Etiket: Çene

  • Çene şekli güzelliği etkiliyor

    Çene şekli güzelliği etkiliyor

    Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrah Doç. Dr. Karaca Başaran, çene şeklinin güzelliği etkilediğini belirtti.

    Çenenin alt yüzün en önemli estetik komponenti olduğunu dile getiren Doç. Dr. Karaca Başaran, “Burunla birlikte tüm yüzün şekil ve profilini belirler. Yaşlanma ile birlikte kemik yoğunluğu azalır, yüzdeki yumuşak doku desteği zayıflayarak çenenin yavaş yavaş gerilemesine neden olur. Bu ise daha küçük veya “zayıf” çenenin ortaya çıkması ile sonuçlanır. Zayıf çene burun ve üst dişlerin daha belirgin gözükmesine, çene ve boyut hattının ise belirsizleşmesine neden olabilir. Çene implantı cerrahisi çenenin boyut ve yönelimini arttırarak veya değiştirerek bu problemleri ortadan kaldırmanın bir yoludur” dedi.

    Çene büyütme veya mentoplasti olarak da bilinen çene implantının çene ve gıdık hattını güçlendirmek için yapıldığını ifade eden Doç. Dr. Karaca Başaran, “Böylece bu yapılar simetrik ve yüzün geri kalanı ile orantılı hale getiriler. Çene implantının amacı çene ve yüzün geri kalanı arasında daha iyi bir denge yaratarak hastanın profilini iyileştirmektir.

    Çene gelişimi iyi olmayan kadın ve erkekler çene implantı cerrahisi mükemmel adaylardır. Küçülen çene yüz profilinin dengesini bozar ve eğer burun büyükse bu dengesizlik daha belirgin hale gelir çünkü çene daha da küçük gözükür. İyi gelişmemiş çenenin nedeni altta yatan boyun yapılarının hacimli olmasına bağlı olabilir, bu şekilde çene altında dolgunluk hissi olur, çene hattının belirginliği azalır ve sahte bir tombul yüz görünümü olur. Çene implantı tek başına yapılabileceği gibi başka yüz cerrahileri ile birlikte de yapılabilir ve yüzün tümden güzelleşmesinde yardımcı olan en etkili prosedürlerden bir tanesidir” diye konuştu.

  • Çene problemlerine dikkat

    Çene problemlerine dikkat

    Özellikle alt ve üst dişlerinde oturma (oklüzyon) bozukluğu olmayan hastalarda kullanımının oldukça iyi sonuç vereceğini belirten Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op.Dr.Diren Çelik, çene dolgusu konusunda bilgilendirdi.

    Op.Dr.Diren Çelik, “Oklüzyon bozukluğu olan hastalar için çözüm ortodontik tedaviyi takiben yapılacak ameliyatlardır. Yüzde diğer bölgelerde kullandığımız hyaluronik asit, çene dolgusu için de en sık kullandığımız malzeme olup yaklaşık bir yıl kalıcılığa sahiptir. Bunun dışında kullanılan diğer materyaller ise , hastaların kendi vücudundan elde edilen yağ hücreleri veya kalsiyum hidroksiapatit benzeri kemiği taklit eden ürünlerdir. Özellikle kalsiyum hidroksiapatit ömür boyu kalıcı olması açısından oldukça avantajlıdır. Yağ enjeksiyonları ise çok değişken olmakla birlikte ortalama iki yıl kalıcılık sağlayabilir” dedi.

    Hyaluronik asit ve kalsiyum hidroksiapatit uygulamaları oldukça basit ve kısa sürede uygulanabilir prosedürler olduğunu dile getiren Op.Dr.Diren Çelik, “Yağ enjeksiyonları için ise karın, basen vb. bölgelerden yağ alma ihtiyacı olacağından ameliyathane koşulları gerekli olacaktır.” Dedi.

