Etiket: Chpden

  • CHP’den fındık üreticilerine çağrı

    CHP Ordu İl Başkanı Atila Şahin, fındık fiyatlarının bir türlü istenilen seviyeye gelmemesi üzerine üreticilere çağrı yaparak, “Fındıklarını emanete bırakmasınlar. İhtiyaçları kadar satsınlar” dedi.

    2015 sezonunun üreticiler açısından verimli geçmediğini, fındık sektöründe bilinçli dalgalanmalar yaşandığını, fındık piyasasını kontrol eden güçlerin istedikleri fiyattan fındık alım satımı yaptığını belirten CHP Ordu İl Başkanı Atila Şahin, üreticinin emeğinin sömürüldüğünü ve alın terinin heba edildiğini belirtti.

    Fındığın tekelci piyasanın insafına bırakıldığını savunan Şahin, “Oynanan oyunlar sonucunda başta üretici ve esnaf olmak üzere mağdur olmayan kimse kalmadı. Doğrudan iç piyasanın belirleyicisi konumuna gelmiş olan birkaç yabancı şirketin kazancı uğruna, ülkemize en çok döviz kazandıran tarım ürünü olan fındığa sahip çıkılmadı. Devletin müdahil olması gerektiği konusunda yapılan tüm uyarılarımıza iktidar sahipleri kulaklarını tıkadı. Ve bu tutum sonucunda Ordu ili de, Karadeniz Bölgesi de, ülkemiz ekonomisi de kaybetti” diye konuştu.

    “Fındık fiyatı neden artmıyor?”

    Bu yılki rekoltenin çok düşük olduğuna dikkat çeken Şahin, “Şu anda tüccarlar üreticinin elindeki fındığı almak için kapılarına arabalar gönderiyorlar. Fındığın yaş yada kuru olduğuna bile bakmıyorlar. Peki fiyatlar niye artmıyor? Fındığın fiyatı hala 10-11 TL seviyelerinde olmasının sebebi nedir? Bu işten ne üretici ne de tüketici karlı çıkıyor. Çünkü üretici ucuza satıyor, tüketici ise pahalı yiyor. Aradaki bu para kimin cebine gidiyor? Aradaki fark ne yazık ki birkaç yabancı şirketin cebine giriyor. Fındık üzerinde oyun oynanıyor” açıklamasında bulundu.

    “Üreticiler emanete fındık bırakmasın”

    Şahin, şöyle devam etti: “2014 yılında don afetine uğrayan fındık kadar bir üretim gerçekleşecek bu sene. 2014 yılında fındık 20 liranın üstüne çıkmıştı. Peki, şimdi fiyat niye yükselmiyor. İktidara buradan bir kez daha sesleniyorum. 2016 fındığını da heba etmeyiniz. Üreticiyi perişan etmeyiniz. Fındığımızı, üreticimizin alın terini birkaç yabancı şirkete peşkeş çekmeyiniz. Bin bir zahmetle üretilen fındığımızı gerçek değerine ulaştıralım. Fındığa devletin müdahalesi şart olmuştur. Bu aşamada Fiskobirlik devreye sokulmalıdır. Biz sonuna kadar, üreticimizin hakkını ve hukukunu korumaya devam edeceğiz. Geçen sene üreticimiz üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. Fındığını pazara indirmedi. Ancak bunca kumpastan sonra mağdur oldu. Üreticilerimize buradan bir kez daha sesleniyoruz. Fındıklarını emanete bırakmasınlar. İhtiyaçları kadar satsınlar. Hükümetin temsilcilerine sesleniyorum. Bu oyunu bozacak olanlar sizsiniz. Piyasayı kontrol edici mekanizmaları oluşturun. Fındık üreticisine kumpas kuranların oyunlarını boşa çıkarın. Bunu her yıl ülkemize 3 milyar dolar döviz getirisi sağlayan fındık üreticisine borçlusunuz. Bu gelir devletin kasasına girdiğinde üretici ve esnafımız bundan yararlanacak, aksi halde birkaç tane büyük fındık alıcısı bu durumdan karlı çıkacaktır. Geçen sene mağdur olan üreticimizi bu sene mağdur etmemek için gerekli önlemler alınmalı aksi taktirde gerek üreticimiz ve esnafımız dolayısıyla bölge ekonomimiz bundan büyük zarar görecektir.”

