Etiket: Çıkmıştır”

  • Şar: “Ekonomideki kötümser tahminler yine boşa çıkmıştır”

    Şar: “Ekonomideki kötümser tahminler yine boşa çıkmıştır”

    ESKA Grup Yönetim Kurulu Başkanı Eren Şar, Türkiye ekonomisinin istikrarının her geçen gün yüksek seviyelerde seyretmesinin sevindirici olduğunu açıkladı.

    “İstikrar sürsün, Türkiye büyüsün. Güçlü ekonomimiz ve sağlam finansal altyapımızla yatırımlarımız devam ediyor. Ekonomimiz adım adım yeniden yükseliyor. Türkiye ekonomisi üzerine yapılan kötümser tahminler inşallah yine boş çıkmıştır” değerlendirmesinde bulunan ESKA Yönetim Kurulu Başkanı Şar, “Türkiye, güçlü ekonomisi ve sağlam finansal altyapısıyla dünya ekonomilerinin eşi benzeri görülmemiş bir belirsizlikten ve krizden geçtiği böyle bir bir dönemde yatırımlarına, projelerine ve belki de hepsinden önemlisi stratejik reformlarına hız kesmeden devam ediyor. Ülkemizin ekonomimizde tüm kurumlarımızla güçlü koordinasyon içerisinde hedeflerimize yönelik adımlar atılmaya devam ediliyor. Katma değerli üretime, istihdama ve ihracata dayalı bir büyüme modeli için çalışmayla inşallah çok yakın bir dönem içerisinde toparlanmanın ekonominin tüm paydaşları, tüm kesimleri nezdinde de çok daha ciddi bir şekilde hissedilmeye başladığına inşallah şahit olacağız. Türkiye cari açıkla değil, cari fazlayla devam etmiş olacaktı. Ekonomide tüm kurumlarımızla güçlü koordinasyon içinde, hedeflerine yönelik adımları atmaya devam ediyor. Katma değerli üretime, istihdama ve ihracata dayalı bir büyüme modeli çerçevesinde Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Berat Albayrak’ın mücadelesi de takdire şayandır. İnşallah, çok yakın bir dönem içinde toparlanmanın ekonominin tüm paydaşları, tüm kesimleri, nezdinde de çok daha ciddi şekilde hissedilmeye başladığına şahit olacağız.” diye konuştu.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Ok yaydan çıkmıştır ve maksuda ulaşacaktır”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Ok yaydan çıkmıştır ve maksuda ulaşacaktır”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Amaç; özgüven sahibi, büyük ve güçlü Türkiye inşasının önüne geçmektir. Geçemeyeceksiniz, engelleyemeyeceksiniz, ok yaydan çıkmıştır ve maksuda ulaşacaktır” dedi.

    Cumhurbaşkanlığı Kabinesi sonrasında kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına Kurban Bayramı’nı tebrik ederek başladı. Kurban Bayramı için tüm kurumların hazırlıklarını tamamladığını belirten Erdoğan, “Ülkemizde kesilecek büyük ve küçükbaş kurbanlıkların tamamı yerli üretimdir. Gerek kurbanlıkların kontrolü, gerek kesim yerleri, gerek kesim sonrası temizlik hususunda gereken tedbirler ağırlıklı olarak yerel yönetimler vasıtasıyla alınmıştır. Kurban kesim yerlerinde yoğunluk oluşmaması için bayramın ikinci ve üçüncü günlerinin de değerlendirilmesini tavsiye ediyoruz. Yolculuğa çıkacak vatandaşlarımıza dikkatli olmalarını, kurallara riayet etmelerini hatırlatmak istiyorum. Korona virüs salgının devam ettiği şu günlerde gerek kurban keserken, gereken bayramlaşırken temizlik, maske, mesafe kurallarından asla taviz vermeyelim. Sıkıntılı ve zahmetli olduğunu bildiğimiz bu kuralları kendimiz ve sevdiklerimizin sağlığı için harfiyen uygulayalım. İnşallah çoğu gitti, azı kaldı. Salgın dönemini geride bıraktığımızda yaptığımız fedakarlıkların karşılığını ziyadesiyle alacağımız güzel günler bizi bekliyor. Milletimizin salgın dönemindeki istihdam kaybını önlemek ve sosyal destek ihtiyacını karşılamak için çeşitli kalemlerde 26,5 milyar liralık karşılıksız nakit ödeme yaptık” diye konuştu.

