Etiket: Çıkarıyor

  • Susuzluk böbreklerde ‘taş’ çıkarıyor

    Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Arslan, Türk toplumunda yetersiz su tüketimi nedeniyle böbrek hastalıklarının fazla görüldüğünü söyledi. Su yerine çay ve kahve içildiğini kaydeden Doç. Dr. Arslan, “Çay ve kahvenin aşırı tüketimi böbreklerde taş oluşmasına neden oluyor. Bu içeceklerin yanında limon tüketmek zararları azaltıyor” dedi.

    Yaygın sağlık problemlerinden biri olan böbrek taşları, ülkemizde de sıklıkla görülüyor. Taş oluşumunun fazla olmasının nedeni sıvı alımının az olmasından kaynaklanıyor. Tuzun çok tüketilmesinin de böbrek sağlığını olumsuz etkilediğini ifade eden Medicalpark İzmir Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Arslan, “Ülkemizde sıvı alımı, ‘3 bardak kahve içtim, 5 bardak çay içtim’ şeklinde düşünülüyor. Ancak su içmeyi sevmiyoruz. Çay, kahve ve gazlı içecekler taş oluşumunu arttırıyor. Ancak önemli olan su içmektir. Kışın en az 1,5 litre, yazın ise 3 litre civarında su içmeliyiz. Kristaller ve toksik maddeler böbreklerden idrarla atılır. İdrarın oluşması için suya ihtiyaç vardır. Böbrekte yeterli miktarda sıvı yoksa bu maddeler böbreğin içine çöker ve taş oluşur” dedi.

    “Çay ve kahve azaltılmalı”

    Çay ve kahvenin ülkemizde çok fazla miktarda tüketildiğini kaydeden Doç. Dr. Murat Arslan, “Çayın ve kahvenin içinde oksalat bulunuyor. Oksalat dışarıdan alınınca kalsiyum ile birleşerek böbreklerdeki taş oluşumunu arttırıyor. Bu nedenle çay ve kahvenin yanında limon tüketilmeli. Limonun içinde bulunan sitrat, kalsiyum ile birleşirse idrar içinde çözülüyor ve böbrek sağlığını koruyor. Ama oksalat ile birleşirse böbrekte birikerek taş yapıyor” diye konuştu.

    Üroloji Uzmanı Doç.Dr. Arslan, “Çayın yanında limonu eksik etmeyin. Bin yıl önce de bu yöntem vardı. Çayın demli olarak içilmesi son dönemlerde yaygınlaştı. Ancak bu durum böbrekler açısından çok zararlı. Limon böbrek sağlığını koruyor” şeklinde konuştu.

    Türk toplumunun su içme alışkanlığının olmadığını anlatan Arslan, “Kesinlikle su içmeliyiz. Eğer içmeyi sevmiyorsak suya portakal, greyfurt, mandalina ve limon koyarak tatlandırabiliriz. Su içerek oluşabilecek kristalleri daha da azaltabiliriz. Su içmemek böbrek ameliyatlarına kadar uzanan sonuçlar meydana getirebiliyor” ifadelerinde bulundu.

    “Aşırı tuz tüketmeyin”

    Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Arslan, tuz tüketimine de dikkat çekerek, “Tuz çok tüketiyoruz. Aslında hiç gereği yok. Yediğimiz yemekleri sadece damak tadı için tuzluyoruz. Bu nedenle böbreklerde taş oluşumu artıyor” dedi.

  • Prof. Dr. Büyükçelik: “Karbonhidrattan zengin beslenme kansere davetiye çıkarıyor”

    4 Şubat Dünya Kanser Günü ile ilgili açıklama yapan Kayseri Acıbadem Hastanesi Tıbbi Onkoloji ve İç Hastalıkları Bölümünden Prof. Dr. Abdullah Büyükçelik, karbonhidrattan zengin beslenmenin kanser başta olmak üzere diğer hastalıkların gelişimi için de risk faktörü olduğunu söyledi.

