Etiket: Çıkıyor

  • Anadolu Üniversitesi ve Digitürk “beIN AKADEMİ” iş birliğiyle yola çıkıyor

    Sosyal sorumluluk bilinciyle mesleki eğitime destek vermeyi hedefleyen ve bu amaçla medya sektörünün teknik alanlarındaki nitelikli insan kaynağı ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlamak için harekete geçen Anadolu Üniversitesi ve Digiturk, “beIN AKADEMİ” platformunda bir araya geldi.

    “beIN AKADEMİ” projesinin imza töreni ve tanıtım toplantısı İstanbul’da bir otelde gerçekleştirildi. Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı, beIN MEDIA GROUP ve Digiturk CEO’su Yousef Al-Obaidly’nin yanı sıra çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, “beIN AKADEMİ” projesinin detayları paylaşıldı.

    “Bu projeye baktığımızda geleceğe yönelik bir istihdam görüyoruz”

    Rektör Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı, toplantıda yaptığı konuşmada “Sözlerime Anadolu Üniversitesi ve beIN GROUP arasında dost değil kardeş kuruluşlar olduğumuzu belirterek başlamak istiyorum. Dünyada yayıncılığın sayılabilecek en önemli kuruluşlarından biri olan beIN MEDIA GROUP ile öğrenci sayısı ve sunduğu eğitim programları ile dünyanın sayılı üniversitelerinden biri olan Anadolu Üniversitesi bir arada, hem ülkemizin hem de dünyanın karşısına yeni bir proje ile çıkıyor. Ülkemizin ve dünyanın ihtiyaç duyduğu nitelikli profesyonel insan gücünü medya ve yayıncılık sektörüne kazandırmak için bu oldukça özel bir girişim. Bu projeye baktığımız zaman geleceğe yönelik bir istihdam olduğunu görüyoruz. Bu sadece ülkemiz için değil dünyaya da açılabileceğimizi gösteriyor. İster eğitim olsun, ister medya olsun ya da başka bir alan olsun, ülkemizin dünyaya sunamayacağı bir proje yoktur. Bugün imzalayacağımız bu protokol sadece bir örnektir. Bu özel günün ortaya çıkmasına neden olan, destek veren, bugün törene katılarak bizlere destek veren herkese sonsuz şükran borçluyum” dedi.

    “Sektörün geleceğine yatırım, Türkiye’ye yatırım”

    Toplantıda projeden duyduğu heyecanı dile getiren beIN MEDIA GROUP ve Digiturk CEO’su Yousef Al-Obaidly, bir yandan teknoloji ve içeriğe yatırım yaparak hizmet kalitesini daha da yükseltmeye çalışırken diğer yandan da sosyal sorumluluk bilinciyle medya sektörünün standartlarını yukarı çekmeye çalıştıklarını vurguladı. İnsan kaynağının gelişimine öncelik verdiklerinin altını çizen Al-Obaidly şöyle konuştu:

    “İşimizin doğası gereği teknik uzmanlık gerektiren yetkinliklere ilişkin ihtiyaçlarımızı tespit ederken, insan kaynağımızın bireysel ve mesleki gelişimine değer katacak bir akademi fikri üzerinde durduk. Konuya sosyal sorumluluk ilkesiyle yaklaşarak, işin boyutunu büyütmeyi, sektörümüzün geleceğine uluslararası standartlarda, iyi yetişmiş, uzman insan kaynağı sağlayacak bir eğitim merkezi kurmayı planladık. Köklü geçmişi, sektöre kazandırdığı binlerce başarılı isim, akademik gücü ve teknik imkanlarıyla Anadolu Üniversitesi’ni bu uzun vadeli projede paydaşımız olarak belirledik. Anadolu Üniversitesi’nin desteğiyle beIN AKADEMİ’nin ilk eğitim programını hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz. Biliyoruz ki sektörümüzün insan kaynağına yaptığımız bu yatırım, Türkiye’nin geleceğine yatırım anlamı taşıyor. 5 kıtada 43 ülkede faaliyet gösteren beIN MEDIA GROUP’un orta ve uzun vadede programa sağlayacağı katma değerle, Türkiye’nin grubumuz için uluslararası bir eğitim üssü olarak konumlanması da mümkün olacak.”

