Etiket: Çığır

  • Savunma sanayiinde 560 milyon dolarlık çığır açacak buluş; ‘Şeffaf Zırh’

    Eti Alüminyum, halihazırda sadece ABD, Çin, Almanya ve Macaristan gibi ülkelerde üretilebilen;’Şeffaf Zırhı’ Türkiye’de üretmeye başladı. Türk mühendislerinin imza attığı bu başarı savaş gemileri, uçaklar, zırhlı araçlar ve füzelerde kullanılan ‘özel alümina’ sıkıntısını da giderecek.

    Türkiye’yi savunma sanayinde devler ligine sokacak gelişme, Eti Alüminyum’dan geldi. Ekonomi basınının temsilcilerini Seydişehir’de ağırlayan Eti Alüminyum Genel Müdürü Mehmet Arkan, yatırımdan istihdama, Ar-Ge’den savunmaya kadar birçok konuda önemli açıklamalar yaptı. Eti Alüminyum’un 2005 yılında özelleştirilerek Cengiz Holding bünyesine geçtikten sonra 540 milyon dolar yatırım yaparak bir başarı hikayesi yazdığını anlatan Arkan, Türk mühendisleri tarafından geliştirilen ve 560 milyon dolarlık yatırımın kapısını açan kapasite artırımı ve özel alüminyum hidroksit ve alümina adlı ürünün Türk savunma sanayinde devrim niteliğinde olduğunu söyledi.

    ‘Özel alümina’yı halihazırda sadece ABD, Almanya, Çin ve Rusya’nın üretebildiğini ifade eden Arkan, “Stratejik ürünlerde kimse teknoloji paylaşmıyor. Bu nedenle her ülke kendisi geliştirmek zorunda. ‘Şeffaf Zırh’ın hammaddesi olan özel alümina çok değerli ve temini zor olduğu için paranız olsa da istediğiniz kadar alamıyorsunuz. Bu ürünün geliştirilmesiyle birlikte yerli tank, yerli uçak, yerli otomobil, savaş gemisi, füze gibi çok önemli savunma sanayi araçlarının yapımında gerekli olan bir maddede sıkıntıyı aşmış olduk. Ayrıca Eti Alüminyum yaptığı Ar-Ge çalışmaları sonucu alevlenme geciktirici (özel ATH) ile kablo kompound ve özel kompozitlerin en önemli girdisini üretmeye başlamasıyla geçen yıl Avrupa bu ürüne zam yapamadı. Bütün dünya Türkiye’nin pazarda ne yapacağını ve fiyatı nerede tutacağını merak ediyor” dedi.

    Bin 100 kişiye doğrudan istihdam

    Eti Alüminyum özelleştirildikten sonra yapılan 540 milyon dolarlık yatırım ve planlanan 560 milyon dolarlık yatırımla toplam yatırım miktarının 1 milyar 100 milyon dolara ulaşacağını söyleyen Mehmet Arkan, “Tesislerde şu anda 2 binin üzerinde çalışanımız var. Yeni yatırım tamamlandığında 1100 kişi daha istihdam ederek 3100 kişiye ulaşacağız. Dolaylı istihdamla birlikte en az 15 bin kişiye iş imkânı sağlayacağız. Eti Alüminyum 250 milyon dolarlık alüminyum ithalatının önüne geçiyor. Demek ki 10 yılda ortalama 2.5 milyar dolar ithalatı önlemişiz. Yeni yatırımla yılda 550 milyon dolarlık ithalatı önleyeceğiz. Türkiye’nin ithalata fren yaptıracak yatırımlar yapması gerekiyor” diye konuştu.

