Etiket: Ciddi

  • Ali Şafak Öztürk: “En ciddi teklif Başakşehir’den geldi”

    Antalyaspor Başkanı Ali Şafak Öztürk, “Eto’o için Başakşehir, Trabzonspor ve Beşiktaş’tan teklif geldi. En ciddi teklif Başakşehir’den geldi” dedi.

    Antalya Belek’te bugün oynanan Antalyaspor – Beşiktaş maçının ardından ev sahibi ekibin Başkanı Ali Şafak Öztürk açıklamalarda bulundu.

    “En ciddi teklif Başakşehir’den”

    Öztürk, “Eto’o ile ciddi şekilde ilgilenen 3 kulüp vardı. Biz burada hiçbir kulübü hedef almadık. Eto’o için Başakşehir, Trabzonspor ve Beşiktaş’tan teklif geldi. En ciddi teklif Başakşehir’den geldi” diye konuştu.

    “Bizim adamlığımızı…”

    Eto’o’nun takımda kalacağını tesislerin açılışında yaptığı konuşmada belirtme sebebinin sorulması üzerine Öztürk, “Bizim bir art niyetimiz yok. Fenerbahçeli’dir, şudur, budur… Bazı açıklamalar Beşiktaş başkanı tarafından yapılmış. Bizim adamlığımızı kamuoyu en iyi şekilde değerlendirecektir” açıklamalarında bulundu.

    “İşimiz gücümüz yok onları…”

    “Beşiktaş’a başarılar diliyorum” diyen Ali Şafak Öztürk, “O açılışa tüm spor başkanları davet edilmişti. Sadece onların olması ve televizyonun onları ’zoom etmesi’ yani bizim işimiz gücümüz yok onları ’zoom edin’ mi diyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “Beşiktaş başkanı da herhalde baskı altında kaldı”

    Eto’o transferiyle alakalı son noktayı koyan Öztürk, “Biz 3 kulübe de satmayı düşünmüyoruz dedik. Bir haftadır; ’Eto’o bitti, netleşecek’ şöyle böyle haberler çıkarıldı. Beşiktaş başkanı da herhalde baskı altında kaldı” diyerek sözlerini sonlandırdı.

  • “Yenidoğanlardaki burun tıkanıklığı çok ciddi hastalıkların belirtisi olabilir”

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm.Dr.Birsen Öztürk, yenidoğanlarda oluşan burun tıkanıklığı hakkında bilgi verdi. Öztürk, “Yenidoğanlardaki burun tıkanıklığı çok ciddi hastalıkların belirtisi olabilir” dedi.

    İstanbul Cerrahi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm.Dr.Birsen Öztürk, yenidoğanlarda oluşan burun tıkanıklığına ilişkin bilgi verdi. Öztürk, yenidoğanlarda meydana gelen burun tıkanıklığının çok ciddi hastalıkların belirtisi olabileceğini belirtti.

    Yenidoğan ve iki ay altındaki bebeklerde burun yoluyla hava alışverişi çok önemli olduğundan, özellikle burnun iki taraflı ve tamamen tıkalı olduğu durumlarda ciddi solunum problemlerinin görüldüğünü belirten Öztürk, “Yenidoğanlarda burun tıkanıklığının en sık nedeni, başka herhangi bir hastalık belirtisi olmaksızın görülen burun tıkanıklığıdır. İki taraflı burun tıkanıklığı ve hırıltı, üst solunum yolu enfeksiyonu, gastroözefageal reflü, travma, inek sütü ve soya protein allerjilerine bağlı burun mukozası ödemi sonucunda da sık görülmektedir. Enfeksiyon etkenleri başlıca viral üst solunum yolu enfeksiyonu etkenleri olmakla birlikte, bazen daha ağır enfeksiyon etkenleri de sebep olabilmekte ve diğer bulgulara ek olarak burun tutulumu da görülebilmektedir. Özellikle prematürelerde ve sinir-kas sistemi hastalığı olan bebeklerde, mide asidinin yemek borusu ve boğaza geri kaçışı olarak tanımlayabileceğimiz reflü de burun tıkanıklığı ve hırıltı ile karşımıza çıkabilmektedir. Daha az sıklıkla görülen diğer nedenler, lokal olarak kullanılan bazı burun damlalarının aşırı kullanımına bağlı burun mukozası ödemi ve annenin kullandığı bazı ilaçlardır. Tiroid hormon eksikliği olan bebeklerde gelişme geriliği, kabızlık, göbek fıtığı gibi problemlere ek olarak hırıltı saptanabilir” dedi.

