Etiket: çıktı

  • Yalıkavakspor, EHF Avrupa Kupası’nda yarı finale çıktı

    Yalıkavakspor, EHF Avrupa Kupası’nda yarı finale çıktı

    EHF Avrupa Kupası’nda Türkiye’yi temsil eden Yalıkavakspor, İspanyol Rocasa Gran Canaria’yı 28-25 mağlup ederek yarı finale yükseldi.

    Türkiye’yi EHF Avrupa Kupası’nda temsil eden Yalıkavakspor Kulübü, Binnaz Karakaya Spor Salonu’nda İspanya takımı Rocasa Gran Canaria ile karşılaştı. Bodrum’da oynanana müsabaka kıran kırana geçti. Maçın ilk yarısını Yalıkavakspor, 16-12 önde bitirdi. İkinci devrede de İspanyol Rocasa Gran Canaria takımına geçit vermeyen Yalıkavakspor 25-28 karşılaşmayı kazandı. Çeyrek finalden yarı finale yükselen Yalıkavakspor, büyük sevinç yaşadı. Gözyaşlarını tutamayan sporcular yarı finalde rakibi Hırvatistan’dan Zagreb olduğu öğrenildi.

    Başantrenör Kıvanç Özcan, maçtan sonra yaptığı açıklamada, mutluluğunu dile getirerek, “Bizim için güzel bir galibiyet oldu. Son dörde kaldık, mutluyuz. Kulübümüz için hayırlısı olsun. Oyuncularımızı canı gönülden tebrik ediyorum. Yüreklerini ortaya koydular. Mutluyuz şu anda. Bundan sonra yarından itibaren lig maçlarına döneceğiz” dedi.

    Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, Avrupa Kupası yolunda ilerleyen Yalıkavakspor’a başarılar dileyerek, “Bu mücadelenin başarıyla sonuçlanacağı belliydi. Bunun sinyalleri vardı ama biz yine de bu maç için temkinliydik. Adım adım bu başarı yakalandı. Bizim de en ufak katkımız olduysa bile helali hoş olsun. Şu anda Yalıkavakspor Avrupa’nın 4 takımı arasına girdi. Bundan büyük gurur olur mu” şeklinde konuştu.

  • Manisa, süt ürünleri yatırımlarına uygun çıktı

    Manisa, süt ürünleri yatırımlarına uygun çıktı

    Manisa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Zafer Kalkınma Ajansının 2019 yılı Fizibilite Destek Programı kapsamında 30.12.2019 tarihinde sözleşme imzalanarak alınan hibe desteği ile başlatılan ’Manisa’da süt ürünlerinin üretim, paketleme ve pazarlama zincirinin fizibilitesi’ kapanış toplantısını gerçekleştirdi.

    Proje kapanış toplantısı ile ilgili bilgi veren Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Yılmaz Usta, “Manisa il genelinde süt hayvancılığı yapan üreticilerin, üretici kooperatiflerinin, süt ürünleri üretimi yapan tesislerin, süt ürünlerinin üretim, paketleme, pazarlama zincirinin mevcut durumunu, altyapısını ve gelecekte süt sektörüne yapılacak yatırımların sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkarmak ve Kula, Salihli, Selendi ilçelerinden yatırıma en uygun ilçenin belirlenmesi amacıyla Zafer Kalkınma Ajansının 2019 yılı Fizibilite Destek Programı kapsamında 30.12.2019 tarihinde sözleşme imzalanarak alınan hibe desteği ile ’Manisa’da süt ürünlerinin üretim, paketleme ve pazarlama zincirinin fzibilitesi’ hazırlanmıştır” dedi.

    Durum tespiti yapıldı

    Uygulama çalışmaları esnasında Manisa il genelindeki büyükbaş hayvan varlığı, süt ve süt ürünlerinin durumunun tespit edildiğini belirten Usta, “Konu ile ilgili olarak Kula, Salihli ve Selendi ilçelerinde bulunan üretici birlikleri, kooperatifler ve ticari kuruluşlar ile görüşülerek bilgi alışverişinde bulunulmuş ve durum tespiti yapılmıştır. Ayrıca Kula, Salihli ve Selendi ilçelerimizde belediye başkanları, başkan yardımcıları ve ilçe tarım müdürleri ziyaret edilerek konu ile ilgili görüşleri ve ilçelerin ihtiyacı hakkında bilgi alınmıştır. Hazırlanan rapor sonucunda, Manisa’da süt ürünlerinin üretim, paketleme ve pazarlama zincirinin oluşturulması açısından yatırım yapılabilir çıkmıştır” dedi.