    “Yangından ölümler azalacak”

    Eti Alüminyum Ar-Ge mühendisleri tarafından geliştirilen ve ATH adı verilen yanmayı geciktirici ürün ise hem sanayide hem savunmada taşları yerinden oynatacak. Arkan, “Özellikle 20’nci yüzyılın ikinci yarısında dünya ekonomisine önemli ölçekte pazar payı ile giren polimer ve kompozit ürünler binalarda kullanıldıkça yangınlar da arttı. 1975 yılında 17 dakika olan yangından kaçış süreci günümüzde 3 dakikaya kadar indi. Eti Alüminyum tarafından geliştirilen ATH, elektrik kablo izolasyonunda, mutfak tezgahlarında, banyo malzemelerinde, cephe kaplamada alüminyum kompozit panellerinde, izolasyon malzemesi olarak yanmaz akustik süngerlerde ve doğalgaz borularının izolasyonunda, dekoratif bina iç mimarisinde, çatı kaplama membranlarında, zemin kaplama ve laminantlarda kullanılacak ve alevlenme süresini 3 kat azaltacak. Böylece 3 dakikaya inen yangından kaçış süresi de yaklaşık 3 kata çıkmış olacak” şeklinde konuştu.

    Türk askerine yanmayan elbise

    ATH’nin EtiFine markasıyla otomotiv, uçak ve tren sektöründe iç döşemelerin yanı sıra yanmaz halı üretiminde de kullanılacağını ifade eden Arkan, “ATH yanmaz askeri elbise üretiminde de kullanılabilecek. Olayı kaynağında çözmek için binalarda kullanılan malzemelerin yanmaz olması ya da bileşiminde yanmayı geciktirici sistemlerin kullanılması gerekmektedir. Alev geciktirici ATH kullanılması yangın sırasında çıkan ısının emilmesini sağlayarak yangından kaçış süresini uzatmakta, aynı zamanda açığa çıkardığı su buharı ile yangın sırasında açığa çıkan zehirli ve boğucu gazların bastırılmasını sağlamaktadır. İnsan sağlığı ve çevreye duyarlı ATH, herhangi bir toksik ve zararlı madde içermemektedir. Bu kapsamda çıkarılacak yönetmelik ve mevzuatlarla gerek halkın, gerekse de özellikle inşaat sektörüne malzeme sağlayan sektörlerin bilinçlendirilmesi gerekmektedir” açıklamasını yaptı.

    EtiAlu markalı ürünlerin ise sıcaklığa ve aşınmaya dayanıklı çimento üretiminde, mutfak ve yemek takımlarında, zırhlı askeri araçlarda, kurşun geçirmez camlar gibi sanayinin değişik alanlarında kullanılacağını sözlerine ekleyen Arkan, “Televizyon ve telefon ekranlarında, ampullerde, fren balatalarında ve güneş enerjisi panellerinde de bu ürün kullanılacak. Ampuller daha dayanıklı olacak, televizyon ekranı yüksek ısıdan zarar görmeyecek” dedi.

    İhtiyacın iki katı üretim yapılacak

    Türk mühendisleri tarafından geliştirilen iki stratejik ürünün Türkiye’nin ihtiyacından iki kat fazla üretileceğini de anlatan Eti Alüminyum Genel Müdürü Mehmet Arkan, üretimin geri kalanının ise ihraç edileceğini söyledi.

    Eti Alüminyum’da neler yapıldı?

    Atık gazda AB’ye fark attı

    Seydişehir Entegre Tesisleri’nin gaz salınımı için özelleştirme sonrasında 15 milyon dolarlık yatırım yapıldı. Bu yatırım sonrasında AB normları gaz salınım değerlerinin altında bir seviyeye ulaşıldı.

    140 bin ağaç dikildi

    Özelleştikten sonra neredeyse baştan yaratılan Eti Alüminyum Seydişehir Tesisleri, sadece teknik olarak değil, çevresel olarak da yenilendi. Tesisin 2.5 milyon metrekarelik alanına bu zamana kadar özellikle sera gazlarını azaltıcı ceviz ağacı, kavak ağacı, karaçam ve akasya olmak üzere toplam 140 bin adetten fazla ağaç dikildi ve 400 bin adet daha ağaçlandırma çalışmaları devam etmekte.

