Etiket: Çıkışı

  • Başkan Kocaoğlu’ndan “sosyal devlet” çıkışı

    1973 yılında mezun olduğu DEÜ İktisat Fakültesinde öğrencilerle buluşan Başkan Aziz Kocaoğlu, anılarını ve hayat felsefesini anlattı. Genç iktisatçı adaylarının sosyal devletle ilgili sorularını yanıtlayan Başkan Kocaoğlu, “Sosyal devlet, daireleri ve dükkanları olan adamlara sırf 65 yaşını doldurdu diye ‘bedava ulaşım kartı’ vermek değildir. Bizim asıl asgari ücretle karı-koca çalışan, düşük kira versin diye kenar semtte oturan ve çocuğunu okutacak, besleyecek, süt alacak parayı bulmakta zorlanan insanların ulaşımını sübvanse etmemiz gerekiyor. Sosyal adalet böyle olur” dedi.

    İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Mezunları Derneği’nin (İZİMDER) “Bizimkiler Nasıl Başardı” adlı paneline konuk oldu. 1973 yılında Ege Üniversitesi İktisat Fakültesinden mezun olan Başkan Kocaoğlu, sonraki yıllarda DEÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesine (İİBF) dönüştürülen okulun yeni öğrencileriyle bir araya gelerek onların sorularını yanıtladı; anılarını ve hayat felsefesini anlattı.

    Dokuzçeşmeler Kampüsündeki Prof. Dr. Ömer Yiğitbaşı Konferans Salonunda gerçekleşen panelin moderatörlüğünü İİBF öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Özdemir üstlendi. Genç iktisatçı adaylarıyla bir araya gelen Başkan Aziz Kocoğlu, 45 yıl önce mezun olduğu ve o dönem Ege Üniversitesine bağlı olan İktisat Fakültesi’nin Türkiye’nin en nitelikli eğitim veren kurumlarından biri olduğunu belirtti.

    Sosyal devletin tanımı

    Öğrencilerin hak, hukuk, adalet, eşitlik ve sosyal devlet konularında yoğunlaşan sorularını büyük dikkatle dinleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, “Devlet, doğru kurallar koymak zorundadır. Sosyal devlet, ihtiyacı olan öğrencinin, vatandaşın barınma, giyinme, beslenme gibi ihtiyaçlarını karşıladığı zaman sosyal devlet olur. Sosyal devlet, daireleri ve dükkanları olan adamlara sırf 65 yaşını doldurdu diye ‘bedava ulaşım kartı’ vermek değildir. Bizim asıl asgari ücretle karı-koca çalışan, düşük kira versin diye kenar semtte oturan ve çocuğunu okutacak, besleyecek, süt alacak parayı bulmakta zorlanan insanların ulaşımını sübvanse etmemiz gerekiyor. Sosyal adalet böyle olur” şeklinde konuştu.

    Öğrencilere tavsiye

    Fakülte öğrencilerine, 45 sene önce kendisinin de aynı yollardan geçtiğini hatırlatan Başkan Aziz Kocaoğlu, onlara şu tavsiyelerde bulundu: “Sizin nasıl hissettiğinizi, neler düşündüğünüzü biliyorum. Bana ’ne yapmalıyız’ diye sorarsanız, mutlaka kariyer planlaması yapmanızı ve sevmediğiniz işi yapmamanızı öneririm. Tabii lisan çok önemli. Ortaokulda kaçırdığın şeyi lisede yakalayamazsın. Yerinde ve zamanında okuyup kendimizi yetiştireceğiz. Bir de ne olursanız, kim olursanız olun; isterseniz dünyanın en güçlü adamı olun, evrensel ahlak kurallarına uymalı ve bu kuralları kendinize ilke edinmelisiniz. Yaşam, adam gibi adam olmaktır. Bunu ilke edinirseniz, karşınıza çıkan tüm engelleri aşabilirsiniz. Ayağınız taşa takılsa da sallanır ama düşmezsiniz. Benim hayat felsefem, ortaokulda matematik hocam Güner Basa’nın defterime yazdığı bir nottur. ‘Yapamam deme yapan senden üstün değil’. O söz benim rehberim oldu ve bir anahtar gibi bana bütün kapıları açtı; hep motivasyon kaynağım oldu.”