  • CHP’den alternatif tören

    Anafartalar Zaferinin 101. yıl dönümünde, CHP Büyük Anafarta köyünde bir tören düzenledi. Törende konuşan Genel Başkan Kılıçdaroğlu, “Türkiye’yi çağdaş uygarlığın ötesine taşımak zorundayız. Bize verilen miras ve görev budur. Bu görevi yerine getirmek her birimizin namus borcudur” dedi.

    Anafartalar Zaferinin 101. yılında, Türkiye’nin çeşitli kentlerinden gelen CHP’liler Çanakkale’nin Eceabat ilçesine bağlı Büyük Anafarta köyünde buluştu. Köyün Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen tören, saygı duruşu ve ardından İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Törende ilk olarak Vedat Sakman, Anafartalar Zaferi hakkında bilgi verdi. Daha sonra Tuğba Meşeli adlı bir öğrenci şiir okudu. Güvenç Dağüstün Kuvay-ı Milliye destanını seslendirip, törene katılan binlerce kişiyle birlikte Çanakkale Türküsünü söyledi. Türkü söylenirken, vatandaşlar duygusal anlar yaşadı.

    “Cumhuriyet bize altın tabakta sunulmadı”

    Müzik dinletisinin ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir konuşma yaptı. Kılıçdaroğlu, “Mübarek topraklardayız. Bu sabah hepimiz erken saatlerde yataklarımızdan kalktık buraya gelmek için. Ama bundan 101 yıl önce insanlar sabah gün doğarken cephelerdeydi. Omuzlarında silahları, olabildiğince beslenme olanaklarını sağlayarak bir emir bekliyorlardı, düşmana saldırmak için. Ve binlerce kişi binlerce evladımız şu anda bu topraklarda yatıyor. O nedenle bu topraklar şehit fışkıran topraklardır. Kefenli kefensiz yatan binlerce evladımız var burada. Bunları aradan 101 yıl geçmesine karşın unutmadık, unutturmayacağız. Çocuklarımıza, torunlarımıza da söyleyeceğiz. Bütün konuşmalarımda söyledim; Cumhuriyet bize altın tabak içerisinde sunulmadı. Bizim sınırlarımız birileri tarafından belirlenmedi, cetvelle çizilmedi. Her kilometresinde, her metresinde, her santiminde alın teri var, kan var, gözyaşı var. Cumhuriyetimiz bu kadar değerlidir. Ve cumhuriyetimizi sonuna kadar savunmakta hepimizin görevidir. İnancımız, kimliğimiz, yaşam tarzımız ne olursa olsun, bu güzel topraklarda birlikte ve kardeşçe yaşamak zorundayız. Bunu her ortamda söylemeye özen gösteriyorum” dedi.

    “Çanakkale, bir toplumun özgürlük savaşıdır”