    Geniş yelpazede güçlü teknik eğitim

    İlk etapta teknik eğitime yönelik 4 aylık bir sertifika programıyla faaliyete geçecek olan beIN AKADEMİ’ye, üniversitelerin ilgili bölümlerinde okuyan ya da mezun olan 20 katılımcı kabul edilecek. Medyada halen çalışmakta olan ve kendisini geliştirmek isteyen profesyonellerin de katılabileceği sertifika programı kapsamında yayıncılık teknolojilerinden, görüntü düzenlemeye, kurgudan yapım ve yönetime, kameradan ses ve ışığa kadar yayıncılığın geniş yelpazesinde uzmanlık dersleri verilecek ve 2019 yılının başından itibaren Anadolu Üniversitesinin ev sahipliğinde düzenlenecek programların eğitim kadrosunda üniversitenin öğretim elemanları ve Digiturk’ün tecrübeli profesyonelleri yer alacak.

    Spor ve eğlence yayıncılığında fark oluşturacak eğitim içerikleri “beIN AKADEMİ” çatısı altında sunulacak eğitimler, spor ve eğlence yayıncılığında fark oluşturacak içeriğe sahip olacak. Güçlü teknoloji ve altyapı yatırımları ile üyelerine sunduğu hizmetin kalitesini en üst düzeye taşımaya gayret eden, özellikle spor yayıncılığı alanında Türkiye ve dünyanın en saygın spor organizasyonlarını ekrana taşıyan Digiturk, yeni atılımı ile beraber, bu alanda sektörün geleceğine uluslararası standartlarda katkı sağlayacak.

  • (Özel Haber) Mesaiden çıkıyor sokak hayvanlarına koşuyor

    Eskişehirli hayvansever Fatih Hoş, her gün iş çıkışı et ve mama alarak mahallesindeki sokak hayvanlarına umut oluyor. Özellikle sokak kedilerinin her gün yolunu gözlediği hayvansever, yaptığı tüm masrafları cebinden karşılıyor.

    Eskişehir’de yıllardır sokak hayvanlarının mama ve barınma ihtiyaçları için mücadele eden Fatih Hoş, mahallesindeki kedi ve köpekleri evladı gibi görüyor. Her gün mesai bitiminde markete giden hayvansever, sokak hayvanları için et ve mama aldıktan sonra parkın yolunu tutuyor. Yaklaşık 15 kedi ve 1 köpeğin beklediği parkta, Hoş’un görünmesiyle birlikte yanına giderek onu karşılıyorlar. Tüm mama ve kendi eliyle yaptığı barınak masraflarını cebinden ve yaptığı ahşap el işleriyle karşılayan hayvansever Fatih Hoş, parkta bulunan hayvanlar için barınak yapılmasını istiyor.

    Hayvanları çok sevdiğini anlatan hayvansever Fatih Hoş, “Yan blokta oturuyorum. Mahallenin hayvanlarıyla haşır neşir oluyorum. Çok zevk duyuyorum. Evimde de 2-3 kedimiz var, sokaktan aldık onları da. Genelde özürlü hayvanları tercih ediyorum. Yani sokakta yaşayamayacak gibi olanları. Kırka’da çalışıyorum, orada da bir köpeğim var. Sokak köpeğiydi onu da yavruyken buldum. İş yerinde köpekler var onlara bakıyorum yani seviyorum hayvanları” ifadelerini kullandı.

    “Çalışırken aklım burada kalıyor”

