Etiket: çeşitliliği

  • Toptan balık alıcıları kapalı olunca balık çeşitliliği vatandaşa kaldı

    Toptan balık alıcıları kapalı olunca balık çeşitliliği vatandaşa kaldı

    Denizli’de son günlerde vatandaşların balığa yoğun ilgi göstermesi esnafın yüzünü güldürdü. Balık hali esnafı satışlardan memnun olduklarını belirterek, çeşitliliğin geçen seneye göre fazla olduğunu dile getirdi. Çeşitliliğin artmasının sebebini ise kısıtlamalardan dolayı fazla balık alanların sayısının azaldığını belirtildi.

    Uzun süredir dışarıya çıkmayan vatandaşlar ve restoranların kapalı olması sebebi ile Denizli balık halinde balık çeşitliliğinin arttığı görüldü. Tezgahlarda ki balık çeşitliliğinin artması ise vatandaşların ilgisini çekti. Geçtiğimiz yıllara göre bereketli bir sezonun geçtiğini belirten balıkçı esnaflar, geçen yıla oranla fazla balık olduğunu söyledi. Esnaf Ferhat Tak, balıklarda şuanda bir sıkıntı olmadığını ancak bakıldığı zaman geçen sene Haziran ayına göre fazla balık olduğunu söyledi. Korona virüs salgını sebebiyle restoranların uzun bir süre kapalı olmasının etkili olduğunu belirten esnaf Tak, “Restoranların kapalı olmasına da bağlı ondan da etkileniyor ve şu anda aşırı balık var. Fiyatlarda çok indi ve vatandaşa daha da elimizden geldiğince yardımcı oluyoruz. Şu an mevsim balığı zaten büyük balık levrek, çupra bunlar da sıkıntı yok ama zaman zaman küçük balıklar da geliyor. Küçük teknelerin yakaladığı balıklar sardalye ve hamsi taze olarak tezgahlarımıza geliyor. Levrek, çupra, somon, kaya levreği , alabalık ve lüfer şuan da çok uygun fiyatları. Kışın dahil 130 TL 140 TL’den aşağıya düşmeyen balık tezgahımızda 95 TL’den satılıyor. Balık aynı zaman da faydalı, vitaminli omega 3 olarak çoğu hastalığa karşı iyi olduğu için vatandaş balığı tercih ediyor. Et ve fiyat olarak da uygun aynı zamanda vücudu dinç tutmak istiyorsanız balık yemelisiniz. Haftada 2-3 gün en az balık tüketmek gerekiyor” dedi.

    Öte yandan, balıkların kilogram fiyatları ise sardalye 20 TL, lüfer 25 TL, sazan balığı 30 TL, alabalık 30 TL, çupra 45 TL ve Karadeniz levrek 40 TL olarak tezgahlarda yerini aldı.

  • Adana’da tarımsal ürün çeşitliliği artıyor

    Adana’da tarımsal ürün çeşitliliği artıyor

    Adana Valisi Mahmut Demirtaş, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden temin edilen fidelerle, Sarıçam Bayramhacılı’da toplam 83 dekarlık arazide başlatılan lavanta, kekik, adaçayı ve balkabağı üretimini inceledi.

    Vali Demirtaş, eşi Beyhan Demirtaş ile birlikte İl Tarım ve Orman Müdürü Muhammet Ali Tekin’in de hazır bulunduğu incelemeleri sırasında, proje gönüllüsü çiftçi Mehmet Karacan’dan, ekilen ürünlerin durumu hakkında bilgi adı. Vali Demirtaş, bu tür uygulamaların, tarımsal zenginliğin artmasına önemli katkı sağlayacağına dikkat çekti.

    İl Tarım ve Orman Müdürü Muhammet Ali Tekin ise proje kapsamında 10 dönüm Anadolu adaçayı, 10 dönüm İzmir kekiği (bilye kekik), 20 dönüm lavanta ekimi yapıldığını, adaçayında hasat zamanına gelindiğini ifade etti.

    Kanarya yemi üretimi

    Vali Mahmut Demirtaş, arazideki incelemelerini tamamlanmasının ardından, Sarıçam ilçesi Sofulu Mahallesi çiftçilerinden Veli Özdemir tarafından sürdürülen ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından desteklenen kanarya yemi üretim denemesini inceledi. Vali Demirtaş, dönüm başına 350 kilogram verim alınarak uygulanan projeden dolayı ilgililere teşekkür etti.

    Akvaryum balıkçılığı

    Vali Mahmut Demirtaş, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nce desteklenen ve 10 kadın girişimci tarafından sürdürülen “akvaryum balığı üretim” çalışmalarını inceledi.

    Projede yer alan kadın girişimcilerden, akvaryum balığı üretim çalışmaları hakkında bilgiler alan Vali Mahmut Demirtaş, kadınların bu tür projelere yönelik ilgilerinin hem ekonomiye hem de aile bütçesine katkı sağlaması açısından hayli önemli ve yararlı olduğuna dikkat çekti.