    Yenidoğanlardaki burun hırıltısının, doğum esnasında ağız ve burundaki sekresyonların alınarak bebeğin solunumuna yardımcı olmak amacıyla kullanılan burun sondalarının yaptığı travma kaynaklı da olabileceğini söyleyen Öztürk, “Tek veya çift taraflı hırıltı ve tıkanıklık sebebi olabilen diğer bir grup hastalıksa burnun yapısal bozukluklarıdır. Bunlar bazen burunda eğrilik veya burunda kitle şeklinde olup kolayca tanınabilirken, bazen kesin tanı ancak endoskopi veya görüntüme yöntemleriyle konabilmektedir. Burun eğriliği yenidoğanların yaklaşık yüzde 1’inde görülmektedir, çoğunlukla doğum öncesi veya doğum sırasında burnun basınç altında kalması sonucu olmaktadır. Bu bebeklerde genellikle, ödem azaltıcı damlalarla solunumu rahatlatarak beklemek yeterlidir.

    Burunda en sık görülen kitle gözyaşı kanalı kisti olup, göz ve burun kökü arasında şişlik de yapabilmektedir. Bu kitleler hırıltı sebebi olabildiği gibi bazen iltihaplanarak da hastalık yapabilirler.

    Koanal atrezi, yaklaşık olarak 8000 doğumda bir görülen, burun arka açıklığının kemik veya zar doku tarafından tamamen kapalı olmasını tanımlayan bir durumdur. Genellikle tek taraflı ve tam tıkanma olmakta ve hastaların yarısında kalp, böbrek, göz, kulak gibi diğer organ problemleri görülmektedir. Bu bebekler ağlarken daha iyi nefes almaktadırlar ve beslenirken morarma yakınmasıyla doktora başvurabilirler. İki taraflı tıkanıklık durumunda doğum anında solunum desteği verilmesi gerekebilmektedir” şeklinde konuştu.

    Uzm.Dr.Birsen Öztürk, burun tıkanıklığını ile ilgili şu bilgileri paylaştı: “Belirti ve Bulgular: Burun tıkanıklığı olan bebeklerde hırıltı, gürültülü solunum, berrak veya koyu kıvamda akıntı olması en sık rastlanan yakınmalardır. Bazen uyku bozuklukları, beslenme problemleri (tıkanma,morarma,kilo alamama,kusma), aşırı hava yutma sonucu karın gerginliği, gaz sancısıyla karıştırılabilecek huzursuzluk doktora başvuru nedeni olabilir.

    Ne Yapılmalı?:

    Bebeklerde hırıltı, basit ve kolay düzelebilen nedenlere bağlı olabildiği gibi, bazen çok ciddi hastalıkların belirtisi olabilmektedir. Tıkanıklığın derecesi oranında bebeğin solunumu, beslenme ve gelişimi etkilenebilmektedir.

    Çocuk ve KBB hastalıkları uzmanı tarafından görülen hırıltılı yenidoğanlar, ilk başta anamnez ve fizik muayene ile, gerektiğinde de daha özel incelemelerle değerlendirilmelidirler.

    Burnun açık olup olmadığı veya her iki tarafın solunuma aynı oranda katılıp katılmadığı, basit olarak, bebeğin ağzı ve bir burun deliği avuçla kapatılırken açıkta kalan burun deliğinden hava giriş çıkışı dinlenerek veya soğuk metal bir yüzeyde oluşturduğu buğu gözlenerek yapılabilir. Burun deliğine damlatılan birkaç damla serum fizyolojiğin kabarcıklar oluşturması da burnun açık olduğunu gösterir.

    Burun tıkanıklığının yeri ve sebebi konusunda ilk değerlendirmeden sonra şüphelenilen hastalıklar doğrultusunda gerekli incelemeler istenir. Tedavi, hırıltısı olan bebeğin nefes alışverişini rahatlatacak damlalar kullanılması ve saptanan nedenin medikal veya cerrahi yollarla tedavisidir. Eğer her iki burun deliği açıksa, bebek ağır hasta görünmüyorsa ve rinoskopik muayenede burun içi kitle yoksa serum fizyolojik burun damlası kullanılabilir”.

