Etiket: Çiftlikleri

  • Midye çiftlikleri kontrol altına alındı

    Erdek İlçe Tarım ve Orman Müdürü Dilek Işıktaş, Erdek bölgesinde bulunan midye çiftliklerinin kontrolleri altında olduğunu açıkladı.

    Erdek İlçe Tarım ve Orman Müdürü Dilek Işıktaş, Erdek’te envanter çalışmalarına başlayacaklarını belirterek, son durum hakkında da bilgi verdi. Erdek sınırları içinde çift kabuklu yumuşakçalar üretiminin de gerçekleştirildiğini hatırlatan Işıktaş, “Bölgemizde aktif üretim yapan iki midye çiftliği var. Marmara Koyun Adası yöresindeki Misya ve Ocaklar-Narlı Mahalleleri arasındaki tesislerde üretilen midyeler Çanakkale, İzmir ve İstanbul´da işlenerek iç piyasada satışa sunuluyor. Bu midyelerden biz de numuneler alarak kontrollerini yapıyoruz. Narlı´da ki bir çiftlik ise atıl durumda. Bu arada üç izleme istasyonumuz var. Bölgemizde Akuvadis ve Telline cinsi midye üretimi yapılıyor” dedi.

    Zeytinde kararma var

    Işıktaş, bugün itibariyle Erdek ve Kapıdağ Yarımadası’daki zeytinlerde yüzde 40 oranında kararma olduğunu söyledi. Işıktaş, bu yıl için en uygun zeytin hasat dönemi olarak da 5 Ekim-31 Aralık 2018 tarihleri arasını işaret etti.

  • Mersin Kent Konseyi’nden balık çiftlikleri tepkisi

    Mersin Kent Konseyi üyeleri, kentte kurulması planlanan balık çiftliklerine tepki göstererek, “Mersin’in payına 2. turizm dalgasının merkezi olmak yerine, balık çiftliklerinin yeni adresi olma bahtsızlığı uygun görülmüştür. Bizler bunu kabul etmiyoruz” dediler.

    178 kurum, kuruluş ile meslek odaları ve derneklerin temsil edildiği Mersin Kent Konseyi Yürütme Kurulu, son toplantısında balık çiftlikleri konusunu ele aldı. Toplantı sonrası yapılan yazılı açıklamada, uzun zamandır Mersin kamuoyunun gündeminde olan balık çiftlikleri konusunun yakından takip edildiği bildirildi.

    “2 gün gibi kısa sürede yer seçim kararı verildi”

    Kent Konseyi’nden yapılan açıklamada, Mersin Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’nün, ’18-20 Şubat 2008 tarihleri arasında ilimizde su ürünleri yetiştiriciliği için potansiyel alanların belirlenmesine yönelik yapılan teknik çalışma sonucu nihai yer seçim kararlarının alındığı’ yönündeki açıklaması hatırlatılarak, “Ne yazık ki 2 gün gibi kısa bir sürede, yer seçim kararının verildiği görülmektedir. Mersin’in geleceğini yakından ilgilendiren, böylesine önemli bir kararda, yer seçiminin hangi bilimsel kriterlere ve verilere göre belirlendiği konusunda herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır. Ayrıca yaşadığımız kentin yönetiminde söz sahibi olması gereken yerel yönetimlerin, meslek odalarının ve sivil toplum örgütlerinin görüşleri alınmamıştır ve halkın katılımı söz konusu olmamıştır. Bilimsel veriler dikkate alınmadan, sadece mevzuat açısından konunun değerlendirilerek, bu kadar kısa süre içerisinde yer seçiminin yapılması doğru bir yöntem değildir” denildi.