    101 yıl önce burada çetin savaşların yaşandığını anımsatan Kılıçdaroğlu, “Dünyanın en güçlü ordularına karşı savaş veriliyordu. Osmanlıya hasta adam unvanı takılmıştı. Çünkü Osmanlı çöküş sürecini yaşıyordu. Eğer Çanakkale Zaferini kazansalardı, bir imparatorluğun başkentini ele geçirmiş olacaklardı. Dolayısıyla Çanakkale Savaşı sadece bizim tarihimizi belirleyen bir savaş değil, dünya tarihini belirleyen önemli bir savaştır. Dolayısıyla bu savaş bir ölüm kalım savaşının ötesinde bir toplumun özgürlük savaşıdır, gelecek savaşıdır. Egemen güçlere direnmesi savaşıdır. Bu nedenle bu savaş, hepimizin kutsal savaşıdır. Bu savaşın ortaya çıkardığı bir gerçek daha var. Bu savaş Gazi Mustafa Kemal gibi bir kahramanı tarih sahnesine çıkaran bir savaştır. 34 yaşında gencecik bir subay. Burada görevlendiriliyor. Başındaki komutan Liman Von Sanders. Gazi Mustafa Kemal gayet açık bir cümleyle şunu söylüyor; ’Emrinizdeki bütün kuvvetleri benim komutama verin.’ Liman Von Sanders ’Çok gelmez mi?’ diye Mustafa Kemal’e sorar. Atatürk’ün verdiği cevap: ’Az gelir, çok değil.’ Ve bütün kuvvetleri Mustafa Kemal’in emrine verir. Mustafa Kemal, 9 Ağustos’un ilk şafağında saldırıya geçer. Bütün kuvvetlerine ’Size ölmeyi emrediyorum’ der. Birinci cephe gider, hiç kimse sağ kalmaz. İkinci cephe gider, hiç kimse sağ kalmaz. Binlerce insan yaşamını yitirir. Böylesine bir süreç içerisinde bu topraklar şehit kanıyla sulanır ve bu topraklar düşmana teslim edilmez” diye konuştu.

    “Mustafa Kemal tarihin önemli liderlerinden birisi”

    Mustafa Kemal’in dünyanın en önemli liderleri arasında yer aldığını söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu, “Mustafa Kemal için İngiliz Komutan Churcill’in söylediği bir laf var ya; ’Yüz yılda bir toplumlara böyle bir lider gelir. Ama 20. Yüz yılda bu lideri Türkler kaptı, bu lider Türkiye’de ortaya çıktı’ der. Ve Mustafa Kemal Atatürk dünya tarihinin önemli liderlerinden birisidir. Mustafa Kemal’den birileri hoşlanmayabilir. Ama şunu hiç kimsenin unutmaması lazım; Eğer bu ülkenin minarelerinde 5 vakit ezan okunuyorsa, eğer bu ülkenin caddelerinden sokaklarında rahat gezebiliyorsa, eğer bu ülkede biz kadın erkek eşitliğini sağlayabiliyorsak, eğer biz Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırabiliyorsak bunların temelinde Mustafa Kemal’in alın teri vardır. Kimse bunu unutmamalıdır” dedi.

    “Burada şehit olanlar bir ideal uğruna ölüme gittiler”

    Savaşın bütün acımasızlığının bu topraklarda görüldüğünü söyleyen Kılıçdaroğlu, “Herkes ölüme ’Allah Allah’ diyerek ölüme koşmuştur. Hiç kimse ne olacak diye düşünmemiştir. Tek düşündükleri vardır; ’Ben kendi ülkeme yabancı asker postallarını getirtmem. Yabancı askerin postalları benim ülkeme ayak basamaz’ demiştir. Bu idealle çarpışmıştır. Bu çaba, bu emek 101 yıldır unutulmuyor, bundan sonra da unutulmayacaktır. Bu çabanın mücadelenin arkasında hiç bir ayrılık gayrilik yoktur. Bu topraklarda Gaziantepliler, Diyarbakırlılar, Hakkarililer, Trabzonlular, Tekirdağlılar, Çankırılılar, Yozgatlılar var. Yani bütün Anadolu ve Trakya burada yatıyor. Hepimizin babaları ve dedeleri burada yatıyor. Onların kimliğini kimse sorgulamadı. İnançlarını kimse sorgulamadı. Yaşam tarzlarını kimse sorgulamadı. Ama hep beraber bir ideal uğruna ölüme gittiler. Çocuklarına, torunlarına daha güzel bir Türkiye bırakmak için. Biz onların mirasçıları olarak daha güzel bir Türkiye’yi çağdaş uygarlığın ötesine taşımak zorundayız. Bize verilen miras ve görev budur. Bu görevi yerine getirmek her birimizin namus borcudur. Bunu hepimiz yerine getireceğiz. Mustafa Kemal Atatürk, savaşın ne olduğunu en iyi bilen kişidir. Bütün hayatı savaş meydanlarında geçmiştir. Ama Gazi şunu söyler; ’Savaş zorunlu olmadıkça bir cinayettir.’ der. Savaştan hoşlanmaz. Ama ’Benim ülkeme saldırırsanız, ben kendimi savunmak zorundayım. Topraklarımı savunmak zorundayım, onurumu savunmak zorundayız. Çocuklarıma, ülkeme iyi bir miras bırakmak zorundayım’ der ve ellerine kına yakıp cepheye asker gönderen anneleri de Mustafa Kemal Atatürk hiç unutmamıştır. Sadece bizim annelerimizi değil, buraya gelen ve bizim Mehmetçikle çarpışan anneleri de unutmamıştır. Bu kadar derin bir hoşgörüsü ve insan sevgisi vardır Gazi Mustafa Kemal’in yüreğinde” diyerek Atatürk’ün ANZAK askerlerinin annelerine hitaben yazdığı mektubu okudu.