    Özellikle tüm çene kemiği deformasyonları veya anomalilerine bağlı olarak ısırma bozukluğu olan hastalarda çene dolgusu görüntü olarak fayda sağlasa dahi ısırma bozukluğunu düzeltmeyeceğini ifade eden Op.Dr.Diren Çelik, “Bu tür beklentileri olan hastalarımız için cerrahi müdahele gerekli olacaktır. Burun ameliyatları estetik cerrahinin en sık yapılan ameliyatlarıdır. Bu ameliyat sırasında, nefes alma konusunda iyileştirmek amacıyla bir grup kıkırdak çıkarılmaktadır. Bu kıkırdakların bir kısmı greft olarak burun içerisinde kullanılırken diğer kısmı atılmaktadır. Çene ucunda uzatma düşündüğümüz hastalarda bu kıkırdak dokularını çok küçük parçalar haline getirip, istediğimiz şekle soktuktan sonra çene ucuna yerleştirebiliriz. Bu işlem sonucunda ulaşılacak sonuç kalıcı olacaktır.” şeklinde konuştu.

  • Yüzün eşsiz kriteri: Çene

    Dr. Ali Teoman Tellioğlu, çene bölgesinin yüz güzelliğinde önemli noktalardan biri olduğunu söyledi.

    Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrah Prof.Dr. Ali Teoman Tellioğlu, “Yüz bölgesinin önemli bir parçası olan çene bölgesi, yüz güzelliğinin en önemli noktalarından birini oluşturmaktadır. Çene ucunun doğuştan gelen bir yapısal bozukluğu veya gelişememesi durumunda ya da sonradan oluşmuş deformasyonlar sebebiyle estetik çene ucu ameliyatları yapılmaktadır” dedi.

    Estetik çene ucu ameliyatlarının genellikle büyütme işlemlerini içerdiğini ve zayıf bir çene görünümünü iyileştirmeye yardımcı olduğunu belirten Dr. Tellioğlu, “Estetik çene ucu ameliyatları, yüz özelliklerine uyumlu bir denge sağlar ve yüz profilini geliştirir. Çene ucu estetiği kalıcı veya geçici olarak yapılabilir. Geçici Çene Ucu Estetiği Hyaluronik asit içeren dolgular ile yapılır. Muayenehane ortamında yapılan bu küçük müdahale sonrası hasta normal yaşamına devam edebilir. Kalıcı Çene Ucu Estetiği Kişinin kendi yağı ile ya da dışarıdan protez konularak yapılır. Bunlardan hangisinin seçileceğine hekim ve hasta beraber karar verirler. Asimetriler yani çenenin bir tarafının diğerinden büyük olmasına sıklıkla rastlanabilir, bunlar da yağ grefti ile simetri sağlanabilir” ifadelerini kullandı.

    Estetik çene ucu ameliyatlarının genellikle daha tatmin edici bir yüz oranlarına ulaşmak için rinoplasti ile birlikte yapıldığını ve hastalar için doğal bir görünüm sağladığına dikkat çeken Dr. Tellioğlu, “Estetik çene ucu ameliyatları, genel dengeli ve hoş bir görünüm elde etmede rinoplasti kadar önemlidir. Estetik çene ucu ameliyatları yüz estetiği ameliyatları ile de beraber yapılabilir. Estetik çene ucu ameliyatları, çenelerinin görünümünden ve yüz özelliklerinin genel dengesinden memnun olmayan hastalar için kalıcı, doğal görünümlü bir çözüm sağlar” diye konuştu.

    Estetik çene ucu ameliyatının nasıl yapıldığına dair bilgiler de paylaşan Dr. Tellioğlu, “Eğer çene protezi kullanılacaksa çene altındaki cilt kırışıklığında yapılan küçük bir insizyondan yerleştirilir. Protez, kemiğin yüzeyine yerleştirilir. Bazı cerrahlar ağızdan bir insizyon kullanırlar, ancak gereksiz yere protezi bakterilere maruz bıraktığını ve düşünülmektedir. Eğer yağ dokusu ile büyütme yapılacaksa kişinin kendi yağ dokusu enjektörlerle cilt üzerinde bir kesi yapmaksızın çeşitli seviyelere, istenildiği kadar verilir. Bu yağ dokusu depolanıp gerekirse sonradan tekrar da verilebilir. Operasyon sonrası birkaç gün dinlenme şişlerin geçmesi açısından yararlı olur, takiben kişi iş yaşamına geri dönebilir. Eğer protez konulmuşsa 1. ayda tamamen düzelme olur. Yağ dokusu ile estetik yapılırsa hastanın kilosuna çok dikkat etmesi özellikle erken dönemde kilo vermemesi önerilir çünkü aşırı diyet konulan yağları da eritir, bu tür uygulamalarda kilo dalgalanmalarından kaçınmak gerekir” açıklamalarında bulundu.