    Kapanış toplantısı online gerçekleştirildi

    Fizibilite çalışmasının kapanış toplantısı ve sunumu, Manisa Valiliği, Manisa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 17 ilçenin kaymakamlıkları, ilçe tarım ve orman müdürlükleri, Zafer Kalkınma Ajansı Yetkilileri, kooperatifler ve üretici birlikleri davet edilerek 17 Şubat Çarşamba günü online olarak gerçekleştirildi.

  • Annesinin terk ettiği bebeğe hastane personeli sahip çıktı

    Annesinin terk ettiği bebeğe hastane personeli sahip çıktı

    Erzurum Şehir hastanesinde doğum yapan Afgan asıllı kadın sağlıkla dünyaya getirdiği bebeğe sahip çıkmayınca hastane yenidoğan ünitesi doktor ve hemşireleri bebeğe sahip çıktı.

    Afgan asıllı bir kadın Yaklaşık 20 gün önce Erzurum şehir hastanesi doğum ünitesinde normal doğumla bir kız çocuğu dünyaya getirdi.

    Doğum sonrası bebeğine sahip çıkmayan Afgan uyruklu kadın bebeği hastaneden almayarak gerekli işlemleri yaptırarak hastaneden ayrıldı.

    Hastane yeni doğan ünitesinde tedavi bakıma alınan bebeğin durumunu öğrenen servis hemşire ve doktorları, bebeğe sahip çıkarak daha adın konmamış kız çocuğa Ayçelen bebek adını vererek onun tüm ihtiyaçlarını giderdi.

    Yaklaşık 24 gün hastanede tedavi ve kontrol amaçlı tutulan Ayçelen bebeğe sahip çıkan servis çalışanları bebeğin hastanede kaldığı süreçte anne sütü haricinde her türlü bakm ve ihtiyaçlarını gidererek ona hem anne hem de abla oldular.

    Tedavi ve kontrolleri biten Ayçelen bebek 24 günlük bir bakım sürecinin ardından Erzurum Sosyal Hizmetler birimine teslim edildi.

  • Ukrayna’da Türk boksörler ringe çıktı

    Ukrayna’da Türk boksörler ringe çıktı

    Ukrayna’nın başkenti Kiev’de düzenlenen boks şöleninde Türk boksörler ringe çıktı.

    Ukrayna, kıtalararası dünya şampiyonluğuna ev sahipliği yapıyor. Dünyanın bir çok ülkesinden Ukrayna’daki boks şölenine gelen sporcular, bugün ringe çıktı.

    Çoğunluğunu Türk sporcuların oluşturduğu organizasyonda, rakipler kıyasıya mücadele etti. Günün maçı olarak kabul edilen Serdar Avcı ve Pascal Ndomba arasındaki müsabaka, Ndomba’nın korona virüs testi pozitif çıkınca 1,5 ay sonrasına ertelendi.

    Serdar Avcı’nın kardeşi Arda Tamer Avcı ise Gürcü rakibi Vladimir Janezashvili karşısında galibiyet kazanarak UBO kıtalararası kemerin sahibi olan isim oldu.

    Diğer Türk sporculardan Şükrü Altay ise Ukrayna adına ringe çıkan Ahıska Türk’ü Dzhamal Usmanov karşısında mağlup oldu. Maç sonu ringde Altay’a sarılan Usmanov, “Üzülme abi kemer bizde, uzağa gitmedi” diyerek Altay’ı teselli etti ve ringde Atatürk işlemeli Türk bayrağıyla poz vererek gönülleri kazandı.

    “Kemeri alacağım”

    Maç sonu İhlas Haber Ajansı’na konuşan Şükrü Altay, “Herkese çok selamlar Kiev’den. Maçı alamadım puan olarak arkada kaldık. Ama kemer için yine dövüşeceğiz Türkiye’de ve inşallah alacağız. 3 hafta antrenmanımız vardı iyi hazırlanamadık. Türkiye’ye çok selamlarımı ve saygılarımı yolluyorum. Dualarınız bize yeter çok sağ olun” ifadelerinde bulundu.

  • Leyla Aydemir’in cinsel istismara uğradığı ortaya çıktı

    Leyla Aydemir’in cinsel istismara uğradığı ortaya çıktı

    Ağrı’da 2018 yılında kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’le ilgili şok edici bir gelişme yaşandı. Avukat Ayşegül Aydoğan, “Bugün şok edici bir evraka ulaştık. 2018 tarihli bir adli tıp raporunda geçen bir ibare neticesinde Leyla kızımızın üzülerek cinsel istismara maruz kaldığını açık bir şekilde söyleyebiliyoruz” dedi.