    Konuşmasında, Çanakkale Savaşlarının, Kurtuluş Savaşının ön sözü olduğunu da hatırlatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

    “Evet düşmana karşı ilk sınav burada verilmiştir. Daha sonra iç ve dış düşmanlara karşı Anadolu’da verilmiş ve genç Türkiye cumhuriyeti kurulmuştur. Cumhuriyetin özelliği şudur; Hiç kimse, hiç kimsenin kulu kölesi değildir. Padişahın kulu yoktur artık. Cumhuriyetin özgür bireyleri vardır. Kadınlar köle değildir. Kadın erkek eşittir. Cumhuriyet demokrasi ile taçlandırılmıştır. Dolayısıyla Cumhuriyet, sadece bizim Cumhuriyetimiz olmasının ötesinde bütün mazlum milletlerin örnek cumhuriyeti haline dönüşmüştür. Bütün İslam dünyasına bakın, o dönemle beraber, Türkiye Cumhuriyetinde sonra yeni cumhuriyetler kurulmuştur. Bunlar kurulurken hep Mustafa Kemal örnek alınmıştır. Dolayısıyla hepimize düşen görevler var. Burada ölenleri anmamak mümkün değil. Binlerce kişi burada kefensiz yatıyorsa ve bu topraklardan şehitler fışkırıyorsa, bunu unutmamamız gerekiyor. Buraya geldik, onları anıyoruz. Ruhları şad olsun. Onları asla unutmamalıyız. Eğer biz bunu unutursak, emin olun çocuklarımızın yüzüne bakamayız. Olayları gerçek tarihiyle toplumumuza anlatamazsak, çocuklarımıza anlatamazsak emin olun kendi ülkemize ihanet etmiş oluruz. Çok ağır bir veballe karşı karşıyayız. Birileri bu savaşı unutturmak istiyor. Birileri Çanakkale’yi alıp başka yerlere çekmek istiyor. Binlerce kefensiz şehidi unutmamalıyız, unutturmamalıyız. Onların yaptığı mücadele mübarek kutsal bir mücadeledir. Bu mücadelenin kavgacısı ve sürdürücüsü olmak zorundayız. Biz, böyle ezgilerle acılarla, dramlarla bu ülkeyi kurduk. Birileri ülkeyi bizim elimizden alıp, ’Efendim ben şunu yapacağım, ben bunu yapacağım. Cumhuriyeti kaldıracağım’ demeye hakkı yoktur, izin de vermeyeceğiz.”

    Konuşmanın ardından, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan Çanakkale Savaşları şehitlerinin isminin yer aldığı Türkiye haritası, Gelibolu Belediye Başkanı Mustafa Özacar Atatürk plaketi, Enes Baran isimli çocuk ise Atatürk portresi hediye etti. Daha sonra, Kılıçdaroğlu, Atatürk portresinin de bağlı olduğu balonları gökyüzüne bırakırken vatandaşlar da ellerindeki balonları uçurdu. Kemal Kılıçdaroğlu daha sonra, Conkbayırı’nda düzenlenen tören alanına geçti.