    “Turizm merkez olmak yerine, balık çiftliklerinin yeni adresi olma bahtsızlığı uygun görüldü”

    Mersin’in payına 2. turizm dalgasının merkezi olmak yerine, balık çiftliklerinin yeni adresi olma bahtsızlığının uygun görüldüğü savunulan açıklamada, “Bizler bunu kabul etmiyoruz. 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı incelendiğinde, su ürünleri yetiştiriciliği için potansiyel alanlar olarak belirlenen bölgelerde, ’Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ çerçevesinde nesli tehlikede olan deniz kaplumbağalarının üreme alanları ile Dünya Koruma Birliği (IUCN) tarafından nesli tehlikede olan türler listesine dahil edilen ’Akdeniz Fokları’nın yaşam alanlarının da bulunduğu önemli doğal yaşam alanlarının olduğu görülmektedir. Kurulması planlanan balık çiftliklerinin yer aldığı bölgelerde, plan kapsamında belirlenen 6 adet turizm merkezi bulunmaktadır. Ayrıca kültür balıkçılığı yapılması planlanan bölgelerin çevresinde sit alanları mevcuttur. Dana Adası’nda 2016 yılında yapılan arkeolojik araştırmalarda, dünyada bir benzeri daha olmayan 274 geminin aynı anda inşa ve tamir edildiği Kilikyalılardan kalma antik tersane kalıntıları bulunmuştur. Bölgede su altında batık gemi kalıntıları olduğu bilinmektedir. Bu nedenle kafeslerde su ürünleri yetiştiriciliği yapılması, kentin anayasasını oluşturan çevre düzeni plan hükümlerine ve planın ruhuna uygun değildir” ifadelerine yer verildi.

    “Bu büyük hatadan bir an önce dönülmelidir”

    Bunun yanında, bölgede kültür balıkçılığının faaliyete geçmesinin, Türkiye’nin en uzun ve en temiz denizlerini kirleteceği, ekosistemi bozacağı, görsel çirkinlik oluşturacağı ve uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınan Akdeniz Fokları ve caretta carettaların üreme ve yaşam alanlarını olumsuz etkiyeceği kaydedilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi; ” Ayrıca Dana Adası’nda bulunan antik tersane kalıntılarına, önemli sit alanlarına ve yakın gelecekteki turizm potansiyeline zarar verecektir. Turizm politikamızın ana hedeflerinden birisi doğal, tarihi ve kültürel değerlerimiz ile doğal bir kaynak olarak gördüğümüz kıyıların korunması ve akılcı kullanımıdır. Özellikle doğal zenginlikleri, tarihi ve arkeolojik potansiyeli ile ekolojik özelliklerinden dolayı turizm potansiyeli yüksek bir kent olan Mersin’de, balık çiftlikleri gibi yatırımlar ve bu kapsamda yapılan planlamalar ve yer seçim kararları, üzerinde dikkatle durulması, uzmanlar tarafından her yönü ile detaylı olarak tartışılması gereken bir konudur. Muğla’da balık çiftliklerinin kurulması büyük bir hataydı. Bu çiftliklerin orada oluşturduğu kirlilik ve geri dönüşü zor ekolojik tahribat uzmanların ve kent dinamiklerinin çiftlikler kurulmadan önce yaptıkları uyarılarda ne kadar haklı olduğunu bizlere gösteriyor. Şimdi aynı süreci ilimizde yaşıyoruz. Bu büyük hatadan bir an önce dönülmelidir. Aksi halde bugünün sorunları ilimiz için yarının dev problemlerine dönüşecektir. O zaman çok daha zor ve daha yüksek maliyetleri gerektirerek zorlayıcı çözümleri bulmak zorunda kalacağız.”

  • Yamanyılmaz: “Mersin’de balık çiftlikleri kuracak firmalar kendilerini iyi ifade edemiyor”

    Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Can Yamanyılmaz, Mersin’de balık çiftlikleri kuracak firmaların kendilerini iyi ifade edemediklerini belirterek, “Bu nedenle oluşmuş olumsuz bir öngörü var. Yerel STK’lar ile firmaların bir araya gelerek toplantı yapmalarını önerdim. Bu toplantıdan uzlaşı çıkacağını düşünüyorum” dedi.

    Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yamanyılmaz, Akdeniz İhracatçı Birlikleri’nin (AKİB) yurt dışı faaliyetlerine ilişkin düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin, Mersin’de kurulması planlanan balık çiftliklerine ilişkin sorularını da yanıtladı.