    Toplantı sonunda Fakülte Dekanı Prof. Dr. Kamil Tügen ile İZİMDER ve Genç İZİMDER üyeleri, Başkan Kocaoğlu’na teşekkür plaketleri takdim etti.

  • İş çıkışı evine giderken kazada hayatını kaybetti

    Samsun’da iş çıkışı evine giden bir kişi otomobiliyle orta refüjdeki demir aydınlatma direğine çarpıp hayatını kaybetti.

    Kaza, Samsun’un Atakum ilçesi İstiklal Mahallesi Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı AFAD Kavşağında sabah saat 08.00’da meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Samsun Balık Hali’nde çalışan Levent Şimşek (35) gece çalışıp sabah iş çıkışı 06 DD 9582 plakalı otomobiliyle evine giderken, direksiyon hakimiyetini kaybederek önce orta refüjdeki ağaç fidanına ve daha sonra da demir aydınlatma direğine çarparak aracın içinde sıkıştı. Samsun Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri ve AFAD ekipleri, ağır yaralanan sürücü Levent Şimşek’i sıkıştığı yerden çıkarttı. 112 Acil Servis ekipleri tarafından ambulansla özel bir hastaneye kaldırılan evli 3 çocuk babası Levent Şimşek, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Kazayla ilgili soruşturma devam ediyor.

  • Bakan Çelik’ten Doğu Akdeniz çıkışı

    Avrupa Birliği Bakanı (AB) ve Başmüzakereci Ömer Çelik, “Hem Doğu Akdeniz’deki haklarımızı koruruz hem de Afrin’de teröre karşı mücadele ederiz. Kimse sondaj aramaya kalkmasın” dedi.

    Bakan Çelik, Adana’da AK Parti Çukurova İlçe Başkanlığı Olağan Kongresi’ne katıldı. Öğretmen Evi Tesisleri’nde düzenlenen kongrede konuşan Bakan Çelik, şehit ailelerine teselli için gittiklerinde ailelerin onları teselli ettiğini söyledi. Bütün ailelerin ‘vatan sağolsun’ dediğini ifade eden Çelik, “Aileler bizi teselli etmeye çalıştılar. Biz bu acı kaybı yaşayan insanımıza ne söyleyeceğiz diye düşünüyorduk. Hiçbir kelime, hiçbir cümle onların acılarını hafifletmeye yetmez. Yutkunarak karşılarına çıkıyorduk. Acılarını paylaşmak için birkaç kelime söylediğimizde bize ‘Vatan sağolsun, Allah millete zeval vermesin’ diyorlar. En son şehidimizi uğurladığımızda çok küçük yaşlarda anne ve babasını kaybediyor, kendisini büyükannesi büyütüyor. Büyükannesini gördüğümüzde, yanına gittiğimizde bize, ‘Vatan sağolsun, ben bu evladı bugünler için yetiştirmiştim. Bir daha olsa bir daha gönderirim’ diyor” ifadelerini kullandı.

    AK Parti’nin sadece iktidar olmak için kurulan bir parti olmadığını söyleyen Bakan Çelik, “Biz çok daha büyük bir yolun yolcusuyuz. Bize yönelik çağrılara, feryatlara el uzatmak istiyoruz. Hepimizin yapması gereken işler var. Herhangi bir duvara koyduğumuz tuğladan mesul değiliz. Yaptığımız işin en niteliklisini yapmak zorundayız” şeklinde konuştu.

    “Terör koridoruna müsaade etmeyeceğiz”

    Bakan Çelik, terör örgütü FETÖ’nün hala çok tehlikeli olduğunu ve bunun anlaşılması gerektiğini belirterek şunları söyledi:

    “Bunların duruşmasını takip ediyoruz. Görmedim, duymadım ve yapmadım diyorlar. Bunun hala ne kadar tehlikeli olduğunu, ne kadar büyük bir stratejiyle hareket ettiğini, devletimize ve milletimize karşı çirkin emellerinden vazgeçmediğini anlamamız ve çok iyi görmemiz lazım. TSK’dan bunları temizledikçe ordumuzun gücü ve dirayeti arttı. Sınırlarımızın ötesinde hiçbir terör koridoruna müsaade etmeyeceğiz. Mazlumlara zeytin dalı uzatıyoruz, zalime Mehmetçiğin kılıcı ile cevap veriyoruz.”

