Etiket: Çiftliği

  • Kendi imkanıyla Angus çiftliği kurdu

    Muş’ ta yaklaşık 50 yıldır meyvecilik işiyle uğraşan Aşar kardeşler, Muşlulara kaliteli ve ucuz et sunmak için besi çiftliği kurdu.

    Kentte doğal ortamda büyükbaş hayvan besiciliği için Angus çiftliği kuran Ferhat Aşar, Angus ırkı büyükbaş hayvan beslediğini ve ölmeden önce en büyük hayalinin ise, Cumhurbaşkanı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı ile görüşmek olduğunu söyledi. Bingöl Et ve Süt Kurumu kanalıyla kente getirilen Angus ırkı hayvanları tamamen doğal ortamda yetiştirdiğini belirten çiftlik sahibi Aşar, bu güne kadar 450 büyükbaş hayvanın kesimini gerçekleştirdiğini ve şu anda da 200 hayvanın beside olduğunu belirtti. Angusları için bin 800 metrekarelik alanda tesis kurduğunu hatırlatan Aşar, “Hayvanlarımızı 2-3 ay süre ile merada otlatıyoruz daha sonra 8 ay içeride besiye aldıktan sonra kesime gönderiyoruz. Biz Bingöl Et ve Şüt Kurumuna talebimizi yapıyoruz, hayvanlarımız oradan geliyor. Muş’a ilk kez Angus hayvanı ben getirdim. Anguslar, genelde Güney Amerika’da yaşayan hayvan ırkıdır ve tamamen doğal ortamda ve merada yetişirler. Bu bölgede bizden başka bir yerde yok. Bu güne kadar 450 tanenin kesimini yaptık beside ise 200 hayvanımız var. Bunları da ilkbaharda kesime göndereceğiz. Hedefimiz, kendi imkanlarımızla bir milyon 200 bin lira harcama yaparak kurduğumuz bin 800 metre kare alanda ve 300 hayvan kapasiteli çiftliğimizi ayakta tutmaktır. Destek konusunda devletten hiçbir talebimiz olmadı. Çiftliğimizi tamamen kendi imkanlarımızla kurduk ve 10 kişi çalışmaktadır. Burada günlük olarak marketlere et veriyoruz” dedi.

    “Tek hayalim Cumhurbaşkanı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanıyla görüşmek”

    Tek hayalinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’yla görüşmek olduğunu ifade eden Aşar, “Tek hayalim Allah canımı almadan Cumhurbaşkanımızla ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımızla kısa sürede olsa bir görüşmedir. Memleket için, devletimiz için, milletimiz için, herhangi bir şikayet anlamında değil, yaşadığımız, yaptığımız tecrübelerimizi anlatmak, ondan faydalanmak en büyük hayalim. Bundan başka hiçbir şey istemiyorum.” diye konuştu.

  • Şekibe insel doğal yaşam çiftliği açılış için gün sayıyor

    İnegöl Belediyesi tarafından Alibeyköy Mahallesinde yapımı süren Şekibe İnsel Doğal Yaşam Çiftliği hizmete girmek için gün sayıyor.

    İnegöllülerin doğal yaşamı keşfedeceği Şekibe İnsel Doğal Yaşam Çiftliğinde devam eden çalışmaları yerinde inceleyen Belediye Başkanı Alinur Aktaş, doğal yaşam çiftliğinde çocuklarımızın hayvan sevgisini arttırmak, ata binmelerini, ineğini, koyununu vb. hayvanları sevebilmelerini sağlamak adına burada güzel bir ortam hazırladıklarını belirtti.

