Etiket: Celep

  • Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı yeniden Celep

    Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanlığı’na mevcut başkan Birol Celep seçildi.

    Ege Kuru Meyve ve Mamülleri İhracatçıları Birliği Seçimli Olağan Genel Kurul Toplantısı birlik binasında gerçekleştirildi.

    Toplantıda konuşan Birol Celep, firmaların yeni üretim ve pazarlama tekniklerini hayata geçirmesi, rekabet güçlerinin artırılması ve kademe atlamaları için Kuru Meyve Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi (UR-GE) Projesi’ni başlatma kararını aldıklarını ifade ederek, “Projeyle katma değerli ürün ihracatını artırmayı hedefliyoruz. Biz artık yeni şeyler söylemek gerektiğini, yeni projeler ve yeni bir bakış açısı ile sektörün yaşadığı sorunlara çözüm bulunması gerektiğine inanıyoruz. Bunun için kısa vadeli ve bireysel fayda getirecek yaklaşımlar yerine, orta ve uzun vadeli ve sektörün tamamına fayda sağlayacak bir yaklaşım sergilenmesinin ülkemiz, sektörümüz ve firmalarımız için daha hayırlı sonuçlar doğuracağına inanıyoruz” dedi.

    2023 hedefleri

    Kuru meyve sektöründe dünyada ihracatta lider konumunda olunsa da sektörün ihracatının son yıllarda 1.3-1.4 milyar dolar aralığında sıkışıp kalmış durumda olduğunu dile getiren Celep, “Kuru meyve sektörünün 2023 yılı için belirlediği 3 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşması ve mevcut potansiyelimizi en etkili şekilde ihracatımıza yansıtabilmek için, sektör paydaşları olarak bir arada olmalı, kısa-orta-uzun vadeli stratejilerimizi gözden geçirmeliyiz. Şayet üniversitelerle iş birliği, Ar-Ge, tasarım vemarkalaşma gibi birçok aşamada yol kat edersek, tüm paydaşlarımızın güç birliği ile, daha katma değerli ürün ihracatına odaklanır, böylece 2023 hedeflerine ulaşırız” diye konuştu.

    Tek listeyle gidilen seçimde üyeler oylarını kullanırken, 76 oyun tamamını alan Birol Celep yeniden başkanlığa seçildi.

  • Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçılar Birliği Başkanı Celep: “Kuru üzüm çıkışı 180 milyon liralık bir katma değer oluşturdu”

    Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçılar Birliği Başkanı Birol Celep, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın bir dokunuşu ile kuru üzümde 180 milyon liralık bir katma değer oluşturulduğunu belirterek, sektörün birçok üründe piyasayı düzenleyecek bu tür dokunuşlara ihtiyaç duyduğunu söyledi.

    Ege İhracatçı Birliklerinde (EİB) İzmir Medya Platformu üyeleri ile bir araya gelen Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçılar Birliği Başkanı Birol Celep, iyi bir planlama ile Türk ürünlerinin hak ettiği değerden satılmasını istedi. Birçok ürünün dünyadaki piyasa değerinin çok altında iç ve dış piyasada alıcı bulduğundan yakınan Celep, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın bu yıl kuru üzüm için yaptığı küçük bir çıkışın 180 milyon liralık bir katma değerin oluşmasına neden olduğunu dile getirdi. Bakan Fakıbaba’nın sezon başında ‘Kuru üzüm fiyatı 4 liranın altına düşmeyecek’ diye açıklama yapması ile üzüm fiyatlarının 3-3,5 liraya düşmesinin önlendiğini anlatan Celep, “Bakanımızın küçük bir dokunuşu ile 180 milyon liralık bir katma değer oluştu. Üstelik TMO sadece 4 bin 800 ton kuru üzüm alarak bunu başardı. Eğer bir 2-3 bin ton daha mal alsaydı yüzde 10 daha yukarı çıkardı. Bu sayede üreticimiz ve sanayicimize olan katma değer 200 milyon Türk lirasını bulurdu. Bu tür dokunuşları diğer alanlarda da görmek istiyoruz” dedi.

