Etiket: Çıkarılıyor

  • Su Altı Mirasının Haritası Çıkarılıyor

    Türkiye karasularındaki su altı kültür mirasının ortaya çıkarılması amacıyla 2007 yılında başlayan proje kapsamında en önemli bulgu Marmaris Hisarönü Körfezinde fırtına nedeniyle battığı sanılan 4 bin yıllık Giritli bir ticaret gemisinin batığına ulaşıldı.

    Projeyi yürüten Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdurrahman Harun Özdaş, Türkiye’nin Sualtı Coğrafi Bilgi Sistemi’ni ortaya çıkarmak için çalışma yaptıklarını açıkladı. Özdaş, “Türkiye’nin Sualtı Mirası’nın Araştırılması Projesi, 2007 yılından bu yana yürüttüğümüz bir proje. Önce TÜBİTAK tarafından desteklendi. Ardından Kalkınma Bakanlığı’nın destekleri başladı. Geçtiğimiz yıl 70 bin lira bir ödenek gönderildi. 15 kişi ile yürüttüğümüz bir proje. Proje kapsamında Türkiye karasularında, özellikle dalınabilir derinliklerdeki batmış gemilerin bir envanter çalışmasını yapıyoruz. Bu çalışmalarda değişik yüzyıllara ait, yaklaşık 4 bin yıllık bir zaman dilimini içine alan bir dönemde suyun altına iz bırakan gemileri araştırıyoruz. Bu gemilerin hem kendi kalıntılarını, hem çapaladıkları yerleri, hem de onlardan düşen objelerden yola çıkarak bir harita çıkarıyoruz. Yaptığımız çalışma bu. Biz bunu Türkiye’nin Su Altı Coğrafi Bilgi Sistemi olarak tanımlıyoruz” dedi.

    TÜRK KARASULARINDAKİ EN ESKİ BATIK BULUNDU

    Yılda 1,5 aylık bir çalışma yaptıklarını belirten Doç. Dr. Özdaş, bugüne kadar yaptıkları çalışmalarda çok çeşitli bulgulara rastladıklarını belirterek, “Özellikle 2012 yılından bu yana Osmanlı dönemini de içine alan ayrı bir çalışma programımız var. 2014 yılında yaptığımız çalışmalarda bulduğumuz en önemli batığı Marmaris Hisarönü Körfezinde çıktı. Hisarönü’nde karşımıza çıkan batık 4 bin yıllık bir batık. Bu da bizim karasularımızda bulduğumuz en eski batıklardan birisi olduğunu göstermekte. Çalışmamızdaki incelemelerde bu batığın Girit’te yaşayan Minos uygarlığına ait bir ticari gemi olduğunu gösteriyor. Gemi, Girit, Rodos, Bozburun üzerinden Hisarönü Körfezine olan seyahati sırasında fırtınada batmış gibi görünmekte. Batıkta bulunan malzemeler sadece Minos Uygarlığı yani Girit’teki Knossos Sarayı kazılarında çıkan malzemelerin dışında Anadolu’da Beycesultan dediğimiz arkeolojik başka alanlarda rastladığımız objelerle yakınlık göstermektedir. Bu da bizim için bugüne kadar yaptığımız araştırmalarda bulduğumuz en önemli batık olarak yorumlamaktayız” dedi.

    BİLİMSEL VERİLER KAYDA GEÇİRİLİYOR

    Su altında yaptıkları çalışmalarda elde edilen verilerin kayda geçirildiğini belirten Özdaş, “Biz denizde alan çalışması yaparak suyun altında olanları tespit edip, kayda geçiriyoruz. Kazı yapılmadığı sürece bulunan objeleri bulunduğu yerde bırakıyoruz. Genel kanı da su altında bulunan batıkların yerinde korunmasıdır. Bizim çalışmamızın temel hedefi bilimsel verilere ulaşıp bunu bir haritaya işlemek” dedi.

    SUALTINDA 20’NİN ÜZERİNDE LİMAN BULUNDU

    Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi ve EBAMER Müdür Yardımcısı Doç. Dr. A. Harun Özdaş, çalışmalarda 100’ün üzerinde batık ve potansiyel alan tespit ettiklerini açıkladı. Özdaş, çalışmalarda 20’nin üzerinde sualtında kalmış liman ve mimari kalıntı ile yaklaşık 25 adet gemi demirleme alanı ve Tunç Çağından Osmanlı Dönemine kadar geniş bir zaman dilimine yayılan 400’ün üzerinde çapa kayıt altına alındığını açıkladı. Türkiye’nin Sualtı Kültür Mirası ve eski çağlarda batmış gemilerine ait kalıntılar, Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknoloji Enstitüsü bünyesindeki Coğrafi Bilgi Sistemi’ne GIS uzmanı Yrd. Doç. Dr. Nilhan Kızıldağ tarafından aktarıldı. Çalışmalarda amphora, lahit, tabak, kiremit, tuğla, değirmentaşı, sütun ve sütun başlıkları taşıyan gemilere ait kalıntılar bulundu.