    Hayvan sevgisinin küçüklüğünden beri olduğunu belirten Hoş, “Hayvan sevgim köyde doğduğumdan kaynaklı olabilir. Çünkü hep hayvanlarla beraberdik. Köpeklerimiz, kedilerimiz hep oldu. Yani büyüklerimizden gördük, kısacası hayvanları sevdik. Ben de oğluma aynı hayvan sevgisini aşıladım. Ben ne kadar seviyorsam, belki benden daha çok seviyor. Bir devlet kurumunda çalışıyorum. Aslında çalışırken aklım burada kalıyor. Ne yediler, ne içtiler. Bazen göremiyorum bazılarını tedirgin oluyorum. Apartmanda komşularımız var onlarla irtibat kuruyorum, “Bir bakın, görün, bulun” gibi. İş çıkışı geldiğimde markete gidiyorum, çünkü bazıları ciğer yiyor, bazıları mama yiyor. Onların yiyeceklerini alıyorum. Tabi bu da bir maddi külfet, sonuçta belli yaşam standardımız var. Bunun için bende ahşap el işçiliği yapmaya başladım. Bu biraz bana maddi destek oldu. Oranın tüm gelirini hayvanlara harcıyorum. Evimde bir şeyler yapıyorum onu pazarlıyorum, gelirini de hayvanlarla paylaşıyoruz” şeklinde konuştu.

    “Arabamı tanıyorlar, gelirken beni kapıda karşılıyorlar”

    İş çıkışı eve geldiğinde mahalledeki kedi ve köpeklerin yanına gelerek onu karşıladığını kaydeden hayvansever Fatih Hoş, “Özellikle arabamı buraya bırakıyorum altında barınsınlar diye. Barınaklarını yapıyorum, ama çok sağlıklı da olmuyor. Arabamı tanıyorlar, gelirken beni kapıda karşılıyorlar. Tabi bunu görmek çok güzel bir şey yaptığınız şeylerin karşılığını alıyorsunuz. Kendilerini başka kimseye sevdirmezler. Bizi tanımaları çok güzel” dedi.

  • Hamsinin fiyatı borsa gibi bir iniyor bir çıkıyor

    Trabzon’da son 1 haftadır hamsi, fiyatıyla adeta borsa gibi inişli çıkışlı bir görüntü çizerken, tezgahlarda fiyatı 20 TL’yi bile gördü.

    Balıkçılar fiyatın yüksek olmasını az avlanmaya bağlarken özellikle son 1 haftadır fiyatının inişli çıkışlı olması dikkat çekiyor. Geçtiğimiz hafta fiyatı 10-12.5 TL arasında satılan hamsi bugün tezgâhlarda 15 TL satılırken dün de ilk kez 20 TL’yi gördü.

    Balıkçılardan Çetin Kavzoğlu, hamsinin hale az gelmesinden dolayı fiyatının çıktığını belirtirken kilosunu 15 TL’den sattıklarını söyledi. Kavzoğlu,“Hamsi bugün 15 TL, dün 20 TL idi. Geçtiğimiz hafta sonu ise kilosunu 10-12.5 TL arasında sattık. Hamsi az olduğu zaman fiyatı yükseliyor, fazla olunca da düşüyor. Dolayısıyla balığın olması önemli. Bugün az hamsi geldiği için fiyatı da yüksek oldu. Diğer balık çeşitlerimizde de fiyatlar değişiyor. Örneğin barbun 20-60 TL, Sargan 25-35 TL. Palamut 10-20 TL. Mezgit 20-50 TL arasında satılıyor. Yani balığın kalitesine göre fiyat da değişiyor” dedi.

  • Türk peyniri görücüye çıkıyor

    Nisan ayında düzenlenecek Peynir Festivali ile sektör, bütün paydaşları ve uluslararası otoritelerle buluşturularak Türk peynirinin tanıtımı sağlanacak.

    Dünyadaki en zengin peynir çeşidine sahip ülkelerden olan Türkiye, bu avantajını dünyaya açıyor. Peynir Festivali ile sektör, bütün paydaşları ve uluslararası otoritelerle buluşturularak Türk peynirinin tanıtımı sağlanacak.

    Tarım ve Orman Bakanlığı’nın desteği ile düzenlenecek olan İstanbul Peynir Festivali 18-21 Nisan 2019 tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Festivalin her yıl düzenlenerek geleneksel hale getirilmesi planlanıyor. Düzenlenecek festivalle Türkiye’deki peynir çeşitlerinin tanıtılması sağlanırken hem iç piyasada hem de yurtdışında tanıtım ve ihracatın arttırılması hedefleniyor. Böylece hayvancılığın gelişmesine de katkı sağlanmış olacak.

