Etiket: Çıkarılması

  • (Özel Haber) Afyonkarahisar’daki Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali’nin satışa çıkarılması

    Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) Asya Katılım Bankasına ait Afyonkarahisar’ın Çay ilçesindeki Doğalgaz Kombine Çevrim Santralini satışa çıkarması bölge halkını sevindirdi. Halk, santralin tekrar devreye girmesinin özellikle istihdam noktasında büyük getirisi olacağını belirtti.

    TMSF, Afyonkarahisar’ın Çay ilçesine bağlı Akkonak köyü Yukarı Mera mevkiinde 4700 parselde kayıtlı 43 bin 460 metrekare arsa niteliğindeki tam hisseli taşınmaz üzerinde bulunan “Doğalgaz-Elektrik Çevrim Santrali”nin makine ve teçhizatlarıyla birlikte tamamını 68 milyon TL muhammen bedelle satışa çıkardığını duyurmuştu. Ağustos 2012 tarihinde faaliyete başlayan başlayan ve yaklaşık 40 kişiyi istihdam eden santral, yaklaşık 2 yıl önce faaliyetlerini durdurmuştu. Şu anda 5-6 kişinin çalıştığı ve sadece bekçilerin görev yaptığı santralin TMSF tarafından satılacağının duyulması tesisin kurulu olduğu Akkonak köyü ile çevredeki belde ve köylerde yaşayan vatandaşlar tarafından memnuniyetle karşılandı.

    TMSF’nin satış kararına ilişkin İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulunan Akkonak Köyü Muhtarı İsa Başer, haberi duyduktan sonra büyük sevinç yaşadıklarını ifade etti. Santral kurulduktan sonra köyde yaşayan ve çoğunluğu genç olan 40 kişinin istihdam edildiğini belirten Başer, “40 ailemiz buradan geçimini sağlıyordu. Yaklaşık 3 yıldır burası kapalı durumda ve gençlerimiz çalışmak için dışarı gidiyor. Hem köyümüzün nüfusu azalmakta hem de işsizlik çoğaldı. Ama bu doğalgaz çevrim santrali çalışmış olsaydı hem köyümüze yatırım olurdu hem de bu gençlerimiz işsiz kalmazdı. Santral tekrar faaliyete geçerse köyümüz daha yüksek bir gelire sahip olacak. Gençlerimiz tekrar işlerine de kavuşmuş olacak. Beklentimiz santralin tekrar faaliyete geçirilip gençlerimize yeniden iş sahası açılması konusunda devletimizden ve büyüklerimizden rica ediyoruz” dedi.

    Köy sakinlerinden Hasan Yücedağ ise santrali alan firmanın santrali çalıştırmasını istediklerini belirtti. Yücadağ, santralin gençlere istihdam sağlamasını beklediklerini de dile getirdi.

    Bir başka köy sakini Abdülkadir Şahin ise, santral kapandıktan sonra köydeki gençlerin çalışmak için başka yerlere gittiğini anlatarak, santralin çalışması ile birlikte köydeki gençlerin geri döneceklerini ve bir iş sahibi olacaklarını kaydetti.

    2012 yılında kurulan Doğalgaz-Elektrik Çevrim Santrali, 2013 Kasım ayı itibariyle faaliyetini durdurmuştu. Yaklaşık 1,5 yıl faaliyette kalmasına rağmen santral bölgede yaklaşık 40 kişiyi istihdam etmişti. O tarihten bu yana sadece bekçilerin görev yaptığı santralde elektrik üretim ve aktarım teçhizatlarının sağlam olduğu gözlendi.

  • Başkan Altepe: “Engel çıkarılması hoş değil”

    Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, Bulgaristan’daki seçimler için oy kullanmaya gelen vatandaşları ziyaret etti, seçim sürecini değerlendirdi. Altepe, Bulgaristan’ın ´Kiril´ alfabesiyle dilekçe yazma mecburiyeti getirilmesine ilişkin kararına tepki göstererek, “Engel çıkarılması hoş değil” dedi.

    Bulgaristan’daki milletvekili seçimleri için Türkiye´de oy kullanacak çifte vatandaşlar, Bursa´da da kurulan 8 sandığa akın etti. Sandık kurulu huzurunda ´Kiril´ alfabesiyle hiç kimseden yardım almadan dilekçe yazma mecburiyeti getirilmesi ise uzun kuyruklar oluşmasına ve birçok kimsenin oy kullanamamasına sebep oldu. Daha evvel Türkiye genelinde 141 sandık, Bursa genelinde ise 41 sandıkta oy kullanan vatandaşlar, Bulgaristan´ın dayatmalarına büyük tepki gösterdi. Sabahın erken saatlerinden beri kuyrukta beklediklerini belirten vatandaşlar, yapılan engellemelere isyan etti.

    Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe de beraberindeki Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Yüksel Özkan ile birlikte Mümin Gençoğlu İlkokulu’nda oy kullanmak isteyen vatandaşları ziyaret etti. Bursa’da 400 binden fazla Bulgaristan doğumlu vatandaş bulunduğunu bu nedenle Bulgaristan’daki seçimlerin Bursa için de önemli olduğunu belirten Başkan Altepe, “Çünkü orada dostlarımız, akrabalarımız, kardeşlerimiz var. Onların mutluluğu bizim mutluluğumuz. Orada işlerin işi gitmesi bizi de etkiliyor. Derdimiz oradaki insanımızın kendi istediği şekilde inancını ve kültürünü yaşaması. Seçim var ama uygulamada sıkıntılar var. Bursa’da 30 bin civarında oy kullanıyor ama sadece 8 sandık var. Engeller çıkarılıyor, Kiril alfabesine göre dilekçeler alınıyor. Bunlar engellemeye yönelik davranışlar ve hoş değil. Daha önce 35 sandık vardı 8’e düşürülmüş. 30 bin oyun kullanıldığı yerde böyle bir uygulamaya geçmişler. Bulgaristan devletinin uygulamaları. Şartları onlar belirliyor” dedi.

  • Profesörden 2 kuş türünün av listesinden çıkarılması çağrısı

    BEÜ Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sözen, av sezonu başlamadan önce “Üveyik” ve “Elmabaş Patka”nın av listesinden çıkarılması için Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na çağrıda bulundu.

    IUCN 2015 değerlendirmesinde Elmabaş patka (Aythya ferina) ve Üveyik (Streptopelia turtur) kuş türlerinin VU (Hassas) olarak nesli tehlikede olan türler olarak listelendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Mustafa Sözen, “Dolayısı ile artık bu türlerin Türkiye’de MAK tarafından Avlanabilir Av Hayvanları listesine alınması mümkün değildir. Ancak 2016-2017 MAK kararlarına göre bu iki tür de av hayvanları listesinde yer almaktadır. Nesli tehlike altında bulunan hayvanların neslinin tükenmesine yol açmak suçtur. Bu türlerin avına izin verilemez” dedi.

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na çağrıda bulunan Sözen, şu ifadelere yer verdi:

    “Türkiye dünya çapındaki pek çok Uluslararası sözleşmeye imza atmıştır ve bunların gerekliliklerini yerine getirmekle yükümlüdür. Türkiye bunlara kendi isteği ile imzasını atmış ve gerekliliklerini yerine getirmeyi taahhüt etmiştir. Bunlardan birisi de IUCN’dir. Türkiye’den Orman ve Su İşleri Bakanlığı IUCN Üyesidir ve IUCN tarafından Nesli Tehlikede (VU, EN, CR) olarak listelenen türleri korumakla yükümlüdür. IUCN 2015 değerlendirmesinde Elmabaş patka (Aythya ferina) ve Üveyik (Streptopelia turtur) VU (Hassas) olarak nesli tehlikede olan türler grubunda listelenmiştir. Dolayısı ile artık bu türlerin Türkiye’de MAK tarafından Avlanabilir Av Hayvanları listesine alınması mümkün değildir. Ancak 2016-2017 MAK Kararlarına baktığımızda bu iki türün de Av listesinde yer aldığı, hatta her bir avcının, her bir av gününde 8 adet Üveyik avlamasına izin verilmiş durumda olduğu görülmektedir. Nesli tehlikede olan bir hayvanı öldürenlere “Nesli tehlike altında bulunan hayvanların neslinin tükenmesine yol açmaktan” hapis cezası verilir. Bakanlık bu türlerin avına izin verirse bu türlerin neslin tükenmesine yol açma suçunu işlemiş olur. Av sezonu başlamadan yeni bir karar ile bu durumun düzeltilmesi ve Üveyik ile Elmabaş patkanın av listesinden çıkarılması için gereğini arz ederim.”

  • Davutoğlu: “Rejim Yanlısı Olmayan Bütün Suriyelilerin Suriye’den Çıkarılması İçin Bilinçli Bir Etnik Temizlik Yürümektedir”

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, Hollanda Başbakanı Mark Rutte ile birlikte düzenlediği ortak basın toplantısında, “Rejim yanlısı olmayan bütün Suriyelilerin Suriye’den çıkarılması için çok bilinçli bir etnik temizlik yürümektedir” dedi.

