Etiket: Ciddi

  • Kalp Çarpıntıları Ciddi Vakaların Habercisi Olabiliyor

    Medicana Çamlıca Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mustafa Yolcu, çarpıntı hissinin bazen ciddi ve ölümle sonuçlanabilecek vakaların habercisi olabileceğini söyledi.

    Yolcu, kalp ritminin düzensiz olarak hissedildiği çarpıntılarda kalbin karıncığından ya da kulakçığından çıkan erken atımları hastanın hissetmesi şeklinde olduğunu belirterek, “Bu durumda bu tekleme ya da erken atım olarak tanımladığımız kalp atımlarının sayısı önemlidir. Bu durumda hastalara 24 yada 48 saatlik holter EKG ile ritmi takip edebildiğimiz ve bu sürede ne kadar erken atımın geldiğini gösterir tetkik ile bu vuruların sıklığını tespit edip belli oranların üzerinde ise bu erken atımların tedavisini yapabilmekteyiz. Bir diğer en sık gördüğümüz ve klinik olarak öneli çarpıntıda kalbin çok hızlı atmasıdır. Normalde nabız sayısı dakikada 60-100 arasındadır. 100’ün üzerine çıktığında taşikardi durumu tarifliyoruz. Ancak 100-120 seviyeleri çoğunlukla önemsiz değerlerlerdir ve bu değerler çoğunlukla kansızlık, guatr ve anksiyete-heyecan kaynaklıdır. Gerçek çarpıntı dediğimizde nabzın çoğunlukla dakikada 150-160’ın üzerinde olmasını görüyoruz. Gerçek çarpıntı durumu kalbin kulakçığı ve karıncığı arasında olmaması yerde elektriksel bağlantı ya da kısa devre olarak tanımladığımız bağlantının olmasıdır. Bu kısa devre zaman zaman fonksiyon görüp hastada çarpıntı oluşturmakta. Önemli nokta bu devrenin ne zaman fonksiyon göreceğinin ve çarpıntı oluşturacağının herhangi bir belirtisi olmamasıdır. Ancak yoğun stress ve sigara gibi etkiler bu devrenin fonksiyonunu ortaya çıkarıp çarpıntının başlamasını tetikleyebilmektedir” dedi.

    Bu tür çarpıntıların tedavisinde 2 tedavi seçeneği olduğunu belirten Yolcu, “İlaç tedavisi o kısa devre dediğimiz olmaması gereken devreyi baskılayarak tedaviyi sağlıyor. Ancak ilaç tedavisi böyle bir hastaya başlandığında o kısa devreyi ortadan kaldırmadığı yalnızca baskıladığı için uzun süreli ilacı düzenli kullanmak gerekli. Aynı zamanda ilaç tedavisi altında da çarpıntı ataklarının devam etmesi sıklıkla karşılaşılan önemli bir problemdir. Bir diğer tedavi seçeneği de o olmaması gereken kısa devrenin ortadan kaldırılmasıdır. Bu işlem ablasyon olarak tanımladığımız tedavi seçeneğidir. Ablasyon işleminde kasık toplar damarında girerek özel kataterler ile çarpıntının kaynaklandığı kısa devre tespit ediliyor ve o bölgeyi özel kateterler ile yakarak ortadan kaldırılıyor. Böylece kısa devre tamamen ortadan kalktığı için hastanın çarpıntısı tamamen tedavi edilmiş oluyor ve hastaya herhangi bir kalp ilacı vermeden tedavisi yapılmış oluyor” dedi.

    Yolcu, “Kalpteki yüksek ritme bağlı kalbin pompa görevini yapamaması durumunda hastaya elektroşok vererek hayatını kurtarmak amacıyla kullanılan kalp pilleri takıldıktan hemen sonra yaşanılan tüm şikayetleri ortadan kaldırıyor. Kalp pilleri; ritim bozukluklarında kullandığımız hasta sol yada sağ köprücük kemiği altına yerleştirdiğimiz cihazlardır. Pil yada şok cihazı takılma işlemi lokal anestezi altında hastayı uyutmadan yapılan bir işlemdir. Hastanın yalnızca sol yada sağ köprüçük kemiğinin alt kısmını uyuşturup burdan toplar damara giriş yapıp pil kabloları kalbin içine yerleştirilir ve sonrasında pili kablolar ile bağlanıp bu kısımdan cilt altına yerleştirilir. Pil değişim işlemi daha basittir. Pil bittiğinde yalnızca pil kısmını bağlantı yerinden ayırıp yeni pili mevcut olan kablolara bağlanır” dedi.