    İl Tarım ve Orman Müdürü Muhammet Ali Tekin, proje kapsamında evleri uygun olan 10 kadının belirlendiğini ve bu kişilere Türkiye İş Kurumu aracılığıyla “Akvaryum Balığı Yetiştirme” konusunda eğitim verildiğini belirtti.

  • Samsun’un biyolojik çeşitliliği kayıt altına alındı

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından “Biyolojik Çeşitliliğe Dayalı Ulusal Geleneksel Bilginin Kayıt Altına Alınması” proje toplantısı Devlet Su İşleri(DSİ) Konferans Salonu’nda yapıldı.

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından, Türkiye genelinde biyolojik çeşitliliğe dayalı geleneksel bilginin derlenmesi kayıt altına alınarak korunması ve bilgilere erişimin düzenlenmesi maksadıyla 2017 yılında başlatılan projenin saha çalışmaları tamamlandı. Proje kapsamında 100 köy belirlenerek; köylerde geleneksel olarak kullanılan biyolojik zenginlikler araştırıldı. Yöredeki halkın yöresel kimliğinin bir parçası olarak nesiller boyunca aktardığı tabii flora ve faunadan sağlanan; beslenme, sağlık, endüstriyel ürünler ile tarım ve hayvancılık faaliyetlerine yönelik derlenen geleneksel ürünlerin yanı sıra geleneksel bilgiye sahip kişilerle görüşmeler yapılarak derlenen bilgiler kayıt altına alındı.

    Anadolu’da 3 bin 500 endemik bitki türü var

    DSİ’de yapılan toplantıda proje görevliler çalışmalar hakkında paylaşımlar yaptı. Toplantıda bir konuşma yapan Samsun Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, “Endemizm açısından değerlendirdiğimizde Türkiye bu alanda dünyanın bir numarası. Yunanistan endemizm açısından 800 bitki türüne sahipken Anadolu’da 3 bin 500 endemik bitki türü olduğunu görüyoruz. Dünyada böyle başka bir coğrafya yok. Dünyanın en güzel coğrafyasında yaşıyoruz. Bunun için bize büyük sorumluluk düşüyor. Bitki örtümüze bitki çeşitliliğimize sahip çıkmalıyız. Türkiye’nin her türlü güzelliğini korumak zorundayız” dedi.

  • Türkiye’nin biyolojik çeşitliliği belirleniyor

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından yürütülen çalışmayla biyolojik çeşitliliğin belirlendiğini söyleyen Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nazmi Polat, biyolojik çeşitlilik çalışması yapılmayan iller için çalışmaların başladığını açıkladı.

    Biyolojik çeşitlilik çalışmalarına başlandığını belirten Prof. Dr. Nazmi Polat, gelecekte okolojik zincirde problem çıkması durumunda hazırlıklı olmak için biyolojik çeşitliliğin belirlenmesinin çok büyük bir önem taşıdığını söyledi.

    “Geç kalınmış bir çalışma olsa da mutlaka bitirilmesi gereken bir proje”

    Biyolojik çeşitliliği belirleme çalışmalarının önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nazmi Polat, “Orman ve Su İşleri Bakanlığı Türkiye genelinde hemen hemen bütün illerde biyolojik çeşitliliğin belirlenmesi noktasında ciddi bir adım attı. Bu kapsamda Türkiye’nin birçok ilinde yapılan biyolojik çeşitlilik çalışmaları, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ilgili sitelerine yüklendi. Şimdi benzer çalışmalar yapılmayan iller için başlatıldı. Biyolojik çeşitlilik çalışmalarını çok önemli buluyoruz. Çünkü ekolojik dengedeki aksaklıkların ve bozuklukların nereden kaynaklandığını doğru olarak tespit edebilmemiz için önce biyolojik çeşitliliği oluşturan unsurların kaydını bütünüyle ortaya çıkartmak gerekir ki ekolojik zincirdeki halkaları belirleyesiniz. Ancak bu halkaları doğru bir şekilde belirlerseniz gelecekteki bir aksaklığın hem tespitini hem de tedavisini doğru olarak yapabilirsiniz. Bir bölgedeki biyolojik çeşitliliğin unsurlarını bilirseniz; ekolojik dengedeki hasarın nereden kaynaklandığını neyin eksildiğini neyin yok olduğunu ne gibi tedbirler alınması gerektiği noktasında hazırlıklı olursunuz. Envanter çalışmaları biyolojik çeşitliliğin sürdürebilirliği için çok çok önemlidir. Bu geç kalınmış bir çalışma olsa da mutlaka bitirilmesi gereken bir proje. Türkiye’nin bütününde bu çalışmaları tüm detayıyla ortaya çıkarırsak gelecekteki problemlerin çözümünde çok önemli bir mesafe alırız” dedi.