  • Dünyanın ilk çene protezli caretta carettası müzede sergileniyor

    Dünya’nın ilk çene protezli caretta carettası, Muğla’nın Ortaca ilçesindeki Deniz Kaplumbağaları Müzesinde sergileniyor.

    Dalyan Mahallesi İztuzu Sahilindeki, Deniz Kaplumbağaları Araştırma, Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezinde (DEKAMER) 2015 yılında dünyada ilk kez 3 boyutlu yazıcı ile üretilen çene protezi takılan AKUT-3 isimli caretta caretta, Deniz Kaplumbağaları Müzesinde sergileniyor.

    Cam bölmede muhafaza edilen caretta caretta, ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor.

    AKUT-3 ismini verdikleri kaplumbağaya,2015 yılındaki Uluslararası Deniz Kaplumbağaları Sempozyumu esnasında, uluslararası bir ekibin katılımıyla yapılan operasyon ile dünyada ilk defa 3D çene protezi takıldığını hatırlatan Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve DEKAMER Müdürü Prof. Dr. Yakup Kaska, Kaplumbağanın merkeze ilk geldiği zaman alt çenesinin adeta bir balta ile kesilmiş gibi olduğunu dile getirdi.

    Tomografi çekilmesinin ardından eksik kısmın tamamlandığını aktaran Prof. Dr. Kaska; “Bu tamamlanan parça takıldı, yaklaşık 2 yıl Kaplumbağa normal faaliyetlerini sürdürebildi. İkincil komplikasyonlarının diğer sorunları ile birleşmesiyle kaplumbağamız maalesef yaşamını yitirdi” diye konuştu.

    Dünyaya örnek olan çalışmanın müzede sergilenmesine karar verdiklerini ifade eden Prof. Dr. Kaska, “Burada kaplumbağamızı sabitledik. Müzemizi ziyaret eden herkes, bir kaplumbağaya ilk defa Türkiye’de 3D çene protezi takıldığını öğrenmiş olacak” dedi.

  • Kök hücreden kemik üretildi, çene kemiğine nakledildi

    İstanbul (İHA) – 17 yaşında çene kemiği tümörü teşhisi konulan ve defalarca ameliyat olmasına rağmen hiçbir sonuç alamayan Neslihan Karakışlar’ın, Türk doktorların 7 yıllık çalışması yeniden hayata tutunmasına sebep oldu.

    Karakışlar’a kadavra kemiğine yağdan elde edilen kök hücreleri eklendi ve canlandırıldı üç boyutlu simülasyonla birebir çene kemiği üretilerek nakil yapıldı. Sağlığına kavuşan genç kız, “İyileşeceğime inanıyordum gözüm arkamda kalmadı” dedi. Çalışma çeşitli nedenlerle kemik kaybına uğramış milyonlarca hastaya da umut kapısını araladı.

    Bursa’da 2005 yılında geçirdiği kaba kulak hastalığı sonrasında çene kısmında teşhis edilen tümör sonrasında hayatı kabusa dönen Neslihan Karakışlar, henüz 17 yaşındayken çene kemiği tümörü nedeniyle defalarca bıçak altına yattı, önce alt çene kemiğinin 17 cm’lik kısmını kaybetti ardından leğen kemiğinden alınan parça ile kemik nakli yapıldı ancak enfeksiyon kaptı. Tam umudunu kaybettiği anda “biyokemik” projesi genç kızın yüzünü güldürdü.

