Etiket: Çiftliği

  • Çeşme’de balık çiftliği krizi

    Çeşme’nin Ildır Mahallesi’ndeki körfezde orkinos balığı üretim tesis alan artırımı projesi ile ilgili yapılan ÇED toplantısında vatandaşlar ve balıkçılar tesisin kurulmasına tepki gösterdi.

    Ildır Körfezi Toprakada mevkii açıklarında Kılıç Deniz Ürünleri Üretimi İhracat İthalat ve Ticaret A.S. tarafından yapılması planlanan ’Kültür Balığı (Orkinos) Üretim Tesisi Alan Artırımı’ Projesi ile ilgili halkı bilgilendirmek, görüş ve önerilerini almak üzere Ildır köy kahvesinde ÇED toplantısı düzenlendi. Toplantıya İzmir Çevre Şehircilik İl Müdür Yardımcısı Mehmet Ali Arslan ve İl Müdürlüğü temsilcileri, şirket temsilcisi, Ildır mahallesi muhtarı Erdem Yavuz, CHP İlçe Başkanı Ekrem Oran, Çeşme Belediyesi Meclis üyeleri Aybars Yıldırım, Nurcan Albayrak ve Asuman Sağıroğlu, Germiyan Slow Food Sözcüsü Engin Önen, Yarımada Ortak Yaşam Derneği temsilcisi Ayşe Çağlar ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    “Işıklar avımızı bozuyor”

    Toplantıda balık üretim tesisi ve tesisin kurulması düşünülen alan hakkında bilgi verilmesinin ardından vatandaşların tepkileri ardı ardına geldi. Ildırlı balıkçılar, “Yanlış yerleri, yanlış mesafeleri tarif ediyorsunuz” diyerek tepki gösterdiler. Balıkçılar, var olan balık çiftlikleri nedeniyle ağlarını atamadıklarını belirterek, “Balık çiftliklerindeki ışıklar bizim avımızı bozuyor. Deniz kirlenmiyor diyorlar. Balık çiftliklerinden önce bu denizde her mesafede ayrı ayrı otlar vardı. 15 sene önce böyleydi. Bugün Gerence Körfezi’nde denizin içinde bir tane yeşil ot bulamazsınız” diye konuştular.

    “Japonya’nın taşeronluğunu kabul etmiyoruz”

    Ildırlılara destek vermek için Yönetim Kurulu ve kadın kolları üyeleri ile birlikte toplantıya katılan CHP İlçe Başkanı Ekrem Oran da bir konuşma yaptı. Çeşme halkının orkinos çiftliğinin yapılmasına izin vermeyeceğini vurgulayan Oran, “Ildır, tarihsel SİT olduğu için evlerine çivi bile çakamazken, Ildırlılar, balıkçılık turizmi ile geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar. Balıkçılık turizminin yanında, tarlalarında ürettikleri malları sattıkları tezgahlarda geçinmeye çalışıyorlar. Biz, denize beton resifler atıp, daha fazla balıkçılık turizmi yapalım diye uğraşıp, resifleri atamazken, 400-500 kiloluk orkinosları, hepsini bir havuza toplayıp, ekolojik dengeyi tamamen bozmayı hedefleyen bir proje bu. Yapılmak istenen Japonya’nın taşeronluğu. Biz Japonya’nın taşeronluğunu kabul etmiyoruz. 45 yaşındayım, 45 senedir Ilıca Plajı’nda denize giriyorum. Plankton patlamalarına biyologlar şahittir. Orkinoslar, yemle beslenmiyor, ölü balıklarla besleniyor. Denize girerken güneş yağı sürmeye gerek yok, Orkinos çiftliklerinden gelen yağlar, önce Ilıca’ya, arkasından Boyalık Koyu’na yayılıyor. Biz Çeşmeliler olarak, bu çiftliğe karşıyız. Bize rağmen yapılmasına da izin vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    Kent Konseyi de karşı

    Çeşme Kent Konseyi Başkanı Hakan Kerman da toplantıda söz alarak, “Bu toplantıya İzmir Kent Konseyi’ndeki arkadaşlarımla da konuşarak geldim. Biz havadan, karadan, denizden kuşatılıyoruz. Kent Konseyi olarak Çeşme’de böyle bir oluşuma karşıyız. Hatta var olanların da kaldırılmasını istiyoruz. Bu şirket, burada belki 1 milyon, belki 10 milyon dolar kazanacak. Çeşme 10 milyon dolarlık bir yer değil. Başka Çeşme yok. 10 milyon dolara buraları bir daha kurulamaz” diyerek görüşlerini belirtti.