    “Yakında Ordu da çalışmalar başlayacak”

    Samsun ve Sinop’un biyolojik çeşitlilik çalışmalarında görev alan Prof. Dr. Nazmi Polat, “Bu çalışmalar geçen yıl bütün basamaklarıyla tamamlandı. Şimdi ise yapılmayan iller için çalışmalar başlatıldı. Bu kapsamda Amasya’nın biyolojik çeşitliliğinin belirlenmesi için bir ekip kuruldu. Bu ekibin içinde balık çeşitliliğiyle ilgili bilgileri ve envanter çalışmalarını tamamlamak için ben görevlendirildim. Bu maksatla Amasya’nın bütün göl, gölet ve ırmaklarındaki balık çeşitliliğini örnekleme yapmak suretiyle çalışmamı bitirmeye çalışıyorum. Yeşilırmak ve Ziyaret Göleti çevresinde örnekleme çalışması yaptık. Buralardan yakaladığımız balık türlerini diğer sularla birlikte değerlendirerek bakanlığa arz edeceğiz. Yakın bir gelecekte de Ordu’nun biyolojik çeşitliliği belirlenecek” diye konuştu.

  • Göller Bölgesi’nin bitki çeşitliliği alerjiye neden oluyor

    Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Akkaya, bitki çeşitliliği bakımından çok zengin konumda olan Göller Bölgesinde polene bağlı alerjik rahatsızlıkların sıkça görüldüğünü söyledi.

    Bitki envanteri açısından çok çeşitliliğe sahip olan Göller Bölgesi’nde yaşayan insanlarda, ilkbahar ve yaz aylarında bitki polenlerinin neden olduğu alerjik rahatsızlıklar oldukça sık görülüyor. SDÜ Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Akkaya, yaptıkları bilimsel çalışmalarda bölgede polen alerjisinin yaygın olduğunu tespit ettiklerini söyledi.

    Polen astımına dikkat

    Çok çeşitli polen türleri olduğunu belirten Akkaya, “Özellikle çamın çok değişik türlerinden, zeytinin çok değişik türlerinden ağaç polenleri, çok çeşitli ot polenleri var. Polen bakımından Göller Bölgesi ilkbahar ve yaz sonuna kadar çok zengin. Dolayısıyla bu bölgede yaptığımız çalışmalarda ilkbahar döneminde ağaç polenlerinin, yaz sonuna doğru bakliyat polenlerinin çok olduğunu ve polen alerjisinin sık olduğunu gözlemledik. Polen alerjisi havada uçuşan çiçek tozlarının insanların gözlerine, derilerine teması ve solunum yoluyla akciğerlerine gitmesiyle oluşan bir hastalık. Gözlerde kızartı, kaşıntı, sulama, burunda alerjik rinit, hapşırık, tıkanıklık, akıntı, şişme oluşabilir. Hasta nefes almakta zorlanır. Tıkanır. Gece horlama meydana gelir. Alerjik astım oluşur. Birden bire polenle karşı karşıya kaldığında göğsünde sıkıntı hissi, nefes darlığı, hırıltı ve astım nöbeti ortaya çıkar. Buna da polen astımı diyoruz” bilgisini verdi.

    Tedavi edilemezse kalıcı astıma yol açar

    Göller Bölgesi’nde ağaç ve ot polenleri çok zengin olduğu için bu mevsimlerde alerjik astım bronşu, alerjik rinit, alerjik konjonktivit hastalıklarının çok sık görüldüğünü ileten Akkaya, “Böyle hastaların öncelikle uzmana müracaat ederek neye karşı alerjileri olduğunu tespit etmeleri gerekiyor. Yabani ot mu, arpa mı, çavdar mı, köpek tüyü mü, bunların hangisine karşı alerjisi varsa ona karşı uyanık olması lazım. Ot polenlerine karşı duyarlı olanlar pikniklerini deniz kenarında yapacaklar, ağaç polenlerine duyarlı olanlar çamlık alana gitmeyecekler. Ev tozuna duyarlı olanlar ona göre tedbirlerini alacaklar. Dolayısıyla öncelikle bir alerjileri varsa kişide alerjinin etkeninin saptanması hangi etkene karşı alerjisi var onun ortaya çıkarılması gerekir SDÜ Araştırma Uygulama Hastanesi’nde alerji testleri yapılabilmekte. Tanıyı koyduktan sonra alerjiden kaçınma ve aşı tedavisi ile yüzde 80 oranında başarılı sonuç elde edilebilmekte. Bu tedaviyle astımda korunmak mümkün. Eğer tedavi olunmaz ise ileri astım ortaya çıkabilmekte. Yani kalıcı astım oluşabilmekte. Bu durumda aşı tedavisi bir işe yaramaz hasta sürekli ilaç kullanmak zorunda kalır” diye konuştu.