    İnegöllülerin doğal yaşamı keşfedip şehrin yoğunluk ve stresinden uzaklaşmasını sağlayacak olan Şekibe İnsel Doğal Yaşam Çiftliği’ndeki çalışmalarda sona gelindi. Atatürk’ün isteği üzerine Milletvekili olarak TBMM’de 5. Dönem Bursa Milletvekilleri arasında yer alan ve aynı zamanda meclisteki ilk 17 kadın Milletvekilinden biri olan İsaören Mahallesinden Şekibe İnsel’in ismini taşıyacak Doğal Yaşam Çiftliği açılış için gün sayıyor. Belediye Başkanı Alinur Aktaş, vatandaşların şehrin gürültü ve stresinden uzaklaşarak eğlenceli ve doğayla iç içe vakit geçirebilecekleri Şekibe İnsel Doğal Yaşam Çiftliği’nde devam eden yapım çalışmalarını yerinde inceledi.

    “Çocuklarımız ve aileler için her şey düşünüldü”

    Şekibe İnsel Doğal Yaşam Çiftliğinde devam eden çalışmaları yerinde inceledikten sonra açıklamalarda bulunan Belediye Başkanı Alinur Aktaş, ”Bugün belediye başkan yardımcımız, ilgili daire müdürlerimiz ve ekiplerimizle beraber Şekibe İnsel Doğal Yaşam Çiftliğinde devam eden çalışmaları incelemeye geldik. Yaklaşık 10 dönümlük alanda gayet geniş, güzel otoparkıyla doğal yaşam ortamı içerisinde, değişik hayvanlarıyla çocuklarımızın hayvan sevgisini arttırmak ve ata binmelerini, ineğini koyununu sevebilmelerini sağlamak adına burada güzel bir ortam hazırladık. Nezih bir kafeterya, mescidi, bebek bakım odasına varana kadar ailelerimiz için bütün detaylar düşünüldü. Peyzaj düzenlemesi de tamamlandığında ortaya mükemmel bir ortam çıkacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu.

    “En yakın zamanda açılışını gerçekleştireceğiz”

    Şekibe İnsel Doğal Yaşam Çiftliğine ulaşımında gayet rahat olduğunu belirten Aktaş, “ Hem Ankara yolu üzerinden hem de Ortaköy yolu üzerinden şehre 3 – 4 kilometre gibi kısa bir mesafede. İnşallah ailelerin çocuklarına hoşça vakit geçirtebilecekleri çok güzel mekan olacak. Allah nasip ederse 20, 25 gün içerisinde bu nezih mekanı hazırlanmayı düşünüyoruz. Ekim sonu Kasım başı gibi açılışımızı gerçekleştirmiş olacağız” açıklamalarında bulundu.

    “Projelerimiz bir bir hayata geçiyor”

    Böylesi önemli bir projede emeği geçenlere teşekkür eden Aktaş, “Projelerimiz bir bir hayata geçiyor. Heyecanlıyız. İnegöl’de farkındalık oluşturabilecek bir projeyi daha tamamlamanın mutluluğu içerisindeyiz. İnşallah en kısa zamanda açılışımızı yaparız. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum” dedi.

    Doğanın her türlü güzelliğini gelen ziyaretçilere sunacak Şekibe İnsel Doğal yaşam Çiftliğinde yok yok. İki bloktan oluşacak doğal yaşam çiftliğinde bekçi evinin olacağı A blok 110 metrekareden; restoran bölümünün olacağı B blokta 430 metrekareden oluşuyor. 12 bin metrekarelik alanda planlanan tabiat çiftliğinin etrafı betonarme direklerle tel çit ile koruma altına alınıp çevre aydınlatması yapılacak. Bunların dışında doğal yaşam çiftliğinde at, inek, koyun ve keçi ahırı, tavus kuşu, sülün vs. kanatlılar ile tavuk- horoz gezinti alanı, kuş kulesi, ördek – kaz evleri ve havuz mevcut olacak. Orta bölümde at padok alanı, 4 metre genişliğinde 185 metre uzunluğunda at biniş yolu ile Şekibe İnsel Doğal Yaşam Çiftliği gelen ziyaretçilerini kendine çekecek.

  • Türkiye’nin ilk fındık çiftliği Samsun’da kuruluyor

    Dünya üretim ve ihracatının büyük kısmını karşılayan Türkiye’de gerçek manada bir fındık çiftliği, Samsun’un Bafra ilçesinde kuruluyor.