    İki saatlik korkuya 221 milyon dolar

    Tesisin özelleştirildiği 2005 yılında acil yapılması gerekenler gözden geçirildiğinde, tesislere yenileme yatırımı yapılmaması nedeniyle tesisin her an durabileceği tespit edildi. Özellikle elektrolizhanelerdeki hücrelerin 2 saatlik durmasıyla elektroliz hücreleri donacağı için sistem 4 yıllık kapanma süreciyle karşı karşıya kalacaktı. Bu nedenle sadece elektrolizhane için 221 milyon dolarlık yatırım yapıldı.

    Metal kalitesinde minimum yüzde 99.8 saflıkta alüminyum üretme becerisine sahip, SAMİ teknolojisi ile projelendirilip montajı tamamlanan Avrupa’nın en yeni alüminyum elektrolizhanesi ise, çevre emisyonları açısından da Avrupa Birliği standartlarında.

    Fuel Oil’e 70 milyon dolar gitmeyecek

    Tesislerde kullanılan kükürt ve SO2 oranı yüksek 6 nolu Fuel-Oil’in çevreye daha fazla zarar vermemesi için 5 milyon dolar yatırımla doğalgaz dönüşümü gerçekleştirildi. 2008 yılından sonra tesislerde doğalgaz kullanılmaya başlandı. Yerli kömürün de devreye girmesiyle birlikte yılda 70 milyon dolarlık yakıt tutarının Türkiye’de kalması sağlandı.

  • Başkan Çolakbayrakdar, “Sosyal belediyecilikte çığır açtık”

    Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelerek, sosyal belediyecilik alanında yapılan projeleri anlattı. Sosyal belediyecilik çalışmalarının vatandaşın refahına ve mutluluğuna katkı sunduğunu vurgulayan Başkan Çolakbayrakdar, “Kocasinan Akademi, gençlik ve çocuk eğitim merkezleri ve sosyal faaliyetlerimiz başta olmak üzere birçok alanda çığır açtık” dedi.

    Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcilerini Gül Park’ta bulunan Kafe Sinan tesisinde misafir eden Başkan Çolakbayrakdar, sosyal belediyecilik alanında yapılan çalışmaları sunum eşliğinde anlattı.

    Belediyecilik faaliyetleriyle ilgili yenilikçi hizmetlere imza attıklarına dikkat çeken Başkan Çolakbayrakdar, “Sosyal odaklı bir hizmet anlayışıyla bölge sakinlerine hizmet veriyoruz. Bunlardan biri olan Kocasinan Akademi ile eğitim, sosyal, kültür, sanat, spor gibi hayatın her alanında bölge sakinlerimize daha iyi ve daha kaliteli hizmet veriyoruz. Değişik branşlarda eğitim faaliyeti yürütüyoruz. İlçemize Kocasinan Akademi çatısı altında kadınından erkeğine gencinden yaşlısına herkese hitap eden modern tesisler kazandırıyoruz. Ayrıca diyetisyen alanında Kayseri’de en fazla danışmanlık hizmeti veren kurumuz. Akademi ile bu yıl 9 ayda 15 bin 619 kişi hizmetlerimizden faydalanmıştır. Çocuklarımıza yönelik olarak Çocuk Kulübü ve Tiyatro kulübü kurduk. Ayrıca öğrencilerimize Kocasinan Çocuk Dergisi dağıtıyoruz. Her hafta değişik günlerde ve farklı mahallelerde Kocasinan Çocuk Kulübümüzle birlikte çocuklarımız için etkinlikler düzenliyoruz. Mahallerimizde gerçekleştirilen sokak oyunları şenlikleriyle yaklaşık 27 bin kişiye ulaştık. Özellikle çölyak alerjili bireyi olan ailelere düzenli olarak glutensiz gıda paketi dağıtıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Kocasinan Belediyesi olarak 7’den 70’e herkes için projeler ürettiklerini vurgulayan Başkan Çolakbayrakdar, “Sosyal Market projesiyle Kocasinan Bölgesinde yaşamını sürdüren ve bazı kriterlere göre belirlenen vatandaşların giyim ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Bu projemizde ilklerden birisidir. Ayrıca İkinci El Marketimizde ihtiyaç fazlası ürünleri toplayarak, ihtiyaç sahiplerine ulaştırma noktasında köprü vazifesi görüyoruz. Her iki merkez ile Kocasinan sakinlerimize hizmet ulaştırmanın huzurunu yaşıyoruz” şeklinde konuştu.

