Etiket: Çevresi

  • Göz Çevresi Sorunları Yaşlı Gösteriyor

    Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Zekeriya Kul, göz çevresi sorunlarının yaşlı gösterdiğini söyledi. Kul, “Artık Emerge ile güvenle göz çevresi hatta göz kapağının kendisine lazer atışı yapabiliyoruz. Bunun dışında uygulama ciltle ilgili birçok sorunun çözümü de oluyor” dedi.

    GÖZ ÇEVRESİ NEDEN KIRIŞIR ?

    Göz kapağı ve çevresinin yüzümüzün mimik hareketleri açısından en aktif bölgesi olduğunu dile getiren Op.Dr. Zekeriya Kul, “Bu bölgenin ince bir deriye sahip olması ve hemen deri altında aktif kas tabakası olduğu için, her mimik hareketi sırasında (bunun yanı sıra, güneşe maruz kalma, yaşlanma vs) akordiyon gibi kasılan kas, üzerindeki deride de katlantılara yani çizgilenmelere neden olur. Zamanla bu çizgilenmeler kalıcı kırışıklığa dönüşür. Bazı kimselerde deri açık renkli ve çok ince olduğu için genç yaşta dahi, kırışıklığa rastlanabilir. Yaş, derinin ince olması, açık renk deriye sahip olmak, güneşe maruz kalmak, sigara içmek gibi faktörler kırışıklığı artırmaktadır” diye konuştu.

    Göz çevresinin her türlü estetik uygulamalarının Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi uzmanları tarafından yapıldığını ifade eden Op.Dr. Zekeriya Kul, “Ülkemizde uzmanlık dalları arasında bir tek Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı tarafından bu konuda eğitim verilmektedir. Göz doktoru yetiştiren göz hastalıkları anabilim dallarının eğitim müfredatında böyle bir alan bulunmamaktadır. Bu yüzden bir göz doktorunun estetik uygulama yapması medikolegal açıdan sorun teşkil etmektedir. Geçici olmakla birlikte günümüzde en etkin ve kesin sonuç veren yöntem botox uygulamasıdır. Ancak etkisinin geçici olması nedeniyle insanlar kalıcı sonuç arayışı içerisine girmişlerdir. Emerge deride oluşturduğu termal etki sayesinde kollajen üretimini uyararak, incelmiş ve kırışıklık oluşmuş deride iyileşme elde etmemizi sağlayacak, aynı zamanda yüzeyel cit lekelerini de ortadan kaldıracaktır” dedi.

    Op.Dr. Zekeriya Kul, lazer tedavisi konusunda ise şunları söyledi:

    “Emerge diğer lazer sistemlerinden farklı olarak ablatif olmayan bir teknoloji kullandığı için cildin yüzeyinde doku kaybına neden olmuyor ve cilt iyileşme hızı eski sistemlere göre çok daha yüksek oluyor. Emerge lazer özel dalga boyu ve güvenlik teknolojisi ile dünyada göz çevresi uygulamalarında FDA onayına sahip tek lazer cilt yenilme cihazıdır. Emerge lazer uygulamasından sonra cildin toparlanma süresi 1-3 gün arasında uygulamanın dozuna göre değişiyor. Emerge uygulamasından 24 saat sonra kişi kendini normal hayatına devam edebilir olarak görüyor. Uygulamadan sonra hafif bir pembemsi görünüm oluşuyor ve 24-48 saat içerisinde kişinin normal günlük aktivitelerini yapmasında sorun olmayacağını hissettiği şekle geliyor.”

    BU UYGULAMANIN BOTOX VE DİĞER ESTETİK UYGULAMALARDAN FARKI NEDİR?

    Botox gibi etkisi geçici değildir. Ayrıca botoxun etkisinden farklı olarak direkt kasları etkilemeyeceği için, mimik hareketlerinde değişiklik oluşturmayacaktır. Ayrıca botoxtan farklı olarak derinin üst tabakasında da yenilenme elde etmemizi sağlayacaktır. Botox dışındaki diğer estetik uygulamalardan (invaziv, minimal invaziv) farklı olarak ise günlük hayattan kopmanıza neden olmuyor.

    UYGULAMA BAŞKA HANGİ SORUNLARDA KULLANILABİLİYOR?

    Emerge her ne kadar göz çevresi uygulamalarında bir çığır açmış olsa da tüm yüz bölgesi cilt yenilemesinde, sıkı cilt için, çatlak tedavisinde, cilt rengi açmada ve cilt gençleştirmede de kullanılabilecek bir lazer uygulamasıdır. Fraksiyonel atış yaptığı için günlük yaşamdan uzaklaştırmayacaktır.