  • Prof. Dr. Metin: “Yüksek Yoğunlukta Takviye Gıda, Böbrekler İçin Ciddi Bir Tehdit”

    İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Fizyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Metin, son dönem sağlık sektörünün en çok tartışılan konularından biri olan sporcuların kullandığı protein tozları ve takviye gıdaların böbrekler için ciddi bir tehdit olduğunu söyledi.

    Temel beslenme ve vücudun protein ihtiyacı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Gökhan Metin, “Sporcunun yaptığı fiziksel aktivite, sporun süresi ve sıklığı doğrultusunda düzenli yaşayan birine oranla protein ihtiyacı daha fazladır” dedi. Bu ihtiyaç doğrultusunda alınan protein takviyelerinin kişinin yüksek dozda antrenman yaptığı zamanlarda eksiğini yerine koymak açısından faydalı olabileceğinin bilindiğini belirten Prof. Dr. Metin, “Ancak bu takviyeler normal besinini alan, dengeli beslenen kişilere bizim önerdiğimiz bir beslenme şekli değil” dedi.

    Takviye gıdaların çok çeşitli olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Metin, “Takviye gıda olarak protein tozları var bunun yanı sıra, daha seçici olarak bu proteinlerin alt ürünleri olan aminoasitler, yağ yakıcı olan L’karnitin dediğimiz maddeler ve hızlı enerji vermesi için kullanılan kreatin var. Onun dışında seçici ya da total olarak doğada her türlü vitamin ve mineral bulunuyor. Bunları içerdiği bilinen farklı bitkisel konsantreler mevcut. Bunlar hap ve toz şeklinde olabiliyorlar” dedi.

    Yaptığı spora göre kişinin protein ihtiyacının değiştiğini belirten Prof. Dr. Gökhan Metin, “Kas kuvvetine dayalı spor yapan bir kişinin daha fazla proteine ihtiyacı vardır. Protein ihtiyacını karşılamak için bireyin çok fazla et, süt, yumurta ve bitkisel proteinler içeren baklagiller tüketmesi gerekir” dedi.

    Günümüzde protein tozlarının kullanımının bu kadar yaygın olmasının en büyük nedenlerinden birinin bu ürünleri pazarlamak adına kullanılan teknikler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Metin, özellikle güzel bir vücuda sahip kişilerin gösterildiği reklamların bu ürünleri satmak amacıyla kullanıldığını kaydetti.

    Protein tozlarının hiç şüphesiz zararları olduğuna da dikkat çeken Prof. Dr. Metin, “Bu ürünler çok masum gösterilmekle beraber böbreklerin ve karaciğerin proteinlerle ilgili bütün düzenlemeleri yaptığını düşünürsek yüksek yoğunlukta takviye gıda kullanmak böbrekler için ciddi bir tehdit” diyerek, bu durumun en riskli taraflarından birinin de bu tarz takviye gıdaların doping maddeleri içermesi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Metin sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Kişi ne kadar protein alırsa alsın yeterli direnç egzersizini yapmadığı sürece istediği sonuca ulaşamaz.”

    Bireylerin beslenmesinin kişisel ve yöresel alışkanlıklara, sosyo-ekonomik düzeye bağlı olarak değiştiğini ve geliştiğini belirten Prof. Dr. Metin sözlerini “Sporcu sağlıklı beslenmeli ve çok kısa sürede kilo alıp vermemeli. Çünkü bu durum performanslarını olumsuz yönde etkileyebilir” şeklinde tamamladı.

  • Erdoğan: “Çok Ciddi Meselelerle Mücadele Ediyor Zor Ve Sancılı Bir Dönemden Geçiyoruz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’ne katılan devlet ve hükümet başkanlarına hitap ederek, “Önümüzdeki sorunlar büyüktür. Çok ciddi meselelerle mücadele ediyor zor ve sancılı bir dönemden geçiyoruz. Ancak hiçbir zaman ümidimizi kaybedemeyiz. Biz Müslümanların anlayışında karamsarlığın asla yeri olamaz” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Zirvesi’ne katılan devlet ve hükümet başkanları onuruna akşam yemeği verdi. Dolmabahçe Sarayı Muayede Salonu’nda yemeğe Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, eşi Emine Erdoğan da eşlik etti.