  • “Türk şirketleri için ciddi iş imkanları oluşturacak”

    İtalyan yönetim danışmanlığı şirketi Value Partners MENA Bölgesi Yönetici Ortağı Ali Güven, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) üye ülkelerinde Türkiye için önemli pazar fırsatları olduğuna işaret etti. Güven, “Türkiye’nin 2017’de Şanghay Enerji Kulübü’nün dönem başkanlığını yürütecek olması enerji sektöründe faaliyet gösteren Türk şirketleri adına çok ciddi iş imkanları oluşturacak. Ayrıca bu ülkelerde faaliyet gösteren Türk markaların bilinirliğine önemli katkı sağlayacak” diye konuştu.

    Türkiye’nin Şangay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) yakınlaşmasının üye ülke pazarlarına yönelmek isteyenler için iyi bir fırsat olacağını ifade eden Value Partners MENA Bölgesi Yönetici Ortağı Ali Güven, “Türkiye’nin ’Diyalog Ortağı’ olduğu ŞİÖ’nün üye ülkeleri arasında ekonomik işbirliği veya serbest ticaret bölgesi gibi oluşumlar yok. Ancak, ekonomik işbirliği konusunda bankalararası birlik, sermaye akışının teşviki, düzenlenmesi, su kaynaklarının ortak kullanımı ve enerji gibi konulara değinmesi önemli. Türkiye’nin 2017’de Enerji Kulübü’nün dönem başkanlığını yürütecek olması, ülkemizin ŞİÖ üyesi pazarlarda marka bilinirliğine önemli bir katkı sağlayacaktır. Bu da enerji ekosistemi, santral kurulumu, işletilmesi ve bakımı, enerji nakli, parça üretimi, enerji danışmanlığı alanlarındaki Türk şirketleri adına çok ciddi iş imkanları yaratacak. Bu nedenlere bu coğrafyalarda faaliyet göstermeyi veya genişletmeyi planlayan Türk şirketleri için 2017 önemli bir yıl olacak” dedi.

    “6 üyeden 4’ü Türk”

    Önümüzdeki yıl Türkiye’nin ŞİÖ’de varlığını artırması için önemli avantajlar sağlayacağını ifade eden Ali Güven, “ŞİÖ’nün halihazırdaki 6 üyesinden 4’ü Türk Cumhuriyetler’den oluşuyor, Rusya-Türkiye ilişkileri 2016 içinde hızlı bir normalleşme sürecinde ve 2017’de Pakistan ve Hindistan gibi iki büyük pazar da birliğe dahil olacak. Bu ülkelerde kredi almanın görece kolaylığı, azınlık hissedar haklarının iyi şekilde korunması, şirketlerin bilgi paylaşımı zorunluluğu, kurumsal şeffaflık ve yönetim kurulunun hissedarlar karşı sorumluluğu ŞİÖ ülkeleriyle çalışmayı cazip kılıyor” ifadelerini kullandı.

    ŞİÖ ülkeleri ile iş yapmanın ciddi güçlükleri de olduğuna dikkat çeken Ali Güven’in verdiği bilgiye göre, Dünya Bankası’nın İş Yapma Kolaylığı Sıralaması’na (Ease of Doing Business Index) göre 8 ülkeden yalnızca Kazakistan ve Rusya ile iş yapmak Türkiye’den kolay. Ayrıca, bu ülkelerde sınır ötesi ticaret, bürokratik süreçlerin uzunluğu ve maliyeti, vergiler, kurumlar vergisi oranı, vergi dokümantasyonu karmaşıklığı, yıllık ödeme sayısı, inşaat izni almanın prosedür uzunluğu, karmaşıklığı ve maliyeti gibi zorlukları da göz önüne almak gerekiyor. Dolayısıyla, ŞİÖ ülkelerinde varlık göstermek ve etkisini artırmak isteyen firmaların bazı zorlukları hesaplı şekilde göze almaları gerekiyor. Avantajları da doğru şekilde değerlendirmeleri durumunda çok önemli fırsatları yakalayabilirler.

  • Doç. Dr. Şendur: “İmmüno-Onkolojik tedaviler kanser tedavisinde ciddi bir ümit olmaya başlamıştır”

    Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur, İmmüno-Onkolojik olarak adlandırılan yenilikçi bir kanser tedavi yaklaşımının günümüzde kanser ile mücadelede ciddi bir ümit olmaya başladığını söyledi.