    “Balık çiftliklerinin çevresel kirliliği olacağını düşünmüyorum”

    Türkiye’nin kültür balıkçılığında levrek, çupra ve alabalık ihracatının şu anda 1 milyar doları aştığını ifade eden Yamanyılmaz, “Ürettiğimizi hemen satabiliyoruz. Her yıl artan kapasiteden dolayı da yeni bölgelerin açılması gerekiyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız da uygun alan olarak Boğsak ve Aydıncık tarafını belirlemiş. Balık çiftliklerinin çevresel kirliliği olacağını düşünmüyorum. Görüntü kirliliği konusunda da denizin 2-3 mil açığında kurulacağı için çok etkilemeyeceği kanaatindeyim. Ama yine de her türlü analizlerin yapılması gerekiyor” diye konuştu.

    “Mersin’de balık çiftlikleri kuracak firmaların kendilerini iyi ifade edemiyor”

    Mersin’de balık çiftlikleri kuracak firmaların, yerel STK’larla toplantı yaparak kendilerini anlatmaları gerektiğini belirten Yamanyılmaz, “Mersin’de balık çiftlikleri kuracak firmaların kendilerini iyi ifade edemediklerini düşünüyorum. Yerel STK’lara kendilerini anlatamadıkları için de oluşmuş bir olumsuz öngörü var. Buradaki STK’lar da bu konuda hassaslar, onlara da hak veriyorum. Bir araya gelinmesi gerekiyor. Mersin’de yatırım yapacak olan Türkiye’nin büyük ve güzide ihracatçılarına, yerel STK’lar ile düzenlenecek toplantıyla bir araya getirerek uzlaşı sağlanmasını teklif ettim. Önümüzdeki günlerde, iki tarafın da Mersin’de buluşup, konuşup, bunların en iyi şekilde yapılmasını istiyoruz. Burada yatırım yapacak olanlar Merkezi Üreticiler Birliği. Biz onlarla 20 gün önce konuştuk ve böyle bir toplantının olabileceğini söylediler. Mersin’de de Ekonomi Platformu ve MESİAD ile görüştük. Önümüzdeki günlerde iki tarafın da uygun gördüğü bir günde yapılacak toplantıdan uzlaşı çıkacağını düşünüyorum. Çevre de önemli geleceğimiz de önemli. Buradaki değerlerimizi koruyarak bu işi yapabileceğimize inanıyorum” ifadelerini kullandı.

    Yamanyılmaz, kültür balıkçılığında Mersin’in tercih edilme nedenini ise şöyle açıkladı: “Mersin’in denizi, Bodrum’a göre 2-3 derece daha sıcak. Sıcakta balığın büyüme oranı daha yükseliyor. Buradaki doğala daha yakın. Ayrıca, ihracatçılar Ortadoğu pazarında bir gün kazanmış olacaklar. Suriye’deki olumsuz gelişmeler olmadan önce bizim 30 bin tonun üzerinde ihracatımız vardı Suriye, Ürdün ve Lübnan’a. Son 7 yıldan beri bu ihracatımız durmuş vaziyette. Bu ülkelerin köylerinde bile Türk balığı yeniyordu. Olumsuz gelişmeler bittikten sonra ihracatçı o pazarlara Mersin’den çok rahatlıkla balık gönderecektir. Şu anda sadece uçakla Umman’a, Dubai’ye gönderiyorlar. Ama Suriye yolu açıldığında Mersin’den 2,5-3 günde tırla gönderebilecekler. Irak kapısı açıldığında da aynı şey söz konusu olacak. Onlar için avantaj olacak.”

