Etiket: Cerrahisi

  • Çetintaş, Memorial Antalya Kalp Cerrahisi ekibine katıldı

    Memorial Antalya Hastanesi uzman ve akademisyen kadrolarını güçlendirmeye devam ediyor. Op. Dr. Ahmet Taner Çetintaş, Memorial Antalya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nde tam zamanlı hasta kabulüne başladı.

    1970 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Op. Dr. Ahmet Taner Çetintaş, tıp fakültesi eğitimini 1988 -1994 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamladı. 1994 yılında Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi ihtisasına başlayan Op. Dr. Çetintaş, 1996 yılında Hollanda’da Dijgitz Thorax Centrum University of Roterdamm’da çalıştı. 2000 yılında Türkiye’ye dönen ve Yüksek İhtisas Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi ihtisasını tamamlayan Op. Dr. Çetintaş, 2005 yılına kadar Ankara’da kalp cerrahisi konusunda çalışmalarına devam etti. Kasım 2005’ten bu yana Antalya’da birçok kamu ve özel hastanede görev yapan Çetintaş, Memorial Antalya Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’ne katıldı. Op. Dr. Çetintaş, bu alanda özellikle total arteriyel revaskülarizasyon, minimal invaziv kalp cerrahisi, mitral onarım, çalışan kalpte bypass, aort cerrahisi ile TEVAR-EVAR gibi komplike işlemlerini başarıyla uyguluyor.

  • Uyku Apnesi Ve Horlama Cerrahisi Samsun’da Masaya Yatırıldı

    Büyük Anadolu Hastaneleri “Uyku Apnesi ve Horlama Cerrahisi” konulu 2. Akademik Sempozyumu’nda uyku apnesi ve horlama cerrahisi enine boyuna tartışıldı.

    Sheraton Otel’de düzenlenen “Uyku Apnesi ve Horlama Cerrahisi” konulu 2. Akademik Sempozyumu’na; Büyük Anadolu Hastaneleri İcra Kurulu Başkanı Dr. Hakan Taşlı, Samsun Büyük Anadolu Hastanesi Genel Müdürü Güner Armutlu, Büyük Anadolu Hastanesi Kulak Burun Boğaz(KBB) Hastalıkları ve Baş, Boyun Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Erdal Seren, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Uyku Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Derya Karadeniz, Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri Kurumsal İlişkiler ve İş Geliştirme Müdürü Fatih Esen ve alanında uzman doktorlar katıldı. Büyük Anadolu Hastanesi’nin bu yıl ikincisini düzenlediği sempozyuma konuşmacı olarak; Büyük Anadolu Hastanesi Kulak Burun Boğaz(KBB) Hastalıkları ve Baş, Boyun Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Erdal Seren ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Uyku Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Derya Karadeniz katıldı.

    KARADENİZ: “HASTAYA TANIYI İYİ KOYMAK GEREKİYOR Kİ TEDAVİYİ YAPABİLELİM”

    Hastada sadece apneye değil arka plandaki uykudaki solunum bozukluğuna iyi bakmak gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Derya Karadeniz, “Hastaya tanıyı iyi koymak gerekiyor ki tedaviyi yapabilelim. Bir de henüz hastalık olarak kabul edilmeyen, kenarda duran ama bilgi birikimi ileride bize bunlarında hastalık olduğunu bize göstereceği iki durum var. Bu da horlama ve uykuda inleme. Bunlarda solunum düzensizliği ile giden durumlardır” dedi.

    SEREN: “İLK APNE CERRAHİSİ MİLATTAN ÖNCE YAPILDI”

    Anadolu’da ilk apne cerrahisinin Milattan Önce uygulandığını söyleyen Doç. Dr. Erdal Seren, “Zonguldak Ereğli’de yapılan bir uygulama. Belki de ilk cerrahi teknik bu. M.Ö. 360’da Karadeniz yaşayan Kral Dionysius çok şişman birisi. Uykuda nefesinin durmasını cilt altına yağ dokusuna iğne batırarak kas dokusuna değerek uyandırmaya çalışıyorlardı. İlk apne cerrahisi uygulaması bu diyebiliriz. Apne cerrahisinde başarılı olmak için ilk olarak apne ve horlamanın neden arttığını belirlemek lazım. Neyi çözeceğimizi bilmek için neden olduğunu bilmemiz lazım” diye konuştu.

