Etiket: cezalandırılmasını

  • FETÖ davasında savcı 46 kişinin cezalandırılmasını istedi

    Samsun’da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında 10’ü tutuklu toplam 51 kişinin yargılandığı davada savcı 46 kişinin cezalandırılmasını istedi.

    Samsun Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından FETÖ’ye ait olduğu için kapatılan Canik Başarı Üniversitesi ile Başarı Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı Mütevelli

    Heyeti üyelerine yönelik 2016 Eylül ayında düzenlenen operasyonda gözaltına alınan Canik Başarı Üniversitenin Rektörü Prof. Dr. Yunus B.’nin de aralarında bulunduğu akademisyen, doktor, avukat ve iş adamı ile emekli öğretmenden oluşan 10’ü tutuklu 51 kişinin “silahlı terör örgütüne üye olma, terörizmin finansmanın önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet” suçlarından yargılanmalarına devam edildi.

    Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinde bugün akşama kadar devam eden duruşma sanık sayısı fazla olduğu için adliyenin konferans salonunda yapıldı. Tutuklu yargılanan Abdullah Ö., Etkin Pişmanlık Yasasından yararlanmak istediğini belirterek örgütlü ve örgütle bağlantısı olanlarla ilgili bilgiler verdi. Savcı davayla ilgili mütalaasını açıklayarak 4 kişinin beratını 1’i etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasıyla birlikte 46 kişinin de cezalandırılmasını istedi.

    Mahkeme, tutuklu yargılanan Abdullah Ö.’nün etkin pişmanlık yasası koşullarında verdiği ifade doğrultusunda tahliyesine karar verdi. 9 kişinin ise tutukluluklarının devamına karar verilirken, avukatların son savunma için süre istemesi üzerine duruşma karar verilmek üzere 9 Şubat 2018 tarihine ertelendi.

  • Esra Göve’nin katilinin ‘indirimsiz’ cezalandırılmasını istediler

    BALIKESİR (İHA) – Balıkesir’in Edremit ilçesinde Esra Gövem’in boşandığı eşi tarafından öldürülmesiyle ilgili davaya devam edildi. Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adliye önünde açıklama yaparak, zanlıların indirimsiz cezalandırılmasını istedi.

    Balıkesir’in Edremit ilçesinde boşandığı eşi tarafından öldürülen Esra Gövem’in 3. duruşması Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Kocası tarafından Altınoluk’ta öldürülen Pınar Ç.’nin ve 2016’da tarlada çalışırken öldürülen Emine Kuru’nun ailelerinin de katılımı ile Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Burhaniye Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.

    Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması adına söz alan Nebahat Dinler, “Esra Gövem, Emine Kuru, Hanife Aleman, Fatma Karabulut, Aygül Yolyül ve Pınar Ç. Geçen yıl Mayıs ayından bu yana Körfez bölgesinde altı kadın öldürüldü. Bugün, Esra Gövem duruşmasında ailesi ile dayanışmak için buradayız. Pınar’ın ve Emine Kuru’nun aileleri de burada. Bizler diğer davaların da takipçisi olacağız. Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Sezgi Kırıt cinayetinin faillerine vermiş olduğu ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının tüm davalara emsal olmasını temenni ediyoruz” dedi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adına katılan Ayşe Uysal, Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adına basın açıklamasını okudu. Uysal, Esra Gövem’in katiline indirim uygulatmayacaklarını vurgulayarak, “Bugün Edremit’te eski eşi tarafından polis koruması altındayken, 2 yaşındaki çocuğunun gözü önünde öldürülen Esra Gövem için, buradayız. Tıpkı öldürülen diğer kadın kardeşlerimiz gibi Esra’da boşanmak istediği için kendi hayatına dair karar verebilmek istediği için öldürüldü. Şimdi Esra’nın ailesiyle beraber kadınlar özgürce yaşayabilsin, kendi hayatlarına dair karar alabilsin, sırf bu yüzden ölümle burun buruna gelmesin diye toplandık. Her gün bir kadın öldürülüyor. Kadın cinayetindeki vahşet artıyor, kadınlar işkence edilerek öldürülüyor. Kadınlar en çok kendi hayatlarına dair karar vermek istediklerinde şiddetle karşılaşıyorlar.

    2013 yılında öldürülen kadınların yüzde 30’u, 2014 yılında öldürülen kadınların yüzde 47’si, 2015 yılında yüzde 50’si, 2016 yılında ise yüzde 66’sı sadece boşanmak istediği için kaybedilen hayatlardır. Boşanmaları önlemek için bu kadar çaba sarf eden bakanlığa soruyoruz; boşanmasını önlediğiniz kadınların kaçı hayattadır? Bütün gücünüzle koruduğunuz o aileler içerisinde kadınların kaçı şiddetten kurtulmuştur? Boşanmaları değil, kadın cinayetlerini durdurun” ifadelerini kullandı.