    “Kültür somonunu Japonya’ya kadar ihraç ediyoruz”

    Kültür balıkçılığında Norveç somonunun çok ünlü olduğu bilgisini veren Yamanyılmaz, kültür balıkçılığında dünyada bir numaralı üreticinin şu anda Norveç olduğunu ve 6,5 milyar dolar ihracatı bulunduğunu söyleyerek, “Bu, muazzam bir rakam ve Norveç’in en büyük gelir kaynaklarından birisi bu. Onun dışında Şili de büyük üretici. Biz de Türkiye’de Norveç somununu kültür balığı olarak üretiyoruz. Türkiye’de Karadeniz bölgesinde somon üretiliyor. Son dönemde somon tüketimi o kadar attı ki, talep arttığı için üretimi de artmaya başladı. Kalitesi de çok iyi, lezzeti de çok güzel. Japonya’ya kadar ihracatımız başladı. Önümüzdeki günlerde Karadeniz’deki üretici sayımız artacak ve buna bağlı olarak hem üretim miktarımız hem ihracatımız artacak. 2005 yılında Türkiye yaklaşık 500 bin ton balık üretiyordu. Bunun 120-130 bin tonu kültür balığı, kalanı da avcılıkla gerçekleşen bir üretimdi. Bugüne geldiğimizde yaklaşık 560 bin ton balık üretiyoruz ve bunun 325 bin tonu kültür balığı, kalanı da avcılıkla üretilen balık. Avcılıkta da 60 bin tonu levrek, çupra, palamut, istavrit gibi balıklar ama 190 bin tonu da hamsi. Yani hamsi olmasa hiçbir şey çıkmayacak Türkiye denizlerinden. Kültür balığı olmasa tüketecek balığımız yok. Şu anda Avrupa Birliği’nde kültür balığı olarak satılan levrek, çuprada her üç balıktan biri Türk balığı. Türkiye’de artık kültür ön plana çıktı. Dünyada da şu an yüzde 35’i kültür, yüzde 65’i çiftlik balığı. Ama gelecek 20 yılda şu anki tüketime göre kültür balığı avcılığı geçecek, yüzde 55’e yüzde 45 civarında olacak. Kültür balığına öcü gibi bakılıyor ama öyle değil. Artık dünya kültür balıkçılığına gidiyor. Dünyada artan bir nüfus ve tüketen bir toplum var. Dolayısıyla balık popülasyonu yetmiyor. Türkiye’de üretilen kültür çupra balığı dünyanın her tarafına ihraç ediliyor, Amerika’ya kadar gönderiliyor. Şu an Amerika’ya uçakla çok rahatlıkla çupra gidiyor” şeklinde konuştu.

    Kültür balıkçılığında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın hassas olduğunu vurgulayan Yamanyılmaz, “Bakanlık ayda iki kez denetim yapıyor. Balıklar ve yemler devamlı analiz ediliyor. Bu analizler sertifikası olan laboratuvarlarda yapılıyor ve bunlar dünya çapında laboratuvarlar” dedi.

  • Rektör Çamsarı: “Balık çiftlikleri oldubittiye getirilmemeli”

    Mersin’de, Muğla kökenli bir firma tarafından kurulması planlanan balık çiftlikleri ile ilgili tartışmalara Mersin Üniversitesi (MEÜ) Rektörü Prof. Dr. Ahmet Çamsarı da katıldı. “İnsanın, ‘bu da nereden çıktı’ diyesi geliyor” diyen Çamsarı, balık çiftliklerinin oldubittiye getirilmemesi, ilgili kurumlar ve fakültelerle tartışmaya açılması gerektiğini söyledi.

    Mersin’de son dönemin en önemli gündem maddelerinden biri haline gelen ve başta çevreciler olmak üzere Mersinlilerin tepkisini çeken balık çiftlikleri tartışma konusu olmaya devam ediyor. Muğla kökenli bir firmanın, Silifke, Aydıncık ve Anamur ilçelerinde 4 ayrı noktada balık çiftliği kurmak için hazırlıklara başlamasıyla kentte oluşan tepki giderek artıyor. Son olarak MEÜ Rektörü Prof. Dr. Çamsarı da tartışmalara katılarak, balık çiftlikleri konusundaki görüşlerini paylaştı.