  • Grevdeki üzüm işçilerine CHP’den destek

    TARİŞ’in Alaşehir Entegre Üzüm İşletmesinde 200 işçinin katıldığı greve CHP’li milletvekillerinden de destek geldi. CHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel grevdeki işçileri ziyaret ederek taşkınlık yapılmaması hususunda uyarılarda bulunarak, “İçeriye giren çıkan araçları engellemeyin. Sataşma kötü söz olmasın. Uzlaşma olursa davul zurna girersiniz, olmazsa, davul zurna direnirsiniz. Biz de sizinle beraberiz” dedi.

    CHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel ile CHP Manisa Milletvekili Dr. Tur Yıldız Biçer, Alaşehir TARİŞ Entegre Üzüm işletmesinde çalışan Öz Gıda – İş sendikasına üye 300 işçiden 200’ünün başlattığı greve destek verdi. Grevdeki işçileri ziyaret eden ve onlara moral veren milletvekillerine CHP İlçe Başkanı Ahmet Akgündüz ve parti yöneticileri de eşlik etti.

    Öz Gıda İş Sendikası tarafından dün başlatılan grevin ikinci gününde Öz Gıda İş Sendikası Genel Başkanı Emin Sürücü, CHP milletvekillerinin verdiği destekten dolayı teşekkür ederek, “Bizim istediğimiz, sadece 100 TL, iki ikramiye ve eşit çalışma imkanı. Ama işveren buna yanaşmıyor. Buna karşılık bize önerilen 40 TL. Bunda da elimize geçecek olan para 20 TL. Hakkımızı alana kadar direneceğiz” dedi.

    “Orta yol bulmaya çalışalım”

    CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise işçilere yaptığı konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “Vekillerimizin ve Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun size selamını getirdim. Dünyada iki tane şeyin rengi yoktur. Birincisi anaların gözyaşı, ikincisi işçinin alın terinin rengi. Son 15 yılda iktidar partisi tarafından nasıl gözden çıkarıldığını, nasıl zor durumda bırakıldığınızı biliyoruz. Hepimiz bu işletmenin zorluklarının farkındayız. Sizlerde afaki rakamlarla yola çıkmadınız, hakkınızı istiyorsunuz. Bu haklı talebinizi sendikanızla birlikte anlatmaya çalıştınız anlamadılar. Bundan sonrası yasaların size verdiği bir haktır. Bir insanın sendikalı olması kadar onurlu ve erdemli bir şey yoktur. Şimdi içeriye girip, işveren temsilcileriyle görüşüp bir orta yol bulmaya çalışacağız.”

    Araçların çıkışına izin vermediler

    Greve katılan işçiler, işletmeye ait araçların işletmeye giriş ve çıkışlarına izin vermedi. İşletmeden çıkmak isteyen kamyonun önüne oturan işçiler, kamyonun dışarı çıkmasına izin vermezken, polislerin araya girmesiyle bir süre bekleyen kamyonun çıkışına izin verildi.

    “Haklıyken haksız duruma düşmeyin”

    CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ve ekibi TARİŞ Entegre Üzüm İşletmesi yetkilileriyle görüşüp, dışarı çıktığında, “Arkadaşlar içeri gittik, görüştük. TARİŞ’in de bir kooperatif olduğunu, bu grevin uzlaşı ile tamamlanması gerektiğini söyledik. Onlar da kendi meselelerini anlattılar. Yeniden bir masa kurun dedik. Onlarda kendi aralarında müzakere edip sizinle görüşeceklerini söylediler. Size düşen içeride tartışma sürerken, haklarınızı sendikanız savunurken, burada haklıyken haksız duruma düşmeyin. İçeriye giren çıkan araçları engellemeyin. Sataşma, kötü söz olmasın. Uzlaşma olursa davul zurna işletmeye girersiniz. Olmazsa, davul zurna direnirsiniz, bizde sizinle beraberiz” dedi.