    “Halka rağmen hiçbir şey yapılamaz”

    Germiyan Slow Food Sözcüsü Engin Önen de yarımadanın havadan, karadan ve denizden işgal edildiğine dikkat çekerek, “Yaşam alanlarımız yok ediliyor. Germiyan’da taş ocaklarını defalarca kapattırdık, defalarca açtılar. Dağlarda kekik olmadı. Arılar gezmedi. RES’ler, balık çiftlikleri, taş ocakları, hepsi bize zarar veriyor. Bunlar, yarımada için rant alanıdır. Ama burası bizim yaşam alanımız. Burasını savunmak zorundayız. Burada yapılan sunumun hiçbir ciddiyeti yok. Tamamen formalite. Bakanlıkla şirketler paralel. Dünyanın ileri ülkelerinde, halka rağmen hiçbir şey yapılamaz. Türkiye demokrasisiz kalkınmayı tercih ettiği için uluslararası sözleşmelere imza atmıyor. Atarsa burada hiçbir şey yapamazlar. Bizim kimsenin kazancıyla derdimiz yok” diye konuştu.

    “Ildır’ı ya koruyacağız ya yok edeceğiz”

    Ildır Mahallesi Muhtarı Erdem Yavuz da toplantıda söz alarak, Ildır’ın son yıllarda oldukça ilgi gören bir bölge olduğunu vurgulayarak, “Mahallemize ziyaretçi sayısı her geçen sene artıyor. Bundan 10 sene önce gelen ziyaretçilerimiz, gerek Pınar Balık Çiftliği’nin kafeslerinin kıyıda olması, gerekse Orkinos çiftliklerinin yakın olması sebebi ile denizin kirliliğinden şikayetçiydiler. ’Burası kafes çöplüğü olmuş’ diyorlardı. Ve bölgemize bir daha gelmiyorlardı. Son yıllarda yerinde yapılan çalışmalarla, kafeslerin açığa taşınması, Orkinos balık çiftliğinin Gerence Körfezi’ne gitmesiyle, Ildır Körfezi yavaş yavaş temizlendi. Köyümüze gelen ziyaretçi sayısı giderek artıyor. Bu da arz ve talebi doğuruyor. Üretilen malların satışına yansıyor. Şu karar verilmeli, ya Ildır’da turizmi geliştireceğiz, koruyacağız ya da burayı yok edeceğiz. Ildır kadar güzel kaç bölgemiz kaldı?” diye sordu.

    Toplantının sonunda ayağa kalkan CHP İlçe Başkanı Ekrem Oran, projeye karşı olanların ellerini kaldırması isteyince, toplantıya katılanlar ellerini kaldırarak Ildır’da balık çiftliklerine karşı olduklarını gösterdiler.

  • Tavuk çiftliği alev alev yandı

    Sakarya’nın Akyazı ilçesinde bir tavuk çiftliği, çıkan yangında kullanılmaz hale geldi.

    Edinilen bilgiye göre, Akyazı ilçesi Hasanbey Mahallesinde Zekeriya Öztürk’e ait tavuk çiftliğinde henüz belirlenemeyen bir sebepten dolayı yangın çıktı. Dumanı fark eden çiftlik sahibi ve mahalle sakinleri durumu 110 İtfaiye ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangına müdahale ederken, çiftliği havalandıran fanların açılması yangının büyümesine neden oldu. Alevler çiftliğin diğer bölümlerine ve çiftlik evine sıçradı.