    19. Avrupa Kanser Kongresi bu sene 7-11 Ekim 2016 tarihleri Danimarka’nın Kopenhag kentinde gerçekleştirildi. Yaklaşık 25 bin kişinin takip ettiği kongrede pek çok kanser türünde uygulanan yenilikçi yaklaşımlar ve tedavi olanakları onkologlar başta olmak üzere sağlık profesyonellerine sunuldu. Geçtiğimiz yıl Viyana’da gerçekleştirilen 18. kongrede ve son 2 yıldır Amerika Kanser Kongresi’nde de bilim dünyasının büyük ilgisini çeken kanser tedavisinde İmmüno-Onkolojik tedavi yaklaşımında kişinin bağışıklık sistemini hedef alan ilaçlar, bu kongrede de ön plana çıktı. Bunlardan, etkin maddesi nivolumab olan ilacın kongrenin ana oturumunda pek çok farklı kanserin tedavisinde sağkalımı uzattığı ve yaşam kalitesini arttırdığını gösteren çalışmalar sunuldu.

    “İmmüno-Onkoloji kanser ile mücadelede ciddi bir ümit olmaya başlamıştır”

    Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur, İmmüno-Onkolojik tedaviler ile ilgili yaptığı açıklamada, “Kanser tedavisinde cerrahi müdahale, radyasyon, kemoterapi ve hedefli tedaviler bugüne kadar tedavinin temelini oluşturmuştur. Ancak lokal olarak ilerlemiş veya ileri evre kanserlerde bu yöntemler ile uzun dönemli sağkalım ve pozitif bir yaşam kalitesi sağlanmasına rağmen, hastaların büyük çoğunluğunda yeni tedavilere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu karşılanmayan tıbbi ihtiyaç nedeniyle, temel mekanizması kanserle savaşmak üzere vücudun immün sistemi ile doğrudan çalışmayı hedefleyen ve İmmüno-Onkoloji olarak adlandırılan yenilikçi bir kanser tedavi yaklaşımı günümüzde kanser ile mücadelede ciddi bir ümit olmaya başlamıştır. Yassı hücreli ve yassı hücreli olmayan Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri hastalarını kapsayan 2 yıllık iki farklı Faz 3 çalışmasında, nivolumab ile mevcut kemoterapi tedavisine kıyasla sağlık durumu, yaşam kalitesi ve genel sağkalımda olumlu sonuçlar alınmıştır” dedi.

    Nivolumab ile kemoterapiye kıyasla hastalarda daha düşük oranda ve kontrol edilebilir yan etkiler görüldüğüne işaret ettiğini belirten Doç. Dr. Şendur şöyle devam etti:

    “CheckMate-275 çalışması metastatik veya rezekte edilemeyen ürotelyal kanser bulunan ve platin bazlı bir ilaçla tedavi sonrasında progresyon veya rekürrens görülen hastalarda Nivolumab’ın güvenlilik ve etkililiğinin değerlendirildiği bir Faz 2 klinik çalışmadır. Çalışmaya alınan hastalar PD-L1 ekspresyonuna bakılmaksızın çalışmaya dahil edilmiş olup, Doğrulanmış Yanıt Oranı (ORR) tüm hastalar için yüzde 19,6 olarak bulunmuştur.”

    “Baş boyun kanserleri sık görülen 7’nci kanser türü”

    Baş ve boyun kanserleri olarak bilinen kanserlerin genellikle ağız içi, burun ve boğaz gibi baş ve boyun içindeki nemli muköz yüzeyleri döşeyen skuamöz hücrelerden başladığını ifade eden Doç. Dr. Şendur, “Her yıl tahminen 400 bin-600 bin yeni olgunun görüldüğü ve yılda 223 bin-300 bin ölüme neden olan baş ve boyun kanseri, dünya genelindeki en yaygın yedinci kanserdir” dedi.

    4’üncü evre metastatik hastalık için bildirilen beş yıllık sağkalım oranının yüzde 4’ün altında olduğunu ifade eden Doç. Dr. Şendur, risk faktörleri arasında tütün kullanımı ve alkol tüketiminin yer aldığını, ayrıca İnsan Papilloma Virüsü (HPV) enfeksiyonunun da olguların hızla artmasına yol açan bir risk faktörü olduğunu belirtti.

    Yeni çalışmada yaşam kalitesi verileri açıklandı

    Nivolumab’ın değerlendirildiği diğer bir Faz 3 çalışmasında ise hasta tarafından bildirilen yaşam kalitesi verileri açıklandı.

    Üç farklı değerlendirme aracı ile elde edilen sonuç değerlendirmelerinin, nivolumabın hastaların semptomları ile fiziksel, rol ve sosyal fonksiyonlar dahil olmak üzere fonksiyonları bakımından stabilizasyon sağladığını gösterdiğini söyleyen Doç. Dr. Şendur şöyle devam etti:

    “Araştırmacının seçtiği tedaviyi alan hastalarda hasta tarafından bildirilen sonuçların 15. haftada nivolumaba kıyasla başlangıca göre istatistiksel olarak anlamlı ve klinik açıdan önemli şekilde kötüleştiği görülmüştür. Ayrıca, nivolumab ölçülen en fonksiyonel alanlarda kötüleşmeye kadar geçen sürenin iki kattan fazla uzamasını sağlamış ve yorgunluk, dispne ve uykusuzluk semptomlarında kötüleşmeye kadar süreyi araştırmacının seçtiği tedaviye kıyasla anlamlı derecede uzatmıştır. Araştırmacının seçtiği tedaviye kıyasla nivolumab ile klinik açıdan kötüleşme ağrı bakımından yüzde 74, duyusal sorunlar bakımından yüzde 62 ve ağzı açma sorunları bakımından yüzde 51 oranında azalmıştır. 2016 yılındaki yeni gelişmeler ışığında hastalarımıza İmmuno-Onkoloji tedavi seçeneklerini sunabilmek onkoloji gibi hızla değişen dinamiklerin olduğu bir alanda, tıbbi onkologlar olarak bizleri  heyecanlandırmaktadır. Yaşam süresinde uzama ve yan etkilerin az olması kaliteli bir yaşam olanağı sağlamaktadır.”

  • Kocaman: “Puan ya da puanlar almak çok ciddi bir adım olur”

    Atiker Konyaspor Teknik Direktörü Aykut Kocaman, Shakhtar maçından alınacak puan ya da puanların kendilerini Gent maçına kadar hesapların içinde tutma ihtimalini vereceğini söyledi.

    Atiker Konyaspor, UEFA Avrupa Ligi H Grubu’nda Atiker Konyaspor yarın Shakhtar Donetsk ile karşı karşıya gelecek. Tarihinde ilk kez UEFA Avrupa Ligi’nde mücadele edecek olan Atiker Konyaspor Teknik Direktörü Aykut Kocaman ve yeşil-beyazlı futbolcu Ali Çamdalı açıklamalarda bulundu.

    Yarınki zorlu Shakhtar Donetsk maçı hakkında konuşan Atiker Konyaspor Teknik Direktörü Aykut Kocaman, İstanbul takımları ve Trabzonspor dışında her kentin en büyük arzularından bir tanesinin Avrupa kupalarında ve Şampiyonlar Ligi’nde temsil hakkı kazanmak olduğunu söyledi. Kocaman, bu özlemi Konya’nın geçen seneki performansı ile giderdiğini ve gruplardaki ilk maçını da Shakhtar Donetsk ile oynayacağını ifade etti.

    İki takım arasında önemli farklılıklar olduğunu belirten Kocaman, en önemli farkın tecrübe olduğunu kaydetti. İlk defa Avrupa kupalarında oynayacaklarını vurgulayan Kocaman, “Rakibimiz ise UEFA Kupası’nı kazanmış, Avrupa liginde başarılı sonuçlar almış ve oynadığı maçların yüzde 50’sini kazanma alışkanlığı kazanmış takımlardan bir tanesi. En önemli şey olan tecrübe ise oynanmadan da elde edilmiyor. Ancak yarınki maçla beraber Konya şehri ve Konyaspor takımı bu tecrübeyi yavaş yavaş elde etmeye başlayacak. Yarınki maçın skor kadar bize en önemli katkısı bu olacak” dedi.

    Kuvvetli bir takıma karşı oynayacaklarını ancak hiçbir takımın mükemmel olmadığını da belirten Kocaman, Shakhtar Donetsk’in zayıf tarafları olduğunu, ligdeki birikimleriyle birlikte bu zaaflarından istifade etmek için büyük çaba göstereceklerini söyledi.

    “Puan ya da puanlar almak çok ciddi bir adım olur”

    Gazetecilerin yarın alınacak puan ya da puanların ne derece önemli olup olmadığı sorusuna Kocaman, “Puan çok ciddi bir adım olur. Özellikle Shakhtar’ın gücünü önce bir tespit etmek lazım. Puan ya da puanlar almak ciddi bir adım olur. Aynı zamanda da takımıma gruba, gruptaki takım güçlerine baktığımızda içeride oynayacağımız Shakhtar maçından alınacak puan bize son maçtaki Gent maçına kadar o zaman hesapların içinde tutma ihtimalini bize veriyor. Çok ciddi ve önemli bir adım olur” diye konuştu.