  • Göz Çevresi Kırışıklıklarına Lazerli Çözüm

    Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Zekeriya Kul, “Artık Emerge ile güvenle göz çevresi hatta göz kapağının kendisine lazer atışı yapabiliyoruz” dedi.

    Cynosure Plaomar firmasının üretmekte olduğu yenilikçi teknolojik göz çevresi ve cilt yenileme lazer sistemi emerge ile uygulamalara yeni bir boyut açmanın mümkün olduğunu anlatan Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Zekeriya Kul, “Ablatif olmayan bir dalga boyu olan 1410 nm bandını kullanan lazer aynı zamanda tek atımlı fraksiyonel tarama teknolojisine de sahip. Tarama alanını tek tek atışlarla doldurarak ağrı seviyesini minimalize ediyor ve daha etkin sonuçları daha konforlu alınmasını sağlıyor. Cilt yüzeyinden dermisin alt tabakalarına kadar ablatif bir etki göstermeden micro thermal kolonlar açarak cildin yenileme mekanizmasını çalıştırıyor. Oluşan termal hasar cilt altında sıkılaşma etkisi ve cildin onarımını tetikleyerek yeni sağlıklı cilt görünümünü sağlıyor.” diye konuştu.

    Emergenin diğer lazer sistemlerinden farklı olarak ablatif olmayan bir teknoloji kullandığı için cildin yüzeyinde doku kaybına neden olmadığını ve cilt iyileşme hızı eski sistemlere göre çok daha yüksek olduğunu kaydeden Op.Dr. Zekeriya Kul, “Emerge lazer özel dalga boyu ve güvenlik teknolojisi ile dünyada göz çevresi uygulamalarında FDA onayına sahip tek lazer cilt yenilme cihazıdır. Emerge lazer uygulamasından sonra cildin toparlanma süresi 1-3 gün arasında uygulamanın dozuna göre değişiyor. Emerge uygulamasından 24 saat sonra kişi kendini normal hayatına devam edebilir olarak görüyor. Uygulamadan sonra hafif bir pembemsi görünüm oluşuyor ve 24-48 saat içerisinde kişinin normal günlük aktivitelerini yapmasında sorun olmayacağını hissettiği şekle geliyor. Açılan mikro kolonlar birkaç hafta içeresinde koagüle olan alanda eski dokular yeni kolajen ve elastin dokusuyla yer değiştirir. Uygulama haftada bir, 3 defa tekrarlanarak istenilen sonuç sağlanıyor. Uygulamadan sonra cilt yüzeyinde daha pürüssüz ve sağlıklı bir cilt görünümü ortaya çıkar. Özellikle yaşa birlikte belirginleşen kaz ayağı, göz altı çizgilerinde etkin sonuçlar alınıyor. Emerge ile yapılan göz çevresi kırışıklık giderme ve renk açma uygulamalarında kırışıklılarda azalma, incelen dokuda kalınlaşma ve pigmentasyon problemlerinden azalma görülmektedir. Yapılan araştırmalarda cildin tümünde uygulama yaparak yüzdeki kırışıklılar yüzeysel pigmentasyon problemleri ince kılcal görünümde iyileşme sağlanabiliyor. Araştırma sonucunda uygulama yapılan kişilerdeki memnuniyet oranı yüzde 95 olarak tespit edilmiştir” dedi.

    Op.Dr. Zekeriya Kul, daha sonra şunları kaydetti; “Her cilt tipinde güvenle uygulanabilen Emerge bir takım üst seviye güvenlik sistemiyle geliyor. Özellikle göz çevresinde ki başarısı uygulanabilirliğiyle dikkat çeken lazerin Amerikan FDA onayı bulunuyor. Emerge yüksek güvenlikli bir lazer atım sistemine sahip, lazer başlığı cilde tamamen ışık sızdırmaz bir şekilde oturmadan atış yapmıyor. Sistem cilde tam temas halinde hazır olduğuna dair bir sinyal veriyor ve operatör atış yapabiliyor. Bu yöntemle gözaltına 1 mm ye kadar dahi yaklaşık işlem yapılabiliyor. Beş farklı atış seviyesi ile cilde yapılmak istenen etki artırılabiliyor. Emerge lazer cilde 70 noktasal micro kolona kadar atışı tek atışta açabiliyor ve her kolon epidermisin üst tabakasına uçurmadan (ablasyon) dermise 450 micron derinlikte koagülasyon yaratabiliyor. Non-ablatif teknolojisi her nekadar cilt yüzeyine zarar vermiyorsa da cilt tipi 3 ve üzeri kişilerde güneşten bir süre korunmak gerekiyor. İşlem sonrasında cildi nemli tutmak, soyma ve ısıl işlemlerden 3 gün kaçınmak gerekiyor.