    “Bu iş biraz apar topar ve sanki oldubittiye getirildi”

    MEÜ Rektörü Çamsarı, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, Mersinlilerin balık çiftliklerini bir anda karşılarında bulduklarını belirterek, konunun tartışmaya açılmadan birden gündeme getirilmesinin kentte şok etkisine neden olduğunu dile getirdi. Hiç kimsenin böyle bir girişimden çok da haberinin olmadığının altını çizen Çamsarı, “İnsanın, ‘bu da nereden çıktı’ diyesi geliyor. Bundan kimsenin haberinin olmadığını bütün kurum amirlerinin açıklamalarından da yayınlanan haberlerden de görüyorum. Neticede bende şöyle bir endişe var bu konuda; bu iş biraz apar topar ve sanki oldubittiye getirildi. Yani bu bölgede yapılacak şeylerin başta üniversite olmak üzere ilgili kurumlara danışılması gerekir. Bizim bu konuyla ilgili çok güçlü bir Çevre Mühendisliğimiz, çok güçlü bir Su Ürünleri Fakültemiz, Denizcilik Meslek Yüksekokulumuz var. Bize herhangi bir şekilde danışarak, bu işin artısı eksisi konuşularak yapılan bir iş değil bu” dedi.

    “İlgili dinamiklerle tartışılıp öyle karar alınması lazım”

    Medyadan takip ettiği kadarıyla Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz’ın da balık çiftlikleriyle ilgili rahatsızlığını ilettiğini ifade eden Çamsarı, “Çok ince eleyip sık dokumak lazım, artısıyla eksisiyle. Yapılacak bir yatırım veya bir işlem, o bölgenin halkına veya ekonomisine katkı sağlayacak ise bunun mutlaka ilgili dinamiklerle uzun uzun tartışılıp öyle karar alınması lazım. Burada zannediyorum insanların tepki göstermesinin ana nedeni de habersiz olmaları. Belki oturulup tartışılsa, örneğin ‘şu bölgelerin turizmle ilgisi yok, şu koyların yüzmeyle ilgisi yok, şurada deniz kirliliği şöyle engellenebilir’ gibi başlıklar geçse, kamuoyu yeterince bilgilendirilip de kararlar alınabilseydi böyle bir tepki olacağını da düşünmüyorum. Olumlu olumsuz tartışmaya açılmadan birden gördük olayı. Bu da biraz şok etkisi yarattı. Bence asıl infial habersiz yapılan işte oluyor. Kamuoyu ve kurumlar bu işin ne getireceği ne götüreceği konusunda bilgilendirilmedi. Belki uzun uzun tartışılsa insanlar da diyecek ki, ‘kurulsun ama şuraya kurulsun’. Ama biz bunu diyecek kadar bilgilendirilmeden önümüzde birden görünce ister istemez tepkiler doğuyor” diye konuştu.

    “Fakültelerden bu konuda çalışma yapmalarını isteyeceğim”

    “Bakanlık mutlaka halkının iyiliğini düşünür, bir şekilde istihdam artırma, ekonomisini düzeltme yönünde” diyen Çamsarı, “Üniversitemizde Çevre Mühendisliği ve Su Ürünleri Fakültemizde bu konuyla ilgili çok sayıda profesörümüz var. Onlardan da fikir alınabilirdi. Olaya müdahil olup, en azından yer belirlemede veya sosyal yapı olarak hangi bölge daha uygun bir katkı sunabilirlerdi. Bu bilgi azlığı nedeniyle de ister istemez infial oldu bence. Ben de bu konuda mutlaka fakültelere hem fikir soracağım hem çalışma yapmalarını isteyeceğim. Eğer eksik veya zarar verici bir şey de görürsek elimizden geldiğince, Lütfi Elvan zaten bu konuda hassas, yani Mersin’e yapılacak her işte mutlaka istişare etmek lazım, Bakanımızı da bilgilendirerek gerekiyorsa engel olunur buna, olunmalı. Ha yok ‘bölgeye katkısı olacak, çevre açısından da sorun yok’ raporu alırsak en azından kendi bölümlerimizden, o zaman da ‘yerleşim olarak şu bölge daha iyi olur’ fikrini belirtebiliriz” ifadelerini kullandı.