    Mersin’in Mut ilçesinde yaşanan trafik kazasına da değinen Erdoğan, “Şehit olan askerlerimize rahmet diliyorum, yaralılara şifalar diliyorum” ifadelerini kullandı.

    “Gücünün idrakinde bir Türkiye var”

    Ortaya çıkan tablonun Türkiye’nin bölgede ve dünyada yaşanan olağanüstü gelişmelere, önüne çıkartılan nice engellere rağmen tarihi bir atılım dönemi içinde olduğunu gösterdiğini belirten Erdoğan, “Vesayet oyunları ile terör örgütlerinin saldırıları ile darbe girişimleri ile siyasi ve ekonomik tuzaklarla yıkılamayan bir ülke oluşumuzu işte hasletlerimize sıkı sıkıya bağlı olmamıza borçluyuz. Bu gerçeği görenler tüm güçleri ile milletimizin birliğine, ülkemizin bütünlüğüne, devletimizin egemenlik haklarına saldırmaktadır. Türkiye’yi hala geçmişin zayıf ve ürkek devleti sananlar bu saldırılarla netice almayı, ülkemizin üzerinde yeniden tahakküm kurmayı hayal ediyorlar. Halbuki artık her alanda alt yapısını geliştirmiş, egemenlik haklarını kullanma iradesine sahip bir Türkiye var. Kendi gerçeklerinin ve gücünün idrakinde bir Türkiye var. Bizim kimsenin hakkında, hukukunda, toprağında, huzurunda, zenginliğinde gözümüz yok. Tek arzumuz ve tüm gayretimiz kendi hakkımızı, hukukumuzu, çıkarlarımızı korumak. Bu anlayışla dayatma ile karşımıza çıkanlara cevabımızı uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru gücümüzle vermekten asla çekinmiyoruz, çekinmeyeceğiz. Müzakere ve adil anlaşmalar yoluyla çözülebilecek meselelerde oldubitti ile ülkemizi dışlamaya kalkanlar her seferinde bu cevapla karşılaşacaklarını bilmelidir” şeklinde konuştu.

    “Şehr-i İstanbul’un artık bize tebessümle baktığını tüm kalbimizle hissediyoruz”

    Ayasofya’nın Fatih’in vakfiyesine uygun şekilde yeniden ibadete açılmasının Türkiye’nin egemenlik haklarını kullanma konusundaki kararlılığının son örneklerinden birisi olduğunu söyleyen Erdoğan, “Fethin en önemli hatırası olan Ayasofya’nın hangi şartlar altında 500 yıllık camilik vasfından çıkartılarak müzeye dönüştürüldüğünü tartışmanın bir anlamı olmadığına, kalmadığına inanıyorum. Önemli olan bu ulu mabedin asli işlevine, bağlayıcı ve hukuki belge olan vakfiyesinde belirtilen misyonuna dönmüş olmasıdır. Fatih’in 1453 yılındaki camiye çevirdiği Ayasofya artık medeniyetimizin zirve sembollerinden biri olarak milletimize ve tüm Müslümanlara bir ibadethane olarak hizmet vermeyi sürdürecektir. Buradan Müslümanlar dışında Hristiyan alemi de ziyaretlerini yapabilecektir. Hizmetine ömrümüzü adadığımız Şehr-i İstanbul’un artık bize tebessümle baktığını tüm kalbimizle hissediyoruz” açıklamasında bulundu.

    567 yıl önce cami sıfatıyla şereflenen Ayasofya’nın sıradan bir müze yerine yapılış amacına uygun şekilde ibadethane olarak kullanılmasının her inançtan insanı mutlu ettiğine inandığını belirten Erdoğan, “Türkiye bugün yeni bir diriliş mücadelesi veriyor. Hiç kimsenin bu ülkenin ve bu milletin istiklaline ve istikbaline el uzatmayı aklından bile geçirememesi için büyük ve güçlü Türkiye’ye inşa ediyoruz” dedi.