    İlçeye bağlı 150 rakımlı Köstereli Mahallesi’nde yaklaşık 300 dönümlük bir alan üzerine dikilen ve bin dönüme çıkarılması hedeflenen çiftliğin, Şükrü Güngör Köleoğlu tarafından kurulmasına 2 yıl önce başlandı. ŞG Köleoğlu Çiftliği adı verilen Türkiye’nin ilk fındık çiftliğinin kuruluş çalışmalarını ve koordinatörlüğünü eski Giresun Ziraat Odası başkanlarından ve Keşap Fındık Yetiştiricileri Birliği Başkan Yardımcısı Özer Akbaşlı yapıyor.

    Çiftlik kurma çalışmaları ile ilgili bilgi veren Özer Akbaşlı, her bakımdan fındık yetiştirmeye elverişli olan bir alana 2014 yılında tüplere alınan bir yaşındaki fidanları 2015 yılından itibaren 7 metre aralıklarla ve tek dal sistemi ile dikmeye başladıklarını belirterek, “300 dönümlük alanın 284 dönümlük kısmına toplam 5 bin 250 Foşa çeşidi fındık fidanını 2016 yılının ortalarına kadar diktik. 3 yaşındaki fidanlardan bu yıl 400 kilogram civarında fındık hasat edeceğiz. Hedefimiz 2021 yılında dönüm başına 450 kilogram fındık üretimini sağlamaktır” dedi.

    Çiftlikte üretimin her aşamasında tamamen makineli sistemin kullanıldığını hatırlatan Özer Akbaşlı, şunları söyledi:

    “Damla sulama sisteminden, hastalık ve zararlılarla mücadele, toplama, harmanlama, kurutma ve depolama tamamen makinelerle yapılacaktır. Bu sistemle de bir kilogram fındığın maliyeti dolar üzerinden 65 cent, yani Türk parası hesabıyla bugün yaklaşık 2-2,5 liradır.”

    Çiftlik sahibi iş adamı Şükrü Güngör Köleoğlu ise iyi tarım ve modern uygulamalar olmak üzere birçok yeniliğin hayata geçirildiği çiftlikle, makineli tarım ile maliyetleri asgari seviyeye indirilebileceğini ortaya koyarak örnek olmayı hedeflediklerini belirtti. Köleoğlu, Türkiye’nin dünyada söz sahibi olduğu böylesi bir ürünü gerçek manada önemseyerek, değer vermesi gerektiğini vurguladı.

    Köleoğlu, fındık üretim, ticaret ve ihracatının bilinçli ve planlı bir şekilde yapılması halinde hem üreticilerin, hem de ülkenin bu üründen sağlayacağı kazanımların da artacağını sözlerine ekledi.

  • Tokat’a bölgenin en büyük besi çiftliği kuruldu

    Tokat’ın Niksar ilçesinde 90 bin dönümlük alan üzerinde bölgenin en büyük besi çiftliği faaliyete geçti.

    Samsun-Amasya-Tokat Bölgesinin en büyük besi çiftliği özelliğine sahip olan Niksar-Kümbetli köyünde 90 bin dönüm alan üzerine kurulu tesiste, et, yoğur ve peynir ürünleri üretilecek.

    Merkezi İstanbul’da bulunan Yönetim Kurulu Başkanlığını Hayrettin Taşkıran’ın yaptığı, Türkiye’nin dört bir yanında yaklaşık 90 şubesi bulunan bir döner firması Niksar’da bölgenin en büyük çiftliğini kurdu. 2012 yılında Niksar’da üretime başlayan “Niksar Bereket Süt Ürünleri” adıyla kurulan fabrikası bulunan şirketin, 90 Bin dönüm arazi üzerine kurulu besi çiftliği de faaliyete başladı.

    Niksar Kaymakamı Selami Kapankaya, bölgeye ekonomik anlamda büyük katkısı olan firmanın üretim fabrikasını ziyaret ederek işletme sahibi Ahmet Taşkıran’dan çalışmalar hakkında bilgiler aldı.