    Olay yerine Sakarya Büyükşehir Belediyesine bağlı çok sayıda itfaiye ekibi çağrıldı. Ekipler yangını kontrol altına almak için yoğun çaba sarf etti. Yangında tavuk çiftliği tamamen kullanılamaz hale geldi. Civcivlerin yarın gelecek olması nedeniyle kümeste hayvan bulunmazken, jandarma yangınla ilgili soruşturma başlattı.

  • Kene Korkusu Tavuk Çiftliği Sahibi Yaptı

    Tokat’ta 9 yıl önce kene korkusu nedeniyle birkaç adet tavuk beslemeye başlayan emekli tersaneci İzzet Altun, bugün bin 500’e yakın tavuk ile yumurta sektörüne girdi.

    Tokat’ta kenelerden insanlara geçen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı nedeni ile ilkbahar aylarında yaşanan sorunlara karşı doğal çözüm arayışları devam ediyor. Kenelere karşı kimleri sülün, beç tavuğu beslerken Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından ise belirli dönemlerde keklik ve sülün doğaya bırakılıyor. 2000 yılında İstanbul Haliç Tersanesi’nden emekli olarak memleketi Tokat’ın Pazar ilçesine yerleşen evli ve 3 çocuk babası 62 yaşındaki İzzet Altun ise evinin bahçesinde vücuduna kene tutunması sonucu tavuk beslemeye karar verdi. Keneye karşı 3-4 tane tavuk alarak evinin bahçesinde beslemeye başlayan Altun, 15-20, 450 derken bin 500 tavukla çiftlik kurdu. Oğlu ile birlikte organik yumurta ticaretine başlayan Altun, yaklaşık 9 yıldır marketlere yumurta satıyor. Talepleri karşılamakta zorluk çeken Altun, yaptığı işten mutlu olduğunu ifade ederek, “Sabahın ilk ışıklarından akşam saatlerine kadar çalışıyorum. Bu işi yapmak isteyenlere pazarı varsa işinin mesuliyetini biliyorsa yapsınlar. Ama pazarları yoksa kolay para kazanmak istiyorlarsa yapmazlar” diye konuştu.

    Keneye karşı vatandaşların tavuk beslemesini tavsiye eden Altun,”Tavuğun olduğu yerde kene olmaz. Keneden korkanlar tavuk beslesinler. Hobi amaçlı 3-4 tane olsun tavuk alarak beslesinler” diye konuştu.

  • Tavuk Çiftliği Sahibesi Eleman İstedi, Gelenler Şok Etti

    Bursa’nın İnegöl ilçesinde, bir tavuk çiftliğinde çalıştırılmak üzere aracı kişiden istenen işçiler geldi, ancak elemanları almaya giden çiftlik sahibi kadın hayatının şokunu yaşadı. Afgan uyruklu olduğu ortaya çıkan işçiler terörle mücadele ekiplerince emniyete götürüldü.

    İşçiye ihtiyacı olan tavuk çiftlik sahibi kadın, firmalara eleman temin eden bir kişi ile irtibata geçti. Aracı kişi, istenen elemanları İstanbul’dan şehirlerarası yolcu otobüsüne bindirerek İnegöl’e gönderdi. İnegöl terminalinde otobüsten inen 6 kişi, Bursa-Ankara yolunda kendilerini alacak olan çiftlik sahibini beklemeye başladı. Ellerinde bavul ve çantalarla yol üzerinde bekleyenleri gören vatandaşlar, durumlarından şüphelenerek durumu emniyete bildirdi. Belirtilen yere gelen İnegöl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri, ihbara konu şahısların yanına gelerek kimlik kontrolü yaptı. Bu sırada çiftlik sahibi kadın da istediği elemanları karşılamaya geldi. Çiftlik sahibesi, işçilerin Türkçe bilmediklerini ve Afganistan uyruklu olduklarını öğrenince ne yapacağını şaşırdı. Büyük bir şaşkınlık yaşayan kadın, aracı kişi ile temasa geçmek istedi, ancak ulaşamadı.

    Çiftlik sahibi kadın emniyet ekiplerine durumu anlatırken, belirtilen yere gelen terörle mücadele ekipleri tarafından kimlik kontrolleri yapılan Afganistan uyruklu 6 kişi emniyete götürüldü.

