Etiket: Çeşmenin

  • Çeşme’nin verimli ovasına jeotermal girişimi yargıya taşınıyor

    İzmir’in Çeşme ilçesinin en verimli ovasında açılmak istenen 9 jeotermal kuyu için “ÇED gerekli değildir” kararı tepkilere yol açarken, Çeşme Kent Konseyi’nin çağrısıyla Ovacık Mahallesi’nde toplanan STK temsilcileri ve vatandaşlar, yargıya gitme kararı verdi.

    İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından alınan “ÇED gerekli değildir” kararı, Ovacık Mahallesi’nde yaşayan vatandaşların ve Çeşmelilerin tepkisine yol açtı. Çeşme’nin en verimli ovasında Jeotermal Enerji Santrali kurulmasının kabul edilemeyeceğini belirten çevreciler, Çeşme Kent Konseyi’nin çağrısıyla, Ovacık Mahallesi’nde düzenlenen kahve toplantısında bir araya geldi.

    Çeşme Kent Konseyi Başkanı Ömer Önal’ın çağrısıyla gerçekleştirilen toplantıya, Yarımada’da girdiği çok sayıdaki çevre davalarıyla adını Çevreci Avukat olarak duyuran Şehrazat Mercan, Gücücek Koyu Doğal Yaşamı Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkan Yardımcısı Avukat Seher Gacar, Türkiye – Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırma Vakfı Yönetim Kurulu ve Mütevelli Heyeti Üyesi Dr. Ahmet Güler, Ovacık Mahallesi Muhtarı Mehmet Koç, Ovacık Mahallesi’ndeki sitelerin temsilcileri, Ovacıklılar ve Çeşmeli çevreci vatandaşlar katıldı.

    “Artık hukuk devreye girmelidir”

    Toplantının açılış konuşmasını yapan Çeşme Kent Konseyi Başkanı Ömer Önal, Çeşme Yarımadası’nın yaşam alanlarına sistemli bir müdahale olduğunu dile getirerek, “Bizler de yaşam alanlarımıza yapılan müdahalelere direnmeye çalışıyoruz. Hepimizi ilgilendiren yaşam alanlarımıza yapılan müdahalelere, tüm Çeşme olarak karşı çıkmayı isterdik. Son olarak Çeşmemizin en verimli ovasına Jeotermal Enerji Santrali kurulmak istenmesi ve İzmir Valiliği tarafından verilen ’ÇED gerekli değildir’ kararı üzerine avukatlarımızı da davet ederek bu toplantıyı gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Bu konuyla ilgili üçüncü kez bir araya geliyoruz. Artık hukuk devreye girmelidir diyoruz. Avukatlarımız bu konuda bizleri bilgilendirecekler. Biz Çeşme Kent Konseyi olarak, çevre sorunlarını çok önemsiyoruz. Bizi kimse yıldıramayacak. Yaşam alanlarımıza yapılan müdahalelere karşı, tüm yasal haklarımızı kullanarak direnmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “Sadece tarım alanları değil, bütün bölge etkilenecek”

    Ovacık Mahallesi Muhtarı Mehmet Koç da yaptığı konuşmada, Ovacık Ovası’na büyük darbe indirecek Jeotermal Enerji Santrali sorununda gösterilen destekten duyduğu memnuniyeti belirterek, “Biz ne kadar karşı çıksak da ne yazık ki bizi dinlemiyorlar. Daha önce de RES sorununu yaşamış ve RES’lere karşı olmadığımızı ama hemen evlerimizin dibine yapılmasına karşı çıktığımızı belirtmiştik. Buna rağmen RES pervanelerini tepemize diktiler. Şimdi de ovamıza jeotermal kuyular açmak istiyorlar. Kimseye bir şey sormadan ’ÇED gerekli değildir’ dediler. Şirket, en verimli ovamızda 9 tane jeotermal kuyu açacak. Jeotermal için açılacak derin kuyulardan çıkarılacak jeotermal su, yüzey sularına karışacak. Tarlalarımızı sulayamaz hale geleceğiz. Bu jeotermal kuyulardan sadece tarım alanları değil, bütün bölge etkilenecek. Onun için hep beraber mücadele etmeliyiz” şeklinde konuştu.