    “Kimse sondaj aramaya kalkmasın”

    Doğu Akdeniz’de sondaj çalışmalarına da değinen Çelik, “Büyük bir terör koridoruna karşı cevap verirken birden çok işe imza atıyoruz. Hiç kimse Türkiye bir takım işlerle boğuşurken biz orada terör koridoru kurarız ya da Doğu Akdeniz’de oldu bittiyle Türkiye’nin kıtaları içerisinde bir takım sondaj aramaları yaparız diyerek oldu bittiye getirmeye kalkmasın. Hem Doğu Akdeniz’deki haklarımızı koruruz hem Afrin’de teröre karşı mücadele ederiz, hem de dünyanın başka bir yerinde Türkiye Cumhuriyeti için mazlumlar için mücadele etmek gerekirse bu mücadeleyi sonuna kadar hakkıyla verme gücüne sahibiz” dedi.

    “Bize tabanca vermeyen müttefikler silahta vermezdi”

    Türkiye’nin Afrin’de milli silahlarıyla mücadele verdiğini belirten Çelik, müttefik ülkelere de sert çıkarak şu ifadeleri kullandı:

    “Türkiye’de polislere parasıyla tabanca alacakken müttefikimiz müsaade etmedi. Biz bugün milli ihtiyaçlarımızı kendimiz karşılıyoruz. Eğer Afrin’de kendi silahlarımızla mücadele vermesek bize tabanca vermeyen müttefikler silahta vermezdi. Ancak 2-3 bin tır silahı terör örgütlerine veriyorlar. Türkiye işte böyle büyüdü. Geçmişte sizin iradeniz ortaya çıktığı zaman Ankara’nın koridorlarında çalıyorlardı. 6 kere gittim, 7 kere geldim demek siyasette model olmuştu. Eskiden bazı siyasiler iktidara gelirken sizin sözünüze kulak verenler size kulaklarını kapatırlardı ama AK Parti ne yaptı, sizin sözünüze kulak verirken iktidara gelince de aynı iradeyi ortaya koymaya devam etti. Artık kimse milletin geleceğiyle oynayamayacak. Yüzde 51 almayan artık iktidara gelemeyecek. Bu ülkenin geleneğini de, geleceğini de biz temsil ediyoruz.”

    Bakan Çelik’in konuşmasının ardından kongreye geçildi. Kongreye Şahin Çetin’in tek aday olarak girdiği belirtildi.

  • Isparta Belediye Başkanı Günaydın’dan ‘Eski hastane binası’ çıkışı

    Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, eski Devlet Hastanesinin Sağlık Bakanlığı’ndan, belediyeye Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi yapımı için tahsisini istediklerini, 2017 Mayıs ayından buyana cevap verilmediğini söyleyerek, “Bakanlık cevap bile vermiyor. Bu konuyu Cumhurbaşkanımız, Başbakana kadar götürüp, sonuna kadar takip edeceğim” dedi.

    Isparta Belediyesi eski Devlet Hastanesinin bulunduğu alanı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi yapımı için 17 Mayıs 2017’de Sağlık Bakanlığına yazdığı yazı ile tahsisini istedi. Esnaf, eski hastane bölgesinde ve hastane caddelerindeki tüm kesimlerin dükkanlarının kepenklerini kapatma aşamasına geldiğini belirterek, konuyu Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın’a aktardı.

    Belediye Başkanı Günaydın ve meclis üyeleri hastane caddesinde bulunan esnafla bir araya geldi.