    Gençlere seslenen Erdoğan, “Gençler, camilerimizi ihmal etmeyin, camilerimizde ne kadar secdeye kapanırsanız camilerimizle birlikte siz de o kadar güçlü olursunuz. Camilerimiz ne kadar bakımsız kalırsa ruh dünyamızdan o kadar uzaklaşıyoruz demektir. Camilerimiz ne kadar sessizliğe gömülürse akıbetimiz o kadar karanlığa gömülüyor demektir. Bunun için Ayasofya’nın yeniden ibadete açılışı, secdelerle yeniden buluşması, camilerden bir caminin hizmete girmesi demek değildir. Bu adımla bir milletin adeta yeniden doğuşuna şahitlik ediyoruz. Bir zamanlar topluca sabah namazları eda ederdik, gençlik olarak lise çağlarımız hep birlikte sabah namazlarına gittik. Şimdi yeniden aynı dönemin, aynı sürecin başlamasının Ayasofya ile çok önemli olduğuna inanıyorum. Cumhurbaşkanınız olarak sizden bunu yine bekliyoruz” diye konuştu.

    Ayasofya’da 24 saat esasına uygun 500 kişilik güvenlik ekibinin görev yapacağını belirten Erdoğan, Ayasofya ile birlikte bazı selatin camilerin güvence altına alınması gerektiğinin altını çizdi.

    “Amaç, özgüven sahibi, büyük ve güçlü Türkiye inşasının önüne geçmektir”

    Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması sürecinde şahit olunan tartışmaların Türkiye’nin diğer alanlarda attığı adımlarla ilgili tartışmalardan hiçbir farkı olmadığını belirten Erdoğan, “Ülkemizde bir kesim yapılan yollara, köprülere, havalimanlarına, hastanelere, barajlara, fabrikalara, yüksek teknoloji atılımlarına, savunma sanayi projelerine ne tepki veriyorsa Ayasofya’ya da o tepkiyi göstermiştir. Aynı kişiler, aynı zihniyet. Dikkat edin saflar aynı, söylemler aynı, mecralar aynı, en önemlisi gayeler aynı. Amaç; özgüven sahibi, büyük ve güçlü Türkiye inşasının önüne geçmektir. Geçemeyeceksiniz, engelleyemeyeceksiniz, ok yaydan çıkmıştır ve maksuda ulaşacaktır. Bu tavrın demokrasi ile çok seslilikle farklılıkları savunmakla hiçbir ilgisi yoktur. Dikili ağacınız bile yok. Boğazın altından tünel geçirirsiniz buna karşı gelirler, Avrasya Tünelini yaparsınız buna karşı gelirler, üçüncü köprüyü yaparsınız buna karşı gelirler, ne yaparsanız yapın hepsine karşı gelirler. Bir şey de siz yapın. Biz sizin gibi değiliz, teşekkür etmesini biliriz. Bu tür tavırlar faşizmin, tahammülsüzlüğün, en kara, en vahşi, en kin ve nefret kokan biçiminin tezahürleridir. Bu tavrın siyasi muhalefetle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Esasen demokrasilerde muhalefete çok büyük işler düşer. Zaten demokrasi güçlü muhalefet varsa güç kazanır. Yıllarca muhalefet saflarında mücadele etmiş bir siyasetçi olarak bu görevlerin ne olduğunu gayet iyi biliyoruz. Muhalefet demek, yapılan her iye, doğrusuna, yanlışına bakmadan karşı çıkmak demek değildir” şeklinde konuştu.