    “Gözüm arkamda kalmadı”

    Türk doktorların devrim niteliğindeki çalışmalarının sonucu hayata yeniden tutunan genç kız, düzenlenen basın toplantısıyla yaşadığı süreci anlattı. Sağlığına kavuştuktan sonra geleceğe umutla bakarak evlilik hazırlıkları yapan genç kız, “Herkese canı gönülden tek tek teşekkür ediyorum. 14 yaşında bu hastalıkta tanıştım. Bursa’da tedavi gördüm ama hastalığımın adı ne bilinmiyordu. Mehmet hocam hastalığımı anlattı ve neler yapacağımız anlattı. Hiçbir şekilde gözüm arkamda kalmadı. Ameliyatlara başladık tabi ki aksaklıklar oldu benden kaynaklanan ama hepsini atlattım onların sayesinde ve bugünlere geldim. Önce leğen kemiğinden parça alındı ama o olmadı. Enfeksiyon kaptım ve uzun süre bekledim. Hiç geçmeyecek gibi geçti ama zorlu süreçti. Artık alışmıştık. Bana ilk yeni bir çene kemiği yapılacağını söylediklerinde biraz bekleyeceğimi söylediler ben de kabul ettim. Gözle görünür şekilde bir değişiklik var. Turizmciyim. Artık çalışıyorum ve evlendim de” diye konuştu.

    Gelecek için ilham kaynağı

    Bugüne kadar yalnızca 3 cm’lik kemiklerin nakil edilebildiğini 17 cm’lik geliştirilen bir yarım çenenin doku uyumunu nasıl sağladığını ise operasyonu gerçekleştiren ekip anlattı. Prof. Dr. Mehmet Veli Karaaltın’ın çalışmanın da önce hayvanlar üzerinde pilot olarak denendiğini belirterek Dünya’da örneğinin olmadığını belirtti. Prof. Dr. Mehmet Veli Karaaltın özellikle doku mühendisliğinin gelecekte bir çok tedavide alternatif sunacağını söyleyerek, “Hayatlarını kaybeden insanların organlarını bağışladığını ve bir de dokularını bağışladıklarını düşünün. Doku bankası gibi ihtiyaç halinde istediğinizde bunu tekrar canlandırmak için hastanın kendi kök hücrelerini kullanarak iskeleye yüklenerek tekrar canlı hale gelen dokulu canlandırıyorsunuz. Bunu karaciğer, kalp, göz de olabilir. Bu gelecek için temeller atılmalı Neslihan’da o ilhamın başlangıcı” diye konuştu.

    Ne yapıldı?

    Prof. Dr. Mehmet Veli Karaaltın’ın yapılan operasyon hakkında şu bilgileri verdi: “Dünyada bu örnek ta başına dönecek olursak çene kemiği açısından ilk. 7 yıl uğraştık ve 5 yılda da başarıyı elde ettik. Toplam 12 ameliyat geçirdi Neslihan Karakaşlılar. Şimdi burada hastalıklı bir kemik vardı. Tedavi etmek için de neredeyse çenenin yarısını aldık. O süre içerisinde de leğen kemiğinden aldık fakat başarısızlıkla sonuçlandı. Sonra bu fikirle ilham kaynağı oldu Neslihan’ın başka bir yerinden kemik almadan kadavradan alınan kemikle tekrardan kök hücresiyle canlandırarak çcok şükür başardık. Bence en önemli nokta Neslihan’ın başka bir yerinden parça almadan bu işlemi gerçekleştirdik.

    “İlk insan oldu”

    Prof. Dr. Ercüment Ovalı da kemik kayıplarının önemli bir sorun olduğunu canlı kemik naklinin halen daha uygulanmadığına dikkat çekerek, “Canlı kemik nakli yapılamamakta. Ancak doku mühendisliği ile hastanın sorununa çözüm üretmek istedik. Laboratuvar sürecinde kemiğin üzerinde değişik kanallar açarak yapay damar kanalları açarak hastadan alınan kök hücreleri kemiğin içine yerleştirerek canlanmasını sağlamak istedik. Elde edilen pıhtı kaynağını kemiğin içine yerleştirmek istedik. Dolayısı ile bir araya gelerek ilk insan uygulamasına başladık.”