    Botox ve dolgu gibi işlemlerle birleştirilebilen Emerge cilt yenileme lazeri, doktorlar için yeni bir alan açarak müşteri memnuniyetini bir üste seviyeye taşımalarını sağlıyor.

    Çatlak tedavilerinde de Emerge lazer kullanılabilmektedir. Vücudun iyileşme mekanizmasıyla hasarlı doku yerini yeni dokuya bırakarak çatlak görünümünde yüzde 70 lere varan iyileşme sağlanmaktadır. Çatlak uygulaması bölgenin büyüklüğüne bağlı olarak yarım saat civarında sürmektedir. Tekrar seansları yapılabilir.”

  • Göz Çevresi Estetiğinde Lazerli Çözüm

    Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Zekeriya Kul, “Artık Emerge ile güvenle göz çevresi hatta göz kapağının kendisine lazer atışı yapabiliyoruz” dedi.

    Op.Dr. Zekeriya Kul, Cynosure Plaomar firmasının üretmekte olduğu yenilikçi teknolojik göz çevresi ve cilt yenileme lazer sistemi emerge ile uygulamalara yeni bir boyut açmanın mümkün olabildiğini belirterek, “Ablatif olmayan bir dalga boyu olan 1410 nm bandını kullanan lazer aynı zamanda tek atımlı fraksiyonel tarama teknolojisine de sahip. Tarama alanını tek tek atışlarla doldurarak ağrı seviyesini minimalize ediyor ve daha etkin sonuçları daha konforlu alınmasını sağlıyor.

    Cilt yüzeyinden dermisin alt tabakalarına kadar ablatif bir etki göstermeden micro thermal kolonlar açarak cildin yenileme mekanizmasını çalıştırıyor. Oluşan termal hasar cilt altında sıkılaşma etkisi ve cildin onarımını tetikleyerek yeni sağlıklı cilt görünümünü sağlıyor.

    Emerge diğer lazer sistemlerinden farklı olarak ablatif olmayan bir teknoloji kullandığı için cildin yüzeyinde doku kaybına neden olmuyor ve cilt iyileşme hızı eski sistemlere göre çok daha yüksek oluyor. Emerge lazer özel dalga boyu ve güvenlik teknolojisi ile dünyada göz çevresi uygulamalarında FDA onayına sahip tek lazer cilt yenilme cihazıdır. Emerge lazer uygulamasından sonra cildin toparlanma süresi 1-3 gün arasında uygulamanın dozuna göre değişiyor. Emerge uygulamasından 24 saat sonra kişi kendini normal hayatına devam edebilir olarak görüyor. Uygulamadan sonra hafif bir pembemsi görünüm oluşuyor ve 24-48 saat içerisinde kişinin normal günlük aktivitelerini yapmasında sorun olmayacağını hissettiği şekle geliyor” diye konuştu.

    Açılan mikro kolonların birkaç hafta içeresinde koagüle olan alanda eski dokular yeni kolajen ve elastin dokusuyla yer değiştirdiğini, uygulamanın haftada bir, 3 defa tekrarlanarak istenilen sonuç sağlandığını anlatan Op.Dr. Zekeriya Kul, ”Uygulamadan sonra cilt yüzeyinde daha pürüssüz ve sağlıklı bir cilt görünümü ortaya çıkar. Özellikle yaşa birlikte belirginleşen kaz ayağı, göz altı çizgilerinde etkin sonuçlar alınıyor. Emerge ile yapılan göz çevresi kırışıklık giderme ve renk açma uygulamalarında kırışıklılarda azalma, incelen dokuda kalınlaşma ve pigmentasyon problemlerinden azalma görülmektedir. Yapılan araştırmalarda cildin tümünde uygulama yaparak yüzdeki kırışıklılar yüzeysel pigmentasyon problemleri ince kılcal görünümde iyileşme sağlanabiliyor. Araştırma sonucunda uygulama yapılan kişilerdeki memnuniyet oranı yüzde 95 olarak tespit edilmiştir.” dedi.