    Muhalefetin en az iktidar kadar çalışkan olması, üretken olması, mücadeleci olması, kucaklayıcı olması gerektiğini belirten Erdoğan, “Maalesef ülkemizde böyle bir anlayış da, böyle bir gayret de görmüyoruz. Karşımızdaki tablo şudur; bir tarafta ülkesinin ve milletinin büyümesi, güçlenmesi, gelişmesi, refahı için gecesini gündüzüne katarak çalışanlar ve onları destekleyenler vardır. Kahir ekseriyeti oluşturan bu kesim ülkesinin ve milletinin istiklali, istikbali, güvenliği, huzuru, hedefleri için gerekirse canını ortaya koyma iradesini 15 Temmuz gecesi dost düşman herkese göstermiştir. Diğer tarafta ise ülkesi ve milletinin geleceği için en küçük bir eser üretmemiş, fiili veya fikri katkı ortaya koymamış, çaba göstermemiş insanlar var. Bunlar için, milletimizin Ayasofya’nın asli işlevine kavuşturulması talebinin olduğu gibi, ülkemizin sınırlarının terör örgütleri tarafından kuşatılmasının da, siyasi ve ekonomik tuzaklara maruz kalmamızın bir anlamı yoktur. Bunlar için ülkemizin Doğu Akdeniz’deki, Ege’deki haklarını koruma mücadelesi de aynı hükümdedir. Terör örgütlerine göz kırpan, darbecilere arka çıkan, ülkesini her fırsatta yabancılara şikayet eden, kendilerine millete hizmet için emanet edilen imkanları heba eden bu zihniyetin yaptığı işin adı muhalefet olamaz. Muhalefet olarak ortaya çıkan tüm aktörlere ve gruplara dikkatlice bakılarak şu soruya cevap verilmesini istiyorum, içlerinde ülkeyi yönetmek için eğitimden sağlığa, adaletten güvenliğe, ulaştırmadan tarıma, enerjiden spora herhangi bir alanda dişe dokunur, kayda değer, ayakları yere basan çözüm odaklı, somut teklifler içeren bir program ortaya koyan var mı? Kongre yaptılar, bu kongrede sadece söyledikleri ‘biz geliyoruz.’ Nereye geliyorsun, projen var mı, neyi yapıyorsun? Eğitimde, sağlıkta, adalette, güvenlikte, dış politikada neyi yapacaksın, var mı? Yok. Bu soruyu samimi olarak değerlendirip de ‘evet şu var’ diyen birisine biz rastlamadık. Böyle bir aktör de böyle bir ekip de yok. Muhalefet adına yaptıkları tek şey, bizi ve hükümetimizi çoğu defa da iftiraya varan yalanlarla kötülemektir, karalamaktır. Tenkit ile iftira arasındaki sınırı ortadan kaldıran bu anlayışı şiddetle reddediyoruz. Hayatımızın hiçbir döneminde mükemmel olduğumuzu, her şeyin en iyisini yaptığımızı iddia etmiyoruz. Hep çabaladık, gayret ettik, koştuk ama eser ortaya koyduk” dedi.

  • TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: “Bu camia, demokrasiye ve sandığa sahip çıkmıştır”

    TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, 15 Temmuz gecesi milletin darbeye karşı duruşunun demokrasi dışı tüm kalkışmalara karşı verilmiş milli bir cevap olduğunu ve camialarının demokrasiye ve sandığa sahip çıktığını söyledi.

    TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve oda ile borsa başkanları, Başbakan Binali Yıldırım ile istişare toplantısına katıldı. Toplantıda konuşan Hisarcıklıoğlu, “Bu kritik dönemde il ve ilçelerinde ekonominin kanaat önderleri konumundaki oda ve borsa camiamızı kabul ettiğiniz için size teşekkür ediyoruz. Sizin, bakanlık döneminizden itibaren reel sektörümüzün güçlenmesi ve rekabet gücünün artması konusunda yaptığınız çalışmalar, bizlerin moralini artırıyor. İstişareye verdiğiniz önem, icraata odaklı çalışma biçiminiz ve ‘az laf, çok iş’ ilkeniz, iş dünyamıza daha fazla çalışma şevki veriyor. İnşallah önümüzdeki süreçte sizin başkanlığınızda TOBB Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası’nı gerçekleştireceğiz. İllerimizin ve ilçelerimizin ekonomik meselelerini orada masaya yatıracağız. Öte yandan başlatmış olduğunuz, ’düşmanları azaltma, dostları artırma’ politikası kapsamında Rusya ve İsrail ile sağlanan normalleşme süreci, ekonomimiz için yeni fırsatlar ve olumlu gelişmeler sağlayacak. Şimdi sizin liderliğinizde, hükümetimizin ekonomiye odaklanıp, büyüme ve reform alanında yeni bir sıçrama başlatacağına inanıyoruz. Bizler de ülkemizin tüccar, sanayici ve üreticileri olarak daha güçlü bir ekonomi için, hiçbir kesintiye uğramadan yola devam etmek azmindeyiz. Bu çerçevede üzerimize düşeni yapıyoruz, yapacağız.” ifadelerini kullandı.