    “Araç ve otobüslerin geçişleri bile azaldı”

    Karşılıklı görüş alışverişinde bulunulurken, optikçi A. Cengiz Kocabaş, hastaneler açıkken caddeden günde 5 bine yakın insan geçtiğini ancak şu anda günde 500 kişinin zor geçtiğini belirtirken, “Özel araçların, otobüslerin geçişleri bile azaldı. Park etmek isteyen aracını buraya park edebilir, yerimiz var. Bu caddede sağlık yönünden olmuş esnafların tüm birimlerinde şu anda bir yokluk, müşteri bekler bir durum var. Geçmişte sabah 8’de açılan dükkanlar saat 10-11’de açılır oldu. Esnafın çoğu dükkanlarını boşalttı. Bir an evvel bu caddenin aktif hale getirilmesi için yetkililerin müdahale etmesi gerekiyor. Bu anlamda sayın belediye başkanımızın çalışmaları vardı. Çalışmalarını bu yönde takdir ediyoruz, inşallah bizim ekmeğimize kendisi katkı sağlayacaktır. Bu yönde bir çalışmaları olacaktır diye düşünüyoruz. Başkanımıza çalışmalarından dolayı teşekkür ediyoruz” dedi.

    “Ölü cadde haline geldi”

    27 senedir Hastane Caddesinde esnaflık yaptığını kaydeden Oğuz Öztaş, “Zamanında burada dükkan bulmak, kiralamak çok zordu. İlk geldiğimizde buradan dükkan bulmak için yıllarca bekledim. Dükkanı değiştirmek için senelerce bekledim. Şimdi ise caddemiz artık ölü hale geldi. İlk etapta muayenehaneler kapandı, devlet hastanesi, doğum evi ve özel hastane gitti. Yine özel göz hastanesi kapandı. Telekom vardı, o da kapanınca cadde adeta ölü cadde haline geldi. Esnafın araçlarını park ettiği bir cadde haline geldi, artık hiçbir işlevi kalmadı. Bunun tekrar harekete geçirilmesi, mümkünse eski hastanenin tekrar açılması gerekiyor” görüşlerinde bulundu.

    Başkan Günaydın: “Burası özel bir yerdi”

    Hastaneler kaldırılmadan önce caddede çok yoğun bir yaya ve araç trafiği olduğuna işaret eden Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın ise, “Eczanelerde kuyruk oluyordu, muayenehaneler bulunuyordu. Burası özel bir yerdi. Bu özelliği kazanan bir yer esnaflarıyla birlikte şu anda yok edildi. Daha önce de halk pazarından insanları Davraz’a taşımakla bütün esnaflar öldürülmüş, iflas ettirilmişti. Bu hatalardan bir türlü dönülmüyor. Isparta Belediye Başkanlığı olarak Sağlık Bakanlığına 17 Mayıs 2017’de bir yazı yazarak, eski devlet hastanesinin bulunduğu alanın tahsisini istedik. Bu özellik bozulmamalı burada yaşamalıydı. Adeta şehri yok etme tarzında bir hareket oldu. Bakanlıktan buranın tahsisini istedik, bakanlık ise lütfedip cevap bile vermiyor. İşte buradaki esnafları mahvettiniz, var olan bir hastaneyi yok ettiniz. Türkiye’de sağlık kenti olabilecek tek yer, ne Karadeniz, ne Antalya, Konya, Denizli. Oksijen ve iklim güzelliğinden dolayı Isparta’dır. Daha önceki seçim dönemlerinde slogan olarak ‘Isparta’yı sağlık kenti yapmak istiyoruz’ demiştik. Hatta anlaşılsın diye Isparta’nın Houston’u olmasını istiyoruz demiştik. Isparta’nın kapladığı imar alanlarının toplamının 3 katı yerde güzel bir hastane kurulmuş ve zamanla geliştirilmiş. Olağanüstü döviz kazandı. Burada imar sorununu çözecek olan tek müessese belediye başkanı ve meclis üyeleridir, yani belediyedir. Biz bin dönüm üzerinde sağlık alanı açmayı planlıyorduk. Böyle bir düşünce içerisindeydik. Bu gerçekleşemedi, tamam şurada Devlet Hastanesi var. Okul, lise yapacağız deniyor. Nerede yapacaksınız, cak-cuklarla uğraşıyorsunuz. Cadde öldü, esnaf öldü. Yapım işi devam etseydi, bu esnaf moralini tutardı, gayret ederdi burayı muhafaza eder ve sonrada o tesiste orada tamamlandıktan sonra bu caddedeki esnafın yüzü gülerdi. Nerede? Şimdi bu açıklamaları duyacaklar yine cak-culara başlayacaklar. Cak-cuklarla siyaset yürümez. Siyaset, icraat, kalite devamlılık demektir. Bunların yaptığı siyaset şu anda 60 yıl geriden gidiyor. Tenkitten başka bir şey bilmiyorsunuz. Bir fırsat yakaladık ‘bunu burada boğabilir miyiz’ düşüncesiyle ayakları, elleri bağlamaya çalışıyorsunuz. Bu siyaset değil, bu 80 yıl geride kaldı. Siz neredesiniz daha” şeklinde konuştu.