    Ağrı şehir merkezinde yaşayan Şükran ve Nihat Aydemir çiftinin 7 çocuğundan 6’ncısı olan Leyla Aydemir, 2018 yılında Ramazan Bayramı dolayısıyla geldikleri dedesinin yaşadığı Bezirhane köyünde 15 Haziran günü kayboldu. Tüm Türkiye’nin bulunması için seferber olduğu Leyla’nın 18 gün sonra, köye 3 kilometre uzaklıktaki Kurudere mevkiinde cansız bedeni bulundu.

    Bilirkişi raporunda ’istismar yok’ denilmişti

    4 yaşındaki Leyla Aydemir’in ölümünün ardından hazırlanan bilirkişi raporunda, otopside cilt bütünlüğünün korunduğu, kafa, göğüs ve batın boşluğunda kanama, iç organ ve büyük damar yaralanmasının tanımlanmadığı ifade edilmiş, cesedin iskelet sisteminin sağlam bulunduğu ancak çürüme nedeniyle yumuşak dokularda ayrıntılı travmatik değişim analizi yapılmadığı, istismara ve farklı bir DNA’ya yönelik herhangi bir bulguya rastlanmadığı belirtilmişti.

    Ancak bugün ortaya çıkan Adli Tıp Raporu’nda “Anal ve genital bölge muayenesinde hymen açıklığının 1 cm olduğu, duhule müsait olmadığı, hymen üzerinde belirgin yırtık yada çentik gözlenmedi, posterior forşette (genital bölgede) zorlama izi olabilecek kırmızı renkli lezyonlar olduğu görüldü” ibaresi yer aldı.

    “Leyla kızımız cinsel istismara uğramış”

    Saadet Öğretmen Çocuk İstismarıyla Mücadele Derneği Genel Başkan Danışmanı Avukat Ayşegül Aydoğan, “Ağrı’da katledilen Leyla kızımızın davası için UCİM avukatları olarak elbirliğiyle çalışıyoruz ve bugün şok edici bir evraka ulaştık. 2018 tarihli bir adli tıp raporunda geçen bir ibare neticesinde Leyla kızımızın üzülerek cinsel istismara maruz kaldığını açık bir şekilde söyleyebiliyoruz. Dosyadaki adli tıp raporunda açıkça diyor ki ‘posterior forşette zorlama izi olabilecek kırmızı renkli lezyonlar olduğu’ genital bölge muayenesinde yani açık bir şekilde Leyla’nın cinsel istimara gözler önüne sermekte. Bu evrakı detaylı bir şekilde incelerken fark ettik” diye konuştu.

    “Bu resmen bir hukuk faciasıdır”

    Bu konunun takipçisi olacaklarını ifade eden Av. Aydoğan, “Neden bu evrak sonrasında, böyle bir ibare sonrasında, böyle bir muayene sonrasında neden tüm sanıklardan DNA örneği alınmamış? Neden bu dosyanın içerisinde hiçbir şekilde geçmemiş? Neden diğer adli tıp raporunda ‘suda ki erime sebebiyle hiçbir bulgu bulamadı’ ibaresi geçmekte? Neden savcımız mütalaasında buna yer vermemiş? Biz bunun peşini hiçbir şekilde bırakmayacağız. Leyla davası bizler sayesinde aydınlanmak üzere. Burada bir cinsel istismar var, Leyla’ya kim ne yaptı? Belki de cinsel istismara meyil edip, zorlama gerçekleştirip, bunu gerçekleştirememiş olsalar dahi Leyla’nın genital bölgesinde bir zorlama olduğu ibaresi varken, neden bununla ilgili bir araştırma yapılmamış. Bu resmen bir hukuk faciasıdır. Biz sorumluların ilgili şekilde soruşturulmasını düşünüyoruz. Tüm Adalet Bakanlığına, hakimlere, savcılara sesleniyoruz bunun peşinin bırakılmaması ve buna sebep olanların, bunun dosyaya girmemesine sebep olan herkesin de soruşturulması gerektiği kanaatindeyiz. Leyla istismara uğramış ve biz çok üzgünüz” dedi.