    “FETÖ kaynaklı bu darbe girişiminin ortaya çıkmasıyla birlikte ilk tepkiyi gösteren meslek örgütüyüz”

    FETÖ/PDY tarafından gerçekleştirilen darbe girişiminde ilk tepkiyi gösteren meslek örgütü olduklarına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, “15 Temmuz gecesi FETÖ örgütünün gerçekleştirdiği hain saldırı, Cumhurbaşkanımızın ve sizin dirayetli ve soğukkanlı duruşunuzla başlatılan milli direnişle akamete uğramıştı. Milletimizin feraseti, cuntanın planlarını bozdu ve mağlup etti. Darbe kalkışmasında oda ve borsalarımız, ilk andan itibaren il ve ilçelerinde cunta karşıtı mücadelenin şerefli birer neferi oldular. Bu süreçte camiamız da bir şehit verdi. TOBB ETÜ öğrencimiz Ömercan Açıkgöz darbecilere karşı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi mevkiinde mücadele verirken şehit düştü. FETÖ kaynaklı bu darbe girişiminin ortaya çıkmasıyla birlikte ilk tepkiyi gösteren meslek örgütüyüz. Demokrasiden ve milli iradeden yana olan tavrımızı, internet üzerinden ve TV’lerden tüm ülkeye hemen duyurduk. Demokrasiye sahip çıkılması için 81 il ve 160 ilçede oda ve borsalarımızın meclis üyesi, meslek komitesi üyeleri dahil 85 bin kişiye SMS mesajı attık. Ertesi gün 16 Temmuz’da gazi Meclisimize gittik. Meclis Başkanımıza, siyasi partilere taziye ziyaretinde bulunduk. Meclis’teki tarihi oturuma katılarak, Türk iş dünyası olarak demokrasiden yana olduğumuzu bir daha gösterdik. 19 Temmuz’da 365 oda ve borsamızla birlikte darbeye karşı tepkimizi, 81 il ve 160 ilçede eş zamanlı olarak gösterdik. ‘Demokrasi vazgeçilmezimiz, milli irade gücümüz, kardeşliğimiz geleceğimizdir’ dedik. 20 Temmuz’da da 538 STK temsilcisi ile TBMM’yi bir kez daha ziyaret ettik. ‘Demokrasiye Bağlılık’ bildirimizi deklare ettik” ifadelerini kullandı.

    “Bu camia, demokrasiye ve sandığa sahip çıkmıştır”

    Yurt dışındaki tüm muhataplarıyla temasa geçtiklerini belirten Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:

    “Demokrasimizin ve ekonomimizin sapasağlam ayakta olduğunu, Türkiye’ye yönelik hiçbir endişe duymamaları gerektiğini bildirdik. Öte yandan Oda-Borsa camiası olarak, kamu düzeninin korunması ve hizmetlerin etkin bir şekilde işlemesi için alınan OHAL kararını destekledik. Zira bu zor dönemde hepimizin devletimize yardım ediyor olması, millet olmanın gereğidir. Devletimizin başlattığı şehit ve gazilere yönelik dayanışma kampanyası yurt çapında duyuruyor, TOBB, oda, borsa camiası olarak önemli bir katkı sağlıyoruz. Oda ve borsalarımız, her bir şehirde halkımızın demokrasi nöbetlerine katılıyor, gıda ve benzeri destekler veriyorlar. Özetle bu camia, demokrasiye ve sandığa sahip çıkmıştır. İlk andan itibaren darbenin karşısında, milli iradenin yanında olan bu arkadaşlarımla iftihar ediyorum. Bundan sonra da, Devletimizin yanında, milletimizin emrinde olacağız. Bu ülkeyi, bu milleti daha zengin yapmak için çalışacağız. Daha fazla yatırım, istihdam, ihracat için çalışacağız. Sizin de desteğinizle, ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokacağız.”

