Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Güner Öğünç, son yıllarda uzman olmayan kişilerce yapılan başarısız obezite ameliyatları sonrasında yaşanan sorunlar nedeniyle, ameliyat sayılarında önemli düşüşler gözlendiğini söyledi.
Antalya Kent Konseyi tarafından düzenlenen ‘Kent Konferansları’na Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Güner Öğünç katıldı. Hangi şartlarda obezite ameliyatı olunması gerektiği ve riskleri konusunda kapsamlı bir sunum yapan, Prof. Dr. Öğünç, aşırı şişmanlığın en sık neden olduğu iki hastalıktan birisinin diyabet, diğerinin ise hipertansiyon olduğunu belirterek, “Kişi normal kiloya indiğinde şeker hatalığı ve tansiyon problemi çok yüksek oranda düzelir” dedi.
KANSERE YAKALANMA RİSKİ 7-8 KAT DAHA FAZLA
Aşırı kilolu kişilerde meme, pankreas, böbrek, bağırsak (kolon), safra kesesi, prostat, mide ve rahim kanseri riskinin büyük oranda arttığına da dikkat çeken Prof. Dr. Güner Öğünç, “Aşırı şişmanlıkta sık görülen uyku apnesi de zayıflamakla düzelir. Şişmanlık doğurganlık yaşındaki kadınlarda kısırlığın, adet düzensizliklerinin ve aşırı kıllanmanın da en önemli nedenidir. Aşırı kilolu kişilerde kansere yakalanma riski normal kilolu bir kişilere göre 7-8 kat daha fazladır.” KURUL KARAR VERİYOR
Aşırı şişmanlığın eklemlerde tahribata neden olduğunu, ağrıların kişinin günlük hareketlerini ciddi bir şekilde kısıtlayarak, ileri aşamada işlerine gidemez hale geldiklerine de dikkat çeken Prof. Dr. Güner Öğünç, “Aşırı şişmanlık, tedavisi gereken ciddi bir hastalıktır. Kişi 5 yıldan daha uzun süredir aşırı şişman ise ameliyat dışı yöntemler defalarca denenmiş sonuç alınamamışsa ve uluslar arası ameliyat kriterlerinin hepsini eksiksiz taşıyorsa o zaman ameliyat adayıdır. Yani her şişman kişiye ameliyatı önermiyoruz. Kurul detaylıca inceleyip öyle karar veriyor” diye konuştu.
YAŞANAN PROBLEMLER AMELİYATLARI AZALTTI
Obezite ameliyatlarının bu konuda eğitim almış tecrübeli kişiler ve cerrahların oluşturduğu ekipler tarafından tam donanımlı hastanelerde yapılması gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Güner Şahin, şunları söyledi:
“Ameliyat sonrası takibinde dikkatle yapılması gerekir. Bu şartlarda yapılan obezite ameliyatlarının riski safra kesesi ameliyatınınki kadardır. Ancak gelen her obeziteye de ameliyatı önermiyoruz. Örneğin beslenme davranış bozukluğu olan kişiler var. Önce bunun tedavi edilmesi lazım. Türkiye’de en sık yapılan ameliyat çeşidi ‘mide kelepçesi’dir. Ancak her önüne gelen, uzman olmayan kişiler bu işi yapmaya başladığı için özellikle de son yıllarda bir takım önemli sorunlar yaşanmaya başlandı. Yaşanan problemler nedeniyle bu ameliyatlar neredeyse durma noktasına geldi. Bu nedenle insanlarımızın çok dikkatli olması gerekiyor. Örneğin, mideye takılan bir kelepçenin fiyatı 500 liradan başlıyor, 5 bin liraya kadar çıkabiliyor. Kullanılan kalitesiz malzemeler, ameliyat sonrası ciddi problemlere neden olabiliyor.”
Bursa’da halk otobüsleriyle ilgili şikayetlerin ardı arkası kesilmiyor. Başkan Recep Altepe’nin “yenilemezlerse 1 Şubat’ta trafikten men edeceğim” dediği halk otobüslerinin içler acısı halleri vatandaşları çileden çıkarıyor. Hala seferde olan bazı halk otobüslerinin oturma yerleri, tutma kolları ve iniş basamakları kırık halde.
Zirve Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurhan Bayraktar, vitamin eksikliğinin hastalıklara davetiye çıkardığını belirterek,“Halsizlik, yorgunluk, çabuk yorulma, üşüme hissi, baş dönmesi, iştahsızlık, saç dökülmesi, çarpıntı, konsantrasyon bozukluğu, çalışma kapasitesinde düşüklük mevcut bir kansızlığın belirtileri olabilir“ dedi.
Son günlerde ülkenin büyük kısmında görülen ani hava değişimleri insanların sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Uzmanlar, ani hava değişimlerine karşı dikkatli olmalarını istedi.
Pek çok kanser türünde olduğu gibi en önemli sebebi yoğun sigara ve alkol tüketimi olan baş boyun kanserleri hakkında bilgi veren Medical Park Bahçelievler Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Berrin Pehlivan, baş boyun kanserlerinin erken teşhis edilmesi halinde, yüzde 80-90 oranında iyileşme sağlanabileceğine dikkat çekti.