    “Böyle bir verimli ovayı yok etmenin ekonomik veya sosyal değeri nedir?”

    Türkiye – Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırma Vakfı (TAVAK) Yönetim Kurulu ve Mütevelli Heyeti Üyesi Dr. Ahmet Güler de yaptığı konuşmada, 35 yıldır Çeşme’de yaşadığını belirterek, “Bu konuyu çok yakından takip eden birisi olarak çok iyi biliyorum. 26 Ocak 2018 tarihinde, Geoid adlı bir firma, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na 230 sayfalık bir proje sundular. Ne hikmetse, proje verildikten 6 gün sonra Bakanlığın internet sayfasında duyuru yayınlandı. Normalde 15-20 makamı ilgilendiren proje, yıldırım hızıyla bakanlığın sayfasında yayınlandı. Jeotermal Enerji için 180 derece sıcaklık gerekiyor. Bu bölgede ulaşılabilen en yüksek sıcaklık 42 derece. Bir şirket para kazanacak diye böyle bir verimli ovayı yok etmenin ekonomik veya sosyal değeri nedir? Bu şirkete gerekirse bağış yapalım. Kazanacakları parayı toplayarak kendilerine verelim, bu projeden vazgeçsinler. İki kişi zengin olacak diye koskoca bir bölgeyi yok edebilecek rizikoya girmenin mantığı nedir?” diye sordu.

    “26 Haziran’a kadar itiraz edilmezse proje uygulamaya geçecek”

    En tehlikeli olaylardan birisinin de, bu bölgedeki suyun denize kaçması olduğunu ifade eden Güler, “Bu bölgede çok sayıda yazlık site var. Bu sitelerin tek su kaynağı kendi kuyuları. Bu sulara jeotermal suyun karışması ya da suyun denize kaçması halinde, bu sitelerde oturunca binlerce insan susuz kalacak. Çeşme’de yeraltı suları zaten yetersiz. Bir de jeotermal kuyuları ile var olan suyu riske etmek mantığa sığmıyor. Bizlerin bu konuyla ilgili yaptığı iki toplantının ardından Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne 26 tane şikayet dilekçesi gitti. Müdürlükteki ilgili memur, ’Ben bu kadar şikayet görmedim’ dedi. Ama 26 Mayıs tarihinde, ’ÇED gerekli değildir’ kararı çıktı. Bir ay içinde, yani 26 Haziran tarihine kadar hukuksal olarak itiraz olmazsa, bu proje uygulamaya geçiyor. Böylece istedikleri yerde jeotermal kuyu açma hakkına sahip olacaklar. Makinelerin önüne geçerseniz, hapse girme tehlikeniz var” diye konuştu.

    Çevreci Avukat Şehrazat Mercan, yargı sürecini anlattı

    Açtığı çevre davaları nedeniyle Çevreci Avukat olarak tanınan Şehrazat Mercan da bir konuşma yaparak, “’Ben bu bölgede yaşıyorum ve zarar göreceğim’ diyenler, tapuları ile, tapu yoksa kira belgeleri, mirasçı ise tapu kayıt belgeleri ile ve vekaletname çıkararak bize gelecekler. Bu davalar, avukat için de, sizler için de fedakarlık gerektiren davalar. Elde edeceğiniz bir para yok. Çevreye ilişkin hakkınızın mücadelesini vereceksiniz. Öncelikle bir ekip oluşturarak Belediye ile görüşmemiz gerekir. Belediye’nin, bu bölgedeki gayrimenkulleri, planları nedeniyle bir şekilde Belediye Kanunu’ndan kaynaklanan sorumlulukları da var. Ayrıca sosyal sorumlulukları da var. Ben hazırlıklara başladım. Bu konuyla ilgili Aydın’da da davalar açılmıştı. Ben o davaların bilirkişi raporlarını aldım. Burası ile ilgili de Belediye’den imar durumlarını ve planlarını isteyeceğiz. Vekaletlerin de çıkarılmasının ardından yürütmeyi durdurma ve iptal davalarını açacağız. Dava açıldıktan sonra burada keşif ve bilirkişi incelemesi yapılır. Bu aşamadan sonra rapor lehimize geldiğinde, ne kadar itiraz olursa olsun, biz genelde iptal kararlarını alıyoruz. Temyiz edilebilir. Temyize itirazlarımızı hazırlarız” diyerek yargı süreci hakkında bilgi verdi.