    “Kuru meyve ihracatımız miktar bazında 410-470 bin ton”

    Sektörün güçlü ve zayıf yanlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Celep, Türkiye’nin çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir, kuru kayısıdaki mevcut verilerini basın mensupları ile paylaştı. Kuru meyve ihracatında çekirdeksiz kuru üzümün yüzde 54, kuru kayısının yüzde 16, kuru incirin ise yüzde 15’lik paya sahip olduğunu ifade eden Celep, “2016 yılında kuru meyve ihracatımız, Türkiye genelinde bir önceki yıla göre miktar bazında yüzde 7’lik artış kaydetse de değer bazında maalesef yüzde 3’lük düşüş kaydetti. İhracatta en önemli pazarlarımızdan İngiltere ilk sırada yer alırken, bu ülkeyi Almanya ve Hollanda takip ediyor. Kuru meyve sektörünün geleneksel ihraç pazarı olan Avrupa Birliği, ihracatımızda halen yüzde 65’lik payla ilk sırada yer alıyor. 2017 yılı ihracat tahminimiz miktarda 500 bin ton, değerde ise 1 milyar 400 milyon dolar düzeyindedir. 2012-2016 yılları arası Türkiye geneli kuru meyve ihracatımız miktar bazında 410-470 bin ton arasında, değerde ise 1,3 milyar dolarla 1,45 milyar dolar arasında değişiyor” dedi.

    İhracattaki artışın 2017 yılında da miktar bazında artmaya devam ettiğine dikkat çeken Celep, “2017 yılının ilk 10 ayı kuru meyve ihracatı geçen yıl aynı dönemi ile karşılaştırıldığında miktarda yüzde 11,6 oranında artış görülürken, değerde ise yüzde 4,7 oranında gerileme kaydedilmiştir. Son iki aydaki artışla birlikte en azından geçen yılın 1.3 milyar dolarlık seviyesine ulaşacağımızı tahmin ediyoruz” diye konuştu.

    Türkiye’deki planlama eksiklikleri ve piyasanın iyi düzenlenmemesinden fiyatların aşırı düştüğüne vurgu yapan Celep, kuru üzüm örneğini verdi. Celep, “İran bugün kuru üzümünü bin 700 dolara vermiyor, Amerika 3 bin diyor, Afganistan bin 500, bugün bize Özbek heyeti geliyor, onlar bin 600 diyor ama biz bin 400 dolara satıyoruz. Böyle bir şey Allah katında da günah işlemek demektir, biz de maalesef bu günaha aracı oluyoruz” dedi.

  • Birol Celep “Petrolümüz yok ama verimli bir coğrafyamız var”

    Sert kabuklu yemiş, kuru meyve, sebze ve kuruyemiş sektörü ’Birlikten Kuvvet Doğar’ temasıyla düzenlenen uluslararası organizasyonda bir araya geldi. Globus ile Federal Fuar ve Kongre Yönetimi’nin, ’EXCO’ konseptinde düzenlediği NFV EXCO Dried Sert Kabuklu Yemişler, Meyve ve Sebzeler, Lojistik ve Teknolojileri Fuarı ve Konferansı İstanbul’da başladı.

    Türkiye ekonomisine birçok alanda katma değer üreten sert kabuklu yemişler ve kuru meyve sektöre ’Birlikten kuvvet doğar’ teması İstanbul’da buluştu. Kuruyemiş ve kurumeyve sektörüne ilişkin tüm gelişmeler ile hedeflerin sektörün tüm aktörleri tarafından iki gün süresince masaya yatırılacak. Kuruyemiş, kurumeyve üretiminde ilk sıralarda yer alan ve 150 ülkeye ihracat yapan Türkiye, 20 ülkeden satın alma heyetini ağırlayacak.

    Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Birol Celep, TÜKSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Hüsamettin Karaman ve Ulusal Fındık Konseyi Başkanı Sebahattin Arslantürk Globus Fuar ve Kongre Yönetimi Genel Müdürü Özlem Adıgüzel basın toplantısında sektörü değerlendiren açıklamalarda bulundular.

    “2023 hedefimiz 3 milyar dolara ulaşmak”