    “TEŞKİLATIN BAŞARISI TÜM İSLAM DÜNYASININ BAŞARISI OLACAKTIR”

    Yemekte liderlere bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zirvenin başarısı hepimizin başarısı teşkilatın başarısı tüm İslam dünyasının başarısı olacaktır” dedi.

    Misafirlerine katılımlarından dolayı teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adalet ve Barış İçin Birlik ve Dayanışma teması ile düzenlenen zirvede alınan karların İslam alemine hayırlı olmasını diledi. Kararları almak kadar onları layıkıyla uygulamakta önemli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu zirveden en büyük beklentimiz tüm dünyadaki tüm Müslümanlara İslam ülkelerinin birlik ve beraberlik içerisinde oldukları mesajı verebilmektir. Hedefimiz Tüm İslam aleminin geleceğe umutla bakmasını sağlamaktır. İnşallah bu zirve hepimiz için yeni bir dönemin başlamasına vesile olur. Bu zirve ile akan kanı ve gözyaşını bir nebzede olsa azaltma niyetindeyiz” dedi.

    “MÜSLÜMANLARIN ANLAYIŞINDA KARAMSARLIĞIN ASLA YERİ OLAMAZ”

    İslam ülkeleri arasında daha iyi bir diyalog ortamının oluşmasında hizmet edebilme gayesiyle yola çıktıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Farklılarımızı değil ortak paydalarımızı ön plana çıkarmamız gerekiyor. İslam ülkelerin küresel refahta layık oldukları payı alabilmeleri için gerekleri adımları atabilme azmiyle bir arada bulunuyoruz. Önümüzdeki sorunlar büyüktür. Çok ciddi meselelerle mücadele ediyor zor ve sancılı bir dönemden geçiyoruz. Ancak hiçbir zaman ümidimizi kaybedemeyiz. Biz Müslümanların anlayışında karamsarlığın asla yeri olamaz. Her imtihan iyi değerlendirildiğinde aynı zamanda bir imkandır bir fırsattır. Birleşmiş Milletlerden sonra en büyük uluslararası örgüt olan İslam İşbirliği teşkilatı üyesi ülkeler olarak göstereceğimiz dayanışma bizleri bugünden çok daha iyi noktalara taşıyacaktır. Bunun için yapmamız gerek şey her alanda çok çalışmak dayanışmamızı arttırmak kardeşliğimi perçinlemektir. Ayrıca bilime teknolojiye iyi eğitime yani geleceğe gelecek nesillere yatırım yapmaktır. Adaleti ve barışı hem içeride hem dışarıda hakim kılmaktır. Ben bu ilkelere ve vizyonla hareket ettiğimizde istikbalimizin de daha aydınlık olacağına inanıyorum. Hepimiz kendimiz ve vatandaşlarımız için daha huzurlu daha mutlu daha adil bir dünya arzuluyoruz. Ben bu zirvenin barış ve dayanışma içerisinde bir İslam aleminin teşekkülüne katkı sağlamasını diliyorum. Dönem başkanlığımız süresince de bu ideallerin vücut bulması için gecemizi günümüze katarak çalışacağız. Bu yolda sizlerin desteği ve katkısı çok önemlidir. Zirvenin başarısı hepimizin başarısı teşkilatın başarısı tüm İslam dünyasının başarısı olacaktır.”

  • Baş Dönmesi Ciddi Hastalıkların Belirtisi Olabilir

    Özel Konya Hospital doktorlarından Nöroloji Uzmanı Öner Yalın, baş dönmelerinin toplumumuzda sık karşılaşılan bir rahatsızlık olduğunu belirterek, “Baş dönmesine, beyinden kaynaklanan ciddi hastalıklar ya da beyincikte tümör sebebiyet verebilir” dedi.