  • Marmara Denizi’nde Midye Çiftliği Tehlikesi

    Marmara Denizi’ne kıyısı bulunan Bandırma, Kapıdağ, Erdek, Gemlik gibi ilçelerde son yıllarda artan midye çiftlikleri yargıya taşınıyor.

    Son yıllarda artan midye çiftlikleri çevrecileri hareketlendirdi. Türkiye’nin deniz sahili bölgelerinde kaçak midye yetiştiriciliğine yönelik denetimler sürerken midye çiftlikleri kurulması için Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleri’ne taleplerin ardı arkası kesilmiyor. Sadece Erdek Körfezi’ne şimdiye kadar 9 midye çiftliği talebi bölge halkını harekete geçirdi.

    Midyelerin denizlerdeki suyu süzerken civa, kurşun, kalay, bakır, arsenik ve kadmiyum gibi ağır metalleri de bünyelerinde biriktirdiklerine dikkat çeken GÜMÇED Genel Başkanı Adnan Önürmen, “Marmara Denizi’ne kıyısı bulunan Bandırma, Kapıdağ, Erdek, Gemlik gibi bölgelerde aşırı şekilde midye çiftliği kurma düşüncesi denizlerimizin ne kadar kirlendiğinin açık bir göstergesidir. GÜMÇED olarak bu çiftliklere izin vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    Konuyla ilgili bölgede inceleme yaptıktan sonra Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkililerinden bilgi alan Önürmen, şu açıklamalarda bulundu:

    “Yeryüzünde yaşam su ile başlamıştır ve öyle görünüyor ki yaşam yine su yüzünden sona erecektir. Sularımız ve denizlerimiz hızla kirlenmekte ve önlemekte zorlandığımız büyük felaket taşıyan çevre kirliliği ile karşı karşıya kalmaktayız. Deniz kirliliğinin en önemli sebebi deniz suyunda oksijen miktarının azalmasıdır. Midye üretimi denizlerdeki oksijen miktarının azalmasında baş faktördür. Midye zehirli bir besin özelliğine sahiptir. Kirlilik arttıkça midye denizlerde çoğalmaktadır. Midyeler suyu süzerken suda bulunan civa, kurşun, kalay, bakır, arsenik ve kadmiyum gibi ağır metalleri de bünyelerine alır ve biriktirir. Buna bağlı olarak organ hastalıkları başta olmak üzere, karaciğer kanseri, böbrek yetmezliği, beyin hasarları ve kan kanseri türlerine davetiye çıkarırlar.”

    Erdek, Kapıdağ ve Bandırma üçgeninde onlarca midye çiftliğinin kurulması yönünde girişimler yapıldığını ifade eden GÜMÇED Genel Başkanı Önürmen, “Bu sadece insan sağlığına değil, bölgedeki balıkçılığa hatta turizme ciddi etkisi bulunuyor. Çünkü midye çiftliği kurulacak koylar halka ve denizciliğe tamamen kapanıyor. Öte yandan midye çiftliği kurulurken mutlaka ÇED kapsamında değerlendirilmesi gerekiyor. Bu noktada Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nı göreve çağırıyoruz. Kirlilik üzerinden hazırlanan bu tür projelere kesinlikle karşı çıkılmalıdır. Bakanlığın kirliliğin önlenmesi konusunda daha hassas davranmalarını bekliyoruz. İnsan sağlığına bu denli olumsuz etkisi bulunan çiftliklere yönelik kapatma başta olmak üzere ciddi yaptırımlar getirilmelidir” diye konuştu.

    Bölge halkından gelen şikayetler üzerine bir heyet oluşturarak bölgede incelemelerde bulunduklarını belirten Önürmen, “Koylarımızı bekleyen tehlikeyi yakından şahit olduk. Midyelerin insan sağlığına olumsuz etkilerinin yanı sıra bölge halkına olumsuz etkilerine, turizm başta olmak üzere bölgenin geçim kaynaklarından birisi olan balıkçılığa kadar pek çok etkilerini içeren bir rapor hazırladık. Bu rapor doğrultusunda elde ettiğimiz tespitlerle birlikte yargıya başvuracağız” şeklinde konuştu.