    Taşkıran fabrikada günlük 10 ton süt işlendiğini ve ayran, yoğurt, tereyağı üretimi yapıldığını söyledi.

    Kaymakam Kapankaya fabrika incelemesinin ardından beraberinde İlçe Gıda tarım ve Hayvancılık Müdürü Namık Özdüzgün ile birlikte, 90 Bin dönüm alan üzerine kurulu besi çiftliğine geçti.

    Burada Kaymakam Kapankaya’ya bilgiler beren işletme sahibi Ahmet Taşkıran besi çiftliğin şu an itibariyle faaliyetine başladığını belirterek; “Tesisimiz toplamda 90 dönüm üzerine kurulu, 45 dönümü hayvan podaklarıyla çevrili 5 bin baş kapasiteli bir durumda. Ama biz hayvan refahı açısından, hayvanın daha rahat daha güzel bir ortamda yetişmesi için 3330 baş koymayı hedefliyoruz. Bir podağımız 50 baş hayvan alıyor, bir sırada toplam 550 hayvan oluyor, bunun gibi toplamda altı sıra var, toplamda 3300 hedefliyoruz. 2017 yılının sonuna kadar ki hedefimiz 550 hayvan yaparak, 2018 yılının sonunda da 3300 baş kapasiteye yani tam kapasiteye çıkmayı hedefliyoruz. Şu an için Güney Amerika’dan ilk partiden oluşan 113 angus cinsi hayvanımız geldi. Bundan sonra ise Avrupa’dan 180 adet bir siparişimiz var, onlar da en kısa sürede burada olacaklar. Geldiğinde inşallah çiftliğimiz dolmuş olacak” dedi.

    Taşkıran hedeflerinin 20 bin baş hayvana ulaşmak olduğunun altını çizerek, “Uygun fiyat durumu oluşursa çiftliğe yerli dana da koymayı planlıyoruz. Bizim besi çiftliğimizde hedefimiz 20 Bin rakamlarına çıkmaktır. Niksar’ı hayvancılık cazibesi haline getirmek istiyoruz, gelişmiş illere baktığımız zaman büyükbaş hayvancılık üst sınırlarda, yapılan çalışmalarda hayvancılıkla gelişmiş il seviyesine çıktığı görülüyor. İnşaat sektörü lokomotif bir sektör ama hayvancılık olmadan da olmuyor. Çünkü hayvancılık tabanı geliştiren bir sektör. Bizde inşallah Niksar’da 20 Bin baş hayvan seviyesine çıkmak istiyoruz, hayvancılık dendiğinde inşallah Niksar akla gelecek” dedi.

    Taşkıran ayrıca, hayvanların yem ihtiyaçları için anız, saman, yonca, silaj gibi ürünlerin tamamını Niksar çiftçisinden aldıklarını ve bundan sonra da almaya devam edeceklerini ifade ederek” Biz Niksar için varız, Tokat için varız” diye konuştu.

  • (Özel Haber) Çocuğunun yumurta alerjisi, anneye tavuk çiftliği kurdurdu

    Mersin’de çocuklarının yüksek derecede genetik geçişli yumurta alerjisi nedeniyle köylerden doğal yumurta toplarken karşılaştığı bozuk yumurta üzerine, bir anda Türkiye’nin ilkleri arasında yer alan biyogüvenlikli salma gezen tavuk çiftliğini kuran Nesrin Pamuk, 2,5 yılda Türkiye’ye organik yumurta satmaya başladı.

    Oğullarının yumurta alerjisi, inşaat mühendisi ve iktisatçı, iki çocuk annesi Nesrin Pamuk’a tavuk çiftliği kurdurdu. Çocuklarının yumurta yiyebilmeleri için köy köy dolaşarak doğal yumurta alan Pamuk, bir inşaat şirketinde inşaat mühendisi olarak çalışırken, kendini bir anda Toros Dağları’nın eteklerinde 10 dönüm arazide tavuk ve organik yumurta üretirken buldu. 2015 başlarında çocukları için aldığı yumurtalardan birinin bozuk çıkmasıyla işe başlayan 42 yaşındaki Pamuk, kurduğu salma gezen tavuk çiftliğinde bugün ulaştığı günlük 3 bin 500 organik yumurtayla taleplere yetişemiyor.