  • CHP’den bir miting de İzmir’e

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 4 Ağustos Perşembe günü saat 19.30’da İzmir Gündoğdu Meydanı’nda, tıpkı İstanbul Taksim Meydanı’nda olduğu gibi “Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi” düzenleyecek. 78 milyon vatandaşın davet edildiği, siyasi parti flamalarının yer almayacağı büyük buluşmaya CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da katılacak.

    CHP Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası dün İzmir’e gelerek il ve ilçe örgütleriyle toplantı yaptı. Bingöl, toplantının ardından bugün de CHP’nin İzmir programı ile ilgili basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, CHP İzmir İl Başkanı Alaattin Yüksel, CHP İzmir Milletvekilleri Tacettin Bayır, Ali Yiğit, CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Emre Yılmaz, ilçe belediye başkanları, ilçe başkanları, il ve ilçe örgütleri üyeleri katıldı.

    Meydanda sadece Atatürk posterleri ve Türk bayrakları olacak

    Toplantıda, CHP tarafından organize edilecek miting kararını açıklayan Bingöl, “4 Ağustos Perşembe günü saat 19.30’da Gündoğdu Meydanı’nda yeni bir büyük buluşma gerçekleştirmek üzere karar aldık ve resmi başvurumuzu yaptık. Parti bayrağı kullanılmayacak, amblemimiz olmayacak. Elimizde Atatürk posterler ile Türk bayrağı olacak. Gündoğdu Meydanı’nı da Taksim Meydanı gibi hep birlikte gelincik tarlasına dönüştüreceğiz bayraklarımızla” dedi.

    “78 milyon vatandaşımız davetli”

    Resmi başvuruyu sabah 09.00’da yaptıklarını ve anında karşılık bulduklarını kaydeden Bingöl şöyle devam etti, “Gündoğdu Meydanı bizim mitingimize tahsis edildi. Bu mitingi biz düzenliyor olabiliriz. Genel Başkanımız gelecek, Taksim’de olduğu gibi çok önemli açıklamalarda bulunacak. Ancak bu mitinge 78 milyon vatandaşımız davetlidir. Hangi siyasi parti, hangi sivil toplum örgütü, hangi hemşehri derneği, hangi meslek odası olursa olsun bu mitinge davetlidir. İnanıyorum ki Gündoğdu Meydanı tıklım tıklım dolacak, hatta o meydanın dışında denizden meydanı doldurmak adına ulaşmaya çalışan deniz araçları da mitingimize çok daha farklı anlam yükleyecek. Herkesi davet ediyoruz. Herkes o mitingin, büyük buluşmanın sahibidir, asli unsurudur diye bakıyoruz.”

    “Tavrımız açık”

    Konuşmasında 15 Temmuz darbe girişimi hakkında da değerlendirmede bulunan Bingöl, sözlerini şöyle sürdürdü: “15 Temmuz akşamından itibaren Türkiye’nin gündemini işgal eden tek bir konu var. Bu konu çok uzun süre konuşulacak, incelenecek ve değerlendirilecek. Hala olay bütün açıklığıyla ortaya çıkmadığı gibi birçok soru işaretini de beraberinde taşıyarak bugüne kadar geldi. 15 Temmuz akşamı ordudaki Fethullahçı cunta parlamenter sistemimize yönelik darbe girişiminde bulundu. Bu darbe girişimine karşı Cumhuriyet Halk Partisi kurulduğu günden beri açık bir şekilde darbelere karşı sürdürdüğü karşı tavrını daha olayın gerçekleşmeye başladığı ilk andan itibaren net bir şekilde ortaya koydu. Darbe girişimine kim ya da kimler başvuruyor olsa dahi bu tür girişimler başarılı olsa da olmasa da tavrımız açık. Her türlü darbeye karşıyız. Askeri ve sivil darbelerin tamamına karşıyız. Parlamenter sistem çok ama çok değerli. Parlamenter demokratik sistem güçlendiği sürece bu tür darbe girişimleri asla karşılık bulmayacaktır.”