    Hızlı yaşam ile birlikte beslenme tarzının karbonhidrat ve yağdan zengin beslenmeye doğru evrildiğini belirten Prof. Dr. Abdullah Büyükçelik, porsiyon kontrolü de yapılmadığı zaman, beslenme biçiminin hastalıklara davetiye çıkarır hale geldiğini ifade etti. Çoğu insanın gün içinde sağlıklı beslenmediğini kaydeden Prof. Dr. Abdullah Büyükçelik, “Şimdi sabah kahvaltımıza bakalım; Bol miktarda ekmek, yağ, reçel ve bal oluyor. Sabah kahvaltınız her şeyden önce karbonhidrat ve kalori açısından zengin bir beslenme oldu. Birçoğumuz çalışıyoruz ve iş yerlerinde kendimizin hazırlayacağı yiyecekler olmuyor. Fastfoodlardan, lokantalardan ya da kebapçılardan yararlanıyoruz. Buradaki beslenme tarzımıza baktığımız zaman yine kalori, karbonhidrat ve yağdan zengin bir beslenme oluyor. Ancak akşam yemeklerini kendimiz yapabiliyoruz ki bunu da vakit yokluğundan dolayı hazır gıdalarla tamamlamış oluyoruz. Basit bir günlük beslenme gündeliğimizde aslında hiç de sağlıklı beslenemiyoruz. Yani meyve, sebze, protein ya da lifli gıdalar ve kalsiyumdan beslenme ön planda değil. Beslenmemizin çoğunluğu kalori, karbonhidrat ve yağlardan oluşuyor. Böyle olunca sadece kanser için değil, birçok hastalık için risk faktörü oluşuyor.” diye konuştu.

    Doğal şekeri abartmadan tüketmek sağlıklı

    Şekerin kanseri tetiklediğine dair yaygın görüşle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Abdullah Büyükçelik, şeker türü ve miktarı ile kanser arasında doğru orantılı bir ilişki olduğuna dikkat çekti. Doğal olan şekeri abartmadan tüketmenin hastalık nedeni olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Abdullah Büyükçelik, “Şerbetli bir tatlıyı haftalık ne kadar tüketebiliriz diye bakacak olursa, haftada bir iki defa ikişer dilim baklavayı geçmemesi lazım. Sütlü tatlıya baktığımızda da hafta iki veya üç defa birer kaseyi geçmemesi lazım. Ama biz tatlıyı neredeyse her gün tüketiyoruz. Böyle olunca obezite, diyabet, kanser riski artıyor. Bir de bunun üzerine sedanter yaşantıyı eklersek, yani hareketi azaltırsak kanser riskine davetiye çıkartmış oluyoruz. Sadece kanser için değil diğer bütün kronik hastalıklar için davetiye çıkartmış oluyoruz.” ifadelerini kullandı.

  • Tatilciler Palandökende kayağın tadını çıkarıyor

    Erzurum Palandöken Kayak Merkezine gelen tatilciler Pazar günü tatilini fırsat bilerek karın ve kayağın tadını çıkardı.

    Türkiye’nin önemli kayak merkezlerinden Palandöken’e gelen tatilciler kayak ve kızağın tadını çıkarıyor. Yerli ve yabancı turistlerin akınına uğrayan Palandöken’de pistlerde kızak, kayak ve snowboard yapan misafirler, keyifli anlar yaşadı. Turizm işletmecileri tarafından da memnuniyetle karşılanan yoğunluğun ilerleyen günlerde de devam edeceği bekleniyor. Kayağın vazgeçilmez bir spor olduğunu belirten kayak severler, “Zirveden aşağıya inerken yaşadığımız duygu tarifsiz. Palandöken’de oldukça eğlenip keyif alıyoruz. Pistler hem acemi hem de profesyonel kayakçılar için ayrılmış durumda. Herkesi Palandöken ve Konaklı Kayak Merkezi’ne bekliyoruz” dediler.

  • Bursalı firmalar Ar-Ge potansiyellerini ortaya çıkarıyor

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilen “Ar-Ge ve Tasarım Merkezi Tanıtım ve Bilgilendirme” toplantısına Bursalı firmalar ilgi gösterdi. Toplantının ardından Ar-Ge ve tasarım merkezi olma potansiyeline sahip firmalar bakanlık uzmanları ile görüşme fırsatı buldu.

