Etiket: Çıkıyor

  • Artuklu Belediyesi tarihe sahip çıkıyor

    Mardin’in merkez Artuklu İlçe Belediyesi kentsel sit alanı sınırları içerisindeki en önemli tarihi mekanlardan biri olan İdadi Sokak yeni yüzüyle yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oldu.

    Artuklu Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Şakir Öner Öztürk’ün, yine kentsel sit alanı sınırları içerisinde olan, eski adıyla İdadi Meydanı olarak bilinen, geçmişte Kız Meslek Lisesi olan ve şu an Olgunlaşma Enstitüsü’ne giden merdivenlerin yenilenmesi ile ilgili talimatı vermesi üzerine Artuklu Belediyesi ekipleri harekete geçerek çalışmalara başladı. İdadi Sokak’ta güzelleştirme ve sağlıklaştırma çalışmalarının ardından sokak, belediyenin estetik dokunuşuyla daha anlamlı ve özel bir hale gelerek öz çekimcilerin ve turistlerin yeni gözde alanı oldu.

    “Tarihe sahip çıkan anlayış”

    Çalışmalar hakkında bilgi veren Artuklu Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Şakir Öner Öztürk, “İlçe sınırlarımız içinde yer alan Tarihi Mardin her yıl milyonlarca turisti ilimize çekmektedir. Buram buram tarih kokan sokaklarımız ziyaretçilerin hafızalarında unutulmaz anılar bırakmaktadır. Biz belediye olarak Tarihi Mardin’e daha da anlam katmak ve sokakların estetiğini arttırmak için planlamalarımızı yapmıştık. Bu noktada öncelikle tarihi çeşmelerimizi restore ettik. Akabinde ise Zinciriye Sokak’ta sağlıklaştırma çalışmaları gerçekleştirdik. Son olarak ziyaretçilerin en uğrak sokaklarından birisi olan İdadi Sokak’ta göz kamaştıran bir çalışma sağladık” dedi.

    Çalışmaların her aşamasında hassas davrandıklarını dile getiren Öztürk, “Biz bu çalışmayı yaparken her konuda hassas davrandık. Tarihi dokuya zarar vermemek için titizlik göstermenin yanı sıra vatandaşlarımızın ve ziyaretçilerin beğenilerini dikkate alan bir çalışma sergiledik. Geleneksel mimari ve modern mimariyi sokağımızda bir araya getirdik. Gerek ışıklandırma, gerek peyzaj ve gerekse bitkilendirme çalışmalarıyla sokağımızda tarihle estetiği buluşturduk. Şimdi sokağımız kısa sürede en çok ilgi çeken alanlardan birisi oldu. Öz çekim yapmak isteyen vatandaşlarımızın yanı sıra, düğün fotoğrafı çekmek isteyenlerin vazgeçilmez mekanlarından birisi ortaya çıktı. Çalışmalarımız devam edecek hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

  • Palandöken, “Esnafın haritası çıkıyor”

    KOSGEB ile, kapasite raporu alan esnaf ve sanatkarın tüm bilgilerinin elektronik ortamda paylaşılacağı protokol imzalandığını belirten TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Konfederasyonumuzda 27 Eylül 2018 tarihinde KOSGEB ile, esnaf ve sanatkarların kapasitesine ilişkin tüm verilerinin elektronik ortamda paylaşılmasına ilişkin 2 yıllık protokol imzaladık” dedi.