    “Sanıklardan DNA örneği alınıp, yeniden otopsi yapılmalı”

    Hızlı bir şekilde bununla ilgili bir soruşturma yapılması gerektiğini kaydeden Av. Aydoğan, “Çünkü bu örtbas edilecek, üzeri örtülecek bir konu değil. Yaklaşık 2,5 senedir süren yargılama neticesinde Leyla’nın açlıktan öldüğüne dair ibareler verilmişti, basında da geniş çaplı yer bulmuştu ve hepimiz böyle zannediyorduk ki ta ki bu ibareyi görene kadar. Şimdi yeni bir soruşturma yapılmalı, hızlı bir şekilde sanıklardan DNA örneği alınmalı ve gerekirse de yeniden otopsi yapılmalıdır. Leyla’nın katilleri, Leyla’yı bu iğrenç şekilde ölüme götüren herkesin cezalandırılması ve dosyanın bu hale gelmesine sebep olanlarında soruşturulması gerekmektedir” açıklamalarında bulundu.

    Ne olmuştu?

    Ağrı şehir merkezinde yaşayan Şükran ve Nihat Aydemir çiftinin 7 çocuğundan 6’ncısı olan Leyla Aydemir, 2018 yılında Ramazan Bayramı dolayısıyla geldikleri dedesinin yaşadığı Bezirhane köyünde 15 Haziran günü kayboldu. Tüm Türkiye’nin bulunması için seferber olduğu Leyla’nın 18 gün sonra, köye 3 kilometre uzaklıktaki Kurudere mevkiinde cansız bedeni bulundu. Su içinde bulunan küçük kızın babası Nihat Aydemir’in kuzeni Mehmet Ali Aydemir (33), 18 Temmuz günü ’kasten öldürme’ suçundan tutuklandı.

    7 sanığa dava açılmıştı

    Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca Mehmet Ali Aydemir’in de aralarında olduğu 7 sanık hakkında çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet, iştirak halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da 14’er yıla kadar hapis cezası istemiyle 1’inci Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı.

    Davanın 20 Eylül 2019 günü görülen ilk duruşmasında, baba Nihat Aydemir sanıklardan şikayetçi olmamış anne Şükran Aydemir ise şikayetçi olmuştu. Mahkeme heyeti, Leyla’nın amcası Yusuf Aydemir’i ’suçu işlediğine yönelik somut deliller bulunduğu ve dinlenilmeyen tanıklar üzerinde baskı kurma ihtimali olduğu’ gerekçesiyle tutuklarken, 19 Aralık 2019 günü, dosya üzerinden yapılan tutukluluk değerlendirmesinde ise Mehmet Ali Aydemir, ’mevcut delil durumu ile tutuklulukta geçen süre ve dosyanın geldiği aşama’ dikkate alınarak, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

    Korona virüs tedbirleri kapsamında 3 Temmuz 2020’ye ertelenen davada cumhuriyet savcısı, esas hakkında mütalaasını mahkemeye sundu. Baba Nihat Aydemir ile sanık Besim Dursun’un oğlunun Kanada’ya gönderilmesinden kaynaklı para meselesi olduğu anlatılan mütalaada, sanık Dursun’un olaydan birkaç yıl önce Aydemir’e, “Yemin olsun ben sana ciğer acısını yaşatacağım, ben seni ciğerinle terbiye edeceğim” diye sözler söylediği kaydedildi. ’Yiğit’ kod adlı gizli tanığın, taziye ziyareti sırasında Yusuf Aydemir ve Besim Dursun’un evden sık sık çıkıp, geri döndüklerini bildirdiği ifade edilen mütalaada, Leyla’nın sanık Dursun’un evinin önünden kaybolduğunun diğer tanıkların ifadeleriyle de sabit olduğu vurgulandı. Mütalaada, “Yapılan HTS incelemesinde, sanık Yusuf ve Besim’in maktul Leyla’ya ait cesedin bulunduğu sırada görüşme gerçekleştirdikleri tespit edilmiştir” denildi.

    Baba ile amca arasında husumet

    Baba Nihat Aydemir ile Leyla’nın amcası Yusuf Aydemir arasında da miras ve alacak meselesi yüzünden husumet olduğu ifade edilen mütalaada, tutuklu amcanın teknik takibe takılan telefon kayıtlarına da yer verilirken şöyle denildi:

    “Sanık Yusuf Aydemir’in sanık Besim Dursun ile yakın arkadaşlığının olduğu, maktul Leyla’nın kaybolduğu gün taziye evinde sanık Yusuf ve Besim’in sürekli bir yerlere gidip tekrar döndüğü, maktul Leyla’yı, sanık Yusuf’un ortadan kaybolduğu yere doğru yönlendirdiği ve Leyla’nın kaybolmadan önce sanık Yusuf’un yanında olduğu tanık beyanlarından anlaşıldığı, Yusuf’un tape kayıtlarında, kolluk görevlilerine bir şey anlatmadığını, diğerlerinin de anlatmamaları ile kolluk ekiplerine dikkat etmeleri yönünde konuşmalar yaptığı saptandı.”