    “Dernek olarak her türlü desteği vereceğiz”

    Gücücek Koyu Doğal Yaşamı Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkan Yardımcısı Avukat Seher Gacar da şunları söyledi:

    “Kağıt üzerinde her şey düzgün olabiliyor. İnsanların yaşam ve çevre haklarını koruyan düzenlemeler öngörülebiliyor. Fakat iş realiteye döndüğünde öyle olmuyor. ’Kötü komşu insan mal sahibi yapar’ derler ya, Gücücek Koyu’nda biz bunu yaşadık. Kiralayan şirket, sözleşmedeki maddelere uymayınca, 8 site, Ovacık Mahallesi Muhtarı ve Ovacıklılardan da destek alarak, kiracı şirkete karşı mücadele ettik. Sonuçta da şirket buradan gitmek zorunda kaldı. Biz de derneğimizi kurduk. Bu derneğin amacı sadece Gücücek Koyu değil, bu bölgede çevre felaketleri ile sonuçlanabilecek her riske karşı pozisyon almak, destek vermek ve katılım sağlamak. Dernek olarak biz de bu mücadelenin içinde varız. Gereken her türlü desteği vereceğiz” dedi.

    Yapılan konuşmaların ardından, hukuki masraflar için bir fon oluşturulmasına karar verildi. Avukatlara vekalet verecek vatandaşlar da isimlerini yazdırdılar. Avukatların vekaletleri almalarının ardından, en kısa sürede hukuki süreci başlatmaları da kararlaştırıldı.

  • Alaçatı ve Çeşme’nin kurtuluşu coşkuyla kutlandı

    İzmir’in Çeşme ilçesinde, 15 Eylül Alaçatı ve 16 Eylül Çeşme’nin Kurtuluş Bayramları, konserlerle ve havai fişek gösterileriyle coşkuyla kutlandı. Alaçatı ve Çeşme’nin Kurtuluş Bayramı kutlamaları için her iki yerde de vinç üzerine 100 metrekarelik bayrak asıldı.

    Çeşme Belediyesi, Alaçatı ve Çeşme’nin Kurtuluş Bayramı için her iki yeri de bayraklarla donatırken, Alaçatı ve Çeşme’de, vinç üzerine 100 metrekarelik birer bayrak asarak kurtuluş coşkusuna anlam kattı.

    Alaçatı’daki kutlamalara, Atatürk Parkı’nda anıta protokol üyelerinin, siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının çelenk sunması, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile devam edildi. Bu yıl ilk defa Çeşmeli gaziler de Atatürk Anıtı’na çelenk sundular.

    “Bizler, her şeyden önce Atatürkçüyüz”