    SAVAŞ GEMİLERİ DE KAYIT ALTINA ALINIYOR

    Ticaret gemilerinin yanı sıra, savaş gemileri de kayıt altına alındığını açıklayan Özdaş, “Konusunda uzman 15 kişiden oluşan ekibimizde araştırma başkanlığı tarafımdan yürütülmekte olup, sualtı arkeologlarının yanı sıra deniz jeofizikçileri ve deniz biyologları bulunmaktadır. Bu çalışmanın diğer bir çıktısını güneybatı Akdeniz ve Ege kıyılarındaki deniz seviyesi değişimlerinin belirlenmesi oluşturmaktadır. DEÜ Deniz Bilimleri ve Teknoloji Enstitüsü, sualtı arkeolojisini de içinde bulunduran ve Piri Reis Araştırma Gemisi ile çok disiplinli çalışmalar yürüten bir kurum olup, bu proje kapsamında oluşturulan Coğrafi Bilgi Sistemi ile Ülkemizde bu alanda en zengin veri bankasına sahiptir” dedi.

    Elde edilen sonuçların, bölge tarihine önemli veriler sunacak nitelikte olduğu dikkat çekilirken, Marmaris Müzesi Müdürlüğü ile birlikte yürütülen kazı çalışmalarında ele geçen buluntuların konservasyon çalışmaları Bodrum Müzesi’nde devam ettiği ve 2016 yılında da kazı çalışmalarının süreceği açıklandı.

  • 17 İlçenin “Çevre” Haritası Çıkarılıyor

    Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Uludağ Üniversitesi iş birliğiyle 17 ilçede yapılması planlanan çevre çalıştayının Mudanya ayağı tamamlandı.

    Çalıştayda, günün ihtiyaçları ve halkın talepleri doğrultusunda gerekli araştırmaların yapılması, bunların uygulanması, çalışma sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılması konuları ele alındı. 17 ilçesinin çevre meselelerinin belirlenerek bu doğrultuda kurumsal çalışmalara yön verilmesi, kurumlar arası iletişimin geliştirilmesi hedefleniyor.. Her bir ilçede farklı tarihlerde gerçekleştirilecek çalıştaylara ilçeyi temsil eden sivil toplum kuruluşları, muhtarlıklar ve kamu kurulularının yanı sıra şehrin öncelikli çevre meselelerinin çözümü noktasında önemli role sahip kurumlar da katılıyor.

    Yedinci çalıştay Mudanya ilçesinde yapıldı. Çalıştayda katı atıktan su kirliğine, hava kirliliğinden görüntü kirliliğine kadar Mudanya ilçesinin çevre meseleleri muhtarlar ve kamu kurumu yetkililerinin iştirakiyle tartışılarak tespit edilen hususların çözümü noktasında görüşler ele alındı.

    17 ilçede yapılan çalıştayların neticeleri 5 Haziran Dünya Çevre Gününde gerçekleştirilecek etkinlikte Bursa kamuoyu ile paylaşılacak.

  • İlçelerin Çevre Kirliliği Haritası Çıkarılıyor

    Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Uludağ Üniversitesi arasında imzalanan iş birliği protokolü çerçevesinde 17 ilçede düzenlenecek çalıştaylar Osmangazi’nin ardından Yıldırım ile devam etti.

    İlçelerin çevre meselelerinin belirlenmesi maksadıyla düzenlenen çalıştayların ilki Osmangazi, ikincisi Yıldırım ilçesi için gerçekleştirildi. Çalıştaylara ilçeyi temsil eden sivil toplum kuruluşları, muhtarlıklar ve kamu kurumlarının temsilcileri katıldı. Yaklaşık 50 kişinin katıldığı çalıştaylar, Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Nalan Fidan’ın Büyükşehir Belediyesi’nin çevre konusunda yaptığı çalışmaları anlatmasıyla başladı. Sunumun ardından grup çalışmalarına geçilerek, katı atıktan su kirliğine, hava kirliliğinden görüntü kirliliğine kadar birçok konuyu ele alan soru formu üzerinden ilçenin çevre meseleleriyle ilgili toplantıya katılanların görüşleri alındı.

    Her bir ilçede farklı tarihlerde gerçekleştirilecek çalıştayların neticeleri 5 Haziran Dünya Çevre Günü Bursa kamuoyu ile paylaşılacak.

  • Altınbeşik Mağarası’nın Bilinmeyenleri Gün Yüzüne Çıkarılıyor

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü, Antalya’nın İbradı ilçesinde bulunan Altınbeşik Mağarası’nda tespiti gerçekleştirilen yeni galerilerin haritalandırmasını yaptı.

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı DKMP Genel Müdürlüğü, İbradı ilçesi Ürünlü mahallesinde bulunan Altınbeşik Mağarası’nın bilinmeyen yüzünü ortaya çıkarmak için çalışmalarını sürdürüyor. Bu çerçevede mağarada tespiti yapılan yeni galerilerin haritalandırılması yapıldı.