    “Bir daha asla dedi bu millet”

    TOBB ve oda-borsa camiası olarak dün olduğu gibi yarın da demokrasiden, milletten, devletten yana olmaya devam edeceklerinin altını çizen Hisasrcıklıoğlu, “Kısa sürede hep beraber daha güvenli bir ülke ve daha güvenli bir ekonomiye kavuşacağımıza inanıyoruz. Bu süreçte bize düşen görev, millete ve devlete bağlılıktır. Ülkemizin birliğine, kardeşliğimize ve demokrasimize düşman olanların da karşısına dikileceğiz. Bu millet, 1961 Eylül’ünde üç evladının (Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın) katledilmesini asla unutmadı ve affetmedi. Rahmetli Özal’ın ve Erbakan Hocamızın yaşadıklarını da hafızasında hep canlı tuttu. Dolayısıyla 15 Temmuz gecesi milletin darbeye karşı duruşu, esasında demokrasi dışı tüm kalkışmalara karşı verilmiş milli bir cevaptır. Bir daha asla dedi bu millet. Asla vermem emanetimi. Hele de böyle vatan hainlerine. Mehmet Akif’in ne güzel demiş; ‘Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.’ Sindiremedi de. Tarihe geçen bu destansı demokrasi mücadelesinde verdiğimiz tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralananlara acil şifalar diliyorum. Sayın Başbakanımıza, ecdadımıza yakışan bir devlet adamı ciddiyetiyle milli direnişi ateşleyen dirayeti, soğukkanlılığı ve kararlı duruşundan dolayı tüm camiamız adına şükranlarımı sunuyor, camiamıza verdiği destek için teşekkür ediyorum” değerlendirmelerinde bulundu.

  • AK Partili Serdar: “YPG Konusunda Türkiye Haklı Çıkmıştır”

    AK Parti Elazığ Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Ömer Serdar, ABD Başkanı Barack Obama’nın YPG’nin ılımlı muhalif unsurları hedef almasının kaygı verici olduğunu belirtmesinin önemli olduğunu belirterek, Türkiye’nin haklı çıktığını söyledi.

    AK Parti Elazığ Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Ömer Serdar, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin 7 Haziran’dan bu yana terör örgütlerinin ciddi anlamda hedefleri haline geldiğini belirten Serdar, ”Ankara’da meydana gelen patlamada hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Bu coğrafyada terör sorunları geçmişte de yaşanmıştı ama 7 Haziran seçimleriyle birlikte ülkemiz birkaç terör örgütünün hedefi haline geldi. DAEŞ, PKK, DHKP-C, MLKP gibi örgütlerin Türkiye’yi özellikle içe kapatmak, dolayısıyla dış politikasına bu içe kapanmayla birlikte ayar verme girişimlerinin olduğunu görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak tezimiz son olayda da tescil edilmiş oldu. Bizim özellikle PYD, YPG’nin Suriye içinde ılımlı muhalif unsurlarla Esed rejimine karşı birlikte mücadele vermesi yönünde bir telkinimiz olmuştu. Ama maalesef son zamanlarda İran ve Rusya denklemiyle Esed denkleminin birleşmesi nedeniyle Suriye’nin kuzeyinde bir hat oluşturma yönünde çabalar görüyoruz. PYD ve YPG bu hat üzerinde ilerlerken, özellikle Rusya’nın sivil hedefleri bombalayarak önünü açtığını görüyoruz. Biz Suriye meselesinde bu terör örgütünün masada olmaması tezini ileri sürerken de bunların PKK’nın bir uzantısı olduğunu söyledik, bu eylemle de bunu tescil etmiş oldular” dedi.