    “Tesadüf değil, erkek şiddeti”, “Bağır herkes duysun, erkek şiddeti son bulsun”, “Yaşasın kadın dayanışması” sloganlarının atıldığı basın açıklamasıyla iyi hal indirimleri verilmemesi, gerçek adaletin sağlanmasını ve kadın cinayetlerinin son bulması talep edildi.

    Öte yandan duruşma 30 Haziran tarihine ertelendi.

  • Savcı, Sözlü’nün cezalandırılmasını istedi

    Ceyhan İlçe Belediye Başkanlığı döneminde ’İhaleye fesat karıştırıp rüşvet aldığı’ iddiasıyla hakkında 19 yıla kadar hapis cezası istenen Adana’nın MHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü’nün yargılanmasına devam edildi. Hakim karşısına çıkan Sözlü’nün cezalandırılması için savcı mütalaasını yineledi. Sözlü’nün avukatları reddi hakim talebinde bulundu. Duruşma sonrası konuşan Sözlü, “Bu davada siyasi tarafın ağır bastığını düşünüyorum. İddialarının doğru olduğuna kendileri inansalar karar verirlerdi” dedi.

    İsimsiz ihbar mektubu kaleme alan bir kişi, Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü’nün Ceyhan Belediye Başkanlığı döneminde bazı sokak ve caddelerin parke taşı ihalesinde, iş tamamlanmamasına rağmen tüm ödemeleri yaptığı ve eksik kalan işleri de Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra ASKİ marifetiyle tamamlatmaya çalıştığını iddia ederek Adana Emniyet Müdürlüğüne şikayette bulundu.

    İhbar üzerine soruşturma başlatılırken, bilirkişi heyeti tarafından 3 milyon liralık kamu zararı oluştuğuna ilişkin rapor hazırlandı. Başkan Sözlü hakkında ’Edimin ifasına fesat karıştırmak ve rüşvet almak’ suçlamasıyla 19 yıla kadar hapis cezası, Mehmet Şahin, Mehmet Boran, Mustafa Hakan Aslan, Ragıp Bekaroğlu, Haluk Boran ve Hüseyin Güçüm isimli belediye çalışanı ve firma yetkililerinin de aralarında bulunduğu 14 sanık hakkında ise 7 ile 19 yıl arasında değişen hapis cezaları istemiyle Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesine dava açıldı.

    Davanın 5. duruşması bugün Başkan Sözlü, sanık ve tanıkların katılımıyla yapıldı.

    Bilirkişi raporunda imzası bulunanlar tanık olarak ifade verdi.

    “Teknik olarak bilgim yok”

    Tanıklardan Ceyhan Belediyesi Fen İşleri İmar İşlerinde inşaat mühendisi olarak görev yapan Gözde Boyacı, 2014 Mart ayında yapılan yerel seçimlerden sonra belediye başkanlığını kazanan Alemdar Öztürk’ün ilçedeki ihalelerin takibiyle ilgili yazılı görevlendirme yaptıklarını ve Cumhuriyet Mahallesi, İstiklal Mahallesi ve Şahin Özbilen Mahallesi’nde, Abdullah Kurtulgan, Fırat Doğma ve Mehmet Sevenol ile ölçüm çalışması yaptıklarını anlattı. Çalışma yaptıkları diğer yerleri hatırlamadığını söyleyen Boyacı, 5 gün süreyle ihale alanında tekerlekli ölçüm cihazıyla yolu ölçtüklerini dile getirdi. İhale alanında bazı yerlere parke taşlarının döşendiğini bazı yerlerde ise döşenmemiş olduğunu söyleyen Boyacı, yağmur borularıyla ilgili farklı kurum tarafından çalışma yapılan yerlere parke taşı döşenmediğini raporladıklarını söyledi. Sanık avukatlarının sorularını yanıtlayan Boyacı, şunları söyledi:

    “Bize verilen talimatta yağmur boruları yapımı ile ilgili talimat yoktu. Biz onun için bu konuda bir inceleme yapmadık. Tutanağa geçirmedik. Ben imarda çalıştığım için teknik konularda yeterli bir bilgim yoktur. Yeşil defter uygulamasıyla da ilgili bilgim yoktur. Biz gözlem yaparken çalışma devam ediyordu. Olay yerinde çalışma yapan birimin hangi birim olduğunu bilmiyordum. Ben, teknik olarak yağmur borusu döşenmesi ile ilgili önce parke taşının döşenmesi mi gerekir bu konuda da bir bilgim yok. Ben sadece görevimi yerine getirdim. Parke taşlarını tespit etmedim. Sadece ölçümlerini yaptım. Ek raporun altındaki imza da bana aittir. Hatırladığım kadarıyla belediye başkanı tarafından yazılı olarak görevlendirildik. Yine aynı şekilde daha önce kullandığımız tekerlekli ölçüm cihazını kullanarak yine ölçüm yaptık. Ekim ayında tespit ettiğimiz, yapılmayan kısımlara ilişkin alanların bir kısmı yapılmıştı. Eksik alanlar var mı hatırlamıyorum. Tutanağımın arkasındayım. Yaptığımız ölçüm cihazı bir işin tam ayrıntılarına kadar ölçüm yapamaz. Daha teknik cihazlarla ölçüm yapılabilir ama ikisi arasında çok büyük fark olmaz.”

    “Baskı nedeniyle hızlı çalıştık”

    Tanıklardan Ceyhan Belediyesinde jeoloji mühendisi olarak görevli Abdullah Kurtulgan ise ölçümleri çok hızlı yaptıklarına değindi. Çalışmalarının 3-4 günde bittiğini söyleyen Kurtulgan, yağmur suyu yapılan yerlerde parke taşlarının bulunmadığını ancak kenarlarda istiflenmiş parke taşları gördüğünü söyledi. İmar müdürünün işi hızlı bitirmeleri için baskı yaptığını ve bu nedenle hızlı çalıştıklarını söyleyen Kurtulgan, olay yerine ikinci gez gidip ölçüm yapmadıklarını, 2. rapora Gözde Boyacı’nın söylemesiyle imza attıklarını anlattı. Baskı nedeniyle hızlı çalıştıklarından sağlıklı bir rapor düzenleyemediklerini söyleyen Kurtulgan, “Bir alanda parke çalışması yaparken zeminin bir süre oturması beklenir. Özellikle birkaç yağmur geçmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

    “Bilirkişi istedik, gelmedi”

    Tanıklardan Harita Teknikeri Fırat Doğma da ihale alanında Ceyhan Nehri kenarındaki istinat duvarıyla ilgili derinlemesine ölçüm yapamadıklarını, uzunluğu ölçtüklerini ifade etti. Derinlemesine ölçüm için bilirkişi istediklerini ancak gönderilmediğini ileri süren Doğma, sağlıklı bir ölçüm için 1.5 ay gerekirken bu işi baskı nedeniyle kısa sürede yaptıklarını anlattı. Tekerlekli ölçüm cihazıyla yapılan ölçümlerde 10 metrede 60-70 santim kadar hata payı olabileceğini dile getirdi. Doğma da Gözde Boyacı’nın söylediğinin aksine, ikinci kez ölçüm yapmaya gitmediklerini, çıplak gözle gözlem yaparak eksik alanların ne kadarının tamamlandığını tespit ettiklerini kaydetti.

    Tanık ifadelerinde çelişkiler

    Avukatlar, çelişkiler nedeniyle Gözde Boyacı’nın tekrar görüşüne başvurdu. Boyacı, “Bana gösterdiğiniz her iki raporu da yaptığımız çalışmalar sonucunda elde ettiğimiz bilgiler doğrultusunda ben hazırladım. Arkadaşlar da imzaladı. 14 Kasım 2014 tarihinde olay yerine gidip gitmediğimizi hatırlamıyorum ancak imza atmışsam doğrudur” diye konuştu.

    Tanıklardan Ayşe Tüylü’ye ise banka hesabına Ömer Aydın tarafından havale edilen 180 bin lira soruldu. Tüylü, hesabını oğlu Murat Tüylü’nün kullandığını aktardı.