    BTSO, Ar-Ge ve tasarım merkezi olmak için gereken şartlar ile sağlanan desteklerin anlatıldığı tanıtım toplantısına ev sahipliği yaptı. BTSO Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener, “İş dünyası temsilcileri olarak yıllardır altını çizdiğimiz Ar-Ge, inovasyon ve tasarım artık hayatın merkezinde bulunuyor” dedi.

    Dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer almak için daha fazla Ar-Ge ve inovasyona yönelmek gerektiğini hatırlatan Cüneyt Şener, “Bizler de BTSO olarak projelerimizi bu vizyonla gerçekleştiriyoruz. Türkiye’deki oda ve borsalar arasında ilk kez İnovasyon Ligi projemizi başlatarak yenilikçi ürünleri hedefleyen firmalarımızın motivasyonunu artırdık. Geçtiğimiz yılın mayıs ayında Bursa’da İnovasyon ve Tasarım Baharımızı gerçekleştirdik. ULUTEK ve Teknoloji Transfer Ofisimizde birlikte hareket ettiğimiz Uludağ Üniversitemiz ile iş dünyamızın birbirlerine daha fazla yakınlaşmasını sağladık. Tüm bu çalışmalarımızla birlikte 4. Sanayi devriminin sembolü olarak Bursa’mıza kazandırmaya hazırlandığımız teknoloji sanayi bölgemiz de kent ekonomimizin geleceğini şekillendirecek dev adımlarımızdan biri olacak” dedi.

    Açılış konuşmasının ardından Bilim ve Teknoloji Genel Müdürü Doç. Dr. İlker Murat AR, Ar-Ge ve tasarım merkezi olmak için gereken şartlar ve Ar-Ge merkezlerini sağlanan destekler gibi merak edilen konular hakkında Bursalı firmalara sunum yaptı. Bakanlar Kurulu kararının ardından Ar-Ge reform paketine dair düzenlemelerin tamamlandığını ve Ar-Ge’nin yol haritasının belirlendiğini ifade eden İlker Murat Ar, “Bundan sonraki süreçte önemli olan sanayicilerimizle birlikte bu yol haritası doğrultusunda hareket edebilmek. Bu anlamda BTSO ile düzenlediğimiz bu toplantıyı çok önemsiyoruz” şeklinde konuştu.

    Yeminli Mali Müşavir Hüseyin Karslıoğlu Ar-Ge ve tasarım merkezi olmanın firmalara kazandırdığı mali avantajları aktardığı toplantının ardından 50’ye yakın firma temsilcisi bakanlık uzmanları ile Ar-Ge ve tasarım merkezleri hakkında merak ettiklerini birebir görüşme fırsatı buldu.

  • (Özel Haber) Trafikten kaçan araçlar köylüleri çileden çıkarıyor

    Bursa-Yalova yolu üzerinde yapılan trafik kontrollerinden kaçmak için Ovaakça’ya giren ağır vasıtalar, köylüleri çileden çıkarıyor.

    Ağır vasıtaların mahalle arasından geçmesinden rahatsız olan köy halkı isyan ediyor. Bursa-Yalova yolu üzerinde bulunan Ovaakça’da yaşayan vatandaşlar, bölgedeki polis kontrol noktasının bulunduğu yerden kaldırılmasını istiyor. Yolu kapatarak araçların geçmesine izin vermeyen köy halkı, yetkililerden yardım bekliyor.

    Ovaakçalılar Derneği Başkanı Yunus Ağaoğlu, gerekli yerlere dilekçe yazdıklarını ifade ederek, “Tankerler ve büyük araçlar mahalle aralarında dolaşıyor. Trafik noktasından kaçan ağır vasıtalar Ovaakça’ya giriyor. Yakında okullar açılacak. Çocuklarımızın kamyonların altında kalmasından korkuyoruz. Yetkili mercilere başvurduk, ama bir netice alamadık. Trafik kontrol noktasının Beşel Cam’ın önüne kurulmasını istiyoruz. Ovaakçalılar olarak buna bir çare bulunana kadar mücadeleye devam edeceğiz” dedi.