    “Taksim’de kaygılar giderildi”

    “Biz yurttaşlarımızla birlikte cumhuriyeti, demokrasiyi, laikliği, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, özgürlüğünü ve parlamenter sistemi koruyacak, güçlendirecek her adımı atmakta kararlı olduğumuzu her fırsatta göstermek zorundayız” diyen Bingöl, bu sebeple 24 Temmuz’da CHP tarafından Taksim Meydanı’nda miting düzenlediğini hatırlatarak, şunları söyledi: “Cumhuriyet Partisi’nin tek başına düzenlediği ama asla CHP bayrak, flama ve pankartlarının olmadığı büyük buluşmayı Taksim’de gerçekleştirdik. Oraya 1 milyonun üstünde insan, adeta koşarcasına temmuzun sıcağında simge olan Taksim Meydanı’nı doldurdu. Kaygılar giderildi. Güvenlik endişesi vardı. Bu kaygılar da o mitingle birlikte aşıldı. Şimdi ‘Ortak değerlerimizi korumak adına birlikte hareket edelim’ diye Türkiye’nin her yerinde Cumhuriyet Halk Partisi’ne müthiş bir şekilde talepler geliyor.”

  • CHP’den “OHAL” açıklaması

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, OHAL kararını doğru bulmadıklarını söyledi.

    Parti binasında CHP Tokat İl Başkanı Fermuz Şahin ve partililerle birlikte basın açıklaması yapan CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, Mustafa Kemal Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının tüm halkla tek vücut olarak kurduğu bağımsız Cumhuriyet’in, kirli bir provokasyonla, bir darbe girişimiyle karşı karşıya kalmış olduğunu kaydetti. Bu kalkışmayı parlamenter sisteme, halkın iradesine, Anayasa’ya, Laik, demokratik hukuk devletine yapılmış bir saldırı olarak gördüklerini ifade eden Durmaz, “Bizler Cumhuriyet Halk Partisi olarak darbe kalkışmasına karşı duruşumuzu sergiledik, demokrasiye kasteden her türlü girişimin karşısında vatanımızı savunmak boynumuzun borcudur. Anlaşılmıştır ki Parlamenter demokrasi özgürlüklerimizin ve ülkemizin geleceğinin teminatıdır. Bu irade milletin iradesidir, sokakta vatanına sahip çıkan yurttaşlarımızla, birlik olduğumuzda, söz konusu vatan olduğunda nasıl da sağlam durduğumuzun kanıtıdır. Millet iradesi Cumhuriyeti ve demokrasiyi seçmiştir. Vatanına, Cumhuriyetine, geleceğine sahip çıkan tüm halkımıza teşekkür ediyoruz! 15 Temmuzda büyük bir dayanışmanın sınavını verdik, bu dayanışma ruhuyla Cumhuriyet Halk Partisi olarak ülkemizin aydınlık geleceği için çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

    “OHAL kararını doğru bulmuyoruz”

    Türkiye’nin çağdaş, özgür ve demokratik bir ülke olduğunu ve parlamentonun gücüyle bu süreci aşabileceğini ifade eden Durmaz, “Top sesleri arasında ülkeyi yöneten, bir Gazi Meclisimiz var. Bu Gazi Meclis en zor savaş koşullarında ülkemizin bağımsızlığını korudu. Bundan sonra da parlamento bunu yapacaktır. Bu nedenle parlamentonun yetkilerinin alınmasını, OHAL kararını doğru bulmuyoruz. Yargılamaların, hukuk ve adalet çerçevesinde, insan haklarını ihlal etmeden yapılması için Cumhuriyet Halk Partisi olarak her türlü desteği vereceğiz. Demokrasi ve hukuk devletinin gereği budur. Özgür, bağımsız ve çağdaş bir ülkede yaşamak için Cumhuriyet’e ve laikliğe hep birlikte sahip çıkmalıyız” diye konuştu.