    Günün anlam ve önemini belirten konuşmayı Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç yaptı. Başkan Dalgıç konuşmasında, Alaçatı’nın kurtuluşunun 95. yılının sevincini birlikte yaşamaktan duyduğu mutluluğu belirterek, “Bu anlamlı ve mutlu günü bize yaşatan, başta büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm aziz şehitlerimizi sevgi ve saygıyla anıyorum. Kurtuluşlar, sadece ülke topraklarımızın değil, varlığımızın, namusumuzun, hürriyetimizin işgalden kurtulduğu gündür. Kurtuluş, aynı zamanda kuruluş, küllerinden tekrar doğuştur. Destandır. Emperyalizme karşı çıkıştır. Kurtuluş, inançtır. Kurtuluş, hürriyettir. Kurtuluş gururdur. Kurtuluş, kıvançtır. Laik Türkiye Cumhuriyeti’mizin kuruluşunun mayasıdır. Bizler, her şeyden önce, Ata’mıza sahip çıkmayı yurttaşlık görevi olarak görmekteyiz. Bizler, her şeyden önce, Atatürkçüyüz. Bizler, vatanseveriz. Bizler, mertiz. Bizler, ülkesi, ilkesi için ne gerekirse, gözümüzü kırpmadan yaparız. Ama aynı ölçüde barışa, aynı ölçüde özgürlüğe, aynı ölçüde adalete, aynı ölçüde hukuka düşkünüz. Bizler aydınız, hiç kimsenin olmadığı kadar. Batının en ucundan sesleniyorum; Mustafa Kemal Atatürk, tam bağımsızlığımızın varlık sebebidir. Özgürlüğümüzün teminatıdır. Modernleşmeye dayalı çağdaş bir toplum olma iddiamızın en büyük dayanağıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’tir. Herkes bunu iyi bilmelidir” diye konuştu.

    Şehitliğe yürüdüler

    Konuşmanın ardından, Atatürk Parkı’ndaki kutlamalar, Sarı Zeybek Halk Dansları Topluluğu’nun zeybek gösterisi ile sona erdi. Törene katılanlar, daha sonra da bando eşliğinde, Alaçatı Şehitlik Anıtı’na kadar bir yürüyüş gerçekleştirdiler. Şehitlik Anıtı’nın önünde saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı okunmasının ardından protokol üyeleri ve vatandaşlar anıta karanfil bıraktılar.

    Ali ve Aysun Kocatepe konseri coşkuya zirve yaptırdı

    Alaçatı’nın Kurtuluş Bayramı nedeniyle akşam da Alaçatı Amfi Tiyatro’da yaklaşık üç bin vatandaşın izlediği bir konser düzenlendi. Allegra Orkestrası’nın çaldığı ezgilerle devam eden kurtuluş coşkusu, Ali ve Aysun Kocatepe’nin sahne almasıyla zirve yaptı. Ali ve Aysun Kocatepe çiftinin birbiri ardına seslendirdikleri parçalara izleyicilerin oluşturduğu dev koro eşlik etti. Sanatçıların, Zülfü Livaneli’nin “Yiğidim aslanım” adlı şarkısını seslendirirken izleyicilerin cep telefonu ışıklarını yakarak şarkıya eşlik etmeleri ise, görsel şölen oluşturdu. Ali ve Aysun Kocatepe çifti, zaman zaman sahneden inerek seyircilerin arasında şarkı söylemeye devam ettiler. Seyirciler, sevilen sanatçılarla fotoğraf çektirebilmek için birbirleriyle yarıştılar. Konserin finalinde, konfetiler ve havai fişekler eşliğinde, bütün seyircilerle birlikte İzmir Marşı söylenmesi, kurtuluş sevincini zirveye ulaştırdı.

    Çeşme’de de coşkulu kutlama

    16 Eylül sabahı Çeşme’nin Kurtuluş Bayramı şenlikleri ise, çarşı girişinde kortej oluşturulması ile başladı. Korteje, CHP İzmir Milletvekili Ali Yiğit, AK Parti İzmir Milletvekili Necip Kalkan, Çeşme Kaymakamı Hacı Mehmet Kara, Garnizon Komutanı Binbaşı Derviş Akova, Cumhuriyet Başsavcısı Aşkın Yeğin, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Emin Yılmaz, İlçe Emniyet Müdürü Hüseyin Yılmazer, Belediye Meclis Üyeleri, siyasi parti ve STK temsilcileri, gaziler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Çeşme Motosiklet Kulübü üyelerinin motorları ile katıldığı kortej, bando eşliğinde Cumhuriyet Meydanı’na kadar bir yürüyüş gerçekleştirdi. Cumhuriyet Meydanı’ndaki tören, Atatürk Anıtı’na, protokol üyeleri, siyasi parti ve STK temsilcilerinin çelenk sunmasıyla başladı. CHP İlçe Başkanlığı çelengini CHP İzmir Milletvekili Ali Yiğit Atatürk Anıtı’na sunarken, AK Parti İlçe Başkanlığı çelengini de AK Parti İzmir Milletvekili Necip Kalkan sundu. Çeşmeli gaziler de Atatürk Anıtı’na çelenk sundular.