    Genç bir girişimci iş kadını olan Anne Pamuk, Mersin’in merkez Mezitli ilçesine bağlı, kente yaklaşık 35 kilometre mesafede Kuzucu Mahallesi’ndeki ‘Nesrin Pamuk Salma Gezen Tavuk Çiftliği’nin kapılarını İHA’ya açtı. Tavuk ve yumurta üretiminden paketleme ve dağıtıma kadar tüm işleri eşi Ünal ve büyük oğlu Ali Engin ile birlikte yapan Nesrin Pamuk, çocuklarına doğal yumurta ararken çıktığı yolda bugün geldiği noktayı anlattı.

    Çocuklarının alerjisi çiftlik kurdurdu

    Tavuk çiftliği kurmanın aslında kendilerine çok yabancı olduğunu dile getiren Pamuk, bu işe bir kadın ve anne olduğu için çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak üzere başladığını ifade etti. “Her şey oğlumun yüksek derecede genetik geçişli yumurta alerjisinden kaynaklı köylerde doğal ve taze yumurta ararken bozuk bir yumurtaya denk gelmemizle başladı” diyen Pamuk, bozuk yumurtayı şikayet etmek üzere başvurduğu Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’nde organik yumurta sektöründe açık olduğunu öğrendiğini, annelik içgüdüsüyle tüm annelerin ve çocuklarının ihtiyacını karşılamak üzere harekete geçerek işe başladığını ifade etti.

    “Hem kendi derdime çözüm buldum hem de diğer çocukların annelerine bir yol göstermiş olduk”

    İnşaat şirketindeki işini bırakıp bu işe yöneldiğini anlatan Pamuk, “Önce sadece ben ve birkaç köylü kadınla birlikte bu işi yapıyorduk. Sektördeki açığı da görünce eşim de işe dahil oldu, işi büyüttük. Artık bunu hobi olarak değil, meslek olarak yapıyoruz. 10 dönüm arazide salma gezen tavuk yumurtacılığı yapıyoruz. Sektörde bir ilki yapıyoruz, çünkü her türlü biyogüvenlik önlemleri alınmış bir şekilde yapıyoruz. Türkiye’de çok az sayıda kurulu çiftliklerden biriyiz. Tescilliyiz, ruhsatlıyız. Pamukköy markasını oluşturduk. Benim gibi çocuklarına yumurta yediremeyen, taze yumurtaya ulaşamayan annelere ulaşmış olduk. Hem kendi derdime çözüm buldum hem de diğer çocukların annelerine bir yol göstermiş olduk. Projemiz Çukurova Üniversitesi Veterinerlik Fakültesinde ders olarak okutuluyor” dedi.

    “Taleplere karşılık veremiyoruz”

    Yaklaşık 2,5 yılda üretim kapasitelerini artırarak yüksek oranda yumurta adedine ulaştıkları bilgisini veren Pamuk, “Sektörde ciddi bir talep var. Bununla ilgili ‘satışta sıkıntı yaşar mıyız’ diye düşünmüştük ama insanlar gelip yerinde gördükleri zaman güvenlerini yeniden tazelediklerinde, bize inandıklarında, böyle de bir ihtiyaçları varsa hemen bizimle iletişime geçiyorlar. Taleplere şu an karşılık verecek kadar çok üretim yapamıyoruz. Üretimi artırma çabasındayız. En kısa zamanda kapasitemizi ikiye katlayıp, bütün bu ihtiyaçlara cevap verebileceğimizi ümit ediyorum” diye konuştu.