    Veri paylaşımına ilişkin protokol ile esnafın haritasının çıkacağını vurgulayan Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “KOSGEB Başkanı Prof. Dr. Cevahir Uzkurt ile TESK olarak imzaladığımız protokolle esnafın haritası çıkmış olacak. Karşılıklı veri paylaşımları ile elektronik ortamda bir esnaf veri tabanı oluşturulacak. Bu veri tabanında, esnafın kapasite raporu yani sermayesi, ne üretiyor, ne kadar üretim yapıyor, kaç çalışanı var, kredi alma durumu, kredi aldıktan sonra üretim veya satışında ne kadar artış oldu gibi konular ile KOSGEB’den ne kadar esnaf kredi almış, bu kredilerin tutarları, kredi kullanan esnafın sektörlere göre dağılımı gibi konular olacak. Belli kesimlere ve sektörlere yönelik olarak KOSGEB tarafından kredi ve destekler sağlanabilecek. Tarafların bu veri paylaşımı ile esnaf ve sanatkarın ve onun kredi alma durumu daha iyi izlenerek analiz edilecek” diye konuştu.

    “Esnafa verilen kredi desteği planlı programlı olacak”

    Bu protokol ile kredi desteğinin daha planlı programlı olacağını belirten KOSGEB Başkanı Prof. Dr. Cevahir Uzkurt ise “TESK gibi birçok kurumla kredi desteklerinden faydalanmaya ilişkin protokol imzaladık. Esnafın en çok hangi sektörlerde hangi miktarlarda kredi kullandığı, hangi sektördeki esnafın krediye ne kadar ihtiyacı olduğu gibi konularda sistemimizde hafıza kaydı olacak. Bu protokolü ileride, esnafa kredi desteği konusunda daha sağlıklı, adil ve hızlı bir sistem oluşturmanın ilk adımı olarak nitelendiriyoruz. Esnafın ve sektörlerin kapasite raporları ile verilecek kredi destekleri daha planlı ve programlı şekilde gerçekleşecek” şeklinde söyledi.

  • Sandıklardaki ipek iğne oyaları görücüye çıkıyor

    Uluslararası İpek Oya Festivali, yıllardır sandıklarda saklanan göz nuru ve el emeği ipek oyalarını gün yüzüne çıkaracak.

    Bursa’nın unutulmaya yüz tutmuş kültürel mirasının gelecek nesillere aktarılmasında önemli bir misyon üstlenen Merinos Tekstil Sanayi Müzesi, 27-30 Eylül 2018 tarihlerinde renkli bir festivale daha ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Uluslararası İpek Oya Festivali, Bursa Olgunlaşma Enstitüsü’nün iğne oyalı kıyafetler defilesi ile 26 Eylül akşamı başlayacak. Japonya ve Bulgaristan’dan 14 yabancı koleksiyonerin de katılacağı festivalde yerli ve yabancılar kendi kültürlerinde ipek iğne oyasını anlatacak.

    Festivalde konferansların yanı sıra tanıtım stantları ve atölye çalışmaları yer alacak. Festival süresince gerçekleştirilecek atölye çalışmaları Mudanya Mirzaoba ve İznik Müşküle köylerinde yapılacak. Uluslararası festivale Nallıhan, Kütahya, Ödemiş, Çamlıyayla, Gönen, Tokat’tan iğne oyaları ustalarının yanı sıra Bursa, Konya ve Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüleri de destek veriyor.

    Osmanlı’nın ilk payitahtı Bursa’da yüzyıllarca dünyanın en güzel kumaşlarının imal edildiğini belirten Müzeler Şube Müdürü Muhterem Çevik, “Müzemizi yaşayan müze hale getirmek maksadıyla geleneksel Türk el sanatlarından örnekler içeren 34 sergi açtık. Bu sergilerde 335 bin kişiyi ağırladık. Bu yıl ise yeni sergi dönemimizi genç kızlarımızın çeyizlerinden çıkarttık. Dünyada Türk danteli olarak bilinen iğne oyalarımız, Anadolu kültüründen yüklendiği anlamı yansıtıyor. İğne oyalarının rengi bir anlamı, işlendiği çiçeği ise bir başka anlamı içerir. Duygularını yazmalarına nakş eden Anadolu kızlarımızın maharetini gösterir, ancak naiftir, hislidir. Sarı, yeşil, mavi renkler işleyenin duygularının rengidir. İğne oyası mirastır, kültürdür, birikimdir, an’anedir. Özellikle Japonya’da iğne oyası için çok talep var. Sadece satın alma için değil, iğne oyası işlemeyi öğrenmeye geliyorlar. Japon Oya Atölyesi Grubu ve Bulgaristan’dan gelen misafirlerimiz buna örnek teşkil ediyor. Gittikleri yere burada gördüklerini ve öğrendiklerini de götürecekler” dedi.