    “TÜRKİYE HAKLI ÇIKMIŞTIR”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Obama ile yaptığı görüşmeye de değinen Milletvekili Serdar, ”O görüşmede Ankara patlaması ile ilgili bilgiler istişare edildi. Obama’nın da bu anlamda YPG’nin Suriye’nin kuzeyinde ilerleyişinin kaygı verici olduğunu, ılımlı muhalif unsurlarının hedef alınmasının kaygı verici olduğunu belirtmesi önemli bir şey. Türkiye bu konuda haklı çıkmıştır. Türkiye gerek müktesebatıyla, gerekse tarihsel misyonuyla her zaman bu olayların üstesinde gelecektir. Bulunduğumuz coğrafya kolay bir coğrafya değil. Türkiye’nin kendi sınırında gerçekleşen bu hadiselere duyarsız kalamayacağını, misyonu gereği buralara müdahil olacağını bilmemiz gerekiyor. Bu konuda son olayla birlikte bütün milletimizle birlik beraberlik görüntüsü içerisinde olmamız, bu konuda yapılacak mücadeledeki kararlılık inşallah Türkiye’nin bunlarında üstesinde geleceğini gösterecektir” diye konuştu.

    “RUSYA TAMAMEN SİVİLLERİ HEDEF ALMIŞTIR”

    Rusya’nın Suriye’de yapmış olduğu sortilere bakıldığında yüzde 90’na yakınında tamamen sivillerin hedef alındığını kaydeden Serdar, Rusya’nın ancak yüzde 10 civarındaki sortisinde DEAŞ’in hedef alındığını vurguladı. Rusya’nın terörle mücadelede samimi olmadığının da ortada olduğunun altını çizen Serdar, “Burada amaç Türkiye’den Akdeniz’e inen bir koridor oluşturup tamamen kendi tahakkümleri altında yönetebilecekleri bir yapı ve bir denklem oluşturmak. Türkiye’nin karşı çıkacağı bir olgu. Biz müttefiklerimize hep şunu söyledik. DAEŞ, PKK, YPG ve PYD terör örgütleridir, illegal yapılar değildir. Bunlarla mücadele müttefikle bağlam içerisinde olmalı ama bu müttefikliğin gerekleri zaman zaman yapılmıyor. Bundan da sonuçta biz etkilenmiş oluyoruz. Rusya ve İran hattının orada ciddi anlamda DAEŞ’le mücadelesi söz konusu değil. Tamamen sivil hedefleri hedef alan, sivil unsurları hedef alan ve orada tamamen PYD ile YPG’ye alan açması çabaları bizim karşı olduğumuz olgudur” şeklinde konuştu.

    “MİLLET DEVLETİMİZİN ARKASINDADIR”

    Türkiye’nin kırsalda terör örgütüne verdiği darbelerin ortada olduğunu da dile getiren Serdar şöyle devam etti:

    “Terörü şehre ve ana merkezlere kaydıran örgütün yapmaya çalıştığı durum bölge halkından gerekli desteği bulmamıştır. Gerekli desteği bulmadığı için güvenlik kuvvetleri de mümkün olduğunca çok hassas davranarak sivil unsurlara zarar vermeden orayı terörden temizlemek ve yaşanabilir, huzur içerisinde kentler yapabilmektir. Bizim o şehirleri eski kimliklerine kavuşturacak tarihi ve kültürel dokusunu muhafaza edecek şekilde inşa çalışmamız başlayacak. Kamu düzeni orada sonuna kadar tesis edilecek. Artık geri dönüşsüz olarak terörün orada yerleşmemesi adına bu çalışmalar yapılacaktır. Vatandaşlarımızın hiçbir kuşkusu olmasın. Devlet bu konuda kararlıdır, millette bu konuda devletimiz ve hükümetimizin arkasındadır.”