    “UYKU APNESİ BÜYÜK BİR KİTLEYİ ETKİLEMEKTEDİR”

    Horlamanın çok ciddi bir sağlık problemi olduğunu söyleyen Doç. Dr. Erdal Seren, “Toplumumuzda çok sık görülmektedir. Erkeklerin yaklaşık yüzde 55’i, kadınların yüzde 45’i ara ara horlamaktadır. Horlamaktan daha önemli gece uykuda 10 saniye ve üzeri nefes durması şeklinde tanımladığımız uyku apnesi de çok önemlidir. Uyku apnesi yüzde 4-5’lere kadar çıkmakta ve bu da büyük bir kitleyi etkilemektedir. Aynı zamanda kalp hastalıklarının, inme, yüksek tansiyon gibi hastalıkların bile zeminini hazırlamaktadır. Dolayısıyla bu uyku apnesinden muzdarip olan kişiler sadece sağlık ile ilgili değil, sosyal problemler de yaşamaktadır. Bunlarda trafik kazası riski 7 kat fazla, iş gücü kayıpları 13 kat fazladır. Yine evlilik ile ilgili problemler yaşanmaktadır. Bizde hastanemizde uyku apnesiyle ilgili cerrahi tedavi uygulayarak şuana kadar 100’ün üzerinde Samsun’dan ve çeşitli illerden gelen hastalar oluşturmaktadır” diye konuştu.

    “HEM HORLAMA APNE CERRAHİSİNDE HEM DE DİYABET CERRAHİSİNDE BÜYÜK BİR DONANIMA SAHİBİZ”

    Hastane olarak hem diyabette hem de horlama apne cerrahisinde büyük bir donanıma sahip olduklarının altını çizen Seren, “Sağlık kenti vizyonu içerisinde olan Samsun’a aynı zamanda bu cerrahi tedaviler büyük bir ivme kazandıracaktır. Özellikle şehir dışından gelen hastalarımızın Samsun’un hem ekonomisine hem de burada şifa bulmaları bizim için hem sevinç hem de gurur kaynağıdır. Büyük Anadolu Hastanesi olarak hem horlama apne cerrahisinde hem de diyabet cerrahisinde büyük bir donanıma sahibiz. Sadece bölge olarak değil, gelen hasta profillerine baktığımızda Türkiye’nin her tarafından hastalar geldiği için önemli bir horlama ve apne cerrahi merkezi konumuna gelme aşamasındayız” şeklinde konuştu.

  • Burun Estetiğin De Devrim; Piezo Cerrahisi

    Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr.Cevdet Murat Akagün, burun estetiğinde piezo cerrahisinin devrim niteliğinde olduğunu söyledi.

    Piezo cerrahisi ya da ultrasonik kemik şekillendirme yöntemi olarak bilinen bu yöntemin cerrahi teknik olarak kullanıldığını anlatan Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr.Cevdet Murat Akagün, “Piezo elektrik özellik gösteren malzemelerin elektrik enerjisine mekanik enerjiye ve mekanik enerjiyi de elektrik enerjisine dönüştürmesi esasına dayanmaktadır ayrıca ultrasonik dalgaları üretmede kullanılan en önemli prensiplerden biridir. Bu yöntemle ameliyat sonrası şişlikler diğer törpü yöntemlerine göre daha az olmakta morarma olmamakta hasta sosyal yaşantısına daha erken dönmektedir” dedi.

    Piezo elektriğin burun estetiği operasyonlarında kullanılmasının hem hastalara hem de hekimlere çeşitli avantajlar sağladığını anlatan Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr.Cevdet Murat Akagün, “Bunların başlıcaları; Son derece hassas kesimlere olanak sağlaması; Hekim açısından kullanım kolaylığı; Kemikte kesim yapıldığı için yumuşak dokuya hiç bir şekilde zarar vermemesi; Burun kemiğinde çekiç; keski ve törpü kullanılırken son derece travmatik olan yöntem terk edilmektedir. Daha hassas ince, zarif bir burun cildi oluşturulmaktadır. Dokulara saygılı bir operasyona olanak sağlamaktadır. İyileşme daha hızlı ve çabuk olmaktadır. Yumuşak dokuya ve burun içi mukozasına zarar vermediği için çok az kanamanın ortaya çıkması sağlanmaktadır. Travmatik sonuçları azalttığı için ameliyat sonrası şişlik ve morlukların daha az görülmesi sağlanmaktadır. Gördüğümüz üzere bundan sonraki süreçte çok daha hassas çok daha az travmatik ve dokulara saygılı piezo elektrik burun estetiği operasyonlarında dünya genelinde daha sık kullanılmaya başlanacaktır. Benimde amacım tüm dünyada yeni yeni kullanılmaya başlanan bu yöntemi çağın gerisinde kalmadan beceri ve tecrübelerimle hastalarım en iyisi yapabilmektir. Klasik osteotomi (kemik kesme) yöntemlerinde kullanılan çekiç ve keski ile düzgün hattı oluşturmak hemen hemen imkansızdır. Piezo cerrahi ile yapılan burun estetik ameliyatlarında kemikleri istediğimiz açılarda ve düzgün olarak şekillendirebiliyoruz ve bunun sonucunda burunları daha zarif, doğal, ince ve fotojenik bir sonuç elde ediyoruz” diye konuştu.

    Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr.Cevdet Murat Akagün, cerrahi sonrası daha ince düzgün yüzeyli bir burun oluşturulduğunu ve revizyon cerrahisine çok daha az ihtiyaç duyulduğunu ifade ederek, “Biz estetik cerrahlar bunu altın oran ile tanımlamaktayız. Yüz organlarının burun, dudak, kulak, gözler arasındaki mesafe ve çenenin bunlara olan uzaklıkları ya da oranlarındaki değişiklikler fotojeniteyi ve güzelliği belirlemektedir. Bu durumda kişinin daha güzel veya daha çirkin görünmesine neden olduğu varsayılmaktadır.” dedi.

  • Piezo Cerrahisi İle Daha Zarif Bir Burun

    Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Cevdet Murat Akagün, piezo cerrahisi ile daha zarif bir buruna sahip olunabileceğini belirtti.

    Piezo cerrahisi ya da ultrasonik kemik şekillendirme yöntemi olarak bilinen bu yöntemin cerrahi teknik olarak kullanıldığını anlatan Op. Dr. Cevdet Murat Akagün, “Piezo elektrik özellik gösteren malzemelerin elektrik enerjisine mekanik enerjiye ve mekanik enerjiyi de elektrik enerjisine dönüştürmesi esasına dayanmaktadır ayrıca ultrasonik dalgaları üretmede kullanılan en önemli prensiplerden biridir. Bu yöntemle ameliyat sonrası şişlikler diğer törpü yöntemlerine göre daha az olmakta morarma olmamakta hasta sosyal yaşantısına daha erken dönmektedir.” dedi.

    Piezo elektriğin burun estetiği operasyonlarında kullanılmasının hem hastalara hem de hekimlere çeşitli avantajlar sağladığını belirten Op. Dr. Akagün, “Bunların başlıcaları son derece hassas kesimlere olanak sağlaması, hekim açısından kullanım kolaylığı, kemikte kesim yapıldığı için yumuşak dokuya hiçbir şekilde zarar vermemesi, burun kemiğinde çekiç, keski ve törpü kullanılırken son derece travmatik olan yöntem terk edilmektedir. Daha hassas ince, zarif bir burun cildi oluşturulmaktadır. Dokulara saygılı bir operasyona olanak sağlamaktadır. İyileşme daha hızlı ve çabuk olmaktadır. Yumuşak dokuya ve burun içi mukozasına zarar vermediği için çok az kanamanın ortaya çıkması sağlanmaktadır. Travmatik sonuçları azalttığı için ameliyat sonrası şişlik ve morlukların daha az görülmesi sağlanmaktadır. Gördüğümüz üzere bundan sonraki süreçte çok daha hassas çok daha az travmatik ve dokulara saygılı piezo elektrik burun estetiği operasyonlarında dünya genelinde daha sık kullanılmaya başlanacaktır. Benim de amacım tüm dünyada yeni yeni kullanılmaya başlanan bu yöntemi çağın gerisinde kalmadan beceri ve tecrübelerimle hastalarım en iyisi yapabilmektir” diye konuştu.

    Klasik osteotomi (kemik kesme) yöntemlerinde kullanılan çekiç ve keski ile düzgün hattı oluşturmanın hemen hemen imkansız olduğunu anlatan Op. Dr. Akagün, “Piezo cerrahi ile yapılan burun estetik ameliyatlarında kemikleri istediğimiz açılarda ve düzgün olarak şekillendirebiliyoruz ve bunun sonucunda burunda daha zarif, doğal, ince ve fotojenik bir sonuç elde ediyoruz. Cerrahi sonrası daha ince, düzgün yüzeyli bir burun oluşturulmakta ve revizyon cerrahisine çok daha az ihtiyaç duyulmaktadır. Biz estetik cerrahlar bunu altın oran ile tanımlamaktayız. Yüz organlarının burun, dudak, kulak, gözler arasındaki mesafe ve çenenin bunlara olan uzaklıkları ya da oranlarındaki değişiklikler fotojeniteyi ve güzelliği belirlemektedir. Bu durumda kişinin daha güzel veya daha çirkin görünmesine neden olduğu varsayılmaktadır” şeklinde konuştu.

  • Çocuk Cerrahisi Profesörleri Ahmet Yesevi Üniversitesi’nde

    Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığının hazırlayıp organize ettiği program çerçevesinde Ahmet Yesevi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde hizmet vermek üzere bulunan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Zafer Türkyılmaz ile Prof. Dr. Ramazan Karabulut, çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.

    Ahmet Yesevi Üniversitesi Hastanesi ile Türkistan Şehir Hastanesi’nde 50’ye yakın çocuk hastayı tedavi eden ve 20’den fazla çeşitli “stoma” kapatılması, “sindaktili thyreoglossal” kist ve “hypospadias” ameliyatını ücretsiz gerçekleştiren Türkyılmaz ile Karabulut’a hasta ve hasta yakınları yoğun ilgi gösterdi.

    Tatil günlerinde bile çalışmalarını sürdüren Türkyılmaz ve Karabulut, her akşam bir organizasyona konuk edildi. Doktor, hasta ve hasta yakınları, Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı’na ve Prof. Dr. Zafer Türkyılmaz ile Prof. Dr. Ramazan Karabulut’a teşekkürlerini ilettiler.