    Kayseri Gönüllü Kültür Teşekkürleri Başkanı Ahmet Taş ise hizmetlerinden dolayı Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar’a teşekkür etti.

    Konuşmaların ardından Başkan Çolakbayrakdar, Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcilerine görsel brifing verdi. Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcilerine, Barbaros Spor Kulübü, Sosyal Market, İkinci El Eşya Toplama ve Dağıtım Merkezi ile Erkilet General Emir Gençlik Merkezi gibi birçok alanda dev projeleri yerinde anlatan Başkan Çolakbayrakdar, çalışmalar hakkında bilgiler verdi.

    İlçeye güzel yatırımlar ve projeler yapıldığını vurgulayan Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri, yapılan hizmetlerden dolayı Başkan Çolakbayrakdar’a teşekkür etti.

  • Bakterilere karşı çığır açacak yeni buluş

    İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) bakterilere karşı yeni antibiyotikler geliştirilmesi için harekete geçerek baktetilere karşı savaş açtı.

    İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) bakterilere karşı yeni antibiyotikler geliştirilmesi için bir çalışma başlatarak yeni bir döneme girildi. Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Osman Doluca, TÜBİTAK 3501 proje desteğiyle daha önce E.coli bakterisinin DNA’sında keşfettikleri anahtar yapının görevlerini ortaya çıkaracağını belirtti. Doluca, böylece zararlı bakterilerle mücadelede yeni kapının aralanacağını ifade ederek, bakterilere karşı yeni antibiyotiklerin geliştirilme çalışmalarına ışık olacağı belirtildi.

    E.coli bakterisinin DNA’sında bulduğu anahtar yapının potasyum ya da magnezyum fazlalığına bağlı olarak değişebildiğini belirlediklerini kaydeden Doluca, “Şimdi de bu yapının görevini inceleyeceğiz. Bakterinin bütün gen yapısını analiz ettik. Bakterinin DNA yapısında G4’lüsü dediğimiz 4 zincirli DNA ya da kök ilmik yapısı bulunuyor. Bu yapının ortamdaki tuz çeşidi ve miktarına bağlı olarak değişebildiğini gösterdik. E.coli bakterisinde 26 anahtar var. Henüz bunların hepsinin çalışma prensipleri bilinmiyor. Genlerin çalışmasını kontrol edebildiğini düşünüyoruz. Eğer çalışma prensiplerini ortaya çıkarabilirsek bakterilere karşı yeni antibiyotik geliştirme çalışmalarına ışık olabilecek” dedi.

    Her hücrede kontrol sisteminin bulunduğunu belirten Doluca, daha önce bilgisayar yardımıyla (biyoenformatik) keşfettikleri korunmuş bir G-dörtlüsünün biyolojik rolünü ortaya çıkarmak için TÜBİTAK’tan destek aldıklarını söyledi. Bu çalışmayla yapının rolünü, hücredeki değişimi inceleyeceklerini aktaran Doluca, “Bakterilerin neden olduğu hastalıklarla mücadelede kullanılan ilaçların gelişmesi için yeni yöntemler ortaya koymayı hedefliyoruz diye konuştu.

  • Mersin Teknopark teknolojide çığır açıyor

    2005 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla kurulan, 2006 yılında ise faaliyete başlayan Mersin Teknopark, artık Ar-Ge çalışmalarının yanında ihracatıyla da dikkat çekiyor. Teknopark Genel Müdürü Özgür Durmaz, “Geçen yıl itibariyle yaklaşık 22 milyon doların üzerinde ihracat yaptık. Firmalarımız 200 milyon liranın üzerinde gelir elde etti” dedi.