    Hollanda Başbakanı Mark Rutte ile görüşmesinden sonra düzenlenen basın toplantısına katılan Başbakan Ahmet Davutoğlu, soruları yanıtladı. Türkiye-Suriye sınırının hiçbir zaman kapanmadığını ifade eden Davutoğlu, şöyle konuştu: “Son dört yıl içinde dünyada hiçbir ülkenin modern dönemde, geleneksel dönemde de yapmadığı bir fedakarlığı yaparak Türkiye, bütün ağır yüklerine rağmen Suriye sınırını açık tutmuş ve şu ana kadar gelen 2 milyon 600 bini aşkın kardeşimize ev sahipliği yapmıştır. Her zaman söyledim, tekrar söylüyorum Türkiye-Suriye sınırı ve yüreğimiz, aşımız, evimiz Suriyelilere açıktır. Ama şunu ifade edeyim. Suriye’deki krizin çözümü için kılını dahi kıpırdatmayan bazı çevrelerin, buna maalesef bazen BM Güvenlik Konseyi de dahildir, Suriye’de bu mülteci akınına yol açan, Rus bombardımanına ‘Dur’ diyemeyen bazı çevrelerin, Rusya’ya dönüp ‘Yeter artık’ diyemeyen bazı çevrelerin dönüp Türkiye’ye ‘Sınırlarını aç’ diye bir tavsiyede bulunmasını ikiyüzlülük olarak görüyorum.”

    Uluslararası toplumun acziyetinin sorumluluğunu Türkiye’nin üstüne yıkmaması gerektiğini anlatan Davutoğlu, şunları söyledi:

    “Bu konuda bizim kimse tarafından ders ve nasihat almaya ihtiyacımız yok. Ders ve nasihat alacağımız yegane yer vicdanımızdır, tarihimiz, kültürümüzdür. 2 milyon 600 bin Suriyeliyi ağırlarken kimseye sormadık, şu an kapımızda olan 60 bin Suriyeliye de her türlü imkanı sınır ötesinde verirken, bütün aşını, korunma ve barınma imkanlarını da sağlarken de kimseye sormuyoruz. Yaptığımız şey şudur. Dünyanın da bunu fark etmesi açısından, gelmek isteyen Suriyelileri alırız ama birinci önceliğimiz Suriyelilerin, Suriye içindeki kamplarda barınmasını teminen yeni kamp kuruyoruz. Şu an 9 kampımız vardı ve bu kamp Rus uçakları tarafından bombalanmıştır. Sivil kamplardır. Rus bombardımanı altında bu insanlar yerlerini terk etmek zorunda kaldı. Yeni bir kamp kuruyoruz, Türkiye sınırına yakın bir yerde Suriye içinde. En önemlisi de Türkiye-Halep arasındaki insani lojistik koridor maalesef bu barbar güçler tarafından kapatılmıştır. Bu lojistik koridorun açılmaması halinde Halep’in içinde de Türkiye’ye gelme imkanı bulamayan binlerce Suriyelinin açlıkla karşı karşıya kalacağını da ifade etmek isterim. Biz her türlü imkanımızla Suriyeli kardeşlerimize yardım edeceğiz, ihtiyacı olanları alacağız ama nihai kertede bilinsin ki Türkiye sorumluluğun gereğini yapmaktadır. Sorumluluğunun gereğini yapmayanların da Türkiye’ye verebileceği hiçbir nasihat, söz yoktur. Bunun uluslararası toplum tarafından da artık görülmesini beklemek bizim hakkımızdır.”

    SURİYE’DE BİLİNÇLİ ETNİK TEMİZLİK YÜRÜTÜLÜYOR

    Son saldırı nedeniyle bir noktayı daha vurgulamak istediğini belirten Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tabi sığınmacıları hepimiz kabul edeceğiz. Ama bu saldırıların bir amacı Suriye’de etnik bir temizlik yürütülmesidir. Rejim yanlısı olmayan bütün Suriyelilerin Suriye’den çıkarılması için çok bilinçli bir etnik temizlik yürümektedir. Orada olanlar hava bombardımanıyla öldürülüyor, kaçanlar Suriye dışına çıkarılıyor.

    Dolayısıyla biz her kabul ettiğimiz mülteciyle aslında bir anlamda onların bu etnik temizlik hedefine de yardım etmiş gibi oluyoruz. Kabul edeceğiz mültecileri ama herkesin de bilmesi lazım ki bu Suriye’nin demografik yapısını, hele hele Türkiye sınır boylarında demografik dengenin değişmesini engellemeye dönük bir stratejiye hepimizin aynı ölçüde dikkatli davranması gerekir.”

    TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ

    2002 yılından bu yana Türkiye-AB ilişkilerinde en ciddi mesafelerden birinin alındığı zirvelerden birinin olduğunu ifade eden Başbakan Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

    “Herşeyden önce bu zirvenin yapılmış olması bile bizatihi büyük bir ümit oluşturdu ve yeni bir mekanizmayı ortaya çıkardı. Nitekim o günden bu yana daha sık bir araya geliyoruz. İnşallah Mayıs ayında da tekrar bir Türkiye-AB Zirvesinde bir arada olacağız. Bu zirve sadece mülteciler konusuyla ilgili değildir. Türkiye-AB ilişkilerini yeniden aktive etme ve yeniden hareketlendirme kavramlarıyla izah edilen tekrar canlandırmak fikrini taşıyordu. Bu canlandırmanın birkaç ayağı var. Türkiye-AB zirvelerinin düzenli yapılması, bu yapılıyor. İkinci önemli ayağı, Türkiye-AB arasındaki Şengen uygulamasıyla vize muafiyeti ve Geri Kabul Anlaşması’nın yapılmasıydı. Bu süreç de gayet sağlıklı bir şekilde ilerliyor. Üçüncüsü Gümrük Birliğinin daha kapsamlı şekilde ele alınması, özellikle TTIP’le ilgili gelişmeler sonrasında. Bu da son derece iyi seyrediyor.”

    Burada kritik ve daha görünür olan konunun yeni fasılların açılması konusu olduğunu ifade eden Başbakan Davutoğlu, “Yeni fasılların açılmasının önünde engel teşkil eden blokajların kalkması için de birlikte çaba sarf ediyoruz. 17. fasıl açıldı. Şimdi bugün ele aldığımız şekliyle 23 ve 24. fasılların yasa dışı göçü içeren unsurları da içeriyor 24. fasıl, açılması için Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin yaptığı blokajların kaldırılması önem taşıyor” dedi.

    2004 yılında müzakerelere başlama kararının Hollanda dönem başkanlığında alındığını Hollandalı mevkidaşı Mark Rutte’ye de ifade ettiğini söyleyen Davutoğlu, “Şimdi ümit ederiz ki Hollanda dönem başkanlığında birkaç faslı birden açarak ki açılabilecek fasıl var, Hollanda dönem başkanlığı yine tarihi bir dönüm noktası olur” dedi.

  • Asgari Ücretin 1300 TL’ye Çıkarılması Tartışmaları

    Malatya Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç, “AK Parti’nin 1 Kasım seçimleri öncesi vaatleri arasında yer alan asgari ücretin 1300 TL’ye yükseltilmesi teklifine iş dünyasının vergi yükünün hafifletilmesi şartıyla olumlu bakıyoruz” dedi.

    Türkiye’de sanayicinin yükünün oldukça fazla olduğunu belirten Erkoç, “Asgari ücretin yükseltilmesi karşısında vergi yükünün işverenin omuzlarına yıkılması ile üretim ve rekabetin tehlikeye gireceğini düşünüyoruz. Bu konuda hükümetten iş dünyası olarak ciddi destekler bekliyoruz. Geçtiğimiz gün Çankaya Köşkü’nde Başbakanımız işveren ve işçi temsilcileri ile bir araya geldi. Biz diyoruz ki asgari ücret bin 300 TL olsun ilave vergi yükü iş dünyasına yansıtılmasın. Çünkü yansıtılırsa üretimde zorluklar çekiliyor birde vergi maliyetleri yüksek olursa rekabet gücü zayıflar” ifadelerini kullandı.

    Bin 300 TL ücretin çok büyük bir ücret olmadığına dikkat çeken Erkoç, ancak işverene de ek bütçe olarak getirilmemesi gerektiğini ifade etti. Erkoç, “Evet bin 300 TL olsun ama işveren maliyetti de bin 500’yi geçmesin” diyerek bu yükün hazine tarafından karşılanmasını istedi. Bu konuda hükümetin gerekli çalışmaları başlattığını da söyleyen Erkoç, “Bir tarafta siz 2023 hedefine ulaşmak istiyorsunuz. Buda üretmekten geçiyor çünkü başka çare yok. Bu nedenle rekabet gücünün artırılması ve ek yüklerin hazine tarafından karşılanmasını arzu ediyoruz” diye konuştu.

    MTSO Başkanı Erkoç, iş dünyasının sıkıntılarının ciddi boyutta olduğunu dile getirerek asgari ücretin bin 300 TL’ye yükseltilmesi konusunda devletin mutlaka işverene destek çıkması gerektiğini söyledi.