    Türkiye’nin ihracatında dünya lideri olduğu çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir, kuru kayısının lokomotif görevi gördüğünü kaydeden Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Birol Celep “Geçen sezon 926 milyon dolarlık ihracat rakamına ulaştık ve artan üretimle ihracatın 1,5 milyar dolara çıkabileceğini öngörmekteyiz. Kuru incirde 64 bin, çekirdeksiz kuru üzümde 270 bin, kuru kayısıda 274 bin ton ihracat gerçekleştiriyoruz. Değer bazında da ülkemize daha fazla kazanım sağlamak için yalnızca ihracatımızın değil, sektörün tüm aktörlerinin aynı çatı altında bir araya gelmesi şüphesiz hepimiz için çok faydalı olacaktır. Kuru üzümde İngiltere, Almanya ve Hollanda’da; kuru kayısıda Avrupa Birliği ülkelerinin sofralarının vazgeçilmezi olan Türk incirinde ise Fransa, Almanya ve ABD’ye önemli satışlar gerçekleştirdik. Etkili çalışmalarla Uzakdoğu ülkelerindeki ihracatımız önemli boyutlara ulaştı. 2018 yılında buradaki varlığımızı daha da artırmak öncelikli hedefimiz. Ayrıca ihracatta hedef ülkeler arasında ABD, BAE ve Hindistan da önemli bir yer tutmakta. 2023 hedefimiz olan 3 milyar dolara ulaşmak için her türlü adımı atıyoruz” açıklamasını yaptı.

    Toplantıda kuruyemiş ve kurumeyve sektörünün iç pazar büyüklüğünün 9,1 milyar TL’ye ulaştığını söyleyen Tüm Kuruyemiş Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TÜKSİAD) Başkanı Hüsamettin Karaman, “Hammaddedeki rolümüzü, ABD ve diğer ülkelerde olduğu gibi inovatif projeler geliştirip rekabeti farklı bir boyuta çıkarmamız gerekiyordu. Bugün kapılarını açan organizasyonumuz, sektöre birçok açıdan katkı sağlayacak. Öncelik Türkiye’nin uluslararası markalar oluşturması ve piyasa yapıcı firmalar çıkarması. Ayrıca lojistikte, üretim ve tüketiciye ulaşana kadarki safhada yenilikçi teknolojilerin kullanılmasında önemli bir buluşma noktası olacak. Sektör olarak yaşadığımız sorunlara burada alınacak kararlarla çözüm bulacağız. Gelecek hedeflerimizi, iki gün sürecek konferanslarla çizeceğiz” İfadelerini kullandı.

    “Rekabet çıtasını yükseltecek”

    Başta kayısı, fındık, Antep fıstığı, incir ve üzüm olmak üzere birçok üründe ana üretim merkezi olan Türkiye’nin düzenlenen organizasyonla dünyadaki konumunu daha da güçlendireceğini belirten Globus Fuar ve Kongre Yönetimi Genel Müdürü Özlem Adıgüzel, “Kuruyemiş ve kurumeyvede, tüm dünyanın buluşma noktası, elbette Türkiye olmalıydı. Sektörün buluşma noktası olma iddiamızı, organizasyonumuzla ortaya koyduk. Amacımız, dünya çapında rekabet ve değişen tüketici talepleri doğrultusunda ticaretin ve trendlerin takip edileceği, sektöre yön çizecek küresel bir buluşma noktası olmak” dedi.

    Ulusal Fındık Konseyi Başkanı Sebahattin Arslantürk ise fındık ve mamullerinin Türkiye için çok önemli bir ihraç ürünü olduğunu söyledi. Arslantürk, “Bugün sadece fındık için birkaç milyar dolar ihracattan söz ediyoruz. Bildiğiniz üzere dünya genelinde 2.1 milyar insan aşırı kilolu ya da obez. Sağlıklı beslenme eğiliminin her geçen gün daha da güç kazanması, doğal olan ürünlere talebi artırıyor. Bugün ve yarın gündeme gelecek üretim trendleri, işlemeden, toplamaya, kavrulmaya, lojistik ve tüketiciye ulaşana kadar olan teknolojik yenilikler kaliteyi daha da artırıyor” dedi.

    Yapılan basın toplantısında elde edilen bilgilere göre, kuruyemiş ve kurumeyve sektörünün Türkiye ihracatı ve hedefleri şu şekilde;

    Sektörün toplam iç pazar büyüklüğü: 9,1 milyar TL

    Kuru yemiş sektörünün ihracatı: 2,8 milyar dolar

    Kur meyve sektörünün ihracatı: 1,3 milyar dolar

    Kuru meyve sektörü 2023 ihracat hedefi: 3 milyar dolar

    Kuru yemiş sektörü 2023 ihracat hedefi: 3,5 milyar dolar

    Kuru yemiş sektörü şirket sayısı: 300

    Kuru meyve sektörü şirket sayısı: 350

    En fazla ihracat yapılan kuru yemiş; Fındık, ay çekirdeği, leblebi, Antep fıstığı ve badem

    En fazla ihracat yapılan kuru meyve; Çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı, kuru incir

  • Op. Dr. Celep, şartlara göre en doğru doğum yönetimini açıkladı

    Op. Dr. Ali Metin Celep, ebeveynlerin hangi doğum yönteminin kendileri için uygun olduğunu konusunda bilgi verdi.