    Dünyanın Anadolu geleneğini ve kültürünü Bursa’dan bir kez daha tanıyacağını ifade eden Muhterem Çevik, “İğne oyası modası geçen bir kültür değil. Onu istediğimiz zaman bir küpede, fular ve yüzük gibi takılarda değerlendirebiliriz. Son zamanlarda günümüzdeki gençlere öğretmek için çalışmalar yapılmaktadır. Bu kültürü gençlerimize aktaracağız ve unutturmayacağız” diye konuştu.

  • İTSO, yaptırdığı okula sahip çıkıyor

    İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası (İTSO) yönetimi ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Fatih Bilican, 2018-2019 eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte İTSO İlkokulu’nu ziyaret ederek, öğrencilere yeni eğitim yılı için başarılar dilediler.

    Ziyarette konuşan İlçe Milli Eğitim Müdürü Fatih Bilican, “Bu okulumuz Ticaret ve Sanayi İlkokulu ismiyle müsemma bir okuldur. Bu okul yapıldığından beri odamızın başında bulunan yöneticiler desteklerini esirgemiyor. Okulu yaptıktan sonra okulun takibini de bırakmadılar. Bu bizi ziyadesiyle mutlu ediyor. Bu yıl 2018-2019 eğitim öğretim yılının 2. gününde okulumuza giderek moral verelim, öğretmenlerimize hayırlı olsun dileklerimizi sunalım istedik” dedi.

    İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yavuz Uğurdağ ise, “İnşallah kazasız belasız bir şekilde yeni eğitim öğretim yılımızı sona erdiririz. Küçük nesillerimiz, öğrencilerimiz bizim geleceğimizdir. Biz onlara yatırım yapmak zorundayız, bunu da isteyerek, arzu ederek, severek yapıyoruz. İTSO, 1995 yılında İnegöl’ümüze bu okulu kazandırmıştır. O dönemde yöneticilik yapan, bu okulun kazanılmasına imza atan başkan ve yönetim kurulu arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bizim de görevimiz bu tip kurumlara desteğimizi esirgemeden sürdürmektir. Bu okula her zaman desteğimizi göstereceğiz. Çocuklarımız bizim gözbebeklerimizdir. Onları iyi eğitmeliyiz. Bunu yaparken de kaliteli bir ortamda gerçekleştirmeliyiz” diyerek sözlerini bitirdi.

    Programın sonunda İTSO Başkanı Yavuz Uğurdağ ve yönetim kurulu üyeleri tarafından öğrencilere çeşitli hediyeler verildi.

  • Okul korkusuyla ortaya çıkıyor: “Karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusma”