    “İş bitirildi ama tarihi hatırlamıyorum”

    Murat Tüylü de Müteahhit Ertuğrul Kütük’ün yanında çalıştığını ifade ederek, Kütük’ün elektrik, su, avukat gibi özel borçlarının yanı sıra diğer ödemelerini kendisinin kullandığı annesine ait hesaptan yaptığını söyledi. Ömer Aydın’ın o dönemlerde kendilerine ait ihalenin taşeronunu yaptığını ve Ceyhan’daki 2. etap parke taşı döşeme ihalesinde çalıştığını anlatan Tüylü, “Annemin hesabına gelen 180 bin lira parayı Ömer Aydın, Ertuğrul Kütük’ün borçları için göndermişti. Ben de parayı Ertuğrul Kütük’ün borçları için transfer ettim. Ceyhan’daki 1. ve 2. etap parke taşı ihalelerini Ertuğrul Kütük almıştı ancak 1. etabı bitirdikten sonra borçlarından dolayı bizzat işlerini yapamadı. 2. Etabı Ömer Aydın’a yaptırmaya başladı. Ertuğrul Kütük Haziran 2013’te işleri bıraktı. İşleri bıraktığında işlerin yüzde 80’i tamamlanmıştı. Daha sonradan Ömer Aydın işi bitirdi ama tarihini hatırlamıyorum” şeklinde konuştu.

    Sanık Ragıp Bekaroğlu’nun avukatı Memet Turan Özer ise müvekkili hakkındaki davanın Hüseyin Sözlü ile Alemdar Öztürk arasındaki siyasi bir davanın yansıması olduğunu, davanın ise Alemdar Öztürk’ün personeli ile düzenlediği bir proje olduğunu söyledi.

    Sanık avukatları, tanık beyanlarında aleyhte olan hususları kabul etmediklerini bildirdi.

    Sanık Mehmet Şahin’in avukatı Gül Çilli, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ihale alanında yaptığı yağmur suyu projesine ilişkin dosyanın getirilerek mevcut durumla karşılaştırılmasını istedi.

    Sanıklardan Hüseyin Sözlü, Rahmi Pekar ve Burak İnceoğlu’nun avukatı Mithat Burak Başkale de inşaat alanında ölçüm yapıldığı söylenen ve hatalı ölçüm yapması muhtemel olduğu belirtilen cihazın kapasitesiyle ilgili teknik rapor aldırılmasını talep etti.

    Sözlü, Ahmet Sevimli ve Haluk Boran’ın avukatı Kağan Kaman ise olay yerinde tutanak tutan belediye görevlilerinin beyanlarının çelişkilerle dolu olduğunu savundu. İhale sürecinde mülkiye müfettişlerinin görevlendirdiği kadastro teknikeri İzzettin Özer’in Ceyhan 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tespit davasında da bilirkişi olarak görevlendirildiğini ancak raporunda işlerin tamamlandığını ve kamu zararının oluşmadığı yönünde imzası olmasına rağmen dosyadaki hukuki raporlarda ise tam tersini ifade ettiğine dikkat çekti. Kaman, dosyanın ehil bir bilirkişiye tevdi edilerek yeniden rapor aldırılmasını talep etti.

    Sanıklardan Ragıp Bekaroğlu da Ceyhan Belediyesinde devam eden ihaleden dolayı suçlandığını ancak Ceyhan Belediyesinde hiç görev almadığını, hiçbir yerde imzası olmadığını, borç devri protokolünün Büyükşehir Belediyesine geldiğini, ihale dosyasının gelmediğini savundu.

    Savcı ise Başkan Sözlü ve diğer sanıkların cezalandırılması için mütalaasını yineledi.

    Sözlü’den savcıya tepki

    Savcı’nın mütalaasına tepki gösteren Başkan Hüseyin Sözlü ise, “Davaya konu olan bilirkişi raporunun, bilirkişi raporu olmadığı tanık ifadelerinden anlaşılmıştır. Tanıklar dinlendikten sonra bu bilirkişi raporuyla ilgili çok açık net ifadelerden sonra, aynı mütalaanın yapılması Türk hukukuna, adaletine, insan hakkına saygısızlıktır. İddia makamının mütalaasında ısrarcı olmasını anlamamaktayım” diye konuştu.

    Başkan Sözlü’nün avukatı ayrıca reddi hakim talebinde bulundu. Reddi hakim talebi, değerlendirilmek üzere üst mahkeme olan 7. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

    Sözlü hakkındaki yurt dışı çıkış yasağının devamına karar verilirken, duruşma 21 Şubat’a ertelendi.

    Duruşmadan sonra partilileri karşıladı

    Duruşmadan çıktıktan sonra partilileri tarafından karşılanan Başkan Sözlü, yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi:

    “Adaletin tecelli etmesini bekliyoruz. Bu davada siyasi tarafın ağır bastığını düşünüyorum. Kendim de siyasi hayatımda hiç rahata talip olmadım; adım Hüseyin. Adımın sahibinin kaderi Kerbela’ya yazılmış. Biz de çileye tabiyiz ama kendimize olan inancımızla hiçbir şeyden korkmadığımı ifade ediyorum. Aslında iddialarının doğru olduğuna kendileri inansalar karar verirlerdi.”