    “Çeşit çok ama tanınmıyor”

    Festivalin organizasyon yetkilisi Yaser Yılmaztürk yaptığı açıklamada “Çok sayıda medeniyetin beşiği olan Türkiye, aynı zamanda bilinen 193 çeşit peynir üretimiyle adeta bir peynir cenneti. Böylesine peynir zenginliği olmasına karşın, dünyada yeterince tanınmıyor ve dünya ticaretinden hak ettiği payı alamıyor. Yaklaşık 27 milyar dolarlık peynir ticareti olan dünyada, Türkiye’nin ihracatı 160 milyon dolarla sınırlı kalıyor. Pazarı da sadece Ortadoğu ülkeleri. Türkiye çapında irili ufaklı ve yerel düzeyde yaklaşık bin tane üretici bulunuyor. Sektörde, aile işletmeleriyle birlikte yaklaşık 400 bin kişi istihdam ediliyor. Peynir üretiminde de yeterli düzeyde olmayan Türkiye’de, yıllık yaklaşık 660 bin ton üretim yapılıyor” dedi.

    Bu üretimin tanıtımla artabileceğini söyleyen Yılmaztürk, “Almanya’da 2.3 milyon ton, Hollanda’da 900 bin ton peynir üretiliyor. Geleneksel hale getireceğimiz bu festival ile Türk peynirinin uluslararası tanıtımı ve pazarlaması olacağı için hem peynir üretimi artacaktır hem de hayvancılık gelişecektir. Büyüyen sektör, tüm paydaşların iş hacminin de büyümesini sağlayacaktır” diye konuştu.

    Türkiye’de ilk kez yapılacak olan Peynir Festivali’ni, Tarım ve Orman Bakanlığı da destekliyor. Festival ile sektördeki tüm paydaşların bir araya gelmesi, iş potansiyelini arttıracağından, yan sektörlere de büyük katkı sağlaması hedefleniyor. Yaser Yılmaztürk, “Bu festivalin, gerek içerdeki, gerekse dış pazarlardaki potansiyelimizi arttıracağını düşünüyorum. Dolayısıyla bu durum, süt üretimine de, hayvancılığa da makine üreticilerine de yansıyacaktır. Amacımız bu zenginliğimizi tanıtarak, ülkemize ve insanımıza kazandırmaktır” ifadelerini kullandı.

  • Dr. Katlandur: “Şeker hastalarının kalp hastası olduğu ancak muayenede ortaya çıkıyor”

    Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hüseyin Katlandur, şeker hastalarının kalp krizlerini sessiz bir şekilde geçirebildiklerini ifade ederek, “Şeker hastalarının kalp hastası olduğu ancak muayenede ortaya çıkıyor” dedi.

    Şeker hastalığının Türkiye’de sıklığı gittikçe artan bir hastalık olduğunu belirten Konya Hospital Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hüseyin Katlandur, “Özellikle genç popülasyonda sıklığı giderek artıyor. Şeker hastalığını tanımlamak gerekirse, şeker hastalığı vücuttaki kan şekerinin düzenlenmesini sağlayan hormonun yeterli miktarda salgılanmaması gibi bir hastalık. İki türü var bir, insüline bağlı olan türü, bu daha çok çocuk yaşlarında ortaya çıkıyor. Bir diğer türü de daha çok ileri yaşlarda meydana geliyor. İleri yaşta meydana gelen türü daha sık gözüküyor ve toplumsal sağlığımızı tehdit etmeye devam ediyor. En sık ilişkili olduğu durum tabii ki ailesel yatkınlık. Özellikle ailesinde, anne, babasında ve kardeşinde diyabet olan kişilerde daha sık görüyoruz. Özellikle diyabetin obeziteyle yani şişmanlıkla çok ciddi bir şekilde alakası var ve diyabet sıklığı şişmanlıkta daha da artıyor. Maalesef son günlerde sıklığı giderek artan yapay tatlandırıcıların, özellikle koruma içeren gıdaların artışıyla da diyabetin arttığını görüyoruz” şeklinde konuştu.