    “10 dönüm arazinin üzerini fileyle kapatan ilk çiftliğiz”

    Salma gezen tavuk yumurtacılığında en önemli şeyin, hayvanların doğayla ilişiklerini kesmeden, ancak uçucu yırtıcılar ile salmonella ve kuş gribi gibi hastalıklardan korumak amacıyla arazinin üzerini dolu filesiyle kapatmak olduğu bilgisini veren Pamuk, “Çünkü bu hayvanlara antibiyotik, ilaç veremezsiniz, hiçbir kimyasala maruz bırakamazsınız bu hayvanları. Bu sebeple biz biyogüvenlik önlemlerini tam teşekküllü aldık. Alana, ayakkabılarımızı dezenfekte ederek giriyoruz. Açık arazi, yağmurdan, kardan, fırtınadan, doludan, güneşten her türlü etkiye maruz. Kanatlı yırtıcılardan ve dışarıdan gelebilecek olan hastalıklardan da bu şekilde izole etmiş oluyorsunuz hayvanları” ifadelerini kullandı.

    Tavukların doğal beslenmelerini sağlamak için araziye arpa, buğday, korunga, fiğ, yonca, ıspanak gibi uzun süre dayanabilecek olan bitkiler ektiklerini ve rahatça gezebilecekleri ortamlar hazırladıklarını aktaran Pamuk, şöyle devam etti: “Onların burada refahını sağlamaya çalışıyoruz. Son derece titiz bir şekilde uğraşıyoruz. Aynı zamanda burada yine uygulamada bir ilktir, kül havuzu, kum havuzu, kireç havuzu gibi, kendi kendilerini rahatlatabilecekleri alanlar yaratmaya çalışıyoruz. Bu da maalesef sektörde bir ilkmiş. Hiçbir salma gezen tavuk yumurtacılığı yapan çiftlikte maalesef bu şekilde 10 dönüm arazinin üzerini komple dolu filesiyle kaplayan meslektaşımıza rastlayamadık. Hem böyle bir ilkiz hem de komple arazide elektrik ihtiyacını güneş enerjisi paneliyle temin ediyoruz. Doğaya saygılıyız, saygıda kusur etmemeye gayret gösteriyoruz. Kanatlılarımıza da aynı şekilde saygılıyız.”

    “Üretimimiz günlük 3 bin 500, aylık 150 bin yumurta”

    Çiftlikte yaklaşık 3 bin 500-4 bin arasında kanatlı bulunduğunu belirten Pamuk, sürekli tavuk üretimi yaptıklarını da dile getirerek, şunları söyledi:

    “Günlük yumurta üretimimiz 3 bin ile 3 bin 500 arasında. Aylık üretimimiz de 150 bini buluyor. Her şeyle aile olarak kendimiz ilgileniyoruz. Yumurta alerjisi olan oğlum da işe dahil oldu. Hep beraber koordineli bir şekilde hayvanların yemlemesi, alanda gezmesi, yumurtanın toplanması, paketlemesi, satış ve dağıtım ağını teker teker biz yapıyoruz. Yumurtaları eşimle birlikte topluyoruz, temizliyoruz, paketliyoruz ve tüketici ekstra taze tüketebilsin diye aynı gün günlük süt dağıtır gibi market raflarına yumurta dağıtımını sağlıyoruz. Bunun sonucunda da müşterilerimize ürün yetiştiremiyoruz.”

    “Hedefimiz, önce Türkiye’yi doyurmak, ardından ihracat”

    Şu anda Mersin dışında, üretimin yüzde 50’sini Ankara’daki yerel market zincirlerine gönderdiklerini söyleyen Pamuk, “Hedefimiz, önce Türkiye’yi bu konuda doyurabilmek, daha sonrasında da ihracat. Bu anlamda burayı büyütebilmek için de ciddi bir koordinasyona ve ekibe ihtiyaç vardı. O ekibi de sağladık. Hep birlikte büyük bir aile şirketi, büyük bir üretici olacağız, inanıyorum. İhracata da hoş geldin diyeceğiz” dedi.