Ardından iki kez daha karakoldan arandık, durumumdan şüphelendikleri söylendi. Ben de polis Murat ile olan ilişkimi olduğu gibi anlattım. Annemle hiçbir şey konuşmadık. Bebeğin nasıl öldürüldüğünü hala bilmiyorum. Olay gecesi kazı yapıldığına dair bir ses de duymuş değilim” diye konuştu.

    “Asıl suçlu ben ve polistir, bebeği birlikte gömdük”

    Tutuklu anneanne Nuray G. de daha önce duruşmadaki ifadesinde, asıl suçlunun kendisi ve polis Murat Ç. olduğunu belirterek, insanın kanını donduran bir ifade vermişti. Kızının polis Murat Ç. ile ilişkisinden hamile kaldığını öğrenince çocuğun alınıp alınmayacağı hususunu Murat Ç.’ye sorduğunu ifade eden Nuray G., “Murat, ‘Bebeğin icabına siz bakacaksınız, yoksa seni ve aileni öldürürüm’ diyerek beni tehdit etti. Kızımı doğumdan sonra eve gönderdim. Niyetim bebeği karakolun önüne bırakıp kaçmaktı. O sırada bebek ağladı. Bu sırada Murat’ın bana tecavüz ettiği, kızıma yaptıkları ve bebekle ilgili söyledikleri aklıma geldi. Ben bebek sussun diye göğsüme bastırdım. Bebeğin öldüğünü anlayınca da bebekle birlikte eve geldim. Herkes evdeydi. Bebeğin cesedini ahıra koydum. Eşim ve çocuklar uyuduktan sonra, gece yarısı Murat eve geldi. Ben bebeği öldürdüğümü söyleyip ne yapacağımız sordum. O da bana vurdu. Bahçeye çukur açtı. Bebeği çukura ben koydum. Sonra da üzerini kapattık. Beni bu olaya Murat Ç. azmettirmiştir. Eşim de bebeğin gömüldüğü yerin üzerine parke taşı döşedi, ama o bebeğin orada gömülü olduğunu bilmiyordu. Eşimin bu olaylardan hiç haberi olmadı” şeklinde konuştu.

    “Çocuk benden değildir”

    Polis memuru Murat Ç. ise, “Bana emniyetteki FETÖ’cü polisler kumpas kurdu. Haksız yere tutuklandım. Haksız yere cezaevinde yatıyorum. Çok büyük bir iftiraya maruz kaldım. Şerefimin geri verilmesi için beraatımı karar verilsin. Çocuk benden değildir” açıklamasını yaptı.

    Yargıtay cezayı usulden bozdu

    Mahkeme heyeti, Nuray G.’ye, polis memuru Murat Ç.’ye, bebeğin annesi Ferda D.’ye ağırlaştırılmış müebbet cezası, dede Sebahattin G.’ye “suçu gizlemek”ten 5 yıl hapis cezası ve dayı T.G.’nin beraatıne karar vermişti. Dosyayı inceleyen Yargıtay Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na tebligat yapılmadığı için davayı usulden bozdu. Savcı, yeniden hakim önüne çıkan sanıklarla alakalı Nuray G. ile Murat Ç.’ye ağırlaştırılmış müebbet, ‘suçu gizlemek’ten Sabahattin G.’ye ise 5 yıla kadar hapis cezası istedi. Savcı, anne Ferda D. ile dayı Tayfun G.’nin beraatı yönünde karar verilmesini talep etti. Duruşma ileri bir tarihe ertelendi.

  • Esenyurt’taki dehşette “töre veya namus cinayeti” şüphesi

    Esenyurt’ta sabah saatlerinde sokak üzerinde yürüyen bir kadını ve adamı kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi tarafından silahlı saldırı düzenlendi. Adam ve kadın olay yerinde hayatını kaybederken, polis olayın “töre yada namus cinayeti” olabileceği şüphesi üzerinde duruyor.

    Olay, sabah saat 08.00 sıralarında Yenikent Mahallesi, 479. Sokak üzerinde meydana geldi. İddiaya göre sokakta yürüyen Adem Yılmaz(30) ve Süphan Atasayar’a (37)kimliği belirsiz bir kişi silahlı saldırı düzenledi. 2 silah kullanan kişi Yılmaz ve Atasayar’a kurşun yağdırdı. Kadın ve adam olay yerinde hayatını kaybederken, saldırgan ise olay yerinden kaçtı. Silah sesleri sonrası mahalle sakinleri ise sokağa döküldü. Vatandaşlar durumu sağlık ve polis ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri saldırıya uğrayan adam ve kadının hayatını kaybettiğini belirledi. Polis olay yerine şerit çekerek incelemelerde bulundu. Cinayetin ilendiği sokağa gelerek incelemelerde bulunan olay yeri inceleme ekipleri çok sayıda kovanın olduğunu ve saldırıda iki silahın kullanıldığını tespit etti.

    Töre cinayeti veya namus cinayeti şüphesi

    Olay yerine gelen polis ekipleri kaçan saldırganı yakalamak için çalışma başlatırken, incelemeleri ve araştırmalarını sürdüren polis çifte cinayetin namus veya töre cinayeti olabileceği şüphesi üzerinde duruyor.

    Saldırgan kaçışı kamerada

    Öte yandan saldırı sonrası saldırganın kaçış anı güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde elinde silah bulunan saldırganın koşarak kaçtığı görülüyor.

    İncelemelerin ardından,Yılmaz ve Atasayar’ın cenazeleri Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırıldı.