Etiket: Chpden

  • CHP’den Kurultay İçin Özel Albüm

    CHP Genel Merkezi tarafından, 16-17 Ocak tarihleri arasında Ankara’da düzenlenecek 35. Olağan Kurultay’a özel “Fotoğraflarla Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayları” albümü hazırlandı.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, talimatıyla hazırlanan ve çoğunluğu kamuoyuna ydaha önce yansımamış özgün fotoğraflardan oluşan albüm için yazdığı önsözde şu değerlendirmelerde bulundu:

    ÖNDERİMİZ ATATÜRK’ÜN İKİ BÜYÜK ESERİ

    “Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Benim iki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir’ der. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu veciz ifadesi, ‘Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır’ inancıyla başlattığı Kurtuluş Savaşı’nı zafere ulaştırmasının; ‘Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir” diyerek demokratik, laik ve çağdaş hukuk kurallarıyla temeli atılmış Cumhuriyetimizi yurttaşlarımıza emanet edişinin özeti gibidir. Çünkü Kurtuluş Savaşı sürecinde eşsiz bir rol oynayan Sivas Kongresi ile Kongre kararıyla oluşturulan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, CHP’nin tarihsel temelini oluşturur. Bu nedenledir ki Sivas Kongresi, CHP’nin ilk kurultayı olarak kabul edilir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve çok partili hayata geçişimiz, CHP’nin gerçekleştirdiği iki öncü devrim olarak, Cumhuriyet tarihimizin en önemli kilometre taşlarıdır.

    GURUR VERİCİ GEÇMİŞİMİZ

    Bu tarihsel yolculuğumuzun günümüzdeki bayrak taşıyıcıları olarak bizler, Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘İki büyük eserim’ sözleriyle övdüğü Cumhuriyetimizi ve partimiz CHP’yi, daha iyi kılmak için mücadele ediyoruz. Gurur verici geçmişimiz, içinden geçtiğimiz bu karanlık dönemde yol göstericimizdir. Ancak bu yol göstericiliğin vereceği katkı, Cumhuriyetimizin ve CHP’nin tarihsel geçmişini özümsememize de bağlıdır. Elinizde tuttuğunuz ‘Fotoğraflarla Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayları 1919- 2016’ albümünü, geçmişimizi doğru bir biçimde anlamayı ve anlamlandırmayı amaçlayan bir çalışma olarak, hem siz değerli partililerimiz hem de vatandaşlarımızın beğenisine sunmuş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Önemli bir çalışma olduğunu düşündüğüm bu albümün, kütüphanenizin en özel parçalarından biri olmasını umuyorum”

    İlk 25 kopyası numaralanan ve 300 sayfadan oluşan albümde 383 görsel kullanılmış, kitabın kapağı olarak da CHP’nin 1935 Yılında toplanan 4. Büyük Kurultayı için TBMM bahçesinde oluşturulan 6 ok heykeli seçilmiş”.

  • CHP’den Toplumsal Barışa ’Üçüncü Yol’ Alternatifi

    Cumhuriyet Halk Partili (CHP) kadın milletvekilleri ile gittikleri Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki izlenimlerini anlatan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke, toplumsal barışı sağlamak için CHP’nin üçüncü bir yol sunduğunu, bu yolun Meclis’te kurulacak Toplumsal Mutabakat Komisyonu olduğunu belirtti.

    CHP Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke; geçen hafta CHP Denizli Milletvekili Melike Basmacı, CHP İstanbul Milletvekili Gamze İlgezdi, CHP Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen, CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok ve CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu ile gittikleri Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki izlenimlerini CHP İzmir İl Başkanlığı binasında anlattı. Toplumsal barışı sağlamak için tüm partileri CHP’nin üçüncü yoluna çağıran Böke, her partinin siyasi taleplerinin Meclis’te kurulacak Toplumsal Mutabakat Komisyonu’nda tartışılması ve komisyon ile eş zamanlı çalışacak bir ortak akıl heyeti kurulması gerektiğini söyledi. Böke, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın özyönetim açıklamalarının sorulması üzerine “Özyönetim, bizim önerimizin tam karşıtı bir yaklaşımdır” dedi.

    ORTAK AKIL HEYETİ

    Toplumsal barışı sağlamak için CHP’nin üçüncü bir yolu olduğunu kaydeden Böke, sorunları çözmek için üçüncü bir yol olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Türkiye iki yol denedi. Birinci yol toplumsal barış için güvenlikçi politikalar üretildi. 30 yıl mücadele verildi. Bir adım dahi ilerlenemedi. İkinci yol AKP süreciydi. Bu süreç toplumsal barışı terör örgütü ve hükumet arası müzakerelere indirildi. Yönetimin kendisi kurgu olarak yanlıştı. CHP, yöntemin kalıcı barış getirmeyeceğini her fırsatta söyledi. CHP üçüncü yol olduğunu her yerde söyledi. İkinci yol başarısızlığa uğradı. Bu çok açık. Halk şunu soruyor. ’Ne oldu da 7 Haziran sonrası şiddet arttı?’ Cevabı açık. İkinci yol çöktü. Üçüncü yolu cesaretle konuşmamız gerek. Barışı toplumsallaştıracak bunu kalıcı kılacak bir dizi siyasi adım öneriyoruz. Çözüm Meclis’ten, siyasetten geçiyor. Gerçekten toplumu barıştırma düşüncemiz varsa CHP’nin üçüncü yolunda buluşalım. İlk olarak Meclis’te Toplumsal Mutabakat Komisyonu kurulmalı. Her partinin siyasi talepleri bu zeminde tartışılmalı. Bu komisyonun kurulması üçüncü yolun ilk ve önemli adımıdır. Siyaset tek başına çözemez bu sorunu. Toplum da davet edilmeli. CHP’nin üçüncü yol önerisinde komisyon Meclis’te çalışırken Meclis ile eş zamanlı çalışacak ortak akıl heyeti kurulmalı. Bu sakın akil adalarla karıştırılmasın. Alkil adamlar ikinci yolun çöküşünün emaresidir.”

    “ÖZYÖNETİM, BİZİM ÖNERİMİZİN TAM KARŞITIDIR”

    Böke, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın özyönetim açıklamalarının sorulması üzerine ise “Özyönetim açıklamalarının toplumsal barış inşası sürecine hiçbir faydasının olmadığını altını çizmek istiyorum. Özyönetim Türkiye’yi yeniden küstüren, bölen ve birbirinden uzaklaştıran, dolayısıyla şiddeti yeniden tırmandıracak bir öneridir. Bizim önerimizin tam karşıtı bir yaklaşımdır” diye konuştu.

    “İZMİR’İN KALBİ YANIYOR, DİYARBAKIR’IN HAYAT DAMARLARI KESİLMİŞ”

    İzmirli Necati Yenikapı’nın Şırnak’ın Cizre ilçesinde dün şehit olduğunu hatırlatan Böke, “İzmir’in kalbi yanıyor. Sadece İzmir değil Diyarbakır’ın hayat damarları kesilmiş, yaşamın durdurulmasından dolayı sıkıntıları cuma günü görme fırsatımız oldu. Çocuklar, kadınlar, gençler, anneler, babalar şiddet altında eziliyor. Bugün İzmir’den bir ses verelim. Tüm Türkiye’nin sesini de İzmir’den haykıralım. Bütün sorunlara İzmir’den, Eskişehir’den, Diyarbakır’dan çığlık atalım. Bu sorunları çözme yükümlülüğümüz var. Bu çığlıklara merhem olacak tek şey, bizi barıştıracak unsurlardır. İzmir’de bugün şu saatlerde bir anne oğlunun cenazesini almak için askeri hastanede bekliyor. O anne şiddetin en büyük mağdurudur. Sur bölgesinden göç etmek zorunda kalmış çocukların güvenliğinde endişe duyan anneler şiddetin mağdurudur” ifadelerini kullandı.

    “NECATİ’Yİ YAŞATMAMIZ GEREKİYOR”

    Türkiye’nin tüm renklerini bildiğini dile getiren Böke, şunları söyledi: “Bu renklerin çığlığını sızı olarak kalbimde hissediyorum. İki tane erkek çocuğu annesi olarak her şehit haberi geldiğinde kalbimin çarpıntısı ile uyanıyorum. Türkiye’nin birlikte yaşam kültürü için çok çabalayan bir partinin yöneticisi olarak gurur duyuyorum. Bu çılgınlığa son vermemiz gerekiyor. Necati’nin annesi Manisalı, babası Silvanlı. Necati Türkiye’nin bütün renklerini bilerek doğdu ve bu renkler uğruna da öldü. Bizim Necati’yi yaşatmamız gerekiyor. Manisalı bir anne ile Silvanlı bir babanın İzmir’de büyüyen oğlunun Türkiye hayalini gerçekleştirecek bir siyaseti inşa etmek zorundayız. CHP bu siyasetin öncüsü olmakta kararlıdır. Biz İzmir’in bu çığlığını bütün Türkiye’nin duymasını istiyoruz.”

  • CHP’den Vali Ali Yerlikaya’ya Ziyaret

    CHP Gaziantep İl Başkanlığına yeni seçilen Av.Nesrin Tuncel ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya’yı makamında ziyaret etti.

    Ziyarette CHP İl Başkanı Tuncel Güneydoğuda sokağa çıkma yasağı uygulanan yerleşim yerlerindeki sorunların ve operasyonların Gaziantep’e yansımalarına ilişkin kaygılarını dile getirdi. Başkan Tuncel ise şehrimizde yaşayan Kürt kökenli yurttaşlarımızın, operasyonların yapıldığı yerlerdeki akrabalarının zarar görüp mağdur olmaları nedeniyle kendilerinden operasyonlarda sivillerin korunması ve mağduriyetlerinin önlenmesi konusunda yardım istenildiğini belirtti.

    Ayrıca Başkan Tuncel, şehir merkezinde bulunan sözde Suriye hükümetinin binasının ve korumalarının tedirginlik yarattığını kendilerine şikayetler geldiğini belirtip, şehir merkezinden tahliye edilmelerini istedi.

  • CHP’den ABD Büyükelçisi Bass’ın Kılıçdaroğlu’nu Ziyaretine İlişkin Açıklama

    CHP, ABD Büyükelçisi John Bass’ın yeni yasama dönemi münasebetiyle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na bir nezaket ziyaretinde bulunduğunu, görüşmede CHP’nin başta Anayasa ve basın özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlükler ile Ortadoğu’daki gelişmelere ilişkin kamuoyunca bilinen görüşlerinin aktarıldığını ve fikir teatisinde bulunulduğunu açıkladı.

    CHP Basın Birimi’nden ABD Büyükelçisi John Bass’ın ziyaretine ilişkin yapılan açıklamada, “ABD Büyükelçisi John Bass, yeni yasama dönemi münasebetiyle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na bir nezaket ziyaretinde bulunmuştur. Genel Başkan Yardımcısı, Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak ve Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz’ın hazır bulunduğu görüşmede, Büyükelçi ve heyetine CHP’nin başta Anayasa ve basın özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlükler ile Ortadoğu’daki gelişmelere ilişkin kamuoyunca bilinen görüşleri aktarılmış; bahsi geçen konular hakkında fikir teatisinde bulunulmuştur” denildi.

  • CHP’den ’Putin’ Açıklaması

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, “CHP ile Putin arasında ne geçmişte ne de bugün hiçbir ilişki yoktur” dedi.

    Koç, CHP Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Ne yazık ki acı haberler gelmeye devam ediyor” diyerek sözlerine başlayan Koç, “Şırnak’ta şehit olan Mehmetçiğimize ve Diyarbakır’da şehit olan polisimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize sabır, yaralılara acil şifa diliyorum. Bu ülkenin birliğini, bütünlüğünü korumak için en büyük fedakarlığı yapan kahramanlarımızın aziz hatırasına şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin böyle bir dönemden geçerken bu ülkenin ocaklarına ateş düşerken herkesin devlet ciddiyeti ile hareket etmesi gerektiğini belirten Koç, “Devlet adamlarının görevi halkımızı bölmek, ayırmak, ötekileştirmek değildir. Devlet adamlarının işi halkın bir kesimini diğer kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa kışkırtmak değildir. Ucuz ajitasyonlar ve küçük iç politik hesaplar için insanları birbirine düşüren bir zihniyet ile hareket etmek yüzlerce yıllık devlet kültürümüze, terbiyemize yakışmaz” dedi.

    Cumhurbaşkanlığını bu açıdan “özel bir makam” olarak nitelendiren Koç, Anayasaya göre Cumhurbaşkanlığının Türkiye Cumhuriyetini ve milletin birliğini temsil ettiğine işaret ederek “Sembolik bir makamdır. Cumhurbaşkanı bütün vatandaşlarımızı kucaklamak, hangi siyasal inanç, düşünce veya sınıfa mensup olursa olsun hiç kimseyi ayırmadan bütün halkımıza saygı göstermek zorundadır. Cumhurbaşkanları bu görevi yerine getirmek için her zaman sıcak siyasetin dışına çıkmıştır. Hatta sıcak siyaset Türkiye’de tansiyonu yükselttiği zaman Cumhurbaşkanları ara bulucu bir rol üstlenmiş ve artan tansiyonu devlet aklıyla düşürmek için gayret etmiştir” şeklinde konuştu.

    “GÖREVİNİ İHMAL EDEN BİR CUMHURBAŞKANI İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    “Bizim devlet kültürümüz, terbiyemiz bu ülkenin tarihi bu devlet aklıyla hareket etmeyi gerektirir” diyen Koç, şöyle devam etti:

    “Bugün ne yazık ki kendi ettiği yemini çiğneyen, yapması gereken görevi ihmal eden bir Cumhurbaşkanı ile karşı karşıyayız. Cumhurbaşkanı yaptığı açıklamalarla, söylemleriyle Türkiye’yi geren, kutuplaştıran, ateşe körükle giden bir profil çiziyor. Türkiye dış politikada çok önemli bir süreç içerisinden geçerken ve herkesin çok hassas hareket etmesi gerekirken, Cumhurbaşkanı işi gücü bırakmış, ’ben buradan nasıl puan toplarım, nasıl muhalefet partilerine saldırırım’ diye bir düşünce ile hareket ediyor. Sayın Erdoğan’ın CHP ile Rusya arasında sanal bir bağlantı kurma çabası, devlet aklını değil adeta AK Troll aklını gösteriyor.”

    “CHP İLE PUTİN ARASINDA NE GEÇMİŞTE NE DE BUGÜN HİÇBİR İLİŞKİ YOK”

    CHP ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında ne geçmişte ne de bugün hiçbir ilişki bulunmadığını söyleyen Koç, “Hiçbir CHP’li de Putin ile baş başa yürüyüşler yapmış, akçeli ilişkilere girmiş, Türkiye’yi Şangay 5’lisine alır mısınız, almaz mısınız, alırsanız nasıl alırsınız diye pazarlıklar yapmış değildir” ifadelerini kullandı. Sürecin başından itibaren sınır güvenliğinin sağlanması noktasında hükümete destek verdiklerini anlatan Koç, şunları söyledi: “Sayın Genel Başkanımız başta olmak üzere partimizin her kurulundan bu yönde çok önemli açıklamalar yapıldı. Bütün bunlara rağmen Cumhurbaşkanının bir algı oluşturmak için hala CHP’yi suçlaması ve CHP’ye saldırması obsesif kompülsif bozukluk bir başka deyişle hastalık seviyesinde bir takıntının eseri değilse, yalancılıktır, müfteriliktir ve hakarettir.”

    “BU KONUDA HİÇBİR TEREDDÜT SÖZ KONUSU DEĞİL”

    CHP’nin Türkiye’nin egemenlik hakları ve hava sahasının korunması ve buna mutlak saygı gösterilmesini savunduğunu ifade eden Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bunda hiç kuşku yok. Bu konuda hiçbir tereddüt asla söz konusu değil. Bununla birlikte dış politika konularında deminde vurguladığım gibi iç politika mülahazalarıyla yapılan sorumsuz beyan ve açıklamaların daha ölçülü bir noktaya çekilmesi hiç şüphesiz önem taşımaktadır. Bu açıklamaların yapıldığı merci neresi olursa olsun, olayın hemen sıcaklığıyla daha sonra yaptığı açıklamaları tevil ederek isterse Cumhurbaşkanlığı makamı olsun, isterse hükümette diğer sorumlu noktalar olsun. Bütün söylediklerim mercileri de kapsayan sözlerdir.”

    “KRİZİ TIRMANDIRACAK AÇIKLAMALARA SON VERİLMESİNİ BEKLİYORUZ”

    Rusya ile yaşanan uçak düşürme krizinden sonra iki ülke arasında yaşanan gelişmeleri dikkatlice ve sorumluluk içinde değerlendirme gereği olduğu yönündeki açıklamalarını hatırlatan Koç, şöyle konuştu:

    “AKP’nin bu krizi kontrol etme, yönetme ve etkilerini azaltma noktasında krizin seyrine bağlı olarak temas edilen noktalar itibariyle doğru kanalları kullanmadığını açıkça ifade ediyoruz. Yeterli ve uygun bir dil kullanılmadığı ve olaylara bu suhuletle yaklaşılmadığı için, böyle davranılmadığı için Türkiye’nin orta ve uzun vadeli çıkarlarının olumsuz etkileneceğini şimdiden görüyoruz uyarıyoruz. Rusya’yla gelişen ve pek çok alanda stratejik işbirliğine dönüşmüş olan ilişkilerin bir anda bu noktaya getirilmiş olması ciddi olarak sorgulanmalıdır. Bu konuda CHP olarak üzerimize düşen her katkıyı devlet ciddiyeti ve sorumluluğuyla sunmaya devam edeceğimizin de bilinmesini istiyoruz. Krizi tırmandıracak ve etki alanını yayabilecek, genişletebilecek adımlara Rusya tarafından da son verilmesini beklemekteyiz. Bunu özenle belirtmek istiyoruz. Zira bu çekişmenin ve getireceği sonuçların her iki tarafa da orta ve uzun vadede yarar sağlamayacağı çok açıktır. Yalnız bir çıkarma yapacak olursak, bir sonuca varacak olursak. Bu kriz dahi, bu krizdeki gelişmeler sonrasında ortaya dökülen yetkili ağızlardaki cümlelerden de anlıyoruz ki, bir kere daha bu kriz şunu göstermiştir. Artık Türkiye, AKP tarafından her ne kadar son seçimde yüzde 49,5’luk bir oy desteği de gözükse maalesef iyi yönetilmemektedir. Bunun maliyetini Türkiye’de bütün milletimiz ödemek durumunda kalmaktadır.”

    “CHP, ÇİVİSİZ KALMIŞ ÇEKİÇ GİBİ İŞLEVSİZ KALMAKTAN KORKAN BİR PARTİ DEĞİL”

    CHP’nin tarih boyunca olduğu gibi bugün de sadece milletin büyük menfaatlerini, Türkiye’nin çıkarını, halkın geleceğini düşündüğünü savunan Koç, şunları kaydetti:

    “CHP şövenist, hamasetle hareket eden, habire düşman arayan, saldıracak kimseyi bulamayınca çivisiz kalmış çekiç gibi işlevsiz kalmaktan korkan bir parti değildir. Biz hamasetten, düşmanlıktan değil, akıldan, barış ve kardeşlikten besleniriz. Bir şeyi açıkça söylüyorum. Türkiye ile Rusya arasındaki mevcut kriz ne Türkiye’nin ne de Rus halkının menfaatine değildir. Halklarımızın karşılıklı çıkarlarını korumak için gereken akıl ile hareket etmeli, makul davranmalı, taraflar arasındaki bu tansiyon düşürülmelidir. Bugün yaşanan olayın faturasını Rusya’ya malını satan ihracatçımız, o pazara uzun yıllardır mal taşıyan üreticilerimiz, bu ülkenin kalkınmasında çok büyük bir rol oynayan müteahhitlerimiz ödemektedir. Bugün yaşanan faturasını Suriye’de Bayır-Bucak Türkmenleri, o bölgede Türkiye’den destek bekleyen kardeşlerimiz ve Suriye’de çok ciddi çıkarları tehlikeye giren ülkemiz ödemektedir. Bugün nasıl yaşananların faturasını milletimiz ödüyorsa gelecekte yaşanacakların faturasını da kaçak ve sıcak sarayında yaşayan Erdoğan değil, milletimiz ödeyecektir. Kimse kusura bakmasın biz de ana muhalefet olarak, halkımızın, milletimizin çıkarlarını korumakla yükümlüyüz. Sürecin kötü yönetildiğini, bu süreç en başından beri kötü yönetildiği için de işlerin bu noktaya geldiğini söylemek, bundan sonra da sürecin iyi yönetilmesini istemek zorundayız. Biz uluslararası hukuku, meşruiyet ilkelerini ve barışı savunuyoruz. Türkiye’nin komşularıyla iyi ilişkiler kurmasını istiyoruz.”

    “SIFIRLAMAYI MESLEK EDİNENLER TÜRKİYE’NİN İTİBARINI SIFIRLADI”

    Türkiye Cumhuriyetini tarihinin en ağır ithamlarına maruz bırakanların yenilgilerini muhalefeti suçlayarak telafi edemeyeceğini anlatan Koç, “Rusya krizinin en ağır bedelini sarayda saltanat sürenler değil halkımız ödeyecektir. Sıfırlamayı meslek edinenler Türkiye’nin itibarını sıfırladı. Ama onlar için çember daralıyor. Biz ’yurtta sulh cihanda sulh’ diyen bir dış politika geleneğinin takipçileriyiz. Erdoğan ise, ’yurtta kutuplaşma, bölgede savaş, dünyada cihat’ diyen bir geleneğin mensubudur” dedi.

    Cumhurbaşkanlığı makamının Erdoğan’a büyük geldiğini anlatan Koç, sözlerini şöyle tamamladı: “Ne oldum delisine dönmüş, tarafsızlığı bir kenara bırakarak muhalefete laf yetiştirmeyi farklı bir cumhurbaşkanlığı sanan bir kişinin ülkemizi savaşa sürükleme gayretleri elbette boşa çıkacaktır. Cumhurbaşkanı başta olmak üzere bütün makamların da anayasal sınırlarına geri dönmesini, Türkiye’yi gerecek, kutuplaştıracak, bu zor zamanlarda halkımız arasında uçurumlar açacak açıklamalardan uzak olmasını ve devlet aklıyla hareket etmesini bekliyoruz.”