    Op.Dr. Zekeriya Kul, daha sonra şunları söyledi; “Her cilt tipinde güvenle uygulanabilen Emerge bir takım üst seviye güvenlik sistemiyle geliyor. Özellikle göz çevresinde ki başarısı uygulanabilirliğiyle dikkat çeken lazerin Amerikan FDA onayı bulunuyor. Emerge yüksek güvenlikli bir lazer atım sistemine sahip, lazer başlığı cilde tamamen ışık sızdırmaz bir şekilde oturmadan atış yapmıyor. Sistem cilde tam temas halinde hazır olduğuna dair bir sinyal veriyor ve operatör atış yapabiliyor. Bu yöntemle gözaltına 1 mm ye kadar dahi yaklaşık işlem yapılabiliyor. Beş farklı atış seviyesi ile cilde yapılmak istenen etki artırılabiliyor. Emerge lazer cilde 70 noktasal micro kolona kadar atışı tek atışta açabiliyor ve her kolon epidermisin üst tabakasına uçurmadan (ablasyon) dermise 450 micron derinlikte koagülasyon yaratabiliyor. Non-ablatif teknolojisi her nekadar cilt yüzeyine zarar vermiyorsa da cilt tipi 3 ve üzeri kişilerde güneşten bir süre korunmak gerekiyor. İşlem sonrasında cildi nemli tutmak, soyma ve ısıl işlemlerden 3 gün kaçınmak gerekiyor.

    Botox ve dolgu gibi işlemlerle birleştirilebilen Emerge cilt yenileme lazeri, doktorlar için yeni bir alan açarak müşteri memnuniyetini bir üste seviyeye taşımalarını sağlıyor.

    Çatlak tedavilerinde de Emerge lazer kullanılabilmektedir. Vücudun iyileşme mekanizmasıyla hasarlı doku yerini yeni dokuya bırakarak çatlak görünümünde yüzde 70 lere varan iyileşme sağlanmaktadır. Çatlak uygulaması bölgenin büyüklüğüne bağlı olarak yarım saat civarında sürmektedir. Tekrar seansları yapılabilir.”

  • “Karahisar Kalesi Çevresi Kentsel Sit Alanı Turizm Yönetim Planı” Proje Sözleşmesi İmzalandı

    Zafer Kalkınma Ajansı (ZEKA) 2015 Yılı doğrudan faaliyet destek programı 2. dönem kapsamında desteklenmesine karar verilen 5 projeden biri olan Afyonkarahisar İl Özel İdaresi tarafından hazırlanan “Karahisar Kalesi Çevresi Kentsel Sit Alanı Turizm Yönetim Planı” proje sözleşmesinin imzalandığı belirtildi.

    Afyonkarahisar Valiliği Proje Üretim ve Koordinasyon Merkezi tarafından konu ile ilgili yapılan yazılı açıklamada, projenin kentin tanıtımına önemli katkılar sağlayacağı belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Proje kapsamında Afyonkarahisar’ı 2023 Türkiye turizm stratejisi hedeflerine götürmek amacıyla zengin tarihi birikimini koruyup, yaşayan, üreten, sosyo-ekonomik mekansal ve kültürel kimliğini geleceğe aktaran Karahisar Kalesi çevresi kentsel sit alanının turistik bir çekim merkezi haline gelmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları ile Karahisar Kalesi Çevresi Kentsel Sit Alanı Turizm Yönetim Planı Çalıştayı düzenlenecek ve çalıştay raporu hazırlanacaktır. Hazırlanacak çalıştay raporundaki verilerden hareketle Karahisar Kalesi kentsel sit alanı için Strateji ve Yol Haritası Belgesi hazırlanacaktır. Çalıştay raporu ve strateji ve yol haritasının uygulanmasıyla Karahisar Kalesi Kentsel Sit Alanı Turizm Yönetim Planı hazırlanarak kitap haline getirilecektir. Karahisar Kalesi Kentsel Sit Alanı Turizm Yönetim Planı’yla; Karahisar Kalesi çevresindeki tarihi sokaklar, çarsılar, müzeler, anıtlar, evler, konaklar, camiler, Mevlevihaneler, hanlar, hamamlar, çeşmeler ve el emeğiyle üretim yapılan işyerlerinin bakırcılar, kalaycılar, keçeciler, gümüşçüler, bıçakçılar, yemeniciler gibi alanın tarihi ve kültürel değerlerinin tanıtımı yapılacaktır” denildi.