    “Şeker hastalığının en çok rahatsızlık verdiği organ kalp”

    Şeker hastalığının en çok rahatsızlık verdiği organın kalp olduğunu söyleyen Uzman Dr. Katlandur, şekerin kalp damarlarının giderek hızlı bir şekilde tıkanmasına yol açtığını ifade etti. Genç yaşta kalp krizlerinin en önemli sebeplerinden bir tanesinin kalpteki damar tıkanıklığı olduğuna dikkat çeken Dr. Katlandur, “Tabi bunun yanında bir de ailesel yatkınlığı, sigarayı ve tansiyonu da koyduğumuz zaman riskin katlandığını görüyoruz. Bize düşen görev de şu; açıkçası birincisi tabii ki riskli olan popülasyonu, riskli olan kişilerin tespit edilmesi, erkenden tespit edilmesi. Bunun ileri dönemde oluşabilecek komplikasyonlara karşı sık bir şekilde kontrol edilerek hastaların tedavisinin yapılması ve özellikle kalp açısından yani diyabeti olan kişilerin en az yılda bir defa kontrole gelmeleri, bu kontrolün özellikle kalp damar sağlığı, böbrek sağlığı ve genel olarak göğüs sağlığı şeklinde yapılmasını öneriyoruz” dedi.

    Şeker hastalığı tedavisinde ilaçların çok sık olarak kullanıldığını kaydeden Dr. Katlandur, bunun yanında beslenme düzeninin de çok büyük önem arz ettiğini dile getirdi. Özellikle hastaların glikojik indeksleri yüksek olan gıdaların tüketimini azaltmalarının gerektiğini vurgulayan Dr. Katlandur, “Özellikle, direkt vücuda çok yüksek miktarda şeker olarak giren un, undan üretilen ürünlerin ve pirincin azaltılması gerekiyor. Bunun yerine özellikle bakliyat ürünlerini öneriyoruz. Bunun yerine özellikle içlerinde folik asit barındıran sebzeleri öneriyoruz. Bunun yerine özellikle kepekli ya da şeker oranı azaltılmış olan unlu mamuller öneriyoruz. Mutlaka günlük mümkünse 5 kilometre yaklaşık 10 bin adım şeklinde tanımlıyoruz egzersizin yapılması, bu egzersizin yeterli olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.

    “Şeker hastalarının kalp hastası olduğu ancak muayenede ortaya çıkıyor”

    Şeker hastalarının bir kısmının göğüs ağrısı şikayeti duymadıklarını söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Hüseyin Katlandur, “Şeker hastaları maalesef kalp krizlerini sessiz bir şekilde geçirebiliyorlar. Peki buradan ne sonuç çıkaracağız? Şeker hastalarının kalp hastası olduğu ancak muayenede ortaya çıkıyor. Mesela şeker hastalığı olan bir kişi karnında bir bulantı gibi, sırtında böyle hafif bir ağrı gibi, kollarında uyuşma gibi, yürürken nefesinde bir daralma gibi şikayeti olursa mutlaka doktora gelsin. İlla dört dörtlük bir göğüs ağrısı olmuyor maalesef. Dört dörtlük göğüs ağrısı beklemiyoruz ve bu özellikle farkına varılmadığı zaman maalesef doku kaybına, kalpte doku kaybı da kalpte güç kaybına, kalpte güç kaybı da kalp yetersizliği gibi çok önemli toplumsal sağlık problemine yol açıyor. Maalesef kalp yetersizliği gelişen bir hastanın hem devletimize hem de topluma olan yükü çok ağır. Bunun tedavisi, bunun bakımı, bunun hayata tutunması gerçekten çok zor oluyor. Bu yüzden şeker hastası olan bireylerin özellikle efor kapasitelerinde, yürüme kapasitelerinde azalma, özellikle anormal şikayetler, özellikle karın bölgesinde ağrı, kollarda uyuşma, sırt bölgesinde ağrı, çenesinde hatta dişlerde uyuşma, bazı hastalarımız dişlerinde uyuşma şikayetiyle bize geliyorlar mesela. Bu tarz şikayetleri varsa mutlaka kardiyak muayene için doktora başvurmasını tavsiye ediyoruz” ifadelerini kullandı.