    Mersin Üniversitesi (MEÜ) Çiftlikköy Kampüsü içinde 2005 yılında kurulan ve 2006 yılında faaliyete başlayan Mersin Teknopark, adeta kentin beyni konumunda yer alıyor. Bugüne kadar birçok başarılı Ar-Ge çalışmasına imza atan Mersin Teknopark, artık ihracatıyla da adından söz ettirmeye başladı. Mersin Teknopark ile ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Genel Müdür Özgür Durmaz, Teknopark’ın 2005 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla kurulduğunu belirterek, “2006 yılında faaliyete başladı. Ancak burası Türkiye’deki teknoparklardan farklı bir şekilde yapılandı. İlin Valisi Mersin Teknopark’ın yönetim kurulu başkanı olarak, faaliyetlerimizin başını çekiyor. Mersin Üniversitesi Rektörümüz, Mersin Ticaret ve Sanayi Odamız, Mersin-Tarsus Organize Sanayi Bölgemiz, Akdeniz İhracatçılar Birliğimiz ve Tarsus Ticaret Odamızın ortaklığında kurulmuş bir yapıyız. 2006 Aralık ayından itibaren firma kabulüne başladık. Bugün itibariyle 78 firmasıyla faaliyetlerini yürüten ve yüzde yüz dolulukta bir teknoparkız” diye konuştu.

    “Teknoparklar içinde 4’üncü sıradayız”

    4691 sayılı yasanın öncelikli olarak bilişim sektörüne, akademisyenlere, Ar-Ge yapacak girişimcilere ve işletmelere destek mekanizmasını çalıştırdığını vurgulayan Durmaz, “Bu sürecin doğal sonucu olarak yüzde 65 civarında bilişim firmasıyla faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Bunun yanında ihtisas bir teknopark değiliz multidisipliner çalışıyoruz. Makine, sağlık, ambalaj, tasarım, gıda, medikal, elektronik, otomotiv ve destek mekanizması gibi süreçlerde firmalarımız faaliyetlerini yürütüyorlar. Bu firmalarımızda şu anda 560’ın üzerinde Ar-Ge çalışanımız var. Dolayısıyla Mersin’in beyniyiz diyebiliriz. Türkiye’de bugün itibariyle 71 teknoloji geliştirme bölgesi ilan edilmiş durumda. Bunların 56 tanesi şu anda faaliyetle. 2016 verileri 2017 Kasım ayında Bakanımız tarafından açıklandı. Mersin Teknopark olarak faal olan teknoparklar arasında 4’üncü sırada yer alıyoruz. Tabi bu hem yönetimimizin hem de firmalarımızın gücünden hem de bizim onlara sunduğumuz imkanlardan kaynaklanıyor” şeklinde konuştu.

    “22 milyon doların üzerinde ihracat gerçekleştirdik”

    Türkiye’de ve dünyada teknoloji ihracatının çok kıymetli olduğunun altını çizen Durmaz, “Firmalarımız geçen yıl itibariyle yaklaşık 22 milyon doların üzerinde ihracat yaptılar. Tabi bu rakamlar daha kesin rakamlar değil. Yılın çok başındayız. Dolayısıyla rakamlar çok daha yukarıda da değerlendirmelere yer bulacaktır. 200 milyon liraya yakında gelir elde ettiler. Dolayısıyla bu sadece Ar-Ge süreçlerinden kaynaklanan, üretim bandının dahil olmadığı bir Ar-Ge miktarıdır. Firmalarımızın gelirlerinin bir kısmı da fikri mülkiyet haklarından kaynaklanıyor. Teknopark bünyesinde kuruluşundan bugüne 180 civarında fikri mülkiyet hakları da bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.