    Nöroloji Uzmanı Dr. Öner Yalın, baş dönmelerinin toplumumuzda sık karşılaşılan bir rahatsızlık olduğunu ve halk arasında baş dönmelerinin vertigo diye bilindiğini, aslında vertigonun bir hastalık olmadığını söyledi. Vertigo’nun ya da baş dönmelerinin mevcut hastalıkların, dışa yansımasından kaynaklanan bir semptom olduğunu ve bunun bir çok sebebi olabileceğini ifade eden Dr. Yalın, şöyle konuştu:

    “Baş dönmesi sistemik hastalıklardan kaynaklanabileceği gibi iç kulaktan ya da beyinden de kaynaklanabilir. Anemi, kolesterol yüksekliği, tiroit fonksiyonlarındaki bozukluk, b12 vitamin eksikliği, tansiyonlardaki düşüklük ya da yükseklik vertigo ya da baş dönmesi yapabileceği gibi iç kulaktaki bazı rahatsızlıklar da beyindeki bazı rahatsızlıklar da baş dönmesi yapabilir. İç kulağın orta kulak iltihaplanması, iç kulakta vestibüler nürit dediğimiz iltihaplanma miniere hastalığı, iç kulaktaki suyun fazla olması, hidrops olması, benign pozisyonel vertigo dediğimiz rahatsızlıklar baş dönmesi yapabilir.”

    “BEYİNDEN KAYNAKLANAN CİDDİ HASTALIKLAR BAŞ DÖNMELERİNİN SEBEBİ OLABİLİR”

    Dr. Yalın, beyinden kaynaklanan ciddi hastalıkların, beyin ya da beyincikteki tümörlerin, artrio venöz malformasyonların, migrenin baş dönmesiyle ilişkili olabileceğini ifade etti. Epileptik sara hastalarının da yine baş dönmesiyle ilişkili olabileceğini anlatan Nöroloji Uzmanı Yalın, sözlerini şöyle tamamladı: “Baş dönmesi olan hastalarımızda çok hafif semptom dışında yataktan kalkamayacak kadar çok şiddetli semptom olabilir. Baş dönmesi olan hastalarımızın mutlaka bir KBB doktoru ya da Nöroloji doktoruyla görüşmesi ve baş dönmesine neden olabilecek hastalığın teşhisinin yapılması gerekmektedir. Tedavi bu teşhisin sonucuna göre yapılacaktır. Teşhis konulmayan hastalarımız iç hastalıklarıyla fizik tedavi doktoruyla ya da psikiyatri hastalarıyla görüşülebilir.”

  • Bakan Yılmaz: “Terör Olayları Vatandaşları Çok Ciddi Etkiliyor”

    Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, terör olayları yüzünden vatandaşların çok ciddi bir şekilde etkilendiğini, buna karşı gerekli tüm tedbirleri alacaklarını vurguladı.

    Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Dicle Kalkınma Ajansı’nın (DİKA), “2016 Ajans ve Devlet Destekleri” tanıtım toplantısına katılmak için geldiği Mardin’de Valiliği ziyaret etti. Vali Ömer Faruk Koçak’tan kent hakkında brifing alan Yılmaz, açıklamalarda bulundu. Yılmaz, “Burada en temel meselemiz sulamadır. GAP Projesi kapsamında yapılan sulama kanalı bitmek üzere, sadece depolama problemimiz var, onu da aşıyoruz. Bundan sonraki süreçte asıl etki ortaya çıkacak. Barajları yaptık, ana kanallarla suyu da taşıyoruz, artık sonuç alma faaliyetleri yapacağız. Tabi bununla birlikte üretim artacak, çiftçinin geliri artacak. Diğer taraftan tarıma dayalı sanayiler gelişecek” dedi.

    Sokağa çıkma yasağının sürdüğü Nusaybin ilçesindeki terör olaylarına da değinen Yılmaz, terörün vatandaşları çok ciddi bir şekilde etkilediğini aktardı. Terör olaylarının yaşandığı yerlerden vatandaşların göç etmek zorunda kaldıklarını anımsatan Yılmaz, operasyonlar sonrasında bazı mağduriyetlerin yaşandığına dikkat çekti. Söz konusu mağduriyetlerin giderilmesi için çalışmalarını sürdüreceklerini kaydeden Bakan Yılmaz, “Nusaybin’deki operasyonlar bittikten sonra gelip konutları yerinde inceleyeceğiz. Bir daha böyle hadiselerin yaşanmaması için gerekli tedbirleri alacağız” diye konuştu.

    Bakan Yılmaz, daha sonra AK Parti İl Başkanlığı ve organize sanayi bölgesini ziyaret etti.