  • Bel Çevresi Kalınlığı Hastalık Habercisi

    Bel çevresi kalınlığının erkeklerde 94, kadınlarda 80 santimetreden fazla olmasının kalp ve damar hastalıkları açısından en önemli risk faktörleri arasında yer aldığı bildirildi. Memorial Antalya Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Gökhan Yazıcıoğlu, karın bölgesinde oluşan fazla miktarda yağlanma ile kendini gösteren ’metabolik sendrom’ hastalığının insülin direnci, diyabet, kan yağlarında dengesizlik, hipertansiyon ve koroner kalp hastalığına yol açabileceğini söyledi.

    “KRONİK HASTALIKLAR VE OBEZİTE BELİRTİ VERİR”

    Metabolik sendromun, insülin direncinin, bozulmuş karbonhidrat toleransı, şeker hastalığından en az birinin bulunması, hipertansiyon, iyi huylu kolesterol düşüklüğü ve kan yağları yüksekliği gibi belirtilerle kendini gösteren önemli bir hastalık olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Gökhan Yazıcıoğlu, özellikle karın bölgesinde ciddi ölçüde yağlanmanın obeziteye yol açtığını, kadın ve erkeklerde bel çevresi genişliğinin olması gereken değerlerin çok üzerine çıkacağını söyledi. Yazıcıoğlu, hastalığın, doğru beslenme ve düzenli egzersiz içeren bir yaşam tarzı değişikliği gerektirdiğini ifade etti.

    “TEDAVİNİN İLK AŞAMASI KİLO KONTROLÜ VE HAREKETLİ YAŞAM”

    Uz. Dr. Gökhan Yazıcıoğlu, kilo kontrolünün sağlanmasının, metabolik sendromun öncelikli tedavisi olduğunu belirterek, “Bunun için de kilo vermeye yardımcı sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz bir yaşam biçimi haline getirilmelidir. Bazı hastalarda diyet ve egzersiz ile birlikte ilaç kullanımı gerekebilir. Yüzde 5-10’luk kilo kaybı bile metabolik sendromun tüm bileşenlerini kontrol altına alabilmek için yeterlidir. Yüzde 7 oranında kilo vermek ve hareketli bir yaşam şekli benimsemek, şeker hastalığı oluşma riskini ortalama yüzde 50 oranında azaltmaktadır. Metabolik sendromda beslenme tedavisinin amacı, insülin direnci sorununu ve buna bağlı bozuklukları önlemektir. Alınan kalorinin yağ miktarı yüzde 25-35 oranında tutulmalı, bunun da büyük kısmı zeytinyağı, fındık ve kanola yağı olmalıdır. Soya, ayçiçeği ve mısırözü yağı daha az oranda tercih edilmelidir. Bunun yanında fındık, ceviz, badem, keten tohumu yağı tercihen tüketilebilir. Omega-3 yağ asitlerinden zengin beslenme ve özellikle balık tüketimi önemlidir. Karbonhidrat oranı toplam kalorinin yüzde 45-55’ini oluşturmalı ve daha çok tam tahıllar, meyve ve sebzeler, kuru baklagiller, tahıllı ve yulaf içeren kahvaltılıklar tercih edilmelidir. Kalorinin kalan kısmı proteinden alınmalıdır. Derisi çıkarılmış tavuk veya hindi, yağsız dana eti ile yağsız veya düşük yağlı süt ürünleri bu alandaki sağlıklı seçeneklerdir” dedi.

    Et ağırlıklı beslenme alışkanlıklarına sahip olan kişilerin, kırmızı ette bulunan yüksek miktardaki doymuş yağ oranını göz önüne alarak, et tüketim miktarı ve sıklığında dikkatli olması gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Yazıcıoğlu, öğünlerde 2-3 köfte kadar et tüketiminin, günlük et gereksinimini karşılayacağını kaydetti. Etin ızgara, fırın ve haşlama yöntemleriyle pişirilmesi gerektiğini söyleyen Yazıcıoğlu, kızartma ve kavurma yönteminin sağlıklı olmadığına dikkat çekti.

    Uzm. Dr. Yazıcıoğlu, “C ve E vitamini içerikli besinlerin tüketimine özen gösterilmelidir. Bunun için de sebze ve meyve, salata, taze sıkılmış meyve suları sofrada tercih edilmesi gereken seçeneklerdir. Hamurlu, şerbetli ve ağır tatlılar yerine, vücudun şeker ihtiyacı sütlü ve meyveli tatlılardan az porsiyonlarla karşılanmalıdır. Günlük tempolu yürüyüşler ve düzenli egzersizler bir yaşam şekli haline getirilmelidir” şeklinde konuştu.