    Yeni eğitim öğretim yılının başlamasına sayılı günler kala okula yeni gidecek çocukların bazılarında okul korkusu olduğunu belirten Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Dr.Öğretim Üyesi Ümit Işık, okul günlerinde ortaya çıkan fiziksel yakınmaların, ağlama ve öfke patlamaları gibi davranışların okul korkusunun belirtileri olduğuna dikkat çekti. Dr.Öğretim Üyesi Işık, “Okul korkusu herhangi bir yaşta ortaya çıkabilmekte ancak en sık anasınıfına ya da 1.sınıfa başlanıldığı dönemde görülmektedir. Genellikle anneye çok bağımlı olan bir çocuğun annesinden ayrılmasıyla birlikte ortaya çıkan bu durumda, çocukta okula giderken huzursuzluk, gerginlik, sinirlilik, hırçınlık, ağlama, okula girmek istememe, anneye yapışma, karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi belirtiler görülebilmektedir. Bu belirtiler genellikle pazar akşamı yatmadan önce ve pazartesi sabah görülür ve okul sabahında bu durum en üst düzeye ulaşır. Eğer ebeveynler çocuğun bu durumu karşısında kaygılanır ve çocuğu okula göndermekten vazgeçerse çocuk bir sonraki güne kadar rahatlar. Ancak ertesi gün sabah yine aynı sorunlar yaşanır ve bu davranış alışkanlık haline gelebilir. Okul devamsızlığı ne kadar uzun sürerse, okula dönme ve okul korkusundan kurtulma o kadar zorlaşacaktır” dedi.

    Işık, yaptığı tespit ve değerlendirmelerde, bu sorunun çözümü ve mücadele edilmesi konusunda ailelere önemli tavsiyelerde bulundu.

    “Okul korkusu, her 20 -25 çocuktan birinde görülüyor”

    SDÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Dr.Öğretim Üyesi Ümit Işık, çocuklarda okul korkusu ile ilgili yaptığı açıklamada şu bilgilere yer verdi; “Okul korkusu olarak adlandırılan bu durum, genellikle anneden ya da evden ayrılma kaygılarıyla ortaya çıkan okula gitmek istememe ya da sonucunda gitmeme durumudur. Okul korkusu olan bu çocuklar evden ya da annesinden ayrılma durumunda ya da ayrılma beklentisi olduğunda tekrarlayıcı ve aşırı sıkıntı yaşarlar. Burada aslında çocuk okuldan korkmamakta, anne ve babasından ayrı kalmaktan korkmaktadır. Çünkü sevdiği kişilerden ayrı kaldığı zaman onları kaybedeceği korkusu yaşar, onları bir daha göremeyeceği, kendisini bırakıp gideceklerini ya da onların kaybolacağı, kaçırılacağı, öleceği ya da kaza geçirecekleri gibi kötü bir olayın başlarına gelebileceği ile ilgili düşüncelere kapılırlar. Okul korkusunun sıklığı yüzde 4-5 olup, her 20-25 çocuktan birinde görülmektedir”.

    “Pazar akşamı ve pazartesi okul sabahları en sık şekilde görülüyor”

    Kabaca okullardaki her sınıfta bulunan en az 1 çocukta okul korkusu bulunduğuna dikkat çeken Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Dr.Öğretim Üyesi Ümit Işık, “Okul korkusu herhangi bir yaşta ortaya çıkabilmekte ancak en sık anasınıfına ya da 1.sınıfa başlanıldığı dönemde görülmektedir. Genellikle anneye çok bağımlı olan bir çocuğun annesinden ayrılmasıyla birlikte ortaya çıkan bu durumda, çocukta okula giderken huzursuzluk, gerginlik, sinirlilik, hırçınlık, ağlama, okula girmek istememe, anneye yapışma, karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi belirtiler görülebilmektedir. Bu belirtiler genellikle pazar akşamı yatmadan önce ve pazartesi sabah görülür ve okul sabahında bu durum en üst düzeye ulaşır. Eğer ebeveynler çocuğun bu durumu karşısında kaygılanır ve çocuğu okula göndermekten vazgeçerse çocuk bir sonraki güne kadar rahatlar. Ancak ertesi gün sabah yine aynı sorunlar yaşanır ve bu davranış alışkanlık haline gelebilir. Okul devamsızlığı ne kadar uzun sürerse, okula dönme ve okul korkusundan kurtulma o kadar zorlaşacaktır” dedi.