    “TOPLUMUN ARZU ETTİĞİ ANAYASAYI MECLİS’E TAŞIYACAĞIZ”

    Anayasa komisyonunda yaşananlara da değinen Serdar, toplumun arzu ettiği anayasayı Meclis’e taşıyacaklarını söyledi. Serdar, “Anayasa Uzlaşma Komisyonu Meclis Başkanının başkanlığında başladı. Ancak 3. oturumdan sonra dağılmak durumunda kaldı. Buradaki mesele daha usul aşamasındaki CHP’nin bir takım kırmızı çizgiler, ön şartlar ortaya koyması sorunu kilitleme noktasına getirdi. Aslında Anayasa Uzlaşma Komisyonu altında komisyon kurulmuşken komisyonun adını değiştirme gibi darbe unsurlarından arındırma gibi bir takım komisyonun işlevi olmayan şeylerinde gündeme getirilmesi, dolaysıyla bu konuda samimiyetlerini toplumda tartışılır hale getirdi. Bir defa yeni bir anayasa yapılıyor. Anayasada değişiklik yapmıyorsunuz. Anayasada değişiklik olsa bir takım kendi çizgilerinizi ortaya koyabilirsiniz veya bir takım defanslarınızı ortaya koyabilirsiniz. Oysa yeni anayasa inşasında tamamen olaya sıfırdan başlamak gerekiyor. Bu anlamda sistemde dahil her şey tartışılabilir durumdadır. Sistemi tartışmaya yanaşmayan bir parti bugün Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nu kilitler noktaya getirmiştir. Anayasa Uzlaşma Komisyonu 3. oturumdan sonra daha usul tartışmalarında dağılmıştır. Bu toplumun gözü önünde gerçekleşen bir olaydır. Ancak muhtemelen bunda sondaki süreçte belki bir liderler turu da gerçekleşebilir. Yeniden komisyonun harekete geçmesi anlamında meclis başkanının bu anlamda bir çağrısı var. Bu noktadan sonra eğer buda gerçekleşmezse AK Parti olarak toplumun o arzu ettiği özgü, temel hak ve özgürlükleri teminat altında alan çağdaş bir anayasayı buluşturma yönündeki çalışmamızı yine biz meclise taşıyacağız ve toplumun önüne getireceğiz. Taktir toplumun. Referanduma götürülecek çoğunluk sağlanır mı sağlanmaz mı bu ayrı konudur. Ama bu toplum bütün siyasi partileri bu konuda ki çalışmalarını somut ve net olarak görmüş olacaktır” dedi.

    “AK PARTİ’NİN TAVRI NETTİR”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nın zaman zaman siyasette sıkıştığı noktada manipülasyonlara gittiğinin altını çizen Serdar, şöyle devam etti:

    “Toplum bu söylemeleri ciddiye almıyor. Yani kendisi terör örgütü unsurlarından arkadaşlar bahseden bir lider, AK Parti’ye teröre yataklık yapmaktan söz ediyor. Dolaysıyla bunun ciddiye alınacak bir tavrı yoktur. AK Parti’nin bu anlamdaki terörle mücadelesi, tavrı nettir. 14 yıllık iktidarlık içerisindeki tavrı net ve somut olarak ortadır. Terörle ilişkili CHP’nin tavrı aslında sorgulanabilir tavırdır. İç Güvenlik Yasası’nda ortaya koyduğu tavır ve 1 Kasım seçimlerinden sonra özellikle savaştırma önergelerinin Meclis’e geldiği gündemde CHP’nin aldığı tavır eğer irdelenirse siyasi çizgi olarak daha çok HDP çizgisine kaydığını görebilirsiniz. Bunu biz söylemiyoruz. CHP’nin eski gelen başkanlarından Deniz Baykal da kaygısını dile getirdi. Dolaysıyla Türkiye’nin milli birlik, beraberlik, ulusal güvenlik sorunlarının gündemde olduğu bu dönemde CHP’nin kendisini konumlandırmış olduğu çizgi çok yanlış bir çizgidir. Bu çizgiden dolayı kendilerinde iç tartışmaların başladığı süreçte özellikle tartışmayı başka alana kaydırmak için açıklamalar yapıyor”.