    Aykut Kocaman, Rangelov’un 2012 yılında gördüğü kırmızı kart cezasının 2016 yılında çekecek olmasının sorulması üzerine, “Bu kadar uzun süre cezanın kalıyor olması… Ceza bu işin içindeki önemli bir şeylerden bir tanesi, olması gerekiyor. Buna bir itirazım yok doğal olarak. Ancak öbür taraftan 5 sene sonra cezasını çekiyor olması… Yani bir şey olması lazım… Bu kadar ara geçtikten sonra biraz daha 2 veya 3 yıllık bir süre sanki daha makul gibi görünüyor. Bu anlamda belki yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olabilir mi bunu söylemek lazım. Bu sadece bizim durum adına değil genel olarak söylüyorum bunu. Rangelov bizim en önemli oyuncularımızdan bir tanesi. Zaten en fazla oynattığımız oyuncularımızdan bir tanesi. Özellikle takım savunması konusunda bilinen diğer santrforlara göre çok daha fazla bize yardım eden bir oyuncu. Olmasını çok fazla isterdim. Öbür taraftan da bizi en büyük gücümüz Rangelov yok diye ağıt yakacak durumumuz yok. Yok yani sonuçta öyle bir gerçekle karşı karşıyayız ve bu tip durumlar için de bizim hep öne çıkardığımız şey takım iradesi takım oyunu. Bu nitelikleri yarın da Rangelov’suz sahaya sürmeye çalışacağız. Yokluğunu diğer arkadaşlar hissettirmemeye çalışacaklardır diye tahmin ediyorum” ifadelerini kullandı.

    Hora’nın sakatlığı

    Hora’nın sakatlanmasını da değerlendiren Kocaman, “Rangelov’un cezasını öğrenince çok hızlı bir şekilde Avrupa kupası maçları için bir oyuncu almamız gerekiyordu. Yoksa normal şartlarda transfer ön tarafa fazla istemiyordum. Ve Hora’yı aldık. Ama yine de böyle sorunlarla karşılaşabiliyorsunuz. Bu iş, ana unsuru insan olan bir iş. Dolayısıyla tamamen yarın için transfer ettiğimiz bir oyuncunun bir özel maçta sakatlığıyla karşı karşıya kaldık. Benim bu konuda genel tarzım yüzde yüz hazır olmadığı sürece bir oyuncuyu tekrar riske atmaktan yana değil. Çünkü bir maçta bitmiyor işler. Arkasından Gençlerbirliği maçı var, arkasından tekrar bir lig maçı var arkasından tekrar kupa maçı var. Arka arkaya maçlar var. Oyuncuları yüzde yüz sağlıklı bir şekilde sahada tutmaya çalışmak genel tarzım. Hora’da bugün ve yarın özellikle kontrolden geçecek. Eğer kontroller neticesinde yüzde yüz olabileceği konusunda kendisi ve doktor karar verirse kadronun içinde tutmak niyetindeyim. Ancak genel olarak yüzde bir, yüzde iki, yüzde üç bile bir endişe olursa bundan sonra pek çok maç oynayacağız dolayısıyla sağlıklı bir oyuncuya yüzde yüz her zaman hem saha içinde hem de diğer maçlarda ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.

    “Yarınki maçta en büyük gücümüz takım olmaktır”

    Atiker Konyasporlu futbolcu Ali Çamdalı da, “Shakhtar Donetsk’le çok güzel bir karşılaşma olmasını temenni ettiğini ifade etti. İç sahada çok güzel bir atmosfer olacağını vurgulayan Çamdalı, “Çok güçlü bir rakiple karşı karşıya geleceğiz. Gücümüzün farkındayız. Yarın bunu sahaya yansıtıp, iyi bir sonuç almak istiyoruz. İki yıldır gösterdiğimiz başarıyı biz takım olarak gösterdik. Yarın da kesinlikle çok zorlu bir rakiple karşılaşacağız. İlk dakikadan son dakikaya kadar, terimizin son damlasına kadar savaşacağız. Yarınki maçta en büyük gücümüz takım olmaktır” diye konuştu.?