    Projelerle büyüyen bir teknopark olduklarına dikkat çeken Durmaz, “Biz projelerle büyüyen bir teknoparkız. Firmalarımızı da bu noktada büyütmeye gayret ediyoruz. Firmalarımızın büyüme süreçlerinde onlara verdiğimiz destekler zaten yasanın destekleri. Yüzde 100 dolu olmamız sebebiyle de firmalarımız için fiziki alanlar üretmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla yeni bir alan sürecimiz başladı. Onunla ilgileniyoruz. Firmalarımızı ön kuluçkadan başlayarak, kuluçka, büyüme ve Ar-Ge süreçlerine ulaşana kadar ki bütün çalışmalarına destek olmaya devam ediyoruz” dedi.

  • 10 milyonluk tesis ahşap ürünleri sektöründe çığır açacak

    Kastamonu’da hayata geçirilen Endüstriyel Orman Ürünleri Ortak Kullanım İşleme Tesisi, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Hasan Ali Çelik’in katılımıyla hizmete açıldı.

    Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği mali işbirliği ile finanse edilen, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında yaklaşık 10 milyon euro yatırımla Kastamonu’da hayata geçirilen Endüstriyel Orman Ürünleri İçin Ortak Kullanım İşleme Tesisi açıldı. Kastamonu Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan fabrikanın bahçesinde düzenlenen açılış töreninde konuşan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Hasan Ali Çelik, Kastamonu’nun ağaç ve orman ürünleri bakımından gözbebekleri olduğunu belirterek, “Kastamonu’daki köylerin yüzde 95’i orman köyleridir. Dolayısıyla ormancılık sektöründe hayata geçireceğimiz her türlü faaliyet, her türlü proje ve bütün yatırımlar; orman köyleri şeklinde tanımladığımız geniş bir kitleyi etkileyecektir. Bu geniş kitlenin sosyo-ekonomik anlamda büyümesi için atılacak her adım mutlak surette önemlidir ve değerlidir. Bugün burada işler hale getireceğimiz tesislerimiz; hiç şüphesiz Kastamonu ekonomisi, KOBİ’leri ve orman köylerimiz için ciddi katkılar sunacaktır” dedi.

    “Sürekli yenilikçi olmamız, sürekli dinamik kalmamız gerekiyor”

    Kastamonu’da halihazırda 700 civarında KOBİ’nin orman ürünleri sektöründe faaliyet gösterdiğini hatırlatan Bakan Yardımcısı Çelik, “Bu önemli bir rakamdır. Ancak, ağaç ürünleriyle ilgili KOBİ’lerin değişen tüketici taleplerine cevap vermek ve yeni teknolojilere uyum sağlamak anlamında sıkıntılar yaşadığını biliyoruz. Ağaç ürünleri ve mobilya sektörü son derece esnek, sürekli değişen, yeni trendlere ayak uydurmak durumunda olan bir sektördür. Dolayısıyla sürekli yenilikçi olmamız, sürekli dinamik kalmamız gerekmektedir. İşte bugün hayata geçecek olan ’Rekabetçi Sektörler Programı’ çerçevesindeki projemiz, bahsettiğim bu ihtiyaca cevap verecektir. Biz, bu programı çok önemsiyoruz. Programın şehirlerimize büyük katkılar sunacağına yürekten inanıyoruz” diye konuştu.

    “Refakatçi Sektörler Programı’nın birinci dönemine 500 milyon avro fon sağlandı”

    Rekabetçi Sektörler Programı’nın birinci döneminde 500 milyon avro fon sağladıklarını ifade eden Çelik, “Yeni dönemde ise 405 milyon avro fonla yeni projeler gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Bu programdaki temel amacımız; tahsis ettiğimiz kaynaklarla işletmelerimizin ve girişimcilerimizin rekabet gücünü artırmaktır. Bu sayede işletmelerimiz ve KOBİ’lerimiz uluslararası pazarda daha etkin aktörler haline gelecektir” şeklinde konuştu.