    “Bakanlık cevap bile vermedi, Bana orayı versinler, ben onlarca yer veriyorum”

    “Bu devlet hastanesinin yerini istiyorum. Bakanlığınıza müracaat ettim. Bakanlığınız cevap bile veremedi” diyerek sözlerini sürdüren Belediye Başkanı Günaydın, “Şimdi bir yazı daha yazmayı düşünüyorum. Kaç ay geçti. Eski taş binadaki hastanemizi restore etmeyi düşünüyorum. Diğer iki binada depreme dayanıklı olmadığı için yıkılacak, yerine butik tarzında sağlık tesisi kurulabilir. Bu konuyla ilgili buranın yapılması lazım. Bu caddenin canlılığını belediye başkanı olarak düşünmek mecburiyetinde ve sorumluluğundayım. Bana orayı versinler, ben onlarca yer veriyorum. Önceki dönem belediye başkanlığımda tek kalemde 80 bin metrekare yer verdim. Yine 16 adet tek kalemde arsayı milli eğitime verdim ve vermeye de devam ediyoruz. Kocaman bağlar verdim, ben orada bir cingil yer istiyorum sizden. Onu da buradaki esnaflarımızın adına istiyorum. Bunu duydukları zaman, söylediğimiz zaman bıyık altından gülümsemeler, karşısındakini beceriksiz şekilde görme arzusuyla dengesiz konuşmalar yapıyorlar. Bunu kaldırsınlar Yusuf Ziya Günaydın, 16 yıl önce Houston’la yarışacak modüler hastaneler projesini bizzat çizdi. 81 il içerisinde hastane projelerini çizebilecek, bunun üzerinde ihtisaslı olan bir belediye başkanı var mı diye sormak istiyorum. Her konuda güzel belediye başkanları var ama bu şekilde bir belediye başkanı yok. Bugün büyük şehirlerin ve çok sayıda ilde belediye hastaneleri var. Bu hastaneler araştırıldığında diğer hastanelerden çok daha hastaların arzu ederek gittiği yerler. Peki buralar kurmuşta, bu belediye başkanı niye kurmasın. Bu milletvekilleri kendilerini toplasalar da gelseler bu düşünceleri dinleseler. Yıllar önce milletvekiline makamımda anlattım. Anlatmama rağmen bizi küçümser şekilde buna cevabı öyle vermişti. Lütfen ben böyle bir cevapla karşılaşmak istemiyorum. Cevap verirken de siyaseti 80 yıl geriye götürmesin” ifadelerini kullandı.

    “Bu konuyu Cumhurbaşkanımız ve Başkana götüreceğim”

    Başkan Günayıdn, konuşmasına şöyle devam etti; “Bu konuyla uğraşıyoruz. Artık bu konuyu Cumhurbaşkanımıza, başbakana da götüreceğim. Ne olursa olsun, bu hastaneyi sonuna kadar ama başarayım, ama başaramayayım sonuna kadar takip edeceğim. 7-8 ay boş bıraktık burayı çıt yok. Ben konuştum mu hemen farklı cevaplar geliyor. Eğitimde kullanacağız, eğitim külliyesi kuracağız deniyor. Kursana kardeşim 8 ay daha geçti. Cak-cukla geçirmeyin vaktinizi. Bu arsanın belediyeye teslim edilmesi için çaba gösterin. İnşallah başarırız, ülkemize bu başarılar insanlarımıza ve hastane caddemizdeki esnafımıza hayırlı olur.”

  • Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçılar Birliği Başkanı Celep: “Kuru üzüm çıkışı 180 milyon liralık bir katma değer oluşturdu”

    Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçılar Birliği Başkanı Birol Celep, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın bir dokunuşu ile kuru üzümde 180 milyon liralık bir katma değer oluşturulduğunu belirterek, sektörün birçok üründe piyasayı düzenleyecek bu tür dokunuşlara ihtiyaç duyduğunu söyledi.

    Ege İhracatçı Birliklerinde (EİB) İzmir Medya Platformu üyeleri ile bir araya gelen Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçılar Birliği Başkanı Birol Celep, iyi bir planlama ile Türk ürünlerinin hak ettiği değerden satılmasını istedi. Birçok ürünün dünyadaki piyasa değerinin çok altında iç ve dış piyasada alıcı bulduğundan yakınan Celep, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın bu yıl kuru üzüm için yaptığı küçük bir çıkışın 180 milyon liralık bir katma değerin oluşmasına neden olduğunu dile getirdi. Bakan Fakıbaba’nın sezon başında ‘Kuru üzüm fiyatı 4 liranın altına düşmeyecek’ diye açıklama yapması ile üzüm fiyatlarının 3-3,5 liraya düşmesinin önlendiğini anlatan Celep, “Bakanımızın küçük bir dokunuşu ile 180 milyon liralık bir katma değer oluştu. Üstelik TMO sadece 4 bin 800 ton kuru üzüm alarak bunu başardı. Eğer bir 2-3 bin ton daha mal alsaydı yüzde 10 daha yukarı çıkardı. Bu sayede üreticimiz ve sanayicimize olan katma değer 200 milyon Türk lirasını bulurdu. Bu tür dokunuşları diğer alanlarda da görmek istiyoruz” dedi.

    “Kuru meyve ihracatımız miktar bazında 410-470 bin ton”

    Sektörün güçlü ve zayıf yanlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Celep, Türkiye’nin çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir, kuru kayısıdaki mevcut verilerini basın mensupları ile paylaştı. Kuru meyve ihracatında çekirdeksiz kuru üzümün yüzde 54, kuru kayısının yüzde 16, kuru incirin ise yüzde 15’lik paya sahip olduğunu ifade eden Celep, “2016 yılında kuru meyve ihracatımız, Türkiye genelinde bir önceki yıla göre miktar bazında yüzde 7’lik artış kaydetse de değer bazında maalesef yüzde 3’lük düşüş kaydetti. İhracatta en önemli pazarlarımızdan İngiltere ilk sırada yer alırken, bu ülkeyi Almanya ve Hollanda takip ediyor. Kuru meyve sektörünün geleneksel ihraç pazarı olan Avrupa Birliği, ihracatımızda halen yüzde 65’lik payla ilk sırada yer alıyor. 2017 yılı ihracat tahminimiz miktarda 500 bin ton, değerde ise 1 milyar 400 milyon dolar düzeyindedir. 2012-2016 yılları arası Türkiye geneli kuru meyve ihracatımız miktar bazında 410-470 bin ton arasında, değerde ise 1,3 milyar dolarla 1,45 milyar dolar arasında değişiyor” dedi.

    İhracattaki artışın 2017 yılında da miktar bazında artmaya devam ettiğine dikkat çeken Celep, “2017 yılının ilk 10 ayı kuru meyve ihracatı geçen yıl aynı dönemi ile karşılaştırıldığında miktarda yüzde 11,6 oranında artış görülürken, değerde ise yüzde 4,7 oranında gerileme kaydedilmiştir. Son iki aydaki artışla birlikte en azından geçen yılın 1.3 milyar dolarlık seviyesine ulaşacağımızı tahmin ediyoruz” diye konuştu.

    Türkiye’deki planlama eksiklikleri ve piyasanın iyi düzenlenmemesinden fiyatların aşırı düştüğüne vurgu yapan Celep, kuru üzüm örneğini verdi. Celep, “İran bugün kuru üzümünü bin 700 dolara vermiyor, Amerika 3 bin diyor, Afganistan bin 500, bugün bize Özbek heyeti geliyor, onlar bin 600 diyor ama biz bin 400 dolara satıyoruz. Böyle bir şey Allah katında da günah işlemek demektir, biz de maalesef bu günaha aracı oluyoruz” dedi.