    “Sanığın maktulün bulunması için çalışan görevlileri yanılttığı ve yanlış yönlendirdiği de sabittir”

    Sanık Mehmet Ali Aydemir’in ise Leyla’yı ablası Ayşe Artam’ın evine bıraktığı kaydedilen mütalaanın devamında, “Maktulün cesedine ulaşıldığı sırada kolluk ekiplerince tutulan tutanağa göre, cesedi jandarma ekipleri dışında kimsenin görmemesine rağmen sanık Mehmet Ali, Leyla’nın kıyafetsiz olduğunu ve kıyafetlerini arayacağını ekiplere bildirdi. Sanık Mehmet Ali’nin maktulün kıyafetsiz bulunduğunu bilmesi, hayatın olağan akışına aykırıdır. Sanığın ayrıca maktulün bulunması için çalışan görevlileri yanılttığı ve yanlış yönlendirdiği de sabittir” denildi.

    Cumhuriyet savcısı amca Musa Aydemir ile ilgili olarak da mütalaada, “Her ne kadar sanık Musa’nın telefonunda, maktulün videosu olsa da sanığın müştekilerin evinde yaşamış olduğu, aralarında hiçbir husumet bulunmayışı, sanığın videoyu çekmekteki amacının sosyal medyada paylaşmak olduğu, bu hususun aleyhte delil olarak kullanılmasının olağan hayat akışına uygun olmadığı, sanık hakkında diğer sanıkların aksine ve olay tarihinde 3 yaşında olan ve yargılama aşamasındaki uzman raporuyla beyanına itibar edilemeyecek olan Üzeyir’in ifadeleri dışında aleyhine hiçbir tanık beyanının bulunmayışı dikkate alındığında sanık hakkında şüpheden sanık yararlanır ilkesi doğrultusunda, delil yetersizliğinden beraatına karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir” dedi.

    Tutuklanmaları istendi

    Yargılama aşamasında müştekilerin şikayetlerinden vazgeçtikleri ancak söz konusu suçun şikayete bağlı olmadığının hatırlatıldığı mütalaada, Yusuf Aydemir, Mehmet Ali Aydemir ve Besim Dursun’un fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri, üzerlerine atılı ve eylemlerine uyan ’kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme’ suçlarını iştirak halinde işledikleri bildirildi. 3 sanığın ağırlaştırılmış müebbet ve 4 yıldan 14’er yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları talep edildi.

    Ayşe Artam ve Yıldırım Artam’ın da ’cinayete ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna yardım’ suçlarından 29 yıl 4’er ay hapisle cezalandırılmalarını isteyen savcı, amca Musa Aydemir ve Hatun Dursun hakkında ise delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesini talep etti. Cumhuriyet savcısı, tutuksuz sanıklar Mehmet Ali Aydemir, Besim Dursun, Ayşe Artam ve Yıldırım Artam’ın, hükümle birlikte tutuklanmalarına karar verilmesini de talep etti.

    Amca Yusuf Aydemir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almıştı

    Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesinde 2 Ekim 2020 günü görülen Leyla Aydemir öldürülmesi ile ilgili karar davasında tutuklu sanık amca Yusuf Aydemir hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilirken, tutuksuz 6 sanık hakkında beraat kararı verildi.

    3 ay sonra amca Aydemir’e tahliye

    Minik Leyla’nın karar davasından 3 ay sonra ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla tutuklanan amca Yusuf Aydemir tahliye edildi. Verilen karar dilekçesinde “Yusuf Aydemir’in tutukluluk halinin devamına karar verilmesinin ileride telafisi güç mağduriyetine sebebiyet verebileceği, tutuklamanın bir ceza değil tedbir niteliğinde olduğu gözetilerek tahliyesine, başka suçtan hükümlü veya tutuklu değilse derhal tahliyesinin sağlanması için Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı Esas Masasına müzekkere yazılmasına, karar kesinleştiğinde dosyanın mahkemesine gönderilmesine, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, (I) bendindeki red kararı ve tahliye kararı yönünden kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde Dairemize dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunulması, bir başka Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi veya İlk Derece Ceza Mahkemesi aracılığıyla dilekçe gönderilmesi suretiyle, nihai olarak Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere Dairemiz nezdinde itiraz yolu açık, bozma kararı yönünden ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1 maddesi gereğince kesin olmak üzere 21/12/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi” denildi.