    MAĞARADA ARAŞTIRMALAR 2012’DEN BERİ DEVAM EDİYOR

    DKMP Genel Müdürlüğü, Çek Cumhuriyeti’nden mağara dalış ekibiyle birlikte 2012 yılından bu tarafa araştırma ve haritalandırma işlerini yürütüyordu. Bu çalışmalar neticesinde Altınbeşik Mağarası’nda yeni galeriler tespit edildi ve haritalaması yapıldı.

    MAĞARAYA YERALTI GÖLÜ ÜZERİNDEN BOTLA GİRİLİYOR

    Çok katlı bir mağara olan Altınbeşik Mağarası’nın uzunluğu yaklaşık bin 600 metreyi buluyor. Mağaraya 125 metre uzunluğundaki bir yeraltı gölü üzerinden botla giriliyor. Gölün bitiminden sonra 44 metrelik dikey bir traverten oluşumu üzerinden ikinci kata çıkılıyor. Mağara’nın ikinci katında yaklaşık 1 kilometre uzunluğa sahip birbiriyle bağlantılı 5 yeraltı gölü bulunuyor.

    “ZİYARETÇİLER YÖRE HALKININ EKONOMİK KALKINMASINA KATKI SAĞLIYOR”

    Altınbeşik Mağarası’nda olduğu gibi Türkiye’nin tabii zenginliklerinden olan diğer mağaralarda da çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ise “Bunun gibi mağaralar ülke turizmimiz açısından oldukça önemli. Mağaraya gelen yerli ve yabancı ziyaretçiler botlarla mağara içerisinde gezerek Altınbeşik Milli Parkı’nın gizemli dünyasını keşfe çıkabiliyorlar. Ayrıca bu mağaraya gelen ziyaretçiler yöre halkının ekonomik kalkınmasına önemli ölçüde katkı sağlıyor. Yörede ev pansiyonculuğu ve yöresel lezzetlerin tattırıldığı mekanların sayısı da giderek artıyor” dedi.

    “MAĞARA ADETA PAMUKKALE’NİN YER ALTINDA MEYDANA GELMİŞ BİR BENZERİ”

    Yatay ve kısmen aktif bir mağara sistemi olan Altınbeşik Mağarası’nın adını üst kısımda yer alan Altınbeşik Tepesi’nden aldığını belirten Bakan Eroğlu, “Torosların bu bölgesi hem jeolojik hem de jeomorfolojik yönden çok karışık bir yapıya sahip bulunuyor. Altınbeşik Mağarası adeta Denizli’de bulunan Pamukkale travertenlerinin yer altında meydana gelmiş çok büyük çaptaki bir benzeri konumunda bulunuyor” diye konuştu.

  • El Sanatları Gün Yüzüne Çıkarılıyor

    Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük, Geleneksel El Sanatları Merkezini ziyaret ederek devam eden kurslarla ilgili bilgi aldı.

    Merkez bünyesinde en son hayata geçirilen kemik tarak kursundaki çalışmaları inceleyen Küçük, yapım aşamaları hakkında usta öğreticilerden bilgi aldı. Unutulmaya yüz tutan meslekleri tekrar eski canlı günlerine döndürmek amacıyla başlatılan kurslara her geçen gün yenilerini ekleyeceklerini kaydeden Küçük, ilerleyen dönemlerde bıçak yapımı konusunda da kurs açılabileceğinin sinyalini verdi.

    Geleneksel El Sanatları Merkezindeki ahşap oymacılığı, çuhacılık, kazazlık, kürkçülük, kilim, halı dokumacılığı gibi mesleklere ait atölyelerde devam eden çalışmaları da inceleyen Küçük burada yaptığı açıklamada, “Şanlıurfa’nın pek çok el sanatı var, onları canlı tutmak amacımız. Bunu yaparken de günün koşullarına uyarlamak, stilize etmek çok önemli. Tarihin içinde kaybolmuş bazı el sanatlarımız vardı. Onları da diriltmeye çalışıyoruz. Bunlardan biri de kemik tarak, onun ustasını da getirdik. Bunun dışında pek çok el sanatını ihya edeceğiz ve modernize edeceğiz. Buraya gelen turistler hatıra olarak yanlarında götürebilecekleri, beğenerek alabilecekleri ve dostlarına hediye edebilecekleri güzel eşyalar bulacaklar. Bununla ilgili bir projemiz var yakında faaliyete geçecek. Şanlıurfa’daki bu sanatları kaybetmemek, bir hatıra olarak gelecek nesillere taşımak da bizim görevimizdir” şeklinde konuştu.

    Şanlıurfa Valiliği Kültür Eğitim Sanat ve Araştırma Vakfı bünyesindeki Geleneksel El Sanatları Merkezindeki incelemeleri sırasında Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük’e Vali Yardımcısı Tarık Açıkgöz ve Şurkav Genel Sekreteri Şükrü Üzümcü eşlik etti.