    “Kastamonu’da açılışını yaptıkları tesis, 9.9 milyon avroya mal oldu”

    Kastamonu’da açılışını yaptıkları Endüstriyel Orman Ürünleri İçin Ortak Kullanım İşleme Tesisi’nin toplam 9.9 milyon avroya mal olduğunu söyleyen Çelik, “Bunun 8.2 milyon avroluk kısmı Avrupa Birliği bütçesinden, 1.7 milyon avroluk kısmı ulusal bütçemizden karşılanmıştır” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye’nin toplam orman varlığı 23 milyon hektardır”

    Rekabetçi Sektörler Programı’nın ihtiyaç duyulan mali kaynakları karşılamanın yanında kurumların ortak çalışma kültürünü de kazandıracağına inandıklarını aktaran Çelik, şöyle konuştu:

    “Türkiye’nin bugün toplam orman varlığı 23 milyon hektar düzeyindedir. 2002’den bugüne orman varlığımız 1,5 milyon hektar artış göstermiştir. Ormanlarımız bizim milli servetimizdir. Onları korumak ve büyütmek en temel görevlerimizden biridir. Orman, çevre ve sanayi üçgeninde Türkiye’nin son derece dengeli bir büyümeyi gerçekleştirmesi gurur vericidir”

    “Türkiye’nin son 12 aylık ağaç ve orman ürünleri ihracatı 4,2 milyar dolardır”

    Çevreye ve ormanlara karşı duyarlı bir sanayileşme anlayışına sahip olduklarını anlatan Bakan Yardımcısı Hasan Ali Çelik, şunları kaydetti:

    “Bu anlayışımızda hiçbir zaman eksilme olmadığı rakamlardan da anlaşılmaktadır. Diğer yandan Türkiye’nin son 12 aylık ağaç ve orman ürünleri ihracatı 4,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Ağaç ve orman ürünlerinin toplam ihracatımızdaki payı ise yüzde 2,8 düzeyindedir. Bu oran yeterli değildir. Bugün burada hayata geçirdiğimiz projemiz ve diğer yatırımlarımız sayesinde ihracatımız mutlaka yükselecektir.”

    “KOBİ’lerimizin kendilerini dönüştürmeleri gerekmektedir” diyen Çelik, “Ağaç ve orman ürünleri kapsamındaki KOBİ’lerimiz ve işletmelerimiz; verimliliğe dayanmak, teknolojiyi takip etmek, yeni ürünler üretmek ve yeni pazarlara açılmak durumundadırlar. Kastamonu Orman Ürünleri Ortak Kullanım İşleme Tesisi, işte bu değişimin, dönüşümün ve büyümenin lokomotif tesislerinden biri olacaktır. Biz, Bakanlık olarak bu projelendirdik, sizlere güvendik ve bütün imkanlarımızı seferber ettik. Bu tesis KOBİ’ler tarafından verilen siparişler üzerinden işleyecektir” dedi.

    “Tesis, Kastamonu’nun ekonomik refahına ciddi katkılar sunacak”

    Kastamonu’daki tesisin sipariş veren işletmelere doğrudan hammadde temin edeceğini aktaran Çelik, “Masif ve lamine ahşap malzemeler üretilecektir. Yarı mamul ürünler üzerindeki teknik işlemlerin yapılması için gereken hizmetler sunulacaktır. Ayrıca bu tesis KOBİ’lerimiz için gerekli teknik çizim, teknik altyapı, Ar-Ge, inovasyon, sermaye yönetimi ve rekabet konularında danışmanlık hizmeti de verecektir. Artan iş ve rekabetle birlikte üretim giderleri de azalacak, Kastamonu’nun ekonomik refahına da ciddi katkılar sunulacaktır” diye konuştu.