    Medicana International İstanbul Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ali Metin Celep, ebeveynlere doğum yönteminin seçimi konusunda önerilerde bulundu. Op. Dr. Celep, ’’Eğer her şey normalse; bebeğin gebelik haftası, kilosu, duruş şekli, plasentanın yeri,annenin kemik yapısı, hipertansiyon, diyabet gibi hastalıklarının olup olmaması, psikolojisi, normal doğum yapmaya ruhen hazır olması, doğumda olabilecek komplikasyonları ve bu komplikasyonların bebeğe ve anneye sonraki yaşamında bırakacağı bulgunun tam ve doğru olarak bilinmesi, doğum yapılacak merkezin fiziki koşulları vs. uygunsa, bebeği doğal yolla dünyaya getirmek en mantıklısıdır” dedi.

    Belirtilen şartlar sağlanamıyorsa yapılacak en doğru seçimin primer sezaryen olduğunu ifade eden Op. Dr. Celep, “Unutulmamalıdır ki sezaryen ,sağlıklı anne ,sağlıklı bebek amacına götüren 2 yoldan biridir. Primer sezaryen, planlı sezaryendir. Normal doğum yapılamayacağı kararı verilmiş ve doğum şekli olarak sezaryen seçilmişse, anne ve bebek için en uygun zaman ve ortamda sezaryen yapılır. ’Bu şartları sağlayamadık ama, dur bakalım bir normal doğumu deneyelim, olmazsa sezaryen yaparız’ düşüncesi doğru bir düşünce değildir. O noktada sezaryen, oluşmuş yada oluşmakta olan bir komplikasyonu engellemek için yapılan bir işlem haline gelir ki ,bu durum sezaryen komplikasyonlarını da artırır’’ şeklinde konuştu.

    Op. Dr. Celep, halk arasında söylenen “Sezaryen ile doğan bebeklerin akciğerleri gelişmiyor, bağışıklık sistemleri zayıf kalıyor” düşüncesine ile ilgili “Anne karnındaki bebeğin akciğerleri sıvı ile doludur. Doğum sırasında doğum kanalından geçerken bu sıvı atılır ve ilk nefes almayla da hızlıca kaybolur. Bu sıvı kaybolmazsa , bebeklerde sık soluma, solunum güçlüğü ve hafif morarma görülebilir. ’Yaş Akciğer Sendromu’ diğer ismi ile ’Yenidoğanın Geçici Takipnesi -TTN’ adı verilen bu durum daha çok sezaryen ile doğumda, diyabetli, astımlı, sigara içen anne bebeklerinde, düşük doğum tartısı ile doğmuş bebeklerde ve hızlı doğumlarda daha sık görülür. Genelde doğumdan sonra 3’üncü günde bebeklerin akciğerleri normal hale gelir. Normal yolla doğan bebeklerin, anne vajinal florasındaki bakterilerle erken karşılaştıkları için bağışıklık sistemleri daha hızlı gelişmektedir. Bunun için son zamanlarda sezaryenle doğan bebeklerde de bağışıklığı kuvvetlendirmek için vajinal tohumlama yapılmasını savunanlar vardır. Ancak bu noktada daha çok bilimsel çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Unutulmaması gereken şey; sezaryenin major cerrahi (büyük ameliyat) bir işlem olduğu ve sadece gerekli endikasyonlarda yapılması gerektiğidir. Bu açıdan bakarak, sezaryen kararı verildikten sonra, yaş akciğer ya da bağışıklık sistemi gelişiminin yavaş olması göze alınabilecek küçük sorunlardır” diye konuştu.

    Sezaryen oranlarının artmasının sebeplerine değinen Op. Dr. Celep, “Günümüzde; daha ileri yaşlarda hamile kalma ve daha az çocuk doğurma isteği, anne adaylarının ağrı eşiğinin kendi annelerine göre daha az olması, internette okudukları olumsuz yorumlar, normal doğumun komplikasyonları veya doğal sonuçlarına katlanmak istenmemesi ve göze alınmaması, hekim üzerindeki medikolegal baskılar, birçok merkezde acil sezaryen olanaklarının tam olmaması gibi birçok sebep nedeniyle sezaryen oranları artmaktadır” şeklinde sözlerini tamamladı.