    “Bölge seçiminde yerellere de sormak gerekir”

    Özellikle çevre ve turizm açısından konunun kamuoyunda ne kadar tartışıldığının sorgulanması gerektiğine de işaret eden Çamsarı, bu konulara mutlaka dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Çamsarı, “Örneğin, herhalde Çevre Bakanlığı bunu görmüştür, ama diyelim ki, Carrettaların çoğaldığı bir bölgeye yaptılar. Bunu yerelle ne kadar tartıştılar veya Çevre Bakanlığı bu konuda herhangi bir şeyi atladı mı, en azından buna dikkat etmek lazım. Şurası kesin, sonuçta oraya yakın bir turizm alanı varsa bu bile görüntü açısından çok hoş olmayacaktı. Bunu birçok ilde gördük biz daha önce. Bir de bu tür tesisler kurulurken, bizim o kadar uzun sahillerimiz var ki, daha uygun yerler bulunabilir, illa şehre ve turizme yakın yerler olması gerekmiyor. Bölge seçiminde yerellere de sormak gerekir, çünkü harita üstünden görüldüğü gibi olmayabiliyor her zaman. Tesisleşmenin ya da turizmin olduğu mesela yat turizmi, üstünde hiçbir tesis olmaz ama adamlar yatla girer o koya, oralara yapmak iyi bir şey değil. Hele hele arkeolojik kalıntıların olduğu bölgelere çok dikkat etmek lazım. İnşallah yetkililer etmiştir diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    “Komisyon oluşturulursa akademisyenlerimle destek veririm”

    Balık çiftliklerinin bir sektör olduğunu ve balık ihtiyacının karşılanması için buralarda balık üretilebileceğini de kaydeden Rektör Çamsarı, ancak yer seçimi konusunda mutlaka tarafların, ilgililerin, bilim adamlarını fikirlerinin alınması gerektiğini vurguladı. konunun, sadece Çevre Mühendisliği değil, arkeoloji, turizm fakültesi gibi birçok tarafı bulunduğuna işaret eden Çamsarı, şunları söyledi:

    “Gerekirse komisyon oluşturulur ilde. Biz de zevkle bu komisyonda yer alırız. Bu konuda bir araştırma olursa ben seve seve sonuna kadar bütün akademisyenlerimle destek veririm, çünkü olayla ilgili bölümlerimiz var. Merkezden verilmiş bazı kararları tabi ki biz şu an engelleyecek durumda değiliz ama elimizden geldiğince ne katkımız olursa yaparız.”

  • Mavi bayraklı plajdan balık çiftlikleri kaldırıldı

    Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, mavi bayraklı plajın bulunduğu Engürü Sitesi sahiline kurulan balık çiftlikleri kaldırıldı.

    Ayvalık’ın Sahilkent Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Engürü Sitesi açıklarına geçen yıl kurulan 2 adet balık çiftliğinin ardından, aynı bölgeye yaklaşık 300 çiftliğin daha kurulacağının duyulmasıyla harekete geçen site yönetiminin çağrısıyla ilçe genelinde başlatılan mücadele sonuçlandı. Ayvalık Tabiat Parkları Platformu tarafından Balıkesir İdare Mahkemesi’nde açılan dava kapsamında şubat ayında bilirkişi incelemesi yapılmıştı.

    Ancak henüz dava sonuçlanmadan AK Parti Ayvalık İlçe Başkanı Hakan Kayaalp’in talebiyle, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ile AK Parti Balıkesir Milletvekili Mahmut Poyrazlı’nın bakanlık nezdindeki teşebbüsleriyle geri adım atan balık çiftliği firması tesisi kısa sürede bölgeden kaldırdı.

    Ayvalık Belediye Başkanı Rahmi Gençer, “Engürü Sitesi yönetimi bize geldiğinde, konuyu basına duyurduk. Sonra eylemlere destek verdik. Tüm Ayvalık’ın el birliğiyle balık çiftliklerinin kaldırılmasını sağladık. Şu anda elde edilen sonuç çok güzel. Bana göre halen daha mücadele sona ermiş değil. Takipçisi olmamız lazım. İnşallah balık çiftliklerinin devamı gelmez” dedi.

    AK Parti Ayvalık İlçe Başkanı Hakan Kayaalp de, balık çiftliklerinin kaldırılmasına ait süreçte bakanlık ve resmi kurumlara yönelik ciddi girişimlerin kendisine ait olduğunu söyledi.