    “Bu yılın sorununu gelecek yıla ertelemek”

    Özellikle de anasınıfına başlama döneminde okula gitmek istemeyen çocuklara ‘yaşı daha uygun değil, bu sene evde dursun, seneye okula göndeririz’ demenin, bu yılki sorunu gelecek yıla ertelemek olduğuna dikkat çeken Dr.Öğretim Üyesi Işık, “Bu yılın sorununu gelecek yıla ertelemek demektir ve bir sonraki yıl çözümün daha da zor olmasına neden olacaktır. Bu nedenle erken müdahale etmek çok önemlidir. Okul korkusu olan çocuklarda tedavide çocuk, aile, okul ve çocuğun bulunduğu diğer çevreleri de kapsayacak şekilde bir planlama yapılmalıdır. Başlangıçta çocuğun okula uyumunu arttıracak eylemlerde bulunmak okul ile ilgili olarak çocuğun aklındaki belirsizlikleri çözmek okul korkusunu yenmek açısından faydalı olacaktır” diye konuştu.

    “Çocukla birlikte okulu gezmek, endişeleri azaltacaktır”

    Dr.Öğretim Üyesi Işık, şöyle devam etti; “Çocuğun uyumu için; okul yaşantısı ile ilgili her şeyi planlamak, ‘okuldan kim alacak, hangi servis alacak, kim karşılayacak?’ sorularının cevaplarını vermek, çocuğunuza onu alacağınız zaman ve yer hakkında bilgi vermek, belirttiğiniz saatte ve yerde olmaya özen göstermek çocuğunuzun kaygılarını ve korkularını azaltacaktır. Çocuğunuzla birlikte okulu, iç mekânları gezmekte okulu tanımasını, benimsemesini ve endişelerinin azalmasını sağlayacaktır. Ebeveynler olarak sizlerin de okulla ilgili güzel anılarınızı ona anlatmanız, yaşadıklarınızı sizi okula ilk kimin götürdüğünü, günlerin nasıl geçtiğini, öğretmeninizi, arkadaşlarınızı, okuma yazmayı öğrenme serüveninizi paylaşmanız benzer süreçleri sizin ve başkalarının da yaşadığını ona hatırlatır ve rahatlamasını sağlar.”

    “Çocukla alay etmek, kızmak, bağırmak, çocuğun başarısını olumsuz yönde etkiliyor”

    Işık yaptığı değerlendirmelerde ayrıca şu görüşlerde bulundu; “Tüm bu uyum çalışmalarınıza rağmen çocuğunuzda okul korkusu gelişebilir. Bu durumda çocuğunuza içinde bulunduğu durumu anladığınız ve ona yardımcı olacağınız mesajı verilmelidir. Eleştiren, aşağılayan, korkutan ve sindiren bir yaklaşım başarıya ulaşamaz. Başarıya ulaştı gibi görünse dahi daha sonra oluşacak daha büyük sorunları peşinden sürüklemiş olur. Ailelerin kendini çocuklarının yerine koyması ve duyduğu kaygı ve endişeyi anlamaya çalışması gerekir. Çocuğunu okula gitmeye direndiği için cezalandırmamalı, küçük düşürücü sözlerle aşağılamamalıdır. Aileler sabırlı, tutarlı ve kararlı bir tavır içinde olmalıdır. Sorunu görmezden gelmek çözümü zorlaştırır. Okula devam etme konusunda kararlı bir tavır içinde olmak, çocukta da bir güven duygusu oluşturacaktır. Çocuğun korkularını ve kaygılarını hafife almak, numara yaptığını düşünmek, çocukla alay etmek, kızmak, bağırmak, ‘Bebek misin sen, kocaman adam oldun, korkacak ne var?’ gibi bastırıcı yöntemler çocuğun sıkıntılarını arttıracaktır. Okula uyum genellikle 1-2 hafta gibi bir sürede tamamlanır. Ancak uyumun sağlanamadığı ve okul korkusunun başlangıçta alınan önlemler ile kaldırılamadığı durumlarda bir psikiyatrik destek almak sorunun çözümünü hızlandıracaktır.”