    “Atatürk Cumhuriyet’tir, herkes bunu iyi anlamalıdır”

    Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından, Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç, günün anlam ve önemini belirten konuşmayı yaptı. Başkan Dalgıç konuşmasında şunları söyledi:

    “Ülkemizin en aydın, ülkemizin en özgür, güzel Çeşme’mizin, güzel insanları; Çeşme, yaşadığımız coğrafyanın güzellikleri ile, ülke turizminde adından en çok söz ettiren yerlerinden birisidir. Korunan mimarisi, korunan coğrafyası, plajları, kumu, insan yapısı ile birlikte, en büyük destinasyonlardan birisidir ve öyle olmaya devam edecektir. 16 Eylül, sadece kurtuluş değil, aynı zamanda laik Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş temellerinin atıldığı bir dönüm noktasıdır. Çeşmeli olarak bizler, her şeyden önce Atatürkçüyüz. Biz Çeşmeliler, her şeyden önce efeyiz. Batının en ucundan sesleniyorum; Mustafa Kemal Atatürk, tam bağımsızlığımızın varlık sebebidir. Halk iradesinin, yurttaş özgürlüğünün teminatıdır. Modernleşmeye dayalı, çağdaş bir toplum olma iddiamızın en büyük dayanağıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’tir. Herkes bunu iyi anlamalıdır.”

    Nilüfer konserinde İzmir Marşı ile muhteşem final

    Çeşme’nin kurtuluş coşkusu, Çeşme Amfi Tiyatro’da, Allegra Orkestrası’nın ve sevilen sanatçı Nilüfer’in konserleriyle devam etti. Altı bine yakın vatandaşın doldurduğu Çeşme Amfi Tiyatro’daki konseri, CHP İzmir Milletvekili Ali Yiğit, Çeşme Kaymakamı Hacı Mehmet Kara, Garnizon Komutanı Binbaşı Derviş Akova, Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç, CHP İlçe Başkanı Ekrem Oran ve ÇEŞTOB Başkanı Veysi Öncel de eşleri ile birlikte izlediler. Sevilen sanatçı Nilüfer’in seslendirdiği sevilen şarkılarına binlerce izleyiciden oluşan dev koro da eşlik etti. Konserin finalinde de, Alaçatı’da olduğu gibi İzmir Marşı, konfeti ve havai fişek gösterisi eşliğinde hep birlikte söylendi.

  • Çeşme’nin en eski futbolcuları onurlandırıldı

    Çeşme Belediyespor, Çeşme sahasında top koşturmuş eski futbolcuları için özel tören düzenleyerek kendilerini onurlandırdı.

    Çeşme Belediyespor, İzmirspor karşılaşması öncesinde özel bir tören düzenleyerek Çeşmespor’da 2 yıl ve üzeri forma giymiş, 50 yaş üzeri 65 oyuncusuna onur belgesi ve plaket verdi. Özel törende bir yandan sevinç yaşanırken, Çeşmespor’un eski sporcularından Tokmak Hasan lakaplı Hasan Tekin Çelebi’nin aynı saatlerdeki cenaze töreninin hüznü yaşandı. Tokmak Hasan, yıllarca top koşturduğu ve çok sevdiği Çeşmespor’un kendisi için hazırladığı onur belgesi ve plaketini alamadı. Çeşmespor’un çok yaşlı eski futbolcularından bazıları, Çeşme Belediyesi görevlileri tarafından evlerinden alınarak getirildi. Evinden alınarak törene getirilen Çeşmespor’un en yaşlı eski sporcusu 84 yaşındaki Ferdi Kabak’ın oldukça duygulandığı gözlendi. Ferdi Kabak, 1948-1959 yılları arasında Çeşmespor’da oynadığını belirterek, ayağının çıkması sonucunda futbolu bırakmak zorunda kaldığını anlattı.