    “Üretim Reform Paketi’ne Kastamonu’yu da dahil ettik”

    1 Temmuz’da yürürlüğe giren Üretim Reform Paketi’nin üretmek ve büyümek isteyen bütün KOBİ’ler ve işletmeler için altın değerinde fırsatlar sunduğunu sözlerine ekleyen Çelik, şöyle devam etti:

    “Paket doğrultusunda ilk uygulamamız, 10 ilimizdeki sanayi sitelerinin taşınması olacaktır. Bu sanayi sitelerinden biri de Kastamonu Küçük Sanayi Sitesi’dir. Sanayi sitelerinin taşınma sürecinde işletmelerimiz asla yalnız kalmayacaklar, devletimizin gücü ve desteği arkalarında olacaktır. Bizler tüm sanayi sitelerimizin daha iyi şartlarda, teknolojinin tüm imkanlarını kullanarak verimli ve güvenli bir biçimde büyümesi için çabalıyoruz. Ülkemiz için değer yaratacak projelerinizi ve fikirlerinizi olgunlaştırınız. Korkmayınız, çekinmeyiniz, kendinize güveniniz ve fikirlerinizi hayata geçirmek için bütün kapıları zorlayınız. Bakanlığımız, ticaret odalarımız, ticaret borsalarımız, kalkınma ajanslarımız, TÜBİTAK ve KOSGEB, sizlere hizmet etmek için, sizlere destek olmak için vardırlar.”

    “Türkiye, Üretim Reform Paketi’yle birlikte vites büyütmüştür”

    Türkiye’nin Üretim Reform Paketi’yle birlikte vites büyüttüğünü vurgulayan Bakan Yardımcısı Çelik, “Türkiye her alanda çıtayı yükseltmeye kararlıdır. Artık ’yükte ağır pahada hafif’ mantığını bir kenara bırakıyoruz. Artık katma değeri yüksek, kaliteli ve teknoloji ürünlerine dayanan bir ihracat modeline doğru hızla ilerliyoruz. Bunun için inovasyon, Ar-Ge, tasarım ve markanın önemini kavramak, tüm bunları sanayi stratejimizin temeline yerleştirmek zorundayız. İnanıyorum ki Kastamonu’dan da teknoloji odaklı büyük markalar mutlaka çıkacaktır. Bugün açılışını yaptığımız tesisin, işte bu hedefe hizmet edeceğine yürekten inanıyorum” dedi.

    Vali Yaşar Karadeniz ise, Kastamonu’da öne çıkan iki potansiyelin bulunduğuna dikkat çekerek, “Birisi orman, diğeri turizm. Tabi sanayiyi düşünürsek de bu potansiyel çerçevesinde düşünmemiz gerekiyor ve sanayinin olmadığı yer tek başına gelişmiş bir yer özelliğine sahip olamıyor. Bunu yakın zamanda komşu ülkemiz olan Yunanistan çok ciddi bir ekonomik bunalımlar yaşayarak bedelini ödediler. Dolayısıyla biz hem turizmimize hem sanayimizle destek çıkmalıyız. Ama bu desteği çıkarken birbirini boğmayacak şekilde değil, ikisi birbirini sürükleyecek şekilde sahip çıkmalıyız. Dolayısıyla ahşap sektörü hem ilimizin sanayisini geliştirmek adına bir fırsattır hem de turizmimizin geliştirilmesi adına bir fırsattır. Dolayısıyla sanayide ormandan mutlaka istifade etmek zorundayız” dedi.

    AK Parti Kastamonu Milletvekilleri Metin Çelik ve Murat Demir ile Kastamonu Belediye Başkanı Tahsin Babaş ve Kastamonu Ticaret Odası Başkanı Sedat İşeri de tesisin hayırlı olması temennisinde bulundular. Konuşmaların ardından Bakan Yardımcısı Hasan Ali Çelik, beraberinde Vali Yaşar Karadeniz, AK Parti Kastamonu Milletvekilleri Metin Çelik ve Murat Demir ile Belediye Başkanı Tahsin Babaş ve diğer katılımcılarla birlikte tesisin açılış kurdelesini kesti. Açılışın ardından Bakan Yardımcısı Çelik, tesisi gezerek yetkililerden bilgiler aldı.