    “Tokmak Hasan’ın acısını yaşıyoruz”

    Çeşme’nin gururu olan eski futbolcular için düzenlenen vefa töreninde bir konuşma yapan Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Şakir Karadede, “Eski futbolcu ağabeylerimin hepsini yakından tanıyorum. İyi ki varlar, iyi ki buradalar. Ama bir yandan da hüzün duyuyoruz. Aramızdan ayrılan Tokmak Hasan’ın acısını da yaşıyoruz. Onunla güzel yıllar geçirmiştim. Ruhu şadolsun, mekanı cennet olsun. Bu vefa törenini düzenlediği için Çeşme Belediyespor yöneticilerine ve Çeşme’nin gururu olan sizlere teşekkür ediyorum” diye konuştu. Çeşme Belediyespor Kulübü Başkanı Şerif Gün de, Çeşmespor’a emeği geçmiş eski futbolcuları bir arada gördüğü için çok duygulandığını vurgulayarak, “Ama ne yazık ki, bizi üzen bir olay da dün gerçekleşti. Tokmak Hasan lakabıyla tanınan Hasan Tekin Çelebi ağabeyimizi maalesef kaybettik. Onun kederli ailesine ve Çeşme Belediyespor camiasına başsağlığı diliyorum. Ruhu şadolsun” dedi.

    “Mücadele edeceğiz”

    Çeşme Belediyespor’un yönetimine seçildikleri günden beri bugünü hayal ettiklerini belirten Gün, şunları söyledi: “Çeşitli defalar ertelemek zorunda kaldık. Sahamızın iyileştirilmesi gerekiyordu. Daha sonra da hava şartları gibi nedenlerle ertelenen bu güzel ve önemli töreni bugün gerçekleştiriyoruz. Sizlere Çeşme Belediyespor’un ulaştığı nokta hakkında da bilgi vermek istiyorum. Kulübümüz futbolun yanında birçok branşta faaliyet gösteriyor. Ayrıca çok başarılı alt yapı çalışmalarımız var. Futbol A takımında da, mücadele eden, iddialı bir takım olmaya çalıştık. Bu sene belirlediğimiz bir hedefimiz var. O hedefe ulaşmak için sezon sonuna kadar mücadele edeceğiz. Sizleri her zaman yanımızda görmek, sizlerle birlikte olmak, fikirlerinizden yararlanmak isteriz. Çeşme Belediyespor’un futbol sahasının yapımında, Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç’ın bizlere çok büyük yardımları oldu. Sahamızın yenilenmesi, çevresinin düzenlenmesi, tamamen Çeşme Belediyesi tarafından yapıldı. Bu nedenle Çeşme Belediye Başkanımız Muhittin Dalgıç olmak üzere, belediyemizin bütün birimlerine teşekkür ediyorum.”

  • Çeşme’nin ünlü plajı beyaza büründü

    İzmir’in en önemli turizm beldesi Çeşme’nin ünlü Ilıca Plajı ve Alaçatı beyaza büründü.

    Kötü hava şartları ve kar yağışı, bütün Türkiye’de olduğu gibi Çeşme’de de etkili oldu. Sabah saatlerinde başlayan kar yağışı Çeşme merkezinde etkili olmazken, merkeze 7 kilometre uzaklıktaki dünyaca ünlü Ilıca Plajı beyaza büründü. Çeşme’nin en büyük turistik otellerinden Sheraton Otel’in plajı ve yanındaki Ilıca Plajı’nın beyaza bürünmesi, bölgenin doğal güzelliğine ayrı bir güzellik kattı.

    Kar yağışı Alaçatı Mahallesi’nde de etkili oldu. Alaçatı’nın ünlü değirmenlerinin olduğu tepe karla kaplanırken, Alaçatı görüntüsünü seyretmek için vatandaşlar tepeye akın ettiler. Alaçatı’nın ünlü sörf merkezi yolu da kar yağışından etkilenirken, Çeşme Belediyesi ekipleri çevre yollarda, ara sokaklarda ve kaldırımlarda tuzlama çalışması yaparak gece oluşabilecek buzlanmaya karşı önlem aldı.

  • Çeşme’nin geleneksel peyniri “Kopanisti” Kars’ta tanıtıldı

    İZMİR (İHA) – Çeşme’de geleneksel yöntemlerle üretilen “Kopanisti Peyniri”, Kars’ta gerçekleştirilen Uluslararası Yöresel ve Geleneksel Peynirler Sempozyumu’nda görücüye çıktı.

    Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği ve Ekomüze Zavot’un çağrısı ile 15-17 Temmuz tarihlerinde, Kars’ta, “Türkiye’de ve Dünyada Yerel-Geleneksel Peynirler: Kars Kaşarı Coğrafi İşareti” ismiyle sempozyum düzenlendi. Sempozyum, dünyanın farklı bölgelerinden peynir üreticilerini, perakendecileri, toptancıları ve konusunda uzman akademisyenleri Kars’ta bir araya getirdi. Sempozyuma katılan Germiyan Slow Food Sözcüsü Sosyolog Engin Önen, Çeşme Yarımadası’na özgü “Kopanisti Peyniri” hakkında sunum yaptı.

    Serhat Kalkınma Ajansı’nın desteklediği “Coğrafi İşaretli Kars Kaşarının Tanıtımı ve Üreticilerinin Örgütlenmesi” projesi kapsamında düzenlenen sempozyum, Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği, Kafkas Üniversitesi, Metro Toptancı Market, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Kars Valiliği, Kars Belediye Başkanlığı, Kars Ticaret ve Sanayi Odası, Mutfak Dostları Derneği, Logos İletişim Ajansı, Slow Food Kars Birliği, Slow Food Balkon Bahçeleri Birliği, Slow Food İzmir Bardacık Birliği ve Kalkınma Bakanlığı’nın sponsorluğunda gerçekleştirildi.

    50 konuşmacının yer aldığı ve yaklaşık 300 kişinin katıldığı sempozyumda, geleneksel yöntemlerle üretilmeye devam edilen “Kopanisti Peyniri” hakkında sunum yapan Engin Önen, izlenimlerini şöyle anlattı:

    “Birçok katılımcı, Kopanisti Peynirini ilk kez tanıma fırsatı buldu. Öyküsü ve özellikleri ile yöresel peynirler arasında en ilgi çeken peynir kopanisti oldu. Sempozyumda hem gurmeler hem de izleyicilerin en çok ilgi gösterdiği ve tanımaya çalıştığı Kopanisti Peynirinin tadımı sırasında oldukça ilginç yorumlar da oldu. Gastronomi yazarı ve gurme Ahmet Örs, kopanistiyi ’Müşterisi hazır ama üretimi az bir peynir’ diye tarif ederken, Artun Ünsal, kopanisti yapımında kullanılan lorun özel olması gerektiğini hatırlattı. Az sayıda izleyici ve katılımcının meze olarak tanıdığı kopanistiyi ilk kez tadanların bir kısmı çok beğenirken, bir kısmı ise ’Sonradan sevilecek bir tat değil’ yorumunda bulundular.”

    Engin Önen, Yarımada’da direnen bir gelenek olarak kopanistinin öykülerini, yok olma tehlikesi ve canlanma potansiyellerini anlattığı bildirisine çok sayıda sorunun gelmesinin, peynire yönelik ilgi potansiyelini ortaya çıkardığını söyledi.